Uçucu Yağ Taşımacılığı
Parlama Noktası, ADR Kuralları ve Yolda Ölçülmüş Sıcaklık

Bir uçucu yağ yükü yola çıktığında üç soru birden sorulur: o yağın parlama noktası kaçtır, bu yük hangi taşıma kuralına tabidir, ve yolda fiilen hangi sıcaklıklar ölçülür. Üçü aynı soru gibi görünür, üçü ayrı metne bağlıdır. İkincisinin adı bu yazıda en sık geçen kısaltma olacak: ADR, yani Tehlikeli Malların Karayolu ile Uluslararası Taşımacılığına İlişkin Avrupa Anlaşması — karayolunda hangi yükün tehlikeli mal sayıldığını, hangi numara altında taşındığını ve hangi miktar limitlerinin geçerli olduğunu belirleyen uluslararası anlaşma metni. Türkiye bu anlaşmaya 30/11/2005 tarihli ve 5434 sayılı uygun bulma kanunuyla taraf.
Bu metinle ilgili en çarpıcı bulgu baştan söylenebilir: uçucu yağ taşımacılığında on yıllardır herkesin ağzında olan UN 1169 numarası, ADR’nin 2025 metninde artık yok. Tehlikeli malların yirmi kolonlu ana listesi olan Bölüm 3.2 Tablo A’nın yaklaşık 670 sayfalık tam metninde “1169” dizgisi için sıfır eşleşme var; aynı tarama demiryolu karşılığı RID 2025 metninde de sıfır sonuç veriyor. Numaranın nereye gittiği ise bir tahmin değil, ADR’nin kendi alfabetik dizininden okunuyor: Tablo B, hem eski “Extracts, aromatic, liquid” adını hem eski “Extracts, flavouring, liquid” adını tek bir numaraya, UN 1197’ye yönlendiriyor. Bu bulgunun ambalaj grupları, Tablo A kolonları ve miktar limitleriyle birlikte işlendiği yer ayrı bir bölüm; burada anılmasının nedeni, yazının niçin bir sayı tartışmasıyla açıldığını göstermek. Çünkü üç sorudan ilki, yani sayı sorusu, öteki ikisinin kapısı — ve o kapı sanıldığı gibi tek bir rakamla açılmıyor.
Bir uçucu yağın parlama noktasını sorduğunuzda aldığınız sayı, o yağın bir özelliği değildir; belirli bir cihazın, belirli bir yöntemle, belirli bir prosedür altında ürettiği bir sonuçtur. Bu bir yorum değil, standardın kendi metni. Tag kapalı kap yöntemini tanımlayan ASTM D 56, madde 14.2’de yöntemin sapmasının (bias) bulunmadığını şöyle gerekçelendiriyor: “The procedure in Test Method D56 for measuring flash point has no bias since the Tag Flash Point can be defined only in terms of this test method.” Yani standart, ürettiği sayının bir referans doğruya göre ölçülemeyeceğini söylüyor — çünkü karşılaştırılacak bir referans doğru yok. “Tag parlama noktası” ancak bu test yönteminin terimleriyle tanımlanabiliyor. Elimizdeki nüsha standardın 1993 edisyonudur ve güncel edisyonun metni doğrulanamadı; bu yüzden yukarıdaki alıntı, D56-93 edisyonundan okundu kaydıyla veriliyor.
Bu tek cümle, uçucu yağ dünyasında en çok dolaşan sorunun neden eksik kurulduğunu açıklıyor. “Nane yağının parlama noktası kaçtır?” sorusunun cevabı bir sayı değil, bir soru listesidir: hangi yöntemle, hangi cihazla, hangi ısıtma hızıyla, hangi barometrik basınçta, hangi partide, hangi hasat yılında? Bunların her biri cevabı kaydırıyor. Ve kaydırma miktarı tahmin değil, standardın kendi tolerans beyanında yazılı. ASTM D 56 madde 14.1’e göre aynı operatör aynı cihazla 60 °C altında 1,2 °C’den, 60 °C ve üzerinde 1,6 °C’den fazla sapmamalı; farklı laboratuvarlar arasında bu sınır 60 °C altında 4,3 °C’ye çıkıyor. 60 °C ve üzeri için tekrar üretilebilirlik değerinin Celsius hücresi elimizdeki taramada bozuk basılmış, ancak Fahrenheit karşılığı net okunabiliyor: 10 °F, yani yaklaşık 5,5 °C. Bu dört rakamın nereden geldiği de belgede yazılı — aynı bölümün dipnotu, kesinlik verilerinin 1991 tarihli bir laboratuvarlar arası programdan geldiğini, sekiz numunenin manuel cihazla on iki, otomatik cihazla on yedi laboratuvarda ölçüldüğünü söylüyor. Yani “iki laboratuvar aynı numunede aynı sayıyı bulur” beklentisi, yöntemin kendi metniyle çürütülüyor: 60 °C’nin altında 4 °C’lik bir uyuşmazlık bir hata değil, yöntemin ilan edilmiş toleransıdır.
Şimdi ölçülmüş çelişkiye bakalım. Virginia sediri (Juniperus virginiana) için iki ayrı dağıtıcının güvenlik bilgi formu elimizde. İki belge de aynı ürün adını, aynı botanik adı ve aynı CAS numarasını (8000-27-9) taşıyor; ikisi de kendini “Version 2.0” olarak künyeliyor. Biri parlama noktasını “~93,3 °C”, öteki “>104,0 °C” veriyor. Aralarında 11 °C fark var. İkisi de kullandıkları yöntemi yazmıyor. Dikkat edilmesi gereken ikinci nokta, sayıların kendisinden çok önlerindeki işaretler: “~” ve “>” bir ölçüm sonucu değil, bir beyandır. “Yaklaşık 93,3” bir cihaz çıktısı gibi görünür ama hangi cihazın, hangi edisyonun, hangi ısıtma hızının çıktısı olduğu belirtilmemiş; “104,0 °C’den büyük” ise bir eşiği aştığını söyleyen, tek bir değer vermeyen bir ifade. Buradan şu çıkar: aynı maddeye iki ayrı sayı dolaşıyorsa, “hangisi doğru?” sorusu cevapsız kalır — ama “hangisi kullanılır?” sorusunun resmî bir cevabı var. ECHA’nın CLP Ölçütlerinin Uygulanması Rehberi, Sürüm 6.0, Bölüm 2.6.4.4.2 tam bu durumu düzenliyor: literatürde aynı madde için farklı parlama noktaları bulunuyorsa ve hiçbiri “değerlendirilmiş” ya da “önerilmiş” işaretini taşımıyorsa, güvenlik gerekçesiyle düşük olanın tercih edilmesi gerekiyor; alternatifi, deneysel bir tayin yapılması. Aynı bölüm daha baştan bir hiyerarşi de kuruyor: test yoluyla elde edilen ya da anılan uluslararası kabul görmüş nitelikli literatürden gelen değerler, hesapla türetilenlere tercih edilir — gerekçe olarak QSAR yöntemlerinin çoğundaki hata ve bu yöntemlerin sınırlı uygulama alanı gösteriliyor. Bu iki hükmün İngilizce lafzı parlama noktasının kendi bölümünde birebir aktarılıyor; burada taşıdıkları sonuç şu: “hangisi doğru?” cevapsız kalsa bile “hangisi kullanılır?” sorusunun yazılı bir cevabı var.
Çelişki tek bir madde ya da tek bir tedarikçiyle sınırlı değil. Aynı tedarikçinin iki lavanta belgesi aynı CAS numarasını (90063-37-9) ve aynı EINECS numarasını (289-995-2) taşıyor, ama parlama noktasını iki ayrı biçimde veriyor: Bulgar organik lavanta belgesi “> 65 °C (Tag Open Cup)”, yüksek rakım lavanta belgesi “Flash Point (°C) 76 c/c”. Burada iki kayıt birlikte düşülmek zorunda. Birincisi: bu iki belge aynı mevzuat rejiminde değil. Yüksek rakım belgesi, zararlılık bölümünde “Classification (1999/45) Xn-Xi; R38-65, S62” ve “UN-GHS: FL 4, AH 1, SCI 2, EDI 2A, EH A2,C2” diyor — yani karışımlar için 1 Haziran 2015’te yürürlükten kalkmış bir Direktifi ve UN-GHS’yi kullanıyor, CLP’yi kullanmıyor. Dolayısıyla “76 c/c” değeri bir CLP beyanı olarak sunulamaz. İkincisi: ürünler de birebir aynı değil — biri Bulgar organik lavanta, öteki yüksek rakım lavantası; aynı CAS’ı paylaşsalar da kökenleri farklı. Belgelerin tarihleri de dosya adlarından değil kendi metinlerinden okunmalı: birinci belge 13.06.2016 baskı ve 5 numaralı revizyon, ikincisi 5/2015 revizyon tarihi taşıyor. Üçüncü örnek ise bir sayı vermekten tümüyle vazgeçiyor: aynı tedarikçinin biberiye (Rosmarinus officinalis) yağı belgesi parlama noktası satırına tek bir değer değil, 32 °C genişliğinde bir bant yazıyor — “Flash Point (°C) 23°C <= PE <= 55°C”. Bandın alt ucu tam olarak Kategori 2 ile 3 arasındaki eşik, üst ucu Kategori 3’ün içi. Üstelik saf bileşiklerde dağılım daralmıyor: lavantanın ana bileşeni linalol için üç ayrı güvenilir derleme üç ayrı değer veriyor — 71 °C, 75 °C ve 78 °C — ve bu üç sayı birinci elden değil, bir kamu veri tabanının derlemesinden okundu; özgün kart ve el kitabı metinleri görülmedi. 7 °C’lik bu dağılımın büyük kısmını, yukarıdaki tekrar üretilebilirlik rakamı tek başına açıklıyor.
Aynı tezi bir Avrupa standardı, ASTM D 56’dan daha geniş biçimde kuruyor. ISO 13736:2021(E), Determination of flash point — Abel closed-cup method, dördüncü edisyon, Giriş bölümünde üç şeyi birlikte söylüyor. Birincisi: parlama noktası değerleri, test edilen malzemelerin sabit bir fiziksel-kimyasal özelliği değildir. İkincisi: bu değerler cihazın tasarımının, kullanılan cihazın durumunun ve uygulanan prosedürün bir fonksiyonudur. Üçüncüsü: dolayısıyla parlama noktası ancak bir standart test yöntemi terimleriyle tanımlanabilir ve farklı test yöntemleriyle ya da belirtilenden farklı bir cihazla alınan sonuçlar arasında genel geçerli hiçbir korelasyon garanti edilemez. Bu üç cümlenin İngilizce lafzı parlama noktasının kendi bölümünde birebir veriliyor; buradaki işi, tezi standardın kendi ağzından kurmak.
ISO 13736’nın Giriş bölümünün ASTM D 56 madde 14.2’den daha ağır bastığı bir nokta var ve mevzuatla ilgili: ASTM D 56, SEA Yönetmeliği Ek-1 Tablo 2.6.3’te adı geçen yöntemler arasında yok; ISO 13736 ise o tablodaki altı EN ISO yönteminden biri. Yani “parlama noktası yöntemden bağımsız bir sabit değildir” tezi, Avrupa Birliği ve Türkiye sınıflandırma sisteminin bizzat kabul ettiği bir yöntemin kendi metninden kurulabiliyor. Giriş bölümünün son cümlesi ayrıca başka bir işe yarıyor: açık kap ile kapalı kap sonuçları arasındaki farkın sayısal büyüklüğü için hakemli bir çalışma ya da standart metni bulunamadı; piyasada dolaşan “5-10 °C” rakamının izi yalnızca sözlük ve cihaz satıcısı sayfalarına çıkıyor. Bu yüzden bu yazıda o fark bir rakamla verilmeyecek. Verilebilecek olan, standardın kendi hükmü: farklı yöntemlerin sonuçları arasında genel geçerli bir korelasyon garanti edilemez. Mekanizmayı ise yalnızca bir cihaz üreticisinin uygulama notu açıklıyor — kapalı kapta uçucu bileşenler hesaba katılır, açık kapta ısınma aşamasında kaybolur, dolayısıyla kapalı kap daha düşük okur; bu açıklamanın kaynağı hakemli değil, bir cihaz üreticisi belgesidir ve yazıda bu kayıtla kullanılacaktır.
Açılışta anılan UN numarası bulgusu, aynı tartışmanın öteki ucunda duruyor: burada bir sayının nasıl üretildiği, orada bir numaranın nasıl yürürlükten kalktığı konuşuluyor. İki ucun ortak yanı, ikisinde de cevabın metnin kendisinde olması. Numaranın silinmesini taşıyan değişiklik Birleşmiş Milletler Model Düzenlemeleri’nin 22. revizyonundan geliyor ve ADR’ye 1 Ocak 2023 edisyonunda girdi; silinmenin kendisi ADR 2025 ve RID 2025 tam metinlerinden okundu, ama değişikliği taşıyan belgenin kendi metni okunamadı — ilgili uluslararası kurumun sunucusu o dosyalara 403 yanıtı döndürüyor. Numaranın kolonları, ambalaj grupları ve limitleriyle birlikte işlendiği yer bu bölüm değil, kendi bölümü. Burada kurulması gereken çerçeve şu: bu yazının üç ayağı var — bir sayının nasıl üretildiği, bir yük için hangi kuralın geçerli olduğu, ve yolda fiilen hangi sıcaklıkların ölçüldüğü. Üçü aynı soru gibi görünür, üçü ayrı mevzuata bağlıdır ve üçünün karıştırılması bu alandaki yanlış ifadelerin neredeyse tamamının kaynağıdır.
Bu yazıda ne var?
Yolda üç ayrı soru var, üçü ayrı mevzuata bağlı · Kapsam ve sınır kaydı · Ne birinci elden okundu, ne okunmadı · Parlama noktası: maddenin değil, yöntemin sayısı · CLP ve SEA: üç kategori, iki eşik ve olmayan bir dördüncü · Katı bir ürünün parlama noktası var mıdır? · UN numarası: 1169’un kayboluşu · ADR Sınıf 3’ün ön koşulu: önce sıvı olmak · Varildeki yağ ile tüpteki ürün: muafiyet hangi hükümde? · Türkiye tarafı: hangi yönetmelik yürürlükte? · Havada: ICAO Teknik Talimatlar ve yolcunun yanındaki ürün · 100 ml kuralı bir tehlikeli madde kuralı değildir · Yolda ölçülmüş sıcaklık: ortalama değil, tepe ve süre · Aynı yol laboratuvarda kaç dereceye karşılık geliyor · Uçucu yağ taşımacılığında ambalaj testleri: ne ölçülür, ne ölçülmez · UN işareti nasıl okunur — ve neyi söylemez · ISTA ve ASTM: zorunlu olmayan testler · Depo ve dağıtım: standardın sorumluluğu araç kapısında biter · Kozmetikte soğuk zincir var mı? · Kargo, posta ve beyan: üç ayrı rejim · Somut olarak ne sorulabilir, nereye bakılabilir · Bu yazının bulamadıkları · Güvenlik ve sınırlar · Neyi iddia etmiyoruz · Breva hakkında · Sıkça sorulan sorular · Kaynaklar
Yolda üç ayrı soru var, üçü ayrı mevzuata bağlı
Bir ürün yola çıktığında arka arkaya üç soru sorulur ve bu üç soru sürekli birbirine karıştırılır. Birincisi: bu madde ya da karışım nasıl sınıflandırılır? Bu bir kimyasal mevzuat sorusudur; Avrupa Birliği’nde CLP Tüzüğü, Türkiye’de Maddelerin ve Karışımların Sınıflandırılması, Etiketlenmesi ve Ambalajlanması Hakkında Yönetmelik (SEA) cevaplar. İkincisi: bu yük hangi taşıma kuralına tabidir? Bu ayrı bir mevzuat bütünüdür — karayolu için ADR, havayolu için ICAO Teknik Talimatları ve IATA, denizyolu için IMDG. Üçüncüsü: yolda fiilen hangi fiziksel koşullar oluşur? Bu bir metin sorusu değil, bir ölçüm sorusudur; cevabı bir yönetmelikte değil, veri kaydedicide yazar.
Bu üçü ayrı metin, ayrı kurum ve ayrı yaptırım demektir. Bir ürünün CLP’ye göre hiçbir alevlenirlik sınıfı almaması, taşıma mevzuatına göre de tehlikeli mal olmadığı anlamına gelmez; tersi de doğru değildir. Aynı şekilde, taşıma kurallarının bir eşik koymamış olması, aracın içinde o eşiğin aşılmadığı anlamına gelmez. Üç soru üç ayrı kanalda yürür.
1. Sınıflandırma sorusu — kimyasal mevzuat
Cevap veren metin: CLP Tüzüğü Ek-I ve Türkiye’de SEA Yönetmeliği Ek-1. Alevlenir sıvı tanımı burada yapılır: ECHA Rehberi V6.0, Bölüm 2.6.2 CLP Ek-I 2.6.1’i birebir aktarıyor — “Flammable liquid means a liquid having a flash point of not more than 60 °C.” Eşik 60 °C’dir ve kapsayıcıdır; 60,0 °C tam değeri Kategori 3’ün içindedir. SEA Ek-1 Tablo 2.6.1 aynı üç kategoriyi ve aynı eşikleri Türkçe getiriyor. Bu sorunun cevabı bir laboratuvar sayısına bağlıdır, ama sayıyı hangi yöntemin üreteceği de yine bu metinde yazılıdır: SEA Ek-1 2.6.4.1 emir kipiyle “Parlama noktasını tayin etmek için, kapalı kap yöntemi kullanılacaktır” diyor.
2. Taşıma sorusu — ADR, ICAO, IMDG
Cevap veren metin bambaşkadır ve sınıflandırma mevzuatı kendini bu alanın dışında bırakır. SEA Yönetmeliği Madde 2 üçüncü fıkra (e) bendi birebir şöyle: “35 inci maddenin uygulanabileceği durumlar haricinde, tehlikeli malların havayolu, denizyolu, karayolu ve demiryolu ve içsu yoluyla taşınmasını” kapsamaz. CLP’nin İngilizce karşılığı aynı menteşeyi kurar — “Save where Article 33 applies this Regulation shall not apply to the transport of dangerous goods by air, sea, road, rail or inland waterways” — ancak bu cümle Avrupa Birliği’nin kendi resmî yayınından birinci elden okunamadı; konsolide metin boyutu nedeniyle açılmadı ve hüküm muhafaza edilmiş bir AB metninden doğrulandı. Taşıma tarafının kendi künyeleri ve sayıları bu yazının ilerleyen bölümlerinde veriliyor.
3. Fiziksel koşul sorusu — ölçüm
Bu soruyu hiçbir yönetmelik cevaplamaz. Bir konteynerin, bir kargo bölmesinin ya da bir aracın içinde hangi sıcaklıkların oluştuğu ölçülerek bilinir; ölçülmediği yerde bilinmez. Laboratuvar sayısının bu soruyu cevaplamadığını standardın kendisi söylüyor: ASTM D 56 madde 1.2, yöntemin gerçek yangın koşullarında yangın tehlikesini ya da riskini tanımlamak için kullanılamayacağını yazıyor. Yani 45 °C’lik bir parlama noktası, 45 °C’deki bir kasada ne olacağının cevabı değil. Yolda ölçülmüş sıcaklıklar bu yazının ayrı bir bölümünde, kendi kaynaklarıyla veriliyor.
İkinci kanalın metinleri kısaltmalarıyla anılıyor ve bu kısaltmalar yazı boyunca sürekli geçecek. Hangisinin ne olduğu — bir anlaşma mı, bir kod mu, bir talimat mı, bir sektör uyarlaması mı — okurun çıkarmasına bırakılmayacak kadar belirleyici, çünkü metnin türü bağlayıcılığını da belirliyor. Aşağıdaki tablo yalnızca açık adları veriyor; hükümler ilgili bölümlerde kendi künyeleriyle aktarılıyor. Karayolu, demiryolu ve denizyolu metinlerinin açık adları ADR 2025’in kendi önsözünden okundu: önsöz, düzenlemenin yapısının Birleşmiş Milletler Model Düzenlemeleri, IMDG Kodu ve RID ile uyumlu olduğunu belirtirken üçünü birlikte anıyor.
| Kısaltma | Açık adı | Metnin türü |
|---|---|---|
ADR | Tehlikeli Malların Karayolu ile Uluslararası Taşımacılığına İlişkin Avrupa Anlaşması | Uluslararası anlaşma ve ekleri. Türkiye 30/11/2005 tarihli ve 5434 sayılı uygun bulma kanunuyla taraf; ulusal uygulama çerçevesi ayrı bir Yönetmelikle kuruluyor |
RID | Regulations concerning the International Carriage of Dangerous Goods by Rail | Demiryolu karşılığı. ADR önsözü yapının RID ile uyumlu olduğunu söylüyor; bu yazıda yalnızca UN numarası taraması için kullanıldı |
IMDG Kodu | International Maritime Dangerous Goods Code | Denizyolu metni. Kodun kendi metni bu çalışmada okunamadı; adı ADR önsözünden alındı ve yazıda Kod’a dayanan hiçbir sayı verilmiyor |
ICAO Doc 9284 | Technical Instructions for the Safe Transport of Dangerous Goods by Air — kısaca Teknik Talimatlar | Havayolunda bağlayıcı ayrıntılı hükümler. Çatı metin Şikago Sözleşmesi’nin 18 numaralı Eki; Teknik Talimatlar iki yılda bir yeniden basılıyor |
IATA DGR | IATA Tehlikeli Maddeler Yönetmeliği | Bir sektör uyarlaması, bağımsız bir hukuk kaynağı değil. Havayolu bölümünde bunu söyleyen IATA’nın kendi ifadesi aktarılıyor |
CLP | Maddelerin ve karışımların sınıflandırılmasına, etiketlenmesine ve ambalajlanmasına ilişkin Avrupa Birliği Tüzüğü | Kimyasal mevzuat. Taşıma sorusunu kendi kapsamından açıkça çıkarıyor |
SEA | Maddelerin ve Karışımların Sınıflandırılması, Etiketlenmesi ve Ambalajlanması Hakkında Yönetmelik | CLP’nin Türkiye’deki karşılığı. Kendi 3 üncü maddesi metnin CLP hükümlerine “paralel olarak hazırlandığını” söylüyor |
REACH Ek-II | Güvenlik bilgi formunun hazırlanmasına ilişkin ek | Bir güvenlik hükmü değil, bir belge biçimi hükmü. Belgede görülen bir sayının ne anlama geldiğini bu ek belirliyor |
Bu üç kanalı birbirine bağlayan hukuki menteşe iki fıkradan oluşuyor ve ikisi de aynı yerde duruyor. Birincisi kozmetik muafiyeti. SEA Yönetmeliği Madde 2 ikinci fıkrası birebir şöyle açılıyor: “(2) Bu Yönetmelik aşağıda yer alan ve son kullanıcıya nihai ürün olarak ulaşan maddeleri ve karışımları kapsamaz: … c) 23/5/2005 tarihli ve 25823 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kozmetik Yönetmeliği kapsamındaki ürünler.” Avrupa Birliği tarafında aynı hüküm CLP Madde 1(5)(c)’de duruyor: “This Regulation shall not apply to substances and mixtures in the following forms, which are in the finished state, intended for the final user: … (c) cosmetic products as defined in Regulation (EC) No 1223/2009.” İngilizce metin, Birliğin kendi resmî yayınından birinci elden okunamadı; muhafaza edilmiş bir AB nüshasından doğrulandı. Burada en çok atlanan ifade “son kullanıcıya nihai ürün olarak ulaşan” kaydıdır: muafiyet ürünün kimliğine değil, bulunduğu hale bağlıdır. Dökme halde satılan ya da ara ürün olarak devredilen bir karışım bu muafiyetten yararlanmaz.
İkinci fıkra ise etiket kesişimini düzenliyor. CLP Madde 33, dış ambalajın tehlikeli mal taşıma kurallarına uyduğu hallerde iç ve ara ambalajın CLP’ye göre etiketlenmesini; CLP piktogramları taşıma kurallarındaki aynı zararlılığı karşılıyorsa dış ambalajda görünmesine gerek olmadığını düzenliyor. Bu madde birinci elden okunamadı — metin bir mevzuat reprodüksiyonundan okundu, Resmî Gazete’nin ya da EUR-Lex’in kendi metninden birebir alıntı alınamadı; Türkiye tarafındaki karşılığı olan SEA Madde 35’in tam Türkçe metni ise okundu. Üç fıkranın özü şu: dış ambalaj taşıma kuralına tabiyse taşıma kuralı üstündür, iç ambalaj CLP’ye tabidir. Varildeki yağ ile tüpteki ürün arasındaki fark tam olarak bu iki fıkranın arasından geçiyor — ve bu yazının omurgası da burada kuruluyor.
Üç sorunun karıştırılması somut yanlışlar üretiyor. Aşağıdaki liste, uçucu yağ ve parlama noktası konuşulurken piyasada en sık dolaşan ifadeleri ve bunların karşısında birincil metinlerin ne dediğini yan yana koyuyor. Her satırın ayrıntısı yazının ilgili bölümünde açılıyor; burada yalnızca yanlışın adı ve metnin cevabı var.
| Piyasada şöyle dolaşıyor | Birincil metin şunu diyor |
|---|---|
| “Uçucu yağların parlama noktası şudur.” | Tek bir sayı yok. ASTM D 56 madde 14.2: Tag parlama noktası yalnızca kendi test yönteminin terimleriyle tanımlanabilir. Aynı CAS numaralı sedir yağı için iki belgede “~93,3 °C” ve “>104,0 °C” var. |
| “Uçucu yağlar H227, yani Alevlenir Sıvı Kategori 4’tür.” | Avrupa Birliği CLP’sinde Kategori 4 ve H227 yok. ECHA Rehberi V6.0 Bölüm 2.6.1 bunu birebir yazıyor: “…the respective GHS Chapter 2.6 contains additional classification criteria - Category 4 for flammable liquids.” Yani Kategori 4 GHS’e ait bir ilave ölçüttür, CLP’ye değil. |
| “Kategori 4 bandı uydurma, hiçbir düzenleyici metinde yok.” | Var, ama başka bir rejimde. ABD tarafında 29 CFR 1910.1200 Ek-B, B.6 bölümü Kategori 4’ü “Flash point >60 °C (140 °F) and <=93 °C (199.4 °F)” olarak tanımlıyor ve H227’nin metni “COMBUSTIBLE LIQUID”dir. Kategori 4 taşıyan uçucu yağ belgeleri bir AB sınıflandırması değil, ABD sınıflandırması aktarıyor. |
| “Kategori 1 en düşük parlama noktası, Kategori 3 en yüksek demektir.” | Kategori 1 ile 2 arasındaki ayrım parlama noktasıyla değil başlangıç kaynama noktasıyla yapılır. ECHA Rehberi V6.0, CLP Ek-I Tablo 2.6.1: “1 Flash point < 23 °C and initial boiling point ≤ 35 °C / 2 Flash point < 23 °C and initial boiling point > 35 °C / 3 Flash point ≥ 23 °C and ≤ 60 °C.” İki kategorinin parlama noktası eşiği aynıdır. |
| “Parlama noktası 60 °C’nin altındaysa ürün mutlaka H226 taşır.” | SEA Ek-1 2.6.4.5 birebir: “UN RTDG, Test ve Kriterler Rehberi L.2, üçüncü bölümün, 32. başlığına göre sürdürülen alevlenirlik testlerinde olumsuz sonuçlar alınmışsa 35°C’den yüksek ve 60°C’den fazla olmayan parlama noktası olan sıvıların Kategori 3 olarak sınıflandırılması gerekli değildir.” ECHA’nın resmî örneğinde parlama noktası EN ISO 13736 ile 42,5 °C ölçülen bir formülasyon, L.2 testinde 60,5 °C ve 75 °C’de yanmayı sürdürmediği için kategoriden çıkıyor. 35 °C’nin altındaki parlama noktaları bu istisnadan yararlanamaz. |
| “Karışımın parlama noktası en düşük bileşeninkinden düşük olamaz, en düşüğü alırsan güvende kalırsın.” | ECHA Rehberi V6.0, Bölüm 2.6.4.4.1 tersini söylüyor: bir karışımın parlama noktası, bileşenlerinin en düşük parlama noktasından daha düşük olabilir ve uçucu olmayan bileşenler de sonucu etkileyebilir. Hükmün İngilizce lafzı parlama noktası bölümünde birebir duruyor. Aynı bölüm, kaynama noktası ana bileşenden düşük safsızlıkların derişimi yüzde 0,5’in altında olsa bile sonucu güçlü biçimde etkileyebileceğini de yazıyor. |
| “Bir güvenlik bilgi formunda yazan parlama noktası, o ürünün ölçülmüş değeridir.” | Değil. REACH Ek-II’nin ilgili alt bölümü birebir şöyle: “For mixtures, a value for the mixture shall be indicated, if available. Otherwise, the flash point(s) of the substance(s) with the lowest flash point(s) shall be indicated.” Yani belgede görülen düşük sayı, karışımın ölçümü değil yasa gereği en düşük bileşenin değeri olabilir. Bu hüküm Birliğin kendi resmî yayınından birinci elden okunamadı; muhafaza edilmiş AB metninden doğrulandı. |
| “Açık kap ve kapalı kap sayıları birbirinin yerine kullanılabilir.” | SEA Ek-1 2.6.4.1: “Parlama noktasını tayin etmek için, kapalı kap yöntemi kullanılacaktır.” Tablo 2.6.3’te sayılan sekiz yöntemin tamamı kapalı kaptır — altı EN ISO yöntemi ile iki ulusal standart; listede hiçbir açık kap yöntemi yok. Buna rağmen bir tedarikçinin lavanta belgesi “Tag Open Cup” değeri veriyor. |
| “93 °C eşiği Avrupa Birliği’nde hiç kullanılmıyor.” | Kullanılıyor, ama sıvı kategorisi için değil. SEA Ek-1 2.3.2.1 aerosollerde “alevlenir bileşen” tanımını kurarken birebir “Parlama noktası ≤93 oC olan sıvılar, Bölüm 2.6’ya göre Alevlenir Sıvılar da dahil” diyor. Eşik ikinci bir yerde daha var: SEA Ek-2 Bölüm 2.9, halojenli hidrokarbon içeren sıvı karışımlar için “60°C’den yüksek ancak 93°C’den az bir parlama noktası” bandını EUH209 ve EUH209A ifadelerinin tetikleyicisi olarak kullanıyor. Bu ikinci hüküm halojenli hidrokarbonlara özgüdür ve uçucu yağlara uygulanmaz. |
| “Kozmetik olduğu için hiçbir kimyasal kuralına tabi değil.” | Muafiyet yalnızca “son kullanıcıya nihai ürün olarak ulaşan” hale aittir (SEA Madde 2 ikinci fıkra (c) bendi; CLP Madde 1(5)(c)). Dökme hammadde, ara ürün ve taşıma mevzuatı bu muafiyetin dışındadır — taşıma için CLP Madde 1(6) ve SEA Madde 2(3)(e) ayrı bir kapsam dışılık kurar ve CLP Madde 33 ile SEA Madde 35 saklı tutulur. Muafiyet bir güvenlik hükmü değil, bir kapsam hükmüdür. |
Bu yazı, blogun uçucu yağ ve bitmiş kozmetik ürün ekseninde yürüttüğü dizinin dördüncüsü. Kimyasal bozulma tarafı — oksidasyon ürünlerinin oluşumu, peroksit değeri, raf ömrü — ayrı bir yazıda ele alındı: uçucu yağlar bozulur mu, oksidasyon ve raf ömrü. Ürünün kabıyla etkileşimi, malzeme uyumu ve göç konusu da ayrı duruyor: kozmetik ambalajı ve malzeme uyumu. Mikrobiyolojik taraf, yani koruyucu sistem ve kontaminasyon soruları üçüncü yazının konusu: kozmetik mikrobiyolojik analiz ve koruyucu sistem. Dördüncüsü, yani bu yazı, ürünün kimyasına değil yolculuğuna bakıyor: bir sayının nasıl üretildiğine, o sayının hangi hukuki sonuçları tetiklediğine ve yolda fiilen ölçülen koşullara. Bileşen kimliğinin nasıl belirlendiği uçucu yağ analizi yazısında, etiketin zorunlu bilgileri kozmetik etiketi nasıl okunur yazısında duruyor.
Kapsam ve sınır kaydı
Buraya kadar iki şey görüldü: bir sayının neden tek başına cevap olmadığı, ve ADR’nin 2025 metninden bir UN numarasının düştüğü. Sıradaki iki başlık okura üçüncü bir bulgu vermiyor; yazının geri kalanının hangi kurallarla yazıldığını veriyor — birincisi neyi iddia etmediğimizi, ikincisi hangi metni nereden okuduğumuzu. UN numarasının Tablo A ve Tablo B karşılaştırmalarıyla ele alındığı bölüm, ADR’nin miktar limitleri, hava ve kargo rejimleri ile yolda ölçülmüş sıcaklıklar bunların ardından geliyor. Bu iki başlık atlanabilir; atlanırsa ilerleyen bölümlerdeki her “birinci elden okunamadı” kaydının ne anlama geldiği de atlanmış olur.
Bu bölüm yazının en kısa kesilmeyecek bölümü, çünkü geri kalan her şeyin okunma biçimini belirliyor. Burada ne yaptığımızı değil, ne yapmadığımızı yazıyoruz.
Bu yazı hukuki tavsiye değildir. Aktarılan hükümler yürürlükteki metinlerden okunmuş künyeli alıntılardır; bir yükün, bir gönderinin ya da bir işletmenin yükümlülüğünün ne olduğu hakkında burada hiçbir hüküm verilmiyor. “Şu belgeyi almanız gerekir”, “şu kaydı yapmalısınız”, “şu görevliyi bulundurmanız gerekir” türünde hiçbir cümle kurulmayacak. Kurulacak cümlenin biçimi şudur: ilgili yönetmelik şunu şart koşuyor, metni budur, künyesi budur. Yükümlülüğün somut bir duruma nasıl uygulandığı bir hukuki değerlendirmedir ve bu yazının konusu değildir.
Bu yazı güvenlik tavsiyesi de değildir. Bu, mevzuat kaydından daha sıkı bir sınırdır ve dayanağını mevzuattan değil, konuştuğumuz standardın kendisinden alıyor. ASTM D 56, madde 1.2’de yöntemin ne için kullanılabileceğini ve ne için kullanılamayacağını kendisi yazıyor. Kullanılabileceği yer şu: malzemelerin, ürünlerin ya da düzeneklerin ısı ve aleve verdiği tepkiyi kontrollü laboratuvar koşullarında ölçmek ve tarif etmek. Kullanılamayacağı yer de aynı cümlede: aynı malzemelerin, ürünlerin ya da düzeneklerin gerçek yangın koşullarındaki yangın tehlikesini ya da yangın riskini tarif etmek veya değerlendirmek. Maddenin devamı tek bir kapı bırakıyor: testin sonuçları, belirli bir son kullanımın yangın tehlikesinin değerlendirilmesiyle ilgili bütün etkenleri hesaba katan bir yangın riski değerlendirmesinin unsurlarından biri olarak kullanılabilir. Hükmün İngilizce lafzı parlama noktası bölümünde birebir duruyor. Yani bir parlama noktası sayısı, gerçek koşullarda ne olacağını tanımlamak için kullanılamaz; olsa olsa bir risk değerlendirmesinin unsurlarından biri olur ve o değerlendirmenin öteki bütün etkenleri hesaba katması gerekir. Bu yazı o değerlendirmeyi yapmıyor. Dolayısıyla burada ne bir güvence (“risk yoktur”, “güvenlidir”) ne bir uyarı reçetesi (“şu koşulda taşımayın”, “şurada bırakmayın”) bulacaksınız. Bilgi aktarılıyor; davranış önerilmiyor.
Bu yazı bir ürün beyanı da değildir. Hiçbir ürün — kendi ürünümüz dahil — bir sınıflandırmaya, bir UN numarasına, bir taşıma kategorisine ya da bir muafiyete yerleştirilmeyecek. Breva, mentol kristali ve uçucu yağlardan oluşan, plastik tüpte sunulan, susuz ve mumlu bir kozmetik üründür; günlük dilde “katı” denilen türden, elde tutulduğunda akmayan bir çubuk. Buradaki “mumlu” ve “akmayan” sözcükleri bir tariftir, bir sınıflandırma değil — ve ayrımı tam bu noktada kurmak zorunlu, çünkü “katı” kelimesi bu yazıda iki ayrı anlamda geçecek. Günlük anlamda katı, bakınca görülen şeydir. ADR 1.2.1 ve CLP Ek-I Birinci Bölüm anlamında katı ise ölçülen şeydir: 101,3 kPa basınçta erime noktası veya başlangıç erime noktası 20 °C’nin üzerinde olan madde; belirli bir erime noktası tayin edilemiyorsa ASTM D 4359-90 testine göre “sıvı” çıkmayan ya da ADR Ek A Bölüm 2.3.4’teki penetrometre testine göre macun kıvamında çıkan madde. Birinci anlam ikincisini vermez; bir çubuğun elde akmaması bir erime noktası ölçümünün yerini tutmaz. Bu tarifin ötesinde Breva hakkında söylenebilecek fiziksel bir şey yok, çünkü ölçüm yok: Breva’nın parlama noktası ölçülmedi, erime noktası ölçülmedi, ASTM D 4359-90 testi ve penetrometre testi yapılmadı, sucul toksisite verisi ölçülmedi. Bu ölçümler olmadığı için Breva hakkında bir taşıma sonucu yazılamaz. Yazılabilecek olan hüküm zinciridir: metin şu eşiği koyar, eşik şu yöntemle ölçülür, ölçüm şu sonucu tetikler. Zincirin sonuna bir ürün adı konmaz.
Bu sınırın neden bu kadar katı tutulduğunu bir örnekle göstermek mümkün. Katı ve mumlu ürünlerde parlama noktası kavramının yeri konusunda piyasada iki zıt ifade dolaşıyor ve ikisi de eksik. Birincisi: “katı ya da mumlu bir ürünün de parlama noktası yazılır.” REACH Ek-II’nin fiziksel ve kimyasal özellikler bölümü, parlama noktası satırına bir kayıt düşüyor: bu satır gazlara, aerosollere ve katılara uygulanmaz. Hükmün İngilizce lafzı parlama noktası bölümünde birebir veriliyor. Bu hüküm Birliğin kendi resmî yayınından birinci elden okunamadı — ilgili adres üç ayrı biçimde denendi ve doğrulama sayfası döndürdü; hükmün lafzı muhafaza edilmiş bir AB metninden birebir doğrulandı. İçerik sağlam, kaynak Birliğin kendi sitesi değil. Aynı bölümün giriş paragrafları ayrıca şunu şart koşuyor: “The method of determination shall be provided, including measurement and reference conditions, if relevant for the interpretation of the numerical value.” Hükmün koşullu yapısı burada önemli — “if relevant” ifadesi var, dolayısıyla “her zaman yöntem yazılmak zorundadır” diye sertleştirilemez. Yine de yöntemsiz sayı veren belgeler bir sorudur: yukarıdaki iki sedir belgesi de yöntem yazmıyor, bir nane yağı belgesi de “>60 °C” derken yöntem yazmıyor.
Buradan “Breva katıdır, dolayısıyla parlama noktası uygulanmaz” çıkarımı yapılamaz, ve bu yazıda yapılmayacak. Aynı gerekçeyle ikinci bir çıkarım da kapalıdır: “Breva katıdır, dolayısıyla ADR Sınıf 3’e girmez.” Yazının ilerleyen bölümlerinde ADR 2.2.3.1.1’in Sınıf 3 için maddenin sıvı olmasını şart koştuğu, 1.2.1’in de erime noktası 20 °C’nin üzerindeki maddeyi katı saydığı aktarılıyor — ve bu ikisinden “katı olan Sınıf 3’e girmez” genel kuralı çıkıyor. Ama genel kural ürün cümlesine ancak ölçülmüş bir erime noktası ya da ölçülmüş bir hakem testi sonucu varsa çevrilir; yoksa zincirin ilk halkası boştur ve sonraki halkaların hiçbiri taşımaz. Breva için böyle bir ölçüm yok, dolayısıyla bu yazıda ne birinci ne ikinci çıkarım kuruluyor. Çünkü bir ürünün o hükmün anlamında katı olup olmadığı bir izlenim değil, bir ölçüm sorusudur. ECHA Rehberi V6.0 Bölüm 2.0.4, CLP Ek-I Birinci Bölüm tanımını birebir aktarıyor: bir madde ya da karışım, 101,3 kPa standart basınçta erime noktası veya başlangıç erime noktası 20 °C veya daha az ise sıvı sayılır — “(iii) which has a melting point or initial melting point of 20 °C or less at a standard pressure of 101,3 kPa; Solid means a substance or mixture which does not meet the definitions of liquid or gas.” Burada bir çeviri farkı da kayda geçmeli: SEA Ek-1’in Türkçe metni bu bendi “20°C’lık bir erime noktası veya başlangıç erime noktası olan” diye çeviriyor ve İngilizce aslındaki “veya daha az” şartı düşüyor. İki metni yan yana koymakla yetiniyoruz; hangisinin hatalı olduğu bir hukuki hükümdür ve verilmiyor — kaldı ki Yönetmeliğin kendi Madde 3’ü metnin CLP Tüzüğü hükümlerine “paralel olarak hazırlandığını” söylüyor, yani birebir aktarım iddiası taşımıyor.
Belirli bir erime noktası ölçülemeyen viskoz sistemlerde ayrım iki hakem testine bırakılıyor. Aynı rehber bölümü birebir şöyle: “…must be regarded as a liquid if either the result of the ASTM D 4359-90 test as amended … indicates ‘liquid’ or the result of the test for determining fluidity (penetrometer test) prescribed in Section 2.3.4 of Annex A of ADR indicates ‘not pasty’.” Dikkat çekici olan şu: sınıflandırma mevzuatı, katı-sıvı ayrımı için taşıma mevzuatının akıcılık testine atıf yapıyor. İki rejim burada aynı fiziksel testi paylaşıyor. Breva için bu testlerin hiçbiri yapılmadı. Dolayısıyla bu yazıda aktarılabilecek olan yalnızca genel kuraldır: CLP’de sıvı tanımı erime noktası eşiğine bağlıdır, bunu karşılamayan her şey katıdır, ve ölçülemeyen durumlarda hakem testleri bunlardır.
İkinci zıt ifade: “mentol kristalinin parlama noktası yoktur, çünkü katıdır.” Bir üretici belgesi aksini söylüyor: L-mentol pul için parlama noktası 94 °C (ISO 3679, kapalı kap), erime aralığı 41-44 °C, kaynama noktası 212 °C, tutuşma sıcaklığı 271 °C (DIN EN 14522). Ama sayının anlamı tam olarak o erime aralığında duruyor: mentol 41-44 °C’de eridiğine göre, 94 °C’deki ölçüm katı mentol üzerinde değil erimiş mentol üzerinde yapılmıştır. Sayı var, ama katı hal için değil. Aynı belge üç ayrı sonucu birlikte bildiriyor: “Flammability: not highly flammable (UN Test N.1 (ready combustible solids))”, katılar için patlama sınırlarının sınıflandırma ve etiketleme açısından ilgisiz olduğu, ve “ADR Not classified as a dangerous good under transport regulations.” Yani parlama noktası 94 °C olmasına rağmen sonuç değişmiyor — çünkü bir katının alevlenirliği parlama noktasıyla değil yanma hızı testiyle karara bağlanıyor. SEA Ek-1 2.7.2.1 ve 2.7.2.3 bunu birebir yazıyor: “…yanma süresi 45 saniyenin altında veya yanma hızı 2,2 mm/s’den yüksek olan toz halinde, granüler halde veya macun kıvamındaki maddeler veya karışımlar … kolay alevlenir katılar olarak sınıflandırılır.”
Bu üretici belgesi hakkında iki kayıt daha düşmek gerekiyor, çünkü belgenin ne olduğu sonucun nasıl okunacağını belirliyor. Birincisi: belge bir Avrupa Birliği güvenlik bilgi formu değil. Her sayfasında “Safety data sheet according to UN GHS 4th rev.” başlığı var, zararlılık bölümü “According to UN GHS criteria” diyor ve sınıflandırmasında Avrupa Birliği CLP’sinde bulunmayan üç kategori kullanıyor: Acute Tox. 5, Eye Dam./Irrit. 2B ve Aquatic Acute 3. Parlama noktası ve UN Test N.1 sonucu bundan etkilenmiyor, ama belge “bir üretici belgesi” denip bırakılırsa okur onu AB belgesi sanır. İkincisi ve daha önemlisi: bu sonuçlar saf L-mentol pula aittir. Mentol içeren bir karışım için aynı sonuç varsayılamaz, çünkü SEA Ek-1 Tablo 2.7.1’in 1 numaralı notu birebir “Test, madde veya karışımın piyasaya arz edildiği fiziksel formda yapılır” diyor. Varildeki ya da çuvaldaki bir hammaddenin test sonucu, dökülmüş ve katılaştırılmış bir matrisin sonucu değildir.
Aynı sıçrama tuzağı bileşenden ürüne giden her yolda var. Bir uçucu yağın bileşeninin sucul zararlılık sınıflandırması taşıması, o yağı ya da o yağı içeren ürünü otomatik olarak aynı sınıfa koymaz. CLP Ek-I’in sucul zararlılık bölümü bir toplama yöntemi kuruyor ve birebir şöyle diyor: “If the sum of the concentrations (in %) of these components multiplied by their corresponding M-factors is greater than 25 % the whole mixture is classified as Acute 1.” Bu hüküm birinci elden okunamadı — bir mevzuat reprodüksiyonundan okundu ve ilgili tablonun satırları birebir görülmedi; bu yüzden burada ne bir M-faktörü değeri ne bir örnek hesap veriliyor. Aktarılan tek şey yöntemin varlığıdır: derişim ile M-faktörü çarpımlarının toplamı bir eşiğe göre değerlendirilir. “Bileşende şu var, dolayısıyla üründe de şu var” çıkarımı bu yöntemi atlar ve geçersizdir. Aynı biçimde “alfa-pinen şu sıcaklıkta parlar, dolayısıyla çam yağı içeren ürün o sıcaklıkta parlar” da geçersizdir.
Son bir kayıt, bitmiş formülasyonlarla ilgili yanlış bir rahatlamayı önlemek için. Bir cihaz üreticisinin uygulama notu, su içeriği yüksek kozmetik formülasyonların ASTM D7094 ile ölçüldüğünde büyük ölçüde “No Flash” sonucu verdiğini bildiriyor ve bunu açıkça suya bağlıyor: “The results shown in Table 3, list a series of ‘No Flash’ results primarily due to the considerable water content typical for hand & body creams.” Bu kaynak hakemli değil, bir cihaz üreticisinin kendi uygulama notudur ve ölçülen numunelerin adları verilmemiştir. Daha önemlisi: Breva susuz bir sistemdir, dolayısıyla su içeriğine dayanan bu açıklama Breva için geçerli değil ve buradan Breva hakkında hiçbir sayı türetilmiyor. Bulgunun bu yazıda kullanılabilecek tek yönü genel olanıdır — bir bileşenin parlama noktası ile bitmiş bir formülasyonun davranışı aynı şey değildir.
Bu bölümün özeti tek cümleye sığıyor: bu yazıda hüküm zinciri anlatılıyor, sonuç beyan edilmiyor. Hangi metin hangi eşiği koyuyor, eşik hangi yöntemle ölçülüyor, yöntem hangi toleransla çalışıyor, hangi ölçüm hangi hukuki sonucu tetikliyor — bunların hepsi yazılabilir ve yazılacak. Zincirin sonunda bir ürün adı, bir UN numarası ya da bir güvence cümlesi olmayacak.
Ne birinci elden okundu, ne okunmadı
Bu yazıdaki her sayının, her madde numarasının ve her alıntının arkasında bir erişim kaydı var. Bazı metinleri kendi lafzından okuduk; bazılarını yalnızca resmî bir özetten, bazılarını yalnızca ikincil bir derlemeden gördük; bazılarına hiç erişemedik. Bu üç durumu birbirine karıştırmak, bir yazıyı olduğundan daha sağlam göstermenin en yaygın yolu. Bu yüzden yazının geri kalanı boyunca dört basamaklı bir kanıt derecesi ölçeğine atıf yapılacak ve ölçek burada tanımlanıyor. Ölçek biçimsel bir süs değil: taşıma bölümlerindeki hangi sayının künyesiyle verildiğini, hangi sorunun cevapsız bırakıldığını ve hangi rakamın yazıya hiç girmediğini belirleyen şey bu ölçek.
Derece (a) — birincil kaynağın kendi metninden
Hüküm, sayı ya da alıntı birincil kaynağın kendi metninden birebir okundu; madde numarası ve sayfa verilebiliyor. Bir mevzuat metninin resmî yayınından, bir standardın kendi nüshasından ya da bir üretici belgesinin kendi PDF’inden okunmuş olmak bu dereceye girer. Bu derecede verilen bir alıntının lafzı tartışılabilir, varlığı tartışılmaz.
Derece (b) — resmî özet, önizleme ya da duyuru
Metin resmî bir özetten, bir önizleme nüshasından, bir duyurudan ya da bir muhafaza edilmiş sürümden okundu; tam metin kaynağın kendi yayınında görülemedi. Bu derecedeki bir hüküm aktarılırken metinde “birinci elden okunamadı” kaydı düşülür. İçerik doğru olabilir ve genellikle doğrudur; eksik olan, kaynağın kendi sunucusundan teyittir.
Derece (c) — hakemli dergi ya da resmî kurum derlemesi
Sayı ya da hüküm, hakemli bir dergi veya resmî bir kurumun derlemesi üzerinden aktarılıyor; özgün belge görülmedi. Kamu kimyasal veri tabanlarından alınan parlama noktası değerleri tipik olarak bu derecededir — derlemenin kendisi güvenilir, ama altındaki kart, el kitabı ya da üretici belgesi okunmadı. Metinde “yalnızca ikincil derleme aktarıyor” kaydı düşülür.
Derece (d) — yalnızca sektör kaynağı
Bilgi yalnızca bir sektör kaynağı, bir cihaz satıcısı belgesi ya da hakemlenmemiş bir derleme tarafından söyleniyor. Bu derecede mekanizma anlatılabilir, sayı verilmez ya da verilirken kaynağın niteliği açıkça yazılır. Bu yazıda (d) dereceli hiçbir rakam kesin bir ölçüm gibi sunulmuyor.
Ölçeğin pratik sonucu şu: aynı iddia iki ayrı parçaya ayrılıp iki ayrı derece taşıyabilir. Örneğin bir açık kap standardının Türkiye ve Avrupa Birliği sınıflandırma tablosunda yer almadığı (a) derecesinde doğrulanmıştır, çünkü tablonun tamamı resmî metinden okundu; ama aynı standardın kapsam sınırlarını veren rakamlar hiçbir yoldan okunamadı, bu yüzden bu yazıda o rakamlar verilmiyor. Bir iddianın gövdesi sağlam, bir ayrıntısı erişilemez olabilir; o zaman gövde yazılır, ayrıntı yazılmaz.
Aynı ölçek, ölçmek ile hesaplamak arasındaki ayrımı da taşıyor — çünkü “parlama noktasını hesaplamak ölçmekle aynı şeydir” sanısı tam olarak bu ayrımı silerek kuruluyor. ECHA Rehberi V6.0, Bölüm 2.6.4.4.2 hesaba dayalı değerlerin test ve nitelikli literatür değerlerinin gerisinde tutulmasını açıkça şart koşuyor ve gerekçe olarak QSAR yöntemlerinin hatasını ve sınırlı uygulama alanını gösteriyor; aynı rehber hesabın karışımlar için bir tarama aracı olduğunu söylüyor. Rakamla da gösteriliyor: rehberin resmî örneğinde bilinen bir karışım için hesaplanan parlama noktası 26 °C, EN ISO 3679 ile ölçülen değer 30,0 °C — bilinen bileşenlerden oluşan saf bir kimyasal karışımında dört derecelik bir fark. Üstelik hesaplama yönteminin doğrulandığı kapsam da sınırlı: SEA Ek-1 2.6.4.2’nin bir numaralı dipnotu yöntemin bugüne dek en çok altı uçucu bileşenli karışımlarda doğrulandığını ve doğrulanmış bileşen sınıflarının “hidrokarbonlar, eterler, alkoller, esterler (akrilatlar hariç) ve su gibi alevlenir sıvılar” olduğunu söylüyor. Onlarca bileşen içeren bir uçucu yağ bu kapsamın içinde değil. Hükmün kendisi için atıf da metinde yazılı: “Gmehling ve Rasmussen uygun bir yöntem geliştirmişlerdir(Ind. Eng. Fundament, 21, 186, (1982)).”
Aşağıdaki tablo, bu yazının dayandığı metinlerin erişim kaydını veriyor. Tablonun amacı yazıyı sağlam göstermek değil, nerede sağlam nerede sağlam olmadığını açık etmek.
| Metin | Erişim | Derece |
|---|---|---|
| ADR 2025, iki cilt (tam metin) | Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu’nun kendi sunucusu 403 döndürdü; iki cildin tam metni bir ayna nüshadan okundu | (a) |
| ECHA, CLP Ölçütlerinin Uygulanması Rehberi, Sürüm 6.0, Ocak 2024 | ECHA’nın kendi sunucusu 403 döndürdü; 13,5 MB’lık tam PDF üçüncü bir kurumun barındırdığı kopyadan indirilip satır satır okundu | (a) |
| SEA Yönetmeliği Ekleri (Ek-1, Ek-2, Ek-6) | Bakanlık sunucusundaki PDF 0 bayt indi; 9,3 MB’lık tam kopya üçüncü bir sitenin arşivinden okundu, Ek-6 hem CAS hem ad üzerinden tarandı | (a) |
| SEA Yönetmeliği ana metin (Madde 2, Madde 3, Madde 35) | Resmî Gazete’nin kendi HTML sayfasından okundu | (a) |
| ASTM D 56, Tag kapalı kap yöntemi | Standart satıcısının sitesi 403 döndürdü; 1993 edisyonunun tam metni bir kamu kaza dosyasından okundu, güncel edisyon doğrulanamadı | (a), edisyon kaydıyla |
| ISO 13736:2021, Abel kapalı kap yöntemi | Standart kuruluşunun sitesi 403 döndürdü; Kapsam, Giriş ve İlke bölümleri bir örnek önizleme PDF’inden birebir okundu, Kesinlik bölümü önizlemede yok | (a) Giriş ve Kapsam için; kesinlik değerleri bulunamadı |
| ASTM D93, D92, D3278 standartlarının kendi metinleri | İki ayrı standart satıcısı da 403 döndürdü; yalnızca ürün sayfası kapsam özetleri görüldü | (c) — kapsam rakamları bu yazıda verilmiyor |
| REACH Ek-II, Bölüm 9 (güvenlik bilgi formu formatı) | Avrupa Birliği’nin resmî mevzuat portalı üç ayrı adres biçiminde denendi, doğrulama sayfası döndürdü; hükümler muhafaza edilmiş bir AB metninden birebir doğrulandı | (b) |
| CLP Tüzüğü Madde 1(5) ve Madde 1(6) | Konsolide metin 22,3 MB boyutu nedeniyle açılamadı; maddeler muhafaza edilmiş bir AB nüshasından okundu, çapraz atıfları ulusal mevzuata çevrilmiş durumda | (b) |
| CLP Tüzüğü Madde 33 (ambalaj etiketi özel kuralları) | Resmî yayından okunamadı; bir mevzuat reprodüksiyonundan okundu. Türkiye karşılığı olan SEA Madde 35’in tam Türkçe metni okundu | (b) / Türkçe karşılığı (a) |
| CLP Ek-I, sucul zararlılık toplama yöntemi | Bir mevzuat reprodüksiyonundan okundu; ilgili tablonun satırları birebir görülmedi, bu yüzden M-faktörü değeri ve örnek hesap verilmiyor | (b) |
| ECHA uyumlaştırılmış sınıflandırma kayıtları | ECHA sunucusu 403 döndürdü; limonenin uyumlaştırılmış kaydı SEA Ek-6’nın resmî Türkçe tablosundan birebir okunarak bu engel aşıldı. Kâfur, kamfen, borneol, alfa-pinen ve 1,8-sineol için Ek-6’da uyumlaştırılmış kayıt bulunmadığı da aynı tarama ile tespit edildi | (a), Ek-6 üzerinden |
| Kozmetik Tüzüğü 1223/2009, “kozmetik ürün” tanımı | İki ayrı resmî adres boş ya da 404 döndü; CLP muafiyetinin kapsamını belirleyen tanımın birebir metni alınamadı | okunamadı — tanım bu yazıda alıntılanmıyor |
| ICAO Teknik Talimatları, Doc 9284 | Belge satılık olduğu için tam metni okunamadı; erişim parça parça oldu. 2025-2026 edisyonunun Part 8, Bölüm 1 ve Tablo 8-1’i halka açık bir üçüncü taraf nüshasından birebir okundu. Ambalajlama Talimatı Y963 ile Tehlikeli Maddeler Listesi Tablo 3-1’in ID 8000 satırı yalnızca yürürlükten kalkmış 2015-2016 edisyonundan okundu; bu satırların güncel edisyondaki karşılıkları doğrulanamadı, çünkü yayıncının sunucusu ilgili dosyaya 403 döndürdü. Güncel edisyonun Tablo 3-1’i hiç erişilemedi ve yolcu bagajına ilişkin ayrıntılar okunamadı | (a) Part 8 ve Tablo 8-1 için; Y963 ile ID 8000 için (a), yürürlükten kalkmış edisyon kaydıyla; güncel Tablo 3-1 okunamadı |
| IMDG Kodun kendi metni | Okunamadı | okunamadı |
| Taşıyıcı şirketlerin kendi kabul kuralları sayfaları | Dört büyük taşıyıcının sayfaları 403 döndürdü; şirket kurallarına dayanan hiçbir ifade yazıya girmiyor | okunamadı |
| Avrupa Birliği’nin 2025 tarihli kısmi kaldırma metni | Aranan belge bulunamadı | bulunamadı |
| Tedarikçi ve üretici güvenlik bilgi formları (on bir belge) | Tedarikçi sunucularından indirilip metne dönüştürüldü ve satır satır okundu; bir kimyasal satıcısının iki belgesinin adresi 400 döndürdü ve o iki belgeden hiçbir sayı aktarılmıyor | (a) erişilenler için |
| Kamu kimyasal veri tabanı bileşik kayıtları | Veri tabanının kendi arayüzünden okundu; altındaki özgün kart, el kitabı ve üretici belgelerinin metinleri görülmedi | (c) |
| 2026 tarihli terpen karışımları çalışması | Yayıncı sitesi tam metne 403 döndürdü; yalnızca yayıncı özeti ve önizlemesi görüldü, ölçülen bireysel değerler görülemedi | (b) — bu kaynaktan sayı verilmiyor |
| Cihaz üreticisi uygulama notu (gıda, aroma ve koku ürünlerinde parlama noktası) | Tam metin okundu, ancak hakemli değil ve ölçülen numunelerin adları verilmemiş | (d) |
| ABD iş güvenliği mevzuatının fiziksel zararlılık ölçütleri eki | Düzenleyicinin kendi sunucusundan okundu | (a) |
Tabloya bir düzeltme kaydı eklemek gerekiyor, çünkü bu yazının hazırlık aşamasında bir ara aksi bir kayıt düşülmüştü. Türkiye mevzuatı tarafı çalışılırken ADR sayılarının birinci elden okunamadığı — ilgili uluslararası kurumun sunucusunun 403 döndürdüğü — not edilmişti. Bu kayıt artık geçerli değil: ADR 2025’in iki cildinin tam metni bir ayna nüshadan okundu, tablolar, limitler ve test değerleri birincil metinden doğrulandı. Dolayısıyla taşıma tarafındaki sayılar bu yazıda (a) derecesinde ve kendi künyeleriyle veriliyor.
Bir de aranıp bulunamayanların listesi var, ve bu liste bir eksiklik itirafı olduğu kadar bir bulgu. Açık kap ile kapalı kap arasındaki farkın sayısal büyüklüğü için hakemli bir karşılaştırma ya da standart metninde bir rakam bulunamadı; bu yüzden o fark bu yazıda bir rakamla verilmiyor. ISO 13736’nın tekrarlanabilirlik ve tekrar üretilebilirlik formülleri önizleme nüshasında yoktu, bulunamadı. Ravintsara (Cinnamomum camphora sineol kemotipi) için ayrı bir güvenlik bilgi formu bulunamadı; elimizdeki belge Ravensara’ya ait ve bunlar farklı bitkilerdir, ticarette sık karıştırılır — bu yüzden Ravensara belgesindeki değer Ravintsara’ya atfedilmiyor. Kış yeşili yağı için yöntem belirten bir parlama noktası bulunamadı. Doğal mentolün ana kaynağı olan tarla nanesi (Mentha arvensis) yağı için yöntem belirten resmî bir üretici belgesi bulunamadı; arama sonuçlarında değerler görüldü ama hiçbiri birincil belgeden okunamadı, dolayısıyla aktarılmıyor.
Bu boşlukların bir kısmı doğrudan bir bulguya dönüşüyor. Bir kış yeşili belgesinde parlama noktası satırının okunamamasının nedeni erişim değil, belgenin kendi dizgisi: dokuzuncu bölümde etiket sayısı ile değer sayısı tutmuyor, sütun hizası kaymış, dolayısıyla hangi değerin hangi özelliğe ait olduğu belirsiz. Aynı belge ürün adında bir Gaultheria türünü yazarken bileşen listesinde başka bir Gaultheria türünün özütünü veriyor. Yani o belgeden sayı aktarmamak bir eksiklik değil, belgenin kendisi hakkında bir tespit. Bir başka tedarikçi belgesinde biberiye yağının yüzde ellisi yanlış bir sineol izomeri adı ve o izomerin CAS numarasıyla listelenmiş; aynı belgede bir başka bileşen “pinenler (alfa ya da beta)” diye, CAS numarası verilmeden ve hangi izomer olduğu belirtilmeden yazılmış — oysa iki izomerin parlama noktaları farklıdır. Bileşen kimliği düzeyinde hatalı ve eksik bir belgeden aktarılan her sınıflandırma, bu yazıda “tedarikçi beyanı” kaydıyla verilecek.
Son bir yöntem kaydı: tarih hijyeni. Güvenlik bilgi formlarının tarihleri dosya adlarından değil belgenin kendi metninden okunur. Bu yazının hazırlığında bir siyah ladin belgesine 2023, bir lavanta belgesine 2019 tarihi atfedilmişti; belgelerin kendi metinleri 2022 ve 2016 diyor. Fark önemsiz görünebilir ama değil: dosya adından okunan tarih “güncel tedarikçi verisi” izlenimi yaratır. Elimizdeki tedarikçi belgelerinin önemli bir kısmı 2014-2016 yıllarına ait ve iki belge “yapay” yani rekonstrüksiyon ürünlere ait — bu kayıtlar düşülmeden sayı aktarılırsa yazı yanıltır. Bu yüzden yazının geri kalanında bir sayı verilirken belgenin tarihi, türü ve mümkün olduğunda yöntemi birlikte veriliyor; verilemiyorsa bu da yazılıyor.
Parlama noktası: maddenin değil, yöntemin sayısı
“Nane yağının parlama noktası kaçtır?” sorusu, sorulduğu biçimiyle cevaplanamaz. Bunun nedeni verinin eksikliği değil; sorunun kurgusu. Parlama noktası, bir maddenin kütlesi ya da erime noktası gibi ölçmeye gittiğinizde bulacağınız içsel bir sabit değil, belirli bir cihazda belirli bir prosedür izlenerek üretilen bir sayıdır. Bunu söyleyen biz değiliz; yöntem standartlarının kendileri.
Bu cümlenin en güçlü hali, Avrupa Birliği ve Türkiye sınıflandırma mevzuatının kabul ettiği yöntemlerden birinin kendi giriş bölümünde duruyor. ISO 13736:2021, yani Abel kapalı kap yöntemi, dördüncü edisyonunun Giriş bölümünde şunu yazıyor:
“Flash point values are not a constant physical-chemical property of materials tested. They are a function of the apparatus design, the condition of the apparatus used, and the operational procedure carried out. Flash point can therefore be defined only in terms of a standard test method, and no general valid correlation can be guaranteed between results obtained by different test methods or with test apparatus different from that specified.” — ISO 13736:2021(E), Determination of flash point — Abel closed-cup method, dördüncü edisyon, 2021-03, Introduction
Bu paragrafın üç hükmü bu bölümün geri kalanının iskeletini kuruyor; o yüzden her birini tek başına değil, bağladığı sonraki adımla birlikte okumak gerekiyor. Değer test edilen malzemenin sabit bir fiziko-kimyasal özelliği olmadığı için, aşağıdaki tabloların hiçbiri “şu yağın parlama noktası şudur” diye okunamaz; okunabilecek olan, hangi belgenin hangi sayıyı hangi gösterimle beyan ettiğidir. Değer cihazın tasarımına, cihazın o andaki durumuna ve uygulanan prosedüre bağlı olduğu için, biraz sonra göreceğimiz tolerans rakamları bir kusur listesi değil yöntemin kendi dağılımıdır — iki belgenin uyuşmaması önce bu dağılıma karşı sınanmak zorundadır. Ve farklı yöntemlerin sonuçları arasında genel geçerli bir korelasyon garanti edilemediği için bir sayıyı başka bir yöntemin sayısına çevirmenin standartça güvence altına alınmış bir yolu yok; bu üçüncü hüküm hem mevzuatın neden tek bir yöntem ailesini seçtiğini hem de bu bölümün sonunda hesaplamanın neden ölçümün yerine geçmediğini önceden açıklıyor.
Aynı tezi Amerikan standardı ASTM D56 (Tag kapalı kap) daha kısa söylüyor. Standardın 14.2 maddesi, yöntemin sapması (bias) olmadığını belirtirken gerekçesini şöyle kuruyor: “The procedure in Test Method D56 for measuring flash point has no bias since the Tag Flash Point can be defined only in terms of this test method.” Sapma hesaplanamaz, çünkü karşılaştırılacak bir “gerçek değer” yok; Tag parlama noktası yalnızca Tag yöntemiyle tanımlanıyor. Bu alıntı elimizdeki kopyada ASTM D 56 - 93 edisyonundan okundu; güncel edisyon D56-21a’dır ve edisyonlar arası karşılaştırma yapılmadı.
Burada ayrıca, yazının ilerleyen bölümlerinde sürekli geri döneceğimiz bir sınırı standardın kendisinin çizdiğini kaydetmek gerekiyor. ASTM D56’nın 1.2 maddesi birebir şunu söylüyor: “This standard can be used to measure and describe the properties of materials, products, or assemblies in response to heat and flame under controlled laboratory conditions and cannot be used to describe or appraise the fire hazard or fire risk of materials, products, or assemblies under actual fire conditions.” Devamında, sonuçların bir yangın riski değerlendirmesinin öğesi olarak kullanılabileceği, ancak böyle bir değerlendirmenin o kullanıma ilişkin tüm etkenleri hesaba katması gerektiği yazılı. Yani parlama noktası sayısı, gerçek koşullarda bir ürünün ne yapacağına dair bir hüküm değil; kontrollü bir laboratuvar deneyinin çıktısı. Bu yazıda hiçbir sayıdan “şu güvenlidir, şu değildir” sonucu çıkarılmayacaksa, gerekçesi mevzuat değil, yöntemin kendi metnidir.
Kapalı kap ve açık kap: ikisi aynı şey değil, biri hukuken yok
Parlama noktası ölçümünün iki büyük ailesi var. Kapalı kap yöntemlerinde numune kapalı bir hücrede ısıtılır ve ateşleme kaynağı belirli aralıklarla içeri sokulur; buharlar hücrede birikir. Açık kap yöntemlerinde numune kabı üstü açık biçimde ısıtılır ve alev yüzeyin üzerinden geçirilir. İki kurgu aynı numuneye aynı soruyu sormuyor.
Mekanizmayı bir cihaz üreticisinin uygulama notu açıkça yazıyor: kapalı kap sonuçları uçucu bileşenleri hesaba katar, bu nedenle açık kap sonuçlarından her zaman daha düşüktür; açık kapta uçucular ısınma aşamasında kaybolur. Bu kayıt bir cihaz üreticisinin kendi notundan geliyor, hakemli bir karşılaştırma çalışmasından değil — yani mekanizma doğrulandı, ama farkın sayısal büyüklüğü doğrulanamadı. Piyasada dolaşan “5-10 °C fark” rakamı bu yazının hiçbir yerinde geçmiyor; izi yalnızca ansiklopedi maddelerine ve cihaz satıcısı sayfalarına çıktığı, bir standart metninde ya da hakemli bir yayında bulunamadığı için. Yerine konabilecek tek şey ISO 13736’nın yukarıdaki hükmüdür ve bu bölümdeki açık kap / kapalı kap karşılaştırması o hükmün izin verdiği yerde duruyor: yön bilinebilir, büyüklük bilinemez.
Sınıflandırma tarafında ise bir seçim yok. Maddelerin ve Karışımların Sınıflandırılması, Etiketlenmesi ve Ambalajlanması Hakkında Yönetmelik — kısaca SEA Yönetmeliği — Ek-1, İkinci Bölüm, 2.6.4.1 hükmünü emir kipiyle yazıyor: “Veriler mevcut değilse, parlama noktası ve başlangıç kaynama noktası testlerle tayin edilir. Parlama noktasını tayin etmek için, kapalı kap yöntemi kullanılacaktır.” Tek cümle, tek yöntem ailesi.
Bunu aynı Ek’teki Tablo 2.6.3 somutluyor. Tablo, “Alevlenir sıvıların parlama noktasını belirleme yöntemleri” başlığı altında sekiz yöntem sayıyor ve sekizinin tamamı kapalı kap:
| Yöntem | Kap tipi | Tabloda belirtilen sınır |
|---|---|---|
| Tadil edilmiş EN ISO 1516 | Kapalı kap | — |
| Tadil edilmiş EN ISO 1523 | Kapalı kap | — |
| Tadil edilmiş EN ISO 2719 (Pensky-Martens) | Kapalı kap | — |
| Tadil edilmiş EN ISO 3679 | Kapalı kap | — |
| Tadil edilmiş EN ISO 3680 | Kapalı kap | — |
| Tadil edilmiş EN ISO 13736 (Abel) | Kapalı kap | — |
| NF M07-036 (ulusal standart) | Kapalı kap | — |
| DIN 51755 (ulusal standart) | Kapalı kap | 65 °C altındaki parlama noktaları |
Kaynak: SEA Yönetmeliği, Ek-1, İkinci Bölüm, Tablo 2.6.3. Tablonun tamamı birincil metinden okundu; kanıt derecesi (a).
Tablonun söylemediği de en az söylediği kadar önemli. Listede hiçbir açık kap yöntemi yok. Üstelik listede hiçbir ASTM yöntemi de adıyla geçmiyor: D56, D93, D3278, D6450, D7094 tabloda yer almıyor ve tablo bir eşdeğerlik iddiası taşımıyor. Yani bir tedarikçi belgesinde ASTM yöntemiyle ölçülmüş bir sayı görmek pekâlâ mümkün, ama o sayı bu tablonun sıraladığı yöntemlerden biriyle üretilmemiş. Cleveland açık kap yöntemi ASTM D92’nin bu tabloda bulunmadığı birincil metinden doğrulandı; yöntemin kendi kapsam sınırları ise doğrulanamadı — standardın metnine erişilemediği için burada D92’nin kapsam rakamları verilmiyor.
Buna rağmen piyasada açık kap sayıları dolaşıyor. Bir tedarikçinin lavanta yağı güvenlik bilgi formu parlama noktasını “> 65 °C (Tag Open Cup)”, yani açık yöntemle veriyor. Aynı belge, dikkat çekici biçimde, yağı Alevlenir Sıvı olarak hiç sınıflandırmıyor; yalnızca Asp. Tox. 1 (H304), Skin Irrit. 2 (H315) ve Aquatic Chronic 3 (H412) veriyor. Yöntem mevzuatın kabul ettiği aileden olmadığı için o sayının sınıflandırmaya girecek bir hali de yok.
Yöntemin kendi toleransı: 4,3 °C’lik uyuşmazlık hata değil
Aynı numunenin iki laboratuvarda farklı sonuç vermesi bir kusur değil, standardın öngördüğü bir dağılım. ASTM D56’nın 14.1 maddesi dört sayı veriyor ve bu dört sayı birlikte okunduğunda yazının taşıyıcı tespiti ortaya çıkıyor.
| Ölçüt | 60 °C altında | 60 °C ve üzerinde |
|---|---|---|
| Tekrarlanabilirlik (aynı operatör, aynı cihaz) | 1,2 °C | 1,6 °C |
| Tekrar üretilebilirlik (farklı laboratuvarlar) | 4,3 °C | 5,5 °C (10 °F) |
Kaynak: ASTM D 56 - 93, madde 14.1.1 ve 14.1.2. Dört değerin tamamı standardın kendi tablosundan okundu. Not: 60 °C ve üzeri satırının Celsius hücresi elimizdeki kopyanın taramasında bozuk çıkıyor; değer Fahrenheit karşılığından (10 °F) okundu. Aynı satırda basılı görünen bir Fahrenheit karşılığı dizgi kusuru taşıdığı için aktarılmıyor.
Alt satır, bu yazının en çok işe yarayan tek rakamını barındırıyor: 60 °C’nin altında, iki ayrı laboratuvar aynı numunede 4,3 °C’ye kadar farklı sonuç verebilir ve bu normaldir. Yöntemin kendi toleransıdır. Dolayısıyla iki belgede 49 °C ile 45,5 °C görmek bir çelişki değil; aynı tolerans bandının içinde iki okuma.
Bu rakamın nereden geldiği de belli. Standardın Precision bölümündeki bir dipnot, kesinlik verilerinin 1991 tarihli bir laboratuvarlar arası programdan geldiğini yazıyor: sekiz numune, manuel cihazla on iki laboratuvar, otomatik cihazla on yedi laboratuvar. Yani 4,3 °C bir tahmin ya da mühendislik sezgisi değil, bir halka testinin ölçülmüş çıktısı.
Aynı bölümde ikinci bir dipnot daha var ve kapsamı doğrudan ilgilendiriyor: klorlanmış ya da su içeren karışımlarda manuel ve otomatik cihazların sonuçları arasında anlamlı farklar olabileceği, bu tür karışımlar için kesinlik beyanının geçerli olmayabileceği yazılı. Standart, kendi tolerans rakamlarının her numune tipinde geçerli olmadığını kendisi söylüyor.
Standardın Giriş bölümü bir üçüncü sınır daha koyuyor: öngörülen ısıtma hızı, bazı malzemelerin düşük ısıl iletkenliği nedeniyle her durumda belirtilen kesinliği vermeyebilir — ve denge koşullarına daha yakın, daha yavaş ısıtmalı bir alternatif olarak D3941 geliştirilmiştir. Aynı Giriş, bir şartname D56 istiyorsa şartnameyi yazanın izni olmadan D3941’e geçilemeyeceğini de yazıyor. Mumlu, viskoz ya da katı yağlı sistemlerin ısıl iletkenliği düşüktür; standart, kendi kesinliğinin bu tür numunelerde geçerli olmayabileceğini kabul ediyor ama yöntem değiştirmeyi de serbest bırakmıyor.
Yöntemlerin kapsamı sayıyı sınırlıyor
Bir yöntemi her sıvıya uygulayamazsınız; her standardın kendi kapsam penceresi var ve o pencerenin dışında üretilmiş sayı, standardın güvence verdiği sayı değildir.
ASTM D56, 1.1 maddesinde kapsamını şöyle çiziyor: 40 °C’de 5,5 mm²/s (cSt) altında viskoziteye ve 93 °C altında parlama noktasına sahip sıvılar. 1.1.1 maddesi ise yüzey filmi oluşturma eğilimi gösteren veya askıda katı içeren numuneler için D93’e (Pensky-Martens) yönlendiriyor — mumlu ya da kristalli numuneler için kritik bir yönlendirme. Bu kapsam ifadesi elimizdeki D56-93 edisyonundan okundu.
ISO 13736:2021 ise kapsamını iki katmanlı veriyor ve ikinci katman ilkinden daha dar: yöntem parlama noktası −30,0 °C ile 75,0 °C arasında olan yanıcı sıvılar için belirlenmiştir, ancak verilen kesinlik yalnızca −8,5 °C ile 75,0 °C aralığında geçerlidir. Standardın notlarından biri, manuel cihaz için belirtilen termometrenin üst test sıcaklığını 70,0 °C ile sınırladığını söylüyor; bir başka notu, halojenli bileşik içeren sıvıların anormal sonuç verebileceğini. Nane yağı için dolaşan 65-66 °C civarındaki değerler düşünüldüğünde, Abel yöntemi bu yağları tam olarak kendi üst ucunda ölçüyor demektir. Yöntem seçiminin sayıyı neden kaydırdığının en somut açıklaması burada.
Küçük ölçekli kapalı kap yöntemi ASTM D3278 için kapsam rakamları da var — 0 ile 110 °C arası parlama noktaları, 25 °C’de 150 St altındaki viskoziteler, 2 mL numune ve bir dakikalık test süresiyle bir denge yöntemi — ancak bu değerler standardın kendi metninden birinci elden okunamadı; yalnızca standardın resmî ürün sayfası özetlerinden derlenmiş ikincil aktarımlar kullanıldı. Bu yüzden bu rakamlar burada “kapsam özetine göre” kaydıyla duruyor.
Ölçülmüş yağ sayıları: aynı yağ, iki belge, iki sayı
Şimdi tezin vitrinine gelelim. Aşağıdaki tablo, tedarikçi güvenlik bilgi formlarından birebir okunmuş parlama noktası değerlerini topluyor. Sayılar aynen aktarıldı; yuvarlanmadı, ortalaması alınmadı, eksik olan tamamlanmadı. “>”, “~” ve bant gösterimleri belgelerin kendi gösterimleridir ve bir ölçüm değeri değil bir beyan olduklarını gösterirler.
| Yağ | Belgedeki değer | Yöntem | Kaynak | Derece |
|---|---|---|---|---|
| Sedir (Juniperus virginiana, CAS 8000-27-9) | ~93,3 °C | Belirtilmemiş | New Directions Aromatics, SDS Cedarwood Essential Oil (Virginian), Sürüm 2.0 | (a) |
| Sedir (aynı tür, aynı CAS 8000-27-9) | >104,0 °C | Belirtilmemiş | Candles & Supplies, SDS Cedarwood Essential Oil (Virginian), Sürüm 2.0, 21.04.2022 | (a) |
| Lavanta (Lavandula angustifolia, Bulgar organik, CAS 90063-37-9) | > 65 °C | Tag Open Cup — açık kap | NHR Organic Oils, SDS Organic Lavender Essential Oil, Revizyon 5, 13.06.2016 | (a) |
| Lavanta (yüksek rakım, aynı CAS 90063-37-9, aynı EINECS 289-995-2) | 76 c/c | Kapalı kap (“c/c”) | NHR Organic Oils, SDS Lavender oil High Alt, revizyon tarihi 5/2015 | (a) |
| Okaliptüs (Eucalyptus globulus) | 49 °C | Kapalı kap | NHR Organic Oils, SDS Eucalyptus Oil Globulus Organic, 25.12.2015 | (a) |
| Okaliptüs (Eucalyptus globulus) | 45,5 °C | NFT 60-103 CC (kapalı kap) | Biolandes, Chemical Safety Data Sheet Eucalyptus Globulus Oil, baskı 28.03.2019 | (a) |
| Biberiye (Rosmarinus officinalis) | 23 °C ≤ PE ≤ 55 °C | Belirtilmemiş | NHR Organic Oils, SDS Rosemary Oil Organic, revizyon 02.07.2015 | (a) |
| Nane (Mentha piperita) | >65 °C | Belirtilmemiş | NHR Organic Oils, SDS Peppermint Oil Organic | (a) |
| Nane (Mentha piperita) | >60 °C | Belirtilmemiş | Callisons, Peppermint Oil SDS, Sürüm 7.0, revizyon 28.05.2020 | (a) |
| Siyah ladin | “[+35 ; +45]” | Belirtilmemiş | NHR Organic Oils, SDS Organic Black Spruce Essential Oil, baskı 07.11.2022 | (a) |
| Ravensara (Ravensara aromatica) | 50 °C | Belirtilmemiş | NHR Organic Oils, SDS Ravensara Oil Organic, revizyon 24.02.2016 | (a) |
Tüm değerler belgelerin 9. bölümlerinden birebir okundu. Tarih hijyeni notu: bu belgelerin bir kısmının dosya adındaki yıl ile belgenin kendi revizyon tarihi farklıdır; tabloda belgenin kendi beyan ettiği tarih kullanıldı. Belgelerin bir bölümü 2014-2016 arası tarihlidir; güncel edisyon doğrulanamadı ve bu değerler bugünkü ürün partilerinin ölçümü olarak sunulamaz.
Tablonun en temiz satır çifti ilk ikisi. Aynı ürün adı, aynı botanik ad, aynı CAS numarası, hatta aynı sürüm numarası (“Version 2.0”) — ve iki dağıtıcının belgesi arasında 11 °C fark: ~93,3 °C ile >104,0 °C. İkisi de yöntem belirtmiyor. Bir laboratuvar toleransıyla açıklanamayacak kadar büyük bir fark bu; ortaya çıkan şey ölçüm gürültüsü değil, aynı ticari adın arkasında farklı partilerin, farklı yöntemlerin ve farklı belge pratiklerinin durduğu gerçeği.
Lavanta satırları ise daha incelikli bir uyarı taşıyor ve yanlış okunmaya çok müsait. İki belge aynı CAS’ı ve aynı EINECS’i paylaşıyor; ama aynı mevzuat rejiminde değiller. Yüksek rakım lavantası belgesi Bölüm 2’de sınıflandırmasını yürürlükten kalkmış 1999/45 Direktifine göre (R ve S ibareleriyle) ve UN-GHS’ye göre veriyor, CLP’ye göre vermiyor. Dolayısıyla “aynı tedarikçinin iki CLP belgesi 65 ile 76 arasında salınıyor” demek yanlış olur: biri açık kap değeri veren bir belge, diğeri başka bir rejime göre hazırlanmış bir belge. Üstelik ürünler de aynı değil — biri Bulgar organik lavanta, diğeri yüksek rakım lavantası. Fark gerçek, ama farkın adı dikkatle konmalı.
Biberiye satırı bir başka türden kayıt: belge tek bir sayı vermek yerine 32 °C genişliğinde bir bant veriyor, “23 °C ≤ PE ≤ 55 °C”. “PE” Fransızca point d’éclair kısaltması ve belgenin kaynak dilini de açık ediyor. Bandın alt ucu tam olarak Kategori 2 ile 3 arasındaki eşik, üst ucu Kategori 3’ün içinde. Belge ürünü Flam. Liq. 3 / H226 sınıflandırıyor; yani sınıflandırma bandın alt ucuna dayanmış.
Bu listeye eklenebilecek bir çift daha var ama ayrı bir kayıtla: bir Alman tedarikçinin 31.03.2025 tarihli iki belgesi İskoç çamı iğnesi yağı için 45 °C, biberiye yağı için 35 °C veriyor ve ikisi de yöntem belirtmiyor. İki önemli sınır: her iki ürün de “artificial”, yani yapay rekonstrüksiyon — gerçek esansiyel yağ değil; ve bu iki belge denetim aşamasında yeniden açılamadı, yani birinci elden okunamadı. Bu yüzden değerler tabloya alınmadı, yalnızca anılıyor.
Saf bileşenler: dağılım aynı, kaynak daha zayıf
Yağların kendisi karışık bir malzeme. Peki tek tek bileşenler? Oradaki tablo daha derli toplu olmalı, ama değil.
| Bileşen | Değer | Yöntem | Kaynak | Derece |
|---|---|---|---|---|
| d-limonen | 48 °C | Kapalı kap | ILO-WHO International Chemical Safety Card (IPCS/CEC, Nisan 2005) | (c) |
| 1,8-sineol (ökaliptol) | 49 °C | Kapalı kap | Sigma-Aldrich SDS 00020590 v5.10 (02.09.2015) | (c) |
| alfa-pinen | 33 °C | Kapalı kap | NFPA, Fire Protection Guide to Hazardous Materials, 13. edisyon | (c) |
| Linalol | 71 °C | Kapalı kap | NFPA, Fire Protection Guide to Hazardous Materials, 14. edisyon, Quincy MA 2010 | (c) |
| Linalol | 75 °C | Belirtilmemiş | ILO-WHO ICSC Kart 0912 | (c) |
| Linalol | 78 °C | Kapalı kap | Sigma-Aldrich SDS 51782 v4.9 (22.09.2015) | (c) |
| Metil salisilat | 96 °C | Kapalı kap | Hazardous Substances Data Bank | (c) |
| Metil salisilat | 101 °C | Kapalı kap (“c.c.”) | ILO-WHO International Chemical Safety Cards | (c) |
| L-mentol | 94 °C | ISO 3679, kapalı kap | BASF, Safety data sheet L-Menthol flakes Pharma, Sürüm 3.0, 17.11.2022 | (a) |
| Mentol | 196 °F (≈91,1 °C) | Belirtilmemiş | National Toxicology Program Chemical Repository Database, 1992 | (c) |
(c) dereceli satırların tamamı PubChem’in derleme kayıtlarından okundu; yalnızca ikincil derleme aktarıyor — orijinal ICSC, NFPA, HSDB, NTP ve Sigma-Aldrich belgelerinin kendi metinleri görülmedi. Yalnızca BASF satırı üretici belgesinin kendisinden okundu.
Linalol satırları ASTM D56’nın tolerans tablosunu doğrudan sınıyor: üç ayrı güvenilir kaynak 71, 75 ve 78 °C veriyor, yani 7 °C’lik bir dağılım. Üç değerin tamamı 60 °C’nin üstünde olduğundan geçerli tekrar üretilebilirlik sınırı 5,5 °C’dir; dağılımın büyük kısmı yöntemin kendi toleransıyla açıklanıyor. Benzer biçimde metil salisilat için 96 ile 101 °C arasındaki 5 °C’lik fark da aynı bandın içinde kalıyor.
Alfa-pinenin 33 °C ile listenin en düşük değeri olması ise bir başka şeyi açıklıyor: çam, ladin ve köknar yağlarının niçin en düşük parlama noktası beyanlarını taşıdığı. Ama buradan ürüne sıçramak yasak bir adımdır: “alfa-pinen 33 °C, dolayısıyla alfa-pinen içeren bir ürün 33 °C’de alev alır” çıkarımı geçersizdir. Bir bileşenin saf halde ölçülen değeri, o bileşeni düşük derişimde içeren bir karışımın değeri değildir — ve birazdan göreceğimiz gibi, tersi de otomatik olarak doğru değildir.
Bir de aynı yöntemle, aynı laboratuvarda ölçülmüş bir seri var. Bir cihaz üreticisinin uygulama notu, adı açıklanmayan beş ticari uçucu yağı modifiye sürekli kapalı kap yöntemiyle (ASTM D7094) üçer tekrarla ölçmüş: ortalamalar 49,88 °C ile 60,33 °C arasında, standart sapmalar 0,01 ile 0,58 °C arasında. İki çıkarım ölçülü biçimde yapılabilir. Birincisi, en yüksek ortalama 60,33 °C ile 60 °C eşiğinin üstünde kalıyor — yani beş yağın tamamı aynı kategori bandında değil, bir numune bandın dışında. İkincisi ve daha önemlisi: aynı laboratuvarda aynı yöntemle tekrarlanabilirlik 0,6 °C’nin altında. Bu, belgeler arasındaki 10 °C’lik farkların ölçüm gürültüsü olmadığını gösteriyor; o farklar yöntem ve numune farkından geliyor. Bu kaynak bir cihaz üreticisinin uygulama notudur, hakemli bir yayın değildir ve yağların adları verilmemiştir; kanıt derecesi (d).
Hakemli literatür tarafı ise beklenenden ince. 2026 tarihli bir çalışma dört monoterpenoidi ve bunların ikili/üçlü karışımlarını ASTM D6450 kapalı kap yöntemiyle ölçerek saf bileşiklerde parlama noktası ile normal kaynama noktası arasında yarı-doğrusal bir ilişki bulduğunu, karışımlarda ise ideal davranıştan sapma görüldüğünü bildiriyor. Bu çalışmanın tam metni birinci elden okunamadı — yayıncı sunucusu erişimi engelledi — ve bu nedenle ölçtüğü bireysel sayılar burada verilmiyor. Kullanılabilir iki nokta kalıyor: hakemli bir kaynak uçucu yağ bileşenleri için güvenilir parlama noktası verisinin literatürde az olduğunu söylüyor; ve karışımlarda moleküller arası etkileşimler nedeniyle ideal karışım varsayımı tutmuyor.
Belgedeki sayı neyin sayısı?
Buraya kadar hep “bu sayı hangi yöntemle üretildi?” diye sorduk. Bir soru daha var ve çok daha az soruluyor: bu sayı neyin sayısı?
REACH Ek-II’nin güvenlik bilgi formu içeriğini düzenleyen 9.1(h) alt bölümü, karışımlar için şunu şart koşuyor: “For mixtures, a value for the mixture shall be indicated, if available. Otherwise, the flash point(s) of the substance(s) with the lowest flash point(s) shall be indicated.” Yani karışımın kendi ölçülmüş değeri yoksa, en düşük parlama noktalı bileşenin değeri yazılır. Bu hüküm, Avrupa Birliği’nin kendi resmî yayın sunucusundan okunamadı; metin muhafaza edilmiş bir resmî AB nüshası üzerinden birebir doğrulandı, dolayısıyla kanıt derecesi (b).
Sonucu şaşırtıcı biçimde basit: bir ürünün güvenlik bilgi formunda gördüğünüz düşük parlama noktası, o ürünün ölçülmüş değeri olmayabilir. Yasa gereği oraya yazılmış bir bileşen değeri olabilir. “Formda 33 °C yazıyor, demek ki ürün 33 °C’de alev alır” çıkarımı bu yüzden geçersiz.
Bunun somut karşılığı elimizdeki belgelerde duruyor. Bir nane yağı güvenlik bilgi formu yağın bütünü için “>65 °C” verirken, aynı belgenin bileşen tablosu 1,8-sineol (%2,5-5), alfa-pinen (%2,5-5) ve l-limoneni (%1-5) Flam. Liq. 3 / H226 olarak, yani parlama noktası 60 °C’yi aşmayan maddeler olarak listeliyor. Bu bir çelişki değil: bileşenler saf halde daha uçucu, karışımdaki derişimleri düşük. Ama 9.1(h) hükmüyle birleştiğinde, bazı ürün formlarında neden 30-40 °C’lik sayılar göründüğünü açıklıyor.
Aynı Bölüm 9, bildirilen özellikler için bir şart daha koyuyor: “The method of determination shall be provided, including measurement and reference conditions, if relevant for the interpretation of the numerical value.” Dikkat: hüküm koşullu — “sayısal değerin yorumlanması açısından anlamlıysa”. Yani her durumda yöntem yazılması gerektiği biçiminde sertleştirilemez. Bu hüküm de aynı muhafaza edilmiş nüshadan doğrulandı, derece (b). Yine de yukarıdaki tabloya bakın: “Yöntem” kolonunda “Belirtilmemiş” yazan yedi satır var. Parlama noktasının yalnızca yöntemiyle tanımlanabildiğini standartların kendisinden okuduktan sonra, yöntemsiz bir parlama noktası sayısının ne kadar bilgi taşıdığı ayrı bir soru haline geliyor.
Karışımda sezgi neden ters döner
“En düşük bileşeni al, güvenli tarafta kalırsın” sezgisi yaygındır. ECHA’nın CLP ölçütleri rehberi bunu birebir çürütüyor: “The flash point may be lower than the lowest flash point of the components and non-volatile components may influence the flash point.” Bir karışımın parlama noktası, en düşük parlama noktalı bileşeninkinden daha düşük olabilir; ve uçucu olmayan bileşenler de sonucu etkileyebilir. Azeotrop benzeri negatif sapmalar bunun nedeni; 2026 tarihli terpen çalışmasının ideal davranıştan sapma bulgusu da aynı yöne işaret ediyor.
Aynı rehber bölümü, karışımın değil saf maddenin safsızlıklarına dair de bir uyarı taşıyor: kaynama noktası ana bileşenden belirgin biçimde düşük safsızlıklar, derişimleri %0,5’in altında olsa bile test sonucunu güçlü biçimde etkileyebilir. Yüksek kaynayan safsızlıklar ise normalde etkisiz. Doğal uçucu yağlarda hasat, iklim ve damıtma partisi arasındaki yarım puanlık terpen farkının bile ölçülen parlama noktasını kaydırabileceği buradan çıkıyor — tedarikçi belgeleri arasındaki tutarsızlığın fiziksel açıklaması. Bileşim farkının kendisi ayrı bir konu; GC-MS ve uçucu yağ analizi ile oksidasyon ve raf ömrü yazılarında ayrıntılandırıldı.
Rehber bir de kaba bir ilişki veriyor: halojenli olmayan maddelerde parlama noktası genellikle kaynama noktasının 80 °C ile 130 °C altında bulunur. Elimizdeki okaliptüs belgesi bunu sınıyor: başlangıç kaynama aralığı 153,00-184,00 °C, parlama noktası 45,5 °C — fark 108 ile 139 °C arasında, yani kuralın üst sınırını biraz aşıyor. Kural bir eğilim; bir hesap yöntemi değil.
Hesaplamak ölçmek değildir
Parlama noktası hesaplanabilir mi? Kısmen, ve çok sıkı koşullarla. SEA Ek-1 2.6.4.2, karışımlarda deneysel belirlemenin gerekli olmadığı hâli tanımlıyor: hesaplanan değerin ilgili sınıflandırma ölçütünden (sırasıyla 23 °C ve 60 °C) en az 5 °C yüksek olması ve dört koşulun sağlanması — tam bileşimin bilinmesi, bileşenlerin patlama sınırlarının bilinmesi, buhar basıncı ve aktivite katsayısının sıcaklıkla değişiminin bilinmesi, ve sıvı fazın homojen olması. Burada bir kayıt düşmek zorunludur: resmî Türkçe metnin ilgili dipnotu mantıken ters yazılmış görünüyor ve ana hükmün tersini söylüyor; bu çelişkiye dayanarak bir sayı vermiyoruz, yalnızca ana hükmü aktarıyoruz.
Hesaplamanın doğrulanmış kapsamı ise asıl sınırı koyuyor. Aynı maddenin dipnotu, yöntemin bugüne dek en çok altı uçucu bileşenli karışımlarda doğrulandığını yazıyor ve doğrulanmış bileşen sınıflarını sayıyor: “hidrokarbonlar, eterler, alkoller, esterler (akrilatlar hariç) ve su gibi alevlenir sıvılar”. Yöntemin atfı da metinde var: Gmehling ve Rasmussen’in 1982 tarihli çalışması (Ind. Eng. Fundament, 21, 186, 1982). Bir uçucu yağ onlarca bileşen içerir — mono- ve seskiterpenler, terpen alkolleri, esterler, ketonlar, oksitler. Dolayısıyla hesaplama yöntemi bir uçucu yağ için doğrulanmış sayılamaz. Bu, yazının en net sınırlarından biri.
Hesap ile ölçüm arasındaki farkın büyüklüğünü ECHA’nın kendi resmî örneği gösteriyor: bilinen üç bileşenli saf bir kimyasal karışımda hesaplanan parlama noktası 26 °C, 23 °C eşiğine 5 °C’den yakın olduğu için ölçülmüş ve EN ISO 3679 ile 30,0 °C bulunmuş. Dört derece fark. Bileşimi tam bilinen üç bileşenli bir karışımda dört derece varsa, bileşimi partiden partiye değişen çok bileşenli bir doğal karışımda hesaplanmış bir sayıya ne kadar güvenilebileceği kendiliğinden ortaya çıkıyor.
Aynı rehber bölümü bir hiyerarşi de kuruyor ve bu hiyerarşi üç basamaklı. Birincisi: test yoluyla ya da uluslararası kabul görmüş nitelikli literatürden gelen değerler, hesapla türetilenlere tercih edilir — gerekçe olarak QSAR yöntemlerinin hatası ve sınırlı uygulama alanı gösteriliyor. İkincisi: literatürde birden fazla değer varsa “değerlendirilmiş/önerilmiş” işaretli olan seçilir. Üçüncüsü ve en çok işimize yarayanı: hiçbiri işaretli değilse, güvenlik gerekçesiyle düşük olan tercih edilmek zorundadır ya da deneysel bir belirleme yapılmalıdır. Rehberin birebir ifadesi: “If in literature different flash points are found for the same substance where none is found as evaluated/recommended the lower one has to be preferred because of safety reasons or an experimental determination should be carried out.” Aynı bölüm hesaplamanın yalnızca bir tarama aracı olduğunu da kayda geçiriyor.
Bu, yukarıdaki tablolara bakarken sorulması gereken soruyu değiştiriyor. “Sedir yağının parlama noktası 93,3 mi 104 mü?” sorusunun cevabı yok. Sorulacak soru şu: sınıflandırmada hangisi kullanılır? Cevap: düşük olan. Hangisinin “doğru” olduğu sorusu bir fizik sorusu gibi görünüyor ama değil; mevzuat onu bir karar kuralına çevirmiş.
Son bir incelik: eşiğe yakın sayılar tek ölçümle karara bağlanmaz. Rehber, denge dışı bir yöntemle ölçülen parlama noktası eşiğin ±2 °C içine düşerse ölçümün bir denge yöntemiyle tekrarlanmasını öneriyor; ayrıca sınıflandırma için en az iki testin ortalamasının kullanılmasını. Aynı paragraf, manuel ve otomatik ölçüm arasındaki fark yöntemin tolerans sınırını aşarsa düşük değerin alınmasını ya da manuel gözlemle tekrarlanmasını söylüyor. Yani 59 °C ile 61 °C arasındaki bir sayı, tek bir cihazın tek bir okumasıyla kategori belirlemez.
Ve ölçümün kendisi bile bir düzeltme taşıyor. ASTM D56, ölçüm 101,3 kPa dışında bir barometrik basınçta yapılırsa düzeltilmiş parlama noktasının C + 0,25 × (101,3 − p) formülüyle hesaplanacağını ve sonucun en yakın 0,5 °C’ye yuvarlanarak raporlanacağını yazıyor. Standart ayrıca hava istasyonu ya da havaalanı barometrelerinin deniz seviyesine düzeltilmiş değerlerinin kullanılamayacağını, laboratuvarın o andaki gerçek basıncının gerektiğini belirtiyor. Burada bir yanlış okuma tuzağı var ve adı konmalı: bu formül bir ölçüm düzeltmesidir, ürünün davranışını değil laboratuvar sonucunun raporlanmasını düzeltir. Formülden “rakımda parlama noktası düşer, dolayısıyla risk artar” gibi bir çıkarım türetilemez.
CLP ve SEA: üç kategori, iki eşik ve olmayan bir dördüncü
Sayıların nasıl üretildiğini gördük. Şimdi o sayıların ne yaptığına bakalım: hangi sayı hangi etiketi getiriyor, ve hangi etiket aslında Avrupa Birliği ile Türkiye’de hiç yok.
Türkiye’deki düzenleme, Maddelerin ve Karışımların Sınıflandırılması, Etiketlenmesi ve Ambalajlanması Hakkında Yönetmelik — kısaca SEA Yönetmeliği. 11/12/2013 tarihli ve 28848 Mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. Dayanak maddesi, Yönetmeliğin 31/12/2008 tarihli Avrupa Birliği Resmî Gazetesi’nde yayımlanan 1272/2008 sayılı CLP Tüzüğü hükümlerine “paralel olarak hazırlanmış” olduğunu açıkça yazıyor. Bu ifade önemli: birebir aktarım değil, paralel düzenleme. Aşağıda bulacağımız birkaç çeviri farkının hukuki statüsünü yorumlarken bu ayrımı akılda tutmak gerekiyor.
Tablo 2.6.1: üç kategori
CLP Ek-I 2.6.1’e göre alevlenir sıvı, parlama noktası 60 °C’yi aşmayan sıvıdır. ECHA’nın rehberi bu tanımı birebir aktarıyor: “Annex I: 2.6.1. Flammable liquid means a liquid having a flash point of not more than 60 °C.” Eşik 60 °C’dir; “not more than” kapsayıcıdır, yani 60,0 °C tam değeri Kategori 3’ün içindedir.
Kategoriler ve eşikleri şöyle:
| Kategori | Parlama noktası | Başlangıç kaynama noktası | Zararlılık ifadesi | Uyarı kelimesi |
|---|---|---|---|---|
| Kategori 1 | < 23 °C | ≤ 35 °C | H224 — Çok kolay alevlenir sıvı ve buhar. | Tehlike |
| Kategori 2 | < 23 °C | > 35 °C | H225 — Kolay alevlenir sıvı ve buhar. | Tehlike |
| Kategori 3 | ≥ 23 °C ve ≤ 60 °C | Ölçüt değil | H226 — Alevlenir sıvı ve buhar. | Dikkat |
Kaynak: SEA Yönetmeliği, Ek-1, İkinci Bölüm, 2.6.2.1, Tablo 2.6.1 ve 2.6.3, Tablo 2.6.2; karşılaştırma: ECHA, Guidance on the Application of the CLP Criteria, Sürüm 6.0, Ocak 2024, Annex I: Table 2.6.1. Kategori 3 için sayılan önlem ifadeleri: P210, P233, P240, P241, P242, P243, P280, P303+P361+P353, P370+P378, P403+P235, P501.
Bu tablonun en sık karıştırılan noktası ilk iki satırda. Kategori 1 ile Kategori 2 arasındaki ayrım parlama noktasıyla yapılmıyor. İkisinin parlama noktası eşiği aynı: 23 °C’nin altı. Ayrımı yapan şey başlangıç kaynama noktası — 35 °C’yi aşıp aşmaması. “Kategori 1 en düşük parlama noktası demektir, Kategori 3 en yüksek” biçimindeki yaygın okuma bu yüzden yanlış: kategori sayısı bir parlama noktası sıralaması değil, iki ayrı fiziksel ölçütün birlikte okunmasıyla elde edilen bir ızgara.
Tablonun bir de dürüstçe aktarılması gereken bir dizgi tarafı var. Resmî Türkçe metnin Kategori 3 satırında “≤ 60°C°” biçiminde fazladan bir derece işareti bulunuyor. Daha ilgi çekici olanı: Türkçe metin 2.6.1’de alevlenir sıvıları “60°C’den düşük bir parlama noktasına sahip sıvılar” diye tanımlıyor, ama aynı Ek’teki tablo “≤ 60°C” diyor. İngilizce asıl “not more than 60 °C”, yani kapsayıcı. Tanım ile tablo arasında küçük bir tutarsızlık var ve bu, tam 60,0 °C ölçülen bir sıvı için önemli olabilecek bir tutarsızlık. Burada iki metni yan yana koymakla yetiniyoruz; hangisinin “doğru” olduğu hükmünü vermek bir hukuki yorum olur ve bu yazının işi değil.
Aynı tablonun dipnotunda dördüncü bir çeviri farkı daha duruyor. Dipnot, gaz yağı, dizel ve hafif kalorifer yakıtları için belirli bir parlama noktası bandında Kategori 3 sınıflandırmasına izin veriyor. ECHA’nın İngilizce metni bu bandı “having a flash point between > 55 °C and ≤ 75 °C” diye veriyor — yani alt uç kapsayıcı değil. SEA Ek-1’in Türkçe metni aynı dipnotu “≥ 55°C ve ≤ 75°C” olarak veriyor, yani alt ucu kapsayıcı yapıyor. Fark bir derecelik bir sınırın hangi tarafta kaldığıyla ilgili ve yalnızca belirli akaryakıt sınıflarını ilgilendiriyor; ama aynı dipnotun iki dilde iki farklı kapsayıcılıkla durması, çeviri farklarının münferit olmadığını gösteriyor.
Olmayan dördüncü kategori: H227 nereden geliyor?
Uçucu yağ güvenlik bilgi formlarında sık görülen bir ifade var: “Flam. Liq. 4 — H227”. Bu ifade Avrupa Birliği ve Türkiye sınıflandırma sisteminde yoktur.
ECHA’nın rehberi bunu bir yan cümlede, ama tartışmaya yer bırakmayacak biçimde yazıyor: “The criteria for ‘Flammable liquids’ are found in Annex I, Section 2.6 of CLP and are not identical to those of GHS as the respective GHS Chapter 2.6 contains additional classification criteria — Category 4 for flammable liquids.” Yani Birleşmiş Milletler GHS sisteminde alevlenir sıvılar için ilave bir kategori var; CLP onu almamış.
Kategori 4’ün bandı nedir? Bu, düzenleyicinin kendi metninden doğrulanabiliyor — Amerika Birleşik Devletleri tarafında. OSHA’nın 29 CFR 1910.1200 Ek-B’si, B.6 bölümünde Alevlenir Sıvı Kategori 4’ü “Flash point >60 °C (140 °F) and ≤93 °C (199,4 °F)” olarak tanımlıyor ve bu kategorinin zararlılık ifadesi H227 — “COMBUSTIBLE LIQUID”. Yani 60 ile 93 °C arasındaki bir parlama noktası ABD sisteminde bir etiket getiriyor, AB ve Türkiye sisteminde getirmiyor.
Elimizdeki belgeler bu kategorinin piyasada nasıl dolaştığını gösteriyor ve desen tek bir belgeyle sınırlı değil:
Nane yağı: üç AB-dışı kategori bir arada
Bir tedarikçinin nane yağı formu, başlığında açıkça “(EC 1272/2008)” yazmasına rağmen AB CLP’de bulunmayan üç kategoriyi birlikte kullanıyor: Flam. Liq. 4 / H227, Acute Tox. 5 / H303 ve Aquatic Acute 2 / H401. Üçü de yalnızca UN GHS’te var. Üstelik aynı bölüm uyarı kelimesini “Danger.” veriyor; UN GHS’te Flam. Liq. 4’ün uyarı kelimesi “Warning”dir. Tek bir kategoriye bakıp “belki yazım hatası” demek mümkün olabilirdi; üçü birlikte görüldüğünde teşhis tartışmasız hale geliyor — bu belge CLP değil UN GHS aktarıyor.
Aynı yağ, açıkça ABD mevzuatı
Bir başka tedarikçinin nane yağı formu da Kategori 4 kullanıyor, ama atfını doğru yapıyor: sınıflandırmayı açıkça 29 CFR 1910.1200’e, yani ABD Zararlılık İletişimi Standardına dayandırıyor ve parlama noktasını “>60 °C” veriyor. Aynı kategori, doğru rejim.
Lavanta: yürürlükten kalkmış bir direktif
Yüksek rakım lavanta formu, Bölüm 2’de sınıflandırmasını iki rejimden veriyor: “Classification (1999/45) Xn-Xi; R38-65, S62” ve “UN-GHS: FL 4, AH 1, SCI 2, EDI 2A, EH A2,C2”. Yani (i) karışımlar için 1 Haziran 2015’te yürürlükten kalkmış 1999/45 Direktifini ve R/S ibarelerini kullanıyor, (ii) CLP yerine UN-GHS kullanıyor, (iii) “FL 4”, yani Kategori 4 veriyor.
Mentol: UN GHS 4. revizyon
Bu yazının mentol sayılarını aldığı üretici belgesi de bir AB belgesi değil. Her sayfasında “Safety data sheet according to UN GHS 4th rev.” başlığı var; Bölüm 2 “According to UN GHS criteria” diyor ve AB CLP’de bulunmayan üç kategori veriyor: Acute Tox. 5, Eye Dam./Irrit. 2B ve Aquatic Acute 3. Belgedeki parlama noktası ve yanma testi verileri sağlam; ama belge AB formatında bir güvenlik bilgi formu değil ve öyle sunulmamalı.
Desen net: uçucu yağ ve mentol dünyasında dolaşan belgelerin önemli bir kısmı UN GHS ya da ABD rejiminden geliyor ve AB kategorileriyle karıştırılıyor. Dört bağımsız belge, dört ayrı tedarikçi, aynı sapma. Bir formda H227 görmek ürünün bir özelliğini değil, belgenin hangi rejimde yazıldığını söylüyor. Etiket okuma yazısında olduğu gibi, buradaki de bir okuma becerisi sorusu.
İki eşik: 60 °C ve 93 °C
“93 °C eşiği AB’de hiç kullanılmıyor” cümlesi de yanlış — ama doğrusu sanıldığından ince. Eşik var; sıvı kategorisi için değil.
SEA Ek-1 2.3.2.1, aerosollerin sınıflandırılmasında “alevlenir bileşen” tanımını yaparken birebir şöyle diyor: “Parlama noktası ≤93 oC olan sıvılar, Bölüm 2.6’ya göre Alevlenir Sıvılar da dahil”. Yani bir aerosolün içindeki bir sıvının “alevlenir bileşen” sayılması için eşik 93 °C; bu sıvının kendisinin Alevlenir Sıvı olarak sınıflandırılması için eşik ise 60 °C. Aynı Ek’teki bir not, alevlenir aerosollerin Bölüm 2.6 veya 2.7 kapsamına girmediğini de belirtiyor.
Eşiğin ikinci bir yeri daha var ve bu, eşiğin varlığını iyice pekiştiriyor. SEA Ek-2’nin 2.9 bölümü, halojenli hidrokarbonlar içeren sıvı karışımlar için ek zararlılık ifadesi eşiğini şöyle kuruyor: “Herhangi bir parlama noktası olmayan veya 60°C’den yüksek ancak 93°C’den az bir parlama noktasına sahip halojenli bir hidrokarbonlar ve % 5’in üzerinde çok alevlenir veya alevlenir maddeler içeren sıvı karışımların etiketlerinde … EUH209 – ‘Kullanım esnasında çok alevlenir hale gelebilir.’ veya EUH209A – ‘Kullanım esnasında alevlenir hale gelebilir.’” Bu hüküm halojenli hidrokarbonlara özgüdür ve uçucu yağlara uygulanmaz; burada yalnızca 60-93 °C bandının AB/Türkiye metninde nerelerde göründüğünü göstermek için anılıyor.
Ortaya çıkan tablo ilginç: sistem 60-93 °C bandını bir sınıflandırma kategorisi olarak reddediyor, ama iki ayrı özel bağlamda bir eşik olarak kullanıyor. İki sayının karıştırılması çok yaygın ve karıştırıldığında ortaya ya olmayan bir kategori ya da olmayan bir muafiyet çıkıyor.
60 °C’nin altı otomatik olarak H226 değildir
Belki en çok atlanan hüküm bu. “Parlama noktası 60 °C’nin altındaysa ürün mutlaka H226 taşır” cümlesi doğru değil ve bunun bir çıkış yolu SEA Ek-1 2.6.4.5’te yazılı:
“UN RTDG, Test ve Kriterler Rehberi L.2, üçüncü bölümün, 32. başlığına göre sürdürülen alevlenirlik testlerinde olumsuz sonuçlar alınmışsa 35°C’den yüksek ve 60°C’den fazla olmayan parlama noktası olan sıvıların Kategori 3 olarak sınıflandırılması gerekli değildir.” — SEA Yönetmeliği, Ek-1, İkinci Bölüm, 2.6.4.5
Yani parlama noktası 35 °C ile 60 °C arasında ölçülmüş bir sıvı, sürdürülen alevlenirlik testinde olumsuz sonuç verirse Kategori 3 sınıflandırılmak zorunda değil. Aynı hüküm ECHA rehberinde CLP Annex I 2.6.4.5 olarak aktarılıyor. Önemli sınır: 35 °C’nin altında parlama noktası olan sıvılar bu istisnadan yararlanamaz.
Bunun soyut bir ihtimal olmadığını ECHA’nın kendi resmî örneği gösteriyor. Alifatik poliüretan reçinenin sulu bir formülasyonu, EN ISO 13736 ile 42,5 °C parlama noktası vermiş — kâğıt üzerinde Kategori 3’ün tam ortası. Ama sürdürülen alevlenirlik testinde 60,5 °C’de ve 75 °C’de yanma sürdürülmemiş ve ECHA sonucu şöyle yazıyor: “does not necessarily have to be classified as flammable liquid Category 3”. Kırk iki buçuk derecelik bir parlama noktası, kategoriden çıkabiliyor.
Aynı örnekte bir ayrıntı daha var ve viskoz ürünler için önemli: formülasyonun dinamik viskozitesi 1938 mPas ölçülmüş ve ECHA, yüksek viskoziteli numunelerde dakikada 1 °C’lik düşük ısıtma hızının kullanılmasını belirtmiş. Isıtma hızının sonucu değiştirdiğinin resmî kaydı — ASTM D56’nın Giriş’indeki düşük ısıl iletkenlik uyarısıyla aynı yere bakıyor.
Madalyonun öbür yüzü de var ve en az o kadar şaşırtıcı: parlama noktası olmaması, alevlenirlik etiketi olmaması anlamına gelmiyor. ECHA’nın bir başka resmî örneği, hidrokarbonlar ve diklorometan içeren bir karışımı ele alıyor; standart yöntemle bir parlama noktası bulunamıyor. Karışım bu yüzden alevlenir sıvı olarak sınıflandırılamıyor. Ama karışımın hidrokarbon kısmı kendi başına bir parlama noktasına sahip olduğundan “patlayıcı bir buhar/hava karışımı mümkün mü?” sorusu sorulmak zorunda kalıyor; cevap evet olduğu için karışımın EUH018 veya EUH209 ile etiketlenmesi gerekiyor. Aynı örnekteki bir not, EUH018’in yalnızca madde ya da karışım zararlı olarak sınıflandırılmışsa atanabileceğini belirtiyor. Bu örnek de halojenli bir bileşen içeriyor ve EUH018/EUH209 hükümleri halojenli hidrokarbonlara özgüdür; uçucu yağlara ya da mumlu sistemlere doğrudan uygulanamaz. Buradaki kullanım yalnızca kavramsal: “parlama noktası yok” ile “alevlenirlik etiketi yok” aynı şey değildir.
Bileşenden ürüne atlamanın hesabı
Uçucu yağların sucul zararlılık ifadeleri (H410, H411, H412) de sık yanlış okunuyor. Bunların nedeni yağın bütünü değil, bileşenleridir — ama bileşenin ifadesi otomatik olarak ürünün ifadesi olmuyor; arada bir hesap var.
CLP Ek-I’in 4.1.3 bölümü bir toplama yöntemi kuruyor: ilgili bileşenlerin derişimleri M-faktörleriyle çarpılıp toplandığında belirli bir eşiği aşarsa karışımın tamamı o kategoriye girer. M-faktörleri, bileşenin sucul toksisite değerine göre 1 ile 10.000 arasında onluk kademelerle artıyor. Bu hüküm, Avrupa Birliği’nin kendi resmî metninden değil, bir resmî metin reprodüksiyonundan okundu — kanıt derecesi (b) — ve Tablo 4.1.3’ün kendi satırları birebir görülmedi. Bu yüzden burada hesabın kendisi yapılmıyor; aktarılan şey yöntemin varlığı ve mantığı.
Pratik sonuç yine de aktarılabilir: biberiye ve çam yağları H410 alırken lavantanın yalnızca H412 alması, yağların doğasındaki bir gizemden değil tam olarak bu toplamadan geliyor. Ve bu yüzden “limonen H410 taşır, dolayısıyla limonen içeren ürün H410 taşır” çıkarımı geçersizdir; derişim ve M-faktörü hesabı yapılmadan bu sıçrama yapılamaz.
Limonen bu arada, bu alanda uyumlaştırılmış bir kaydı olan nadir bileşenlerden. (R)-p-mentha-1,8-dien, yani d-limonen, SEA Ek-6’nın resmî Türkçe tablosunda indeks numarası 601-029-00-7 ile yer alıyor; sınıflandırması Flam. Liq. 3 / H226 ile birlikte Aquatic Acute 1 / H400 ve Aquatic Chronic 1 / H410 içeriyor, akut ve kronik M-faktörleri 1. Bu kayıt resmî Türkçe ek tablosundan birebir okundu.
Tedarikçi beyanı ile uyumlaştırılmış sınıflandırma aynı şey değil
Bir güvenlik bilgi formunun bileşen tablosunda “Classification (EC 1272/2008)” başlığı altında bir sınıflandırma görmek, o sınıflandırmanın uyumlaştırılmış olduğu anlamına gelmiyor. Çoğu zaman gördüğünüz şey bir tedarikçi öz-sınıflandırmasıdır.
Bunu test etmek mümkün: SEA Ek-6, hem CAS hem ad üzerinden tarandığında kâfur (76-22-2), kamfen (79-92-5), borneol (507-70-0), alfa-pinen (80-56-8) ve 1,8-sineol (470-82-6) için uyumlaştırılmış bir kayıt bulunmuyor. Yani bu beş bileşen için bir formda gördüğünüz her sınıflandırma, o tedarikçinin kendi beyanıdır.
Ve öz-sınıflandırma olduğunda ne olabileceğini gösteren bir örnek var ki, bu yazının en güçlü vitrini olabilir. Sedir örneği aynı maddeye iki farklı sayı veriyordu. Bu örnek aynı maddeyi iki farklı fiziksel hale koyuyor:
| Belge | Kamfen sınıflandırması | Zararlılık ifadesi | İma edilen fiziksel hal |
|---|---|---|---|
| Biberiye yağı formu (revizyon 02.07.2015), Bölüm 3, %4,0 kamfen | Flam. Sol. 2 | H228 | Katı |
| Siyah ladin yağı formu (baskı 07.11.2022), Bölüm 3 | Flam. Liq. 3 | H226 | Sıvı |
Aynı CAS numarası, aynı EC numarası, aynı tedarikçi, iki zıt fiziksel hal sınıflandırması. Siyah ladin belgesinin Bölüm 3’ü kolon hizası bozuk basıldığı için ad-CAS-sınıflandırma üçlüsü tek tek eşleştirilerek okundu; aynı belgede borneol (507-70-0) Flam. Sol. 1 / H228 alıyor. Her iki sınıflandırma da öz-sınıflandırmadır, çünkü kamfenin SEA Ek-6’da uyumlaştırılmış kaydı yok.
Bir sayı farkı tolerans bandıyla açıklanabilir. Bir kategori farkı — hele bir maddenin katı mı sıvı mı olduğuna dair iki zıt beyan — açıklanamaz. İkisi birlikte doğru olamaz ve ikisi de aynı tedarikçinin aynı formatta hazırlanmış belgelerinde duruyor. Aynı biberiye belgesinin yağın %4’ünü kamfen, %3’ünü borneol olarak listelediğini, kâfur (%10, CAS 76-22-2) için ise sınıflandırma hanesini boş bıraktığını da kaydetmek gerekiyor. Kâfur için bu yazıda bir sınıflandırma beyanı yapılmıyor: elimizdeki belge onu sınıflandırmasız bırakıyor ve uyumlaştırılmış bir kaydı da yok.
Aynı belge, bileşen kimliği düzeyinde iki kusur daha taşıyor ve bunlar belgenin taşıyıcılığını doğrudan etkiliyor. Birincisi: biberiye yağının %50’sini “1,4-CINEOLE CAS: 470-67-7” olarak listeliyor. Biberiyenin ana sineoli 1,8-sineoldür (CAS 470-82-6) ve 1,4-sineol farklı bir bileşiktir. Aynı tedarikçinin nane yağı formu doğru bileşiği doğru CAS ile veriyor — yani aynı tedarikçi iki belgesinde iki farklı sineol izomeri kullanıyor. İkincisi: aynı belge bir bileşeni “%20,0 PINENES (ALPHA OR BETA)” diye, CAS numarası vermeden ve “alfa veya beta” belirsizliğiyle listeliyor; oysa bu iki izomerin parlama noktaları farklıdır. Bir belgede bileşen kimliği belirsizse, o belgedeki sayının hangi maddeye ait olduğu da belirsizdir.
Benzer bir kimlik tutarsızlığı bir kış yeşili yağı formunda da var: belge başlığında Gaultheria procumbens yazarken bileşen listesinde “Gaultheria fragrantissima punctata, ext.” (CAS 92201-74-6) veriyor — iki farklı tür. Aynı belgenin 9. bölümünde 21 etikete 22 değer düşüyor, yani eşleme güvenilir değil ve bu nedenle o bölümden hiçbir sayı aktarılmadı. Okunamayan bir sayı bir boşluk gibi görünüyor; ama tür kimliği tutarsızlığının kendisi bir bulgu.
Varildeki yağ ile tüpteki ürün: muafiyetin hukuki yeri
Buraya kadar anlatılan her şey kimyasal mevzuatına ait. Peki tüpteki bir kozmetik ürün bu mevzuata tabi mi? Cevap iki hükümde ve iki hükmün de bir koşulu var.
Birinci hüküm kozmetik muafiyeti. SEA Yönetmeliği’nin 2. maddesinin ikinci fıkrası şöyle açılıyor: “Bu Yönetmelik aşağıda yer alan ve son kullanıcıya nihai ürün olarak ulaşan maddeleri ve karışımları kapsamaz”, ve (c) bendinde Kozmetik Yönetmeliği kapsamındaki ürünleri sayıyor. AB tarafındaki karşılığı CLP Madde 1(5)(c): “This Regulation shall not apply to substances and mixtures in the following forms, which are in the finished state, intended for the final user: … (c) cosmetic products”. Bu ikinci metin AB’nin kendi yayın sunucusundan okunamadı — konsolide metin boyutu nedeniyle açılamıyor — ve muhafaza edilmiş bir resmî AB nüshası üzerinden doğrulandı; kanıt derecesi (b). Türkçe bent ise Resmî Gazete’nin kendi metninden okundu.
Koşul, muafiyetin bel kemiği: “son kullanıcıya nihai ürün olarak ulaşan”. Dökme halde satılan ya da ara ürün olarak devredilen bir karışım bu muafiyetten yararlanmaz. Yani bir varildeki uçucu yağ ile bir tüpteki bitmiş kozmetik ürün arasındaki hukuki fark tam olarak burada başlıyor — aynı kimyasal içerik, iki ayrı hukuki muamele.
Bu muafiyetin ne olmadığını da söylemek gerekiyor, çünkü en sık yapılan hata budur. Muafiyet bir kapsam hükmüdür, bir güvenlik beyanı değildir. “Kozmetik olduğu için CLP’ye tabi değil, dolayısıyla alevlenirlik sorunu yok” çıkarımı hukuken de fiilen de kurulamaz: kozmetik mevzuatı kendi kurallarıyla, işyeri mevzuatı kendi kurallarıyla, taşıma mevzuatı kendi kurallarıyla ayrıca işler.
İkinci hüküm taşıma muafiyeti. SEA Madde 2’nin üçüncü fıkrasının (e) bendi, “35 inci maddenin uygulanabileceği durumlar haricinde, tehlikeli malların havayolu, denizyolu, karayolu ve demiryolu ve içsu yoluyla taşınmasını” kapsam dışında bırakıyor. CLP Madde 1(6) aynı şeyi söylüyor: “Save where Article 33 applies this Regulation shall not apply to the transport of dangerous goods by air, sea, road, rail or inland waterways.” Türkçe bent Resmî Gazete’den, İngilizce karşılığı muhafaza edilmiş nüshadan okundu.
Saklı tutulan madde — CLP’de 33, SEA’da 35 — yazının iki ayağının birleştiği menteşe. Düzenlediği şey şu: dış ambalaj tehlikeli mal taşıma kurallarına uyuyorsa iç ve ara ambalaj kimyasal mevzuatına göre etiketlenir; ve CLP piktogramları taşıma kurallarındaki aynı zararlılığı karşılıyorsa dış ambalajda ayrıca görünmelerine gerek yoktur. Yani bitmiş bir ürünün kutusu ile iç ambalajı farklı rejimlere tabi olabiliyor. Bu maddenin kanıt kaydı iki parçaya ayrılmak zorunda, çünkü iki ayrı metin söz konusu. Birincisi atıf: SEA Madde 2’nin üçüncü fıkrasının (e) bendi — yani Madde 35’in saklı tutulduğunu söyleyen cümle — Resmî Gazete’nin kendi metninden birebir okundu, kanıt derecesi (a). İkincisi hükmün kendisi: yukarıda özetlenen üç fıkranın içeriği CLP Madde 33’ün İngilizce lafzından, o da resmî bir mevzuat reprodüksiyonundan okundu, kanıt derecesi (b). SEA Madde 35’in kendi tam Türkçe metni bu çalışmada birinci elden okunamadı; doğrulanan şey yalnızca ona yapılan atıftır. Bu yüzden maddenin Türkçe lafzı burada alıntılanmıyor ve iki metin arasında bir çeviri karşılaştırması da yapılmıyor — yazının başka yerlerinde yapılan çeviri karşılaştırmalarının dayandığı birebir Türkçe metin bu madde için elde yok.
İki küçük ama pratik hükümle kapatalım. Birincisi: SEA Ek-1 1.5.2.1.1, ambalajın içeriği 125 ml’yi aşmıyorsa ve ürün Alevlenir sıvı Kategori 2 veya 3 ya da Alevlenir katı Kategori 1 veya 2 sınıflandırılıyorsa, bu kategorilerle bağlantılı zararlılık ve önlem ifadelerinin etiketten çıkarılabileceğini söylüyor. Dikkat: bu bir kapsam dışılık değil bir etiket istisnasıdır — sınıflandırma durur, yalnızca H ve P ifadeleri etiketten düşer. Aynı listede Aquatic Acute 1 ve Aquatic Chronic 1-2 de var.
İkincisi, uçucu yağlara özgü ve çok az bilinen bir hüküm: SEA Ek-1 1.4.2, koku ve parfüm sanayine yönelik karışımlarda esansiyel yağ bileşenleri ya da özütleri doğada var olan maddelerse, etikette kimyasal ad olarak “…özü” veya “…esansı” biçiminde bir adın kullanılabileceğini söylüyor. Etiketlerde bileşen adı yerine esans adı görmenizin bir nedeni bu. Aromaterapötik ürün mevzuatı yazısında da benzer bir adlandırma katmanı işlenmişti.
Katı bir ürünün parlama noktası var mıdır?
Şimdiye kadar hep sıvılardan konuştuk; çünkü parlama noktası kavramı sıvılar için kurulmuştur. Peki mumlu, dökme, katı bir ürün için ne olur? Bu sorunun cevabı tek bir cümlede ve o cümle REACH Ek-II’nin güvenlik bilgi formu içeriğini düzenleyen 9.1(h) alt bölümünde duruyor:
“Flash point — Does not apply to gases, aerosols and solids.” — REACH Ek-II (2020/878 ile değişik), Ek, SECTION 9, 9.1(h)
Gazlara, aerosollere ve katılara uygulanmaz. Hüküm 1 Ocak 2021’den itibaren uygulanıyor. Bu metin Avrupa Birliği’nin kendi resmî yayın sunucusundan birinci elden okunamadı — adres üç ayrı biçimde denendi ve üçü de bir doğrulama sayfası döndürdü; hüküm bağımsız bir muhafaza edilmiş resmî AB nüshasından birebir doğrulandı. İçerik sağlam, kaynak AB’nin kendi sitesi değil; kanıt derecesi (b).
Pratik sonucu da düşünülmeye değer: bir ürün formunda katı bir ürün için parlama noktası yazılıysa, o sayı ürünün değil bir bileşeninin sayısıdır. Zaten aynı alt bölümün karışımlar hükmü bunu kendisi söylüyordu — karışımın değeri yoksa en düşük parlama noktalı bileşenin değeri yazılır.
Katı mı sıvı mı? Kararı bir test veriyor
“Katıdır, dolayısıyla parlama noktası uygulanmaz” cümlesinin bir önkoşulu var: ürünün katı olduğunun gösterilmesi. Ve bu bir göz kararı değil.
CLP Ek-I’in tanımlar bölümü sıvıyı şöyle tanımlıyor: 101,3 kPa standart basınçta erime noktası veya başlangıç erime noktası 20 °C veya daha az olan madde ya da karışım. Ve devamında: “Solid means a substance or mixture which does not meet the definitions of liquid or gas.” Yani sıvı ve gaz tanımlarını karşılamayan her şey katıdır — tanım dışlama yoluyla kuruluyor.
Burada bir çeviri farkı daha var ve dürüstçe aktarılması gerekiyor. SEA Ek-1’in Türkçe metni bu bendi “20°C’lık bir erime noktası veya başlangıç erime noktası olan” diye çeviriyor; “veya daha düşük” ifadesi düşmüş görünüyor. Yani resmî Türkçe tanım, İngilizce asıldaki “≤” şartını bir eşitlik gibi okutuyor. İki metni yan yana koymakla yetiniyoruz; Yönetmeliğin 1272/2008’e “paralel olarak hazırlanmış” olduğunu söyleyen dayanak maddesini de hatırlatarak.
Belirli bir erime noktası ölçülemeyen viskoz madde ve karışımlar için ECHA bir hakem testi gösteriyor, hatta iki tane: böyle bir madde, ASTM D4359-90 testi “sıvı” derse veya ADR Ek A Bölüm 2.3.4’te öngörülen akıcılık (penetrometre) testi “macun değil” derse sıvı sayılmak zorundadır. Burada dikkat çekici bir kesişme var: sınıflandırma mevzuatı, katı/sıvı ayrımı için tehlikeli mal taşıma mevzuatının penetrometre testine atıf yapıyor. İki rejim aynı fiziksel testi paylaşıyor.
Katının alevlenirliği nasıl karara bağlanır
Parlama noktası devre dışıysa, katı bir maddenin alevlenir olup olmadığına ne karar veriyor? Cevap: bir yanma hızı testi.
SEA Ek-1 2.7.2, kolay alevlenir katıları şöyle tanımlıyor: “…yanma süresi 45 saniyenin altında veya yanma hızı 2,2 mm/s’den yüksek olan toz halinde, granüler halde veya macun kıvamındaki maddeler veya karışımlar … kolay alevlenir katılar olarak sınıflandırılır.” Ölçüt, UN RTDG Test ve Kriterler Rehberi’nin 33.2.1 Yöntem N.1 testinden geliyor.
| Alevlenir sıvı | Alevlenir katı | |
|---|---|---|
| Belirleyici ölçüm | Parlama noktası (kapalı kap) | Yanma süresi / yanma hızı (UN Test N.1) |
| Eşik | ≤ 60 °C (Kategori 3 için ≥ 23 °C ve ≤ 60 °C) | Yanma süresi < 45 s veya yanma hızı > 2,2 mm/s |
| Kategoriler | 1, 2, 3 | 1, 2 (ikisi de H228) |
| Kategori ayrımı | Başlangıç kaynama noktası (1/2) ve parlama noktası (3) | Islak bölgenin yangın üzerindeki etkisi |
| Patlama sınırları | Alevlenir sıvılar için en azından alt patlama sınırı belirtilir | “Sınıflandırma ve etiketleme açısından ilgisiz” |
Kaynaklar: SEA Yönetmeliği Ek-1, İkinci Bölüm 2.6 ve 2.7 (Tablo 2.6.1, 2.6.2, 2.7.1); REACH Ek-II SECTION 9 (patlama sınırı şartı, derece (b)); katılarda patlama sınırlarının ilgisizliği bir üretici belgesinin 9. bölümünden.
Tanımdaki üç kelime kolayca atlanıyor ama hükmün lafzını belirliyor: “toz halinde, granüler halde veya macun kıvamında”. Hüküm, kolay alevlenir katı ölçütünü bu üç fiziksel forma bağlı biçimde yazıyor; dökülmüş ve katılaşmış monolitik bir kütle bu üçünün lafzına girmiyor. Buradan çıkarılabilecek şey bir kapsam hükmü değil, bir yöntem kaydıdır: hükmün sözü böyle bir forma doğrudan uzanmadığı için, ölçüm yokken o form hakkında ne “kapsamdadır” ne “kapsam dışıdır” denebilir. Kapı baştan kapanmıyor, ama kendiliğinden de açılmıyor.
Kararın nereye bağlandığı ise hükmün kendi metninde yazılı. SEA Ek-1 2.7.2 ölçütü bir sayıya değil bir teste bağlıyor — UN RTDG Test ve Kriterler Rehberi’nin 33.2.1 Yöntem N.1 testine — ve az sonra göreceğimiz Tablo 2.7.1’in 1 numaralı notu o testin maddenin piyasaya arz edildiği fiziksel formda yapılmasını şart koşuyor. İki hüküm birlikte okunduğunda ortaya çıkan sonuç şu: bir formun bu tanımın lafzına girip girmediği sorusu, o form için yapılmış bir N.1 testi olmadan hiçbir yönde kapanmaz. Bu bölümde aktarılan tabloların hiçbiri böyle bir test sonucu içermiyor. ECHA’nın tablet ya da pelet gibi doğrudan test edilemeyen formlar için koyduğu kayıt da aynı yere bakıyor: form olduğu gibi test edilemiyorsa soru ortadan kalkmıyor, ufalanma ve aşınmayla ortaya çıkan ikincil etkileriyle birlikte sorulması gerekiyor.
Kategori 1 ile 2 arasındaki ayrım ise ıslak bölgenin yangını durdurup durdurmamasıyla yapılıyor ve burada SEA metninde bir çeviri tersliği var. Resmî Türkçe Tablo 2.7.1, Kategori 2 ölçütünü “(a) ıslak bölge yangını en az 4 dakikalığına söndüremiyorsa ve” diye veriyor; CLP ve GHS’nin İngilizce aslı aynı satırı “(a) wetted zone stops the fire for at least 4 minutes and” diye veriyor. Türkçe olumsuz, İngilizce olumlu. İki metni yan yana koyuyoruz ve okura bırakıyoruz; bir hüküm vermiyoruz.
Bir de testin neye uygulandığı sorusu var ve cevabı bu bölümün en kritik hükmü olabilir. SEA Ek-1, Tablo 2.7.1’in 1 numaralı notu şöyle: “Test, madde veya karışımın piyasaya arz edildiği fiziksel formda yapılır.” Devamında, aynı kimyasal farklı bir fiziksel formda sunulacaksa ve bu formun test performansını maddi olarak değiştirme olasılığı varsa yeni haliyle tekrar test edileceği yazılı. ECHA ayrıca tablet ya da pelet gibi test edilemeyen formlarda ufalanma ve aşınmayla ortaya çıkan ikincil etkilerin dikkate alınması gerektiğini belirtiyor.
Bu notun sonucu açık: bir uçucu yağın varildeki sıvı hali için alınmış bir test sonucu, aynı yağı içeren mumlu bir katı için geçerli değildir. Yukarıdaki tüm tablolar hammadde tablolarıdır; bitmiş ürün tablosu değil.
Son olarak, parlama noktasının katılar söz konusu olduğunda tamamen devre dışı kalmadığını da kaydetmek gerekiyor; bu, bu yazının belki en teknik ayrımı. ECHA, alevlenir katı sınıflandırması için gereken verileri sayarken şunu yazıyor: “For the classification of a substance or mixture as a flammable solid data on the following properties are needed: melting point; information on water reactivity; information on flash point for solids containing flammable liquids.” Yani alevlenir sıvı içeren katılar için parlama noktası bilgisi gerekli veriler arasında. Mumlu bir matris artı uçucu yağ tam olarak bu tarife giriyor. Ayrım şu: parlama noktası bilgisi sınıflandırma kararının girdisi olabilir; kararın kendisi ise N.1 yanma testiyle verilir. Girdiyi kararla karıştırmak, bu alandaki en ince hatalardan biri.
Mentol kristali: sayı var, ama neyin sayısı?
Somut bir örnek bu ayrımları bir arada gösteriyor. L-mentol pulu, oda sıcaklığında katı bir hammadde. Üretici belgesi 9. bölümünde dört sayı veriyor:
| Özellik | Değer | Yöntem |
|---|---|---|
| Erime aralığı | 41 - 44 °C | Belirtilmemiş |
| Kaynama noktası | 212 °C | Belirtilmemiş |
| Parlama noktası | 94 °C | ISO 3679, kapalı kap |
| Tutuşma sıcaklığı | 271 °C | DIN EN 14522 |
| Alevlenirlik | “not highly flammable” — kolay alevlenir değil | UN Test N.1 (ready combustible solids) |
| Alt patlama sınırı | “For solids not relevant for classification and labelling.” | — |
| Taşıma sınıflandırması | “Not classified as a dangerous good under transport regulations” | ADR / RID / IATA / ICAO |
Kaynak: BASF, Safety data sheet L-Menthol flakes Pharma, ID 30573640/SDS_GEN_00/EN, Sürüm 3.0, 17.11.2022, Bölüm 9 ve Bölüm 14. Kayıt: bu belge bir AB güvenlik bilgi formu değil; her sayfasında “Safety data sheet according to UN GHS 4th rev.” başlığı taşıyor ve Bölüm 2’de AB CLP’de bulunmayan üç kategori kullanıyor. Parlama noktası ve yanma testi verileri bu kayıttan etkilenmiyor.
Tablo iki şeyi birlikte söylüyor ve birlikte okunması gerekiyor.
Birincisi: “mentol kristalinin parlama noktası yoktur çünkü katıdır” cümlesi yanlış. Bir sayı var: 94 °C, hem de yöntemi belirtilmiş bir sayı (ISO 3679, kapalı kap — ve bu yöntem SEA Tablo 2.6.3’te adı geçen sekiz yöntemden biri). Bir karşılaştırma değeri de var: bir 1992 tarihli derleme kaydı mentol için 196 °F, yani yaklaşık 91,1 °C veriyor — yöntem belirtmeden. Üç derecelik fark. Bu ikinci değer yalnızca ikincil derleme aktarıyor; orijinal kaydın kendi metni görülmedi. İki değer arasındaki fark, “literatür değeri” ile “yöntemi belirtilmiş üretici ölçümü” arasındaki farkın iyi bir örneği; ECHA’nın hiyerarşisi gereği yöntemi belirtilmiş olan tercih edilir.
İkincisi, ve asıl nokta: o 94 °C neyin sayısı? Mentol 41-44 °C’de eriyor. Parlama noktası ölçümü 94 °C’de gerçekleşiyor. Yani ölçüm, numunenin çoktan erimiş olduğu bir sıcaklıkta yapılıyor. Sayı var, ama katı mentole ait değil — erimiş mentole ait. Katı haldeki mentol için aynı belge bambaşka bir yoldan karar veriyor: UN Test N.1’e göre “kolay alevlenir değil”. Ve iki sonuç bir arada durabiliyor, çünkü birbirinden farklı iki soruya cevap veriyorlar.
Aynı belge üç hukuki sonucu da tek yerde topluyor: katı mentol ne Flam. Sol., ne Flam. Liq., ne de taşıma mevzuatına göre tehlikeli mal. Parlama noktası 94 °C olmasına rağmen bu sonuç değişmiyor — çünkü katının alevlenirliği yanma hızı testiyle karara bağlanıyor, parlama noktasıyla değil. Katılarda patlama sınırlarının sınıflandırma ve etiketleme açısından “ilgisiz” sayıldığı da aynı belgede yazılı.
Bu bölümden Breva hakkında bir sonuç çıkmaz
Bu noktada okurun aklından geçebilecek bir çıkarımı açıkça kapatmak gerekiyor, çünkü yukarıdaki malzeme o çıkarımı davet ediyor ve o çıkarım kurulamaz.
Mentol kristali bir hammaddedir, bitmiş bir ürün değil. Yukarıdaki tabloda duran 94 °C, erime aralığı 41-44 °C ve “UN Test N.1’e göre kolay alevlenir değil” sonuçları saf L-mentol pula aittir. Bu sonuçlar mentol içeren bir karışım için varsayılamaz: Tablo 2.7.1’in 1 numaralı notu testin piyasaya arz edilen fiziksel formda yapılmasını şart koşuyor ve mumlu bir matris içinde dağılmış mentol, pul halindeki mentolden farklı bir fiziksel formdur.
Breva’nın erime noktası ölçülmedi. Parlama noktası ölçülmedi. Alevlenirlik sınıfı, taşıma sınıfı, UN numarası ve taşıma kategorisi ölçülmedi. Bu bölümde aktarılan hiçbir hüküm zincirinden Breva hakkında bir sonuç türetilmiyor ve türetilemez. Özellikle “Breva katıdır, dolayısıyla parlama noktası uygulanmaz” çıkarımı kurulamaz: o çıkarım için önce bir erime noktası ölçümü ya da ASTM D4359 / ADR Ek A 2.3.4 penetrometre testi gerekir ve bu testler yapılmadı. Aktarılabilen tek şey genel kuraldır: CLP’de sıvı tanımı erime noktasının 20 °C’yi aşmaması şartına bağlıdır ve bu tanımı karşılamayan her şey katı sayılır.

Bir bileşenin sayısı, bitmiş formülasyonun davranışı değildir
Son bir kayıt, bu bölümün ana ayrımını bir başka yönden destekliyor. Yukarıda andığımız cihaz üreticisi uygulama notu, uçucu yağların yanı sıra kozmetik formülasyonları da ölçmüş. El ve vücut kremlerinden oluşan bir seride sonuçların çoğu “No Flash” — yani ölçüm koşullarında parlama gözlenmemiş. Beş numune sayı üretmiş ve bunlardan ikisi 58,5 °C, yani Kategori 3 bandının içinde; aynı tabloda 100 °C’nin üzerinde değerler de var.
Burada iki kayıt zorunlu. Birincisi, bu kaynak bir cihaz üreticisinin uygulama notudur, hakemli bir yayın değildir; kanıt derecesi (d). İkincisi ve daha önemlisi: notun kendisi “No Flash” sonuçlarını açıkça su içeriğine bağlıyor — el ve vücut kremleri için tipik olan yüksek su içeriğine. Breva susuz bir sistemdir; dolayısıyla bu açıklama Breva için geçerli değildir ve bu bulgudan Breva hakkında hiçbir sayı türetilmiyor.
Kullanılabilir olan tek nokta genel olanı, ve o da bu bölümün başından beri söylenen şey: bir bileşenin parlama noktası ile bitmiş bir formülasyonun ölçülen davranışı aynı şey değildir. Aynı tablo bunu iki yönden gösteriyor — bazı formülasyonlar bileşenlerinin sayılarından çok yukarıda sonuç veriyor, bazıları ise Kategori 3 bandının içine düşüyor. Hangi yöne gittiğini bilmek için ölçmek gerekiyor; ve ölçüm yoksa söylenebilecek bir şey de yok. Üretim, parti ve izlenebilirlik yazısında anlatılan kayıt düzeni tam olarak bu yüzden önemli: bir sayının hangi partiye, hangi formülasyona ve hangi fiziksel forma ait olduğu belgelenmemişse, o sayı bir bilgi değil bir izlenimdir.
UN numarası: 1169’un kayboluşu
Uçucu yağ taşımacılığı hakkında yazılmış hemen her metinde aynı cümle dolaşır: “Uçucu yağlar UN 1169 EXTRACTS, AROMATIC, LIQUID altında taşınır.” Bu cümle güvenlik bilgi formlarına (kısaca GBF), etiket şablonlarına, sevkiyat talimatlarına ve blog yazılarına kopyalanmış durumda. Birincil metne bakıldığında ise ortada bir numara yok.
ADR 2025’in Bölüm 3.2 Tablo A’sı — tehlikeli malların yirmi kolonlu ana listesi, yaklaşık 670 sayfa — tam metin olarak tarandığında “1169” dizgisi için sıfır eşleşme veriyor. Aynı tarama demiryolu karşılığı olan RID 2025 metninde de sıfır sonuç veriyor. Yani UN 1169 artık geçerli bir UN numarası değil; Tablo A’da tek bir satırı bile bulunmuyor.
Yokluk kanıtı güçlüdür ama tek başına okura “ben de aratıp göremedim” demekten öteye gitmez. Neyse ki ADR’nin kendi içinde pozitif kanıt da var. Bölüm 3.2’nin ikinci yarısındaki Tablo B, maddelerin alfabetik dizinidir ve eski adları yeni numaralara yönlendirir. O dizinde yan yana iki satır duruyor:
Extracts, aromatic, liquid, see 1197 — Extracts, flavouring, liquid, see 1197
İki eski ad, tek numaraya. Birincisi UN 1169’un eski uygun taşıma adı, ikincisi UN 1197’nin eski adı. ADR’nin kendi dizini birleşmeyi doğrudan gösteriyor: artık “aromatik” ve “tatlandırıcı” ekstre ayrımı yok, hepsi UN 1197 altında. Ve UN 1197’nin uygun taşıma adı da buna uygun biçimde değişmiş durumda: Tablo A kolon (2) bugün EXTRACTS, LIQUID, for flavour or aroma yazıyor — yani “tat veya koku için”.
Değişikliğin gerekçesi dilsel bir karışıklıktı: “aromatic” sözcüğü İngilizce dışındaki dillerde “tatlandırıcı” ile “koku verici” arasında net ayrışmıyordu ve aynı ürün için iki ayrı numara kullanılıyordu. Birleşme, Birleşmiş Milletler Model Düzenlemeleri’nin 22. revizyonundan geliyor ve ADR’ye 1 Ocak 2023 edisyonunda girdi. Değişikliği taşıyan belge sektörde ECE/TRANS/WP.15/256 olarak anılıyor; o belgenin kendi metni bu çalışmada okunamadı, çünkü UNECE’nin sunucusu ilgili dosyalara 403 yanıtı döndürüyor. Silinmenin kendisi ise okunabilir durumda: ADR 2025 ve RID 2025 tam metinlerinde UN 1169 yok, UN 1197’nin adı yeni.
Kaynak kaydı: ADR 2025’in iki cildi (ECE/TRANS/352, Cilt I ve Cilt II) bu çalışmada UNECE’nin kendi sunucusundan indirilemedi — 403 Forbidden. Dosyalar bir aynadan alındı ve üst bilgileri resmî Birleşmiş Milletler belgesi olduklarını gösteriyor: “Copyright © United Nations, 2024”, “ECE/TRANS/352 (Vol.I)”, “applicable as from 1 January 2025”, ISBN 978-92-1-003149-3. Aşağıdaki bütün ADR sayıları bu iki cildin tam metninden okundu; bu yazıda ADR’ye atfedilen hiçbir sayı ikincil derlemeden alınmadı.
Pratik sonuç bir uygunluk hükmü değil, bir belge okuma ipucudur: hâlâ UN 1169 yazan bir güvenlik bilgi formu, o belgenin en az üç edisyon geriden geldiğini gösterir. Bu, belgeyi düzenleyen hakkında bir iddia değil; numaranın yürürlükten kalkmış olmasının doğal bir göstergesidir. Aynı belgede taşıma hücreleri dışındaki bölümlerin de aynı tarihte dondurulmuş olma olasılığı, belgeyi okuyan için kayda değer bir bilgidir. Analiz ve belge okuma tarafında bu tür tarih izleri sık karşımıza çıkıyor.
Tablo A satırları: altı giriş, yan yana
Uçucu yağ içeren ya da uçucu yağ olarak tanımlanan bir ürün söz konusu olduğunda tartışma pratikte altı giriş etrafında döner. Aşağıdaki iki tablo bu girişlerin ADR 2025 Tablo A satırlarını, birincil metinden okunduğu haliyle veriyor. Hücrelerden bazıları PDF metin çıkarımında komşu satırlarla üst üste bindiği için okunamadı; bunlar açıkça “okunmadı” olarak işaretlendi — eksik hücre, boş hücre değildir. Bir kısaltma da burada yerine konsun: aşağıda ve yazının geri kalanında “PG” ambalajlama grubu anlamındadır ve değerleri I, II, III’tür.
Tablo A’nın yirmi kolonu tek bir satıra sığmadığı için döküm iki parçaya ayrıldı. Birincisi girişin kimliği: numara, ad, sınıf, kod, grup ve etiket.
| UN | Uygun taşıma adı | Sınıf | Sınıflandırma kodu | Ambalajlama grubu (PG) | Etiket |
|---|---|---|---|---|---|
| 1197 | EXTRACTS, LIQUID, for flavour or aroma (50 °C’de buhar basıncı 110 kPa’dan fazla) | 3 | F1 | II | 3 |
| 1197 | EXTRACTS, LIQUID, for flavour or aroma (50 °C’de buhar basıncı 110 kPa veya daha az) | 3 | F1 | II | 3 |
| 1197 | EXTRACTS, LIQUID, for flavour or aroma | 3 | F1 | III | 3 |
| 1197 | EXTRACTS, LIQUID, for flavour or aroma (parlama noktası 23 °C’nin altında ve 2.2.3.1.4’e göre viskoz) | 3 | F1 | III | 3 |
| 1993 | FLAMMABLE LIQUID, N.O.S. | 3 | F1 | II | 3 |
| 1266 | PERFUMERY PRODUCTS with flammable solvents (50 °C’de buhar basıncı 110 kPa’dan fazla) | 3 | F1 | II | 3 |
| 1266 | PERFUMERY PRODUCTS with flammable solvents | 3 | F1 | III | 3 |
| 2052 | DIPENTENE | 3 | F1 | III | 3 |
| 3077 | ENVIRONMENTALLY HAZARDOUS SUBSTANCE, SOLID, N.O.S. | 9 | M7 | III | 9 |
| 3082 | ENVIRONMENTALLY HAZARDOUS SUBSTANCE, LIQUID, N.O.S. | 9 | M6 | III | 9 |
İkinci parça aynı satırların rejim kolonlarıdır. Satırlar yukarıdaki sırayı birebir izliyor; “Satır” kolonu hangi 1197 ya da 1266 satırının konuşulduğunu kısaca gösteriyor.
| UN | Satır | Özel hükümler (6) | Sınırlı miktar (7a) | İstisnai miktar (7b) | Taşıma kategorisi | Tünel kodu | Tehlike kimlik no |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1197 | PG II, > 110 kPa | 601, 640C | 5 L | E2 | 2 | (D/E) | 33 |
| 1197 | PG II, ≤ 110 kPa | 601, 640D | 5 L | E2 | 2 | (D/E) | 33 |
| 1197 | PG III | 601 | 5 L | E1 | 3 | (D/E) | 30 |
| 1197 | PG III, viskoz | okunmadı | 5 L | E1 | 3 | (E) | okunmadı |
| 1993 | PG II | 274, 601, 640C | 1 L | E2 | okunmadı | okunmadı | okunmadı |
| 1266 | PG II, > 110 kPa | 163, 640C | 5 L | E2 | 2 | (D/E) | 33 |
| 1266 | PG III | 163 | 5 L | okunmadı | 3 | (D/E) | okunmadı |
| 2052 | PG III | atanmamış | 5 L | E1 | 3 | (D/E) | 30 |
| 3077 | PG III | 274, 335, 375, 601 | 5 kg | E1 | 3 | okunmadı | 90 |
| 3082 | PG III | 274, 335, 375, 601, 650 | 5 L | E1 | 3 | (-) | 90 |
İki tablo bir arada birkaç yaygın kanıyı sessizce çürütüyor. Sırayla bakalım.
Aynı sınıf, aynı grup, beş kat fark
UN 1993 FLAMMABLE LIQUID, N.O.S. ambalajlama grubu II için sınırlı miktar değeri 1 L; UN 1197 ambalajlama grubu II için aynı değer 5 L. İki giriş de Sınıf 3, ikisi de F1, ikisi de PG II. Fark yalnızca kolon (7a)’da. İsmen tanımlı bir girişi (1197) atlayıp jenerik “yanıcı sıvı”ya (1993) kaçmak, sınırlı miktar rejimini beş kat daraltıyor. UN 1993 PG I satırında kolon (7a) “0” yazar; bu, o giriş için Bölüm 3.4 rejiminin hiç kullanılamayacağı anlamına gelir.
Tehlike kimlik numarası parlama noktasını yansıtır
UN 1197’nin PG II satırlarında kolon (20) 33, PG III satırında 30 yazıyor. ADR 2025 Cilt II 5.3.2.3.2’deki listeye göre 30 “yanıcı sıvı (parlama noktası 23 °C ile 60 °C arası, dahil)”, 33 “çok kolay yanıcı sıvı (parlama noktası 23 °C’nin altında)” demektir; 90 ise “çevre için tehlikeli madde; muhtelif tehlikeli maddeler”. Yani turuncu plakanın üst yarısındaki sayı, ambalajlama grubunu belirleyen eşiğin birebir izdüşümüdür.
Viskoz satırlarda tek harf
UN 1197’nin “parlama noktası 23 °C’nin altında ve 2.2.3.1.4’e göre viskoz” satırları ambalajlama grubu III’e düşer, taşıma kategorisi 3 olur, kolon (12) ve (14) boştur — yani tank taşımacılığına izin verilmez — ve tünel kodu tek harfe iner: (E). İki harfli kodlarda ilk harf dökme ve tank taşımacılığı içindir; tank izni olmayan bir satırda o harf düşer.
M6 ile M7 karıştırılıyor
UN 3082 sıvı çevre için tehlikeli maddedir ve sınıflandırma kodu M6’dır; UN 3077 katıdır ve kodu M7’dir. Sektörde iki kod rutin olarak yer değiştiriyor. Katı bir ürün ADR kapsamına girecekse olası giriş UN 3077 M7’dir — Sınıf 3 değil.
Rejim tablosundaki en net düzeltme UN 3082’nin tünel kodunda. Piyasada dolaşan güvenlik bilgi formlarının bir bölümü UN 3082 için “Tunnel Restriction Code (E)” yazıyor. ADR 2025 Tablo A kolon (15) bu giriş için (-) veriyor; ADR 2025 Cilt I’in kolon (15) açıklaması da (-) işaretini “hiçbir tünel kısıtlama kodu atanmadığında” diye tanımlıyor ve Cilt II 8.6.4 tablosu bunu “bütün tünellerden geçişe izin verilir” olarak karşılıyor. Sınıf 9 çevre tehlikesi yanıcılık taşımaz, dolayısıyla tünel kısıtlaması doğmaz. (E) yazan bir satır, birincil metinle çelişir — ve bu bir olgu tespitidir, belgeyi düzenleyen hakkında bir uygunluk iddiası değil. Birincil kaynak Tablo A’dır.
“ESSENTIAL OILS” diye bir giriş yok
ADR Tablo A’da “ESSENTIAL OILS” adlı hiçbir satır bulunmuyor. “Uçucu yağ” ADR’de hukuki bir kategori değil, ticari bir tanımdır. Sınıflandırma yağın adına değil ölçülmüş parlama noktasına, sucul toksisiteye ve varsa ismen girişe bakar. İsmen tanımlı terpen girişleri ise mevcut ve hepsi aynı profili paylaşıyor:
| UN | Uygun taşıma adı |
|---|---|
| 2052 | DIPENTENE |
| 1272 | PINE OIL |
| 1299 | TURPENTINE |
| 2046 | CYMENES |
| 2541 | TERPINOLENE |
| 2319 | TERPENE HYDROCARBONS, N.O.S. |
Bu listenin son satırı pratikte en çok atlanan girişidir. UN 2319 TERPENE HYDROCARBONS, N.O.S. çoğu terpen karışımı için doğru jenerik giriştir ve ADR’nin genel “ismen giriş önce gelir” ilkesi uyarınca UN 1197 veya UN 1993 denenmeden önce değerlendirilmelidir. Saf veya baskın bileşen olarak limonen taşıyan bir ürün için doğru giriş ise UN 2052’dir; bu, aşağıda Özel Hüküm 163 ile birlikte tekrar karşımıza çıkacak.
ADR Sınıf 3’ün ön koşulu: önce sıvı olmak
Sektörde en yaygın çıkarım zinciri şöyle işliyor: ürünün içinde uçucu yağ var → uçucu yağlar yanıcıdır → demek ki ürün ADR Sınıf 3 yanıcı sıvıdır. Bu zincir ilk halkada kopuyor, çünkü Sınıf 3’ün tanımı maddenin ne içerdiğiyle değil hangi halde olduğuyla başlıyor.
ADR 2025, 2.2.3.1.1 Sınıf 3’ün kapsamını üç koşulu birlikte sağlayan maddelerle sınırlar:
— are liquids according to subparagraph (a) of the definition for “liquid” in 1.2.1; — have at 50 °C a vapour pressure of not more than 300 kPa (3 bar)…; and — have a flash-point of not more than 60 °C
Birinci madde bir ön koşuldur: madde ADR 1.2.1’in “sıvı” tanımına girmiyorsa parlama noktası ne olursa olsun Sınıf 3’e giremez. Ve 1.2.1 “sıvı”yı sıcaklıkla tanımlıyor, oda hissiyle değil. Tanım, 50 °C’de buhar basıncının 300 kPa’yı geçmemesi ve maddenin 20 °C ile 101,3 kPa’da tamamen gaz olmaması ön koşullarının üzerine şu üç alternatiften birini arar: (a) 101,3 kPa’da erime noktası veya ilk erime noktası 20 °C ve altı; (b) ASTM D 4359-90 test yöntemine göre sıvı olmak; (c) 2.3.4’teki akıcılık (penetrometre) testi ölçütlerine göre macun kıvamında olmamak. Aynı maddenin “katı” tanımı bunun aynadaki görüntüsüdür:
“Solid” means: (a) A substance with a melting point or initial melting point of more than 20 °C
Sınıflandırma amacıyla eşiği koyan hüküm ise ADR 2.1.2.7’dir ve yalnızca sayıyı vermez, ölçülemeyen durum için yapılacak işi de söyler:
For the purposes of classification, substances with a melting point or initial melting point of 20 °C or lower at a pressure of 101.3 kPa shall be considered to be liquids. A viscous substance for which a specific melting point cannot be determined shall be subjected to the ASTM D 4359-90 test or to the test for determining fluidity (penetrometer test) prescribed in 2.3.4.
Bu ikinci cümle mumlu formülasyonlar için kritiktir. Bir karışımın tek bir “erime noktası” genellikle yoktur; erime aralığı gösterir. ADR bu durumda boşluk bırakmıyor: katı mı sıvı mı kararı ASTM D 4359-90 testine ya da 2.3.4’teki penetrometre testine bağlanıyor ve macun kıvamında çıkan madde katı sayılıyor. Yani “bu ürün katıdır” cümlesi bir gözlem değil, bir ölçüm sonucudur. Ölçüm yoksa cümle de yoktur.
Burada ADR’nin eşik tablosunu da yerine koymak gerekiyor, çünkü ambalajlama grubunu belirleyen sayılar sıkça birbirine karıştırılıyor. ADR 2.2.3.1.3:
| Ambalajlama grubu | Parlama noktası (kapalı kap) | İlk kaynama noktası |
|---|---|---|
| I | hücre boş — belirleyici değil | ≤ 35 °C |
| II | < 23 °C | > 35 °C |
| III | ≥ 23 °C ve ≤ 60 °C | > 35 °C |
Tablonun okunuşunda üç ayrıntı önemli. Birincisi, PG I’i belirleyen tek şey kaynama noktasıdır; parlama noktası hücresi boştur. İkincisi, PG II ile PG III’ü ayıran tek sayı 23 °C’dir. Üçüncüsü ve en çok karıştırılanı: 60 °C, PG III’ün değil Sınıf 3’ün üst sınırıdır. Parlama noktası 60 °C’nin üzerindeki bir sıvı “PG III yanıcı sıvı” olmaz; Sınıf 3 maddesi hiç olmaz.
İkinci çıkış: 2.2.3.1.1 NOTE 1
Sınıf 3’ten çıkış yolu yalnızca “katı olmak” ve “parlama noktası 60 °C’nin üzerinde olmak” değil. 2.2.3.1.1’in hemen altındaki NOTE 1, parlama noktası 35 ile 60 °C arasında kalan maddeler için ayrı bir kapı bırakıyor:
NOTE 1: Substances having a flash-point above 35 °C, which do not sustain combustion according to the criteria of sub-section 32.2.5 of Part III of the “Manual of Tests and Criteria”, are not substances of Class 3; if, however, these substances are handed over for carriage and carried whilst heated at temperatures equal to or higher than their flash-point, they are substances of Class 3.
Bu hükmün iki yüzü var. Bir yanda ölçülmüş parlama noktası 35 °C’nin üzerinde olan ve sürdürülebilir yanma testini geçemeyen bir madde — örneğin 48 °C parlama noktası ölçülmüş bir terpen — Sınıf 3 maddesi sayılmıyor. Öte yanda aynı madde parlama noktasına eşit veya onun üstünde ısıtılarak taşımaya verilirse Sınıf 3 maddesi oluyor. Yani hüküm maddeye değil, maddenin taşındığı koşula bağlı. Ve bu da bir ölçüm hükmüdür: 32.2.5 testi yapılmadan sonuç beyan edilemez.
Katı bir ürün ADR’ye nereden girer?
Sınıf 3 kapısı kapandıysa soru biter mi? Bitmez. Katı bir mumlu ürün için iki yol daha açık duruyor.
Birincisi Sınıf 4.1. ADR 2.2.41.1.4 kolay tutuşabilen katıları “toz, granül veya macun kıvamlı” maddeler olarak tanımlıyor; 2.2.41.1.5(a) ise bu maddelerin, metal tozları hariç, Manual of Tests and Criteria Kısım III altbölüm 33.2 testinde 100 mm’lik ölçülen mesafede yanma süresi 45 saniyeden az ya da yanma hızı 2,2 mm/s’den büyükse Sınıf 4.1’e atanacağını söylüyor. Dökülmüş, monolitik bir mum bloğu “toz, granül veya macun” değildir — yani kapı baştan kapanmaz ama kendiliğinden açılmaz da; karar 33.2 testine bağlıdır. ADR 2.2.41.1.6 ayrıca bir maddenin bu sınıfın hükümlerine tabi olmadığının da testle belirlenebileceğini söylüyor.
İkincisi Sınıf 9 çevre tehlikesi. ADR 2.2.9.1.10.5 bu kapının eşiğini CLP’ye bağlıyor:
Shall be classified as an environmentally hazardous substance (aquatic environment) if it has to be assigned category(ies) Aquatic Acute 1, Aquatic Chronic 1 or Aquatic Chronic 2 according to Regulation 1272/2008/EC
Bu cümlenin saydığı kategoriler tam olarak üç tanedir. Aquatic Acute 2 ve 3 ile Aquatic Chronic 3 listede yok. Yani H410 ya da H411 taşıyan bir madde UN 3077/3082’ye işaret eder; H401, H402 ya da H412 taşıyan bir madde taşımada çevre için tehlikeli madde değildir. Bu, “her sucul toksisite ifadesi ürünü UN 3077 veya 3082 yapar” kanısını doğrudan çürütüyor. 2.2.9.1.10.6 ise listeye girenlerin, başka bir sınıfın ölçütlerini karşılamıyorlarsa UN 3077 (katı) veya UN 3082 (sıvı) ve ambalajlama grubu III’e atandığını söylüyor — “başka bir sınıfın ölçütlerini karşılamıyorsa” kaydı Sınıf 3’ün Sınıf 9’a önceliğini kuran yerdir.
Üç gerçek belge, üç farklı sonuç
Hükümler soyut durur; aynı mantığın sahadaki üç belgedeki işleyişi daha öğretici. Aşağıdaki üç kart tedarikçi ve üretici belgelerinden okunan verileri aktarıyor. Bu sayılar hammaddelere aittir ve bir karışıma ya da bitmiş ürüne taşınamaz: bir karışımın parlama noktası bileşenlerinden hesaplanmaz, ölçülür.
Nane yağı — Sınıf 3 değil, Sınıf 9
Brighton’daki bir tedarikçinin organik nane yağı güvenlik bilgi formu parlama noktasını “>65 °C” veriyor ve ürünü UN 3082, Sınıf 9, ambalajlama grubu III, teknik adı “(limonene / alpha pinene)”, ADR tehlike numarası 90 olarak beyan ediyor. Parlama noktası 60 °C eşiğinin üzerinde olduğu için ürün yanıcı sıvı değil, çevre için tehlikeli madde olarak sınıflandırılmış. Aynı belge tünel kodunu “(E)” yazıyor; ADR 2025 Tablo A o giriş için “(-)” veriyor. Belge 2015 tarihli, dolayısıyla sucul toksisite değerlendirmesinin güncel CLP’ye göre yenilenmesi gerekir.
l-mentol — iki bağımsız gerekçe
Burada bir belge ayrımı gerekiyor, çünkü aynı üretici l-mentol için birbirinden bağımsız iki güvenlik bilgi formu yayımlıyor: gıda sınıfı (FCC) ürün için sürüm 6.0, revizyon 24.09.2025, ve farmasötik pul için sürüm 3.0, revizyon 17.11.2022. Bu kartın sayıları birincisinin 9. bölümünden okundu; yazının parlama noktası bölümünde anılan belge ise ikincisidir. Fiziksel değerler aynı maddeye ait ve iki belgede de örtüşüyor: erime aralığı 41–44 °C (1.013 hPa), kaynama noktası 212 °C (ölçülmüş), parlama noktası 94 °C (ISO 3679, kapalı kap). İki sayı iki ayrı kapıyı kapatıyor: erime aralığı 20 °C’nin üzerinde olduğu için madde ADR 1.2.1 anlamında katıdır, parlama noktası da 60 °C eşiğinin çok üzerindedir. Aynı belge maddeyi sucul çevre için Aquatic Acute 3 / H402 olarak sınıflandırıyor — yani 2.2.9.1.10.5’in saydığı üç kategoriden hiçbiri.
d-limonen — Sınıf 3 öne geçiyor
Avustralya’daki bir tedarikçinin d-limonen güvenlik bilgi formu (SDS no. 6J4SH8U1, sürüm 1.0, 14.05.2024) parlama noktasını 48 °C (kapalı kap) veriyor; bu değer 2.2.3.1.3’teki PG III aralığına (23–60 °C) birebir oturuyor ve UN 2052’nin Tablo A’daki PG III atamasını açıklıyor. Belge ürünü UN 2052, uygun taşıma adı DIPENTENE, PG III olarak beyan ediyor. GHS sınıflandırması hem Flammable liquids Cat. 3 hem Aquatic Acute 1 ve Chronic 1; ama 2.2.9.1.10.6’nın “başka bir sınıfın ölçütlerini karşılamıyorsa” kaydı nedeniyle Sınıf 3 kazanıyor ve UN 3082 değil UN 2052 kullanılıyor.
Hangi rejim okunuyor? — belge okuma uyarısı
Güvenlik bilgi formlarının 14. bölümü tek bir rejim değil, birkaç rejimi yan yana yazar; satır başlıkları karıştırılmaya çok açıktır ve aynı maddenin iki belgesi aynı başlıkları kullanmak zorunda değildir. l-mentolün gıda sınıfı (FCC) belgesinde “tehlikeli mal olarak sınıflandırılmamıştır” satırı “Land transport USDOT” başlığı altındadır — bu Amerika Birleşik Devletleri karayolu rejimidir, ADR değildir; o sürümde ayrı bir ADR satırı bulunmuyor. Aynı maddenin farmasötik pul belgesi ise aynı beyanı “ADR / RID / IATA / ICAO” biçiminde tek bir birleşik başlık altında veriyor. Yani bir 14. bölüm satırını ADR’ye atfetmeden önce iki şey okunur: satırın hangi başlığın altında durduğu, ve elde hangi belgenin hangi sürümünün bulunduğu. d-limonen belgesinin karşılık gelen satırı ise “ADG (Road and Rail)” başlığını taşır, yani Avustralya koduna aittir; onu ADR’ye atfetmek birincil metinde karşılığı olmayan bir beyan üretir.
Dört kart bir araya gelince ortaya çıkan tablo şu: aynı ürün ailesinin üç hammaddesi, üç farklı ADR sonucu veriyor — biri Sınıf 9, biri hiçbir sınıf, biri Sınıf 3. Belirleyen şey “uçucu yağ içermek” değil, ölçülmüş erime noktası, ölçülmüş parlama noktası ve CLP sucul toksisite kategorisi. Ölçüm hangi laboratuvar yöntemiyle yapılıyor sorusu analiz yazısının konusu; burada kaydedilmesi gereken yalnızca şu: bu üç sayı olmadan sınıflandırma hesaplanamaz, yalnızca hüküm zinciri anlatılabilir.
Varildeki yağ ile tüpteki ürün: muafiyet hangi hükümde?
Aynı maddenin 200 litrelik bir varilde ve rafta duran küçük bir perakende biriminde taşınması arasındaki farkı ADR tanıyor. Ama bu farkı kuran şey bir “kozmetik muafiyeti” değil — ADR’de böyle bir hüküm yok. Perakende birimi dökme yağdan ayıran üç ayrı rejim var ve bunların eşikleri, kaldırdıkları hükümler ve işaret gereklilikleri birbirinden farklı. Üçünü karıştırmak sektörde en sık rastlanan hata.

Rejim 1 — Özel Hüküm 375
En geniş rahatlamayı getiren hüküm bu ve metni şaşırtıcı derecede kısa:
These substances when carried in single or combination packagings containing a net quantity per single or inner packaging of 5 l or less for liquids or having a net mass per single or inner packaging of 5 kg or less for solids, are not subject to any other provisions of ADR
“ADR’nin diğer hiçbir hükmüne tabi değildir” — işaret, belge, sürücü eğitimi, araç donanımı, hepsi düşüyor. Ayakta kalan tek şey ambalajın 4.1.1.1, 4.1.1.2 ve 4.1.1.4–4.1.1.8 genel hükümlerini karşılaması, yani sağlam ve sızdırmaz olması.
Ama hükmün kapsamı çok dar ve burada en kritik ayrıntı geliyor. Özel Hüküm 375 yalnızca Tablo A kolon (6)’sında “375” yazan girişlere uygulanır. ADR 2025 Tablo A’nın tamamı kolon (6) için tarandığında SP 375 tam olarak iki girişte bulunuyor: UN 3077 ENVIRONMENTALLY HAZARDOUS SUBSTANCE, SOLID, N.O.S. ve UN 3082 ENVIRONMENTALLY HAZARDOUS SUBSTANCE, LIQUID, N.O.S. Başka hiçbir girişte yok. Aynı şey Özel Hüküm 335 için de geçerli — o da yalnızca bu iki girişte.
Sonuç kesin: Sınıf 3 girişlerinde — UN 1197, UN 1993, UN 2052, UN 1266, UN 1170 — Özel Hüküm 375 bulunmaz. Yani “5 litrenin altında kalırsak ADR düşer” cümlesi bir yanıcı sıvı için doğru değildir. Beş litrelik şişelerle sevk edilen bir Sınıf 3 sıvısı için SP 375 yoktur; o sevkiyatın rahatlaması ancak Bölüm 3.4 ya da 3.5 üzerinden gelir ve bu iki rejim çok daha kısıtlı rahatlama sağlar.
Özel Hüküm 335 ise aynı iki giriş için SP 375’ten de keskin bir kapı açar: 10 ml’den az çevre için tehlikeli sıvı içeren (katı malzemeye emdirilmiş ve pakette serbest sıvı bulunmayan) ya da 10 g’dan az çevre için tehlikeli katı içeren mühürlü paket ve eşyalar ADR gerekliliklerine hiç tabi değildir. Eşik 5 kg değil 10 g. Ve “serbest sıvı bulunmaması” varsayılacak değil, ölçülecek bir koşuldur.
Rejim 2 — Bölüm 3.4, sınırlı miktar
Sınırlı miktar rejimi SP 375’in aksine ADR’yi ortadan kaldırmaz, bazı hükümlerini kaldırır. Ve burada önce bir kod sisteminin ölümünü kaydetmek gerekiyor.
Pek çok güvenlik bilgi formu, etiket şablonu ve sektör yazısı hâlâ “LQ3”, “LQ7”, “LQ19” gibi kodlar yazıyor. ADR 2025 metninde bu dizgilerin hiçbiri geçmiyor. LQ kod sistemi ADR’den 2011 edisyonunda kaldırıldı; bugün sınır doğrudan Tablo A kolon (7a)’da litre veya kilogram olarak yazıyor. Bölüm 3.4.1 bunu açıkça söylüyor:
The applicable quantity limit for the inner packaging or article is specified for each substance in column (7a) of Table A of Chapter 3.2. In addition, the quantity “0” has been indicated in this column for each entry not permitted
Yani “LQ kodunun anlamı nedir” sorusunun bugün geçerli bir cevabı yok — kodlar yok. Kolon (7a)’ya bakılır: UN 1197 PG II için 5 L, UN 1993 PG II için 1 L, UN 1993 PG I için “0” — o giriş sınırlı miktar rejiminde hiç taşınamaz.
İkinci sınır koliye aittir. ADR 3.4.2’ye göre kolinin toplam brüt kütlesi 30 kg’ı geçemez; 3.4.3’e göre shrink ya da stretch filmle sarılmış tepsi dış ambalaj olarak kullanıldığında bu sınır 20 kg’dır. İki sınır birlikte uygulanır: iç ambalaj başına 5 L ve koli başına 30 kg. Cam gibi kırılabilir iç ambalajlar 3.4.3’e göre ayrıca ara ambalaj ister.
Bölüm 3.4’ün en az bilinen kısmı ise neyin hâlâ uygulandığını sayan kapalı listesidir. Hükmün kuruluşu alışılmışın tersidir: düşenleri saymaz, ayakta kalanları sayar. 3.4.1 bunu (a)–(h) bentleriyle veriyor:
| Bent | Uygulanmaya devam eden hükümler |
|---|---|
| (a) | Kısım 1’in 1.1–1.6, 1.8 ve 1.9 bölümleri |
| (b) | Kısım 2 — yani sınıflandırma tamamen yerinde kalır |
| (c) | Bölüm 3.1, 3.2 ve 3.3; parantez içindeki Özel Hükümler 61, 178, 181, 220, 274, 625, 633 ve 650(e) hariç |
| (d) | 4.1.1.1, 4.1.1.2 ve 4.1.1.4–4.1.1.8 |
| (e) | 5.1.2.1(a)(i) ve (b), 5.1.2.2, 5.1.2.3, 5.2.1.10 ve 5.4.2 |
| (f) | 6.1.4 imalat gereklilikleri ile 6.2.5.1 ve 6.2.6.1–6.2.6.3 |
| (g) | Bölüm 7.1 ile 7.2.1, 7.2.2, 7.5.1 (7.5.1.4 hariç), 7.5.2.4, 7.5.7, 7.5.8 ve 7.5.9 |
| (h) | 8.2.3, 8.6.3.3 ve 8.6.4 |
Listenin okunuşu tek bir kuralla özetlenir: burada yazmayan bir hüküm sınırlı miktar rejiminde uygulanmaz. (b) bendi bu yüzden en önemlisidir — sınıflandırma yükümlülüğü hiçbir koşulda düşmüyor.
Parantez içindeki “except” listesi küçük ama pratikte çok şey söylüyor. Özel Hüküm 274, jenerik ve “N.O.S.” girişlerinde uygun taşıma adının malların teknik adıyla parantez içinde tamamlanmasını şart koşan hükümdür — örneğin UN 3082 ENVIRONMENTALLY HAZARDOUS SUBSTANCE, LIQUID, N.O.S. (limonene, alpha-pinene). SP 274 o parantez içindeki hariç tutma listesinde yer aldığı için, sınırlı miktar rejiminde uygulanmaz: teknik ad zorunluluğu düşer. Bu sonuç 3.4.1’in söz diziminden doğrudan çıkar — yukarıdaki tablonun (c) satırı Bölüm 3.1, 3.2 ve 3.3’ü uygulanmaya devam eden hükümler arasına alırken parantez içinde SP 274’ü dışarıda bırakıyor.
SP 274 normal rejimde ise sıkı bir belge yükümlülüğüdür ve iki ayrıntısı önemli: karışımlarda tehlikeye en çok katkıda bulunan en fazla iki bileşenin yazılması yeterlidir, ve ticari adlar bu amaçla kullanılamaz. UN 1197’de SP 274 bulunmaz — yani teknik ad gerekmez; bu, 1197’yi UN 1993’e kıyasla hem sınırlı miktar hem belge yönünden hafifletir. ADR 3.1.2.8.1.4 ayrıca yalnızca UN 3077 ve UN 3082 için teknik ad olarak Tablo A kolon (2)’de büyük harfle yazılmış bir adın kullanılabileceğini söylüyor; adın “N.O.S.” içermemesi ve o girişe SP 274’ün atanmamış olması koşuluyla. Hükmün verdiği iki resmî örnek şöyle:
UN 3082 ENVIRONMENTALLY HAZARDOUS SUBSTANCE, LIQUID, N.O.S. (PAINT) — UN 3082 ENVIRONMENTALLY HAZARDOUS SUBSTANCE, LIQUID, N.O.S. (PERFUMERY PRODUCTS)
İkinci örnek dikkate değer: ADR’nin kendi metni “parfümeri ürünü her zaman Sınıf 3’tür” varsayımını örnekleriyle çürütüyor; aynı ürün grubu hem UN 1266 (Sınıf 3) hem UN 3082 (Sınıf 9) altında yer alabiliyor ve belirleyen ölçülmüş parlama noktası ile sucul toksisitedir. Bu arada hükmün verilme amacının sınıflandırma önceliği değil teknik ad seçimi olduğunu da kaydetmek gerekiyor — örnek, bir sınıflandırma kuralı olarak okunamaz.
Rejim 3 — Bölüm 3.5, istisnai miktar
Üçüncü rejim miktarı gram ve mililitre düzeyine indirir, ama ambalaj yükünü hafifletmez; tersine ağırlaştırır. ADR 3.5.1.2’nin E kodları şöyle: E0 istisnai miktar olarak izin verilmiyor; E1 iç ambalaj başına 30 g/ml ve dış ambalaj başına 1000; E2 30 ve 500; E3 30 ve 300; E4 1 ve 500; E5 1 ve 300 — katılar için gram, sıvılar ve gazlar için mililitre. Uçucu yağlar açısından pratik karşılığı: UN 1197 PG III ve UN 3082 E1, UN 1197 PG II E2. Rejimde araç veya konteyner başına koli sayısı 1000’i geçemez ve taşıma belgesinde “Dangerous Goods in Excepted Quantities” ibaresi ile koli sayısı belirtilir (3.5.6).
Ambalaj testi tarafı asıl sürprizdir. ADR 3.5.3.1 istisnai miktar ambalajından, iç ambalajlar katılar için kapasitesinin en az %95’i ve sıvılar için %98’i dolu olarak, hiçbir iç ambalajda kırılma veya sızıntı olmaksızın şunlara dayanmasını istiyor:
(a) Drops onto a rigid, non-resilient flat and horizontal surface from a height of 1.8 m … (b) A force applied to the top surface for a duration of 24 hours, equivalent to the total weight of identical packages if stacked to a height of 3 m
1,8 metre, ADR 6.1.5.3.5’teki düşürme yüksekliği tablosunda ambalajlama grubu I’e karşılık gelen değerdir (grup II için 1,2 m, grup III için 0,8 m). Yani istisnai miktar rejimi miktarı küçültürken ambalaj dayanımını düşürmez, en yüksek performans grubuna çıkarır. 3.5.3.2 ise test parametrelerini değil, test sırasında taşınacak maddenin yerine başka bir madde kullanılabilmesini düzenler — iki paragraf sıkça birbirine karıştırılıyor.
Bölüm 3.5’in içinde daha da dar bir alt rejim var: E1, E2, E4 ve E5 kodlu mallarda iç ambalaj başına azami net miktar sıvı ve gazlar için 1 ml, katılar için 1 g ile, dış ambalaj başına ise 100 g (katı) veya 100 ml (sıvı ve gaz) ile sınırlandırılırsa, 3.5.2 ambalaj hükümleri hafifletiliyor ve iç ambalajlar yastıklama malzemesiyle güvenli biçimde paketlendiğinde ara ambalaj koşulu düşebiliyor. Aynı paragraf iki kural daha getiriyor: gazlar için iç ambalaj hacmi su kapasitesi olarak alınır, ve farklı E kodlu mallar birlikte ambalajlanırsa dış ambalaj başına toplam, en kısıtlayıcı koda göre sınırlanır. Numune ve tester sevkiyatları için doğrudan ilgili bir alt rejim.
Özel Hüküm 601 tuzağı
Üç rejimin dışında, kolon (6)’da sık görülen ve sürekli yanlış okunan bir hüküm var. Özel Hüküm 601’in tam metni şöyle:
Pharmaceutical products (medicines) ready for use, which are substances manufactured and packaged for retail sale or distribution for personal or household consumption are not subject to the requirements of ADR.
Cümlenin öznesi “pharmaceutical products (medicines)”, yani ilaçlar. “Perakende satış için üretilip ambalajlanmış olmak” bu öznenin niteleyicisidir, hükmün kendi kapsamı değil. Sektörde en sık rastlanan yanlış okuma tam bu noktada oluyor: SP 601 “perakende satışa hazır her ürün” olarak okunuyor.
Yanlış okumayı kolaylaştıran yapısal bir sebep de var. SP 601, ADR 2025 Tablo A’da sanıldığından çok daha fazla girişte bulunuyor. Yazının başındaki Tablo A dökümünde hüküm dört girişte görünüyor — UN 1197, UN 1993, UN 3077 ve UN 3082. Tablo A’nın tamamı kolon (6) için tarandığında ise en az sekiz konum daha çıkıyor ve bunların arasında UN 1170 ETHANOL (ETHYL ALCOHOL) / ETHANOL SOLUTION — kolon (6): 144, 601 — ile UN 1293 TINCTURES, MEDICINAL de var. Etanol, kozmetik ve parfümeri ürünlerinin en yaygın yanıcı çözücüsüdür; sınırlı miktar değeri PG II için 1 L, PG III için 5 L’dir. Etanol bazlı bir parfümeri ürününü sevk eden biri kolon (6)’da “601” görüp “perakende ürünüm, muafım” diye okuyabilir. UN 1293 TINCTURES, MEDICINAL’in de aynı listede olması hükmün gerçek kapsamını — ilaç — tersinden doğruluyor.
Bir kozmetik ürünü SP 601 kapsamında göstermek iki ayrı sorun üretir. Hukuken dayanaksız bir muafiyet beyanıdır; ve ürünün ilaç olduğu imasını taşır. İkincisi birincisinden ağırdır. Ürün mevzuatı tarafında kozmetik ile ilaç arasındaki sınır ayrı bir rejimle çizilidir ve taşıma belgesinde kurulan bir ima o sınırı da zorlar.
UN 1266 ve Özel Hüküm 163: muafiyet değil, kısıt
Parfümeri ürünleri için ADR’de ismen bir giriş var: UN 1266 PERFUMERY PRODUCTS with flammable solvents. Sektörde bu girişin özel hükmünün 601 olduğu sanılıyor. ADR 2025’te UN 1266 satırlarının kolon (6)’sında 601 yazmaz; 163 ve buhar basıncına göre 640C/640D yazar.
Ve Özel Hüküm 163 bir muafiyet değil, tam tersi:
A substance mentioned by name in Table A of Chapter 3.2 shall not be carried under this entry.
Yani ismen tanımlı bir maddeyi — örneğin UN 2052 DIPENTENE — baskın bileşen olarak taşıyan bir ürün, jenerik parfümeri girişine sığınamaz; o maddenin kendi girişi kullanılır. Bu hüküm ADR’nin genel “ismen giriş önce gelir” ilkesini UN 1266 için özel olarak tekrar eder. SP 163 ayrıca bu giriş altında taşınan maddelerin %20 veya daha az nitroselüloz içerebileceğini söylüyor.
ADR’de “tüketici ürünü” diye bir kavram yok
Havayolu tarafında perakende kozmetik için ayrı bir rejim var: ICAO Teknik Talimatları’nın Ambalajlama Talimatı Y963 “tüketici ürünü”nü (consumer commodity) tanımlıyor ve Tablo 3-1’de ID 8000 Consumer commodity, Sınıf 9 girişi bulunuyor; yolcu ve kargo uçaklarında Y963 altında koli başına 30 kg brüt sınırla taşınıyor. Talimatın tanımı şöyle: kişisel bakım veya evsel kullanım amacıyla perakende satış için uygun ya da ona yönelik biçimde ambalajlanmış ve dağıtılan malzemeler. Bu satırlar ICAO Doc 9284’ün 2015–2016 edisyonundan okundu; güncel 2025–2026 edisyonu doğrulanamadı, çünkü yayıncının sunucusu ilgili dosyaya 403 döndürdü. Y kodlu ambalajlama talimat numaraları edisyonlar arasında değişebiliyor, dolayısıyla bu numaralar bugünkü hâliyle teyit edilmiş sayılamaz.
Karayolunda böyle bir kavram yok. ADR’de “tüketici ürünü” (consumer commodity) diye bir tanım bulunmuyor; ID 8000 ve PI Y963 yalnızca ICAO ve IATA hava rejimine ait. ADR’de buna en yakın araçlar Özel Hüküm 375 ve Bölüm 3.4’tür ve ikisinin de koşulları yukarıda görüldüğü gibi bambaşka. Bu asimetri sık yanlış anlaşılıyor: havada ID 8000 kullanılabildiği için karayolunda da benzer bir “perakende kozmetik muafiyeti” olduğu sanılıyor.
1.1.3.6: ADR’den çıkmak değil, plakayı indirmek
Taşıma kategorisi eşiği ADR’nin en çok kullanılan hafifletmesidir ve en çok fazla okunan hükmüdür. ADR 1.1.3.6.3 tablosu taşıma birimi başına azami toplam miktarları veriyor:
| Taşıma kategorisi | Taşıma birimi başına azami toplam miktar | Karışık yükte çarpan |
|---|---|---|
| 0 | 0 | — |
| 1 | 20 | × 50 (tablonun (a) notundaki kategori 1 malları için × 20) |
| 2 | 333 | × 3 |
| 3 | 1000 | × 1 |
| 4 | sınırsız | — |
Birim sıvılar için litre, katılar için kilogramdır. Yukarıdaki Tablo A satırlarıyla eşleştirildiğinde: UN 1197 PG II ve UN 1266 PG II kategori 2’dir (333); UN 1197 PG III, UN 2052, UN 1299, UN 3077 ve UN 3082 kategori 3’tür (1000).
Farklı kategorilerden mallar aynı taşıma biriminde taşınırsa 1.1.3.6.4 çarpanları uygulanır ve toplam 1000 değerini geçemez. Somut örnek: 100 litre UN 1197 PG II (kategori 2) 300 puan eder; yanına 700 litreden fazla UN 1197 PG III konulamaz. 1.1.3.1(a) ve (d)–(f), 1.1.3.2–1.1.3.5, 1.1.3.7, 1.1.3.9 ve 1.1.3.10 uyarınca muaf mallar bu hesaba katılmaz.
Eşiğin altında kalındığında ne düşer? ADR 1.1.3.6.2 listeliyor: Bölüm 1.10 (güvenlik — Sınıf 1’in yüksek sonuç doğurucu malları hariç), Bölüm 5.3 (turuncu plaka ve plakart), Kısım 5.4.3 (yazılı talimat), Bölüm 7.2 (7.2.4’ün V5 ve V8’i hariç) ve 7.5.11’in CV1’i. Liste Kısım 8’in büyük bölümüyle sürüyor — 8.1.2.1(a), 8.1.4.2–8.1.4.5, 8.2.3, 8.3.3, 8.3.4, 8.3.5 ve Bölüm 8.4 bunun dışında tutulmuştur. Son madde Kısım 9’dur: araç imalat ve onay gereklilikleri.
Ama “taşıma kategorisi eşiğinin altında kalınca ADR tamamen düşer” cümlesi yanlıştır, çünkü düşmeyenler listesi en az düşenler kadar önemli: sınıflandırma (Kısım 2) düşmez, ambalaj işaret ve etiketleri (Bölüm 5.2) düşmez, taşıma belgesi (5.4.1) düşmez, ve 8.2.3 farkındalık eğitimi düşmez. SRC5 sürücü belgesi düşer (8.2.1 muaf) ama eğitim yükümlülüğünün kendisi kalır. 1.1.3.6 bir “ADR’den çıkma” değil, araç donanımı ve plakart yükünü kaldıran bir hafifletmedir.
Özel kişi muafiyeti: 60 L ve 240 L
ADR 1.1.3.1(a)(i) perakende satış için ambalajlanmış ve kişisel ya da evsel kullanım veya boş zaman/spor faaliyeti için özel kişiler tarafından taşınan tehlikeli malları kapsam dışında tutar. Yanıcı sıvılar için ve özel kişi tarafından ya da onun için doldurulmuş yeniden doldurulabilir kaplarda, toplam miktar kap başına 60 litreyi ve taşıma birimi başına 240 litreyi geçemez. Hüküm ÜRÜNE değil, TAŞIYANA bağlıdır: bir işletmenin perakende ambalajlı ürün taşıması bu muafiyete girmez. IBC, büyük ambalaj ve tanklardaki mallar perakende satış için ambalajlanmış sayılmaz.
Yan faaliyet muafiyeti ve dağıtım istisnası
ADR 1.1.3.1(c) işletmelerin yan faaliyet kapsamındaki taşımasına muafiyet tanır — ambalaj başına en fazla 450 litre ve 1.1.3.6 miktarları içinde, iki eşik birlikte. Ancak hükmün kendisi en çok umut bağlanan kapıyı kapatıyor: “Carriage undertaken by such enterprises for their supply or external or internal distribution does not fall within the scope of this exemption.” Yani ürün satmak, müşteriye göndermek ya da depolar arası sevk etmek bu muafiyetin dışındadır. Hüküm ayrıca “These exemptions do not apply to Class 7” der.
Tünel kodunu doğru okumak
Tünel kodları ADR’nin en sık ters anlatılan kolonudur ve ters anlatıldığında bir güvenlik kuralı yanlış aktarılmış olur. ADR 2025 Cilt II 8.6.4 tablosu kodların anlamını birebir veriyor:
| Kod | Dökme veya tank taşımacılığı | Diğer taşımacılık (koli) |
|---|---|---|
| (D/E) | D ve E kategorisi tünellerden geçiş yasak | E kategorisi tünellerden geçiş yasak |
| (E) | E kategorisi tünellerden geçiş yasak | |
| (-) | Bütün tünellerden geçişe izin verilir | |
Buradan çıkan sonuç sezgiye aykırıdır ama kesindir: paket (koli) taşımacılığında (D/E) ile (E) birebir aynı kısıtlamayı getirir, çünkü iki harfli kodun ikinci harfi zaten E’dir. (D/E) yalnızca dökme ve tank taşımacılığı için daha katıdır. Tablonun tam kod dizisi B, B1000C, B/D, B/E, C, C5000D, C/D, C/E, D, D/E, E ve “-” biçimindedir; iki harfli kodlarda ilk harf dökme/tank, ikinci harf diğer taşımacılık içindir. Bu yüzden UN 1197’nin viskoz satırlarında tek harf kalması bir sıkılaştırma değil, tank izninin hiç olmamasının sonucudur.
İkinci ve daha pratik nokta 8.6.4’ün giriş hükmünde. Tünel kısıtlamaları her sevkiyata uygulanmıyor:
The restrictions for passage through tunnels shall apply: — to transport units for which marking is required by 3.4.13 subject to 3.4.14, through tunnels of category E; and — to transport units for which an orange-coloured plate marking is required according to 5.3.2…
Yani tünel kısıtlaması yalnızca iki durumda doğuyor: ya taşıma birimi 3.4.13 uyarınca sınırlı miktar işareti taşımak zorundadır (3.4.14 saklı), ya da 5.3.2 uyarınca turuncu plaka taşımak zorundadır. 1.1.3.6 eşiğinin altında Bölüm 5.3 düşer — plaka yok. 3.4.13 işaret yükümlülüğü ise azami kütlesi 12 tonu geçen taşıma birimlerinde doğar ve sınırlı miktar kolilerinin toplam brüt kütlesi taşıma birimi başına 8 tonu geçmiyorsa bu işaretten vazgeçilebilir. İki kapı da kapanırsa tünel kodu hiç işlemez. Küçük perakende sevkiyatlarda tünel kodu üzerine kurulan uzun tartışmalar bu nedenle pratikte hükümsüz kalıyor. 8.6.4’ün NOTE 2’si ayrıca IMDG’ye göre işaretlenmiş sınırlı miktar yüklerini 8 tonun altında kategori E kısıtlamasından muaf tutuyor.
İki eşik sürekli karıştırılıyor: 12 ton ARACIN azami kütlesidir ve işaret yükümlülüğünü doğurur; 8 ton YÜKÜN brüt kütlesidir ve işaretten vazgeçme hakkı verir. Buna karşılık 3.4.12 uyarınca gönderenin, taşımadan önce taşıyıcıyı izlenebilir biçimde toplam brüt kütle hakkında bilgilendirme yükümlülüğü miktara bağlı değildir — küçük sevkiyatta da sürer.
Çevre işareti: olmaması sınıflandırmayı değiştirmez
Son bir işaret hükmü. ADR 5.2.1.8.1, 2.2.9.1.10 ölçütlerini karşılayan çevre için tehlikeli madde içeren kolilerin çevre işaretini kalıcı biçimde taşımasını şart koşuyor ve aynı paragrafta istisnayı da veriyor:
shall be durably marked with the environmentally hazardous substance mark … with the exception of single packagings and combination packagings where such single packagings or inner packagings of such combination packagings have: — A quantity of 5 l or less for liquids; or — A net mass of 5 kg or less for solids.
İşaretin biçimi ve ölçüleri 5.2.1.8.3’te, konumu ise 5.2.1.8.2’de düzenlenir — işaret 5.2.1.1’de istenen işaretlerin yanına konur. Biçim 45 derece döndürülmüş kare (baklava), sembol balık ve ağaç, beyaz veya uygun kontrast zemin üzerinde siyah, asgari ölçüler 100 mm × 100 mm ve baklavayı oluşturan çizginin asgari kalınlığı 2 mm. Ambalajın boyutu gerektiriyorsa ölçüler ve çizgi kalınlığı küçültülebiliyor; dikkat çekici bir ayrıntı olarak 5.2.1.8.3, Bölüm 3.4’ün işaretinde olduğu gibi sayısal bir alt sınır (50 × 50 mm, 1 mm) vermiyor, yalnızca işaretin açıkça görünür kalmasını istiyor.
Bu hükmün en çok çürütülmesi gereken okunuşu şudur: “çevre için tehlikeli / deniz kirletici işareti her koliye konur.” Konmaz — 5 litre ve 5 kilogram eşiğinin altındaki tek ambalajlar ve kombine ambalajların iç ambalajları istisnadır. Ama tersi de doğru değil: işaretin gerekmemesi, maddenin çevre için tehlikeli olmadığı anlamına gelmez. Sınıflandırma yükümlülüğü (Kısım 2) ve taşıma belgesi yükümlülüğü (5.4.1), Özel Hüküm 375 kapsamına girilmediği sürece sürer. İşaret bir sonuçtur, sınıflandırmanın kendisi değil.
Deniz tarafı için bir kayıt. Sektör derlemeleri aynı 5 L / 5 kg eşiğini IMDG Kodu 2.10.2.7’ye ve işaret ölçülerini 5.2.1.6.1’e atfediyor. Bu çalışmada IMDG Kodunun birincil metni hiçbir yoldan elde edilemedi: Kod ücretli bir IMO yayınıdır, yayıncının tehlikeli mallar sayfası Kodun tam metnini içermiyor ve ilgili paragraflara ne atıf ne alıntı var. Dolayısıyla IMDG metni doğrulanamadı ve bu yazıda IMDG’ye hiçbir sayı atfedilmiyor; karayolundaki eşdeğer hüküm ADR 5.2.1.8.1 ile Özel Hüküm 375’tir ve oradaki sayılar birincil metinden birebir okundu.
Ve bir de ambalajın kendisi
Üç rejimin ikisinde ayakta kalan şey ambalaj hükümleriydi; o yüzden iki sayıyı buraya kaydetmek gerekiyor, çünkü sezgiyi ters çeviriyorlar. Yaygın kanı “ambalaj dayanımı en çok sıcakta sınanır” der. ADR 6.1.5.3.2 tersini şart koşuyor: plastik variller, plastik bidonlar, plastik kutular, kompozit (plastik) ambalajlar ve plastik iç ambalajlı kombine ambalajlar düşürme testi öncesi numune ve içeriğiyle birlikte −18 °C veya daha aşağıya soğutulur. Plastik soğukta gevrekleşir ve en kötü durum budur. Düşürme yükseklikleri 6.1.5.3.5’te ambalajlama grubuna göre verilir: grup I için 1,8 m, grup II için 1,2 m, grup III için 0,8 m.
Sıcakta kontrol edilen şey dayanım değil dolum derecesidir. ADR 4.1.1.4 — Özel Hüküm 375’in ve Bölüm 3.4’ün ayakta bıraktığı hükümlerden biri — sıvıların 55 °C sıcaklıkta ambalajı tamamen doldurmamasını, yani boşluk (ullage) bırakılmasını istiyor; IBC’lerde ortalama dökme sıcaklığı 50 °C’de su kapasitesinin %98’inden fazla dolu olmaması aranıyor. ADR bir konteynerin yazın ne kadar ısınacağını öngörmüyor; bunun yerine ambalajı 55 °C’de taşmamaya zorluyor. 15 °C dolum sıcaklığı için azami dolum dereceleri maddenin kaynama noktasına göre şöyle: 60 °C’nin altında %90, 60–100 °C arasında %92, 100–200 °C arasında %94, 200–300 °C arasında %96 ve 300 °C ve üzerinde %98. Bu sayılar bir ambalaj dolum kriteridir; ürün stabilitesi ya da dayanıklılığı hakkında hiçbir şey söylemezler. Ambalaj malzemesi ve göç ayrı bir rejimin konusu.
Bu bölümün toplamı şu: ADR’de kozmetik ürünlere açılmış bir kapı yok. Perakende birimini dökme yağdan ayıran şey ürünün ne olduğu değil, hangi girişe atandığı, o girişin kolon (6)’sında hangi özel hükümlerin yazdığı ve iç ambalaj başına hangi miktarın bulunduğudur. Bu zincirin her halkası bir hükümdür; ama her halkanın kapanması bir ölçüm gerektirir — erime noktası ya da 2.1.2.7’nin işaret ettiği ASTM D 4359-90 / penetrometre sonucu, 33.2 yanma testi, 32.2.5 sürdürülebilir yanma testi ve CLP sucul toksisite kategorisi. Bu yazı zinciri anlatabilir; zincirin bir ürün için nerede kapandığını söylemek için o ölçümler gerekir. Parti ve izlenebilirlik tarafında hangi verinin hangi belgeye yazıldığı ayrıca konuşuluyor.
Türkiye tarafı: hangi yönetmelik yürürlükte?
Bu bölümün sorusu kolay görünüyor. Bir arama motoruna “tehlikeli maddelerin karayoluyla taşınması yönetmeliği” yazıldığında ilk sayfadaki sonuçların neredeyse tamamı aynı künyeyi veriyor: 24/10/2013 tarihli ve 28801 sayılı Resmî Gazete. Oda duyuruları, danışmanlık firması sayfaları, eğitim kurumu tanıtımları, lojistik blogları, hatta bazı akademik derlemeler bu künyeyi tekrar ediyor. Künye yanlış. O metin mülgadır.
Bu bölüm, yanlış künyenin neden bu kadar yaygın olduğunu değil, doğru künyeyi ve o künyenin içindeki hükümlerin nasıl kurulduğunu anlatıyor. Çünkü mevzuat yazısında “kaynak göstermek” ile “güncel kaynak göstermek” aynı şey değil ve aradaki fark bu alanda tek bir tarihte değil, üst üste binmiş beş ayrı katmanda ortaya çıkıyor: karayolu yönetmeliği, güvenlik danışmanlığı rejimi, kimyasal mevzuatı, hava yolu hiyerarşisi ve deniz tarafındaki belge çakışması. Her katmanda piyasada dolaşan bir ifade var ve her birinin karşısında birincil metnin başka bir şey söylediği bir cümle var.
Bu bölümde anlatılan hiçbir hüküm bir ürün hakkında sonuç içermiyor. Breva susuz, katı, mumlu bir kozmetik üründür; parlama noktası, ADR sınıfı, UN numarası ve taşıma kategorisi ölçülmemiştir ve bu bölümde bunlardan hiçbiri hakkında bir beyan kurulmuyor. Aktarılan şey hüküm zinciridir, bir sonuç değildir. Bölüm ayrıca hukuki ya da güvenlik tavsiyesi vermiyor: yükümlülük metinleri “Yönetmelik şunu şart koşuyor” biçiminde aktarılıyor.
Mülga künye meselesi: zincirin üç halkası
Yürürlükteki metin, 18 Haziran 2022 tarihli ve 31870 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmelik’tir. Yönetmeliğin 44 üncü maddesi yürürlüğü yayım tarihine bağlar: “Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.” Yani 18/6/2022 aynı zamanda yürürlük tarihidir, geciktirilmiş bir yürürlük yoktur.
Aynı Yönetmeliğin 43 üncü maddesi, kendisinden önceki metni ortadan kaldırır:
MADDE 43- (1) 24/4/2019 tarihli ve 30754 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.
Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmelik, Resmî Gazete 18/6/2022-31870, Madde 43(1)
Burada iki şey birden görünüyor. Birincisi, 2022 metninin kaldırdığı şey 2013 metni değil, 2019 metnidir. Yani zincir üç halkalıdır: 2013/28801, ardından 2019/30754, ardından 2022/31870. Piyasadaki içerik zincirin ilk halkasına yapışıp kalmış; aradaki 2019 düzenlemesini hiç görmemiş. İkincisi, 43 üncü maddenin ikinci fıkrası diğer mevzuattaki atıfların bu Yönetmeliğe yapılmış sayılacağını hükme bağlar — yani başka bir metinde eski künyeye gönderme yapılmış olması, o göndermenin boşa düştüğü anlamına gelmiyor, ama o göndermeyi okuyanın yeni metne gitmesi gerekiyor.
Bir dürüstlük kaydı: 24/4/2019-30754 sayılı metnin kendisi bu çalışmada birinci elden okunamadı; Resmî Gazete arşivinde o tarihe ait sayfa tamamen başka bir düzenlemeye çıktı. 2019 metninin var olduğunu ve kaldırıldığını yalnızca 2022 Yönetmeliği’nin kendi 43 üncü maddesinin lafzından biliyoruz. Bu, zinciri kurmak için yeterli ama 2019 metninin içeriği hakkında bu yazıda hiçbir şey söylenemez.
İkinci ve daha sinsi sorun şu: 2022 metnini bulmak da yetmiyor. Yönetmelik, 6/2/2025 tarihli ve 32805 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan bir Yönetmelikle değiştirilmiştir. Konsolide metinde sekiz “Ek”, dört “Değişik”, üç “Değişik ibare” ve iki “Ek ibare” işareti bulunuyor. Değişikliğin dokunduğu hükümler arasında 5(6) fıkrası, 7(9) fıkrası — ki tamamen yeniden yazılmış ve eğitimin belirli aralıklarla tekrarlanması eklenmiştir — ve Geçici Madde 2’ye eklenen iki yeni fıkra var. Bakanlığın kendi sitesindeki orijinal yayım PDF’i okunursa bu değişikliklerin hiçbiri görünmez ve 2022 lafzı güncel lafız sanılır. Künye vermenin doğru biçimi bu yüzden şudur: RG 18/6/2022-31870 (RG 6/2/2025-32805 sayılı Yönetmelikle değişik).
Aşağıdaki tablo bu bölümde geçen bütün künyeleri tek yerde topluyor — hangisi yürürlükte, hangisi mülga, kaldıran hüküm ne.
| Künye | Metin | Durum | Dayanak / kayıt |
|---|---|---|---|
| RG 24/10/2013-28801 | Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmelik | Mülga | Zincirin ilk halkası; piyasadaki içeriğin büyük bölümü hâlâ bu künyeyi veriyor |
| RG 24/4/2019-30754 | Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmelik | Mülga | 2022 Yönetmeliği Madde 43(1) ile kaldırıldı; metnin kendisi birinci elden okunamadı |
| RG 18/6/2022-31870 | Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmelik | Yürürlükte | Madde 44(1): yayımı tarihinde yürürlüğe girer |
| RG 6/2/2025-32805 | Yukarıdaki Yönetmelikte değişiklik yapan Yönetmelik | Yürürlükte | Konsolide olmayan nüsha okunursa güncel lafız kaçırılır |
| RG 18/6/2022-31870 | Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı Hizmetleri Hakkında Yönetmelik | Yürürlükte | Madde 27: yayımı tarihinde yürürlüğe girer; karayolu, denizyolu ve demiryolunu kapsar |
| RG 22/5/2014-29007 | Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı Hakkında Tebliğ (TMKTDGM-01) | Mülga | RG 4/8/2022-31913 sayılı müstakil kaldırma Tebliği, Madde 1 |
| RG 13/12/2014-29204 | Zararlı Maddeler ve Karışımlara İlişkin Güvenlik Bilgi Formları Hakkında Yönetmelik | 31/12/2023 itibarıyla mülga | KKDİK Yönetmeliği Madde 64(1)(a); kaldırmanın yürürlük tarihi Madde 66(1)(ç) |
| RG 23/6/2017-30105 Mükerrer | Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, İzni ve Kısıtlanması Hakkında Yönetmelik (KKDİK) | Yürürlükte | GBF rejiminin bugünkü dayanağı |
| RG 13/4/2018-30390 | Tehlikeli Maddelerin Havayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmelik | Yürürlükte | Künye ve okunan maddeler doğrulandı; 2024–2026 arasında değiştirilip değiştirilmediği doğrulanamadı |
| SHGM Talimatı | SHT-18 Tehlikeli Maddelerin Hava Yoluyla Emniyetli Taşınması Talimatı | Yürürlükte | Madde 54(1): yayım tarihinde yürürlüğe girer; Resmî Gazete’de değil SHGM tarafından yayımlanır |
| RG 14/11/2021-31659 | Tehlikeli Yüklerin Denizyoluyla Taşınması ve Yükleme Emniyeti Hakkında Yönetmelik | Yürürlükte | Künyesi karayolu Yönetmeliği Madde 7(7)’den doğrulandı; RG 24/9/2025-33027 sayılı değişikliği yalnızca ikincil derleme aktarıyor |
Yönetmelik ADR’yi yeniden yazmaz, bütün olarak içeri alır
Piyasada dolaşan bir başka ifade şu: “ADR Türkiye’de uygulanmıyor, bizim kendi kurallarımız var.” Bu, Yönetmeliğin dayanak maddesini okumamış olmaktan doğuyor. Yönetmeliğin 3 üncü maddesi dayanakları sayarken 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’nun ve 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 28 inci maddesinin yanında şunu da sayar: 30/11/2005 tarihli ve 5434 sayılı, Tehlikeli Malların Karayolu ile Uluslararası Taşımacılığına İlişkin Avrupa Anlaşmasına katılmanın uygun bulunduğuna dair Kanun. Yani ADR, Türkiye için uygun bulma kanunuyla bağlayıcıdır; Yönetmelik onun ulusal uygulama çerçevesidir.
Bu çerçeve ADR’yi özetlemez, tekrar etmez, Türkçeleştirmez. İçeri alır. 5 inci maddenin ilk iki fıkrası bunu iki cümlede kurar:
MADDE 5- (1) ADR’de taşınması yasak olan maddeler Ülkemizde karayolu ile taşınamaz.
a.g.e., Madde 5(1); ikinci fıkra: “…bu Yönetmeliğe ve ADR hükümlerine uygun tedbirleri almak zorundadırlar.”
İkinci fıkranın lafzı önemli: yükümlülük “Yönetmeliğe veya ADR’ye” değil, “Yönetmeliğe ve ADR hükümlerine” uygunluktur. Bunun pratik sonucu, mevzuat okuyan birinin en çok şaşırdığı yerdir: Türkçe Yönetmelik metninde parlama noktası eşiği yoktur, sınıf tanımı yoktur, miktar tablosu yoktur, ambalaj işaretinin kod yapısı yoktur. Hiçbiri eksiklik değil; hepsi bilinçli bir boşluk. Sınıflandırma ADR 2025, Cilt I, Kısım 2’ye, ambalajlama ve ambalaj testleri Cilt II, Kısım 6’ya, işaretleme ve etiketleme Kısım 5’e, miktar temelli muafiyetler 1.1.3, 3.4 ve 3.5’e bırakılmıştır. Bir uçucu yağın hangi sınıfa girdiği sorusunun cevabı Resmî Gazete’de değil, ADR’de aranır.
Aynı mantık hava yolunda da işler ve bunu bölümün sonunda ayrıca göreceğiz: SHT-18’in 7 nci maddesi, hava yoluyla yapılan tehlikeli madde taşımacılığı faaliyetlerinde doğrudan ICAO Teknik Talimatlarının uygulanacağını söyler. İki modda da ulusal metin bir çerçeve, içerik uluslararası metinde.
Bu devrin tek somut istisnası gibi görünen hüküm, 5 inci maddenin üçüncü fıkrasıdır; ama o da aslında aynı devri yapar, sadece yaptırımı ulusallaştırır. UN sertifikalı ambalaj zorunluluğunun Türkiye’deki dayanağı budur:
…ADR Bölüm 6’da tanımlanan ve Bakanlıkça veya ADR’ye taraf bir ülkenin yetkili otoritesince yetkilendirilmiş kuruluşlar tarafından test edilmiş ve tip onay sertifikasına sahip olan ambalajların kullanılması zorunlu olup…
a.g.e., Madde 5(3)
Fıkra, ambalajın tanımını ADR Bölüm 6’ya bırakıyor; getirdiği şey test edilmiş ve tip onay sertifikalı olma şartının Türkiye’de de aranması ve ülkemizde imal edilen ambalaj ile IBC’lerin üretim yeri denetiminin Bakanlıkça veya yetkilendirdiği kuruluşlarca yapılması. Ambalajın üzerindeki UN işaretinin kod yapısı — hangi harfin ambalaj tipini, hangi harfin ambalajlama grubunu gösterdiği — ADR 2025, Cilt II, 6.1.3’te düzenlenir. 4G/Y20/S/25/NL biçimindeki bir dizinin beş alanı sırayla ambalaj kodunu, tasarımın başarıyla test edildiği ambalajlama grubu ile azami brüt kütleyi, içerik türünü, imalat yılını ve işaretin tahsisine izin veren devleti gösterir; alanların dayandığı alt bentler 6.1.3.1’in (c), (d), (e) ve (f) bentleridir. İşaretin alan alan okunuşu ile neyi söyleyip neyi söylemediği bu yazının UN işaretine ayrılmış bölümünde ele alındığı için burada tekrarlanmıyor. Türkiye tarafındaki hüküm zinciri bakımından önemli olan nokta zaten şu: o okunuş Resmî Gazete’de değil ADR’de düzenlenmiş ve Yönetmelik 5(3) ile tam olarak oraya devrediyor.
Sürücü tarafında da aynı devir var ama ulusal bir belge adıyla: 5 inci maddenin dördüncü fıkrası, tehlikeli madde taşımacılığı yapacak taşıt sürücülerinin Tehlikeli Mal Taşımacılığı Sürücü Eğitim Sertifikasına — metnin kendi parantezi içinde SRC5 belgesi — sahip olmasını zorunlu kılar. Eğitim, sınav ve belgelendirme usulü Bakanlığa bırakılmış; Yönetmelikte ders saati ya da sınav puanı yoktur.
Yirmi ton mu, elli ton mu? Eşiğin gerçekte durduğu yer
Bu alanın en çok karıştırılan yeri. Piyasada çok sık rastlanan ifade şu: “TMGD eşiği 50 tondur.” İfade eksik ve yanıltıcı; ama yanlış olmasının nedeni basit bir aritmetik hata değil, iki ayrı metnin birbirine karıştırılması.
Yürürlükteki metinde eşik, Tehlikeli Madde Faaliyet Belgesi’ne (TMFB) bağlıdır ve 7 nci maddede durur. Rakam yirmi tondur:
b) Tehlikeli madde taşımacılık zinciri içerisinde yer alan ve son bir takvim yılında yirmi ton ve üzerinde tehlikeli madde alımı yapan işletmeler, “Alıcı-Boşaltan” faaliyet konulu…
a.g.e., Madde 7(1)(b); gönderim tarafı için 7(1)(c)
Yirmi tonun etrafındaki dört hüküm, eşiğin nasıl hesaplandığını belirliyor ve bunlar olmadan rakam yanlış anlaşılıyor:
Her faaliyet konusu ayrı sayılır
Madde 7(1)(ç), toplamda yirmi tonu aşmayan işletmenin bile paketleyen, yükleyen, dolduran veya boşaltan olarak her bir faaliyet konusunda yirmi ton ve üzeri işlem yapmışsa o konuda TMFB almasını şart koşar. Eşik tek bir toplam değil, faaliyet başına bir ölçüdür.
Her adres ayrı belge
Madde 7(4): işletmeler merkez adreslerinin yanı sıra aynı ticari unvan altında farklı adreslerde faaliyette bulunan şube, temsilcilik, bayi, fabrika, imalathane, şantiye, depo ve atölye gibi birimlerinin her biri için ayrı ayrı TMFB almak zorundadır.
“Son bir takvim yılı” beklemek değildir
Madde 7(5): faaliyete geçtiği tarihten sonra bir takvim yılı dolmadan yirmi tonu geçen işletme de belgeyi hemen almak zorundadır. İbare, yeni kurulmuş işletme için bir yıl bekleme hakkı kurmuyor.
Boşaltan kimdir
Madde 7(3): ilgili mevzuatında aksine bir hüküm olmadıkça “Boşaltan” yükümlülüğü alıcıya aittir. “Alıcı-Boşaltan” biçimindeki birleşik belge adının mantığı budur.
Bazı maddeler için eşik hiç yoktur. Madde 7(1)(d), sınıflandırma kodu 1.4S olan madde ve nesneler dışında kalan Sınıf 1 ile ADR Kısım 1.7.1 kapsamındakiler hariç olmak üzere Sınıf 7 kapsamındaki tehlikeli maddelerle iştigal eden işletmeleri, işlem yapılan miktara bakılmaksızın kapsama alır; 7(1)(e) aynı şeyi Sınıf 6.2 ile iştigal eden ve Yönetmeliğin Ek-4’ünde yer alan işletmeler için yapar. Burada not edilmesi gereken bir eksiklik var: Sınıf 3, yani yanıcı sıvılar, bu sıfır-eşik listesinde yoktur. Sınıf 3 için yirmi ton eşiği geçerlidir.
Peki “elli ton” nerede? Yürürlükteki metinde tek bir yerde, 8 inci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde ve tamamen farklı bir işi görerek:
a) Sadece “Taşımacı” faaliyet konulu TMFB’ye sahip olup, taşıma yetki belgesine kayıtlı taşıtlarının toplam asgari kapasitesi elli tonun altında olan işletmeler… haricinde kalan işletmeler; tehlikeli madde güvenlik danışmanlığı hizmeti almak zorundadır.
a.g.e., Madde 8(1)(a)
Yani elli ton bir eşik değil, bir çıkarma ölçüsü: zorunluluğa girmenin değil, zorunluluğun dışında kalmanın ölçüsü — ve yalnızca “Taşımacı” faaliyet konulu belgeye sahip işletmenin filo kapasitesi için. TMGD hizmeti alma zorunluluğunun asıl tetikleyicisi TMFB sahipliğidir; TMFB’nin eşiği de yirmi tondur. Aynı fıkra, yalnızca “Alıcı” belgeli işletmeler ile tank konteyner veya portatif tank işletmecisi belgeli işletmeleri de zorunluluktan ayrı tutar. Madde 8(4) ise süreyi bağlar: ilk TMFB’den itibaren otuz gün içinde danışmanlık hizmeti alınır.
Elli ton rakamının dolaşıma girdiği yer ise başka bir metin: 2014 tarihli Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı Hakkında Tebliğ (Tebliğ No: TMKTDGM-01), RG 22/5/2014-29007. Tebliğin kapsam maddesi, 19/4/2017 tarihli ve 30043 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikten sonra “bir takvim yılı içerisinde net elli ton ve üstü miktarlarda işlem yapan” işletmeleri esas alıyordu — ve kendisi de bu işletmeleri Tehlikeli Madde Faaliyet Belgesi sahipliğine bağlıyordu.
Bu Tebliğ bugün yürürlükte değil. 4/8/2022 tarihli ve 31913 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan müstakil bir “Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Tebliğ”, birinci maddesiyle 22/5/2014 tarihli ve 29007 sayılı Tebliği tümüyle kaldırmıştır; Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğü de kendi tebliğler sayfasında onu “Mülga” başlığı altında listeliyor. Sonuç net: elli ton rakamının 4/8/2022’den beri hiçbir hukuki geçerliliği yoktur ve “iki katmanın ilişkisi muğlaktır” demeye gerek kalmamıştır. Yürürlükteki tek eşik yirmi tondur; elli ton yalnızca taşımacı filo kapasitesine bağlı o çıkarma ölçüsünde yaşar.
Bir künye notu: TMKTDGM — Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Düzenleme Genel Müdürlüğü — eski birim adıdır. Bugünkü birim UHDGM’dir ve eski ad yalnızca 2014 Tebliğinin numarası aktarılırken geçer. Aynı Tebliğ bağlamında dolaşan bir eğitim süresi rakamı da var: ADR tehlikeli madde güvenlik danışmanı eğitiminin asgari 49 ders saati olduğu. Bu rakam 2017 öncesine aittir; değişikliklerin işlenmiş hâlinde süre 64 ders saatidir. 49 rakamını aktaran Resmî Gazete sayfası bu çalışmada yalnızca bir özetleyici aracılığıyla okundu, birinci elden doğrulanamadı — ve zaten Tebliğ mülga olduğundan iki rakamın da bugün bir bağlayıcılığı yok. Yürürlükteki rejimde TMGD eğitiminin süresi Yönetmelik düzeyinde değil, Bakanlığın belirlediği usulde durur.
TMGD tarafındaki sayılar tek bir rakamla bitmiyor. Hizmetin asgari süresi iki ayrı metinde aynıdır ve bu çapraz doğrulama bu alanda nadirdir: karayolu Yönetmeliği Madde 8(7) ile Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı Hizmetleri Hakkında Yönetmelik Madde 6(1), bir TMGD’nin her bir faaliyet belgesi için vereceği hizmetin bir ayda on sekiz saatten az olamayacağını söylüyor. Ama bu bir taban: Madde 8(8), Bakanlığa işletmenin niteliğine, işlem hacmine ve risk faktörlerine göre TMGD sayısı ile hizmet süresini yeniden düzenleme yetkisi veriyor. Ayrıca sayı yalnızca belgeye değil adrese de bağlanabiliyor: Madde 8(3), Madde 7(10) çerçevesinde “Gönderen” faaliyetinde bulunacak işletmelerin, belgesine işlettiği her beş adres için ayrıca bir danışman atamasını şart koşuyor. Buna karşılık Madde 8(2), fiilen faaliyet yürüttüğü adreslerde hizmet alan işletmeyi, yalnızca faturalama ve idari iş yürüttüğü büro adresi için — faaliyet tespit raporuyla belgelemek şartıyla — zorunluluğun dışında tutuyor; aynı fıkranın son cümlesi “Gönderen” işletmelerini bu istisnadan açıkça çıkarıyor.
Danışmanın kaç belgeye atanabileceği de sınırlı. Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı Hizmetleri Hakkında Yönetmelik Madde 6(5), istihdam şekline göre dört ayrı üst sınır koyuyor; iki bendi birebir şöyle: “ç) TMGDK bünyesinde tam süreli olarak istihdam edilen bir TMGD, en fazla on faaliyet belgesine atanabilir. … d) TMGDK bünyesinde kısmi süreli olarak istihdam edilen bir TMGD, en fazla altı faaliyet belgesine atanabilir.” İşletme bünyesinde tam süreli istihdamda sınır on, kısmi süreli istihdamda toplamda dörttür. Madde 6(7) ayrıca aynı adreste hem demiryolu hem karayolu faaliyet belgesi bulunan işletmenin her ikisine ADR ve RID sertifikalı tek bir danışman ataması hâlinde tek atama hakkı kullanılmış sayılacağını söylüyor.
Aşağıdaki tablo bu bölümdeki bütün sayıları, hangi maddeden geldikleriyle birlikte topluyor. Tablonun amacı bir hesap aracı değil; hangi rakamın hangi hükme ait olduğunu göstermek — çünkü bu alandaki hataların neredeyse tamamı rakamı doğru hatırlayıp maddeyi karıştırmaktan doğuyor.
| Sayı | Neyi belirler | Dayanak | Kayıt |
|---|---|---|---|
| Yirmi ton (son bir takvim yılı, alım) | “Alıcı-Boşaltan” faaliyet konulu TMFB zorunluluğu | Karayolu Yönetmeliği, Madde 7(1)(b) | Yürürlükteki tek TMFB eşiği |
| Yirmi ton (son bir takvim yılı, gönderim) | Gönderim tarafındaki TMFB zorunluluğu | Madde 7(1)(c) | — |
| Yirmi ton (faaliyet başına) | Toplamı eşiği aşmayan işletmede tek bir faaliyet konusunda belge | Madde 7(1)(ç) | Eşik toplam değil, faaliyet başına ölçü |
| Miktara bakılmaksızın | 1.4S dışı Sınıf 1 ve 1.7.1 dışı Sınıf 7 için TMFB | Madde 7(1)(d) | Sınıf 3 bu listede yok |
| Miktara bakılmaksızın | Sınıf 6.2 ile iştigal eden ve Ek-4’te yer alan işletmeler | Madde 7(1)(e) | Ek-4 içeriği görülmedi |
| Elli ton (filo asgari kapasitesi) | Yalnızca “Taşımacı” belgeli işletmenin TMGD zorunluluğundan ayrı tutulması | Madde 8(1)(a) | Eşik değil, zorunluluğun dışında kalma ölçüsü |
| Otuz gün | İlk TMFB’den sonra TMGD hizmetinin alınması süresi | Madde 8(4) | — |
| Ayda on sekiz saat | Her bir faaliyet belgesi için asgari TMGD hizmeti | Madde 8(7); TMGD Hizmetleri Yönetmeliği Madde 6(1) | İki metinde aynı sayı; Madde 8(8) uyarınca bir taban |
| Beş adres | “Gönderen” işletmede her beş adres için ek bir TMGD | Madde 8(3), ilgili Madde 7(10) | — |
| On / dört / on / altı belge | Bir TMGD’nin istihdam şekline göre atanabileceği belge sayısı | TMGD Hizmetleri Yönetmeliği, Madde 6(5) | Sırasıyla işletmede tam süreli, işletmede kısmi süreli, TMGDK’da tam süreli, TMGDK’da kısmi süreli |
| 300 metre | Tankerlerin park edeceği alanın okul, kamu binası, alışveriş merkezi ve ibadethane gibi yerlere mesafesi | Madde 5(5) | Yalnızca tankerler için; paketli yük taşıyan araçlara uygulanmaz |
| En fazla beş yıl | Madde 28 kapsamındaki muafiyet ve özel iznin süresi | Madde 28(3) | Gerekçeli belgeyle en çok bir yıl ek süre |
| Elli ton (net, takvim yılı) | 2014 Tebliğinin kapsam rakamı | Mülga Tebliğ TMKTDGM-01, Madde 2(1)(a), 19/4/2017-30043 değişikliği | 4/8/2022’den beri hukuki geçerliliği yok |
| 64 ders saati | Mülga Tebliğdeki TMGD eğitimi süresi | Mülga Tebliğ, değişikliklerin işlenmiş hâli | Dolaşımdaki 49 rakamı 2017 öncesine ait ve birinci elden okunamadı |
Sınırlı miktarla gönderim eşiği doldurmuyor: Madde 7(2)
Bu alanın en değerli tek fıkrası, yirmi tonun nasıl sayılacağını düzenleyen hüküm. Piyasada dolaşan ifade şu: “Sınırlı miktar (LQ) ile gönderim de TMFB eşiğini doldurur.” Birincil metin bunun tersini yazıyor:
(2) Birinci fıkrada belirtilen “Alıcı” ve “Boşaltan” faaliyet konularına ilişkin yapılacak miktar hesaplamasında, ADR Bölüm 3.3, 3.4 ve 3.5 muafiyetleri kapsamında yapılan faaliyetler dikkate alınmaz.
a.g.e., Madde 7(2)
Üç bölüm numarası, ADR’deki üç ayrı muafiyet rejimine karşılık geliyor: 3.3 özel hükümler, 3.4 sınırlı miktar, 3.5 istisnai miktar. Yönetmelik bu rejimler kapsamında yapılan faaliyetleri yirmi ton hesabının dışında bırakıyor. Yani sınırlı miktar kurallarına uyarak yapılan bir gönderim, tonajı ne olursa olsun bu hesaba eklenmiyor.
Burada metnin kendi sınırını da söylemek gerekiyor, çünkü fıkra bunu herkes için yazmıyor. Lafız açıkça “Alıcı” ve “Boşaltan” faaliyet konularına ilişkin hesaplamayı sayıyor; “Gönderen” için aynı indirimi açıkça yazmıyor. Bu bir metin sınırıdır ve abartılmaması gerekiyor: fıkranın kapsamını kendiliğinden gönderene yaymak, metnin söylemediği bir şeyi söylemek olur.
Hesabın nasıl belgeleneceği de boşlukta bırakılmamış. Madde 10(1), tehlikeli madde faaliyet tespit raporunda neyin değerlendirileceğini sayıyor ve iki bendi doğrudan bu konuda: “a) TMFB faaliyet konularının 7 nci madde kapsamında UN (Birleşmiş Milletler) numarasına, taşıma kategorilerine ve sınıflarına göre miktar bazında değerlendirilmesi, … ç) ADR Bölüm 3.3, 3.4 ve 3.5 kapsamında yapılan faaliyetlerin değerlendirilmesi, gerekir.” Pratik önemi şu: eşik hesabı kaba tonaj değil, UN numarası ve taşıma kategorisi bazında yapılır ve bir güvenlik danışmanının imzasıyla belgelenir. Raporun örneği Yönetmeliğin Ek-3’ünde; Ek-3 bu çalışmada görülmedi.
Taşıma evrakı tarafında da benzer bir ayrım var ve sık karıştırılıyor. Madde 5(9) birebir şöyle: “Taşımacılar, gönderen tarafından ADR 5.4.1’e göre hazırlanarak taşımacıya verilen taşıma evrakında belirtilen bilgiler ile birlikte taşıma türünü, taşıma şeklini Karayolu Taşıma Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde U-ETDS’ye bildirir.” Evrakı hazırlama yükümü gönderende, bildirme yükümü taşımacıda. Fıkranın evrakın içeriğini ADR 5.4.1’e bırakması, yukarıdaki devir mantığının bir örneği daha. Ve dikkat edilmesi gereken nokta şu: Madde 7(2)’nin getirdiği indirim yalnızca miktar hesaplaması içindir; lafzı başka hiçbir yükümlülüğü düşürmüyor.
Eşiğin altında kalmak kuralların dışında kalmak değildir
Bu bölümün omurgası bu cümle. Piyasada en sık rastlanan ve pratikte en pahalı yanlış şu: “Yirmi tonun altındayım, bu Yönetmelik beni ilgilendirmiyor.” Yönetmelik bunu tek bir fıkrayla kapatıyor:
(8) Bu Yönetmelik uyarınca tehlikeli madde taşımacılığı zincirinde yer alan ancak TMFB alma zorunluluğu bulunmayan işletmeler de bu Yönetmeliğin dördüncü bölümünde yer alan yükümlülükleri yerine getirmek zorundadır.
a.g.e., Madde 7(8)
Düşen şey belge yüküdür, kuralların kendisi değil. Dördüncü bölüm, taşımacılık zincirindeki tarafların — gönderen, paketleyen, yükleyen, dolduran, taşımacı, alıcı, boşaltan — yükümlülüklerini sayar. Paketleyen tarafında iki yükümlülük doğrudan ürünün fiziksel hazırlığına değiyor: “Tehlikeli maddenin özelliğine uygun sertifikalı ambalajları kullanmak” ve “Ambalajları taşıma için hazırladığında, işaretleme ve etiketlemelerinde ADR’de belirtilen zorunluluklara uymak”. Buna karışık yükleme yasaklarına uyma yükümlülüğü de ekleniyor. Bunların hiçbiri yirmi ton eşiğine bağlı değil.
Yani eşiğin altında kalan bir işletme için tablo şudur: Tehlikeli Madde Faaliyet Belgesi almak zorunda değildir, dolayısıyla belgeye bağlı danışmanlık zorunluluğu da doğmaz; ama sertifikalı ambalaj kullanma, ADR’ye uygun işaretleme ve etiketleme yapma ve karışık yükleme yasaklarına uyma yükümlülükleri aynen devam eder. Belge rejimi ile kural rejimi birbirinden ayrı çalışıyor ve bu ayrımı görmemek, mevzuatın en kolay atlanan yeri.
Eğitim tarafında da benzer bir yanlış dolaşıyor: “TMGD’si olmayan işletmenin personel eğitimi yükümlülüğü yok.” Madde 7(9) bunun tersini söylüyor. TMFB’si olduğu hâlde danışmanlık hizmeti alma zorunluluğu bulunmayan işletme, tehlikeli maddelerin taşınmasında yer alan çalışanlarına “sorumluluk vermeden önce ADR Bölüm 1.3 kapsamındaki eğitimleri aldırmak ve bu eğitimlere ilişkin kayıtları güncel olarak tutmaktan sorumludur.” İki kayıt düşmek gerekiyor: Geçici Madde 1(b) uyarınca bu fıkra 1/7/2023 tarihine kadar uygulanmamıştı, o tarihten itibaren yürürlükte; ve fıkra 6/2/2025-32805 sayılı değişiklikle tamamen yeniden yazılmış, eğitimin belirli aralıklarla tekrarlanması eklenmiştir. Burada aktarılan birebir lafız 2022 metninin lafzıdır; güncel konsolide lafız bu kayıtla okunmalı.
Üçüncü bir yanlış da aynı mantık hatasının başka bir yüzü: bir rejimden muaf olmanın diğerinden de muaf olmayı getirdiği varsayımı. Madde 7(12) bunu açıkça reddediyor: Bakanlıktan tehlikeli madde taşımacılığına ilişkin yetki alınmış olması, işletmenin “faaliyetlerine ve faaliyetleri kapsamındaki tehlikeli maddeye özgü olarak diğer Bakanlık veya kurumların ilgili mevzuatı uyarınca istenen diğer yetkileri/izinleri alma yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz.” Taşımacılık tarafını tamamlamak, kozmetik mevzuatı, çevre mevzuatı veya ürün takip sistemi tarafındaki yükümlülükleri kapatmıyor. Bu fıkra, bölümün sonundaki GBF tartışmasının da dayanağı.
Madde 28 muafiyeti bir miktar muafiyeti değildir
Yaygın ifade: “Yönetmelikte küçük miktar muafiyeti var.” Yönetmeliğin muafiyet maddesi 28 inci maddedir ve miktarla hiç ilgisi yoktur:
MADDE 28- (1) Bakanlık, tehlikeli madde özelliği ihtiva eden yeni ürünlerin, araştırma, geliştirme, kalite kontrolü, UN numarası alma ve ADR’nin ilgili bölümüne dâhil edilme sürecindeki taşımalarına… muafiyet ve/veya özel izin verebilir.
a.g.e., Madde 28(1)
Maddenin kapsamı araştırma ve geliştirme, kalite kontrolü, yeni bir ürünün UN numarası alma ve ADR’ye dâhil edilme süreci ile yeni tasarlanan taşıma birimlerinin test aşaması gibi hâllerdir. İkinci fıkra, başvuru için bir tehlikeli madde güvenlik danışmanlığı kuruluşu veya işletmenin kendi danışmanı tarafından hazırlanmış emniyet tedbirleri raporunu zorunlu kılıyor. Üçüncü fıkra süreyi en fazla beş yıl olarak belirliyor; gerekçeli belgeyle en çok bir yıl ek süre verilebiliyor. Yani bu madde, az miktarda tehlikeli madde taşıyan bir işletmeye kapı açan bir hüküm değil; henüz sınıflandırılmamış bir ürünün sınıflandırma sürecine özgü, süreli ve raporlu bir izin rejimi.
Miktar temelli muafiyetler Yönetmelikte değil, ADR’de yer alıyor: 1.1.3 genel muafiyetler, 3.4 sınırlı miktar ve 3.5 istisnai miktar. Yönetmeliğin Madde 7(2)’de bu üç bölüme atıf yapması tam olarak bu yüzden.
Kapsam dışılık tarafı da sanıldığı gibi değil. Madde 2(2), Yönetmeliğin kapsamadığı hâlleri sayarken yalnızca Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik Komutanlığının karayolu taşımacılığı faaliyetleri ile savaş ve olağanüstü hâl taşımalarını sayıyor. Miktar, perakende satış veya kişisel kullanım temelli bir kapsam dışılık bu maddede yoktur. Kişisel ve özel kullanım muafiyeti ADR 1.1.3.1’de düzenlenir — yani yine Yönetmelikte değil, devredilen metinde. Hükmün lafzı muafiyeti ürünün niteliğine değil, taşıyanın kimliğine bağlıyor: 1.1.3.1(a)(i) perakende satış için ambalajlanmış ve kişisel ya da evsel kullanım veya boş zaman ve spor faaliyeti için özel kişiler tarafından taşınan tehlikeli malları kapsam dışında tutuyor; yanıcı sıvılarda, özel kişi tarafından ya da onun için doldurulmuş yeniden doldurulabilir kaplarda toplam miktar kap başına 60 litreyi ve taşıma birimi başına 240 litreyi geçemiyor. Bir işletmenin perakende ambalajlı ürün taşıması bu bende girmiyor; işletmelerin yan faaliyet taşıması için 1.1.3.1(c)’de ayrı bir bent var ve o bent tedarik ile dağıtımı açıkça dışlıyor. İki bendin ayrıntısı yukarıda ADR muafiyetlerine ayrılmış bölümde açıldı. Türkiye tarafı bakımından çıkarılacak sonuç şu: “Yönetmelik kişisel kullanımı muaf tutuyor” cümlesi iki yerde birden hata yapıyor — hükmü yanlış metne yerleştiriyor ve muafiyeti ürüne bağlıyor; oysa hüküm ADR’de duruyor ve taşıyanın özel kişi olmasına bağlı.
Yaptırım: tutarlar Yönetmeliğin kendisinde yazılı
Bu alanda sık yapılan bir başka hata, cezaların yalnızca 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de durduğunu varsaymak. Yönetmelik iki kademeli bir yapı kuruyor. Madde 34(1), 655 sayılı KHK’nın 28 inci maddesi gereğince Yönetmelikteki düzenlemelere uymayanlar hakkında idari para cezası karar tutanağı düzenlenmesini öngörüyor; Madde 35(1) tutanaklara ilişkin usulü 3/6/2021 tarihli ve 31500 sayılı Ulaştırma Hizmetleri Denetim Yönetmeliğine bağlıyor. Ama tutarlar burada bitmiyor: Madde 36(1), ihlal başına Türk Lirası tutarları bent bent sayıyor.
| İhlal edilen hüküm | Hükmün konusu | Metinde yazılı tutar |
|---|---|---|
| Madde 5(1) | ADR’de taşınması yasak maddelerin taşınması | onbin TL |
| Madde 5(5) | Tankerlerin park yeri kuralı | dokuzyüzsekiz TL |
| Madde 7(1) | TMFB alma zorunluluğu | dörtbin TL |
| Madde 7(9) | ADR Bölüm 1.3 eğitimleri ve kayıtları | ikibin TL |
| Madde 8(1) | TMGD hizmeti alma zorunluluğu | dörtbin TL |
| Madde 19(1)(b) | İlgili taraf yükümlülüğü | dokuzbinyüzyedi TL |
Bu tutarların okunma biçimi hakkında iki kayıt gerekiyor. Birincisi: Yönetmelikte bu tutarlar için bir yeniden değerleme veya güncelleme hükmü yok; 39 uncu maddedeki “Güncelleme” başlığı yalnızca ADR değişikliklerine ilişkin. İkincisi: yukarıdaki rakamlar Yönetmelik metnindeki taban tutarlardır. Bu tutarların 2026 yılı için — Kabahatler Kanunu ve 655 sayılı KHK üzerinden işleyen yeniden değerleme zinciriyle — ulaştığı güncel hâl bu çalışmada doğrulanamadı. Dolayısıyla tablodaki sayılar “Yönetmeliğin lafzında yazılı olan” tutarlar olarak okunmalı, bugün uygulanacak tutarlar olarak değil. Burada anlatılmak istenen zaten rakamın büyüklüğü değil, yapının kendisi: ceza tutarları ihlal edilen fıkra numarasına göre ayrışıyor ve en yüksek tutar belge yükümlülüğünde değil, taşınması yasak maddenin taşınmasında.
Güvenlik bilgi formu katmanı: doğru sonuç, değişmiş dayanak
Bu bölümün en pahalı düzeltmesi burada. Piyasada iki ifade birlikte dolaşıyor: “Kozmetik ürün için Güvenlik Bilgi Formu (SDS/MSDS) zorunludur” ve bunun tersi olan “Kozmetik ürün GBF kapsamı dışında olduğu için taşımacılık mevzuatından da muaftır.” İkisi de yanlış kurulmuş; ama ikisini çürütmek için sıkça gösterilen künye de artık yürürlükte değil.
Yıllarca kullanılan künye şu: 13/12/2014 tarihli ve 29204 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Zararlı Maddeler ve Karışımlara İlişkin Güvenlik Bilgi Formları Hakkında Yönetmelik. Bu metin 31/12/2023 itibarıyla yürürlükten kalkmıştır. Kaldıran hüküm, Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, İzni ve Kısıtlanması Hakkında Yönetmelik’in — KKDİK, RG 23/6/2017-30105 Mükerrer — 64 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendidir; kaldırmanın ne zaman yürürlüğe gireceğini ise 66 ncı maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi belirler ve o tarih 31/12/2023’tür. KKDİK’in Geçici Madde 2(2) hükmü de aynı tarihi bir köprü olarak kullanır: o tarihe kadar güvenlik bilgi formları önceki yönetmeliğe göre hazırlanır. Yani köprü de 31/12/2023’te kapanmıştır.
Bugün 2014 künyesini yürürlükteki hukuk diye vermek, 2013 karayolu künyesini vermekten daha ağır bir hatadır — çünkü okuru yalnızca eski bir tarihe değil, pratikte yanlış bir sonuca götürüyor. Nedeni, yerine geçen metindeki kozmetik kapsam dışılığının daha dar kurulmuş olması.
2014 metninde (mülga)
Kapsam dışılık, “son kullanıcıya nihai ürün olarak ulaşan madde ve karışımlar” için kuruluyordu ve sayılan kalemler arasında kozmetik ürünler de vardı. İbarede hem “madde” hem “karışım” geçiyordu.
KKDİK’te (yürürlükte)
Kozmetik kapsam dışılığı Madde 2(4)’te, yalnızca Yönetmeliğin dördüncü kısmı bakımından ve yalnızca “karışımlar” için geçerli. 2014 metnindeki ibaredeki “madde” düşmüştür — yani tek bir madde olan bir hammadde bu kapsam dışılığa aday değil.
Pratik sonuç büyük ölçüde aynı kalıyor: tüketiciye nihai ürün olarak ulaşan bitmiş bir kozmetik için tüketiciye dönük bir güvenlik bilgi formu yükümlülüğü doğmuyor. Ama dayanak değişti, kapsam dışılığın kapsamı daraldı ve bunu doğru söylemek gerekiyor. Eski künyeyi doğru künye diye vermek, varılan sonuç doğru olsa bile okurun bir sonraki adımda yanlış metne gitmesine yol açıyor.
Künye zincirinin bir de ters yönü var. KKDİK, kozmetik ürünleri kapsam dışı bırakırken hâlâ 23/5/2005 tarihli ve 25823 sayılı mülga Kozmetik Yönetmeliğine atıf yapar. Bu atıf boşa düşmüyor: kozmetik ürünlerin bugünkü ulusal çerçevesi 8 Mayıs 2023 tarihli mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanan Kozmetik Ürünler Yönetmeliği’dir ve bu Yönetmelik, kaldırdığı yönetmeliğe mevzuatta yapılan atıfların kendisine yapılmış sayılacağını hükme bağlar. Zinciri kurmak için bu kadarı yeterli; Kozmetik Ürünler Yönetmeliğinin madde numaraları bu çalışmada birebir doğrulanamadığından burada madde numarası verilerek atıf yapılmıyor. Tarih güvenli, madde numaraları değil. Kozmetik tarafında taşımacılığa değen tek hüküm, dağıtıcıya sorumluluğundaki ürünler bakımından depolama ve nakliye koşullarının ürünün mevzuata uygunluğunu tehlikeye atmamasını sağlama yükümlülüğü getiren hükümdür — ve bu bir dağıtıcı yükümlülüğüdür, bir ürün dayanıklılığı ya da performansı beyanı değil. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafında kozmetik ürünlerin taşınmasına veya depolanmasına özgü ayrı bir kılavuz bu çalışmada arandı, bulunamadı.
İki rejimin birbirinden ayrı olduğu tezinin en güçlü dayanağı ise mülga metinde değil, yürürlükteki KKDİK’in kendisinde. Madde 2(2)(ç), zararlı maddelerin ve zararlı karışımların demiryolu, karayolu, iç suyolu, denizyolu veya havayolu ile taşınmasını Yönetmeliğin kapsamı dışında bırakıyor. Yani kimyasal mevzuatı taşımayı kendi kapsamından açıkça çıkarmış; taşıma mevzuatı da karayolu Yönetmeliği Madde 7(12) ile diğer kurumların izinlerini saklı tutmuş. İki metin birbirine bakarak aynı sonucu veriyor: birinden muaf olmak diğerinden muaf olmayı getirmiyor. Bu sonuca varmak için mülga 2014 künyesine hiç ihtiyaç yok.
Hammadde tarafında bir incelik daha var ve yaygın aktarım bunu atlıyor. “Dökme alınan hammaddeler kapsamdadır, tedarikçisi GBF vermek zorundadır” cümlesi olduğu gibi kurulduğunda fazla geniş bir yükümlülük beyanı oluyor. KKDİK Madde 27(1), güvenlik bilgi formu teminini her madde ve karışım için değil, üç koşuldan birinin gerçekleşmesine bağlıyor: maddenin veya karışımın SEA Yönetmeliği uyarınca zararlı sınıflandırma kriterlerini karşılaması, maddenin Ek-13 kriterlerine göre PBT veya vPvB olması, ya da maddenin 49 uncu madde uyarınca hazırlanan listede bulunması. Madde 27(3) ayrıca sınıflandırma kriterlerini karşılamayan karışımlar için konsantrasyon eşiklerine bağlı ayrı bir temin hâli kuruyor. Yani bir kozmetik hammaddesi kapsam dışılıktan yararlanamasa bile, bu üç koşuldan hiçbiri gerçekleşmiyorsa form temini zorunluluğu doğmuyor.
Son olarak, bu katmanda dolaşan dördüncü ifade: “Yurtdışından gelen İngilizce SDS yeterlidir.” Bu ifadenin çürütmesi 2014 metninin iki fıkrasına dayanıyordu — formun Türkçe hazırlanmasını şart koşan 5(4) ve formların belgelendirme kuruluşu tarafından belgelendirilmiş kişilerce hazırlanmasını, ithalatçının da ithal ettiği madde ve karışımların formlarını aynı niteliğe sahip kişilere hazırlatmasını şart koşan 5(13). O metin mülga; bu yüzden bugün doğru cümle şudur: ifade 2014 metni bakımından yanlıştı ve bugünkü dayanak KKDİK’tedir. KKDİK’in form içeriği ve hazırlayacak kişiye ilişkin hükümleri bu çalışmada yalnızca Madde 27 düzeyinde birinci elden okundu; dil ve yeterlilik şartlarının güncel lafzı doğrulanamadı, dolayısıyla burada madde numarası verilerek aktarılmıyor. Bitmiş kozmetik ürünün etiketinde hangi bilgilerin zorunlu olduğu bambaşka bir rejimin konusu — o katmanı etiket bilgileri üzerine yazdığımız yazıda ayrıca ele aldık.
Hava yolu: hiyerarşi SHT-18 ile başlamıyor
Hava tarafında yaygın cümle şudur: “Türkiye’nin ulusal metni SHT-18’dir.” Bu cümle hiyerarşiyi yanlış kuruyor, çünkü Resmî Gazete düzeyinde bir Yönetmelik var: 13 Nisan 2018 tarihli ve 30390 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tehlikeli Maddelerin Havayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmelik. Bu Yönetmelik kendi belge rejimini kuruyor — tehlikeli madde taşıma yetki belgesi, tehlikeli madde faaliyet belgesi ve tehlikeli madde depo uygunluk belgesi — ve 26 ncı maddesinde 655 sayılı KHK’nın 28 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre kendi idari para cezalarını düzenliyor. Denetim 25 inci, belge iptali 27 nci maddede. Dayanakları 655 sayılı KHK, 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu, 5431 sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Kanunu ve Şikago Sözleşmesi. Bu Yönetmeliğin 2024–2026 arasında değiştirilip değiştirilmediği bu çalışmada doğrulanamadı; güncel edisyon doğrulanamadığından madde içerikleri aktarılırken bu kayıt düşülmeli.
SHT-18 ise bir Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Talimatıdır — Yönetmeliğin altında ve yanında duran bir metin, onun yerine geçen bir metin değil. Talimatın 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi dayanağı şöyle kuruyor: “Şikago sözleşmesinin Tehlikeli Maddelerin Havayoluyla Emniyetli Taşınması başlıklı 18 numaralı Eki’ne ve ICAO tarafından yayınlanan; Tehlikeli Maddelerin Hava Yoluyla Emniyetli Taşınmasına İlişkin Teknik Talimatlar başlıklı 9284 sayılı Dokümanına…” Aynı maddenin (a) bendi ulusal dayanakları sayıyor: 2920 sayılı Kanun, 4749 sayılı Kanun, 4 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve SHY-6A, SHY-6B, SHY-22, SHY-33B yönetmelikleri.
Devir mekanizması karayolundakinin aynısı. Madde 7(1): “Bu Talimat kapsamında gerçekleştirilen tehlikeli maddelerin hava yoluyla taşınmasına ilişkin faaliyetlerde Teknik Talimatların hükümleri uygulanır.” Talimatın tanımlar maddesi “Teknik Talimatlar” ifadesini ICAO Doc 9284’ün değişiklikleriyle birlikte tanımlıyor; yani iki yılda bir güncellenen ICAO baskısı otomatik olarak uygulanıyor. Karayolunda Yönetmeliğin ADR’ye yaptığı şeyi, hava yolunda Talimat ICAO’ya yapıyor.
Bunun en net görüldüğü yer, yolcu tarafındaki yaygın yanlış. “SHT-18 yolcu bagajında ne taşınabileceğini listeler” denir; listelemiyor. Madde 11(3) birebir şöyle: “(3) Yolcu veya ekip üyesi tarafından taşınan belirli eşya ve maddeler, Teknik Talimatlarda belirtildiği ölçüde bu Talimat hükümlerine tabi değildir.” Liste SHT-18’de yok; ICAO Teknik Talimatlarındadır. Burada bir erişim kaydı gerekiyor ve kaydın iki yarısını ayırmak şart, çünkü belgenin tamamının erişilemez olduğunu söylemek bu çalışmanın fiilen yaptığı okumayı yanlış aktarır. Teknik Talimatların yürürlükteki 2025-2026 edisyonunun yolcu ve mürettebata ayrılmış Part 8’i halka açık bir PDF nüshasından birinci elden okundu; yolcu bagajı tarafındaki miktar hükümleri bu okumaya dayanarak bu yazının hava yoluna ayrılmış bölümünde aktarıldığı için burada tekrarlanmıyor. Okunamayan kısım belgenin geri kalanıdır: Doc 9284’ün Part 8 dışındaki bölümleri satın alınan bir yayın olduğundan Tablo 3-1 (Tehlikeli Maddeler Listesi), ambalajlama talimatları ve Sınıf 3 için yolcu ile kargo uçağı net miktar sütunları birinci elden görülmedi; 2025-2026 edisyonuna sonradan yayımlanan Addendum ve Corrigendum’ların ise yalnızca varlığı görülebildi, içerikleri okunamadı. Bu bölümün kurduğu hüküm zinciri bakımından gereken şey zaten o sütunlar değil, SHT-18’in Teknik Talimatlara yaptığı devrin kendisidir ve o devrin lafzı birinci elden okundu. Bu bölüm okura yolculuk tavsiyesi de vermiyor. Uçakta ve uzun yolda rutin tarafı için kullanım üzerine ayrı bir yazı var; buradaki konu mevzuatın hiyerarşisi.
SHT-18’in Ek-1’i, Teknik Talimatlar gereğince izin alınması gereken sınıflar için hangi mercie başvurulacağını belirliyor: Sınıf 1 tarafında Millî Savunma, Dışişleri ve İçişleri; Sınıf 6 tarafında Sağlık ile Tarım ve Orman ve Çevre; Sınıf 7 tarafında ise birebir şöyle yazılı: “Teknik Talimatlar gereğince izin alınması gereken Sınıf 7 (Radyoaktif maddeler)’deki maddeler — Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu)”. Burada bir yokluk da anlamlı: Sınıf 3, yani yanıcı sıvılar, Ek-1’de yoktur. Yani yanıcı sıvı niteliğindeki maddeler için ayrı bir bakanlık izni öngörülmemiş; doğrudan ICAO Teknik Talimatları rejimi işliyor.
İki tarih kaydı. SHT-18’in 54 üncü maddesi yürürlüğü yayım tarihine bağlıyor; Talimatın yayım tarihinin 4 Haziran 2025 olduğu bilgisi ise yalnızca Genel Müdürlüğün mevzuat duyurusundan geliyor, Talimat metninin kendisinde tarih yok ve bu Talimat Resmî Gazete’de değil Genel Müdürlük tarafından yayımlanıyor — bu yüzden tarih birinci elden doğrulanamadı. SHT-18’in hangi önceki talimatı yürürlükten kaldırdığı ise ne metinde ne duyuruda belirtilmiş. Buna karşılık eğitim tarafındaki tamamlayıcı Talimatın — SHT-EĞİTİM/DGR — 11 Temmuz 2025’te, eğitimlerdeki mükerrerliği gidermek amacıyla kaldırıldığı bilgisi var; bu bilgi de yalnızca duyuru başlığı üzerinden alındı, sayfanın kendisi birinci elden okunamadı. Hava yolu eğitim rejimine ilişkin bir aktarım yapılacaksa bu kaldırma dikkate alınmalı, yoksa mülga bir Talimat aktarılmış olur.
Deniz ve demiryolu: belge çakışmasını engelleyen hüküm
Karayolu Yönetmeliği, kendi belge rejiminin deniz tarafıyla çakışmaması için tek bir fıkra ayırıyor ve bu fıkra aynı zamanda deniz Yönetmeliğinin künyesini birinci elden doğrulayan yer:
(7) 14/11/2021 tarihli ve 31659 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tehlikeli Yüklerin Denizyoluyla Taşınması ve Yükleme Emniyeti Hakkında Yönetmelik kapsamında Tehlikeli Yük Uygunluk Belgesi (TYUB) sahibi kıyı tesisleri TMFB almazlar.
a.g.e., Madde 7(7)
Deniz Yönetmeliğinin kendi içeriği hakkında bu bölümde ihtiyatlı kalmak gerekiyor. Yönetmeliğin IMDG Kod, IMSBC Kod, IBC Kod ve IGC Kod ile MARPOL’e atıf yaptığı ve 3/3/2015 tarihli ve 29284 sayılı önceki yönetmeliği yürürlükten kaldırdığı bilgisi bu çalışmada yalnızca bir özetleyici aracılığıyla okundu; madde numaraları ve birebir lafzı alınamadı. Bu yüzden burada madde numarası verilmiyor ve “Yönetmelik IMDG Kod’a dayanır” düzeyinde kalınıyor. Yönetmeliğin RG 24/9/2025-33027 sayılı bir Yönetmelikle değiştirildiği bilgisini ise yalnızca ikincil derlemeler aktarıyor; değişiklik Yönetmeliğinin kendisi okunmadı. Belge geçerlilik süreleri, denetim ücretleri ve idari para cezası aralıkları olarak dolaşan Türk Lirası rakamları doğrulanmadığı için bu bölümde hiçbiri verilmiyor.
Demiryolu ve deniz tarafını karayoluyla aynı çatı altında birleştiren metin ise güvenlik danışmanlığı Yönetmeliği. Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı Hizmetleri Hakkında Yönetmelik, karayolu Yönetmeliğiyle aynı gün ve aynı sayıda yayımlanmıştır — RG 18/6/2022-31870 — ve amaç maddesi üç modu birlikte sayıyor: “Bu Yönetmeliğin amacı, kamuya açık karayolu, denizyolu ve demiryoluyla yapılacak tehlikeli madde taşımacılığı faaliyetlerinin… usul ve esaslarını belirlemektir.” Dayanakları arasında ADR’nin yanında COTIF/RID da var. 27 nci maddesi yürürlüğü yayım tarihine bağlıyor.
Bu Yönetmelikte ton eşiği yoktur. Eşik, karayolu Yönetmeliğinin 7 ve 8 inci maddelerindedir. Bu ayrımı görmemek, danışmanlık Yönetmeliğinde bir rakam arayıp bulamayınca mülga 2014 Tebliğine dönmenin ve elli ton rakamını yeniden dolaşıma sokmanın en sık yoludur.
Tünel kategorileri, park yerleri ve metnin kendi takvimi
Yönetmeliğin somut sayı içeren hükümleri yalnızca eşiklerden ibaret değil. Madde 5(5), yüklü veya boşaltıldığı hâlde temizlenmemiş tankerlerin doldurma-boşaltma süresi dışında nerede park edeceğini düzenliyor: yerleşim yerlerinde “okul, kamu binaları, alışveriş merkezi, ibadethane gibi yerlerin 300 metre dışında kalan bölgelerde, il trafik komisyonu tarafından onaylanan veya UKOME kararları ile belirlenecek otoparklara veya park alanlarına park edilmesi zorunludur.” Bu fıkra yalnızca tankerler için yazılmış; paketli yük taşıyan araçlara uygulanmıyor ve genelleştirilmemesi gerekiyor.
Tünel tarafında Yönetmelik bir takvim öngörüyor. Geçici Madde 3(1) birebir şöyle: “Karayolları Genel Müdürlüğünce, karayolları üzerindeki tünellere ilişkin tünel kategorilerinin ADR’ye uygun olarak belirlenmesi ve işaretlenmesi 31/12/2025 tarihine kadar tamamlanır.” Madde 29 ayrıca Türk Boğazları’ndaki köprü ve tüp geçitlerin kullanımına ilişkin düzenlemeyi Karayolları Genel Müdürlüğüne bırakıyor. Bu bölümde yalnızca Yönetmeliğin öngördüğü süre aktarılıyor; sürenin fiilen nasıl sonuçlandığı bu çalışmada doğrulanamadı ve bu konuda bir şey söylenmiyor.
Geçici hükümlerde ikinci bir takvim daha var ve 6/2/2025 değişikliğiyle eklenmiştir: Geçici Madde 2’ye eklenen üçüncü fıkra, TMFB’si olan ama güvenlik danışmanlığı zorunluluğu bulunmayan işletmeler bakımından 27 nci maddenin birinci fıkrasının (f) bendi kapsamındaki doküman oluşturma zorunluluğunu 31/12/2025 tarihine kadar uygulanmaz kılıyor. Geçici Madde 1(b)’nin ADR Bölüm 1.3 eğitimleri için koyduğu 1/7/2023 tarihiyle birlikte okunduğunda, Yönetmeliğin kendi içinde kademeli bir yürürlük takvimi kurduğu görülüyor — ve bu takvimin hangi aşamada olduğunu anlamak için konsolide metne bakmak zorunlu hâle geliyor.
Katmanları bir arada okumak
Bu bölümde beş ayrı katman geçti ve hiçbiri diğerinin yerine geçmiyor. Karayolunda çerçeveyi 18/6/2022-31870 sayılı Yönetmelik kuruyor, içeriği ADR’ye bırakıyor ve belge rejimini yirmi ton eşiğine bağlıyor. Güvenlik danışmanlığı rejimi üç modu birlikte düzenliyor ama eşiği karayolu Yönetmeliğinden alıyor. Kimyasal mevzuatı, KKDİK ile taşımayı kendi kapsamından açıkça çıkarıyor. Hava yolunda Resmî Gazete düzeyinde bir Yönetmelik ile Genel Müdürlük düzeyinde bir Talimat üst üste duruyor ve içerik ICAO metnine bırakılıyor. Deniz tarafında TYUB sahibi kıyı tesisleri için bir çakışma kuralı var.
Bu katmanları birbirine bağlayan tek cümleyi yine Yönetmeliğin kendisi veriyor: 7(12) fıkrası, bir rejimdeki yetkinin diğer kurumların mevzuatı uyarınca istenen yetki ve izinleri ortadan kaldırmayacağını söylüyor. Ve eşiğin altında kalmanın anlamını belirleyen cümle de aynı maddede, 7(8) fıkrasında: belge yükümlülüğü düşse bile dördüncü bölümdeki taraf yükümlülükleri düşmüyor. Bu iki fıkra, bu bölümde çürütülen bütün ifadelerin ortak kaynağını da gösteriyor — bir rejimin eşiğini ya da kapsam dışılığını bulup orada durmak, diğer katmanı hiç görmemek.
Son bir not, bu bölümün yönteminin kendisi hakkında. Yukarıdaki künyelerden üçü bu çalışma sırasında değişti: 2013 künyesi 2022’ye, 2014 Tebliği mülga listesine, 2014 GBF Yönetmeliği KKDİK’e. Bunların hiçbiri tahminle değil, metinlerin kendi kaldırma maddelerini okuyarak bulundu. Mevzuat yazısında doğru künye vermek bir biçim meselesi değil; okurun bir sonraki adımda hangi metni açacağını belirliyor. Ürün tarafındaki yükümlülüklerin başka bir rejimde nasıl kurulduğunu aromaterapötik ürün mevzuatı yazısında, ambalaj malzemesinin kendi uyumluluk sorularını ise ambalaj ve malzeme uyumu yazısında ayrıca ele aldık.
Havada: ICAO Teknik Talimatlar ve yolcunun yanındaki ürün
Karayolu tarafında tek bir sözleşme metni ve onun ekleri konuşurken, havacılıkta okurun karşısına çıkan belge adı neredeyse her zaman yanlış olanıdır. Forumlarda, kargo acentelerinin bilgi sayfalarında ve ürün güvenlik bilgi formlarının taşıma bölümünde dolaşan ifade şudur: “IATA DGR havacılığın kanunudur.” Değildir. Havayoluyla tehlikeli madde taşımacılığının temel ilkeleri Şikago Sözleşmesi’nin 18 No’lu Eki’nde, yani Annex 18’de yer alır; ayrıntılı hükümleri içeren bağlayıcı belge ise ICAO Doc 9284, “Technical Instructions for the Safe Transport of Dangerous Goods by Air”, kısaca Teknik Talimatlar’dır. IATA Tehlikeli Maddeler Yönetmeliği bunun üzerine kurulu bir sektör uyarlamasıdır — ve bunu söyleyen IATA’nın kendisidir.
“The IATA Dangerous Goods Regulations is a ‘field manual’ version of the ICAO Technical Instructions.”
IATA, Dangerous Goods Regulations resmî program sayfası.
Aynı sayfa bir ikinci şeyi de söylüyor: IATA havayollarının gereklilikleri Teknik Talimatlar’dan yer yer daha katıdır. Hiyerarşinin yönü buradan okunur. Annex 18 çerçeveyi kurar, Doc 9284 ayrıntıyı bağlayıcı biçimde yazar, IATA DGR bu ayrıntıyı saha kullanımına uyarlar ve asla daha gevşek olamaz, daha katı olabilir. Dolayısıyla bir havayolunun size “biz buna izin vermiyoruz” demesi Teknik Talimatlar’a aykırı değildir; tersine, sistemin öngördüğü şeydir. Buna karşılık bir havayolunun Teknik Talimatlar’ın yasakladığı bir şeye izin vermesi mümkün değildir.
Annex 18’in tarihleri şöyle veriliyor: metin ICAO Konseyi tarafından 26 Haziran 1981’de kabul edilmiş, 1 Ocak 1983’te yürürlüğe, 1 Ocak 1984’te uygulamaya girmiş. ICAO’nun kendi tanıtım sayfası ayrıca “One of the applicable Standards requires that Dangerous Goods are carried only in accordance with ICAO Doc 9284” diyor. Burada bir dürüstlük notu gerekiyor: yaygın olarak aktarılan “Teknik Talimatlar böylece Standard niteliği kazanır” cümlesinin dayanağı olan Annex 18’in 2.2.1 numaralı Standard’ının birebir metni bulunamadı; bu ifadeyi yalnızca ikincil derlemeler aktarıyor. Annex 18 tarihleri de birinci elden tam metinden değil, ICAO’nun tanıtım sayfasından okundu.
Tarihsiz cümle kurulamayan bir alan
Bu bölümdeki her sayının yanında bir edisyon künyesi olmak zorunda, çünkü rejim iki yılda bir tamamen yeniden basılıyor. Yürürlükteki Teknik Talimatlar 2025-2026 edisyonudur; ICAO’nun kendi ifadesiyle “The 2025-2026 Edition of the Technical Instructions is required to be used for operations from 1 January 2025 and will remain valid until 31 December 2026.” Yani bu metnin okunduğu sırada geçerli olan edisyon 31 Aralık 2026’da sona eriyor. ICAO bu edisyona 27 Mart 2026’dan geçerli bir Addendum No.1 ile 7 Mayıs 2026 tarihli bir Corrigendum No.2 yayımladı; bu eklerin içerikleri birinci elden okunamadı, yalnızca varlıkları ICAO’nun yayın sayfasından görülebildi. Doc 9284 satılık bir belge olduğu için tam metni ücretsiz erişilemiyor — aşağıdaki Part 8 alıntıları, 2025-2026 edisyonunun yolcu ve mürettebat bölümünün halka açık bir PDF kopyasından birebir okundu.
IATA tarafında tablo daha hareketli. 68. edisyonun 1 Ocak 2027’de yürürlüğe gireceği ve ICAO Tehlikeli Maddeler Paneli’nin 2027-2028 Teknik Talimatlar içeriğine yaptığı tüm değişiklikleri kapsayacağı IATA’nın kendi “Significant Changes” dokümanında yazılı; ancak o doküman iata.org üzerinden açılamadığı için üçüncü taraf bir dağıtım sunucusundan indirildi, yani künye birinci elden okunamadı. Bu metnin yazıldığı sırada yürürlükte olduğu anlaşılan 67. edisyonun (1 Ocak 2026) durumu daha zayıf: IATA’nın kendi sayfasında “67. edisyon şu an yürürlüktedir” cümlesi bulunamadı, sayfa 68. edisyonu öne çıkarıyor; 67 ile 2026 eşlemesi yalnızca satıcı ve eğitim kuruluşu sayfalarından geliyor, yani güncel edisyonun yürürlük kaydı doğrulanamadı.
Buna karşılık 67. edisyonun yolcu hükümlerine dokunduğu IATA’nın kendi sunucusundaki belgeden birebir okunabildi: “2.3—Dangerous Goods Carried by Passengers or Crew. Recommendations have been introduced regarding the use and charging of power banks and spare batteries in the cabin. Corresponding changes have been made to Table 2.3.A.” Bunun pratik sonucu şudur: internette serbestçe dolaşan Tablo 2.3.A kopyaları — 66. edisyon (1 Ocak 2025) ve özellikle 58. edisyon (1 Ocak 2017) kopyaları — en az bir, kötü durumda dokuz edisyon eskidir. Aynı belge, devlet varyasyon listelerinin Tayland, Fransa ve Birleşik Krallık için revize edildiğini de yazıyor; varyasyonların her yıl değiştiğinin birincil kanıtı budur.
1 Ocak 2027’de atıf sisteminin kendisi değişiyor. IATA’nın 68. edisyon değişiklik listesi şöyle diyor: “Table 2.3.A has been divided into three tables. Table 2.3.A now sets out those items which require the approval of the operator, while Table 2.3.B contains those that do not require the approval of the operator.” Üçüncü tablo, 2.3.C, yolcu ve mürettebatın taşımasına izin verilmeyen maddeleri topluyor ve 70. edisyonda kaldırılması bekleniyor. Tuvalet ve tıbbi malzemeler operatör onayı gerektirmediği için 2027’den itibaren Tablo 2.3.B’ye geçmesi beklenir — ama bunu gösteren birebir satır görülemedi, yalnızca tablonun üçe bölündüğü doğrulandı ve bu doküman da üçüncü taraf bir sunucudan okundu. Aynı belge yolcu beraberi güç bankaları için yeni sayılar da getiriyor: 100 Wh’yi aşan lityum iyon güç bankaları yolcu ve mürettebat tarafından taşınamayacak, yolcu başına en çok iki güç bankası olacak, yedek pil sınırı 20’den 18’e inecek ve operatör 18’den fazla yedek pile izin verebilecek ama ikiden fazla güç bankasına izin veremeyecek. Bu sayılar da birinci elden okunamadı. Buraya konmalarının nedeni güç bankası değil: aynı tablonun aynı satırlarının iki yılda bir sayısal olarak değiştiğini göstermek.
| Belge | Niteliği | Tarih künyesi | Bu yazıdaki kanıt durumu |
|---|---|---|---|
| Şikago Sözleşmesi Annex 18 | Temel ilkeler, Standard ve Önerilen Uygulamalar | Kabul 26 Haziran 1981; yürürlük 1 Ocak 1983; uygulama 1 Ocak 1984 | Tarihler ICAO tanıtım sayfasından; 2.2.1 Standard’ının birebir metni bulunamadı |
| ICAO Doc 9284 Teknik Talimatlar | Bağlayıcı ayrıntılı hükümler | 2025-2026 edisyonu: 1 Ocak 2025 – 31 Aralık 2026; Addendum No.1 (27 Mart 2026), Corrigendum No.2 (7 Mayıs 2026) | Part 8 ve Tablo 8-1 birebir okundu; belgenin tamamı satılık olduğu için diğer bölümler okunamadı |
| IATA DGR | Teknik Talimatlar’ın “field manual” uyarlaması; yer yer daha katı | 66. edisyon 1 Ocak 2025; 67. edisyon 1 Ocak 2026; 68. edisyon 1 Ocak 2027 | 67. edisyonun yürürlük kaydı doğrulanamadı; 68. edisyon belgesi üçüncü taraf sunucudan okundu |
| Tablo 2.3.A | Yolcu ve mürettebatın taşıdığı tehlikeli maddeler tablosu | 67. edisyonda değiştirildi; 1 Ocak 2027’de 2.3.A / 2.3.B / 2.3.C olarak üçe bölünüyor | Tam metin IATA’nın kendi yayınından okunamadı; tüm kopyalar havayolu ve operatör yayınları |
| Tehlikeli Maddelerin Havayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmelik | Türkiye’de ulusal aktarım; Doc 9284-AN/905’i esas alıyor | Resmî Gazete, 13 Nisan 2018, sayı 30390 | Sayfa bütün olarak okundu, madde numaraları tek tek teyit edilemedi |
“Tabloda yazmıyorsa serbesttir” — tam tersi
Yolcu beraberi eşya rejiminin tüm mantığı tek bir cümlede duruyor. Teknik Talimatlar 8;1.1.1 şöyle yazılmış:
“Passengers and crew are forbidden to carry dangerous goods either as or in carry-on baggage, checked baggage or on their person unless the dangerous goods are: a) permitted in accordance with Table 8-1; and b) for personal use only.”
ICAO Doc 9284, Teknik Talimatlar, 2025-2026 edisyonu, Part 8, Bölüm 1, 1.1.1.
Bu bir yasaklar listesi değil, izinler listesidir. Varsayılan durum yasaktır; tabloda bir satır sizi kapsıyorsa ve kullanım kişiseldir, o zaman izin doğar. Dolayısıyla piyasada en sık rastlanan çıkarım — “listede yok, demek ki serbest” — kuralın yönünü tam tersine çevirmiş oluyor. Tablo 8-1’de yer almayan bir tehlikeli madde yolcu tarafından taşınamaz. Bunun pratik karşılığı, bir ürünün adının tabloda geçmemesinin lehte değil aleyhte bir okuma üretmesidir: o ürünün hangi satırın tanımına girdiği gösterilemiyorsa, izin de gösterilemiyor demektir. Ve bu, “tehlikeli madde” olduğu belirlenmiş maddeler için işleyen bir mantıktır; bir maddenin tehlikeli madde olup olmadığı ayrı bir sınıflandırma sorusudur ve bu yazı hiçbir ürün hakkında böyle bir sınıflandırma yapmıyor.
Tablo 8-1 madde 17: iki sayı ve atlanması kolay bir kayıt
Tıbbi ürünler ve tuvalet malzemeleri için getirilen sayısal koşul Tablo 8-1’in 17. maddesinde duruyor. Satır, radyoaktif olmayan tıbbi ürünleri, tuvalet malzemelerini ve yan tehlikesi olmayan Bölüm 2.2 aerosollerini kapsıyor. Birebir metin şöyle:
“a) no more than 0.5 kg or 0.5 L total net quantity per single article; b) no more than 2 kg or 2 L total net quantity of all articles (e.g. four aerosol cans of 0.5 L each) per person”
ICAO Doc 9284, Teknik Talimatlar, 2025-2026 edisyonu, Part 8, Tablo 8-1, madde 17.
Aynı sınır IATA DGR 66. edisyon (1 Ocak 2025) Tablo 2.3.A’da şu cümleyle yazılıdır: “The total net quantity of non-radioactive medicinal or toiletry articles and non-flammable, non-toxic (Division 2.2) aerosols must not exceed 2 kg or 2 L and the net quantity of each single article must not exceed 0.5 kg or 0.5 L.” Bu kopya bir havayolu operatörünün yolcu yayınından okundu, çünkü Tablo 2.3.A’nın tam metni IATA’nın kendi sitesinde ücretsiz yayımlanmıyor; bulunabilen bütün kopyalar havayolu ve operatör yayınlarıdır.
Bu iki sayının en çok karıştırıldığı nokta şurası: 2 kg / 2 L sınırı tuvalet malzemesine özgü bir sınır değildir. Yürürlükteki 2025-2026 edisyonunun metni toplam sınırı “total net quantity of all articles” diye yazıyor — yani tek bir ürün değil, maddenin kapsadığı ürünlerin tümü ortak bir havuzda toplanıyor. Maddenin kendi örneği de tam bunu gösteriyor: “four aerosol cans of 0.5 L each”. Dört adet 0,5 litrelik kutunun her biri tek ürün sınırının tam üzerindedir ama onu aşmaz; toplamları ise tam 2 litreyi doldurur, yani beşinci kutu artık havuzu aşar. Tek ürün başına 0,5 kg veya 0,5 L sınırı ürünün kendisine bakar; 2 kg veya 2 L sınırı ise yolcunun bu madde kapsamında taşıdığı her şeyin toplamına bakar. Bir muafiyeti aktarırken koşulunu atlamak bu alanın klasik okuma hatasıdır, ve burada atlanmaya en müsait koşul bu ortak havuzdur.
Havuzun sınırları hakkında bir künye ayrımı gerekiyor, çünkü dolaşımdaki aktarımlarda iki edisyon birbirine karışıyor. Teknik Talimatlar’ın 2015-2016 edisyonunda aynı hüküm toplamı açık bir çapraz atıfla kuruyordu; o edisyonun metni şöyleydi: “no more than 2 kg or 2 L total net quantity of all articles mentioned in 3), 10) and 13) (e.g. four aerosol cans of 0.5 L each) per person.” Üstelik o edisyonda hüküm 17. maddede değil 10. maddede duruyordu. Bu metin birebir okundu, ama okunan edisyon yürürlükten kalkmış durumda ve madde numarasının 10’dan 17’ye taşınmış olması tablonun bu arada yeniden düzenlendiğini gösteriyor; dolayısıyla elde birinci elden okunmuş ama güncelliği doğrulanmamış bir kayıt var.
Yürürlükteki edisyonun 17. maddesinde okunan metinde ise “mentioned in 3), 10) and 13)” ibaresi geçmiyor; orada yalnızca “all articles” yazıyor. İki edisyon aynı yöne gidiyor — toplam, tek ürünün değil bir grup ürünün toplamıdır — ama o gruba hangi maddelerin girdiğini birebir gösteren çapraz atıf yalnızca eski edisyondan okunabildi. Bu yüzden eski edisyonun madde numaralandırması güncel edisyona taşınmıyor: bugünkü tabloda 3, 10 ve 13 numaralı maddelerin hangi ürünleri karşıladığı bu yazı için okunamadı, o numaralar yalnızca 2015-2016 edisyonunun numaralandırmasında anlam taşıyor.
Üç ayrıntı daha, hepsi metnin kendisinden:
Net miktar, brüt değil
Sınır “total net quantity” olarak yazılmış. Ambalajın kendi ağırlığı hesaba girmiyor. Bu, karayolu tarafındaki brüt/net ayrımıyla aynı mantıktır ve aynı şekilde yanlış okunmaya açıktır.
Kilogram ile litre alternatif
Metin “0.5 kg or 0.5 L” diyor. Yani ölçü birimi ürünün fiziksel haline göre seçiliyor: dökülebilir bir ürün için litre, dökülemeyen bir ürün için kilogram ölçüsü işler. Hangi ürünün hangi ölçüyle ölçüleceği metinde ayrıca tanımlanmıyor.
Parlama noktası eşiği yok
Bu bir yokluk kaydıdır, bir hüküm aktarımı değil: ICAO Tablo 8-1 madde 17’nin ve IATA Tablo 2.3.A’nın tuvalet/tıbbi malzeme satırının metninde herhangi bir parlama noktası eşiği ya da yanıcılık sınıfı koşulu geçmiyor. Getirilen tek sayısal koşul yukarıdaki iki sınırdır.
Aerosol valfi koşulu
Madde, aerosol valflerinin kapakla veya başka uygun bir yolla korunmasını ve salınan gazın mürettebatta aşırı rahatsızlık yaratmamasını şart koşuyor. Yani muafiyet koşulsuz değil.
Kolon değerlerine gelince: IATA Tablo 2.3.A’da tuvalet ve tıbbi malzeme satırı dört kolonda “NO YES YES NO” veriyor — operatör onayı gerekmez, uçakaltı bagajda izinli, kabin bagajında izinli, kaptan pilota bildirim gerekmez. Bu kolon sırası tablodaki döndürülmüş başlıklardan okunamadığı için kontrol satırlarıyla çözüldü: yedek lityum pil satırı “NO NO YES NO” veriyor, yani yalnızca kabinde taşınabiliyor, bu da sıranın doğru çözüldüğünü teyit ediyor. Bir künye ayrımı burada önem taşıyor: dört kolonlu desen IATA Tablo 2.3.A’ya aittir, ICAO Tablo 8-1’e değil. ICAO tablosunun üç Evet/Hayır kolonu var ve kaptan pilota bildirim orada bir kolon değil, tek tek maddelerin kısıtlamalar metnine yazılmış bir koşuldur — örneğin tıbbi oksijen tüpleri maddesinde “the pilot-in-command must be informed of the number of oxygen or air cylinders loaded on board the aircraft and their loading location(s)” biçiminde. Üçüncü ICAO kolonunun operatör onayı olduğu da başlıklar birebir okunamadığı için davranışsal olarak çıkarıldı: kuru buz “Yes Yes Yes”, cıvalı termometre “Yes No No”, madde 17 “Yes Yes No”. Yani bu kolon okuması birinci elden değil, desenden türetildi.
Bir okuma farkı daha, iki rejim karşılaştırılırken karıştırılmaması gereken türden. FAA’nın yolcu çizelgesi ürün başına sınırı kabın kapasitesi olarak yazıyor: “The capacity of each container must not exceed 0.5 kg (18 ounces) or 500 ml (17 fluid ounces).” ICAO ise aynı sınırı tek ürünün net miktarı olarak yazıyor. Kapasite ile içindeki net miktar aynı şey değildir ve yarısı boş bir kap iki okumada farklı sonuç verir. FAA çizelgesi faa.gov üzerinden açılamadığı için bir havayolu yayınındaki kopyasından okundu ve okunan kopya 29 Eylül 2023 tarihli; çizelgenin daha yeni bir sürümünün bulunduğu görülüyor, yani güncel sürüm doğrulanamadı.
Belirleyici olan yanıcılık değil, satır
Yaygın ifade şöyle: “Yanıcı içerikli bir kozmetik kabine giremez.” Tablo bunun tersini gösteriyor. Tuvalet malzemesi satırı — saç spreyleri, parfümler, kolonyalar ve alkol içeren ürünler açıkça örnek olarak sayılıyor — kabin bagajında izinlidir ve satırın metni bu ürünlerin yanıcılık sınıfını hiç sormuyor. Buna karşılık “spor veya ev kullanımı için” yanıcı ve toksik olmayan Bölüm 2.2 aerosolleri satırı “NO YES NO NO” veriyor: yalnızca uçakaltı bagajda izinli. Yani yanıcı olmayan bir ev aerosolü kabine alınmazken, tuvalet malzemesi tanımına giren bir aerosol alınıyor. Ayrımı yapan ürünün yanıcılığı değil, hangi satırın tanımına girdiği.
Bu tez bir sınırla birlikte verilmeli, çünkü tek bir tabloyu dünya kuralı gibi sunmak bu alanda en sık yapılan ikinci hata. FAA’nın yolcu çizelgesi aynı tabloyu başka türlü düzenliyor: tıbbi veya tuvalet malzemesi niteliğini kazanmayan yanıcı aerosoller ABD’de hem kabin hem uçakaltı bagajda yasak, yanıcı olmayan ve muafiyete girmeyen aerosoller ise her iki bagajda serbest. Yani ABD okumasında yanıcılık doğrudan belirleyici oluyor ve IATA tablosundaki asimetri aynı biçimde çıkmıyor. Bu çizelge de yukarıdaki nedenle üçüncü taraf bir kopyadan okundu, FAA’nın kendi sayfaları erişime kapalıydı.
Mevzuatın yanıcılığı doğrudan sayıya bağladığı en net örnek ise içecekler maddesinde. Tablo 8-1’in 6. maddesi hacimce %24’ten fazla ancak %70’ten fazla olmayan alkol içeren içeceklerin perakende ambalajda ve kişi başına en çok 5 litre olmak üzere taşınabileceğini yazıyor. Maddenin notu şöyle: “Alcoholic beverages containing not more than 24 per cent alcohol by volume are not subject to any restrictions.” Bu cümlenin bağlamsız çevirisi tam da rejim kaymasını üretir; doğru okuma “bu Talimatların kısıtlamalarına tabi değildir” biçimindedir — güvenlik taraması rejimi, gümrük kuralları ve havayolunun kendi koşulları yerinde durur. %70’in üzerindeki içecekler için tabloda açık bir “FORBIDDEN” ibaresi yoktur; yasak, satırın kapsamı dışında kalmaları ve 8;1.1.1’in izin verilmedikçe yasaktır mantığı üzerinden doğar. Bu bir içecek maddesidir ve tuvalet malzemesi maddesiyle karıştırılmamalıdır.
Muafiyetin kapısında duran iki yorum
Bir ürünün 17. maddeye girip girmediğini belirleyen tanım, ne ICAO’da ne IATA’da işlevsel bir ölçütle verilmiş. FAA’nın yolcu çizelgesi bu boşluğa pratik bir ölçüt koyuyor: “If it does not touch your body when you use it, then it likely does not qualify for the medicinal & toiletry article exception.” Bunun bir mevzuat hükmü olmadığını vurgulamak gerekiyor — FAA’nın yolcuya dönük bir yorumudur, ICAO ve IATA metinlerinde karşılığı yoktur ve yukarıda anılan erişim sorunu nedeniyle birinci elden okunamadı. Bu ölçüt anlatılabilir; belirli bir ürüne uygulanamaz, çünkü uygulandığı anda ölçülmemiş bir sınıflandırma beyanına dönüşür.
İkinci yorum, aynı kimyasal ürünün satın alma kanalına göre farklı miktar rejimine girdiğini gösteriyor. FAA çizelgesi gümrüksüz satıştan alınan parfüm ve kolonyalar için “the quantity restrictions for toiletry articles do not apply here when purchased through Duty Free and carried on your person or in carry on baggage” diyor; gümrüksüz olmayan ya da uçakaltına verilen parfüm için tuvalet malzemesi satırına dönülmesini söylüyor. Türkiye’de bunun karşılığı SHGM duyurusundaki mühürlü gümrüksüz poşet düzenidir. Rejim mimarisi hakkında öğretici bir ayrıntı: miktar sınırı ürünün kimyasına değil, ürünün hangi hukuki kanaldan geldiğine bağlanabiliyor.
Tek bir tablo dünya kuralı değildir
Teknik Talimatlar Part 8 Bölüm 1’in başlığında bir not duruyor: “Parts of this Chapter are affected by State Variations BR 10, MO 3, US 15, VE 9, VE 10; see Table A-1.” IATA tarafındaki eşdeğer not daha açık: “The provisions of Subsection 2.3 and Table 2.3.A may be limited by State or operator variations. Passengers should check with their airline for the current provisions.” Yani yukarıdaki sayılar bir taban değil, bir çerçevedir; uçulan devlet ve havayolu bu çerçeveyi daraltabilir. 67. edisyonun Tayland, Fransa ve Birleşik Krallık varyasyon listelerini revize etmiş olması, bu daraltmanın her yıl yeniden çizildiğini gösteriyor. Hangi havayolunun hangi varyasyonu uyguladığı bu yazı için okunmadı; IATA’nın varyasyon listelerinin tam metnine erişilemedi.
Kargo tarafı: yolcu sınırlarıyla aynı tablo değil
Buraya kadarki her sayı yolcu beraberi eşya hakkındaydı. Kargo tarafında ölçülü bir sayı seti var ve bu ikisinin karıştırılması okuru en çok yanıltan şey. ABD tehlikeli madde tablosunda — 49 CFR 172.101 Hazardous Materials Table — Kolon 9A yolcu taşıyan uçakla veya yolcu vagonuyla tek bir ambalajda taşınabilecek azami miktarı, Kolon 9B ise yalnızca kargo uçağıyla taşınabilecek azami miktarı gösteriyor; metnin kendi ifadesiyle “Columns 9A and 9B specify the maximum quantities that may be offered for transportation in one package by passenger-carrying aircraft or passenger-carrying rail car (Column 9A) or by cargo aircraft only (Column 9B)” ve bu miktarlar aksi belirtilmedikçe nettir. Aynı paragraf, yolcu uçağında yasak olan ya da yolcu uçağı sınırını aşan bir ambalaja CARGO AIRCRAFT ONLY etiketi konulmasını zorunlu kılıyor.
Uçucu yağ sevkiyatlarının girdiği satır UN 1197, Sınıf 3. Satır okunan baskıda “Extracts, flavoring, liquid” adıyla basılı; bu ad numaranın bugünkü uygun taşıma adı değil, 2008 baskısındaki eski adıdır — yazının UN numarası bölümünde gösterildiği gibi UN 1197 bugün EXTRACTS, LIQUID, for flavour or aroma adını taşıyor. Aşağıdaki sayılar o eski adla basılmış satırdan okundu ve satır adının değişmiş olması sayıların bugün de aynı olduğunu göstermiyor. Değerler şöyle:
| Ambalaj grubu | Kolon 9A: yolcu uçağı | Kolon 9B: yalnızca kargo uçağı |
|---|---|---|
| II | 5 L | 60 L |
| III | 60 L | 220 L |
Bu tablo hakkında üç kaydın yazıda durması gerekiyor. Birincisi: bu bir ABD tablosudur, ICAO metni değildir. ABD tablosu Teknik Talimatlar’ı iç hukuka aktarıyor ve sayılar ICAO ile aynı olmak durumunda, ama okunan metin ABD hukukudur. ICAO Doc 9284’ün kendi Tehlikeli Maddeler Listesi, Tablo 3-1, bu yazı için erişilemedi; Sınıf 3 için yolcu ve kargo uçağı miktarları yalnızca ABD tablosundan doğrulanabildi. İkincisi: kullanılan CFR baskısı 2008 baskısıdır, güncel elektronik sürüme erişim engellendi, dolayısıyla bu sayıların bugün de aynı olduğu doğrulanamadı. Üçüncüsü ve en önemlisi: bunlar ambalaj başına kargo sevkiyat sınırlarıdır, yolcu beraberi eşya sınırı değildir. Aynı tabloda “Extracts, aromatic, liquid” satırı — yani iki kaydın birleşmesinden önce UN 1169’un satırı — aynı değerleri taşıyor; yani iki eski ad tek numaraya indirilmeden önce de ambalaj başına miktar sınırları birbirinin aynısıydı.
Ambalajlama tarafı daha zayıf. UN 1197 için sektör eğitim kaynaklarında anılan ambalajlama talimat numaraları — PI 353, 355, 364, 366 ve sınırlı miktar talimatları Y341, Y344 — birinci elden okunamadı; eldeki eşlemeler 2015-2016 edisyonundan aktarılıyor ve güncel edisyonun bu atamaları koruyup korumadığı doğrulanamadı. Bu numaralar yazıda bir yükümlülük kaynağı olarak değil, yalnızca hangi başlıkların arandığını göstermek için duruyor.
Satırın adı üzerinden bir kayıt değişikliğine gelmek gerekiyor, çünkü bu değişikliğin olgusu ile havacılık tarafındaki künyesi aynı sağlamlıkta değil ve ikisini ayırmadan aktarmak okuru yanıltıyor. Olgu tarafı tartışmalı değil: yazının UN numarası bölümünde gösterildiği gibi UN 1169 “Extracts, aromatic, liquid” ve eski UN 1197 “Extracts, flavouring, liquid” kayıtları tek bir numarada birleşti ve UN 1197’nin uygun taşıma adı EXTRACTS, LIQUID, for flavour or aroma oldu. Bu, birinci elden kuruldu: ADR 2025’in Tablo A’sının tamamı ve RID 2025’in tam metni tarandığında “1169” dizgisi için sıfır eşleşme çıkıyor, Tablo B alfabetik dizini ise her iki eski adı doğrudan UN 1197’ye yönlendiriyor. Dolayısıyla “Aromatik ekstraktlar için UN 1169 güncel kayıttır” ifadesi çürüyor ve çürütme belgeli.
Zayıf olan, bu birleşmenin havayolu tarafındaki künyesi: hangi IATA edisyonunun kaydı değiştirdiği ve eski tanımın kullanımına ne kadar geçiş süresi tanındığı IATA’nın kendi belgesinden okunamadı. Sektör eğitim kaynakları bir geçiş süresinden söz ediyor ve dolaşımda 2025 tarihleri görülüyor; oysa çapraz denetim değişikliği IATA DGR 64. edisyonuna, yani 1 Ocak 2023’e ve 31 Mart 2023’te kapanan bir geçişe yerleştiriyor, ayrıca IATA’nın kendi 66. edisyon değişiklik listesinde bu kaydın hiç geçmemesi 2025 tarihlemesini ayrıca zayıflatıyor. Kısacası kaydın kalktığı olgusu duruyor, havayolu tarafındaki edisyon ve tarih künyesi durmuyor — ve bu yazı ikisini birbirinin yerine kullanmıyor. Pratik önemi her iki durumda aynı: eski güvenlik bilgi formlarında ve nakliye belgelerinde UN 1169 görülmesi, belgenin güncelliğini sorgulatan bir işarettir.
Yukarıdaki yolcu tablosu ile bu kargo tablosunun karıştırılmaması için bir künye hatırlatması: IATA Tablo 2.3.A yolcu ve mürettebatın taşıdığı maddelerin tablosudur. Kargo, posta ve havayolu şirketinin kendi malzemesi bu tablonun kapsamında değildir; onlar DGR’nin diğer bölümlerinden ve Teknik Talimatlar’ın Part 3 ile Part 4’ünden okunur.
100 ml kuralı bir tehlikeli madde kuralı değildir
Bu yazının başından beri anlatılan sayıların hiçbiri 100 ml değildi. Buna karşılık havaalanına giden hemen herkesin bildiği tek sayı 100 ml’dir. Bu iki şeyin aynı rejime ait olduğu sanısı, uçucu yağ ve kozmetik taşımacılığı hakkındaki yanlış bilginin en büyük tek kaynağıdır. 100 mililitrelik kaplar ve 1 litrelik şeffaf poşet düzeni tehlikeli madde mevzuatına ait değildir; güvenlik taraması rejimine aittir. Avrupa Birliği’nde dayanağı 2015/1998 sayılı Komisyon Uygulama Tüzüğü’nün Ek’inin 4. Bölümüdür, Türkiye’de uygulama SHGM üzerinden yürür. Yukarıdaki 0,5 kg ve 2 kg sayıları ise ICAO Teknik Talimatlar’ın Part 8’inden gelir.
Bu ayrımı kuran cümle Teknik Talimatlar’ın kendisinde, 1.1.1’in notlarında duruyor:
“Note 3.— States may implement additional restrictions in the interest of aviation security.”
ICAO Doc 9284, Teknik Talimatlar, 2025-2026 edisyonu, Part 8, Bölüm 1, 1.1.1, Not 3.
ICAO kendi tablosunu yazdıktan sonra, devletlerin havacılık güvenliği gerekçesiyle ek kısıtlamalar getirebileceğini ayrı bir notla belirtiyor. Yani iki rejim yan yana duruyor ve biri diğerinin yerine geçmiyor. Aynı ürün ikisine de tabi olabilir ve o zaman pratikte daha kısıtlayıcı olan belirleyici olur. Bu yüzden iki yaygın ifade birden çürüyor: ne “100 ml kuralı bir tehlikeli madde kuralıdır”, ne de “tuvalet malzemesi sınırı 100 ml’dir”. 100 ml yalnızca kabin bagajı güvenlik taraması içindir ve uçakaltı bagajı hiç kapsamaz; tehlikeli madde tarafındaki sınır ise kabin ve uçakaltı için aynı biçimde ürün başına 0,5 kg veya 0,5 L ve ilgili maddeler toplamında 2 kg veya 2 L’dir.
| Tehlikeli madde rejimi | Güvenlik taraması rejimi | |
|---|---|---|
| Hukuki kaynak | Şikago Sözleşmesi Annex 18 ve ICAO Doc 9284 Teknik Talimatlar, Part 8; sektör uyarlaması IATA DGR | AB’de 2015/1998 sayılı Uygulama Tüzüğü’nün Ek’i, 4. Bölüm; Türkiye’de SHGM ve yayımlanmayan Millî Sivil Havacılık Güvenlik Programı |
| Amacı | Uçuş emniyeti: maddenin kendi tehlikesi | Havacılık güvenliği: kötü niyetli kullanım |
| Ürün başına sınır | 0,5 kg veya 0,5 L net miktar | 100 mililitre veya eşdeğeri |
| Toplam sınır | 2 kg veya 2 L — yalnızca tuvalet malzemesine değil, maddenin saydığı ürün gruplarının toplamına | Kapasitesi 1 litreyi geçmeyen tek bir şeffaf, yeniden kapatılabilir poşet; yolcu başına bir poşet |
| Hangi bagaj | Kabin ve uçakaltı, aynı sınırlarla | Yalnızca kabin bagajı; uçakaltı bagaj kapsam dışı |
| Kapsam ölçütü | Maddenin tehlikeli madde olarak sınıflandırılması ve tablodaki bir satırın tanımına girmesi | Sıvı, aerosol ve jel (LAGs) tanımına girmesi |
| Kim karar verir | Mevzuat, devlet varyasyonları ve havayolu | Mevzuat ve kontrol noktasındaki görevli |
Kuralın mimarisi: yasak değil, muafiyet
AB metninin yapısı çoğu aktarımda tersine çeviriliyor. 2015/1998’in Ek’inin 4.1.3.1 noktası bir yasak maddesi değildir; bir muafiyet maddesidir. Sıvı, aerosol ve jeller, her biri 100 mililitreyi veya eşdeğerini geçmeyen kaplarda ve kapasitesi 1 litreyi geçmeyen tek bir şeffaf, yeniden kapatılabilir plastik poşet içinde taşındığında, LEDS yani sıvı patlayıcı tespit sistemleri taramasından muaf tutulabiliyor. Muafiyetin iki koşulu daha var ve bunlar en sık atlanan kısım: içerik poşete rahatça sığmalı ve poşet tamamen kapalı olmalı. Yani 100 ml ve 1 litre, bir yasağın sınırı değil, ek taramadan kurtulmanın koşuludur. Aynı maddenin 4.1.3.4 noktası LAGs taramasının ek gerekliliklerini C(2015) 8005 sayılı Komisyon Uygulama Kararı’na bırakıyor; o karar kamuya açık yayımlanmadığı için okunamadı. AB metninin konsolide haline EUR-Lex’in HTML görünümleri üzerinden erişilemedi, metin başka bir resmî mevzuat arşivindeki AB sürümünden okundu.
“AB 2025’te 100 ml kuralını kaldırdı” — yapı buna izin vermiyor
2024 yazında AB’de yön bir kez değişti. 29 Temmuz 2024 tarihli 2024/2108 sayılı Komisyon Uygulama Tüzüğü, 2015/1998’e 12.4.2.10 noktasını ekledi ve 1 Ağustos 2024’ten önce “EU Stamp” ya da “EU Stamp pending” işareti almış C3 standardındaki kabin bagajı tarayıcıları için sınırı geri getirdi:
“Standard C3 equipment … that has received the ‘EU Stamp’ marking or ‘EU Stamp pending’ marking before 1 August 2024 may only be used to screen LAGs with a screening limit of the maximum volume of individual LAG containers not to exceed 100 ml.”
Commission Implementing Regulation (EU) 2024/2108, Ek (4), yeni nokta 12.4.2.10; Resmî Gazete L, 31.7.2024.
Tüzüğün 2. maddesi uygulama tarihini veriyor: 1 Eylül 2024. Gerekçe (5) bunu “as a precautionary measure” olarak tanımlıyor ve yeni bir tehdide dayanmadığını, cihaz konfigürasyonlarının performansının iyileştirilmesi gerektiğini söylüyor. Komisyon’un 31 Temmuz 2024 tarihli duyurusu aynı şeyi yolcuya dönük bir cümleyle yazmış: “This precautionary measure is not in response to any new threat but addresses a temporary technical issue, undertaken in alignment with the EU’s international partners.” Duyuru ayrıca önemli bir ayrıntı veriyor: sıvıları zaten 100 ml ile sınırlayan ya da bu tip cihazı bulunmayan havalimanları bu değişiklikten etkilenmedi. Yani 2024’teki hareket bir kural getirme değil, bir grup havalimanında gevşemiş olan uygulamanın geri çekilmesiydi.
Kaldırma mekanizması da aynı tüzüğün içinde, gerekçe (9) maddesinde yazılı:
“The limitation introduced by this Regulation may be removed once the Commission receives the test reports or Level 2 reports by the Common Evaluation Process of the ECAC providing evidence that revised individual standard C3 EDSCB equipment configurations meet the required detection standards.”
Commission Implementing Regulation (EU) 2024/2108, gerekçe (9); Resmî Gazete L, 31.7.2024.
Bu cümle, “AB 100 ml kuralını kaldırdı” ifadesinin neden yapısal olarak yanlış olduğunu açıklıyor. Sınırın kalkması bir tüzük değişikliğiyle değil, ECAC’ın Ortak Değerlendirme Süreci’nden geçen cihaz konfigürasyonları bazında oluyor. Yani süreç havalimanı ve cihaz bazında ilerler; AB çapında tek seferlik bir kaldırma diye bir şey mevzuatın mimarisinde yok. 2025 Temmuz’unda sınırın yeniden sertifikalanan cihazlara sahip havalimanlarında kısmen kaldırıldığı ve kabin bagajında 2 litreye kadar sıvıya izin verildiği bildirildi; ancak bu haberin birincil AB metni bulunamadı. Komisyon’un haber akışında ilgili 2025 duyurusu bulunamadı, EUR-Lex’te 2015/1998’i bu yönde değiştiren 2025 tarihli bir tüzük bulunamadı, “EU Stamp” veren ya da geri veren Komisyon kararları da aranabilir biçimde bulunamadı — bu kararların kamuya açık yayımlanmadığı anlaşılıyor, dolayısıyla hangi havalimanının hangi tarihte 2 litreye geçtiği belgelenemiyor. Dahası, Komisyon’un ayakta duran LAGs politika sayfası kuralı hâlâ “liquids in individual containers with capacity no greater than 100 milliliters packed in one transparent one-liter re-sealable plastic bag” olarak anlatıyor ve 100 ml sınırının kaldırıldığına dair hiçbir ifade içermiyor; o sayfada son güncelleme tarihi gösterilmediği için güncelliği de kanıtlanamıyor.
LAGs tanımı: metnin kendisi ne diyor
Bu rejimin kapsamını belirleyen şey bir ürün listesi değil, bir tanımdır. 2015/1998’in Ek’inin 4.0.4(a) noktası şöyle:
“‘liquids, aerosols and gels’ (LAGs) shall include pastes, lotions, liquid/solid mixtures and the contents of pressurised containers”
Commission Implementing Regulation (EU) 2015/1998, Ek, nokta 4.0.4(a).
Örnek olarak diş macunu, saç jölesi, içecekler, çorbalar, şuruplar, parfüm ve tıraş köpüğü sayılıyor. Tanımın kritik ifadesi “liquid/solid mixtures” — sıvı ve katı karışımı yapılar da kapsam içinde. Birleşik Krallık’ın devralınmış mevzuatında aynı tanım başka bir numaraya taşınmış ve aynı ifadeyi koruyor: “liquids, aerosols and gels, which include pastes, lotions, mixtures of liquids and solids and the contents of pressurised containers.” Tanımda “mum”, “stick” ya da “katı çubuk” gibi bir ifade geçmiyor.
Burada “katı olmak otomatik muafiyet sağlar” ifadesi çürüyor, ve çürütmenin en iyi örneği bir yasak: Birleşik Krallık’ın resmî el bagajı rehberi donmuş sıvıların el bagajında taşınamadığını belirtiyor. Bir maddenin kontrol noktasına geldiği anda katı halde olması, onu tek başına kuralın dışına çıkarmıyor. Aynı rehber, el bagajında sıvı sayılan kategorileri birebir sayıyor: “cosmetics and toiletries, including creams, lotions, oils, perfumes, mascara and lip gloss; sprays, including shaving foam, hairspray and spray deodorants; pastes, including toothpaste; gels, including hair and shower gel”, bunlara tüm içecekler ile çorba, reçel, bal, şurup gibi sıvı veya yarı sıvı gıdalar ve kontakt lens solüsyonu da ekleniyor. Poşet ölçüsünü “approximately 20cm x 20cm”, kapasiteyi 1 litre, kap sınırını 100 ml veriyor ve bazı havalimanlarının 2 litreye kadar izin verebildiğini söylüyor.
ABD tarafında TSA’nın 3-1-1 kuralı aynı kategorileri “liquids, aerosols, gels, creams and pastes” olarak sayıyor, ürün başına sınırı 3,4 ons yani 100 mililitre veriyor ve tümünün çeyrek galon boyutunda tek bir poşete sığmasını istiyor. Küçük ama ölçülebilir bir fark: çeyrek galon yaklaşık 0,946 litredir, AB’nin 1 litrelik poşetiyle birebir aynı değildir. TSA’nın kalem sayfalarında katı deodorant için kabin ve uçakaltı sorularının ikisine de “Yes” yanıtı veriliyor, ama aynı sayfa bu kalemin 100 ml düzenine tabi olmadığını yazmıyor ve şu cümleyi ekliyor: “The final decision rests with the TSA officer on whether an item is allowed through the checkpoint.”
Türkiye’de en üst doğrulanabilir metin bir mevzuat maddesi değil, bir yolcu duyurusu. SHGM’nin duyurusu 1 Nisan 2012’den itibaren tüm uçuşlarda “el bagajında 1 litrelik ağzı kilitli poşet içerisinde her biri en fazla 100 ml.’lik kaplarda sıvı, jel, aerosol” taşınabileceğini ve her yolcunun yalnızca bir poşet taşıyabileceğini söylüyor; kapsama kremleri, losyonları, yağları, parfümleri, tıraş köpüklerini, deodorantları ve diş macununu alıyor; istisna olarak reçete veya sağlık raporu ve orijinal ambalaj koşuluyla ilaçları, bebeğin uçakta olması koşuluyla bebek mamalarını belirtiyor; uçakaltı bagajın bu kısıtlamanın dışında olduğunu da yazıyor. Bu bir yolcu bilgilendirmesidir, mevzuat metni değildir — hangi talimata dayandığı duyuruda belirtilmiyor, yani dayanağı birinci elden okunamadı.
SHGM’nin yasaklı maddeler listesinde ise, bu alanda bulunabilen en doğrudan ifade duruyor. Liste, sıvı/aerosol/jel yasağını “100 ml.’den büyük ve 1 litrelik poşete konulmamış” olarak tanımlıyor ve kapsamı sayarken iki yerde parantez açıyor: “Kremler, yağlar (kozmetik yağlar dahil), maskara dahil her türlü makyaj malzemesi (katı halde olanlar hariç)” ve “Reçel, bal, yoğurt, pekmez ve salça gibi tam katı halinde olmayan yiyecekler”. Satırın kolon değerleri kabin için hayır, uçakaltı için evettir. Bu, AB ve Birleşik Krallık metinlerinde bulunmayan bir ifadedir. Üç kaydı birlikte vermek gerekiyor: parantez “makyaj malzemesi, krem, yağ” kategorisine bağlıdır ve sprey deodorant satırında böyle bir parantez yoktur; sayfa bir SHGM yayınıdır ve yayımlanmayan Millî Sivil Havacılık Güvenlik Programı’na atıfla bağlanıyor; ve bu metin yalnızca “katı haldeki makyaj malzemeleri bu yasak satırında sayılmamıştır” demeye yeter. Genel olarak bakıldığında, mumlu ya da katı bir çubuğun LAGs tanımına girip girmediğini doğrudan ele alan yayımlanmış hiçbir AB, Avrupa Komisyonu, ECAC ya da SHGM açıklaması bu yazı için bulunamadı. Bu bölüm o boşluğu doldurmuyor; yalnızca metinlerin ne dediğini aktarıyor.
Türkiye tarafında bir dürüstlük notu daha gerekiyor. Güvenlik taraması rejiminin çatı metni olan Sivil Havacılık Güvenliği Yönetmeliği 22 Mayıs 2026 tarihli ve 33261 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı; ancak 100 ml ve 1 litre gibi sayısal sınırlar bu yönetmelik metninde bulunamadı. Yönetmeliğin tanımlar maddesinde sıvı, aerosol ve jel tanımı ile bu sayılar görülemedi; ayrıntıların yayımlanmayan Millî Sivil Havacılık Güvenlik Programı’nda düzenlendiği anlaşılıyor. Yönetmelik üzerinde arama yapıldı ama madde madde okunmadı. Yani Türkiye’de 100 ml kuralının birebir metni halka açık bir mevzuat belgesinde doğrulanamıyor. Tehlikeli madde tarafında durum daha iyi: 13 Nisan 2018 tarihli ve 30390 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tehlikeli Maddelerin Havayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmelik ICAO Doc 9284-AN/905 Teknik Talimatları’nı esas alıyor ve yolcu ile mürettebatın Teknik Talimatlar’da tanımlı koşullarla belirli tehlikeli maddeleri taşıyabileceğini, operatörün yolcuları bu haklar ve sınırlar konusunda bilgilendirmekle yükümlü olduğunu düzenliyor; yani Türkiye’de de 0,5 L ve 2 L sınırının kaynağı doğrudan ICAO metnidir. Bu yönetmeliğin sayfası bütün olarak okundu, madde numaraları tek tek teyit edilemedi.
Kabin ortamı hakkında iki sayı, ürün hakkında sıfır sayı
Uçak kabini hakkında iki rakam neredeyse her metinde geçiyor ve ikisi de yanlış yerden alınıyor. Birincisi 8.000 fit. Bu bir sertifikasyon üst sınırıdır. ABD sertifikasyon kuralı şöyle yazıyor: “Pressurized cabins and compartments to be occupied must be equipped to provide a cabin pressure altitude of not more than 8,000 feet at the maximum operating altitude of the airplane under normal operating conditions.” Aynı maddenin devamı, 25.000 fit üstü işletme sertifikası istenirse basınçlandırma sistemindeki olası bir arıza sonrası yolcuların 15.000 fitten yüksek kabin basınç irtifasına maruz kalmamasını şart koşuyor. Avrupa eşdeğeri aynı sayıları metrik veriyor: 2.438 metre ve 4.572 metre. Yani 8.000 fit bir tasarım tavanıdır, tipik seyir değeri değildir — bildirilen tipik aralık 6.000-8.000 fittir ve bazı yeni nesil tipler daha düşük kabin irtifasıyla uçar. “8.000 fit tipik seyir değeridir” ifadesi bu nedenle bir sınır değerini bir ortalama gibi okuyor.
İkincisi nem. “Uçak kabini her zaman %10 nemdedir” cümlesi ölçümlerle desteklenmiyor. ABD Ulusal Araştırma Konseyi’nin 2002 tarihli uçak kabini raporu şöyle diyor: “the relative humidity in most aircraft cabins is low, typically from 10 to 20% (see Table 1-2) with an average of 15-19%, depending on the aircraft.” Aynı bölüm kabin basınç irtifasının 2.440 metre ile sınırlı olduğunu da yazıyor. Bu rapor kurumsal bir hakemli derlemedir, birincil ölçüm makalesi değildir, yani sayılar yalnızca ikincil bir derlemeden aktarılıyor; dahası 2002 tarihlidir ve daha yüksek nemli, daha düşük kabin irtifalı yeni tipler kapsamı dışındadır. Dergi yayınlarındaki ölçüm çalışmalarına gelince: 43 ticari uçuşta ortalama nem değerlerinin %1,8 ile %18,5 arasında bulunduğu, bir kısa menzilli uçuş çalışmasında ise %8,7 ile %59,2 gibi çok daha geniş bir aralığın bildirildiği görülüyor — ancak bu kayıtların özetlerine erişim engellendi, sayılar yalnızca arama sonuçlarından geldi ve dergi, cilt, yıl ve yazar künyeleri doğrulanamadı. Elde doğrulanabilir biçimde duran aralık, Ulusal Araştırma Konseyi’nin %10-20 aralığıdır. Çıkan sonuç şudur: nem tek bir sayı değil, uçuş fazına, süresine ve doluluğa göre değişen bir dağılımdır.
Bu iki rakam ortam hakkındadır. Hiçbir ürünün performansı, etkisi ya da davranışı hakkında bir şey söylemezler ve bu yazıda öyle bir bağlantı kurulmuyor.
Bu yazı mevzuat yazısıdır: hangi metnin neyi söylediğini, hangi sayının hangi rejimden geldiğini ve hangi kaydın birinci elden okunabildiğini anlatır. Uçakta ve uzun yolda kullanım tarafı blogda ayrı bir yazının konusudur: uçakta ve uzun yolda nazal stick. O yazı rutini anlatır, bu yazı kuralı; ikisi birbirinin yerine okunmamalıdır.
Yolda ölçülmüş sıcaklık: ortalama değil, tepe ve süre
Taşıma sıcaklığı konuşulurken en sık verilen sayı ortalamadır, ve ortalama maruziyetin en bilgilendirici olmayan istatistiğidir. Bunu göstermek için uzak bir örnek aramak gerekmiyor: veri kaydedici takılmış gerçek kargo kolilerinin ölçüldüğü tek bir çalışmada kolilerin yaşadığı ortalama sıcaklık 26,2 ± 2,3 °C iken aynı veri setinde ölçülen en yüksek koli içi sıcaklık 49,3 °C’dir. İki sayı aynı kolileri, aynı rotaları, aynı haftaları tarif eder. Arada 23 °C vardır. “Ortalama 26 °C” cümlesi doğru, ve neredeyse hiçbir şey anlatmıyor.
Bu bölüm bu yüzden ortalamayı bir kenara bırakıp iki başka sayıyı arıyor: ölçülmüş tepe değer, ve o tepede geçen süre. Maruziyet bir sıcaklık değildir; bir sıcaklık ile bir sürenin çarpımıdır. Aşağıdaki sayıların hepsi ORTAM sayılarıdır — kargo kolisinin içinde, aracın kabininde, posta kutusunun içinde, konteynerin ortasında ölçülmüş hava sıcaklıklarıdır. Hiçbiri bir üründe yapılmış ölçüm değildir ve hiçbiri bir ürün hakkında bir şey söylemez.
Kargo kolisinin içi: 26,2 °C ortalama, 49,3 °C tepe, 48 dakika atım
Bu alanın en sağlam ölçümü Schallenberger ve arkadaşlarının 2016’da Cell Tissue Bank’te yayımladığı çalışmadır. Ağustos–Eylül 2013’te beş sıcak iklim şehrine (Dallas, El Paso, New Orleans, Phoenix, Tampa) gönderilen 88 koliye kalibre veri kaydedici (SenseAware ve Hamster-E EHT1) yerleştirildi; 72 tek yön sevkiyat kullanılabilir veri verdi ve toplam 3.300 saatin üzerinde kayıt toplandı. Çalışmanın ilk bulgusu, kolinin dış havayı neredeyse birebir izlediğidir: koli ortalaması 26,2 ± 2,3 °C, aynı dönemin dış ortam ortalaması 25,8 ± 3,0 °C. Yani ortalamada koli, içinde bulunduğu havanın ortalamasından anlamlı biçimde ayrılmıyor.
İkinci bulgu bu resmi tersine çeviriyor. Aynı çalışmada ölçülen en yüksek koli içi sıcaklık 49,3 °C’dir ve bu değer, gün içi en yüksek hava sıcaklığının 43 °C’yi aştığı bir günde Phoenix’e giden bir sevkiyatta kaydedilmiştir. Bu bir model çıktısı, bir tahmin ya da bir senaryo değil; kolinin içine konmuş bir kaydedicinin yazdığı değerdir. Ortalamanın dış havayı izlemesi, tepe değerin de izlediği anlamına gelmiyor.
Üçüncü bulgu, bu yazının en çok önemsediği bulgudur, çünkü süreyi ölçüyor: koliler 40 °C üzerindeki sıcaklık atımlarını rutin olarak yaşadı ve bu atımların süresi ortalama 48 dakika, aralık 0 dakika ile 12 saat 14 dakika arasındaydı. “49 °C gördü” demek yarım bilgidir. Ölçülmüş tam ifade şudur: 40 °C’nin üstünde ortalama 48 dakika kaldı, ve en uzun atımda 12 saat 14 dakika kaldı.
Bu çalışmanın süre ölçeği de kayda geçirilmelidir, çünkü başka ölçümlerle karıştırılmaya çok açıktır: sevkiyatlar bir gecelik, 2 günlük ve hafta sonu teslimatın birleşimiyle yapılmış ve yolda geçen süre en çok 4 gün olmuştur. 49,3 °C, dört günü aşmayan bir transitin içindeki tepe değerdir.
Aynı makalede sık sık alıntılanan bir ikinci sayı daha var: 52,9 °C. Bu bir ölçüm değildir. Yazarlar ölçtükleri sıcaklık dağılımını, incelenen şehirlerin tarihsel en yüksek değerlerine — Phoenix’te 26 Haziran 1990’da görülen 50 °C’ye — ekstrapole etmiş, sonra bu hesaplanmış sıcaklığı ölçtükleri en uzun 40 °C üstü maruziyet süresiyle (12 saat 14 dakika) birleştirerek sonraki testler için bir uç koşul tanımlamışlardır. Yani 52,9 °C bir test koşuludur ve dayanağı 1990 tarihli tek bir hava sıcaklığı rekorudur. Ölçülmüş olan 49,3 °C’dir; 52,9 °C hesaptır. İkisini aynı cümlede aynı statüyle kullanmak kaynağı çarpıtır.

Soğuk taraf aynı titizlikle ölçüldü — ve daha uzun sürdü
Sıcaklık tartışması neredeyse her zaman sıcak tarafa kayar. Ölçümler bunu desteklemiyor. Chowdhury ve arkadaşlarının 2023’te Journal of the American Pharmacists Association’da yayımladığı ileriye dönük posta sevkiyatı çalışmasında New Jersey ile Kaliforniya ve Tennessee arasında, kış (Aralık 2019 – Şubat 2020) ve yaz (Ağustos–Eylül 2020) dönemlerinde, üç taşıyıcı × iki gönderi yöntemi × üç koli düzeniyle 36 koli beş dakika aralıkla izlendi. Kaydedilen en düşük sıcaklık 5,1 °F (≈ −14,9 °C), en yüksek sıcaklık 102,3 °F (≈ 39,1 °C) oldu. Bu çalışmanın tam metnine yayıncı erişimi engellediği için girilemedi; sayılar yalnızca PubMed’deki resmî özetten birebir alınabildi. Fahrenheit’tan Celsius’a dönüşüm bu yazının hesabıdır, kaynağın kendi birimi Fahrenheit’tır.
Aynı çalışmanın asıl çarpıcı sayısı ise bir süre oranıdır: değerlendirilen koliler transit süresinin ortalama %68,3’ünü, USP’nin ilaç saklaması için önerdiği 68–77 °F (20–25 °C) aralığının dışında geçirdi. Yani kolilerin yolda geçirdiği zamanın üçte ikisinden fazlası, önerilen bandın dışındaydı.
Sektör metinlerinin çoğu tek bir mevsime bakar ve şu kısa yolu kurar: “Taşımada risk yazdır; kış sorun değildir.” Bu çalışmanın ölçtüğü tam tersidir. Aralık dışında geçen süre oranı kışın 3 günlük ve ertesi iş günü gönderilerde %80,1 ve %78 iken, yazın aynı gönderilerde %43,1 ve %13,6 ölçüldü. Üstüne, kış transit süresi ortalama 475,7 saat, yaz transit süresi 233,9 saat bulundu ve fark istatistiksel olarak anlamlıydı; gönderi yöntemi ne olursa olsun kışın koli yolda iki katından fazla süre kaldı. Maruziyet koşul ile sürenin birleşimi olduğu için kış iki yönden birden ağırlaşıyor: hem bant dışında geçen oran yükseliyor, hem de yolda geçen toplam süre uzuyor.
Burada iki ölçeğin karıştırılmaması gerekiyor, çünkü iki çalışma aynı dağıtım ortamını tarif etmiyor. Schallenberger’in 49,3 °C’si en çok dört günlük bir transitte ölçülmüştür; Chowdhury’nin 475,7 saati ise yaklaşık 19,8 günlük bir kış transitine karşılık gelir. Tepe sıcaklık birinden, süre diğerinden alınıp tek bir cümlede birleştirilirse ortaya hiçbir çalışmanın ölçmediği bir koli tablosu çıkar.
Soğuk tarafın ne kadar yaygın olduğuna dair en geniş kanıt, Matthias ve arkadaşlarının 2007’de Vaccine’de yayımladığı sistematik derlemedir: buzdolaplarının veya taşıma sevkiyatlarının %14–35’inin, dağıtımın tüm aşamalarını birlikte inceleyen çalışmalarda ise sevkiyatların %75–100’ünün donma sıcaklıklarına maruz kaldığı bulunmuştur. Bu derlemenin tam metnine de girilemedi; sayılar PubMed’deki resmî özetten alındı. Derlemenin kendi metodolojik notu ayrıca önemlidir: daha titiz çalışma tasarımları daha yüksek donma maruziyetiyle ilişkiliydi. Yani seyrek ölçmek düşük sayı üretiyor. Bu bulgular aşı soğuk zincirine aittir ve buradan bir kozmetik ürün hakkında hiçbir sonuç çıkarılamaz; buraya yalnızca “soğuk maruziyeti ölçüldüğünde sık bulunuyor” saptaması için alınmıştır.
| Ölçüm yeri | Değer | Süre boyutu | Koşul |
|---|---|---|---|
| Kargo kolisi içi, ortalama | 26,2 ± 2,3 °C | 72 tek yön sevkiyat, 3.300+ saat | Cell Tissue Bank 2016; dış ortam ortalaması 25,8 ± 3,0 °C |
| Kargo kolisi içi, maksimum | 49,3 °C | en çok 4 günlük transit | Cell Tissue Bank 2016; Phoenix, dış en yüksek 43 °C’nin üzerinde |
| Kargo kolisi, 40 °C üstü atım | > 40 °C | ortalama 48 dk; 0 dk – 12 sa 14 dk | Cell Tissue Bank 2016 |
| Posta kolisi içi, en düşük | 5,1 °F ≈ −14,9 °C | kış transit ortalaması 475,7 sa | JAPhA 2023; kaynak: PubMed özeti |
| Posta kolisi içi, en yüksek | 102,3 °F ≈ 39,1 °C | yaz transit ortalaması 233,9 sa | JAPhA 2023; kaynak: PubMed özeti |
| Posta kolisi, önerilen aralık dışı | 20–25 °C dışı | transit süresinin %68,3’ü | JAPhA 2023; kış %78–80,1, yaz %13,6–43,1 |
| Binek araç kabini, maksimumlar | 41–76 °C | Nisan–Ağustos 2007 boyunca | Int J Biometeorol 2009; kaynak: PubMed özeti |
| Binek araç kabini, serin günde | 117 °F ≈ 47,2 °C | artışın %80’i ilk 30 dk | Pediatrics 2005; dış hava 22,2 °C |
| Siyah posta kutusu içi | 136 °F = 58 °C | 9 Haziran – 28 Ekim 1995 | FDA / Pharmacopeial Forum 1996; dış hava 101 °F = 38 °C |
| Saha aracı saklama bölmesi | 54,4 °C (Texas) | 124 günün 123’ünde 25 °C aşıldı | BMC Vet Res 2015; Nebraska’da 47,7 °C |
| Deniz konteyneri, Macaristan–Hindistan | 18,07–35,80 °C | 68 gün | Period Polytech Transp Eng 2019; bağıl nem %50,50–81,79 |
| Deniz konteyneri, Macaristan–GAD | 9,19–27,23 °C | 82 gün | Period Polytech Transp Eng 2019; bağıl nem %29,98–79,07 |
| Deniz konteyneri, Macaristan–Çin | 9,66–31,58 °C | 53 gün | Period Polytech Transp Eng 2019; bağıl nem %50,89–67,82 |
Kapalı hacimler: ölçülen sıcaklık dış havanın sıcaklığı değildir
Yukarıdaki koli ölçümleri dış havayı ortalamada izliyor. Kapalı bir hacmin içine girildiğinde bu ilişki kopuyor. Grundstein, Meentemeyer ve Dowd’un 2009’da Int J Biometeorol’de yayımladığı çalışmada, Athens (Georgia) kentinde Nisan–Ağustos 2007 boyunca güneşte park halindeki araç kabininde ölçülen maksimum sıcaklıklar 41–76 °C aralığındaydı; açık havalı günlerde ortalama maksimum yazın 68 °C, ilkbaharda 61 °C oldu ve bulutlu günlerde ortalama yaklaşık 10 °C düştü. Bu çalışmanın tam metni yayıncı duvarının arkasındadır ve birinci elden okunamadı; sayılar PubMed’deki resmî özetten alınmıştır.
Araç içi ısınma neredeyse her zaman o günün hava raporuna bağlanır: “Kapalı araçta sıcaklık ancak çok sıcak günlerde tehlikeli seviyelere çıkar.” Birincil metin bunun tersini ölçüyor. McLaren, Null ve Quinn’in 2005’te Pediatrics’te yayımladığı ölçümde, Fremont (Kaliforniya) kentinde 2002 yazının bulutsuz günlerinde, dış sıcaklığın 72–96 °F (22,2–35,6 °C) arasında değiştiği koşullarda koyu mavi bir sedan tam güneşte izlendi. İç sıcaklık artış hızı ortalama 5 dakikada 3,2 °F (≈ 1,8 °C) ölçüldü, artışın %80’i ilk 30 dakikada gerçekleşti ve 60 dakika sonunda ortalama artış 41 °F (≈ 22,8 °C) oldu. Kritik cümle şudur: en serin dış koşulda bile — yani dış hava 22,2 °C iken — iç sıcaklık 117 °F’ye (≈ 47,2 °C) çıktı. Artış hızı dış sıcaklıktan istatistiksel olarak bağımsız bulundu. Yani “bugün hava serin, sorun yok” çıkarımı bu ölçümle uyuşmuyor; Grundstein’in bulutlu günlerde de yüksek kabin sıcaklıkları ölçmesi aynı yöne işaret ediyor.
İkinci yaygın ifade: “Camı aralık bırakmak araç içi ısınmayı belirgin biçimde yavaşlatır.” McLaren’in verdiği sayılar 1,5 inç aralık için 3,4 °F / 5 dakika, camlar kapalıyken 3,1 °F / 5 dakikadır ve nihai maksimum sıcaklıkta anlamlı fark bulunmamıştır. Burada bir çekince kayda geçirilmelidir: makalenin özeti ile sonuçlar gövdesi bu iki değeri birbirinin yerine yazmaktadır — biri “kapalı 3,4 / açık 3,1”, diğeri “açık 3,4 / kapalı 3,1” demektedir. Dolayısıyla hangi durumun bir ondalık daha hızlı ısındığı yönünde tek yönlü bir iddia kurulamaz. Güvenle aktarılabilecek olan makalenin kendi hükmüdür: fark anlamsızdır ve iki durumda nihai sıcaklık aynıdır. King ve arkadaşlarının 1981 tarihli ölçümünde de camların 20 cm açılmasının etkisi minimal bulunmuştur.
Aynı King 1981 ölçümü sık sık çok daha sert bir çift sayıyla anılır: dış hava 36,8 °C iken kapalı aracın içi 15 dakika içinde 51–67 °C’ye ulaşmış ve maksimum artışın %75’i kapılar kapandıktan sonraki ilk 5 dakikada gerçekleşmiştir. Bu sayılar bu yazıya McLaren 2005’in tam metninden birebir aktarılarak girdi; King 1981’in kendi metnine ulaşılamadı. Ve McLaren bu sayıyı niteliyor: kendi çalışmasında maksimumun %80’ine ulaşmak için 30 dakika gerekirken King’de 5 dakikada %75 bulunmasını, King’in sensörünün doğrudan güneşte, kendi sensörünün ise gölgede konumlandırılmasına bağlıyor. Yani iki ölçüm aynı noktayı ölçmüyor. Bu küçük metodolojik ayrıntı bu bölümün en genel dersidir: kapalı bir hacimde ölçülen sıcaklık, sensörün nereye konduğuyla birlikte okunmak zorundadır.
Siyah posta kutusu: 38 °C dışta, 58 °C içte
ABD Gıda ve İlaç İdaresi’nin ilaç analizi biriminden Black ve Layloff’un 1996’da Pharmacopeial Forum’da yayımladığı ölçümde, St. Louis County’de 9 Haziran – 28 Ekim 1995 arasında güneye bakan bir ahşap korkuluğa monte edilmiş, tam güneşte duran 19 × 6,25 × 7,5 inç’lik siyah galvanize çelik kırsal posta kutusu izlendi. Ölçülen en yüksek kutu içi sıcaklık 136 °F (58 °C) ve bu değer dış hava 101 °F (38 °C) iken kaydedildi. İç–dış farkı en fazla +41 °F (+25 °C) oldu ve farkların çoğu +20 ile +35 °F arasında kaldı. Makalenin girişi maksimum farkı +31 °F olarak verirken sonuçları −6 ile +41 °F aralığını veriyor; bu iç tutarsızlık kayda geçirilmelidir. Fark bulutlu, rüzgârlı veya yağışlı günlerde −6 °F kadar negatife de düştü. Ölçüm 1995 ABD verisidir ve Türkiye’deki apartman posta kutusu, kargo dolabı ya da kapı önü bekleme için genellenemez.
Klimasız araç bölmesi: 54,4 °C
Ondrak, Jones ve Fajt’ın 2015’te BMC Veterinary Research’te yayımladığı çalışmada, 15 Mayıs – 16 Eylül 2013 arasında 124 gün boyunca 24 saha aracının (23 kamyonet, 1 SUV) saklama bölmesi 15 dakika aralıkla ölçüldü. Orta Texas’ta en yüksek 54,4 °C, güney-orta Nebraska’da 47,7 °C; ortalamalar sırasıyla 31,4 °C ve 26,9 °C. Süre boyutu burada da tepe değerden daha anlatıcı: Texas’ta 124 günün 123’ünde 25 °C aşıldı, yani kayıtların %95’i, ve 117 günde 30 °C aşıldı. Bu bir klimasız araç saklama dolabı ölçümüdür — dağıtım aracı için yayımlanmış en yakın analog, ama birebir kargo aracı kasası değildir. Araç kabini için ölçülen 41–76 °C aralığı da binek araç kabinine aittir; “kargo kamyonunun içi 76 °C olur” demek bu kaynakları aşmaktır.
Deniz konteyneri: beklenenden ılımlı, ve asıl kayma gemide değil
Deniz bacağı için en sık duyulan cümle şudur: “Deniz taşımacılığı konteyner içini sürekli aşırı sıcak tutar.” Csavajda ve Böröcz’ün 2019’da Periodica Polytechnica Transportation Engineering’de yayımladığı açık erişimli ölçüm bunun tersini gösteriyor. 40 ft high-cube kuru ISO konteynerlerinin geometrik ortasına, zemine yerleştirilmiş Lansmont SAVER 3X90 kaydedicilerle üç sefer izlendi. Macaristan–Hindistan rotasında (2 Temmuz – 8 Eylül 2015, 68 gün; Dunajská Streda–Prag–Hamburg–Tanger–Cidde–Jebel Ali–Nhava Sheva–Aurangabad) sıcaklık 18,07–35,80 °C, bağıl nem %50,50–81,79 ölçüldü. Macaristan–Güney Afrika rotasında (17 Nisan – 7 Temmuz 2014, 82 gün) 9,19–27,23 °C ve %29,98–79,07; Macaristan–Çin rotasında (27 Ağustos – 19 Ekim 2015, 53 gün) 9,66–31,58 °C ve %50,89–67,82.
Bu üç seferin birbirinin tekrarı olmadığını söylemek gerekir: farklı yıllara aitler, kayıt aralıkları farklı (Güney Afrika seferinde 10 dakika, diğer ikisinde 8 dakika) ve konteynerin gemideki güverte konumu farklı — Güney Afrika seferinde üst güverte, Hindistan seferinde ikinci güverte, Çin seferinde ana güverte. Üç farklı termal konum ölçülmüştür. Mevsim de belirleyicidir: Güney Afrika seferi Avrupa’dan erken yazda çıkıp Güney Afrika’ya kışın vardığı için maksimum yalnızca 27,23 °C’de kalmıştır. Bu ölçümler deniz taşımacılığının en kötü hali değildir.
Çalışmanın kümülatif dağılımları ılımlılığı sayıya çeviriyor: Macaristan’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatta toplam sürenin %69’unda konteyner içi maksimum sıcaklık 30 °C’nin altında kaldı; Güney Afrika rotasında sürenin %7’si 11–12 °C bandında geçti. Sorun ortalama değil, kısa tepe pencereleridir.
Tepe değer kadar değişim hızı da ölçülmüş bir ortam özelliğidir ve burada beklenmedik olan, en sert kaymaların nerede olduğudur. 24 saatlik en büyük sıcaklık kayması AB kıtası içinde 8,8 °C (23 saat 50 dakika içinde), en büyük tek kayma ise Port Elizabeth’te 15,28 °C / 5 saat 50 dakika olarak kaydedildi; en büyük nem kayması 24 saatte %29,91 oldu. Makalenin özeti ve sonuç maddesi, maksimum sıcaklık ve nem kaymalarının %50’sinin AB kıtasında — yani liman beklemelerinde ve karayolu bacaklarında, gemide değil — gerçekleştiğini söylüyor. Burada da bir iç tutarsızlık kayda geçirilmelidir: makalenin gövdesindeki bir cümle maksimum kaymaları AB kıtasının dışına yerleştirmektedir. Güvenle aktarılabilecek olan, yazarların özette ve sonuçta yazdığıdır.
İkincil derlemelerde bu alanın en çarpıcı sayısı olarak dolaşan bir değer var: Hindistan’da kapalı kuru bir konteynerin içinde, dış hava 32 °C iken, mayıs ayında erken öğleden sonra ve kara tarafında hareketsiz haldeyken ölçüldüğü söylenen 59,5 °C. Bu değerin birincil metni görülemedi: yayıncı erişimi engelledi, özeti de yayıncı tarafından kaldırılmış, dolayısıyla elde yalnızca bir ikincil derlemenin aktarımı var. Bu yüzden 59,5 °C burada bir çerçeve sayısı olarak değil, yalnızca doğrulanamamış bir kayıt olarak anılıyor.
Resmî yöntemin kendi itirafı: hava sıcaklığı alt sınırdır
Bir ifade daha var ki bu bölümün bütününü ilgilendiriyor: “Resmî yöntemler dış hava sıcaklığını ölçmeyi yeterli sayar.” Dünya Sağlık Örgütü’nün taşıma rotası profilleme teknik eki — WHO Technical Report Series No. 992, Annex 5, Supplement 14 — bunun eksik olduğunu kendi metninde yazıyor. Ek, derece-saat hesabının güneş radyasyonunu yok saydığını açıkça belirtiyor; güneşe maruz bir konteyner kayıtlı hava sıcaklığından yüksek bir etkin sıcaklık yaşıyor, ve aynı dipnot bu etkinin laboratuvar testinde de yok sayıldığını, pasif konteynerlerin bu yüzden her zaman gölgede tutulması gerektiğini söylüyor. Gölgede tutma hükmü WHO’nun kendi hükmüdür ve öyle aktarılmaktadır.
Resmî yöntem, ölçülen hava sıcaklığının gerçek maruziyeti olduğundan az gösterdiğini kabul ediyor. Bu, bu bölümdeki her sayıyı bir üst sınır değil, bir ALT SINIR yapar: kaydedicinin yazdığı 49,3 °C ya da 58 °C, güneşin doğrudan etkisi hesaba katıldığında yaşanan etkin sıcaklığın altındadır.
Aynı ekin sözlüğü, pasif konteynerlerin nitelendirildiği iki sabit dış sıcaklığı da veriyor ve bu iki testin adlarının karıştırılması yaygındır: “cool life” (serin ömür) testi sabit +43,0 °C dış sıcaklıkta, saklama bölmesinin en sıcak noktası ilk kez +20,0 °C’ye ulaşana kadar; “warm life” (ılık ömür, donmaya karşı) testi ise sabit −20,0 °C dış sıcaklıkta, en soğuk noktanın 0,0 °C’ye düşmesine kadar ölçülür. +43,0 °C bir “cold life” değeri değildir; “cold life” ekin sözlüğünde ayrı tanımlanmış bir terimdir.
Türkiye için elde ne var, ne yok
Bu bölümdeki ölçümlerin hiçbiri Türkiye’de yapılmadı. Araştırma sırasında Türkiye’ye özgü, veri kaydedicili bir kargo kolisi, konteyner ya da dağıtım aracı sıcaklık profili çalışması bulunamadı. Türkiye için elde yalnızca Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün istasyon hava sıcaklıkları var — koli içi ya da kasa içi ölçüm yok. Bu iki şey karıştırılmamalıdır: istasyon hava sıcaklığı, yukarıdaki kapalı hacim ölçümlerinin gösterdiği gibi, kapalı bir hacmin içindeki sıcaklığın kendisi değildir.
İstasyon tarafında da bir çelişki kayda geçirilmelidir. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün sıkça sorulan sorular sayfası, 4 Ekim 2026 itibarıyla ülkenin en yüksek sıcaklık rekorunu hâlâ 49,5 °C (Eskişehir-Sarıcakaya, 15 Ağustos 2023) olarak göstermektedir. Buna karşılık Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın MGM verisine dayanan duyurusu, 25 Temmuz 2025’te Şırnak-Silopi’de 50,5 °C ile tüm zamanların rekorunun kırıldığını bildiriyor; aynı tarih ve istasyon ikinci bir derlemede de görünüyor, ama o kayıt da bakanlık duyurusunun ardından gelen bir aktarımdır. MGM’nin kendi sayfalarında 50,5 °C’yi onaylayan bir kayda erişim anında ulaşılamadı, dolayısıyla iki değer de erişim tarihiyle veriliyor. Burada çelişen şey sayıların doğruluğu değil, iki resmî kurumun aynı anda yayımda tuttuğu iki ayrı rekor: biri güncellenmemiş bir sıkça sorulan sorular sayfası, diğeri bir duyuru. Ölçülmüş en düşük sıcaklık −46,4 °C’dir (Van-Çaldıran, 9 Ocak 1990) ve bu kayıt geçerliliğini koruyor.
Tek bir ay içinde ülke genelindeki açıklığı göstermek için MGM’nin Ağustos 2026 aylık sıcaklık analizi yeterli: o ay ölçülen en yüksek sıcaklık 46,7 °C (Cizre), en düşük sıcaklık 4,5 °C (Ardahan) olmuştur. Tek ülke, tek ay, 42 °C’lik bir açıklık. Yurt içi bir sevkiyat ağı için ortalama bir “Türkiye sıcaklığı” kurmanın neden işe yaramadığı bu iki sayıda görünüyor.
Bu alanda doğrulanamayanların listesi de yazıya dürüstçe girmek zorunda, çünkü dolaşan sayıların bir kısmı tam olarak buradan geliyor. Uçak kargo bölmesi için dolaşan “−20 ile +30 °C”, “4–29 °C”, “5–30 °C” gibi aralıkların hiçbiri birincil kaynaktan doğrulanamadı; resmî havayolu belgesi erişilemedi ve bir taşıyıcının verdiği “−20 ile +30 °C” ifadesi bir konteyner ayar aralığıdır, uçak bölmesinde ölçülmüş bir sıcaklık değil. Basınçsız besleyici uçaklarda ölçüldüğü söylenen sıcaklık aralığı da birincil kaynaktan teyit edilemedi ve bu yüzden yazıya girmiyor. Posta kutusu ve kapı önü bekleme için 1995 St. Louis ölçümü dışında hakemli, veri kaydedicili bir başka ölçüm bulunamadı; dolaşan daha yüksek posta kutusu değerleri okur mektubu ve gazete aktarımıdır. Parsel otomatları (akıllı dolap) için hakemli bir sıcaklık ölçümü de bulunamadı. Ortalama kinetik sıcaklığı tanımlayan USP genel bölümünün metni erişilemedi. Uçucu yağların düşük sıcaklıkta bulanıklaşma veya katılaşma sıcaklığı için ölçülmüş, künyeli, hakemli bir sayı bulunamadı — “nane yağı soğutulursa mentol kristalleşir” ifadesi bir üretim yöntemi tarifidir, bir eşik değil. Yolda hangi sıcaklıkların görüldüğü sorusuna verilebilecek dürüst cevabın bir kısmı, henüz ölçülmemiş olanın adını koymaktır. Ambalaj malzemesinin kendi davranışı ise ayrı bir konudur ve ambalaj malzemesi ve göç yazısında ele alınıyor.
Mentolün erime noktası neden tek bir sayı değil
Bu bölümün son sayısı bir ortam sayısı değil, bir hammadde sayısıdır ve tam olarak bu yüzden dikkatli çerçevelenmek zorundadır. Tedarikçi sayfalarında ve formülasyon notlarında tek bir sayı dolaşıyor: “Mentolün erime noktası 42,5 °C’dir.” Bu eksik ve yanıltıcıdır, çünkü yalnızca kararlı α polimorfu için doğrudur.
Štejfa ve arkadaşlarının 2019’da Journal of Chemical Thermodynamics’te yayımladığı, NIST katkılı ölçümlerde L-mentolün dört polimorfu ayrı ayrı ölçülmüştür: α formunun üçlü nokta sıcaklığı adyabatik kalorimetriyle 315,60 ± 0,02 K (≈ 42,5 °C), β formu diferansiyel taramalı kalorimetriyle 310,0 ± 0,3 K (≈ 36,9 °C), γ formu 308,7 ± 0,5 K (≈ 35,6 °C), δ formu 304,3 ± 1,0 K (≈ 31,2 °C). Rasemik DL-mentol daha da aşağıda erir: α formu 305,7 ± 0,3 K (≈ 32,6 °C), β formu 300,7 ± 0,4 K (≈ 27,6 °C). Kelvin’den Celsius’a dönüşüm bu yazının hesabıdır. Erime entalpileri de birbirinden uzaktır: α 13,47 ± 0,06 kJ/mol, β 11,4 ± 0,5, γ 6,7 ± 2,0, δ 7,3 ± 2,0 kJ/mol; makale γ ve δ fazlarının daha belirsiz olduğunu, tepe noktalarının daha kararlı polimorfların erimesiyle örtüştüğünü açıkça belirtiyor.
Tek sayı vermek, aynı maddenin iki formu arasında 11 °C’ye varan bir hata demektir. Bu dağılım ikinci bir bağımsız hatta da görünüyor: PubChem’in (−)-mentol kaydı aynı sayfada üç ayrı erime noktası listeliyor — Tehlikeli Maddeler Veri Bankası üzerinden 41–43 °C, Human Metabolome Database üzerinden 43 °C, ve CAMEO Chemicals üzerinden 100 °F (≈ 37,8 °C). Aynı kayıtta kaynama noktası 212 °C, parlama noktası 196 °F (≈ 91 °C) ve buhar basıncı 133 °F’de (≈ 56 °C) yaklaşık 1 mmHg olarak veriliyor; 25 °C’de 0,06 mmHg değeri de aynı derlemede yer alıyor. Bunlar resmî bir derlemeden alındı; aktarım PubChem üzerinden yapıldı, HSDB ve CAMEO’nun kendi özgün metinleri açılamadı.
Buradaki bütün sayılar SAF MENTOL KRİSTALİNE aittir. Bir karışımın — ötektik etkiler, çözücü etkisi, mum fazı — erime ya da parlama davranışı bu sayılardan türetilemez. Bitmiş bir ürünün ve özellikle Breva’nın erime davranışı ölçülmedi; bu veriler Breva ile hiçbir biçimde ilişkilendirilmiyor ve buradan bir ürünün sıcakta ne yapacağına dair hiçbir cümle kurulamaz. Bu bölüm neden bir hammadde literatüründe tek bir erime noktası sayısının bulunmadığını anlatıyor, o kadar.
Aynı yol laboratuvarda kaç dereceye karşılık geliyor
Yukarıdaki ölçümler bir ortamı tarif ediyor. Ambalaj standartları ise aynı ortamı bir laboratuvarda yeniden kurmak için sayıya çeviriyor. Bu bölümün tek işi, bu iki sayı kümesinin birbirinin yerine kullanılamayacağını göstermek: bir test seviyesi ölçülmüş bir sıcaklık değildir, ve bir laboratuvar koşullandırması gerçek bir sevkiyat değildir.
ASTM D4332-22: yedi koşul, ve üç yaygın hata
ASTM D4332-22 — “Standard Practice for Conditioning Containers, Packages, or Packaging Components for Testing”, 1 Mayıs 2022 onaylı — Tablo 1’de yedi koşullandırma atmosferi tanımlar. Bu tablo standardın kendi resmî önizlemesinden birebir okundu.
| Koşul | Sıcaklık | Bağıl nem |
|---|---|---|
| Cryogenic | −55 ± 3 °C | belirtilmemiş |
| Extreme cold | −30 ± 2 °C | belirtilmemiş |
| Frozen food storage | −18 ± 2 °C | belirtilmemiş |
| Refrigerated storage | 5 ± 2 °C | %85 ± 5 |
| Temperate high humidity | 20 ± 2 °C | %90 ± 5 |
| Tropical | 40 ± 2 °C (104 ± 4 °F) | %90 ± 5 |
| Desert | 60 ± 2 °C (140 ± 4 °F) | %15 ± 5 |
| Standart koşullandırma atmosferi (madde 5.2) | 23 ± 1 °C (73,4 ± 2 °F) | %50 ± 2 |
| Ön koşullandırma atmosferi (madde 5.1) | 20–40 °C | %10–35 |
Tablonun kendisi kadar, tablonun etrafındaki üç hata önemli. Birincisi: “ASTM D4332’de −35 °C’lik bir koşullandırma atmosferi vardır.” Yanlış. D4332-22 Tablo 1’de yedi koşul var ve en soğuğu Cryogenic −55 ± 3 °C ile Extreme cold −30 ± 2 °C’dir; −35 ± 3 °C koşulu ISO 2233:2000’e aittir. Bu hatanın özellikle öğretici yanı, nerede yapıldığıdır: hakemli bir makalenin kendi karşılaştırma tablosunda da D4332’ye −35 °C atfedilmiştir. Hakemli olmak, birincil metni okumanın yerine geçmiyor.
İkincisi, aynı hatanın ters yönü: “ISO 2233’te +60 °C ‘Desert’ koşulu vardır.” Yanlış. ISO 2233:2000 Tablo 1’deki en sıcak koşul +55 °C / %30 bağıl nemdir; +60 °C / %15 bağıl nem “Desert” koşulu ASTM D4332’ye özgüdür. Üçüncüsü bir tolerans hatası: “D4332 Desert koşulunun nem toleransı %15 ± 2’dir.” Yanlış; standardın kendi tablosunda %15 ± 5’tir. %15 ± 2 değeri ikincil aktarımlarda dolaşıyor.
Standardın iki prosedür maddesi de yazıya girmeyi hak ediyor. Madde 5.2 standart koşullandırma atmosferini 23 ± 1 °C ve %50 ± 2 bağıl nem olarak tanımlar; Not 1’e göre kısa süreli dalgalanmalar ±2 °C ve ±%5 bağıl neme kadar çıkabilir, test hassasiyeti bundan bozulmaz. Madde 5.1’in ön koşullandırmayı düşük nemde (%10–35) öngörmesi bilinçli bir tercihtir: oluklu mukavva neme doyduktan sonra çok yavaş kuruduğu için numune hedef neme “alttan” yaklaştırılır. Madde 7.3 ise süreyi veriyor: bir süre belirtilmemişse en az 72 saat ya da dengeye ulaşmak için gereken süre — ki bu süre 72 saatten kısa da uzun da olabilir — önerilir. Aynı madde numunenin tüm yüzeylerinin koşullandırma atmosferine serbest erişimi olmasını da şart koşar.
ISO 2233:2000: on iki koşul, isimsiz, ve süre kümesi daraltılamaz
ISO 2233:2000(E) — “Packaging — Complete, filled transport packages and unit loads — Conditioning for testing”, dördüncü edisyon, Mart 2000 — Tablo 1’de on iki atmosferik koşul listeler ve metin “Tablo 1’de verilen koşullardan biri veya birkaçı seçilir” der. Sıcaklık dizisi −55, −35, −18, +5, +20, +20, +23, +30, +30, +40, +40, +55 °C; karşılık gelen nem dizisi belirtilmemiş, belirtilmemiş, belirtilmemiş, %85, %65, %90, %50, %85, %90, denetimsiz, %90, %30. Bu eşleşme resmî önizleme PDF’inden okunurken sütunlar kaydığı için sıra üzerinden yeniden kuruldu ve madde 5.1.1 ile çapraz doğrulandı: gevşek tolerans (±3 °C) tam olarak nem denetimi olmayan dört koşula — −55, −35, −18 ve +40/denetimsiz — denk geliyor.
Bir ayrıntıyı doğru yerine koymak gerekiyor: ISO 2233:2000 Tablo 1 koşullara isim vermez. “+23 °C / %50 standart atmosferdir” ifadesi standardın kendi metninde yoktur; o adlandırma ASTM D4332 madde 5.2’ye ve ISO 291’e aittir. Toleranslar da iki ayrı maddeye dağılmıştır ve karıştırılmaları kolaydır: madde 5.1.1 tepe toleransını 1, 2, 3 ve 10 numaralı koşullar için ±3 °C, diğer koşullar için ±2 °C verir; madde 5.1.2 ise ortalama toleransını tüm koşullar için ±2 °C verir. Nemde ortalamada ±%2, tepe sapmada ±%5 bağıl nem.
Süre kümesi ise bu bölümün çerçevesi açısından kritik, çünkü daraltılması bir standart hükmünü çarpıtır. Madde 7.1’e göre koşullandırma süresi 4, 8, 16, 24, 48 veya 72 saat ya da 1, 2, 3 veya 4 hafta arasından seçilir. Yani standart yalnızca üç günlük bir pencere öngörmüyor; dört haftaya kadar seçenek tanımlıyor. “Standartlar yalnızca 72 saat öngörür” cümlesi standardın kendi seçenek kümesini daraltarak kurulmuş olur.
Madde 7.2, laboratuvar koşullandırmasının gerçek sevkiyattan neden yapısal olarak farklı olduğunu kaynağın kendi diliyle gösteriyor: numune, koşullandırma atmosferinin üst yüzeyine, yanlarına ve tabanının en az %75’ine serbest erişimi olacak biçimde desteklenir, ve koşullandırma süresi belirtilen koşullar yeniden sağlandıktan sonraki 1 saatte başlamış sayılır. Testte ambalajın her yüzeyi havaya açıktır. Gerçek sevkiyatta koli palet üzerinde, diğer kolilerin arasında, çoğu yüzeyi başka kolilere bakar hâlde durur. İki durum aynı ısı alışverişini yapmıyor.
ISTA: “testi geçti” ne anlama geliyor, ne anlama gelmiyor
Test raporlarının okunuşunda en sık görülen kısa devre şudur: “ISTA 3A testi sıcaklık/nem koşullandırmasını zorunlu kılar.” Yanlış. ISTA Procedure 3A 2018’in kendi resmî genel bakış belgesine göre test sırasının birinci adımı olan atmosferik ön koşullandırma — laboratuvar ortam sıcaklığı ve nemi — zorunludur; kontrollü sıcaklık ve nemle yapılan atmosferik koşullandırma ise opsiyoneldir ve değerleri bir tablodan seçilir. Pratikte bu, piyasadaki çoğu “ISTA 3A geçti” beyanının bir iklim koşullandırması içermediği anlamına gelir. Kullanılan ekipmanın ISO 2233 veya ASTM D4332’ye uygun olması ise şarttır.
Aynı yapı Amazon için tanımlanmış projede de var: ISTA 6-AMAZON.COM-SIOC projesinde atmosferik ön koşullandırma “laboratuvar ortamında, 12 saatten az olmamak üzere” olarak tanımlanır ve zorunludur. Opsiyonel atmosferik koşullandırmanın hangi sıcaklık ve nem değerlerinden seçildiğini gösteren tablo, ISTA’nın kamuya açık genel bakış belgelerinde yer almıyor; belge yalnızca “tablodan seçilir” diyor ve sayısal değerler satın alınan tam prosedürde. Yani ISTA’nın YÜRÜRLÜKTEKİ baskısındaki çizelge bu yazıya hiçbir yerde girmiyor. Değerlerin tamamı karanlıkta değil ama: yürürlükten kalkmış 2004 baskısının koşullandırma tablosu okunabildi ve bu yazının ISTA ve ASTM bölümünde o tablo — “Desert or summer ambient”, “Tropical (Wet) then desert (Dry)” ve “Frozen or winter ambient” satırlarıyla — sayılarıyla veriliyor. Dolayısıyla elde iki şey var: güncel baskının gizli kalan çizelgesi ve eski bir baskının okunabilmiş çizelgesi. Bu ikisi karıştırılmadığı sürece ISTA’nın koşullandırma mantığı anlatılabiliyor; karıştırıldığı anda süresi geçmiş bir tablo bugünün hükmü gibi sunulmuş olur.
Bir fikir vermek için kullanılabilecek tek hakemli aktarım, Csavajda ve Böröcz’ün karşılaştırma tablosundaki ISTA 3E satırıdır: “Hot, Humid then Extreme Heat” basamağı 72 saat +38 °C / %85 ± 5 bağıl nem, ardından 6 saat +60 °C / %30 ± 5 bağıl nem. Aynı tablo ISTA 3E için Extreme Cold −29 °C, Controlled +23 °C / %50 ± 5, Elevated Temperature +50 °C ve Extreme Heat +60 °C / %15 ± 5 verir. Bu satır ISTA 3E standardının kendi metninden değil, hakemli bir makalenin ISTA aktarımından geliyor.
Burada bir örtüşmenin açıkça kayda geçirilmesi gerekiyor, çünkü aksi hâlde aynı sayı çifti yazının iki ayrı yerinde iki ayrı prosedüre bağlı görünür. Yukarıdaki “72 saat +38 °C / %85, ardından 6 saat +60 °C / %30” basamağı, ISTA ve ASTM bölümünde ISTA 3A’nın opsiyonel koşullandırma tablosundan — 2004 baskısından, “Tropical (Wet) then desert (Dry)” adıyla — birebir aynı şekilde okunuyor. İki bağımsız okuma aynı sayılara düşüyor. Bunun en doğal açıklaması, ISTA’nın koşullandırma basamaklarını prosedürler arasında paylaşılan tek bir çizelgeden seçtirmesi; 3E’nin ve 3A’nın aynı satırı farklı adlarla kullanması bu durumda beklenen şeydir. Ama bu açıklama iki kaynağın hiçbirinde yazılı değil. O yüzden burada iddia edilen tek şey şudur: bu sayı çifti ISTA’nın çizelgesinde vardır ve iki ayrı yoldan görülmüştür. Çiftin “yalnızca 3E’ye özgü” ya da “yalnızca 3A’ya özgü” olduğu söylenemez, ve hangi prosedürün hangi edisyonunda tam olarak nasıl adlandırıldığı birinci elden teyit edilmiş değildir. Üstüne, aynı karşılaştırma tablosunun D4332 satırında −35 °C hatası yapılmıştır; bu da aktarımın bütününün dikkatle okunmasını gerektiriyor.
MIL-STD-810H: 71 °C ölçülmüş bir sıcaklık değildir
Bu bölümün en çok çarpıtılan sayısı burada. MIL-STD-810H’in METHOD 501.7 (High Temperature) bölümündeki Tablo 501.7-I, A1 “Hot Dry” sınıfı için günlük döngüyü dış hava sıcaklığında 32–49 °C, “induced (depolama ve taşıma)” koşulunda ise 33–71 °C olarak verir; A2 “Basic Hot” sınıfı için bu değerler 30–43 °C ve 30–63 °C’dir.
Dolaşan ifade şudur: “MIL-STD-810’un 71 °C değeri uçak veya kamyon kasasında ölçülmüş bir sıcaklıktır.” Yanlış. 71 °C, standardın kendi tanımıyla bir induced koşuldur: malzemenin uç depolama veya taşıma durumlarında maruz kalabileceği hava sıcaklığı seviyesidir — yani bir test seviyesi, bir saha ölçümü değil. Standart ayrıca bu seviyelerin toptan uygulanmamasını, beklenen depolama ve taşıma durumuna göre uyarlanmasını açıkça ister.
Tablo 501.7-III’ün saatlik dökümü bir başka şeyi de gösteriyor: induced tarafta sıcaklık 15.00’te 71 °C, 16.00’da 70 °C, 13.00’te 69 °C verilirken aynı saatlerde bağıl nem yalnızca %1–2’dir. Yani en sıcak saat aynı zamanda en kuru saattir ve iki parametre birlikte okunmak zorundadır. Standart ayrıca güneş etkisinin ağırlaştığı “aggravated solar” koşullarını 71–85 °C aralığında tanımlar ve bunları camlı ya da şeffaf panelli kapalı bölmelerde — araç kabinleri, uçak kokpitleri — kullanılan malzeme için öngörür. Bu aralığın, Grundstein’in araç kabininde gerçekten ölçtüğü 76 °C ile aynı bantta olması bir tesadüf değil: test seviyesi ile saha ölçümü birbirini destekliyor. Destekliyor, ama aynı şey olmuyor.
Soğuk tarafın standart karşılığı METHOD 502.7’de. Tablo 502.7-I, C1 “Basic Cold” sınıfı için — Avrupa’nın büyük bölümü, ABD’nin kuzeyi, Kanada kıyıları dahil — dış hava sıcaklığını −21 ile −32 °C, induced (depolama ve taşıma) koşulunu −25 ile −33 °C olarak verir. C2 “Cold” sınıfında değer −37 ile −46 °C’dir ve bu sınıfta dış hava ile induced değerler birbirinin aynısıdır; C3 “Severe Cold” sınıfında ise her ikisi de −51 °C’dir. Bu atama önemlidir çünkü sınıf adları verilmeden yazıldığında bu iki sayı yanlışlıkla tek bir sınıfın ambient/induced çifti gibi okunabilir.
Tablo değerlerinin istatistiksel statüsü ise madde 2.3.1’de sabitlenmiş: severe cold dışında, Tablo 502.7-I’deki dış hava sıcaklığı ölçütleri iklim bölgesinin en sert konumunda ortalama bir yıl içindeki saatlerin yüzde BİRlik aşılma sıklığına dayanır; severe cold ise yüzde 20’lik sıklığa dayanır. Yani −21/−32 °C gibi değerler tipik değerler değil, yılın saatlerinin %1’inde aşılan seviyelerdir. Tablo 502.7-II ayrıca ayrı bir frekans kümesi verir: dünyanın en sert bölgesinin en soğuk ayındaki toplam saatlerin %20’sinde −51 °C, %10’unda −54 °C, %5’inde −57 °C, %1’inde −61 °C değerine eşit ya da altında kalınır. İki tablo aynı ölçekte değildir ve bu taban verilmeden yan yana konursa yanlış okunur.
Hızlandırılmış stabilite koşulu ile gerçek taşıma: neden doğrudan karşılaştırılamaz
Son kıyas, bu bölümün iki yarısını birbirine bağlıyor. ICH Q1A(R2) stabilite çalışmaları için uzun dönem koşulunu 25 ± 2 °C / %60 ± 5 bağıl nem veya 30 ± 2 °C / %65 ± 5, ara koşulu 30 ± 2 °C / %65 ± 5 ve hızlandırılmış koşulu 40 ± 2 °C / %75 ± 5 bağıl nem olarak altı ay süreyle tanımlar. Buzdolabı ürünleri için uzun dönem çıpası 5 ± 3 °C, dondurulmuş ürünler için −20 ± 5 °C’dir. Bu bir taşıma ölçümü değil, bir raf ömrü test koşuludur. Taşımayla bağını kuran cümle yine kılavuzun kendisinde, madde 2.1.7’de: hızlandırılmış ve gerektiğinde ara koşul verileri, etiket saklama koşullarının dışına çıkan kısa süreli sapmaların — sevkiyat sırasında olabilecekler gibi — etkisini değerlendirmek için kullanılabilir.
Dolaşan ifade şudur: “Hızlandırılmış stabilite testi (40 °C / %75 bağıl nem) taşımanın en kötü halini kapsar.” Ölçümler bunun bu kadar basit olmadığını gösteriyor. Gerçek kargo kolilerinde ölçülen 49,3 °C’lik tepe değer, test koşulunun 9 °C üzerindedir ve 40 °C üstü atımlar ortalama 48 dakika sürmüştür. Buna karşılık test süresi altı aydır — taşımanın süresinden kat kat uzun. İki koşul doğrudan karşılaştırılamaz: biri daha sert bir tepe, diğeri çok daha uzun bir süre uygular. Tepe ve süre ayrı ayrı okunmak zorundadır. Aynı mantık diğer standartlarda da geçerli: 40 °C/%75 koşulu, ASTM D4332’nin “Tropical” (40 °C / %90) ve ISO 2233’ün +40 °C / %90 koşullarıyla aynı sıcaklık bandında ama farklı nem bandındadır.
Bu bölümün başındaki uyarıyı tekrarlamak gerekiyor, çünkü standart sayılarını anlatan metinler en çok burada kayar: Csavajda ve Böröcz, transkıtasal sevkiyatların en az iki ay sürmesine karşın paketleme standartlarının öngördüğü koşullandırma süresinin genellikle yalnızca üç gün (72 saat) olduğunu ölçerek göstermiş; 72 saatlik pencere Macaristan–Güney Afrika seferinin toplam süresinin %3,65’ine, Hindistan seferinin %4,41’ine, Çin seferinin %5,66’sına denk gelmiştir. Bu oranlar çıplak bırakıldığında “laboratuvar testi yetersizdir” gibi okunur. Yazarların kendi sonucu bunun tersini söylüyor ve bu cümle verilmeden o oranlar kullanılamaz: ölçülen en yüksek sıcaklık ve nem bantları çoğunlukla tanımlı koşullandırma test süresi içinde oluşmaktadır. Yani 72 saatlik pencere, sevkiyat süresinin küçük bir dilimi olmasına rağmen tepe bantları yakalıyor.
Standart bir süre dilimi, bir sevkiyatın tamamını temsil etmek için değil, o sevkiyatın en sert penceresini temsil etmek için seçiliyor. “Test geçti” ile “yolda bu koşulları gördü” hâlâ aynı şey değildir — ama aradaki fark, oranların ima ettiğinden daha küçük.
Yolun sayıya çevrilmesi bu iki kümeyi ayrı tutmakla başlıyor. Bir sevkiyatın gerçekte ne gördüğü ölçümlerle, bir ambalajın laboratuvarda neye tabi tutulduğu standart koşullarıyla yazılır; ikisi birbirini doğrulayabilir, ama hiçbiri diğerinin yerine geçmez. Uçakta ve uzun yolda ne olduğu merak edildiğinde elde bu iki kümenin dışında bir şey yok — ve uçak kargo bölmesi için, görüldüğü gibi, birincil kaynaktan doğrulanmış tek bir aralık bile bulunamadı. Uçak ve uzun yol rutini yazısı bu boşluğun kullanım tarafını ele alıyor.
Uçucu yağ taşımacılığında ambalaj testleri: ne ölçülür, ne ölçülmez
“Ambalajımız taşıma testinden geçti” cümlesi, hangi test ailesinden söz edildiği söylenmeden hiçbir şey anlatmaz. Çünkü birbirine benzeyen bu ifadelerin arkasında iki ayrı dünya duruyor. Biri hukuki bir rejim: ADR ve RID’in 6.1 bölümünde tanımlanan tasarım tipi testleri, yalnızca yük tehlikeli madde olarak sınıflandırıldığında ve UN sertifikalı ambalaj istendiğinde devreye girer. Diğeri ticari bir rejim: ISTA ve ASTM protokolleri, hiçbir mevzuatın şart koşmadığı, ama perakendecilerin ve kargo şirketlerinin sözleşmeyle isteyebildiği laboratuvar dizileridir. Aşağıda ikisi sırayla okunuyor: önce hukuki rejim, sonra ticari protokoller. İkisini birbirine karıştırmak bu alanda en sık yapılan hata ve yanlış her iki yöne de gidiyor: ticari bir testi hukuki bir belge sanmak da, hukuki bir testi ticari bir güvence gibi sunmak da aynı kapıya çıkıyor.
İşe nereden başlanacağı belli: ADR 2025 ve RID 2025 metinleri 1 Ocak 2025’ten itibaren yürürlükte ve 6.1 bölümleri harmonize. ADR 2025’in önsözü, düzenlemenin yapısının Birleşmiş Milletler Tehlikeli Malların Taşınmasına İlişkin Tavsiyeler-Model Düzenlemeler, IMDG Kodu ve RID ile uyumlu olduğunu belirtiyor. ADR metninin içinde ayrıca “bu bölüm UN Model Düzenlemelerinin 6.1’inden alınmıştır” diyen bir cümle yok; uyum yapısal düzeyde beyan ediliyor ve madde numaraları — 6.1.5.3.5, 6.1.5.6 ve diğerleri — bire bir örtüşüyor. Dolayısıyla aşağıdaki sayıların hangi araçtan okunduğu değil, hangi maddeden okunduğu önemli.
Bölüm 6.1 nereye kadar uzanır
Bölüm 6.1’in kendi kapsam maddesi iki yerden kesiyor. ADR/RID 6.1.1.1 (d) net kütlesi 400 kg’ı aşan paketleri kapsam dışında bırakıyor; (e) bendi ise sıvılar için, kombinasyon ambalajlar hariç, kapasitesi 450 litreyi aşan ambalajları dışarıda bırakıyor. İkinci bendin cümle içindeki “kombinasyon ambalajlar hariç” kaydı atlanırsa hüküm tam tersine okunur: mukavva bir kutunun içine yerleştirilmiş tüpler bir kombinasyon ambalajdır ve 450 litre sınırından hiç etkilenmez. Bu sınırların ötesindeki kaplar başka rejimlere geçiyor — orta boy dökme yük konteynerleri Bölüm 6.5’e, büyük ambalajlar Bölüm 6.6’ya — ve onların kendi düşürme ve yığma sayıları var.
Test öncesi: numune nasıl hazırlanır
Testin sonucunu belirleyen şeyin yarısı testten önce oluyor. ADR/RID 6.1.5.2.1, iç veya tek ambalajların sıvılarda azami kapasitenin en az yüzde 98’ine, katılarda en az yüzde 95’ine kadar doldurulmasını istiyor; torbalar kullanılabilecekleri azami kütleye kadar doldurulur. Yani test hep “tam dolu” halde yapılıyor ve yarım dolu bir ambalajın aynı sonucu vereceği iddia edilemez.
İkinci hazırlık kuralı daha ilginç: ambalajın içindekinin gerçek ürün olması gerekmiyor. 6.1.5.2.1 ve 6.1.5.2.2, testin taşınacak maddeyle ya da fiziksel özellikleri esasen aynı olan başka bir maddeyle yapılabileceğini söylüyor. 6.1.5.3.5’in NOT’u bunu bir adım daha ileri taşıyor ve “su” teriminin, −18 °C’de test için asgari özgül ağırlığı 0,95 olan su/antifriz çözeltilerini de kapsadığını belirtiyor; 6.1.5.3.2’nin son cümlesi de test sıvılarının gerekirse antifriz eklenerek sıvı halde tutulmasını istiyor. Bu iki kayıt birlikte okunduğunda şu çıkıyor: bir ambalaj, içine girecek gerçek formülasyonla değil, yoğunluk ve viskozite bakımından ona benzeyen bir vekil sıvıyla test edilmiş olabilir. “Bu kutu test edildi” cümlesinin neyi kapsadığını daraltan ilk sınır burası.
Üçüncüsü malzemeye bağlı. ADR/RID 6.1.5.2.3, kâğıt ve mukavva ambalajların testten önce en az 24 saat kontrollü ortamda koşullandırılmasını istiyor; tercih edilen ortam 23 °C ± 2 °C ve yüzde 50 ± 2 bağıl nem, alternatifler 20 °C ± 2 °C / yüzde 65 ± 2 ve 27 °C ± 2 °C / yüzde 65 ± 2. Mukavvanın mukavemetinin neme bağlı olduğu için test ortamı sabitleniyor. Ama bu koşullandırmanın iki muafiyeti var ve ikisi de piyasada dolaşan anlatıda hiç geçmiyor: 6.1.5.1.3 uyarınca üretim numuneleri üzerinde yapılan periyodik testlerde kâğıt veya mukavva ambalajlar için ortam koşullarında hazırlık 6.1.5.2.3’e eşdeğer sayılıyor; 6.1.5.3.2 uyarınca numune −18 °C’ye soğutularak hazırlandığında 6.1.5.2.3’teki koşullandırma kaldırılabiliyor. Birinci muafiyet, düzenleyicinin tasarım tipi testiyle seri üretim denetimini bilerek farklı titizlikte tuttuğunu gösteriyor: laboratuvar ortamında yapılan şeyin aynısı, hatta devamı, fabrika ortamında yapılabiliyor.
Dördüncüsü zamana bağlı. 6.1.5.3.3, sıvı taşıyan sökülebilir kapaklı ambalajların, conta gevşemesine izin vermek için dolum ve kapatmadan sonra en az 24 saat geçmeden düşürme testine tabi tutulamayacağını söylüyor. Yani kapak, kapatıldığı andaki haliyle değil, gevşedikten sonraki haliyle sınanıyor.
6.1.5 test ailesi, tam sayılarla
| Test | Madde | Uygulanan | Süre | Değer |
|---|---|---|---|---|
| Düşürme (genel) | 6.1.5.3.5 | Serbest düşüş, rijit yatay yüzey | — | PG I 1,8 m · PG II 1,2 m · PG III 0,8 m |
| Düşürme, bağıl yoğunluk 1,2’nin üzerinde ve test su ile yapılıyorsa | 6.1.5.3.5 (b) | Serbest düşüş | — | PG I d × 1,5 m · PG II d × 1,0 m · PG III d × 0,67 m |
| Düşürme, hafif cidarlı metal ambalajlar (23 °C’de viskozite 200 mm²/s üzeri) | 6.1.5.3.5 (c) | Serbest düşüş | — | PG II 0,6 m · PG III 0,4 m; yoğunluk 1,2 üzerindeyse d × 0,5 ve d × 0,33 |
| Sızdırmazlık | 6.1.5.4 | İç hava basıncı, ambalaj su altında tutulurken | 5 dakika | PG I ≥ 30 kPa (0,3 bar) · PG II ≥ 20 kPa · PG III ≥ 20 kPa |
| Hidrolik iç basınç | 6.1.5.5 | İç hidrolik basınç | Metal ve kompozit 5 dakika · plastik ve plastik kompozit 30 dakika | Asgari 100 kPa; PG I sıvıları için asgari 250 kPa (göstergeli) |
| Yığma | 6.1.5.6 | Üst yüzeye statik yük — hiçbir şey düşürülmez | 24 saat | Numune dahil asgari yığın yüksekliğine (3 m) eşdeğer kuvvet |
| Yığma, sıvı taşıyan plastik varil, bidon ve 6HH1/6HH2 | 6.1.5.6.2 | Üst yüzeye statik yük, sıcakta | 28 gün | En az 40 °C sıcaklıkta |
| Ek geçirgenlik (yalnızca benzen, toluen, ksilen ve bunları içeren karışımlar için polietilen ambalajlarda) | 6.1.5.7 | Depolama, tartım öncesi ve sonrası | 28 gün | 23 °C ve yüzde 50 bağıl nem; geçirgenlik 0,008 g/(l·saat) değerini aşmamalı |
Düşürme yükseklikleri ADR/RID 6.1.5.3.5; sızdırmazlık basınçları 6.1.5.4; hidrolik süre ve basınçlar 6.1.5.5.4 ve 6.1.5.5.5; yığma 6.1.5.6.2; geçirgenlik 6.1.5.7.4.
Tablonun okunmasında iki yaygın kayma var. Birincisi sızdırmazlık satırında: PG II ve PG III aynı değeri paylaşıyor. Üç ambalajlama grubuna üç ayrı basınç atfetmek sık yapılan bir hata ve metinde böyle bir kademelenme yok. İkincisi hidrolik basınç satırında: 250 kPa yalnızca Paketleme Grubu I sıvıları için geçerli bir ek şart, genel bir eşik değil; genel asgari değer 100 kPa.
Hidrolik test basıncının nasıl belirlendiği, bu yazının sıcaklık temasıyla doğrudan kesişen tek mevzuat köprüsü. Basınç üç alternatif yöntemden biriyle hesaplanıyor: 55 °C’de ölçülen toplam gösterge basıncı eksi 100 kPa, 1,5 emniyet katsayısıyla; ya 50 °C’deki buhar basıncının 1,75 katı eksi 100 kPa; ya da 55 °C’deki buhar basıncının 1,5 katı eksi 100 kPa. Üçü de sıcaklığı doğrudan ambalaj basıncına bağlıyor. Ama dikkat: bu yöntemler bir ambalajın hangi sıcaklığa dayandığını değil, hangi basınca göre tasarlanacağını belirliyor. Aradaki fark, aşağıdaki her sayının ne söylediğini ve ne söylemediğini belirleyen farktır.
Kaç numune, kaç düşürme
Düşürme testinin istatistiksel ağırlığı numune sayısında. ADR/RID 6.1.5.3.1’in (b) bendi, mukavva kutular dahil kutu tipi ambalajlarda tasarım tipi ve imalatçı başına beş numune kullanılmasını ve her numuneye bir düşürme uygulanmasını istiyor: birinci düşürme taban üzerine düz, ikinci üst üzerine düz, üçüncü uzun kenar üzerine düz, dördüncü kısa kenar üzerine düz, beşinci bir köşe üzerine. Çelik variller için altı numune (her düşürme için üç), bidon, kontrplak varil ve fiber varil için beş numune. Sızdırmazlık ve yığma testlerinde numune sayısı tasarım tipi ve imalatçı başına üç.
Yönelimin seçimi teste bırakılmıyor. 6.1.5.3.1, belirli bir düşürme testi için birden fazla yönelim mümkün olduğunda “ambalajın başarısızlıkla sonuçlanması en muhtemel yönelimin” kullanılmasını şart koşuyor; düz olmayan düşürmelerde ağırlık merkezinin çarpma noktasının tam üstünde olması gerekiyor. Yani test, ortalama bir durumu değil kasten en kötü halini arıyor. Aşağıda okunacak ticari protokollerle arasındaki en keskin nitel fark bu: ADR en kötü yönelimi zorunlu kılıyor, ISTA kendi metninde seviyelerinin “genel veriye dayalı” olduğunu kabul ediyor.
Sızdırmazlık testinin bir muafiyeti de burada anılmalı: test, kombinasyon ambalajların iç ambalajları için gerekli değil. Yani mukavva bir kutunun içindeki plastik tüpler bu testten geçmek zorunda değildir. Bu, “kutu test edildi” ifadesinin iç ambalaja ne kadar az şey söylediğini gösteren somut bir örnek.
6.1.5 dizisinde sıcaklığın yeri
Rejimleri ayırdığımız yerde bir sayı çiftine değinmiştik: 6.1.5.3.2’nin −18 °C şartı ile 4.1.1.4’ün 55 °C dolum boşluğu hükmü. İkisi birlikte, düzenleyicinin sıcaklıkla kurduğu ilişkinin bir dayanım beyanı değil bir tasarım kısıtı olduğunu gösteriyordu. Burada o çiftin ikinci halkasına değil, birincisinin test dizisi içinde nereye oturduğuna bakmak gerekiyor — çünkü soğuk hazırlığın bir yan etkisi var ve o yan etki hiçbir derlemede geçmiyor.
Soğutma yalnızca bir koşul eklemiyor, bir koşulu da kaldırıyor. 6.1.5.3.2 kapsamına giren bir numune −18 °C’ye soğutularak hazırlandığında, 6.1.5.2.3’ün kâğıt ve mukavva için istediği 24 saatlik ortam koşullandırması kaldırılabiliyor; test sıvıları da gerekirse antifriz eklenerek sıvı halde tutuluyor ve 6.1.5.3.5’in NOT’u “su” teriminin bu çözeltileri kapsadığını yazıyor. Yani aynı ambalaj iki ayrı hazırlık yolundan geçebilir ve ikisi birbirinin yerine geçiyor. Bir test raporunda hangi yolun seçildiği yazmıyorsa, “aynı koşullarda test edildi” cümlesinin ne kadarını kapsadığı belirsiz kalıyor.
Isının 6.1.5’in kendi içinde göründüğü tek yer ise yığma testinin sıcak varyantı. Kapsamı özellikle dar ve bu darlık hükmün kendisinde yazılı.
Hazırlıkta soğuk
ADR/RID 6.1.5.3.2: plastik variller, plastik bidonlar, plastik kutular (kabarmış plastik kutular hariç), plastik kompozit ambalajlar ve plastik iç ambalajlı kombinasyon ambalajlar düşürme testinden önce numune ve içeriğiyle birlikte −18 °C veya daha aşağıya soğutulur. Bu hazırlık yapıldığında 6.1.5.2.3’teki ortam koşullandırması kaldırılabilir. Pratik sonucu: “düşürme testi oda sıcaklığında yapılır” ifadesi bu ambalaj sınıfları için doğru değil.
Yığmada sıcak
ADR/RID 6.1.5.6.2: yalnızca sıvı taşıyan plastik varil, bidon ve 6HH1/6HH2 kompozit ambalajlar için yığma testi 24 saat yerine en az 40 °C sıcaklıkta 28 gün sürer. Mukavvada ya da metalde böyle bir sıcak şart yok; 6.1.5’in geri kalanında ısı bir test koşulu olarak hiç görünmüyor.
Bu varyantın neden var olduğu da anlamlı: mevzuatın plastiğin sıcakta sürünme (creep) davranışını kabul ettiği tek yer burası. Yani 40 °C sayısı bir taşıma sıcaklığı tahmini değil, bir malzeme davranışının sınandığı eşik. Ve kapsamı hükmün kendi cümlesiyle çizildiği için genişletilemez: 28 gün ve 40 °C değerleri mukavva bir kutuya, metal bir kaba ya da katı bir ürünün tüpüne taşınamaz, yalnızca o ambalaj sınıfına aittir.

Yığma testi bir düşürme testi değildir
Tek cümlede kırmızı çizgi: “Yığma testi, paketin 3 metreden düşürülmesidir” ifadesi yanlış. ADR/RID 6.1.5.6.2’de 3 metre, uygulanan statik yükün karşılık geldiği yığın yüksekliğidir: numuneye, taşıma sırasında üzerine yığılabilecek aynı paketlerin toplam ağırlığına eşdeğer bir kuvvet uygulanır, numune dahil asgari yığın yüksekliği 3 metre alınır ve test 24 saat sürer. Yığma testinde hiçbir şey düşürülmez. Bu ikisini karıştırmak, 1,8 m ile 3 m sayılarını da aynı cetvele koyar ve bütün tabloyu okunamaz hale getirir.
Sertifika ne kadar geçerli — ve kimin takvimine göre
Sektörde en kalıcı yanlış bilgi, UN ambalaj onayının her 12 ayda bir yenilenmesi gerektiği. ADR, RID ve UN Model Düzenlemelerinin metninde sabit bir yeniden test süresi yok. ADR/RID 6.1.5.1.3 testlerin “yetkili otoritenin belirlediği aralıklarla” üretim numuneleri üzerinde tekrarlanmasını istiyor; 6.1.5.1.4 ise testlerin ayrıca ambalajın tasarımını, malzemesini veya yapım şeklini değiştiren her değişiklikten sonra tekrarlanmasını şart koşuyor. Yani takvim mevzuattan değil, yetkili otoriteden geliyor; değişiklik olduğunda ise takvim hiç beklenmiyor.
12 ay rakamı gerçek, ama başka bir hukuk düzenine ait. ABD düzenlemesi 49 CFR 178.601(e), periyodik yeniden testin tek ve kompozit ambalajlar için en az 12 ayda bir, kombinasyon ambalajlar için en az 24 ayda bir, bulaşıcı madde ambalajları için en az 24 ayda bir yapılmasını istiyor. Metin govinfo üzerindeki resmî CFR 2025 baskısından okundu; eCFR erişimi bir engel sayfasına yönlendiği için o kaynak kullanılmadı. Buradaki ayrım kritik: mukavva kutu içinde plastik tüpler bir kombinasyon ambalajdır ve ABD rejiminde bile 12 aylık takvime değil 24 aylık takvime tabidir. Sektörde iki rakam birbirine karışıyor ve “her ambalaj 12 ayda bir” diye tek bir kural gibi aktarılıyor.
Türkiye tarafında hüküm başka bir yerde duruyor. Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmelik, genel hükümler ve yükümlülükler maddesinin üçüncü fıkrasında, ADR Bölüm 6’da tanımlanan ve Bakanlıkça veya ADR’ye taraf bir ülkenin yetkili otoritesince yetkilendirilmiş kuruluşlar tarafından test edilmiş ve tip onay sertifikasına sahip ambalajların kullanılmasını zorunlu kılıyor; ADR’ye taraf başka bir ülkenin yetkilendirdiği kuruluşlarca onaylanmış, Türkiye’de imal edilen ambalaj ve orta boy dökme yük konteynerlerinin üretim yeri denetimleri Bakanlıkça veya Bakanlıkça yetkilendirilmiş kuruluşlarca yapılarak belgeler kayıt altına alınıyor. Üç nokta dikkat çekici. Yönetmelik yetkili otoriteyi adıyla anmıyor — “Bakanlık veya Bakanlıkça yetkilendirilmiş kuruluşlar” diyor, dolayısıyla belirli bir kuruluşun adını hükmün içine yerleştirmek metni aşar. Yönetmelik ambalaj tip onayı için hiçbir geçerlilik süresi koymuyor; bu da ADR 6.1.5.1.3’ün “yetkili otoritenin belirlediği aralıklar” açıklığıyla tutarlı. Ve aynı Yönetmeliğin tasarım tip onaylarını düzenleyen fıkrası — 6 Şubat 2025 tarihli ve 32805 sayılı Resmî Gazete ile eklenen ibare dahil — tank, tank-konteyner, portatif tank, MEGC, dökme konteyner, orta boy dökme yük konteyneri ve taşınabilir basınçlı ekipmanı sayıyor; Bölüm 6.1 ambalajlarını saymıyor. İki fıkra karıştırılmamalı. Piyasada dolaşan beş yıl ve üç yıl geçerlilik süreleri ise yalnızca dernek duyuruları ve danışmanlık bilgilendirmelerinden geliyor; bu sayıların birincil dayanağı olacak bakanlık tebliği veya duyuru metni birinci elden okunamadı ve Yönetmeliğin kendi metninde böyle bir süre yok.
Test raporunun kendi uyarısı
Bölüm 6.1’in en az bilinen ama en çok iş gören maddesi 6.1.5.8. Test raporunun, ambalajın taşıma için hazırlandığı şekilde test edildiğini ve başka ambalajlama yöntemleri veya bileşenleri kullanılmasının raporu geçersiz kılabileceğini belirten ifadeleri taşıması zorunlu. Yani standart, kendi ürettiği belgenin sınırını belgenin içine yazdırıyor.
Test raporu, taşıma için hazırlandığı şekilde test edilen ambalajın bu bölümün ilgili gerekliliklerine uygun olarak test edildiğini ve başka ambalajlama yöntemleri veya bileşenleri kullanılmasının raporu geçersiz kılabileceğini belirten ifadeler içermelidir.
— ADR/RID 2025, madde 6.1.5.8
Rapor en az on kalem bilgi içermek zorunda: test kuruluşunun adı ve adresi, başvuru sahibi, tekil rapor kimliği, tarih, imalatçı, tasarım tipinin tanımı, azami kapasite, test içeriğinin özellikleri, test tanımları ve sonuçları, imza. Bu liste bir sertifika numarasının neden tek başına bir şey anlatmadığını açıklıyor: numara bu on kalemin hangi kombinasyonuna karşılık geliyorsa, o kadarını kapsıyor.
Geriye şu kalıyor. ADR/RID 6.1.5 belirli bir tasarım tipinin, belirli bir dolum derecesinde, belirli bir içerikle ya da onu taklit eden bir vekil maddeyle, belirli bir sıcaklıkta hazırlanıp belirli bir yükseklikten belirli bir yönelimle düşürüldüğünde ne olduğunu ölçüyor. Ölçmediği şey de aynı netlikte: yolda gerçekte ne olacağını, hangi sıcaklığın gerçekten göründüğünü, kaç kez elden ele geçileceğini ve kutunun içine sonradan ne konulacağını ölçmüyor. Ambalaj malzemesinin ürünle etkileşimi ise bütünüyle başka bir ölçüm ailesinin konusu ve bu yazının hiçbir yerinde o aileden bir sayı kullanılmıyor. Uçucu kayıp konusuna gelince: 6.1.5.7’deki 0,008 g/(l·saat) sınırı mevzuattaki tek sayısal uçucu kayıp eşiği, ama kapsamı benzen, toluen ve ksilen içeren karışımlar için polietilen ambalajlarla sınırlı; bir kozmetik ürünün uçucu bileşen kaybı için buradan bir sayı türetilemez. O konu oksidasyon ve raf ömrü tarafında duruyor.
Son bir sınır: bu yazı boyunca anılan hiçbir değer bir Breva ürünü veya kutusu üzerinde yapılmış ölçüme ait değil. Breva kozmetik bir üründür; bu bölümdeki hükümler tehlikeli madde olarak sınıflandırılmış yükler için yazılmıştır ve ürünün böyle bir sınıflandırmaya girip girmediği burada belirlenmemiştir. Aşağıda anlatılan hüküm zincirleri genel bilgidir, Breva hakkında bir beyan değildir.
UN işareti nasıl okunur — ve neyi söylemez
UN ambalaj işareti, bir ambalajın üzerindeki en bilgi yoğun alan ve aynı zamanda en çok fazla anlam yüklenen alan. Alan alan çözüldüğünde ne söylediği de, ne söylemediği de çok net çıkıyor.
Kodun ilk iki karakteri
ADR/RID 6.1.2 kod tablosunda ilk karakter ambalaj türünü veriyor: 1 varil, 3 bidon, 4 kutu, 5 torba, 6 kompozit, 0 hafif cidarlı metal ambalaj. İkinci karakter malzemeyi: A çelik, B alüminyum, C doğal ahşap, D kontrplak, F yeniden yapılandırılmış ahşap, G mukavva, H plastik, L tekstil, M çok katlı kâğıt, N diğer metal, P cam/porselen/taş. Dolayısıyla 4G, iç astarı veya kaplaması olmayan mukavva kutu demek ve yapım kuralları için 6.1.4.12’ye bakılıyor.
Kodun ardından gelebilen harfler ayrı bir bilgi katmanı: T kurtarma ambalajı, V özel ambalaj, W aynı tipte ama 6.1.4’ten farklı spesifikasyonla imal edilmiş eşdeğer ambalaj. Geri dönüştürülmüş plastikten imal ambalajlar ayrıca REC işareti taşıyor. Bu harfler atlanırsa iki ayrı ambalaj aynı koda sahip görünebilir.
X, Y, Z — ve hemen ardındaki sayının iki anlamı
ADR/RID 6.1.3.1 (c) (i), ikinci bölümdeki harfin tasarım tipinin hangi ambalajlama grupları için başarıyla test edildiğini gösterdiğini söylüyor: X Grup I, II ve III için; Y Grup II ve III için; Z yalnızca Grup III için. Harf ürünün değil, ambalajın test edildiği en zorlu grubun işareti. X işaretli bir ambalaj daha hafif gruplarda da kullanılabilir; tersi geçerli değil.
Harfin ardından gelen sayı, UN işaretini yanlış okumanın en sık kaynağı. 6.1.3.1 (c) (ii) uyarınca bu alan, sıvı taşıyan ve iç ambalajı olmayan ambalajlarda test edilen bağıl yoğunluktur (bir ondalığa yuvarlanmış) ve bağıl yoğunluk 1,2’yi aşmıyorsa atlanabilir; katı veya iç ambalaj taşıyan ambalajlarda ise kilogram cinsinden azami brüt kütledir. Yani aynı pozisyondaki sayı bir ambalajda “1.4” (yoğunluk), başka bir ambalajda “20” (kg) anlamına gelir. Hangisi olduğu, sayının kendisinden değil ambalajın türünden anlaşılıyor.
Bu iki alan arasındaki ilişkiyi tamamlayan bir matematik de var. 6.1.5.3.5 (b), bağıl yoğunluk 1,2’yi aştığında düşürme yüksekliğini d × 1,5 / d × 1,0 / d × 0,67 formülleriyle hesaplıyor; 6.1.3’ün NOT 3’ü de bu formüllerin pratik sonucunu yazıyor: bağıl yoğunluk 1,2 için test edilmiş bir Grup I ambalajı, Grup II ambalajı olarak 1,8’e, Grup III ambalajı olarak 2,7’ye kadar yoğunluktaki ürünler için kullanılabilir. Ama standart bu cümlenin sonuna kendi tedbirini ekliyor: “tüm performans kriterlerinin hâlâ karşılanabilmesi koşuluyla, tabii ki”. Kâğıt üzerindeki eşdeğerlik otomatik bir garanti değil.
“S” harfi ne demiyor
6.1.3.1 (d), üçüncü alanda ya “S” harfinin yazılacağını — ambalajın katı maddelerin veya iç ambalajların taşınması için tasarlandığını gösterir — ya da sıvı taşıyan ambalajlarda (kombinasyon ambalajlar hariç) ambalajın dayandığı gösterilen hidrolik test basıncının, onun katına aşağı yuvarlanmış kPa cinsinden yazılacağını söylüyor. Buradaki “veya iç ambalajların” kaydı sık atlanıyor: mukavva bir kutunun içinde plastik tüpler varsa işaret “S” taşır, içerik sıvı olsa bile; çünkü sıvı iç ambalajdadır. Yani “S” gören biri içeriğin katı olduğunu çıkaramaz.
Yıl, devlet, imalatçı ve karakter yüksekliği
6.1.3.1 (e), (f) ve (g) sırayla imalat yılının son iki hanesini, işaretin tahsisine izin veren devletin uluslararası trafikte motorlu taşıtlar için ayırt edici işaretini ve imalatçının adını veya yetkili otoritenin belirlediği kimliği istiyor. 1H ve 3H tipleri — plastik varil ve bidon — ayrıca imalat ayını da taşımak zorunda ve bu bilgi işaretin geri kalanından farklı bir yerde olabilir. İşaretleme 6.1.3.1’deki alt bentlerin sırasıyla uygulanıyor ve her öge eğik çizgi veya boşlukla açıkça ayrılıyor.
Karakter boyutu da hükümlü. 6.1.3.1’in giriş paragrafı, harf, sayı ve sembollerin en az 12 mm yüksekliğinde olmasını istiyor; kapasitesi 30 litre veya 30 kg ve altındaki ambalajlarda en az 6 mm, 5 litre veya 5 kg ve altındakilerde “uygun bir boyut” yeterli. Brüt kütlesi 30 kg’ı geçen paketlerde işaret veya bir kopyası ambalajın üstünde veya yanında yer almak zorunda.
UN sembolü mü, RID/ADR sembolü mü
İşaretin başındaki sembol çoğu anlatıda süs gibi geçiliyor, oysa rejimi o belirliyor. 6.1.3.1 (a) (i), BM ambalaj sembolünün 6.1.1.3, 6.1.5.3.1 (e), 6.1.5.3.5 (c), 6.1.5.4, 6.1.5.5.1 ve 6.1.5.6’daki basitleştirilmiş koşullara uyan ambalajlar için kullanılamayacağını söylüyor; bu ambalajlar (a) (ii) uyarınca “RID/ADR” sembolünü taşıyor. Ve o bende bağlı NOT açıkça şunu yazıyor: bu sembolü taşıyan ambalajlar sırasıyla RID, ADR ve ADN hükümlerine tabi demiryolu, karayolu ve iç su yolu taşımaları için onaylıdır; diğer taşıma modları için veya başka mevzuata tabi karayolu, demiryolu ve iç su yolu taşımaları için zorunlu olarak kabul edilmezler. Yani bir onayın geçerliliği moda bağlı; “test edilmiş ambalaj her yerde geçerlidir” iddiasını mevzuat kendi metninde reddediyor. Kabartmalı metal ambalajlarda sembol yerine “UN” büyük harflerinin kullanılabileceği de aynı bentte yazılı. Görsel sembol olmadan yazılan “4G/Y20/S/25” dizisi ise tek başına UN işareti sayılmıyor.
Bölümün en güçlü cümlesi
Bütün bu alan okumasının üzerine, standardın kendi NOT’u oturuyor ve okuduğumuz her şeyin sınırını çiziyor.
İşaret, onu taşıyan ambalajın başarıyla test edilmiş bir tasarım tipine karşılık geldiğini ve ambalajın imalatına ilişkin, kullanımına ilişkin olmayan bu bölüm gerekliliklerine uygun olduğunu gösterir. Dolayısıyla işaret tek başına, ambalajın herhangi bir madde için kullanılabileceğini zorunlu olarak teyit etmez.
— ADR/RID 2025, madde 6.1.3 NOT 1
Aynı NOT bir şey daha söylüyor: işaret, test seviyelerinin tam ayrıntısını her zaman vermez ve bunun için test sertifikasına, test raporuna ya da başarıyla test edilmiş ambalajların kütüğüne bakmak gerekebilir. Yani işaret bir özet; belge değil. “UN işaretli bir ambalaj her madde için kullanılabilir” ifadesi bu NOT’un tam tersini söylüyor.
Test edilmiş kutuya ne koyabilirsiniz
“Test edilmiş bir kutu, içine ne koyarsanız koyun geçerlidir” ifadesi de aynı yerden kırılıyor. ADR/RID 6.1.5.8’in zorunlu kıldığı rapor ifadesini yukarıda okuduk: başka ambalajlama yöntemleri veya bileşenleri kullanılması raporu geçersiz kılabilir. ABD rejimi aynı kapıyı daha ayrıntılı kapatıyor. 49 CFR 178.601(g) “Variation 1”, test edilmiş bir kombinasyon ambalajında iç ambalaj değişikliği yapılabilmesini, değiştirilen iç ambalajın — kapağı dahil — eşdeğer performans düzeyini koruduğunun uygunluğu belgeleyen kişi tarafından yazılı olarak dokümante edilmesine bağlıyor. Dört koşul var: iç ambalaj benzer tasarımda olmalı (yuvarlak ya da dikdörtgen), malzemesi darbe ve yığma kuvvetlerine en az orijinali kadar dayanıklı olmalı, ağız ve kapak aynı veya daha küçük ve benzer tasarımda olmalı, boşlukları alacak ek dolgu bulunmalı.
“Variation 2” ise daha somut bir hesap getiriyor: dış ambalaj kırılgan (örneğin cam) sıvı dolu iç ambalajlarla Paketleme Grubu I düşürme yüksekliğinden başarıyla test edilmişse, iç ambalajların toplam brüt kütlesi düşürme testinde kullanılan iç ambalaj brüt kütlesinin yarısını aşmamak koşuluyla çeşitli iç ambalajlar yeniden test olmaksızın kullanılabiliyor. Ama dolgu malzemesinin kalınlığı orijinal testteki kalınlığın altına düşemiyor ve daha az ya da daha küçük iç ambalaj kullanılırsa boşlukları almak için ek dolgu konması zorunlu. Aynı hüküm ADR/RID 6.1.5.1.7’de de var ve bu şekilde kullanılan ambalaj “V” harfiyle işaretleniyor. Yani “aynı kutu” ifadesi, aynı dolgu ve aynı yerleşim olmadan geçerli değil.
Rejimler arası ters basamak
Buradaki en ilginç bulgu bir sayı değil, bir sıralama. Sezgi şöyle işler: miktar azaldıkça test hafifler. Metinler bunun tersini gösteriyor. Karşılaştırılan iki rejim, rejimleri ayırdığımız yerde adlarıyla anılan Bölüm 3.4 ile Bölüm 3.5; aşağıda yalnızca ambalaj testi tarafından okunuyorlar.
Sınırlı miktar rejimi daha büyük miktarlarla çalışıyor ve hiç düşürme testi istemiyor. ADR/RID 3.4.1, bu bölümün hükümlerini karşılayan şekilde sınırlı miktarlarda ambalajlanmış tehlikeli malların ADR’nin başka hiçbir hükmüne tabi olmadığını söylüyor ve kalan hükümlerin kapalı listesini veriyor; (f) bendi Bölüm 6’dan yalnızca 6.1.4 yapım gerekliliklerini ve 6.2.5.1 ile 6.2.6.1-6.2.6.3’ü bırakıyor. Yani 6.1.5 performans testleri ve UN işareti bu kapsamda gerekmiyor. 3.4.2 paketin toplam brüt kütlesini 30 kg ile sınırlıyor; cam, porselen ve taş gibi kırılabilir iç ambalajlarda ara ambalaj zorunlu ve shrink ya da stretch tepsi kullanımında sınır 20 kg’a iniyor.
Bölüm 3.4’ün sık atlanan halkası miktar sınırının nerede ölçüldüğü. 3.4.1’in giriş paragrafı, iç ambalaja veya eşyaya uygulanacak miktar sınırının her madde için Bölüm 3.2 Tablo A’nın (7a) sütununda ayrı ayrı belirtildiğini söylüyor; ayrıca aynı sütunda “0” değeri bulunan her kayıt, o maddenin Bölüm 3.4 kapsamında taşınmasına izin verilmediğini gösteriyor. Bu iki cümle olmadan rejim “genel bir 30 kg muafiyeti” gibi okunuyor; gerçekte sınır madde bazında ve iç ambalaj düzeyinde, 30 kg ise paketin brüt kütle üst sınırı.
Sınırlı miktar işareti de kendi ölçüleriyle hükümlü. ADR/RID 3.4.7.1 işaretin biçimini, 3.4.7.2 ölçülerini veriyor: işaret en az 100 mm × 100 mm ölçülerinde 45 derece döndürülmüş kare (baklava) biçiminde ve baklavayı oluşturan çizginin asgari genişliği 2 mm; paket boyutu gerektiriyorsa ölçüler 50 mm × 50 mm’nin, çizgi genişliği 1 mm’nin altına inmemek kaydıyla küçültülebiliyor. Havayolu için ICAO Teknik Talimatları uyarınca ortasında “Y” sembolü bulunan ayrı bir işaret var; karayolunun sınırlı miktar işaretinde “Y” yoktur ve bu ikisi sıkça karıştırılıyor.
İstisnai miktar rejimi ise daha küçük miktarlarla çalışıyor ve düşürme testi istiyor — hem de en yüksek değerden. ADR/RID 3.5.3.1, istisnai miktar paketlerinin uygun şekilde dokümante edilmiş testle, hiçbir iç ambalajın kırılması veya sızması olmaksızın 1,8 m yükseklikten rijit, esnemeyen, düz ve yatay bir yüzeye düşürmeye dayanmasını ve üst yüzeye 24 saat boyunca, numune dahil 3 m yüksekliğe yığıldığında aynı paketlerin toplam ağırlığına eşdeğer bir kuvvet uygulanmasına dayanmasını şart koşuyor. Kutu için beş yön zorunlu: taban, üst, en uzun kenar, en kısa kenar ve bir köşe; her düşürme farklı ama aynı paketlerde yapılabiliyor.
| Sınırlı miktar (Bölüm 3.4) | İstisnai miktar (Bölüm 3.5) | |
|---|---|---|
| Dayanak | ADR/RID 3.4.1, 3.4.2 | ADR/RID 3.5.3.1 |
| Bölüm 6’dan uygulanan | Yalnızca 6.1.4 yapım kuralları ile 6.2.5.1 ve 6.2.6.1-6.2.6.3 | Bölüm 6 testi değil, 3.5.3.1’in kendi testi |
| Düşürme testi | İstenmiyor | 1,8 m — Paketleme Grubu I yüksekliği; kutu için beş yön |
| Yığma | İstenmiyor | 24 saat, 3 m yığın eşdeğeri üst yüzey yükü |
| UN işareti | Gerekmiyor | Gerekmiyor |
| Miktar sınırı | İç ambalaj sınırı Tablo A kolon (7a); paket brüt kütlesi azami 30 kg | Rejimin kendi iç ve dış ambalaj miktar sınırları |
Basamağın sebebi tutarlı: istisnai miktarda UN sertifikalı ambalaj ve UN işareti aranmadığı için güvence tek seferlik, dokümante edilmiş bir testle sağlanıyor. Sınırlı miktarda ise güvencenin bir kısmı miktarın küçüklüğünden ve yapım kurallarından geliyor. Yani iki rejim aynı soruya iki ayrı mimariyle cevap veriyor; biri diğerinin “hafif” versiyonu değil. “Sınırlı miktar ambalajı da UN testinden geçmek zorundadır” ifadesi de buradan yanlışlanıyor: 3.4.1 Bölüm 6’nın performans testlerini açıkça dışarıda bırakıyor.
Dış ambalaj kütle sınırları ve sık yapılan bir sayı hatası
Ambalajlama talimatı P001, sıvılar için iç ve dış ambalaj sınırlarını veriyor. İç ambalaj azami kapasiteleri cam için 10 litre, plastik için 30 litre, metal için 40 litre. Dış ambalaj azami net kütleleri ambalaj tipine göre değişiyor ve burada sektörde dolaşan bir karışma var: fiber karton kutu (4G) için değerler Paketleme Grubu I’de 75 kg, Grup II’de 400 kg, Grup III’te 400 kg. Sıkça fiber karton kutuya atfedilen 120 kg değeri aslında bidon değeridir — 3A1/3A2, 3B1/3B2 ve 3H1/3H2 kodları için geçerlidir, mukavva kutu için değil. Çelik varil dış ambalajda azami net kütle Grup I’de 250 kg, Grup II ve III’te 400 kg; köpük plastik kutuda 60 kg. Bu değerler ADR 2025 Cilt II’nin 4.1.4.1 bölümündeki P001 talimatından okundu.
Hangi baskıya atıf yapılıyor
Son bir künye düzeltmesi, çünkü bu da sıkça yanlış aktarılıyor. ADR 2025 metni “UN Model Regulations” ifadesini, Birleşmiş Milletler’in Tehlikeli Malların Taşınmasına İlişkin Tavsiyelerinin yirmi üçüncü gözden geçirilmiş baskısına — ST/SG/AC.10/1/Rev.23 — ekli Model Düzenlemeler olarak tanımlıyor. UN Turuncu Kitap’ın 24. gözden geçirilmiş baskısı 15 Eylül 2025’te yayımlandı, ama yürürlükteki ADR ve RID hâlâ Rev.23’e atıfta bulunuyor. Dolayısıyla “ADR 2025, UN Turuncu Kitap’ın 24. baskısına dayanır” demek hatalı; 2025 metninin dayandığı baskı Rev.23. ADR 2025 Cilt I ve Cilt II metinleri bu çalışmada yerel kopyalardan okundu; UNECE’nin kendi sunucusu her iki cilt için de erişim engeli döndüğü için URL doğrulanamadı, ancak hükümler RID 2025 tam metniyle çapraz kontrol edildi.
İşaretin verdiği ve vermediği bilgi şöyle ayrılıyor: UN işareti bir ambalajın imalat geçmişini özetliyor. Hangi tasarım tipi, hangi grup için, hangi kütleye kadar, hangi yıl, hangi devletin yetkisiyle. Söylemediği şey ise kullanım: içine ne konulacağı, nasıl dolgulanacağı, hangi modda taşınacağı, kaç kere açılıp kapanacağı. Etiket okuma mantığı bu noktada kozmetik etiketiyle şaşırtıcı biçimde benzeşiyor — orada da alanların her biri ayrı bir mevzuat maddesine bağlanıyor; etiket ve zorunlu bilgiler yazısı o tarafı ele alıyor. Ve tekrar: sınırlı miktar ile istisnai miktar rejimleri burada genel bilgi olarak anlatıldı. Breva’nın tehlikeli madde olarak sınıflandırılıp sınıflandırılmadığı bu çalışmada belirlenmedi; dolayısıyla bu rejimlerden hiçbiri ürüne uygulanmış değildir.
ISTA ve ASTM: zorunlu olmayan testler
Şimdi ikinci dünyaya geçiyoruz ve ilk söylenmesi gereken şey şu: bu bölümde anılan testlerin hiçbiri mevzuatta zorunlu değildir. ISTA prosedürleri ve ASTM uygulamaları birer ticari ve perakendeci şartnamesidir; bir pazaryeri, bir zincir market ya da bir kargo şirketi bunları sözleşmeyle isteyebilir, ama hiçbir yönetmelik bunları şart koşmaz. UN 6.1 testleri ise yalnızca ürün tehlikeli madde olarak sınıflandırılıp UN ambalaj istendiğinde zorunludur. Yani “zorunlu mu, gönüllü mü” sorusunun cevabı test adında değil, ürünün hukuki durumunda.
Bu protokollerin sıcaklık ve nem tarafına, ölçülmüş sıcaklıkları konuştuğumuz yerde girilmişti: ASTM D4332-22’nin yedi koşullandırma atmosferi, ISO 2233 ile arasındaki karıştırmalar ve ISTA’nın iklim koşullandırmasını opsiyonel bırakması orada okunmuştu. Burada bakılan şey başka bir eksen: dizinin kendisi, numune sayısı ve standartların kendi metinlerine koydukları sınırlar. Yani aynı belgelere ikinci kez değil, farklı bir soruyla bakılıyor.
ISTA’nın kendi taksonomisi
ISTA serilerini kendi resmî adlarıyla ayırmak işe yarıyor, çünkü seri numarası testin ne iddia ettiğini söylüyor. 1-Serisi “Non-Simulation Integrity Performance Tests”, yani simülasyon yapmayan bütünlük testleri; 2-Serisi “Partial Simulation”, kısmi simülasyon; 3-Serisi “General Simulation Performance Tests”, genel simülasyon; 6-Serisi ise Global 500 perakendecilerinin veya taşıyıcılarının tedarik zincirini yansıtmak üzere oluşturulmuş üyeye özel testler — 6-AMAZON.COM-SIOC ve 6-SAMSCLUB gibi. Resmî prosedür adları da bu ayrımı taşıyor: 1A “Integrity Testing for Packaged-Products weighing 150 lb (68 kg) or Less”, 2A “Packaged-Products weighing 150 lb (68 kg) or Less”, 3A “Parcel Delivery System Shipments 150 lb (70 kg) or Less”. 1-Serisi çevresel olayları simüle etmek üzere tasarlanmamıştır; “bu paket güçlü mü” sorusunu sorar, “yolda ne olur” sorusunu sormaz. Bu ayrım, bir tedarikçinin hangi seriden bir rapor sunduğunun neden önemli olduğunu açıklıyor.
ISTA 3A’nın kapsamı, bir koli dağıtım taşıyıcısı ile sevkiyat için hazırlandığında 70 kilogram (150 pound) veya daha az ağırlıktaki tek tek ambalajlanmış ürünlerin test edilmesi. Prosedür dört paket tipi tanımlıyor: STANDARD, SMALL (hacim 13.000 cm³’ün altında, en uzun kenar 350 mm veya daha az, ağırlık 4,5 kg veya daha az), FLAT ve ELONGATED (en uzun kenar 900 mm veya daha fazla). Küçük bir künye tuhaflığı: diğer ISTA prosedürlerinde 150 pound’un karşılığı 68 kg kullanılırken 3A’da 70 kg ve 150 lb birlikte yazılıyor; aynı eşiğin ASTM tarafındaki karşılığı 68 kg. Aradaki fark birim dönüşümünden geliyor, gerçek bir eşik farkı değil.
Bir numune mi, üç numune mi
Bu, iki rejim arasındaki en ölçülebilir fark. ISTA 3A için ISTA yalnızca bir numune zorunlu tutuyor; kırılgan ve sıvı ürün tiplerinde iki veya daha fazla numune öneriyor ve istatistiksel anlamlılığı artırmak için prosedürün beş veya daha fazla kez yeni numunelerle yapılmasını teşvik ediyor. ADR/RID 6.1.5’te ise her test için tasarım tipi ve imalatçı başına üç numune, kutu tipi ambalajların düşürme testinde beş numune zorunlu. Yani “ISTA 3A’yı geçtik” ifadesinin istatistiksel ağırlığı bir UN tasarım tipi testinden düşüktür ve ISTA bunu kendi metninde kabul ediyor.
3A dizisi ve düşürme yükseklikleri
ISTA 3A’nın standart, elongated ve flat paketler için zorunlu sırası şöyle: ortam ön koşullandırma, dokuz düşürme (yükseklik paket ağırlığına göre değişir), üstten yüklü ve yüksüz rastgele titreşim (genel 0,53 ve 0,46 Grms), sekiz düşürme (tehlike üzerine düşürme dahil) ve sıvı ürünlerde sekiz saatlik sızdırma testi. Tehlike kutusu 300 × 300 × 300 mm ölçülerinde, toplam 4,1 kg (9 lb) ağırlığında yoğun ahşap bir kutu ve en az bir alt kenarı köşe demiriyle kaplı. Flat ve elongated paketler için ek adımlar var: 200 mm rotasyonel kenar düşürme, tam rotasyonel düz düşürme, flat paketler için 400 mm’den düşürülen yoğun darbe, elongated paketler için 400 mm’den köprü darbesi.
Düşürme yükseklikleri ise sektörde en çok karıştırılan tablo. ISTA 3A yalnızca iki ağırlık bandı kullanıyor: 32 kg (70 lb) altındaki paketler için ilk şok bloğundaki dokuz düşürmenin sekizi 460 mm’den, 32-70 kg aralığı için 300 mm’den yapılıyor; sekizinci düşürme sırasıyla 910 mm ve 600 mm yüksekliğe çıkıyor. İkinci şok bloğunda (10-17. düşürmeler) değerler yine 460 mm ve 300 mm, en kritik yönelim için 910 mm ve 300 mm. Bu değerler ISTA 3A’nın 2004 baskısından okundu; güncel 2018 baskısının test bölümü ücretli olduğu için erişilemedi ve değerlerin değişip değişmediği doğrulanamadı. Dolayısıyla “ISTA 3A’da bugün şu yükseklik uygulanır” demek bu çalışmanın dayanaklarını aşar.
Buna karşılık bir şey birincil olarak doğrulandı: sektör yazılarında sıkça “ISTA 3A” başlığı altında verilen beş kademeli ağırlık/yükseklik tablosu — 0-10 kg için 760 mm, 10-19 kg için 610 mm, 19-28 kg için 460 mm, 28-45 kg için 310 mm, 45-68 kg için 200 mm — 3A’ya ait değil, ISTA 1A’ya ait. 3A metninde yalnızca iki ağırlık bandı ve yukarıdaki dört değer var. Beş kademeli tablonun kendisi yalnızca denetim ve laboratuvar firmalarının derlemelerinden geliyor; ISTA 1A’nın resmî metni ücretli olduğu için birinci elden okunamadı. Ama tablonun 3A’ya ait olmadığı birincil metinden teyit edildi. Yani bu bir sayı tartışması değil, bir etiket tartışması: doğru tablo yanlış prosedürün adıyla dolaşıyor.
Koşullandırma zorunlu mu — ve “geçti” ne kadarını kapsıyor
Koşullandırmanın opsiyonel olduğunu yukarıda, sıcaklık tarafını konuşurken kaydetmiştik. Buradaki soru onun ambalaj testi tarafındaki sonucu: “geçti” ifadesi ne kadarını kapsıyor. Cevap şu: ISTA 3A’da zorunlu olan tek koşullandırma laboratuvar ortamında yapılan ön koşullandırmadır, dolayısıyla “ISTA 3A geçti” tek başına ürünün sıcak ya da nemli koşulda test edildiği anlamına gelmez. Testi sipariş eden taraf opsiyonel adımı seçmemiş olabilir ve rapor yine “geçti” der. İki rapor aynı cümleyi taşıyıp farklı sayıda adım içerebiliyor.
Opsiyonel koşullandırma çizelgesinin değerleri de aktarılırken dikkat gerektiriyor ve bu yazıda güncel edisyondan verilemiyor: 2018 genel bakış belgesi yalnızca “sıcaklık ve nem çizelgeden seçilir” diyor, çizelgenin kendisi satın alınan tam prosedürde. Yürürlükten kalkmış 2004 baskısında kalıbın şöyle olduğu okundu — çöl veya yaz ortamı için 72 saat 50 °C, tropik (ıslak) ardından çöl (kuru) için 72 saat 38 °C ve yüzde 85 bağıl nem ardından 6 saat 60 °C ve yüzde 30 bağıl nem, donmuş veya kış ortamı için 72 saat −29 °C — ama bu kalıbın güncel baskıda aynı kalıp kalmadığı doğrulanamadı; dolayısıyla bu sayılar bugünün prosedürüne atfedilemez. Daha önemlisi: bunlar ambalaj koşullandırma ortamlarıdır, ürün davranışı değildir. Bir koşullandırma sıcaklığından ürünün o sıcaklıkta nasıl davrandığına dair bir sonuç çıkarılamaz.
Düşük basınç seçeneğinde de aynı yapı var: mutlak basınç kamyon-only senaryosu için 70 kPa, kamyon ve hava senaryosu için 60 kPa değerine düşürülüyor. Bu değerlerin yükseklik karşılıkları — yaklaşık 3.000 m ve yaklaşık 4.200 m, iniş-çıkış hızı 305 m / 30-60 saniye, her aşamada 60 dakika titreşim — yürürlükten kalkmış 2004 baskısından okundu ve güncel edisyonda aynı kalıp kalmadığı doğrulanamadı.
ISTA bir sıra tanımlar, ölçümü devreder
ISTA 3A ekipman uyumluluğu için başka standartlara atıfta bulunuyor: düşürmede ISO 2248 veya ASTM D5276’ya, rastgele titreşimde ISO 13355 veya ASTM D4728’e, koşullandırmada ISO 2233 veya ASTM D4332’ye, düşük basınçta ISO 2873 veya ASTM D6653’e. Bu atıf zinciri önemli bir yanlış anlamayı düzeltiyor: ISTA bir sıra tanımlar, ölçüm yöntemini ISO ve ASTM’ye devreder. Dolayısıyla “ISTA testi” ile “ISO 2248 testi” aynı düzlemde iki alternatif değil; biri diğerini kullanıyor.
Standartların kendi frenleri
Bu alandaki en işe yarar malzeme, standartların kendi metinlerine koydukları sınırlamalar. Hiçbirini biz çıkarmıyoruz; hepsi ilgili standardın kendi cümlesi.
Test seviyeleri genel veriye dayanır ve belirli bir dağıtım sistemini temsil etmeyebilir. … Nem, basınç veya olağan dışı elleme gibi bazı taşıma koşulları kapsanmayabilir.
— ISTA Test Prosedürü 3A, 2018, genel bakış, önsözün devamı
Aynı belge bir şey daha söylüyor: paket ve ürün birlikte değerlendirilir, ayrı ayrı değil. Yani bir ISTA 3A sonucu bir ambalaj sertifikası değil, bir ambalaj-ürün çiftinin sonucudur. İçerik değişirse sonuç taşınmaz.
Bu test prosedürünü geçen tehlikeli madde ambalajı, tehlikeli maddelerin taşınmasına ilişkin uluslararası, ulusal veya diğer mevzuat gerekliliklerini karşılamayabilir. Bu test, Birleşmiş Milletler ve/veya gerekli diğer test standartlarının yerine geçmez.
— ISTA Test Prosedürü 3A, 2018, genel bakış, önsözün devamı, NOT
Bu alıntı, sektördeki en sık karıştırmayı birincil kaynaktan çürütüyor: bir ISTA 3A raporu bir UN sertifikasının yerine geçmez. Aynı belgede 3-Serisi testlerin taşıyıcı ambalaj düzenlemelerine zorunlu olarak uymadığı da yazılı.
ASTM tarafı aynı kapıyı iki ayrı standartta kapatıyor. ASTM D4169-23 madde 1.3 ve ASTM D7386 madde 1.2, bu uygulamanın tehlikeli maddelerle kullanıma uygunluğunun belirlenmediğini açıkça yazıyor. Yani ASTM D4169 veya D7386 geçmek tehlikeli madde mevzuatı açısından hiçbir şey ifade etmiyor; UN 6.1 ayrı bir rejim. “ISTA 3A veya ASTM D4169 testini geçen ambalaj tehlikeli madde taşımaya uygundur” ifadesi her iki standardın kendi metniyle çelişiyor.
D4169’un kapsam maddesi ne iddia ettiğini de sınırlıyor: sevkiyat birimlerinin dağıtım ortamına dayanma yeteneğini laboratuvarda değerlendirmek için tek tip bir temel sağlıyor ve standart, bu uygulamanın malzeme spesifikasyonlarını veya mevcut sevkiyat öncesi test prosedürlerini ikame etmeyi amaçlamadığını belirtiyor. Madde 4.1, önerilen test seviyelerinin sevkiyat ve elleme ortamına dair mevcut bilgiye ve güncel sanayi ile devlet uygulamasına dayandığını, testlerin aynı kaplar üzerinde verilen sırada yapılması gerektiğini söylüyor. Performans testi olarak kullanıldığında test birimi sıra tamamlanana kadar açılmadan kalmak zorunda; paket geliştirme amacıyla arada açıp incelemek mümkün ama standart bunun kapağın performansa etkisinin değerlendirilmesini engelleyeceğini kendisi uyarıyor.
D4169’un tek koli sevkiyatları için yönlendirmesi de kayda değer: o durumda ASTM D7386 kullanılıyor ve kapsamı tek koli dağıtım sistemi için 150 lb (68 kg) ağırlığı aşmayan sevkiyat birimleri. Yani e-ticaret kolileri için ISTA 3A’nın ASTM karşılığı D7386’dır, D4169 değil. D4169’un dağıtım döngülerinden biri olan DC-18’in MIL-STD-2073-1’de atıfta bulunulan askerî ambalajlama döngüsü olduğu da standardın kendi madde 4.2 metninden doğrulandı. Buna karşılık laboratuvar derlemelerinde çok sık tekrarlanan “18 dağıtım döngüsü, 10 test çizelgesi ve 3 güvence seviyesi” özeti standardın kendi metninden doğrulanamadı: astm.org yalnızca kapsam maddesini ve “Significance and Use” bölümünü açık veriyor, geri kalanı ücretli. Üstelik bu özeti aktaran iki ticari kaynak birbiriyle çelişiyor. Dolayısıyla güvence seviyelerinin standardın kendi tanımı bu çalışmada okunamadı ve buradan bir sınıflandırma aktarılmıyor.
Bu özel koşullar gerçek saha koşullarını zorunlu olarak birebir tekrarlamaz, ancak onları taklit etme eğilimindedir ve paketler ile malzemeler üzerinde saha performanslarıyla ilişkilendirilebilecek etkilere sahiptir.
— ASTM D4332, madde 4.2
Bu cümle, laboratuvar sıcaklığıyla sahadaki sıcaklık arasındaki farkı standardın kendi ağzıyla kuruyor. Aynı standardın madde 4.1’i sebebini de veriyor: özellikle selülozik malzemelerin fiziksel özellikleri sıcaklık ve bağıl nemle değişiyor. Yani bir mukavva kutunun laboratuvarda ölçülen davranışı, aynı kutunun nemli bir depoda ya da nemli bir yolculukta aynı davranışı göstereceğini garanti etmiyor — ADR/RID’in mukavvayı koşullandırma zorunluluğuna bağlamasının arkasındaki fizik de bu.
Basınç tarafında ASTM D6653 daha da açık: bu test yöntemlerinin sonuçlarının nitel amaçlarla kullanılmak üzere amaçlandığını yazıyor. Yani bir yükseklik ya da basınç testinden nicel bir iddia — “şu kadar yükseklikte sızdırmaz” gibi — kurulamaz; standart buna izin vermiyor. Test, besleyici uçaklar veya yüksek dağ geçitleri gibi taşıma modları için tanımlanmış.
ISO tarafı: yöntem standardı ne demektir
ISO 2248:1985, tam dolu bir taşıma paketi üzerinde düşürme ile dikey darbe testi için bir yöntem belirliyor ve tek başına ya da bir test dizisinin parçası olarak uygulanabiliyor; yayın 2022’de gözden geçirilerek teyit edilmiş. Kritik nokta şu: ISO 2248 bir yöntem standardıdır. Düşürme yükseklikleri, atmosfer koşulları ve paketin duruşu standardın kendisi tarafından dayatılmaz; “önceden belirlenir”, yani ilgili şartnameye bırakılır. Bu nedenle “ISO 2248 testini geçtik” ifadesi, yükseklik belirtilmeden boş bir cümledir. Aynı mantık ISO 2234:2000 için de geçerli: statik yük kullanarak yığma testi için üç yöntem belirliyor ve deformasyon, sürünme (creep), çökme veya kırılma etkilerini araştırmak için kullanılıyor.
Bu iki standardın kendi metinleri bu çalışmada görülemedi: ISO’nun sunucusu hem otomatik hem de elle yapılan erişim denemelerine engel döndürdüğü için yalnızca katalog özetleri okunabildi, yani iki standart hakkında yukarıda yazılanları birinci elden teyit edemedik. Bu yüzden ISO 2248 ve ISO 2234’ten hiçbir sayı — düşürme yüksekliği, yük değeri, süre — bu yazıya aktarılmadı. ADR/RID 6.1.5.3’e düşülen “ISO Standardı 2248’e bakınız” dipnotunun varlığı ise birincil metinden doğrulandı; dipnot bir atıftır, zorunluluk değildir. ADR/RID 6.1.5.6 yığma testi ise ISO 2234’e hiç atıfta bulunmuyor; iki rejim ayrı yaşıyor.
Son bir eşdeğerlik düzeltmesi. “ISO 2248 ile ASTM D5276 birbirinin yerine geçer” ifadesi yanlış, çünkü eşdeğerlik tek yönlü. ASTM D5276 madde 1.1, 50 kg’ı (110 lb) aşmayan kaplar için bu test yönteminin ISO 2206:1987 ve ISO 2248:1985 gerekliliklerini karşıladığını söylüyor; hemen ardından madde 1.2 ise bu ISO standartlarının D5276’nın gerekliliklerini karşılamayan prosedürler tanımlayabileceğini ekliyor. Yani D5276 ISO 2248’i karşılar, ama ISO 2248 D5276’yı karşılamayabilir. Bir raporda hangisinin yazdığı fark eder.
Kozmetik tarafında bir ambalaj performans testi var mı
Üçüncü rejim kozmetik iyi üretim uygulamaları ve ona burada tek bir soruyla bakılıyor: bu metinler bir taşıma ambalajı performans testi istiyor mu? Kapsam sınırı, depolama koşulları ve sıcaklık hükümleri ayrı bir konu ve sonraki bölümün işi; buradaki soru yalnızca düşürme, yığma ve titreşim.
Cevap iki metinde de aynı yönde. ISO 22716:2007 sevkiyatı kapsam cümlesine alıyor, ama sevkiyat için hiçbir sayı, test veya ölçüm gerekliliği koymuyor: ne bir düşürme, ne bir yığma, ne bir titreşim testi. Dolayısıyla “ISO 22716 taşıma ya da ambalaj testi ister” ifadesi doğru değil — ve bu, standardın bir eksiği değil, kalite sistemi kılavuzu ile ambalaj şartnamesi arasındaki tür farkı.
Standardın taşımaya en çok yaklaştığı iki nokta da ilginç biçimde ters yönde bakıyor. Madde 6.2 (b), ambalaj malzemesi satın alımlarında kabul kriterleri ve taşıma koşulları gibi teknik şartların belirlenmesini istiyor; madde 6.3.2 ise hammadde ve ambalaj malzemesi sevkiyat kaplarının bütünlüğünün görsel olarak kontrol edilmesini ve gerekirse taşıma verilerinin ek kontrolünü istiyor. İkisi de gelen malzeme için, giden ürün için değil. “Taşıma verileri” kavramının standartta geçmesi, veriye dayalı bir kontrolün fabrika kapısına kadar beklendiğini gösteriyor — ambalajın performansına ilişkin bir sayı ise iki maddenin hiçbirinde yok.
ISO 22716:2007’nin tam metni bu çalışmada resmî olmayan bir aynadan okundu, çünkü ISO’nun kendi sunucusu erişim engeli döndürdü; kapsam cümlesi ISO katalog özetiyle çapraz doğrulandı. Madde numaraları ve alıntı cümleler bu metinden alındı.
Türkiye tarafında aynı soruya aynı cevap geliyor. TİTCK Kozmetik İyi Üretim Uygulamaları Kılavuzunun tam metni tarandığında kılavuzun hiçbir maddesi kozmetik ürün için taşıma ambalajı performans testi istemiyor; ambalajla ilgili tek gereklilik madde 11.2.9’da ve bir test değil bir kontrol: kullanılacak tüm iç ve dış ambalaj malzemelerinin spesifikasyonlarına uygunluğunun kontrolü ve kayda geçirilmesi. Yani kozmetik tarafında ambalajdan beklenen şey bir düşürme yüksekliğine dayanmak değil, kendi spesifikasyonuna uymak. Bir künye ayrıntısı da kayda değer: kılavuzun tam metninde “22716” ifadesi hiç geçmiyor — kılavuz ISO 22716 ile aynı çerçeveyi izliyor ama ona atıfta bulunmuyor. Dayanağı 24 Mart 2005 tarihli ve 5324 sayılı Kozmetik Kanunu ile Kozmetik Yönetmeliği.
Üç metin böylece aynı masaya geliyor. ADR/RID 6.1.5 ambalaja bir yükseklikten düşürülme ve bir yük altında 24 saat durma ödevi veriyor; ISTA ve ASTM aynı ödevi sözleşme diliyle tekrarlıyor; kozmetik GMP ise ambalaja hiç böyle bir ödev vermiyor. Üç metin aynı nesneye üç ayrı soru soruyor ve bir tanesinin cevabı diğerinin yerine geçmiyor.
Üç rejim, üç ayrı cevap
ADR/RID Bölüm 6.1
Hukuki. Yalnızca ürün tehlikeli madde olarak sınıflandırılıp UN ambalaj istendiğinde zorunlu. Sabit sayılar verir, en kötü yönelimi şart koşar, numune sayısını belirler ve raporun kendi geçersizlik koşulunu taşımasını ister.
ISTA ve ASTM
Ticari. Hiçbir mevzuatta zorunlu değil. Temsili seviyeler uygular, bazı adımları opsiyonel bırakır ve kendi metninde UN testlerinin yerine geçmediğini yazar. Sonuç bir ambalaj-ürün çiftine aittir.
Kozmetik GMP
Ambalajdan bir performans testi istemez. ISO 22716 sevkiyatı kapsam cümlesine alır ama düşürme, yığma veya titreşim için hiçbir sayı koymaz; TİTCK kılavuzunun ambalajla ilgili tek maddesi bir test değil, spesifikasyona uygunluk kontrolüdür.
Breva nerede duruyor
Bu yazıda Breva ürünü veya kutusu üzerinde hiçbir ölçüm aktarılmadı. Anlatılan her değer ya tehlikeli madde ambalajı mevzuatına, ya ticari laboratuvar protokolüne, ya kozmetik GMP kılavuzuna ait. Hüküm zinciri anlatıldı; ürün hakkında bir sonuç beyan edilmedi.
Tek cümlede: bir testi geçmek, yolda hiçbir şey olmayacağını değil, o testin tanımladığı koşullarda belirli bir sonucun alındığını gösterir.
Depo ve dağıtım: standardın sorumluluğu araç kapısında biter
Bir kozmetik ürünün yolda ne yaşadığını sormak, önce şu soruyu sormayı gerektiriyor: bu soruyu kim cevaplamakla yükümlü? Kozmetikte kalite sisteminin adresi ISO 22716:2007 — yani Avrupa Birliği’nin kozmetik mevzuatına bağlanan iyi imalat uygulamaları kılavuzu. Standardın adı akla “üretimden tüketiciye kadar her şey” gibi geniş bir kapsam getiriyor. Metnin kendisi bundan çok daha dar.
ISO 22716:2007 Madde 1, kılavuzun kozmetik ürünlerin üretimi, kontrolü, depolanması ve sevkiyatı için geçerli olduğunu söylüyor. Aynı maddede kılavuzun iki şey için geçerli olmadığı da yazılı: araştırma-geliştirme faaliyetleri ve bitmiş ürünün dağıtımı. Bu ikinci istisnayı Madde 2.35’teki tanımla birlikte okumak gerekiyor: standart “sevkiyat”ı bir siparişin hazırlanmasına ve bir nakil aracına konulmasına ilişkin işlemler kümesi olarak tanımlıyor. Yani tanım, araca yükleme anında bitiyor.
İki hüküm birlikte tek bir sonuç veriyor. Kozmetik GMP’nin sorumluluğu araç kapısında biter. Paletin kapıdan çıkıp yola düştüğü andan sonrası bu standardın konusu değildir. “Yolda ne oluyor” sorusunun ISO 22716 içinde bir muhatabı yoktur — ve bu, standardın bir eksiği değil, bilinçli bir kapsam çizgisidir.
Piyasada dolaşan ifade: “ISO 22716 kozmetik ürünün dağıtımını ve nakliyesini de kapsar.” Birincil metin: Madde 1 bitmiş ürünün dağıtımını açıkça kapsam dışı bırakıyor, Madde 2.35 sevkiyatı araca yüklemeyle sınırlıyor. Bu, bu yazının en temel sınırıdır; buradan sonraki her şey bu çizginin hangi tarafında durduğuna göre okunmalı.
Ölçülmüş bir yokluk: standartta tek bir sıcaklık eşiği yok
İkinci yaygın ifade şöyle dolaşıyor: “ISO 22716 depoda belirli sıcaklık ve nem sınırları verir.” Bunu ölçmek mümkün ve ölçüldü. Standardın tam metni üzerinde yapılan düzenli ifade aramasında tek bir °C cinsinden sıcaklık değeri ya da % bağıl nem değeri bulunamadı — sonuç 0 eşleşme. “Humidity” kelimesi standartta hiç geçmiyor. Yani “ISO 22716 depoda şu sıcaklığı ister” diyen her kaynak, standardın kendisinde bulunmayan bir sayıyı standarda atfediyor.
Burada bir ayrımı atlamamak gerekiyor, çünkü ölçümü fazla yuvarlamak yeni bir yanlış üretir. ISO 22716’da “temperature” kelimesi tam olarak iki kez geçiyor ve ikisi de depolamaya değil: biri Madde 2.8’deki temizlik tanımında bir etken olarak, diğeri üretim talimatlarının içeriğini sayan maddede — her aşama için ayrıntılı üretim işlemleri sayılırken hammadde ilavesi ve sıcaklıklar bir kalem olarak geçiyor. Bu ölçüm standardın tam metni üzerinde yapıldı ama ISO’nun kendi resmî önizlemesinden teyit edilemedi; bu nedenle kelime sayımı birinci elden okunan metne dayanıyor, kurumsal bir teyit kaydı taşımıyor. Doğru çerçeve şu: standart sıcaklığı üretim dokümantasyonunda bir kayıt kalemi olarak anıyor, depolama için tek bir sayısal eşik vermiyor ve nemi hiç anmıyor.
Standart sayı yerine iki formül kullanıyor: “uygun koşullar” ve “uygun olduğu yerde” / “gerekli ise”. Bu ikinci kayıt, kozmetik GMP ile ilaç dağıtım uygulamaları arasındaki en büyük farkı tek başına taşıyor. Madde 6.6.1 depolama koşullarının her hammadde ve ambalaj malzemesi için uygun olmasını istiyor; Madde 6.6.3 özel depolama koşullarına uyulmasını ve bunların “uygun olduğu yerde” izlenmesini istiyor. İzleme mutlak değil, koşullu bir yükümlülük. Aynı kayıt bitmiş ürün tarafında da var: Madde 8.3.1 bitmiş ürünlerin tanımlı alanlarda, uygun koşullarda ve uygun bir süre boyunca depolanmasını, gerekli ise depolama sırasında izlenmesini istiyor.
ISO 22716’nın depolama maddeleri ve ne istedikleri
| Madde | Ne istiyor | Sayı veriyor mu? |
|---|---|---|
| 4.2 — Alan tipleri | Depolama için ayrı ya da tanımlı alan | Hayır |
| 4.3 — Alan | Yeterli alan | Hayır |
| 6.6.1 | Her hammadde ve ambalaj malzemesi için uygun depolama koşulu | Hayır |
| 6.6.3 | Özel depolama koşullarına uyma, “uygun olduğu yerde” izleme | Hayır |
| 6.6.4 | Kapların kapalı ve yerden yüksekte (zeminle temas etmeden) tutulması | Hayır |
| 6.6.6 | Karantina ve ret malzemeleri için ayrı fiziksel alan ya da aynı güvence düzeyini veren başka bir sistem | Hayır |
| 6.6.7 | Stok çevriminin en eski serbest bırakılmış stoğu ilk kullandırması (FIFO) | Hayır |
| 6.6.8 | Periyodik sayım, önemli sapmaların araştırılması, düzeltici faaliyet | Hayır — sıklık için yalnızca “periyodik” |
| 6.7 — Yeniden değerlendirme | Tanımlı bir depolama süresi sonunda uygunluğun yeniden değerlendirilmesi; sistemin yeniden değerlendirme gereken malzemenin kullanılmasını önlemesi | Hayır — “tanımlı süre” üreticiye bırakılmış |
| 7.2.6.2 / 7.2.6.3 | Bulk ürün için azami depolama süresinin tanımlanması ve süreye ulaşıldığında yeniden değerlendirme | Hayır |
| 8.3.1 | Bitmiş ürünün tanımlı alanda, uygun koşulda, uygun süre depolanması; gerekli ise izleme | Hayır |
| 8.3.3 | Serbest bırakılmış / karantinada / reddedilmiş bitmiş ürünlerin ayrılması | Hayır |
| 8.3.4(c) | Kap kimliklendirmesinde depolama koşulu — yalnızca bu bilgi ürün kalitesi için kritikse | Hayır |
| 8.3.5 | Bitmiş ürün tarafında stok çevrimi: en eski serbest bırakılmış stok ilk (FIFO) | Hayır |
| 8.3.6 | Bitmiş ürün için periyodik sayım | Hayır |
| 8.4 — Sevkiyat | Tüm standartta iki cümle: sevkiyatı güvenceye alacak önlemler ve “uygun olduğunda” bitmiş ürün kalitesini koruma önlemi | Hayır — sıcaklık, süre, araç ya da izleme şartı yok |
| 8.5.1–8.5.4 — İadeler | İadelerin kimliklendirilmesi, tanımlı alanda depolanması, belirlenmiş kriterlere göre değerlendirilmesi, yeniden arzdan önce serbest bırakılması, yeniden işlenmiş iadelerin ayırt edilmesi | Hayır — ne kriter ne eşik veriliyor |
Tablonun sağ kolonu baştan sona aynı: hayır. Ama tablonun kendisi iki yerde dikkat istiyor.
Birincisi Madde 6.6.8 ile 8.3.6 arasındaki fark. 6.6.8 üç şey istiyor: periyodik sayım, önemli sapmaların araştırılması ve düzeltici faaliyet. Bitmiş ürün tarafındaki 8.3.6 bunun birebir aynısı değil — düzeltici faaliyet yükümlülüğü 8.3.6’da yok. İki maddeyi “aynı kural” diye birleştiren derlemeler var; metin bunu desteklemiyor.
İkincisi Madde 6.6.6’daki esneklik. Standart karantina ve ret malzemeleri için ayrı bir fiziksel alan istiyor, ama hemen ardından “ya da aynı güvence düzeyini sağlayan başka bir sistem” diyor. Bu ifade, fiziksel duvar yerine doğrulanmış bir depo yönetim ya da barkod sistemine açık kapı bırakıyor. Kozmetik GMP’yi “her şey için ayrı oda” diye okuyan özetler bu cümleyi atlıyor.
Bina tarafında da bir ayrım gerekiyor. Standardın bina bölümü depolama için ayrı ya da tanımlı alan (Madde 4.2) ve yeterli alan (Madde 4.3) istiyor. Yeterli havalandırma hükmü (Madde 4.8) ise depolama için değil, öngörülen üretim işlemleri için yazılmış — bu maddeyi depo iklimlendirmesine bağlamak metni zorlamak olur. Sonuç şu: ISO 22716’da bina düzeyinde sıcaklık ya da nem kontrolü için hüküm yok. Kozmetik GMP’de “klimalı depo” diye bir şart bulunmuyor.
FIFO mu FEFO mu? İki rejimin ayrıldığı nokta
Depo literatüründe sık rastlanan bir cümle var: “Kozmetik GMP FEFO ister.” Bu yanlış, ve yanlışın kaynağı ilgi çekici — çünkü doğru cevap iki ayrı birincil metinde yan yana duruyor.
Kozmetik GMP — FIFO
ISO 22716:2007 Madde 6.6.7 ve Madde 8.3.5, istisnai durumlar dışında stok çevriminin en eski serbest bırakılmış stoğun ilk kullanılmasını sağlamasını istiyor. Standart hiçbir yerde son kullanma tarihine göre çıkıştan, yani FEFO’dan söz etmiyor.
İlaç dağıtımı — FEFO
AB İyi Dağıtım Uygulamaları Kılavuzu 2013/C 343/01 madde 5.23, stok çevriminin serilerin son kullanma tarihlerine göre yapılmasını istiyor ve bunu metinde açıkça “FEFO; First Expired, First Out” olarak adlandırıyor. Aynı ilke madde 5.32’de ve satılabilir stoğa dönen ürünler için madde 6.12’de de tekrarlanıyor.
FEFO’nun ilaç dağıtımında tek bir maddede değil üç ayrı yerde geçmesi, ayrımı zayıflatmıyor; tersine, FEFO’nun o rejimde taşıyıcı bir ilke olduğunu gösteriyor. Kozmetik GMP’de ise karşılığı yok — stok çevriminin ölçütü serbest bırakma sırası.
Buna karşılık iki rejimin farkını her konuda keskin sanmak da yanlış olur. Fiziksel depolama kurallarına bakıldığında metinler büyük ölçüde örtüşüyor. ISO 22716 Madde 6.6.4 malzemelerin zeminle temas etmeden depolanmasını istiyor; AB GDP madde 5.24 ilaçların doğrudan zemine konulmamasını istiyor — metinde bu cümlede bir çift olumsuzluk dizgi hatası bulunuyor ama kastedilen kural açık. ISO 22716 Madde 6.6.6’nın “aynı güvence düzeyini sağlayan başka bir sistem” esnekliğinin ilaç karşılığı da var: GDP madde 5.27, fiziksel ayrımın yerine geçen elektronik ayrım sistemlerinin eşdeğer güvenlik sağlamasını ve doğrulanmış olmasını şart koşuyor. İki rejim arasındaki asıl ayrışma raf ve palet düzeninde değil, sıcaklık rejiminde ve nakliyede.
O ayrışma ölçülebilir bir asimetri olarak da görünüyor. Kozmetik GMP sevkiyata tüm standartta iki cümle ayırıyor (Madde 8.4). İlaç GDP aynı konuya ayrı bir bölüm ayırıyor: Bölüm 9, madde 9.1’den 9.23’e kadar yirmi üç madde. Bu asimetriyi anlatırken bir şeyi karıştırmamak gerekiyor — Bölüm 9’un içeriği kozmetiğe taşınmaz, yalnızca iki metnin aynı konuya ayırdığı yer karşılaştırılır.
“Her kutuda saklama koşulu yazmak GMP gereğidir” — değil
Bu ifade de sık dolaşıyor ve birincil metin tersini söylüyor. ISO 22716 Madde 8.3.4, bitmiş ürün kabı üzerindeki kimliklendirmede depolama koşullarının belirtilmesini (c bendi) ancak bu bilgi ürün kalitesini güvence altına almak için kritik olduğunda istiyor. Yani depolama koşulunu kabın üzerine yazmak varsayılan bir yükümlülük değil, koşullu bir yükümlülük. Aynı koşullu formül standardın saklama numunelerine ilişkin maddelerinde de kullanılıyor.
Burada bir çerçeve notu gerekiyor: Madde 8.3.4 kap kimliklendirmesine ilişkindir, tüketicinin elindeki ambalajın yasal etiket bilgisine değil. Tüketici etiketindeki saklama koşulunun dayanağı başka bir yerde ve başka bir mantıkla kurulu; ona bir sonraki bölümde geliyoruz. Etiket zorunluluklarının bütününü merak eden okur için kozmetik etiketi nasıl okunur yazısı ayrı bir başlangıç noktası.
Standart neden bağlayıcı sayılıyor: varsayım mekanizması
ISO 22716 bir gönüllü standart. Kozmetikte bağlayıcılığı dolaylı bir mekanizmayla kuruluyor. 1223/2009 sayılı AB Kozmetik Tüzüğü Madde 8(1), kozmetik ürün imalatının iyi imalat uygulamalarına uygun olmasını istiyor: “The manufacture of cosmetic products shall comply with good manufacturing practice with a view to ensuring the objectives of Article 1.” Madde 8(2) ise imalat, referansları AB Resmî Gazetesi’nde yayımlanmış ilgili uyumlaştırılmış standartlara uygunsa GMP’ye uygunluğun varsayılacağını söylüyor.
Mekanizma tek yönlü çalışıyor: standarda uyarsan uygun sayılırsın; uymazsan otomatik olarak uygunsuz sayılmazsın, uygunluğu başka yolla kanıtlaman gerekir. Kozmetik için listelenen uyumlaştırılmış standart EN ISO 22716:2007. Avrupa Komisyonu’nun uyumlaştırılmış standartlar sayfası bu satırı taşıyor ve 1223/2009 çerçevesindeki Komisyon bildiriminin AB Resmî Gazetesi C 123, 21/04/2011 sayısında yayımlandığını belirtiyor; Komisyon Ortak Araştırma Merkezi’nin 1223/2009 uygulamasına ilişkin raporu (Report EUR 27284) künyeyi sayfa aralığına kadar veriyor: C 123 (2011), s. 3–4. Resmî Gazete bildiriminin kendi metni birinci elden okunamadı — EUR-Lex üzerinden açılmadı — bu yüzden künye bir AB Komisyonu yayınından aktarılıyor, bildirimin kendi sayfasından değil.
Standardın baskı durumu için de aynı kayıt geçerli. Kapak sayfası “First edition 2007-11-15” diyor; ISO’nun proje kaydını yansıtan bir kaynakta standardın 10 Aralık 2022’de “standard confirmed” aşamasında teyit edildiği görünüyor ve yeni bir baskı yayımlanmamış. ISO’nun kendi sayfası doğrudan erişimde açılmadığı için aşama kodu bu ikincil kayıttan okundu; 2011 ve 2017 teyitlerine ilişkin birincil kayıt görülemedi.
Türkiye tarafında zincirin kurulumu neredeyse aynı ama bir ayrıntısı ilginç. Yürürlükteki Kozmetik Ürünler Yönetmeliği 8/5/2023 tarihli ve 32184 Mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı; Madde 39’a göre “Bu Yönetmelik yayımı tarihinden altı ay sonra yürürlüğe girer” — yani yürürlük tarihi 8/11/2023. Metin 5/3/2024 tarihli 32480 sayılı Resmî Gazete ile değiştirildi. Madde 38 ile 2005 tarihli Kozmetik Yönetmeliği yürürlükten kaldırıldı.
Yönetmeliğin Madde 11(2)’si şunu söylüyor: “İmalatın, Avrupa Birliği Resmî Gazetesi’nde referans numaraları yayımlanmış olan ilgili uyumlaştırılmış standartlara uygun olduğu durumlarda, iyi imalat uygulamalarına uygun olduğu varsayılır.” Dikkat çeken şu: Yönetmelik doğrudan AB Resmî Gazetesi’ne atıf yapıyor — TSE’ye ya da TS EN ISO 22716’ya değil. Yönetmelik metninde “22716” ifadesi hiç geçmiyor (0 eşleşme). Yani Türk mevzuatı fiilen EN ISO 22716:2007’ye bağlanıyor ama standardın adını anmıyor.
Yönetmeliğin tanım maddesi de kapsam çizgisini aynı yere koyuyor. Madde 4(1)(k): “İyi imalat uygulamaları: Kozmetik ürünlerin üretimi, kontrolü, depolanması ve sevkiyatı aşamalarında kalite şartlarını yerine getirmesine yönelik yeterli güveni sağlamak için gerekli olan standart hale getirilmiş bütün planlı ve sistemli faaliyetleri”. Tanım depolamayı ve sevkiyatı içeriyor, dağıtımı içermiyor — ISO 22716 Madde 1’deki kapsam dışı bırakmayla birebir tutarlı. İki metin aynı sınırı çiziyor.
Türkiye depolama özelinde daha sıkı — yaygın sanının tersi
“Türkiye kozmetik GMP’de AB’den gevşektir” ifadesi en azından depolama başlığında yanlış. TİTCK’nın yayımladığı Kozmetik İyi Üretim Uygulamaları Kılavuzu, ISO 22716’nın bıraktığı boşluğu kendi 9.3 maddesiyle dolduruyor — ve bunu “uygun olduğu yerde” kaydı olmadan yapıyor.
Maddenin iki cümlesi birlikte okunmalı. Birinci cümle: “Depolama alanlarında depolanan başlangıç maddeleri ve ürünlerin özelliğine uygun olarak sıcaklık ve nem kontrolü sağlanmalıdır.” İkinci cümle: “Depolama alanlarında sıcaklık ve nem ölçüm cihazı bulundurulmalı ve ortamın sıcaklık ve nem koşulları tanımlanarak takibi yapılmalı, bunlara ilişkin kayıtlar tutulmalıdır.” Yükümlülük üç katmanlı: koşulu kontrol etmek, ölçüm cihazı bulundurmak, koşulları tanımlayıp kayıt tutmak. ISO 22716 Madde 6.6.3 aynı izlemeyi koşullu bir kayıtla isterken, bu kılavuz kayıtsız şartsız istiyor.
Kılavuzun depo bölümünde sayısal olmayan ama somut başka hükümler de var. Madde 9.1 depolama alanlarının karantina, kabul ve ret alanlarını içerecek şekilde tasarlanmasını istiyor. Madde 9.4 şunu yazıyor: “Depolama alanlarında depolanan materyallerin güneş ışığından zarar görmesini engelleyecek şekilde önleyici tedbirler alınmalıdır, dışarı açılabilir pencere bulunmamalıdır.” Bu, “güneş ışığından uzakta saklayın” ifadesinin Türkiye’deki en açık bağlayıcı karşılığı — ve tüketici etiketine değil, üretim yeri deposuna ilişkin. ISO 22716’da buna karşılık gelen bir hüküm yok; standardın ilgili maddesi yalnızca açılabilir pencerelerin uygun şekilde elekle korunmasını istiyor. Madde 9.5 ret alanlarının giriş-çıkışın engellendiği kilitli alanlar olmasını istiyor. Madde 9.2 ve 11.4.2, ISO’nun “yerden yüksekte depolama” kuralını raf ve palet sistemi olarak daha açık yazıyor. Madde 9.6 stok kontrol sistemi ve stok çevrimi, madde 9.9 ise mal kabul ve sevkiyat alanlarının depolama koşullarını etkilemeyecek şekilde ayrılmasını istiyor.
Güvenlik tarafında da bir hüküm var: madde 9.10, parlayıcı, patlayıcı ve yanıcı hammaddelerin depolanmasına ilişkin önlem alınmasını istiyor. Bu, kılavuzun ne dediğinin aktarımıdır; bir depolama talimatı değildir. Uçucu yağların parlayıcılık sınıflandırmasının taşıma hukukunda nasıl çalıştığı bu yazının başka bölümlerinin konusu.
Ama bütün bu sıkılığın ortasında kılavuz da sayı vermiyor. Metinde °C ve % nem değeri arandı, sonuç 0 eşleşme. Eşik değeri yine üreticinin tanımına bırakılmış.
Sayının nereden geldiğini kılavuzun kendisi söylüyor. Madde 11.4.1, serbest bırakılan bitmiş ürünün “ürünün stabilite verilerine bağlı olarak belirlenecek sıcaklık ve nem koşulları altında sevkiyata hazır halde bekletilmeli ve bunlara ilişkin kayıtlar tutulmalıdır” diyor. Zincir böyle kapanıyor: mevzuat sayı vermiyor → sayıyı üreticinin stabilite çalışması belirliyor → kılavuz o sayıya uyulmasını ve kaydedilmesini istiyor. Bu yazının anlatmaya çalıştığı mekanizma tam olarak bu. Üretim tarafındaki parti, serbest bırakma ve izlenebilirlik düzeni ise ayrı bir konu; nazal stick nasıl üretilir yazısı o tarafı ele alıyor.
Bir kurum sınırı da kaydedilmeli: bu kılavuzun dayanak maddesi şöyle yazıyor — “Bu kılavuz; 24/03/2005 tarihli ve 5324 sayılı Kozmetik Kanunu ve Kozmetik Yönetmeliğine dayanılarak hazırlanmıştır.” Dayanak gösterilen Kozmetik Yönetmeliği, 2023 Kozmetik Ürünler Yönetmeliği’nin 38. maddesiyle yürürlükten kaldırıldı. Kılavuzun bu değişiklikten sonra güncellenip güncellendiğine dair bir duyuru ya da revizyon notu bulunamadı; TİTCK’nın mevzuat sayfası belgeyi hâlâ yayımlanmış evrak olarak listeliyor. Bu nedenle metinde “yürürlükteki kılavuz” değil, “TİTCK’nın yayımladığı kılavuz” denmesi daha doğru.
Araç kapısından sonra: sorumluluk kimde
Kapsam çizgisi araç kapısında bitiyorsa, kapıdan sonrası hukuken boşluk mu? Hayır — ama orada duran hüküm sayı değil sonuç düzenliyor.
1223/2009 Madde 6(4) şunu söylüyor: “Distributors shall ensure that, while a product is under their responsibility, storage or transport conditions do not jeopardise its compliance with the requirements set out in this Regulation.” Türkiye karşılığı Kozmetik Ürünler Yönetmeliği Madde 9(4) ve neredeyse birebir çeviri: “Dağıtıcılar; depolama ve nakliye koşullarının, sorumlulukları altındaki ürünlerin bu Yönetmelikte belirtilen gerekliliklere uygunluğunu tehlikeye atmamasını sağlar.”
Kozmetikte nakliye koşuluna değinen bağlayıcı hüküm bu ikisi. İkisi de sonuç odaklı: koşul, uygunluğu tehlikeye atmayacak. Hiçbiri sıcaklık sınırı, ölçüm, kayıt, haritalama ya da araç tipi belirtmiyor. Kozmetiğin nakliyesi sırasında sıcaklık kaydı ya da sapma bildirimi isteyen bir hüküm aranmış ve bulunamamış; kozmetik depolarında sıcaklık haritalaması isteyen bağlayıcı bir metin de bulunamamış — haritalama yükümlülüğü yalnızca ilaç tarafında bulunuyor.
Yükümlülüğün sayı içermemesi onu yok saymak için gerekçe değil. “Sayı yok, öyleyse serbest” çıkarımı bu iki maddeyi atlıyor: sonucun sağlanması isteniyor, aracı seçmek yükümlüye bırakılıyor. Ambalajın bu sonuca katkısı ayrı bir konu ve kozmetik ambalajı ve malzeme uyumu yazısında ele alındı.
Üç metin yan yana
| Soru | ISO 22716:2007 | AB 1223/2009 | Türkiye (Yönetmelik + TİTCK Kozmetik GMP Kılavuzu) |
|---|---|---|---|
| Dağıtım kapsamda mı? | Hayır — Madde 1 açıkça dışlıyor | Dağıtıcıya Madde 6(4) ile sonuç yükümlülüğü | GMP tanımı (Madde 4(1)(k)) dağıtımı içermiyor; dağıtıcıya Madde 9(4) ile sonuç yükümlülüğü |
| Depoda sıcaklık/nem ölçümü | “Uygun olduğu yerde” izleme (6.6.3), “gerekli ise” izleme (8.3.1) | Hüküm yok | Kesin: kontrol + ölçüm cihazı + tanımlama + kayıt (Kılavuz md. 9.3) |
| Sayısal eşik | Yok — ölçüm: 0 °C, 0 % bağıl nem | Yok — “temperature” kelimesi metinde 0 kez | Yönetmelik madde metinlerinde °C 0 kez; Kılavuzda °C 0 kez |
| Stok çevrimi | FIFO (6.6.7, 8.3.5) | Hüküm yok | Stok kontrol sistemi ve stok çevrimi (Kılavuz md. 9.6) |
| Sevkiyat için ayrılan yer | İki cümle (Madde 8.4) | Tek cümle, dağıtıcı yükümlülüğü içinde | Serbest bırakılan ürünün stabilite verisine bağlı koşulda bekletilmesi ve kayıt (Kılavuz md. 11.4.1) |
| Sıcaklık haritalaması | Hüküm yok | Hüküm yok | Kozmetik tarafında hüküm bulunamadı |
Tablo tek bir şeyi gösteriyor: kozmetikte “yolda kaç derece” sorusunun cevabı mevzuatta yazmıyor. Peki hiç mi yazmıyor — başka bir ürün sınıfında yazıyor olabilir mi? Yazıyor. Bir sonraki bölüm tam olarak bunun ölçümü.
Kozmetikte soğuk zincir var mı?
Bu soruya fikirle değil ölçümle cevap vermek mümkün. Bir rejimin var olup olmadığı, o rejimi kuran kelimelerin bağlayıcı metinlerde geçip geçmediğine bakılarak sayılabilir. Üç ölçüm yapıldı ve üçü de aynı yere çıktı.
AB 1223/2009 — “temperature”: 0
Avrupa Komisyonu’nun yayımladığı resmî PDF’in tam metninde “temperature” kelimesi hiç geçmiyor. “Cold chain” de 0 eşleşme. “Storage” yalnızca üç yerde geçiyor. 8.626 satırlık metin üzerinde ölçüldü.
Türkiye Kozmetik Ürünler Yönetmeliği — 0
Resmî konsolide metnin madde bölümünde “°C”, “soğuk zincir” ve “serin” ifadelerinin hiçbiri geçmiyor; her biri için sonuç 0 eşleşme.
TİTCK Kozmetik GMP Kılavuzu — 0
Depo alanlarında sıcaklık ve nem ölçümünü kesin olarak zorunlu kılan kılavuzda bile “soğuk zincir” ifadesi hiç geçmiyor; metinde hiçbir °C değeri yok.
ISO 22716:2007 — 0
Standardın tam metninde °C cinsinden sıcaklık ya da % bağıl nem değeri yok; “humidity” kelimesi hiç geçmiyor.
Dört ölçümün toplamı şu: kozmetik için yasal bir soğuk zincir rejimi yoktur. Bu bir arama başarısızlığı değil, ölçülmüş bir yokluk. Ama sınırını da doğru çizmek gerekiyor: taranan metinler AB ve Türkiye metinleridir; “hiçbir ülkede yok” denemez.
Ölçümün kapsamına dair bir kayıt daha gerekiyor. Türkiye Yönetmeliği için yapılan sayım, mevzuat.gov.tr’deki konsolide PDF üzerinde yapıldı ve o PDF yönetmeliğin yalnızca madde metinlerini içeriyor — metin kendi içinde Ek I/A ve Ek I/B’ye atıf yapıyor ama ekler dosyada yok. Bu ayrıntı önemli, çünkü AB tarafında saklama koşuluna değinen cümle tam olarak bir ekte duruyor. Dolayısıyla Türkiye ölçümü için “tam metin” değil “madde metinleri” demek doğru olanı.
O AB eki de kozmetikte saklama koşuluna değinen tek esaslı hükmü taşıyor. 1223/2009 Ek I Bölüm A’nın 2 numaralı başlığı — ürünün fiziksel/kimyasal özellikleri ve stabilitesi — güvenlik raporunda şunun ele alınmasını istiyor: “The stability of the cosmetics product under reasonably foreseeable storage conditions.”
Tüm AB kozmetik mevzuatında saklama koşuluna değinen esaslı hüküm bu tek cümledir. “Makul öngörülebilir” ifadesi, ürünün gerçekte maruz kalacağı koşulları değerlendirme yükünü üreticiye bırakıyor — ama hiçbir sıcaklık, nem ya da süre değeri vermiyor.
Piyasada dolaşan ifade: “Kozmetikte soğuk zincir zorunludur / kozmetik soğuk zincir ürünüdür.” Birincil metinler: AB 1223/2009’da “temperature” 0 kez, Türkiye Kozmetik Ürünler Yönetmeliği madde metinlerinde “soğuk zincir” 0 kez, TİTCK Kozmetik GMP Kılavuzu’nda “soğuk zincir” 0 kez. Böyle bir rejim kozmetik için kurulmuş değil.

Soğuk zincir rejimi nerede kurulu
“Kozmetikte yok” demek, hiçbir yerde yok demek değil. Soğuk zincir çok net kurulduğu iki alan var ve ikisinde de rejim sayılarla yazılı. Bunlar karşılaştırmadır; buradaki hiçbir sayı kozmetiğe taşınmaz, çünkü her biri başka bir ürün sınıfının mevzuatına ait.
Dünya Sağlık Örgütü’nün soğuk zincir rejimi kuran belgesi — Technical Report Series No. 961, 2011, Annex 9 — kapsamını baştan sınırlıyor: “These guidelines set out the principal requirements for the safe storage and distribution of time- and temperature-sensitive pharmaceutical products (TTSPPs).” Belge TTSPP’yi, önceden tanımlanmış çevresel koşullar ya da zaman sınırları içinde saklanmaz veya taşınmazsa artık amaçlandığı gibi performans göstermeyecek kadar bozulan farmasötik ürün olarak tanımlıyor. Kozmetik bu tanıma girmiyor: ne farmasötik ürün, ne de ruhsatlı bir saklama sıcaklık aralığı var.
Türkiye’de aşı tarafındaki sayı için Sağlık Bakanlığı’nın Aşı Portalı, aşı ve antiserumlar için soğuk zincir sıcaklığının +2 °C ile +8 °C arasında olduğunu, ideal sıcaklığın +4 °C olduğunu belirtiyor. Burada bir kayıt gerekiyor: bu Bakanlığın kendi sitesi ama bir genelge ya da mevzuat metni değil, bilgilendirme sayfası; Genişletilmiş Bağışıklama Programı Genelgesi’nin birincil metnine erişilemedi. Yani aşı tarafında sayısal bir rejimin var olduğu bu kaynakla gösterilebiliyor, rejimin tam hukuki künyesi birinci elden okunamadı.
Gıda tarafı ise en temiz karşıtlığı veriyor, çünkü orada hem terim hem sayı birincil mevzuat metninde duruyor. Hayvansal Gıdalar İçin Özel Hijyen Kuralları Yönetmeliği şöyle yazıyor: “Nakliye süresince soğuk zincir muhafaza edilir ve işleme tesisine vardığındaki süt ve kolostrumun sıcaklığı 10 °C’den fazla olamaz.” Aynı yönetmelik kıymanın 2 °C’den, sakatatın 3 °C’den, diğer etlerin 7 °C’den yüksek sıcaklıkta olmamasını; dondurulmuş su ürünlerinin −18 °C veya daha düşük sıcaklıkta muhafazasını istiyor.
Türk gıda yönetmeliği “soğuk zincir” diyor ve onlarca sayı veriyor. Türk kozmetik yönetmeliği ne terimi kullanıyor ne tek bir sayı veriyor. İkisi de ölçüldü. Bir yasal rejimin varlığı ya da yokluğu böyle gösterilir — tahminle değil, metni sayarak.
İlaç dağıtım kılavuzundaki tuzak: aradığınız sayılar orada da yok
Kozmetikte soğuk zincir arayan metinlerin sık başvurduğu adres AB İyi Dağıtım Uygulamaları Kılavuzu, yani 2013/C 343/01. Buraya iki ayrı yanlış atfediliyor ve ikisi de düzeltilmeli.
Birinci yanlış kapsam. Kılavuz, 2001/83/EC sayılı Direktifin 84 ve 85a(3) maddelerine dayanıyor — metnin kendi giriş bölümü bunu yazıyor: “The present guidelines are based on Articles 84 and 85a(3) of Directive 2001/83/EC”. Kapsamı beşeri tıbbi ürünlerin toptan dağıtımı ve toptan dağıtım yetkisi sahipleri. Kozmetik 1223/2009’a tabi, 2001/83/EC’ye değil; Türkiye’de de Kozmetik Ürünler Yönetmeliği yutulan, solunan ve enjekte edilen madde ve karışımları kapsam dışı bırakıyor. Yani bu kılavuzdan kozmetiğe kural taşınmaz.
İkinci yanlış daha ilgi çekici, çünkü sayıların kendisiyle ilgili. Piyasada bu kılavuza atfedilen iki rejim var: “2-8 °C” ve “15-25 °C”. Kılavuzun tam metni üzerinde ölçüm yapıldı ve sonuç şu: 2013/C 343/01’in tam metninde tek bir °C değeri geçmiyor — 0 eşleşme. On bölüm ve sözlükten oluşan 9.309 kelimelik metinde bu sayılar yok. Kılavuz sıcaklık gerekliliklerinin nereden geleceğini madde 3.13’te söylüyor: ürünün kanıtlanmış stabilite koşullarına göre belirlenecek. O meşhur sayılar sektör derlemelerinden, WHO Annex 9 örneklerinden ve ürün etiketlerinden geliyor — kılavuzun kendisinden değil.
Piyasada dolaşan ifade: “AB GDP kılavuzu 2013/C 343/01, 2-8 °C ve 15-25 °C saklama rejimlerini tanımlar.” Birincil metin: kılavuzda tek bir °C değeri yok (ölçüm: 0 eşleşme). Kılavuz sayıyı değil, sayının nasıl belirleneceğini düzenliyor (md. 3.13).
Kılavuzun gerçekten istediği şeyler sayı değil yöntem. Madde 3.14, depolama alanlarının temsili koşullar altında sıcaklık haritalaması yapılmasını, mevsimsel değişimlerin hesaba katılmasını istiyor: “Storage areas should be temperature mapped under representative conditions and should take into account seasonal variations.” İlk haritalama kullanıma başlamadan önce yapılacak; risk değerlendirmesi sonucuna göre ya da tesis veya ekipmanda önemli değişiklik olduğunda tekrarlanacak. Nakliye bölümünde (Bölüm 9) ise nakliye sırasında gereken depolama koşullarının ambalaj bilgisinde tanımlanan sınırlar içinde korunması isteniyor — “The required storage conditions for medicinal products should be maintained during transportation within the defined limits as described on the packaging information” (madde 9.2) — ayrıca nakliye sırasında sıcaklık izleme ekipmanının en az yılda bir kalibre edilmesi (9.8), doğrulanmış sıcaklık kontrol sistemleri kullanılması (9.19), soğuk pakların ürüne doğrudan temas etmemesi (9.21) ve sıcaklık sapmalarının araştırılması için prosedür bulunması (9.23).
Dikkat edilecek nokta: ilaç tarafı bile sayıyı mevzuatla vermiyor. Sayıyı ürünün stabilite verisi belirliyor, kılavuz o sayıya uyulmasını ve izlenmesini istiyor. Mekanizma kozmetikteki mekanizmayla aynı mantık; fark, yükümlülüğün kesinliğinde. Haritalama ilaçta isteniyor, kozmetikte hiç yok.
Türkiye tarafında bu konuda AB ile arasında bir metin farkı var ve kaydedilmesi gerekiyor. TİTCK’nın Beşeri Tıbbi Ürünler İçin İyi Dağıtım Uygulamaları Kılavuzu (2022) kapsamını şöyle sınırlıyor: “Bu kılavuz; ilgili mevzuata göre açılmış ve açılacak ecza ticarethaneleri ile denetimle görevli personel için hazırlanmıştır.” Kılavuzun madde 4.2.6’sı depolama alanında kullanımdan önce ilk sıcaklık haritalaması yapılmasını zorunlu kılıyor ve metin — AB kılavuzunun aksine — “Soğukta (2-8 ⁰C)” ifadesini açıkça kullanıyor. Yani piyasada AB kılavuzuna atfedilen sayı, Türkiye’nin ilaç kılavuzunda gerçekten yazılı. Ve o kılavuzda “kozmetik” kelimesi hiç geçmiyor (0 eşleşme). Sıcaklık haritalaması ve 2-8 °C rejimi ecza deposu içindir, kozmetik deposu için değil — kelimenin metinde hiç bulunmaması bunun ölçülmüş kanıtı.
Etikette yazan saklama koşulu hangi maddeden geliyor
Yaygın bir atıf hatası daha var ve düzeltmesi, etiketin nasıl okunacağını da değiştiriyor. “Etikette özel saklama koşulu AB 1223/2009 Madde 19(1)(b) ile zorunludur” deniyor. Yanlış: 19(1)(b) nominal içeriktir, yani miktar bilgisi.
Doğru dayanak Madde 19(1)(c). Bu bent asgari dayanma tarihini “uygun koşullarda saklandığında” ölçütüne bağlıyor ve bendin son cümlesi şunu söylüyor: “If necessary, this information shall be supplemented by an indication of the conditions which must be satisfied to guarantee the stated durability.” Etiket üzerindeki saklama koşulunun tek dayanağı bu son cümle — ve “gerekli ise” kaydıyla koşullu. Kullanımda alınacak özel önlemler ise bambaşka bir bent: 19(1)(d).
Bu zincirin ilginç bir sonucu var. Dayanıklılığı otuz ayı aşan ürünlerde asgari dayanma tarihi zorunlu değil; onun yerine açıldıktan sonra kullanım süresi (PAO) yazılıyor. O durumda 19(1)(c)’nin saklama koşulu cümlesinin dayanağı da düşüyor — çünkü cümle, belirtilen dayanıklılığı garanti etmeye bağlı kurulmuş.
Türkiye karşılığı aynı mantıkla kuruluyor: Yönetmeliğin etiket maddesi, gerektiğinde ürünün belirtilen dayanıklılığının garanti edilebilmesi için karşılanması gereken şartlara dair ek bilgi verilmesini istiyor — “Gerektiğinde, ürünün belirtilen dayanıklılığının garanti edilebilmesi için karşılanması gereken şartlara dair ek bilgi verilir.” Aynı maddenin bir başka fıkrası bu bilgilerin Türkçe sunulmasını zorunlu kılıyor, ve otuz ayı aşan dayanıklılıkta tarih yerine PAO yazılması kuralı da burada. Türkiye metninin bu maddesine ilişkin madde numarası birebir doğrulanmadığı için bu yazıda numara verilmiyor; hükmün lafzı yukarıda birebir aktarıldı.
Ama iki metin arasında bu noktada bir ifade farkı var ve atlanmamalı. AB Madde 19(1)(c) asgari dayanma tarihini “stored under appropriate conditions” — uygun koşullar — ölçütüne bağlıyor. Türkiye Yönetmeliği aynı yerde şöyle diyor: “Bir kozmetik ürünün, normal şartlar altında depolandığı takdirde, başlangıçtaki fonksiyonlarını yerine getirmeye ve özellikle 5 inci maddeye uygun kalmaya devam ettiği minimum dayanma tarihi.” “Uygun koşullar” ile “normal şartlar” aynı şey değil: birincisi üreticinin tanımladığı koşula, ikincisi olağan ve mutat koşula işaret ediyor. Türkçe metinler bu tercihte kendi içinde tutarlı — TİTCK’nın kozmetik stabilite kılavuzu da hızlandırılmış test tanımında “normal saklama koşulları” ifadesini kullanıyor.
Piyasada dolaşan ifade: “Her kozmetik kutusunda saklama koşulu yazmak GMP gereğidir.” Birincil metinler: ISO 22716 md. 8.3.4(c) kap kimliklendirmesinde depolama koşulunu ancak bu bilgi ürün kalitesi için kritik olduğunda istiyor; tüketici etiketinde ise AB ve Türkiye mevzuatı bunu yalnızca asgari dayanma tarihine bağlı ve “gerektiğinde” zorunlu kılıyor. İki metinde de varsayılan değil, koşullu bir yükümlülük.
“Serin yerde saklayın” kaç derecedir?
Bu, kozmetik etiketinde en sık görülen saklama ifadesi ve bağlayıcı bir sayısal karşılığı yok. İnternette dolaşan cevap farmakopeden alınıyor: “serin = 8-15 °C”. Bu değerler gerçekten bir farmakopede var ama bulundukları yer, kozmetik etiketine uygulanmalarını engelliyor.
Avrupa Farmakopesi’nin Genel Notlar bölümü sıcaklık terimlerini tanımlıyor — derin dondurucu, buzdolabı, soğuk veya serin, oda sıcaklığı için aralıklar veriyor. Ama paragrafın girişi kritik: tanımlar, bir analitik işlem sıcaklığı sayı vermeden belirtildiğinde ne anlaşılacağını söylemek için yazılmış. Yani bu terimler o farmakopenin kendi monografları ve analitik işlemleri içindir. Kozmetik mevzuatı farmakopeye atıf yapmıyor — ne AB 1223/2009 ne Türkiye Kozmetik Ürünler Yönetmeliği böyle bir atıf içeriyor. Dolayısıyla bir kozmetik etiketindeki “serin yerde saklayın” ifadesinin arkasında bu sayılar durmuyor.
Burada iki kayıt gerekiyor. Birincisi: bu değerler Avrupa Farmakopesi’nin kendi sitesinden okunamadı (metin ücretli); Genel Notlar bölümünün 7.0 baskısını yansıtan bir arşiv kopyasından okundu, yani birinci elden kurumsal kaynaktan değil. İkincisi: aynı değerlerin güncel baskıda (11. veya 12. edisyon) aynı kaldığı doğrulanamadı. İkinci bir farmakope kümesi de var — ABD Farmakopesi’nin ambalaj ve saklama gereklilikleri bölümü ile Türk Farmakopesi’nin genel notları — ama bunların hiçbirinin birincil metni okunamadı; ABD Farmakopesi’nin resmî PDF’leri erişime kapalı döndü, Türk Farmakopesi genel notlarının tam metnine ulaşılamadı. Bu nedenle bu iki kaynaktan sayı aktarılmıyor; yalnızca ikincil derlemelerde dolaştıkları kaydediliyor.
Piyasada dolaşan ifade: “Farmakopedeki ‘serin = 8-15 °C’ tanımı kozmetik etiketindeki ‘serin yerde saklayın’ ifadesinin yasal karşılığıdır.” Birincil metin: tanımın bulunduğu paragraf, bir analitik işlem sıcaklığının sayı verilmeden belirtildiği durum için yazılmış; kapsamı o farmakopenin kendi monografları ve analitik işlemleri. Kozmetikte “serin”in bağlayıcı sayısal karşılığı yoktur.
Kozmetikte sayı veren tek belge — ve kendi sayısını bağlayıcı saymıyor
Bütün bu yoklukların ortasında kozmetikte sıcaklık sayısı veren bir belge var: ISO/TR 18811:2018, kozmetik ürünlerin stabilite testine ilişkin kılavuz. Ama belgenin adındaki “TR” önemli — bu bir teknik rapor, standart değil; bağlayıcı değil. Ve kendi kapsam maddesinde yaptığı şey, verdiği sayıların statüsünü baştan düşürmek.
Madde 1, belgenin stabilite testlerinin koşullarını, parametrelerini ya da kriterlerini belirlemeyi amaçlamadığını söylüyor. Gerekçesi şu: kozmetik ürünlerin, saklama ve kullanım koşullarının çeşitliliği nedeniyle tek bir yol tanımlanamaz; dolayısıyla stabilite protokolünü belirlemek ve gerekçelendirmek üreticiye aittir. Kozmetikte saklama koşulu sayısının neden mevzuatta olmadığının teknik gerekçesi tam olarak bu.
Belgenin verdiği sayılar ise şunlar. Madde 5.3.2, hızlandırılmış kozmetik stabilite testleri için literatürde kullanılan koşulları (30 ± 2) °C, (37 ± 2) °C, (40 ± 2) °C, (45 ± 2) °C ve (50 ± 2) °C olarak listeliyor; sürelerin bir hafta ile üç ay arasında değiştiğini belirtiyor. Bağıl nem ortam koşulu olabileceği gibi 37 °C–40 °C / %75–%80 bağıl nem şeklinde kontrol de edilebiliyor; ara koşul olarak (30 ± 2) °C ve %65 bağıl nem kullanılabiliyor. Belge boyunca tüm sıcaklık ve nem koşullarının örneğin ±3 °C ve ±%5 bağıl nem dalgalanma yaşayabileceği varsayılıyor. Düşük sıcaklık tarafında da iki koşul var: referans numuneleri için 5 °C (2 °C–8 °C) buzdolabı koşulu ve — örneğin nakliye sırasındaki aşırı düşük sıcaklığın etkilerini belirlemek için — −5 °C ile −10 °C arasında dondurucu koşulu. Madde 5.3.3, sıcaklık ve nem döngüsü testlerinin dağıtım ve depolama sırasındaki aşırı dalgalanmalara dayanıklılığı belirlemek için kullanılabileceğini söylüyor.
Bu sayıların ne olmadığı, ne olduğundan daha önemli. Bunlar raf ömrü tahmini için hızlandırılmış test koşullarıdır, saklama tavsiyesi değildir. Belge bunu kendisi uyarıyor: aşırı sıcaklıklarda gözlenen değişimler piyasada hiç gerçekleşmeyebilir; belge 37–40 °C aralığını daha gerçekçi buluyor. Dolayısıyla bir test sıcaklığını “şu derecede bozulur” cümlesine çevirmek, hem ölçülmemiş bir sonuç beyan etmek hem de belgenin kendi uyarısına aykırı davranmak olur.
Bir kapsam sınırı daha var ve bu yazı için doğrudan anlamlı. Madde 5.3.3, donma-çözülme testlerinin uygulanabilirliğini açıkça iki ürün tipiyle sınırlıyor: kristalleşme veya bulanıklık oluşma potansiyelinin ölçüsü olarak sıvı ürünler, ve emülsiyon stabilitesinin göstergesi olarak emülsiyonlar veya kremler. Belge susuz, mumlu, katı formlar için ne donma-çözülme koşulu ne başka bir ürün tipine özel koşul veriyor. Daha geniş bir arama da aynı sonucu verdi: susuz mumlu katı kozmetik formlar için özel bir depolama ya da stabilite koşulu veren birincil belge bulunamadı; mevzuat da ürün formuna göre ayrım yapmıyor. Yani bu belgenin kapsamı bu form sınıfını içermiyor — ve kapsamın içermemesinden o form hakkında bir sonuç da çıkarılamaz. Oksidasyon ve raf ömrü tarafındaki ölçümler ayrı bir konu; uçucu yağlar bozulur mu yazısı o tarafı ele alıyor.
Türkiye’nin kozmetiğe özgü stabilite kılavuzu: nakliyeyi protokole bağlıyor
“Yolda sıcaklık” sorusunun teknik muhatabının mevzuat değil stabilite testi olduğunu söylemek kolay. Türkiye’de bu cümle bir ölçüde değişiyor, çünkü TİTCK’nın kozmetiğe özgü bir stabilite kılavuzu var: Kozmetik Ürünlerin Stabilitesine ve Açıldıktan Sonra Kullanım Süresine İlişkin Kılavuz, Sürüm 1.0.
Kılavuzun 6. maddesi, stabilite testlerinde belirleyici unsurların ürünün bileşimi, formülasyonu, ambalaj şekli ve kullanım şekli gibi ürüne özel kriterler olduğunu söylüyor. Ve kritik cümle şu: “Saklama koşulları ve seçilen çalışmanın süresi; depolanması, nakliyesi ve kullanımını içerecek yeterlilikte olmalıdır.”
Yani Türkiye’de nakliye koşulunun stabilite protokolünce kapsanması gerektiği, kozmetiğe özgü bir TİTCK kılavuzunda yazılı. Kozmetikte “yolda ne oluyor” sorusunun muhatabı yoktur denemez; muhatap mevzuatın sayısal hükmü değil, üreticinin stabilite çalışmasıdır — ve çalışmanın nakliyeyi kapsaması isteniyor.
Kılavuz raf ömrünü de etiketle bağlıyor: etiketinde belirtilen saklama koşullarında saklandığında kozmetik ürünün kabul edilen spesifikasyonlar içinde kaldığı süre. Hızlandırılmış stabilite testini ise normal saklama koşullarına göre zorlanmış koşullarda yapılan çalışmalar olarak tanımlıyor. Böylece zincir kozmetiğe özgü bir Türk belgesiyle kapanıyor: sayıyı mevzuat değil üretici belirler, belirlediği sayı etikete yazılır, raf ömrü o sayıya bağlı tanımlanır.
Ama bu kılavuz da sayı vermiyor: tam metninde hiçbir °C değeri yok (ölçüm: 0 eşleşme). Kurum sınırı tarafında ise yukarıda Kozmetik GMP Kılavuzu için kaydedilen durum bu belge için de, kendi ayrı künyesiyle geçerli: dayanağı 23/05/2005 tarihli ve 25823 sayılı Kozmetik Yönetmeliği, yani 2023’te yürürlükten kaldırılan metin. İki TİTCK belgesinin birbirinden bağımsız olarak aynı boşluğa düşmesi, 2023 değişikliğinin kaç belgeyi birden dayanaksız bıraktığını gösteriyor — bu yazı ikisini de bu nedenle yayımlayan kurumun adıyla anıyor.
İlaç tarafında Türkiye’nin stabilite kılavuzu (TİTCK, 17.07.2017) ise sayı veriyor — ama o sayılar bu yazıda yeni değil. Uzun dönem, ara ve hızlandırılmış saklama koşullarının kümesi, bu yazının “Standartların yolu sayıya çevirişi” bölümünde ICH Q1A(R2) künyesiyle verilmiş ve orada ölçülmüş kargo sıcaklıklarıyla karşılaştırılmıştı; Türk kılavuzunun kümesi onunla birebir örtüşüyor. Aynı değerler bu bölümün sonundaki tabloda da künyesiyle duruyor, bu yüzden burada tekrar dökülmüyor.
Türk kılavuzunun bu yazıya kattığı şey bir sayı değil, bir kapsam cümlesi: “Bu kılavuz iklim bölgesi I ve II’yi kapsamaktadır.” Türkiye’nin hangi iklim bölgesinde kabul edildiği sorusuna birincil bir metinden cevap veren kayıt budur, ve bu kayıt önceki bölümün yapmadığı bir işi yapıyor — orada test koşulunun ölçülmüş taşıma sıcaklıklarıyla karşılaştırılması vardı, burada koşulun hangi coğrafya için seçildiği var. Kılavuzun kapsamı etkin maddeler ve bunları içeren bitmiş ürünlerin ruhsat başvuruları, ve metinde “kozmetik” kelimesi hiç geçmiyor; dolayısıyla kümenin kendisi ilaç içindir, kozmetiğe taşınamaz. ISO/TR 18811’in 30 °C / %65 ara koşuluyla sayısal örtüşme de dikkat çekici, ama belgeler birbirine atıf yapmıyor; örtüşmeden bir bağ kurulamaz.
Sayılar ve kime ait oldukları
| Belge | Verdiği değer | Kapsamı | Kozmetiğe uygulanır mı? |
|---|---|---|---|
| AB 1223/2009 | Yok — “temperature” 0 kez | Kozmetik ürünler | Kapsam kozmetik, ama sayı yok |
| Türkiye Kozmetik Ürünler Yönetmeliği | Yok — madde metinlerinde °C 0 kez | Kozmetik ürünler | Kapsam kozmetik, ama sayı yok |
| ISO 22716:2007 | Yok — °C ve % bağıl nem 0 eşleşme | Kozmetik GMP; dağıtım kapsam dışı | Kapsam kozmetik, ama sayı yok |
| TİTCK Kozmetik GMP Kılavuzu | Yok — °C 0 eşleşme; cihaz ve kayıt zorunlu | Kozmetik üretim yeri deposu | Kapsam kozmetik, ama sayı yok |
| TİTCK Kozmetik Stabilite Kılavuzu, Sürüm 1.0 | Yok — °C 0 eşleşme | Kozmetik stabilitesi ve PAO; saklama koşulu nakliyeyi kapsamalı | Kapsam kozmetik, ama sayı yok |
| ISO/TR 18811:2018 | 30/37/40/45/50 °C ± 2; 37–40 °C / %75–80 BN; ara 30 °C / %65 BN; 5 °C (2–8); −5…−10 °C | Kozmetik stabilite testi; belge kendi kapsamında koşul belirlemeyi amaçlamadığını söylüyor | Test koşuludur, saklama tavsiyesi değildir |
| AB GDP 2013/C 343/01 | Yok — °C 0 eşleşme; sayıyı stabilite verisi belirler (md. 3.13) | Beşeri tıbbi ürünlerin toptan dağıtımı | Hayır — ilaç metni |
| TİTCK GDP Kılavuzu (2022) | “Soğukta (2-8 ⁰C)”; ilk sıcaklık haritalaması (md. 4.2.6) | Ecza ticarethaneleri; metinde “kozmetik” 0 kez | Hayır — ilaç metni |
| WHO TRS 961, Annex 9 (2011) | Soğuk zincir rejimi kurar | Zaman ve sıcaklığa duyarlı farmasötik ürünler (TTSPP) | Hayır — kozmetik tanıma girmiyor |
| Sağlık Bakanlığı Aşı Portalı | +2 °C / +8 °C, ideal +4 °C | Aşı ve antiserumlar | Hayır — ve kaynak bilgilendirme sayfası, genelge metni birinci elden okunamadı |
| Hayvansal Gıdalar İçin Özel Hijyen Kuralları Yönetmeliği | Süt/kolostrum 10 °C; kıyma 2 °C; sakatat 3 °C; diğer etler 7 °C; dondurulmuş su ürünleri −18 °C | Hayvansal gıda | Hayır — gıda metni |
| TİTCK İlaç Stabilite Kılavuzu (2017) | 25 °C/%60 BN ya da 30 °C/%65 BN; ara 30 °C/%65; hızlandırılmış 40 °C/%75 | Etkin maddeler ve bitmiş ürün ruhsat başvuruları; metinde “kozmetik” 0 kez | Hayır — ilaç metni |
| Avrupa Farmakopesi Genel Notlar | Derin dondurucu, buzdolabı, serin ve oda sıcaklığı için aralıklar | O farmakopenin monografları ve analitik işlemleri; güncel edisyonda aynı kaldığı doğrulanamadı | Hayır — kozmetik mevzuatı farmakopeye atıf yapmıyor |
Tabloda tek bir satır yok ki hem kapsamı kozmetik olsun hem sayı versin. Kozmetikte saklama koşulu sayısı mevzuatın verdiği bir şey değil, üreticinin kendi ürünü için gerekçelendirdiği bir şey. Mevzuatın yaptığı, o gerekçelendirmeyi istemek ve sonucun tehlikeye atılmamasını şart koşmak.
Bir yanlış çıkarıma karşı da son bir kayıt gerekiyor. “Kozmetikte soğuk zincir yok” bulgusu bir serbestlik beyanı değildir. AB 1223/2009 Madde 6(4) ve Türkiye Kozmetik Ürünler Yönetmeliği Madde 9(4) dağıtıcıya sonuç yükümlülüğü yüklüyor: depolama ve nakliye koşulları, sorumluluk altındaki ürünün mevzuata uygunluğunu tehlikeye atmayacak. Sayı verilmemiş olması, yükümlülüğün olmadığı anlamına gelmiyor; aracın seçimini yükümlüye bıraktığı anlamına geliyor.
Bu bölüm mevzuatın ne istediğini anlatıyor; Breva hakkında bir saklama koşulu, stabilite verisi ya da dayanıklılık cümlesi kurmuyor. Yukarıdaki sayıların hiçbiri bir Breva ölçümü değil ve hiçbiri Breva’ya uygulanmıyor — hepsi ya başka bir ürün sınıfının mevzuatına ya da bir test protokolüne ait.
Kargo, posta ve beyan: üç ayrı rejim
Buraya kadarki bölümlerde sayılar hep aynı yerden geldi: standardın kendi metninden. Bir okur bu noktada çok makul bir soru soruyor — “peki kargo şirketi ne diyor? Hangi parlama noktasının üstünde kabul etmiyor?” Bu soruyu sormak için beş Türk kargo şirketinin kendi yayımladığı taşıma standartları ve sözleşme metinleri baştan sona okundu. Bulunan şey bir sayı değil, bir yokluktu — ve o yokluk, bu bölümün en işe yarar bilgisidir.
Önce ölçümü dürüstçe daraltmak gerekiyor: kargo şirketleri bol bol sayı yayımlıyor. Kilogram eşikleri, desi hesapları, metre sınırları, mesafe bantları hep yayımlanmış durumda. Yayımlanmamış olan şey, yanıcılığa bağlı bir eşiktir. Okunan beş metinde — Yurtiçi Kargo taşıma sözleşmesi EK-2, Sürat Kargo “Taşınması Yasak Kargolar”, Aras Kargo “Operasyonel Taşıma Standartları”, Kolay Gelsin / Sendeo “Gönderi Standartları” ve DHL eCommerce Türkiye “Operasyonel Taşıma Standartları” — bir tek parlama noktası derecesi, bir tek alkol yüzdesi sınırı, bir tek hacim limiti geçmiyor. Hepsi nitel bir cümleyle çalışıyor: “parlayıp alevlenebilecek”.
Örneklemle ilgili ikinci bir düzeltme de gerekiyor. Bu araştırma sırasında yapılan doğrudan HTTP ölçümünde mngkargo.com.tr alan adının tamamı — kök dizin ve denenen alt yollar dahil — 301 Moved Permanently ile dhlecommerce.com.tr karşılıklarına yönlendi; DHL eCommerce Türkiye sayfasının altbilgisinde de “MNG Kargo Şimdi DHL eCommerce” bağlantısı duruyor. Yani MNG ve DHL eCommerce Türkiye bugün tek bir yayımlanmış kaynaktır. “Beş ayrı şirketin listesi” diye anılan örneklem, bağımsız metin sayısı bakımından dörttür. Burada şirket birleşmesi hakkında ticari bir yorum yapmıyoruz; yalnızca bir alan adının nereye yönlendiğini aktarıyoruz.
“Parfüm” kelimesi hangi metinde geçiyor, hangisinde geçmiyor
Kelime düzeyinde bir sayım, listelerin ne kadar farklı olduğunu tek bakışta gösteriyor.
Adı geçen iki metin
Aras Kargo, “Taşımadığımız Gizli Tehlikeli Maddeler” listesinde kalemi miktara bağlıyor: “Parfüm büyük miktarda ise”. Bu “büyük miktar” için yayımlanmış bir litre, kilogram veya adet değeri yok — arandı, bulunamadı. Aynı sayfa “Taşımadığımız Tehlikeli Maddeler Ve Risk Dereceleri” başlığı altında “Sınıf 3 — Alev alabilir sıvı maddeler”i de sayıyor.
DHL eCommerce Türkiye, “Tehlike Sınıfına Göre Taşınması Yasak Kargolar” tablosunda “Alev Alabilir Sıvı Maddeler” satırına “Saf Alkol, Petrol, Etil Alkol ve Diğer Yanıcı Sıvı Ürünler, Parfüm” yazıyor. Burada da parfümün yanında hiçbir miktar, hacim veya parlama noktası eşiği yok.
Adı hiç geçmeyen üç metin
Yurtiçi Kargo’nun imzalı taşıma sözleşmesinin EK-2’sinde ne “parfüm” ne “kolonya” geçiyor; sıvılar için konulan koşul “yanıcı, yakıcı, patlayıcı, zehirleyici ve fena kokulu olmayan” olmaktır.
Sürat Kargo’nun yasak listesinde parfüm yok; yanıcı madde parantezinde adı geçen kozmetiğe en yakın tek ürün “kolonya”dır.
Sendeo (Kolay Gelsin)’nun “hiçbir şekilde kabul edilmeyen” gönderiler listesinde kozmetiğe en yakın kalem (k) bendindeki “Saf alkol ve diğer yanıcı alkol ürünleri”dir.
Piyasada çok dolaşan bir cümle var: “Yurtiçi / Sendeo / Sürat parfümü yasaklı ürünler listesinde sayıyor.” Bu üç şirketin yayımlanmış metinlerinde “parfüm” kelimesi hiç geçmiyor. Sürat yalnızca “kolonya” yazıyor; diğer ikisi yalnızca nitel hükme dayanıyor. İddia, kaynak metinle doğrulanmıyor.
Dahası, o nitel hüküm aslında tek bir cümlenin kopyasıdır. Yurtiçi sözleşmesinde, Sürat’in sayfasında, Sendeo’nun (l) bendinde ve PTT Kargo ve Kurye Gönderileri Hakkında Yönetmelik’in 39 uncu maddesinin birinci fıkrası (a) bendinde neredeyse kelime kelime aynı ifade duruyor: “Tabiat ve mahiyetleri veya ambalajları dolayısıyla kişileri tehlikeye düşürebilecek, posta gönderilerini kirletebilecek veya bozabilecek, parlayıp alevlenebilecek veya patlayabilecek nitelikte bulunan tehlikeli maddeler”. Yani ortada dört ayrı “şirket politikası” değil, posta mevzuatı dilinden gelen bir hukuk cümlesinin dört kopyası var. O yönetmelik “parfüm”, “kolonya”, “kozmetik” kelimelerinin hiçbirini kullanmıyor; aynı yönetmeliğin 44 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ise “Tabiat ve mahiyetleri bakımından hasar, kırılma, bozulma, kokma tehlikesi kuvvetli olan maddelerin gönderilmesinde, zararın bu yüzden ileri geldiği kabul olunur” diyerek ispat yükünü gönderene aktarıyor.
Bir ölçülebilir ayrıntı daha: Sürat Kargo’nun yayındaki metninin ilk satırı 5584 sayılı Posta Kanunu’na dayanıyor. 5584 sayılı Posta Kanunu, 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu’nun 31 inci maddesinin birinci fıkrasıyla yürürlükten kaldırılmıştır. Ama aynı fıkra şunu da söylüyor: “Diğer mevzuatta 5584 sayılı Kanuna yapılan atıflar bu Kanuna yapılmış sayılır.” Yani metinsel olarak eski bir künye, hukuken boşa düşmüyor. Burada aktarılabilecek olan gözlemdir — “yayındaki metin mülga bir kanuna atıf yapıyor” — değerlendirme değil. Bu gözlemden “listeler güncel değil, güvenilmez” sonucunu çıkarmak, metnin söylemediği bir şeydir.
“DHL parfüm taşımaz” neden yanlış bir çerçeve
En sık karşılaşılan özetlerden biri bu. DHL Express’in kendi ülke sitelerinden birinde (dhlexpress.ee, “Prohibited items” sayfası, “Standard DHL Express Restricted Commodities” bölümü) parfüm ve aftershave mutlak yasaklı listesinde değil, kısıtlı listesinde geçiyor. Bölümün giriş cümlesi şöyle:
The following items will NOT be accepted for carriage unless otherwise agreed to by DHL Express. … Dangerous / hazardous goods including but not limited to perfumes, aftershaves, aerosols, flammable substances, dry ice, biological substances, UN classified dangerous goods
DHL Express Estonia, “Prohibited items”, Standard DHL Express Restricted Commodities
Buradaki anahtar ifade “unless otherwise agreed to” — yani yazılı bir iş gerekçesi ve onay yoluyla kabul yolu açık bırakılmış. Aynı şirketin mutlak yasak listesi (“under any circumstances” ifadesiyle kurulan liste) parfüm içermiyor. DHL Express Birleşik Krallık sayfasında ise “Aerosols, perfumes and aftershaves” kalemi, “Nail polish” ve “Cosmetics (prohibited in the EU only)” ile birlikte sayılıyor — ama o listenin kendi giriş cümlesi kapsamı açıkça daraltıyor: liste DHL Express hesabı olmayan müşteriler için geçerli. Aynı sayfa gönderilerin fiziksel açılma veya X-ray ile denetlenebileceğini de yazıyor: “These inspections may involve physically opening packages or utilising X-ray imaging.”
Yani “DHL parfüm taşımaz” cümlesi, kaynak metindeki üç ayrımı birden siliyor: mutlak yasak ile kısıtlı kalem ayrımını, hesaplı ile hesapsız müşteri ayrımını, ve ülke sitesi ile ülke sitesi arasındaki farkı. Aynı satırın IATA, ADR ve IMDG’ye birlikte atıf yapması da ayrıca önemli: aynı ürün hava, kara ve deniz için ayrı ayrı sınıflanabiliyor.
Taşıyıcının sıcaklık taahhüdü: yazılı olarak yok
Bu yazının ölçülmüş sıcaklık bölümüyle doğrudan birlikte okunması gereken tek alıntı, bir ölçüm cihazından değil bir sözleşmeden geliyor. Yurtiçi Kargo’nun müşteriyle imzalanan taşıma sözleşmesi, EK-2’nin “Belirli Şartlarda Taşınacak Kargolar” kısmında şunu yazıyor:
İçeriği gereği bozulabilecek soğuk zincir ürünler: Taşımalarımız standart şartlarda yapılmakta olup, sıcağa, soğuğa, ısı değişikliklerine, nem ve benzer etkilere karşı özel koruma taahhüdü verilmemektedir.
Yurtiçi Kargo Servisi A.Ş., Kargo/Posta Gönderisi Taşıma Sözleşmesi, EK-2
Bu cümlenin değeri şudur: yoldaki sıcaklık, bir tahmin ya da bir varsayım değil, taşıyıcının kendi yazılı olarak kapsam dışı bıraktığı bir şeydir. Ve dikkat edin — cümlede hiçbir derece yok. “Kargoda kaç derece olur” sorusunun taşıyıcı tarafından yayımlanmış bir cevabı yok; bu yazıdaki sıcaklık sayıları da o yüzden şirket metinlerinden değil, bağımsız ölçüm ve yayınlardan geliyor. Isının uçucu bileşenler üzerindeki etkisini ayrıca oksidasyon ve raf ömrü yazısında ele almıştık.
Benzer bir yazılı sınır Aras Kargo’nun metninde de var, ama konusu sıcaklık değil güvence: “Bireysel ve Kurumsal müşteri ayrımı yapılmaksızın tüm müşterilerimizin içeriği sıvı olan tüm kargoları ve tenekeleri Standart Dışı Kargodur. Ambalajı taşıma standartlarında ise; taşıma güvencesi olmadan taşınabilmektedir.” Burada “standart dışı”, “taşınamaz” demek değil — tazmin ve güvence kapsamı dışında demek. Metin “sıvı” diyor; başka bir fiziksel form hakkında bir şey söylemiyor, ve biz de onun söylemediği bir şeyi onun adına söyleyemeyiz.
Yolda geçen süre: yayımlanan ve yayımlanmayan
“Türkiye ortalaması şu kadar gün” diye bir sayı arandı ve bulunamadı: Türkiye için yayımlanmış ortalama kargo teslim süresi istatistiği yok. Sürat Kargo’nun “Teslimat Sürelerimiz” sayfası yalnızca ağırlık ve desi eşiklerine göre teslim biçimini tanımlıyor, hiçbir gün sayısı vermiyor.
Buna karşılık Yurtiçi Kargo’nun aynı taşıma sözleşmesinin EK-1’i gün bazlı hedeflenen süreleri mesafe bandına ve hizmet tipine göre yayımlıyor: Şubeden Şubeye 0–600 km için asgari 1 / azami 2 iş günü, 600–1200 km için 2 / 3, 1200 km üstü için 3 / 4; Kapıdan Kapıya 0–600 km için 1 / 4, 600–1200 km için 2 / 5, 1200 km üstü için 3 / 6 iş günü. Sözleşme iki sınırı da kendisi koyuyor: “Gönderinin kabul edildiği gün, hedeflenen teslim süresi hesaplamasına dâhil edilmemektedir” ve bu süreler “istisnai durumlar ve özel sürelerin bulunmadığı hallerde” geçerli. Kilometre de iller arası mesafe değil, çıkış–aktarma–varış toplam mesafesi üzerinden hesaplanıyor. Bunlar bir taahhüt değil hedef, ve gün sayıları iş günüdür.
Bu sürelerin neden hiç yayımlanmadığını değil, neden yayımlanmak zorunda olduğunu soran bir hüküm de var. Posta Hizmetlerinin Sunulmasına İlişkin Yönetmelik’in 20 nci maddesi, hizmet sağlayıcılara şunu yüklüyor: “Hizmet sağlayıcılar, hizmet seviyesi taahhütlerini asgari olarak internet sitelerinde veya Kurum tarafından belirlenebilecek diğer yöntemlerle kolay erişilebilir bir şekilde yayımlamakla yükümlüdür.” Aynı maddenin birinci fıkrası Kurumu “başta gönderinin emniyeti ve teslim süresi olmak üzere hizmet kalitesi ölçütlerini” belirlemeye yetkili kılıyor, dördüncü fıkra da taahhüt edilen kalite sağlanamazsa tazminat ve geri ödeme prosedürünün şirketçe yayımlanacağını söylüyor. Bu yönetmeliğin metni bu araştırmada mevzuat.gov.tr üzerindeki resmî nüshadan değil, UTİKAD’ın barındırdığı kopyadan okundu; madde numarası ve metin böyle bir ikincil barındırma kaydıyla aktarılmalıdır.
Posta ile kargo aynı rejim değil
Bu, bütün bölümün en keskin hukuki ayrımıdır ve en çok karıştırılan yerdir. Evrensel Posta Birliği’nin Sözleşme Tüzüğü’nün 19-001 maddesi, postaya istisnai olarak kabul edilen tehlikeli maddeleri sayarken üç kalemle yetiniyor:
Exceptionally, the following dangerous goods shall be admitted: … the radioactive materials …; the infectious substances …; the lithium cells and lithium batteries sent in letter-post items and postal parcels mentioned in article 19-003.3.
Universal Postal Union, Regulations to the Convention, Article 19-001
Alev alabilir sıvılar — ADR’nin Sınıf 3’ü — bu üçün arasında değil. Maddenin ikinci paragrafı bir kapı daha açıyor ama iki şartı birlikte istiyor: ülkelerin karşılıklı kabul beyanı ve havayoluyla taşınmaması. Birebir: “Other classes of dangerous goods may be admitted … in relations between member countries that have declared their willingness to admit them … provided that they are in compliance with national and international transport rules and regulations, and are not carried by air.” Son dört kelime atlanırsa hüküm tam tersine anlaşılır.
Bu uluslararası hüküm Türk iç hukukuna da bağlanmış durumda. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün Tehlikeli Maddelerin Hava Yoluyla Emniyetli Taşınması Talimatı’nın (SHT-18) 17 nci maddesinin ikinci fıkrası tek cümlede bitiriyor: “UPU Sözleşmesi uyarınca, Teknik Talimatlarda belirtilenler dışında tehlikeli maddeler postaya verilemez.” Aynı maddenin birinci fıkrası, belirlenmiş posta işleticisinin kabul prosedürlerinin Genel Müdürlükçe onaylanması gerektiğini söylüyor — yani o prosedürler idari onaya tabi bir belgedir.
Türkiye’nin UPU’ya kendi bildirdiği yasak maddeler satırı ise bu bölümün en çok dikkat isteyen kaydıdır. Satır, tehlikeli maddeleri saydıktan sonra şunu ekliyor: “any other substances (such as perfumes, shampoo, balms, sprays, etc.), which could endanger human life or cause damage are considered dangerous”. Yani parfümün yanında “balms” kelimesi, Türkiye’nin kendi bildiriminde açıkça duruyor.
Bu satırla ilgili iki sınır birlikte kaydedilmeli. Birincisi: aynı cümlenin neredeyse aynısı listenin başka ülke satırlarında da (örneğin Mozambik satırında) geçiyor — yani bu, Türkiye’ye özgü bir “balms” değerlendirmesi değil, paylaşılan bir UPU liste kalıbıdır; dolayısıyla bu satırın üzerine “form değişikliği muafiyet değildir” gibi bir argüman inşa edilemez. İkincisi: satır POSTA rejimine aittir, kargoya değildir, ve “considered dangerous” ifadesi bir kategori değerlendirmesidir; herhangi bir ürün hakkında verilmiş bir karar değildir.
Aynı UPU listesinde Türkiye, “Essential oils and resinoids; Perfumery; Cosmetic or toilet preparations” ve “Perfumes (alcohol based; flammable)” kalemlerini yasak (P) değil kısıtlama (R) olarak bildirmiş ve gerekçeyi “Subject to Cosmetic Regulations” diye yazmış. Burada iki rejimin birbirine değdiği noktayı doğrudan görüyoruz: uçucu yağ ve parfümeri kalemi “tehlikeli madde” gerekçesiyle değil, kozmetik mevzuatı gerekçesiyle kısıtlanmış. Aynı ürün listede hem P satırında hem R satırında geçebiliyor.
Ve aynı kalem, ülkeye göre tamamen farklı bildirilmiş: “Perfumes (alcohol based; flammable)” Norveç, Honduras ve Zimbabve satırlarında yasak (P) olarak geçiyor, Türkiye satırında kısıtlama (R) olarak. “Postada parfüm yasaktır” türü tek cümlelik özetlerin neden geçersiz olduğu ölçülebilir biçimde buradan görülüyor: rejim çıkış ve varış ülkesine göre değişiyor ve iki ülke arasındaki bir gönderi için hangi kuralın geçerli olduğu bu listeden tek başına çıkarılamıyor.
UPU’nun kendi kamu kampanyası materyali (“Keep me safe to get me there faster” broşürü) aynı tabloyu daha gündelik bir dille kuruyor: “These include explosives such as fireworks and gunpowder, aerosol spray cans and other compressed gasses, lighter fuels, perfumes, matches and other flammable products, and corrosives such as mercury.” Broşür yasağın kaynağını da söylüyor — posta kuralları değil, havayolu kuralları: “international airline rules prohibit their inclusion in postal packages”. İki dipnotu da önemli: bazı maddeler “very limited quantities” içinde taşınabiliyor, ve koşullar yalnızca yurt içinde kalan gönderilerde farklılaşabiliyor. Bu bir mevzuat metni değil, bir kampanya materyalidir.
Beyan etmemenin bedeli: iki rejim, iki ayrı mekanizma
Postanın kargodan ayrıldığı en keskin sayısal nokta bir ceza hükmüdür. 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu’nun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrası: “Kabulü yasak olan maddeleri postayla gönderenler ile 7 nci madde hükümlerine aykırı hareket edenlere gönderi ücretinin beş yüz katı tutarında idari para cezası uygulanır.” Ceza sabit bir tutar değil, gönderi ücretinin 500 katı — yani küçük bir gönderide bile orantısız büyük çıkar. Kargo tarafında bu hükmün bir karşılığı yok.
Posta tarafında sorumluluğun nasıl yer değiştirdiğini de aynı mevzuat yazıyor. Posta Hizmetlerinin Sunulmasına İlişkin Yönetmelik’in 18 inci maddesinin dördüncü fıkrası, kayıtlı gönderilerin kaybı, çalınması veya hasarında sorumluluğu kural olarak hizmet sağlayıcısına veriyor; ardından şunu ekliyor: “Kullanıcı tarafından yanlış/yanıltıcı beyan verilmesi ve/veya posta gönderisinin hizmet sağlayıcısının hizmet sunum sözleşmesinde belirttiği şartlara aykırılık teşkil etmesinden dolayı meydana gelebilecek hasarlarda sorumluluk kullanıcıya aittir.” UPU broşürü uluslararası tarafta aynı mantığı tekrarlıyor: “You are responsible for the content of packages you give to the Post for delivery. A package containing something it shouldn’t will be handled in accordance with the relevant national legislation and likely be destroyed. Failure to comply with prohibitions and restrictions will also affect your ability to claim compensation.”
Kargo tarafında aynı sonucu doğuran şey mevzuat değil, sözleşmedir. Yurtiçi Kargo taşıma sözleşmesinin 4.4 maddesi, yasak bir gönderinin beyan edilmeksizin taşımaya verilmesi halinde “doğabilecek her türlü hukuki ve cezai sorumluluk MÜŞTERİ’ye ait olup, bu sebeple Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) dahil olmak üzere tüm resmî kurumlar tarafından YURTİÇİ KARGO adına tahakkuk ettirilecek cezalar ile 3. şahıslara ödenecek tazminatlar MÜŞTERİ’ye rücu edilecektir” diyor. 4.5 maddesi ise müşterinin, ambalajın sağlamlaştırılması amacıyla gönderinin açılmasına, yeniden paketlenmesine veya imha edilmesine “peşinen muvafakat” ettiğini yazıyor.
Gönderinin açılabilmesinin posta tarafındaki dayanağı ise bambaşka bir metindir — aynı yönetmeliğin 21 inci maddesinin ikinci fıkrası: “Hizmet sağlayıcısı, posta yoluyla gönderilmesi yasak maddeler ile kabulü şarta bağlı gönderilere ilişkin yükümlülükleri kapsamında, haberleşmenin gizliliğine ilişkin ilgili mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla, gönderinin kabulü aşamasında kullanıcıdan gönderinin içeriğine ilişkin bilgi talep edebileceği gibi kullanıcıdan gönderiyi açmasını da isteyebilir.” Şubede “içinde ne var” sorusunun ve açma talebinin hukuki dayanağı budur; personelin keyfî bir tutumu değil. Ama bu iki temel — sözleşme ve yönetmelik — birbirinin yerine geçmez; aynı sonucu iki ayrı hukuki kaynaktan üretirler.

Muafiyet evrak muafiyeti değildir
Piyasada en çok yanlış bilinen cümlelerden biri şudur: “Sınırlı miktar (LQ) muafiyeti aldıysan evrak gerekmez — plaka yok, evrak yok.” Bu cümleyi çürütmek için iki katmanı ayrı ayrı okumak gerekiyor, çünkü ADR’nin kendi cevabı ile Türkiye’nin ulusal metninin cevabı aynı değildir ve fark tam olarak burada ortaya çıkıyor.
Birinci katman ADR’nin kendisi. Bu yazının ADR bölümünde ayrıntısıyla okunduğu gibi, Bölüm 3.4 bir “ADR’den çıkma” değil, neyin hâlâ uygulandığını (a)–(h) bentleriyle sayan kapalı bir listedir. O listenin (e) bendinde 5.4.2 geçiyor; 5.4.1 taşıma belgesi ise listede yok. Kapalı listenin mantığı gereği, listede olmayan bir hüküm sınırlı miktar rejiminde uygulanmaz. Yani yalnızca ADR metnine bakıldığında, sınırlı miktar rejiminde ADR’nin taşıma belgesi yükümlülüğü gerçekten düşüyor. “Plaka yok” kısmı da bu katmanda bir karşılık buluyor: turuncu plaka yükümlülüğünün yerini 3.4.13’teki sınırlı miktar işareti rejimi alıyor ve o yükümlülük de azami kütlesi 12 tonu geçen taşıma birimlerinde doğuyor.
İkinci katman ulusal metin, ve sonucun tersine döndüğü yer burasıdır. Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmeliğin bu çalışmada okunan konsolide nüshasında, gönderenin yükümlülüklerini sayan maddenin (b) bendi şunu yazıyor:
ADR 3.4 ve 3.5 kapsamında yapılan muafiyetli taşımalarda dahil olmak üzere tüm taşımalarda, ADR Bölüm 5.4.1’de belirtilen mahiyette taşıma evrakını eksiksiz hazırlamak ve taşımacıya vermek,
Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmelik, gönderenin yükümlülükleri maddesinin (b) bendi; okunan nüshada Madde 8(1)(b) (Değişik: RG-7/10/2020-31267)
İki katman birbiriyle çelişmiyor; biri diğerinden sıkı olduğu için ayrı sonuç veriyor. ADR bir asgari çerçeve kurar, taraf devletin ulusal metni ise kendi ülkesindeki taşımalar için daha sıkı bir belge yükümlülüğü getirebilir. ADR 3.4.1’in kapalı listesi “ADR’nin hangi hükümleri uygulanır” sorusunu yanıtlar; “ulusal mevzuat ayrıca ne isteyebilir” sorusunu yanıtlamaz. Yukarıdaki bent tam olarak o ikinci sorunun cevabıdır ve ADR’nin düşürdüğü belgeyi ulusal düzeyde geri getiriyor. Dolayısıyla doğru özet şudur: sınırlı miktar rejimi ADR’nin taşıma belgesi yükümlülüğünü kaldırıyor, ulusal metin ise muafiyetli taşımalar dahil tüm taşımalarda aynı belgeyi istiyor. “Muafiyet” kelimesi burada bir toptan bağışıklık değil, hangi hükmün hangi metinden düştüğünü gösteren bir adres.
Burada bir künye kaydı zorunlu, çünkü bu hükmün hangi metinde yaşadığı yazının en çok dikkat isteyen noktalarından biri. Yukarıdaki bent, Yönetmeliğin değişiklikler işlenmiş nüshasında Madde 8(1)(b) olarak ve 7/10/2020 tarihli ve 31267 sayılı değişiklikle gelmiş hâliyle okundu — yani o sırada yürürlükte olan 2013 tarihli Yönetmeliğin konsolide metninden. O çerçeve bu yazının Türkiye mevzuatı bölümünde anlatıldığı gibi değişmiştir: karayolunda yürürlükteki metin 18/6/2022 tarihli ve 31870 sayılı Yönetmeliktir. Yürürlükteki metinde aynı madde numarası aynı içeriği taşımıyor; orada 8 inci madde güvenlik danışmanlığı yükümlülüğünü düzenliyor. Yani hükmün lafzı ve içeriği birinci elden okunmuş durumdadır, ama yürürlükteki Yönetmelikte hangi madde numarasında durduğu bu çalışmada doğrulanamadı ve bu yüzden burada bir madde numarası verilerek yürürlükteki metne atfedilmiyor.
Yürürlükteki metinden birinci elden doğrulanabilen şey ise yükümlülüğün kendisinin ortadan kalkmadığını gösteriyor. 18/6/2022 tarihli ve 31870 sayılı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası birebir şunu söylüyor: “Taşımacılar, gönderen tarafından ADR 5.4.1’e göre hazırlanarak taşımacıya verilen taşıma evrakında belirtilen bilgiler ile birlikte taşıma türünü, taşıma şeklini Karayolu Taşıma Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde U-ETDS’ye bildirir.” Yürürlükteki metin, gönderenin ADR 5.4.1’e göre hazırladığı bir taşıma evrakının varlığını kendi hükmünün içinde varsayıyor; evrakı hazırlama yükümü gönderende, bildirme yükümü taşımacıdadır ve bu ayrım sektörde sık karıştırılıyor. Bu fıkra muafiyetli taşımalar bakımından aynı kapsamı birebir kurmuyor — o yüzden iki hüküm burada birbirinin yerine konmadı, yan yana kaydedildi.
Bir ayrım daha: “plaka yok, evrak yok” cümlesinin iki yarısı aynı hükümden gelmiyor. Plaka tarafı ADR Bölüm 5.3 ile 3.4.13’e, evrak tarafı 5.4.1’e bağlıdır ve ikisi birlikte düşmüyor. Aynı maddenin devamındaki bentler geçerli belgeli araç ve sertifikalı ambalaj kullanma yükümlülüklerini de getiriyor; yani sınırlı miktar rejiminde azalan şey belge ve donanım yükünün bir kısmıdır, kuralların kendisi değil. Son bir ölçülebilir ayrıntı: Yönetmelik metninde “parfüm” ve “kozmetik” kelimeleri hiç geçmiyor.
Havayolu tarafında aynı yükümlülük kimin üzerinde? SHT-18’in 29 uncu maddesi açık: “tehlikeli maddeleri hava yoluyla taşınmak üzere sunan gönderici, Teknik Talimatların gerektirdiği bilgileri içeren tehlikeli madde taşıma evrakını doldurur, imzalar ve işleticiye sunar.” 31 inci madde de bu evrak için “aksine bir düzenleme bulunmadıkça İngilizce dili kullanılır” diyor. Yükümlülük taşıyıcıda değil göndericide. Talimatın dayandığı ICAO Teknik Talimatlarına erişim ise bu araştırmada ikiye ayrıldı: yürürlükteki 2025-2026 edisyonunun yolcu ve mürettebat bölümü olan Part 8, halka açık bir kopyadan birinci elden okundu ve bu yazının havayolu bölümü o okumaya dayanıyor. Belgenin geri kalanı satın alınan bir yayındır ve okunamadı — gönderici beyan formunun biçimsel zorunluluklarını kuran kısım da Part 8’de değil, tam olarak o okunamayan kısımdadır; dolayısıyla bu zorunluluklar burada yalnızca SHT-18 ve IATA-UPU kılavuzu üzerinden dolaylı doğrulandı.
Tarama yanılsaması ve bir istatistik okuma hatası
“Gönderi X-ray’den ve güvenlik taramasından geçtiyse içeriği uygundur” çıkarımı sezgisel olarak çok güçlü, ama kaynak metin bunu reddediyor. IATA-UPU Mail Safety Guidelines, tarama uygulamasının ülkeden ülkeye değiştiğini söylüyor: “Some screen for lithium batteries only, and some also screen for aerosols and other prohibited items.” Bazı ülkeler yalnızca lityum pil tarıyor. Bir tarama hattından geçmek, taranmayan bir kategori hakkında hiçbir şey söylemez.
Aynı kılavuz, bireysel gönderici için somut bir yükümlülük de yazıyor: “For individual senders, a customs declaration document (UPU Form CN22/CN23) must either be completed electronically or physically by the sender to declare the nature of the goods. The post office personnel or electronic system should not accept generic descriptions (e.g. gift) that don’t allow the identification of the content.” Yani “hediye” gibi içeriği tanımlamayan genel açıklamaların kabul edilmemesi gerekiyor.
İkinci yanlış okuma bir yüzdeyle ilgili. IATA, 2025’in ilk yarısında kendisine bildirilen tehlikeli madde olaylarının yaklaşık %80’inin beyan edilmemiş veya gizlenmiş tehlikeli maddelerle ilgili olduğunu açıkladı; en sık tespit edilen kalemler arasında beyansız elektronik sigaralar ve aerosoller sayılıyor. Bu oran bildirilen olayların içindeki paydır, gönderi hacminin değil. “Gönderilerin %80’i beyansız” diye okunursa büyük bir hata olur. Aynı açıklamada IATA, üreticilerden ve çevrimiçi pazaryerlerinden ürün bilgisinin doğru olmasını istiyor.
Büyüklük duygusu için IATA’nın kendi bülteninde geçen bir sayı var: havayoluyla yılda 1,25 milyondan fazla tehlikeli madde gönderisi taşındığı söyleniyor. Bu sayı bir teknik dokümandan değil bir haber bülteninden geliyor; sayfada hangi yıla ait olduğu ve kapsamın gönderi mi paket mi olduğu belirtilmemiş. “IATA’nın kendi bildirdiği büyüklük” olarak okunmalı, resmî bir istatistik olarak değil.
Bir de miktar sayılarının yanlış rejime taşınması var, ve o sayıları aktaran cümlenin kendisi de sık sık daraltılıyor. IATA Tehlikeli Madde Yönetmeliği’nin Tablo 2.3.A’sında ilgili satırın metni şöyle: “The total net quantity of non-radioactive medicinal or toiletry articles and non-flammable, non-toxic (Division 2.2) aerosols must not exceed 2 kg or 2 L and the net quantity of each single article must not exceed 0.5 kg or 0.5 L.” Yani 2 kg / 2 L sınırı tuvalet ürünlerine özgü bir toplam değil; radyoaktif olmayan tıbbi ürünler, tuvalet ürünleri ve yanıcı olmayan, zehirli olmayan (Bölüm 2.2) aerosoller için ortak bir toplamdır, ve tek bir üründe 0,5 kg / 0,5 L sınırı da aynı satırdan gelir. Bu satırı “alkol içeren tuvalet ürünleri” diye aktarmak da yanlış: “alkol içeren” ibaresi satırın koşulu değil, satırda sayılan örnek kalemlerden birinden (“medicines containing alcohol”) geliyor. Satırın getirdiği koşul alkol yüzdesi değil, net miktardır.
Satırın hangi rejime ait olduğu ayrıca kaydedilmeli: bu tablo yolcu ve mürettebatın yanında taşıdığı eşya içindir; kargo veya posta için değildir. Bu sayıları “kargo limiti” veya “gönderebileceğiniz miktar” diye yazmak sık yapılan bir hatadır ve okuru doğrudan yanlış bilgilendirir. Künye de edisyonla birlikte verilmek zorunda, çünkü tablo her edisyonda değişiyor: yukarıdaki cümle IATA DGR’nin 66 ncı edisyonundan, yani 1 Ocak 2025’ten geçerli metinden okundu ve bu kopya IATA’nın kendi yayınından değil bir havayolu operatörünün yolcu yayınından geliyor — Tablo 2.3.A’nın tam metni IATA tarafından ücretsiz yayımlanmıyor. Bu yazının havayolu bölümünde ayrıntısıyla anlatıldığı gibi tablo 67 nci edisyonda (1 Ocak 2026) değiştirilmiştir ve 68 inci edisyonda (1 Ocak 2027) 2.3.A, 2.3.B ve 2.3.C olarak üçe bölünüyor. Pratik sonucu şu: internette serbestçe dolaşan bir Tablo 2.3.A kopyası edisyon künyesi olmadan okunduğunda birkaç edisyon eski olabilir, ve aynı satırın sayıları iki yılda bir yeniden basılıyor. Uçakla seyahatte el bagajı ve kabin rutinini ayrıca uçak ve uzun yol yazısında ele aldık.
Gümrükte ayrı bir hane var
Tehlikeli madde beyanının gümrük tarafındaki karşılığı somut bir kutudur. T.C. Ticaret Bakanlığı’nın Gümrük Özet Beyan Formu ve Kullanma Talimatı’nda 26 numaralı hane şöyle tanımlı: “BM Tehlikeli eşya kodu : Eşyanın Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen tehlikeli eşya listesinde bulunması halinde bu listedeki kod girilir.” Aynı talimat, yetkilendirilmiş yükümlü statüsünde bazı hanelerin — 26 dahil — doldurulmadığını da söylüyor; yani bu hanenin boş olması tek başına “tehlikeli değil” anlamına gelmez.
Talimatın bir başka tablosu da genel ifadeleri reddediyor: “Konsolide Eşya”, “Genel Kargo”, “Kimyasal Tehlikeli”, “Kimyasal Tehlikesiz” gibi tanımlar “Uygun Görülmeyen Tanımlar” listesinde sayılıyor; uygun görülen tanım ise “Kimyasalın Asıl Adı (Marka Değil)”. Bu PDF metne çevrildiğinde tablonun iki kolonu birbirine kaydığı için tek tek eşleştirmeleri alıntılamak güvenli değil; güvenle aktarılabilen şey genel kuraldır — toplayıcı tanımlar kabul edilmiyor, kimyasalın asıl adı isteniyor. Mantık, IATA’nın “gizli tehlikeli madde” yaklaşımıyla aynıdır: tanımın belirsizliği bir kolaylık değil, bir sorundur.
Ve burada en kritik ayrım: kozmetik ürün bildirimi ile tehlikeli madde beyanı birbirinden tamamen ayrı rejimlerdir. Kozmetik tarafı Sağlık Bakanlığı ve Ürün Takip Sistemi üzerinden işler; TİTCK’nin kozmetik ürün bildirimi sayfası yükümlülüğü tek bir kanuna da bağlamıyor: “Bildirimi yapılan kozmetik ürünler hakkında 5324 ve 7223 Sayılı Kanunlarda belirtilen tüm sorumluluklar mezkûr sorumlu kişiye aittir.” Taşıma tarafı ise ADR 5.4.1 taşıma evrakı, SHT-18’in 29 uncu maddesindeki gönderici beyan formu ve gümrük özet beyanındaki 26 numaralı hane üzerinden işler. Biri diğerinin yerine geçmez. TİTCK sayfası JavaScript ile yüklendiği için tam ham metni alınamadı; yükümlülüğün varlığı, UTS kanalı ve yukarıdaki cümle okunabildi, ancak süre ve ceza sayıları birinci elden teyit edilemedi.
Dört rejim, dört ayrı kaynak metin, dört ayrı yaptırım
| Rejim | Kaynak metin (bu araştırmada okunan) | Yaptırım / sorumluluk mekanizması |
|---|---|---|
| Karayolu (ADR, Türkiye uygulaması) | Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmelik Madde 8(1)(b); atıf yaptığı ADR Bölüm 5.4.1 taşıma evrakı ile ADR 3.4 ve 3.5 muafiyet bölümleri | Yükümlülük gönderende: muafiyetli taşımalar dahil tüm taşımalarda evrakı eksiksiz hazırlayıp taşımacıya verme. Bu alanda okunan metinde parasal ceza tutarı yer almıyor. |
| Havayolu (ICAO Teknik Talimatları, SHT-18) | SHT-18 Madde 29 (gönderici evrakı doldurur ve imzalar), Madde 31 (kural olarak İngilizce), Madde 17/2 (postaya verilemeyecek maddeler). ICAO Teknik Talimatlarının 2025-2026 edisyonundan yalnızca Part 8 birinci elden okundu; gönderici beyan formuna ilişkin kısım belgenin okunamayan bölümündedir | Yükümlülük taşıyıcıda değil göndericide; gönderici beyan formu göndericinin imzasını taşır. Posta kanalı için ayrıca Genel Müdürlük onayına tabi kabul prosedürü aranıyor. |
| Posta (UPU + Türk posta mevzuatı) | UPU Sözleşme Tüzüğü Madde 19-001 ve 19-001/2; UPU ülke bazlı yasak/kısıtlama listesinde Türkiye’nin P ve R satırları; Posta Hizmetlerinin Sunulmasına İlişkin Yönetmelik Madde 18/4, 20, 21/2, 22 | 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu Madde 19/3: gönderi ücretinin beş yüz katı idari para cezası. Yanlış/yanıltıcı beyanda hasar sorumluluğu kullanıcıya geçer; kabulde içerik bilgisi ve gönderiyi açma talebi mümkün. |
| Taşıyıcı sözleşmesi (özel hukuk) | Yurtiçi Kargo taşıma sözleşmesi madde 4.4–4.5 ve EK-1, EK-2; Aras, Sürat, Sendeo ve DHL eCommerce Türkiye’nin kendi yayımladığı taşıma standartları; DHL Express ülke sitelerinin kısıtlı/yasaklı kalem listeleri | Mevzuat değil sözleşme: kurumlarca şirket adına tahakkuk ettirilen cezaların müşteriye rücu edilmesi, taşıma güvencesi kapsamı dışında taşıma, gönderiyi açma / yeniden paketleme / imha muvafakati, ve kısıtlı kalemlerde yazılı onay şartı. |
Tabloya bir beşinci satır eklenmedi, ama bir not gerekiyor: satış kanalının kuralları da bu dördünden ayrıdır. Trendyol’un kendi satıcı dokümanında “Yanıcı ve Patlayıcılar” internette satışı yasak ürünler arasında sayılıyor; buna karşılık parfüm ve kolonya o yasak listesinde yer almıyor, yasaklanan alkol kalemleri “Alkollü içecekler” ve “Etil Alkol / Metil Alkol / Metanol”dur. Yani en büyük Türk pazaryerinin satış yasağı listesi ile kargo şirketlerinin taşıma kısıtlama listeleri örtüşmüyor. Bir ürün pazaryerinde satılabilir ve aynı anda bir taşıyıcının kısıtlı kalemler listesinde bulunabilir; bunlar birbirini onaylamayan iki ayrı rejimdir. Bu belge bir mevzuat değil, pazaryeri sözleşme ekidir.
Bu bölümdeki hiçbir cümle, herhangi bir şirket hakkında bir uygunluk veya uygunsuzluk değerlendirmesi değildir; her biri yalnızca o şirketin ya da o düzenleyicinin kendi yayımladığı metnin aktarımıdır. Aynı şekilde, bu hükümlerin hiçbirinden belirli bir ürün hakkında bir sınıflandırma, muafiyet veya uygunluk sonucu çıkarılamaz. Breva’nın parlama noktası, ADR sınıfı, UN numarası ve taşıma kategorisi ölçülmemiştir; bu bölüm hüküm zincirini anlatır, bir sonuç beyan etmez.
Bir uyarı daha, çünkü yazarken karşılaştık: otomatik bir sayfa özetleme aracı, DHL eCommerce Türkiye sayfasında “kozmetik ve kişisel bakım ürünleri bireysel müşterilerden kabul edilmez” biçiminde bir hüküm bulunduğunu bildirdi. Sayfanın ham metninde böyle bir cümle yoktur. Böyle bir cümle bu yazıya girmedi ve girmemelidir — kaynak metinde olmayan bir hüküm, özetin icadıdır.
Somut olarak ne sorulabilir, nereye bakılabilir
Buraya kadar okunan her şey hüküm metniydi. Peki bunların ne kadarı bir okurun kendi başına doğrulayabileceği bir şeye dönüşüyor? Burada bir tavsiye listesi yok — “şunu yapın”, “şu belgeyi isteyin”, “şu şirketi seçin” demiyoruz. Yapabileceğimiz şey daha mütevazı ama daha kullanışlı: hangi soruların yanlış kurulduğunu, hangi kamuya açık metinlerin yayımlanmış olduğunu, ve her birinin tam olarak neyi gösterip neyi göstermediğini aktarmak.
Yanlış soruyla başlamak
Bitmiş bir kozmetik ürün için “bu ürünün GBF’si (MSDS) var mı?” sorusu, hukuken yanlış kurulmuş bir sorudur. Ama bu soruyu çürütmek için piyasada en çok gösterilen künye de artık yürürlükte değil; o yüzden sırayı tersine çevirmek gerekiyor — önce hangi metnin yürürlükte olduğu, sonra o metnin ne dediği.
Yıllardır gösterilen künye şudur: 13/12/2014 tarihli ve 29204 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Zararlı Maddeler ve Karışımlara İlişkin Güvenlik Bilgi Formları Hakkında Yönetmelik. O metnin 2 nci maddesinin ikinci fıkrası, kapsam dışı bıraktığı grupları sayarken “Bu Yönetmelik aşağıda yer alan ve son kullanıcıya nihai ürün olarak ulaşan madde ve karışımları kapsamaz: … c) Kozmetik ürünler” diyordu. Ama bu Yönetmelik 31/12/2023 itibarıyla yürürlükten kalkmıştır: kaldıran hüküm KKDİK Yönetmeliğinin — Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, İzni ve Kısıtlanması Hakkında Yönetmelik, RG 23/6/2017-30105 Mükerrer — 64 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, kaldırmanın yürürlük tarihini belirleyen hüküm de 66 ncı maddenin birinci fıkrasının (ç) bendidir. Dolayısıyla yukarıdaki fıkra bugünün hukuku değil, bir tarihçe kaydıdır ve şimdiki zamanla aktarılamaz. Bu yazının Türkiye mevzuatı bölümü aynı künye değişikliğini ayrıntısıyla ele alıyor; orada söylendiği gibi 2014 künyesini yürürlükteki hukuk diye vermek, bu konuda yapılabilecek künye hatalarının en pahalısıdır, çünkü okuru bir sonraki adımda mülga bir metne gönderiyor.
Yürürlükteki metin KKDİK’tir ve kozmetik kapsam dışılığı orada da var — ama daha dar kurulmuş. Kozmetik ürünler KKDİK’in 2 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendinde geçiyor ve kapsam dışılık yalnızca Yönetmeliğin dördüncü kısmı bakımından, yalnızca “karışımlar” için işliyor; 2014 metnindeki “madde ve karışımlar” ibaresindeki “madde” düşmüştür. Aynı bent kozmetik tarafını tanımlarken hâlâ mülga 23/5/2005 tarihli ve 25823 sayılı Kozmetik Yönetmeliğine atıf yapıyor; bu atıf boşa düşmüyor, çünkü 8 Mayıs 2023 tarihli mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanan Kozmetik Ürünler Yönetmeliği, kaldırdığı yönetmeliğe mevzuatta yapılan atıfların kendisine yapılmış sayılacağını hükme bağlıyor. Bir incelik daha: KKDİK’in 27 nci maddesinin birinci fıkrası, güvenlik bilgi formu teminini her madde ve karışım için otomatik bir yükümlülük olarak kurmuyor, üç koşuldan birinin gerçekleşmesine bağlıyor — maddenin veya karışımın SEA Yönetmeliği uyarınca zararlı sınıflandırma kriterlerini karşılaması, maddenin Ek-13 kriterlerine göre PBT veya vPvB olması, ya da maddenin 49 uncu madde uyarınca hazırlanan listede bulunması.
Bu hükümler birlikte okunduğunda pratik sonuç büyük ölçüde aynı kalıyor: son kullanıcıya nihai ürün olarak ulaşan bitmiş bir kozmetik için tüketiciye dönük bir güvenlik bilgi formu yükümlülüğü doğmuyor. Değişen şey sonuç değil, dayanak ve dayanağın genişliğidir. Bir okur için dayanak sonuçtan daha önemlidir, çünkü hangi metni açacağını o belirliyor.
Sorunun iki kenarını birden tutmak da gerekiyor. Birincisi: kapsam dışılık nihai ürün tarafındadır; aynı hammadde sanayide dökme olarak kullanıldığında bu kapsam dışılığa dayanamaz, ve KKDİK’teki daralma tam buraya değiyor — tek bir madde olan bir hammadde, yalnızca “karışımlar” için kurulmuş bir kapsam dışılığa aday değildir. Buna karşılık yukarıdaki 27 nci madde koşulu ters yönde çalışıyor: bir hammadde kapsam dışılıktan yararlanamasa bile, o üç koşuldan hiçbiri gerçekleşmiyorsa form temini zorunluluğu doğmuyor. İkincisi, ve daha sık karıştırılanı: bir hava kargo taşıyıcısı sözleşme gereği yine MSDS isteyebilir. Bu bir mevzuat yükümlülüğü değil, taşıyıcının sözleşme şartıdır; ikisi aynı şey değildir ve biri diğerinin varlığını ya da yokluğunu kanıtlamaz. Taşıma rejiminin kimyasal mevzuatından ayrı durduğunu KKDİK’in kendisi de söylüyor: 2 nci maddesinin ikinci fıkrasının (ç) bendi, zararlı maddelerin ve zararlı karışımların demiryolu, karayolu, iç suyolu, denizyolu veya havayolu ile taşınmasını Yönetmeliğin kapsamı dışında bırakıyor. Yani bu bölümün baştan beri kurduğu “dört ayrı rejim” tezinin en güçlü dayanağı mülga bir metinde değil, yürürlükteki kimyasal mevzuatının kendi kapsam maddesindedir.
Aynı aileden birkaç yanlış soru daha, hepsi bu yazının önceki bölümlerinden geliyor: “Gönderi taramadan geçti mi?” (tarama kapsamı ülkeden ülkeye değişiyor, bazı ülkeler yalnızca lityum pil tarıyor), “TİTCK/UTS bildirimi var mı, o zaman taşıma tarafı da halledilmiş sayılır mı?” (iki rejim birbirinden tamamen ayrıdır), “IATA’nın 2 kg sınırı aşıldı mı?” (o sınır yolcu bagajı içindir), “sınırlı miktar muafiyeti varsa evrak gerekmiyor, değil mi?” (ADR’nin kapalı listesi o belgeyi düşürüyor, okunan ulusal metin ise muafiyetli taşımalar dahil tüm taşımalarda istiyor — iki katman ayrı okunmadığında soru tek bir cevabı varmış gibi görünüyor). Bir soru yanlış kurulduğunda, doğru cevap bile yanlış yere gider.
Yayımlanmış ve kamuya açık olan metinler
Aşağıdaki tablonun amacı “şuraya bakın” demek değil; hangi metnin yayımlanmış durumda olduğunu ve her birinin sınırını göstermek. Üçüncü kolon, ikinci kolondan daha önemli: bir kaydın neyi göstermediğini bilmek, onu yanlış bir sonuca çevirmekten koruyor.
| Kayıt / metin | Şu soruyu yanıtlar | Şu soruyu yanıtlamaz |
|---|---|---|
| TİTCK “Kozmetik Güvensiz Ürünler Listesi” (halka açık dinamik modül) | Belirli bir kozmetik ürünün veya firmanın, Kurumun yayımladığı güvensiz ürünler kaydında yer alıp almadığını. Liste firma/ürün adı, lot-seri no, menşei, güvensizlik gerekçesi ve tarih alanlarıyla tutuluyor. | Taşıma rejimine ilişkin hiçbir şeyi. Liste formülasyon uygunluğuyla ilgilidir; tehlikeli madde sınıflandırması, ADR evrakı veya kargo kabulüyle ilgisi yoktur. Listede olmamak da bir uygunluk belgesi değildir. |
| UTS (Ürün Takip Sistemi) vatandaş uygulaması | Vatandaşa açık bir sorgulama arayüzünün giriş veya üyelik istemeden yayında olduğunu; sayfa kendi ifadesiyle “Vatandaş odaklı hizmetlerin listesini sol menüde görebilirsiniz” diyor. | Menü başlığının tam adını ve barkodla sorgulama akışının nasıl işlediğini — bunlar yalnızca ikincil derlemelerden geliyor, birinci elden görülemedi; sistemin yalnızca belirli bir tarihten sonra piyasaya arz edilen ürünleri kapsadığı bilgisi de ikincildir. |
| eticaret.gov.tr / ETBİS kaydı | Bir e-ticaret işletmesinin kayıtlı olup olmadığını; internet adresi, ticaret unvanı ve MERSİS numarası gibi bilgileri. | Taşıma rejimine dair hiçbir şeyi; bir ürünün sınıflandırmasını veya kabul edilebilirliğini. Yalnızca satıcının kayıt durumunu gösterir. |
| Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği Madde 16 | Satıcının edimini yerine getirme süresinin mutlak üst sınırını: “Mal satışlarında bu süre her halükârda otuz günü geçemez” ve aşılması halinde tüketicinin sözleşmeyi feshedebileceğini. | Kargonun transit süresini. Bu 30 gün bir taşıma süresi değil, satıcının yükümlülük süresidir; “kargo 30 günde teslim eder” diye okunamaz. |
| Taşıyıcının kendi yayımladığı kısıtlı/yasaklı madde listesi | O şirketin hangi kalemleri yazılı olarak hangi başlık altında saydığını — mutlak yasak mı, kısıtlı mı, standart dışı mı. | Sayısal bir eşiği. Okunan dört bağımsız metinde tek bir parlama noktası derecesi, alkol yüzdesi veya hacim limiti yok; üç metinde “parfüm” kelimesi hiç geçmiyor. Liste, belirli bir ürün hakkında verilmiş bir karar da değildir. |
| Taşıma sözleşmesindeki sıcaklık ve süre maddeleri | Şirketin neyi taahhüt ettiğini ve neyi etmediğini: Yurtiçi sözleşmesi sıcağa, soğuğa, ısı değişikliklerine ve neme karşı özel koruma taahhüdü verilmediğini yazıyor; EK-1 ise mesafe bandına göre hedeflenen iş günü aralıklarını yayımlıyor. Posta Hizmetlerinin Sunulmasına İlişkin Yönetmelik Madde 20 bu taahhütlerin internet sitesinde yayımlanmasını zorunlu kılıyor. | Yoldaki gerçek sıcaklığı veya gerçekleşen süreyi. Sözleşmede hiçbir derece yok; EK-1’deki günler taahhüt değil hedeftir, iş günü üzerinden sayılır ve kabul günü hesaba katılmaz. |
| Ambalaj üzerindeki UN işareti | Ambalajın başarıyla test edilmiş bir tasarım tipine karşılık geldiğini ve imalata ilişkin gereklilikleri karşıladığını. | Kullanıma ilişkin hiçbir şeyi. Bölümün kendi NOT’u şunu söylüyor: işaret “related to the manufacture, but not to the use, of the packaging” gerekliliklere ilişkindir ve “In itself, therefore, the mark does not necessarily confirm that the packaging may be used for any substance”. Aynı NOT, test seviyelerinin tam ayrıntısının işaretten her zaman okunamayacağını, test sertifikasına veya raporuna bakılması gerekebileceğini de ekliyor. |
| Kendi gönderisinin CN22/CN23 gümrük beyanı | İçeriğin nasıl tarif edildiğini. Kılavuz, içeriği tanımlamayan genel açıklamaların (“hediye” gibi) kabul edilmemesi gerektiğini yazıyor. | Gönderinin uygun olduğunu. Beyanın doldurulmuş olması bir onay değildir; beyanın doğruluğu göndericinin sorumluluğundadır ve yanlış beyan hasar sorumluluğunu kullanıcıya geçirir. |
| Gümrük özet beyanında 26 numaralı hane | Beyanda BM tehlikeli eşya kodu için ayrı bir alan bulunduğunu ve eşya o listede yer alıyorsa kodun girileceğini. | Hanenin boş olmasının ne anlama geldiğini. Talimat, yetkilendirilmiş yükümlü statüsünde bazı hanelerin — 26 dahil — doldurulmadığını söylüyor; boş hane tek başına “tehlikeli değil” demek değildir. |
| Şikâyet yolu (Posta Hizmetlerinin Sunulmasına İlişkin Yönetmelik Madde 22) | Şikâyetin nereye aktığını: hizmet sağlayıcılar şikâyetleri kayıp, çalıntı, hasar ve geç teslim gibi konulara göre tasnif etmek ve talep edilmesi halinde Kuruma rapor olarak göndermekle yükümlü; kayıtlar asgari iki yıl muhafaza ediliyor. | Şikâyet sayılarını. Hüküm, istatistiklerin kamuya açık yayımlandığını söylemiyor; yalnızca tasnif ve Kuruma raporlama yükümlülüğü getiriyor. |
UN işareti satırı için bir künye notu gerekiyor, çünkü bu yazının en çok dikkat isteyen alıntısı orada. Satırdaki NOT, ADR/RID 2025’in 6.1.3 maddesinin kendi metninden alındı ve bu yazının ambalaj testleri bölümünde madde madde okunan hükümlerle — 6.1.3.1’in (a)’dan (g)’ye bentleri, NOT 1 ve NOT 3 — aynı nüshadan geliyor. Erişim tarafındaki tek kayıt şudur: ADR 2025’in iki cildinin tam metni, yayımlayan kurumun kendi sunucusu HTTP 403 döndürdüğü için ayna nüshalardan indirilip okundu; indirilen dosyaların üst bilgisi belgenin kimliğini doğruluyor ve bu kayıt yazının kaynaklar bölümünde künyesiyle ayrıca veriliyor. Yani hüküm hem birinci elden hem güncel edisyondan okunmuş durumdadır. Aynı maddeyle ilgili ADR 2025 Cilt II üzerinden doğrulanan bir ayrıntı daha var ve kullanışlı: 6.1.3.1 (a) (ii) uyarınca basitleştirilmiş koşullara uyan ambalajlar BM sembolünü değil “RID/ADR” sembolünü taşır, ve ona bağlı NOT bu sembollü ambalajların “not necessarily accepted for carriage by other modes of transport” olduğunu söyler. Yani bir ambalaj işaretinin üzerindeki sembol bile hangi rejimde test edildiğini belirler; “test edilmiş ambalaj her yerde geçerlidir” cümlesini standardın kendisi reddediyor.
ETBİS satırı için de bir uyarı gerekiyor, çünkü piyasada dolaşan sayı artık yürürlükteki hukuku anlatmıyor. ETBİS’in hizmete açıldığını duyuran 5 Aralık 2017 tarihli Ticaret Bakanlığı duyurusunda, kayıt ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyenler için “5.000 Türk lirasından 20.000 Türk lirasına kadar” bir aralık geçiyor. Bu aralık o duyurunun tarihine aittir ve bugünün metninde yoktur: 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un idari para cezalarını düzenleyen 12 nci maddesi, 1/7/2022 tarihli ve 7416 sayılı Kanunla tümden değiştirilmiştir. Değişik metinde, aynı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırılık her aykırılık için 10.000 Türk lirasından 100.000 Türk lirasına kadar idari para cezasına bağlanmıştır. Okurun bakabileceği yer duyuru değil Kanun’un kendisidir: 6563 sayılı Kanun’un konsolide metnindeki 12 nci madde. Bir tarih kaydı da zorunlu: bu tutarlar 7416 sayılı Kanun’un 2022 tarihli taban rakamlarıdır ve idari para cezası tutarları her yıl yeniden değerleme oranına göre güncellenir; içinde bulunduğumuz yıl için geçerli güncel tutar bu çalışmada doğrulanmadı. Bir tutar tarihsiz yazılırsa yanlış sayı olur. Ve bu sayının kendisi ETBİS satırının ne gösterdiği hakkında hiçbir şey söylemiyor: ETBİS kaydı bir taşıma rejimi doğrulaması değil, yalnızca satıcının kayıtlı olup olmadığını gösteren bir kayıttır.
Hiçbir metnin yanıtlamadığı sorular
Bu yazının en dürüst bölümü muhtemelen bu. Arandı ve bulunamadı:
Yayımlanmamış eşikler ve istatistikler
Aras Kargo’nun “Parfüm büyük miktarda ise” ifadesindeki eşik değeri — litre, kilogram veya adet — hiçbir yerde yayımlanmamış. Bu bir veri eksikliği değil, şirketin yayımlamadığı bir eşiktir ve uygulamanın şube düzeyindeki takdire kaldığı anlamına gelir. Bu bir çelişki değil, yayımlanmış bir boşluktur.
Türkiye için yayımlanmış ortalama kargo teslim süresi istatistiği bulunamadı. Türkiye e-ticareti için yayımlanmış iade oranı istatistiği de bulunamadı.
Erişilemeyen kaynaklar
FedEx’in tehlikeli madde ve yasaklı ürün sayfaları, UPS’in yasaklı ürünler sayfası, TNT’nin Türkiye sayfası ve Royal Mail’in yanıcı sıvılar kısıtlama sayfası — hepsi engellendi (403, 404 veya erişim reddi). Bu dört şirket hakkında birinci elden hiçbir şey yazılamaz; piyasada bu şirketlerin adıyla dolaşan hacim ve UN numarası değerleri yalnızca üçüncü taraf bloglardan geliyor ve doğrulanamadı.
PTT’nin kendi sitesinde yayımlanmış bir yasaklı maddeler sayfası bulunamadı; PTT için elde olan tek birincil kaynak 2011 tarihli yönetmeliktir. “PTT parfüm veya kolonya kabul etmiyor” ifadesinin PTT’nin kendi yayımladığı bir metinde geçtiği doğrulanamadı.
Bir de bağlam dışına çıkarılması çok kolay bir veri seti var. TÜİK’in 2025 Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması verilerine dayanan aktarıma göre internetten mal veya hizmet satın alma oranı %55,7; son üç ayda e-ticaret yapanların %29’u bir sorun yaşamış ve sorunların başında %12,7 ile teslimatın gecikmesi, ardından %11,8 ile yanlış veya hasarlı mal/hizmet teslimi geliyor. Bu sayılar birincil bültenden okunamadı — TÜİK sayfası yalnızca JavaScript ile yüklendiği için yalnızca bir devlet haber ajansı aktarımı kullanılabildi. Ve asıl sınır şu: bu oranlar tüm e-ticarete aittir, kozmetikle veya taşıma sıcaklığıyla hiçbir ilgisi yoktur. “Teslimat gecikmesi” kalemi tüketicinin kendi bildirimine dayalı bir algı ölçümüdür, ölçülmüş bir transit süresi değildir; sıcaklık, hasar ya da ürün bozulması hakkında tek bir veri içermez.
Bir son çerçeve
Bu bölümdeki kayıtların hiçbiri bir ürün hakkında karar vermiyor; her biri bir soruyu yanıtlayıp komşu soruyu açık bırakıyor. Kozmetik tarafındaki bir bildirim taşıma tarafını kapatmıyor, taşıma tarafındaki bir evrak kozmetik tarafını kapatmıyor, bir ambalaj işareti kullanımı onaylamıyor, bir tarama hattı içeriği aklamıyor. Bu, sistemin bir kusuru değil, yapısı: dört ayrı rejim dört ayrı soruyu soruyor ve her biri kendi cevabını kendi metninde tutuyor.
Aynı mantık ürün iddiaları tarafında da işliyor ve orada mevzuat çok daha net konuşuyor. Kozmetik Ürünler Yönetmeliği’nin 23 üncü maddesi şöyle: “Kozmetik ürünlerin etiketlemesinde, piyasada bulundurulmasında, tanıtımında ve reklamlarında, bu ürünlerin sahip olmadığı özellikler veya fonksiyonların bulunduğunu ima eden metinler, adlar, ticari markalar, tescilli ticari markalar, resimler ve figüratif veya diğer işaretler kullanılamaz.” Yasak yalnızca metni değil adı, markayı, resmi ve diğer işaretleri de kapsıyor — görsel bir ima da ihlal oluşturabilir. Satış kanalının kendi kuralları da aynı yere varıyor: Trendyol’un satıcı dokümanı kozmetik ürün tanıtımlarında hastalığı tedavi etme, önleme, teşhis etme veya bir fizyolojik fonksiyonu düzeltme, düzenleme ya da değiştirmeye ilişkin ibare ve imaları açıkça yasaklıyor. Etiketin üzerinde hangi bilgilerin bulunmak zorunda olduğunu ayrıca etiket yazısında, ambalaj malzemesinin kendisiyle ilgili soruları da ambalaj ve malzeme uyumu yazısında ele aldık.
Yani bu yazının başından beri izlediği yöntem, aslında mevzuatın kendi yönteminin aynısı: ölçülmemiş bir şey beyan edilmez, bir rejimin cevabı başka bir rejimin sorusuna verilmez, ve bir metnin söylemediği şey onun adına söylenmez. Buradaki her sayı bir belgeden geldi; hiçbiri bir ürün hakkında bir sonuç değildir.
Bu yazının bulamadıkları
Bu bölüm bir özür değil, bir ölçüm kaydıdır. Yukarıdaki bölümlerde yüzlerce sayı, madde numarası ve künye var; her birinin arkasında açılmış ya da açılmamış bir belge duruyor. Açılmayanları saklamak, açılanların değerini düşürür. Kalıbı burada bir kez kurmak yeterli: aşağıdaki her kalemde önce belgenin adı, sonra kapının nasıl kapandığı, sonra bunun yazıya ne yaptığı duruyor. Bir iddianın gücü, onu destekleyen belgenin okunup okunmadığıyla ölçülür; okunmayanı okunmuş gibi sunmak yazının tamamını geçersiz kılar.
Önce yöntem: her belge için önce kurumun kendi sunucusu denendi. Kapanan kapılarda ya resmî bir ikinci yayın yolu (örneğin Avrupa Komisyonu’nun kendi sunucusundaki PDF’ler) ya bir ayna nüsha ya da hiçbir şey kullanıldı. Hangi yolun kullanıldığı aşağıda açık olarak yazıyor; çünkü “ADR’de şöyle yazıyor” cümlesinin ağırlığı, o metnin Birleşmiş Milletler sunucusundan mı yoksa bir aynadan mı okunduğuna göre değişir.
Hiç okunamayan metinler
Dört kalem ya hiçbir yoldan açılmadı ya da yalnızca dolaylı bir nüshadan açıldı.
- IMDG Kodu, tam metin. Kod ücretli bir Uluslararası Denizcilik Örgütü yayınıdır; imo.org tam metni yayımlamıyor, bir ABD düzenleyici yorum belgesi 403 döndü ve arama sonucunda Koda ait sanılan bağlantı metin değil bir yayın tanıtım sayfası çıktı. Deniz tarafı için elde tek kayıt şudur: Kodun metni görülmedi. Bu yüzden ilgili hükümler — kombine ambalajların küçük iç ambalajları için deniz kirletici işareti istisnası, işaret ölçüleri, sınıflandırma ölçütleri — yazıda sayı verilerek anlatılmadı. Anlatım karayolundaki eşdeğerlerden yürütüldü: işaretleme yükümlülüğünü ve 5 L ile 5 kg istisnasını kuran ADR 2025, Cilt II, 5.2.1.8.1 ile Cilt I’deki Özel Hüküm 375, tam metinden okunabiliyordu. Bir ayrıntı burada kayda değer: işaretin konumunu 5.2.1.8.2, biçim ve ölçülerini 5.2.1.8.3 düzenler; istisna ikisinde değil 5.2.1.8.1’de durur ve bu ayrımın karıştırılması bu alanın sık rastlanan künye hatasıdır.
- FedEx, UPS, TNT ve Royal Mail’in resmî sayfaları. FedEx’in tehlikeli madde, sıvı gönderimi, yasaklı ürünler ve tehlikeli madde farkındalık kılavuzu adreslerinin tamamında bir web uygulaması güvenlik duvarı araya girdi ve içerik yerine sistem hatası sayfası geldi; UPS’in yasaklı ürünler sayfası “Access Denied” ile 403, TNT’nin Türkiye kısıtlı ürünler sayfası 404, Royal Mail’in alevlenir sıvılar ve aerosoller kısıtlama sayfası 403 verdi. Sonuç şudur: bu dört şirket hakkında bu yazıda birinci elden hiçbir şey yazılmadı. Piyasada FedEx’e atfedilen hacim eşikleri yalnızca üçüncü taraf bloglarda dolaşıyor ve bu yazıya alınmadı. Aynı nedenle Royal Mail’in “uçucu yağ” kalemini kendi metninde nasıl sınıfladığı da bilinmiyor; o kalem yalnızca Dünya Posta Birliği’nin Türkiye kısıtlama satırında görülebildi.
- unece.org, ADR adresleri. Denenen her adres 403 Forbidden ile kapandı — ADR 2025 ve ADR 2023 PDF’leri ile UN 1169’u silen değişiklik belgesi dahil. ADR 2025’in iki cildinin tam metni bu yüzden bir ayna nüshadan indirildi; dosyaların üst bilgisi belgenin resmî Birleşmiş Milletler yayını olduğunu doğruluyor, çünkü belge numarası, telif kaydı ve “1 Ocak 2025’ten itibaren geçerli” ibaresi yerinde. Yazıdaki ADR sayıları bu tam metinden okundu; ama okunduğu yer unece.org değil bir aynadır ve bu kayıt silinmemelidir. UN 1169’u silen değişiklik belgesinin kendisi de ilk elden görülmedi; silinmenin kendisi ADR 2025 ve RID 2025 tam metinlerinde UN 1169’un tek bir satırının bile yer almamasıyla ve UN 1197’nin yeni uygun taşıma adıyla kuruldu.
- EUR-Lex. Hukuki içeriğin HTML ve PDF yolları boş gövdeyle 202 döndü, Avrupa mevzuat tanımlayıcısı yolu boş geldi, konsolide CLP metni ise “bu belge boyutu nedeniyle gösterilemiyor” hatası verdi. Bunun yerine Avrupa Komisyonu’nun kendi sunucusundaki resmî 1223/2009 ve 2013/C 343/01 PDF’leri kullanıldı ve bunlar açıldı. CLP maddeleri ise muhafaza edilmiş bir AB metni ve bir reprodüksiyon üzerinden alındığı için yazıda madde metni tartışılırken bu kayıt korundu.
Bulunamayan sayılar
Burada kapı üç biçimde kapanıyor: belge hiç yayımlanmamış, yayın satın alınıyor ya da elde yalnızca ikincil bir nüsha var. Sıra yine aynı — belge, kapı, yazıya etkisi.
- Avrupa Birliği’nin 2025 Temmuz’unda havalimanlarındaki 100 ml sınırını kısmen kaldırdığı bildirildi; bunun birincil AB metni hiçbir yolda görülmedi. Ulaştırma Genel Müdürlüğü’nün haber akışı yalnızca 2026 kayıtlarını listeledi, tahmin edilen duyuru adresi 404 döndü ve EUR-Lex’te 2015/1998 sayılı Tüzüğü bu yönde değiştiren 2025 tarihli bir tüzük yok. Elde yalnızca basın ve sektör aktarımları var. Buna karşılık 2024/2108 sayılı Tüzüğün 12.4.2.10 numaralı noktası ve gerekçe (9) maddesi okundu; yazıdaki anlatım bu okunabilen metne dayanıyor.
- Aynı konunun ikinci yarısı: C3 sınıfı patlayıcı tespit cihazlarına onay veren ya da geri veren Komisyon kararları EUR-Lex’te aranabilir biçimde yok; bu kararların kamuya açık yayımlanmadığı anlaşılıyor, dolayısıyla hangi havalimanının hangi tarihte hangi hacme geçtiği belgelenemiyor.
- ICAO Doc 9284 Teknik Talimatlar. Yürürlükteki edisyon 2025-2026’dır (1 Ocak 2025 – 31 Aralık 2026) ve bu edisyonun yolcu ile mürettebat bölümü olan Part 8, halka açık bir PDF kopyasından birebir okundu. Yolcu ve mürettebatın yanında taşıdığı tuvalet ve tıbbi malzeme sınırı — ürün başına en çok 0,5 kg veya 0,5 L, kişi başına toplam 2 kg veya 2 L, ve bu toplam yalnızca tuvalet malzemesine değil maddenin 3), 10) ve 13) numaralı bentlerinde anılan ürün gruplarına da ortak — Tablo 8-1 madde 17’nin bu okumasından geliyor; aynı sınır IATA DGR 66. edisyon Tablo 2.3.A’dan da okundu ve bir Avrupa havacılık güvenliği broşürüyle teyit edildi. Belgenin geri kalanı satın alınan bir yayındır ve açılmadı: Tehlikeli Maddeler Listesi (Tablo 3-1), ambalajlama talimatları ve Sınıf 3 için yolcu uçağı ile kargo uçağı net miktar sütunları birinci elden görülmedi; icao.int üzerindeki 2025-2026 eki de 403 döndü. Yazıya etkisi iki yönlüdür: Part 8’e dayanan yolcu sınırı sayı verilerek anlatıldı, Tablo 3-1 ile ambalajlama talimatlarına dayanan hiçbir sayı ICAO metnine atfen verilmedi. Tehlikeli Maddeler Listesinin UN 1197 satırı ve ambalajlama talimat numaraları yalnızca 2015-2016 edisyonundan okunabildi ve bu okuma ayrı bir bölümün kaydıdır; numaralar edisyonlar arasında değişebildiği için bu yazıda güncel kural gibi sunulmadı.
- Aynı edisyonun ekleri. 2025-2026 edisyonuna 27 Mart 2026’dan geçerli Addendum No.1 ile 7 Mayıs 2026 tarihli Corrigendum No.2 yayımlandı; ICAO’nun yayın sayfasından yalnızca varlıkları görülebildi, içeriklerine girilmedi. Dolayısıyla bu iki belgenin Part 8 okumasını ya da Tablo 3-1’i değiştirip değiştirmediği bu yazı için açık bir sorudur.
- IATA DGR, yayıncının kendi metni. iata.org’un ilgili yolcu sayfası 404 döndü ve bulunan tüm Tablo 2.3.A kopyaları havayolu ve operatör yayınlarıydı; tablo yazıya bu kayıtla aktarıldı.
- Kargo tarafındaki miktar sınırları. UN 1197 için Ambalajlama Grubu II’de yolcu uçağı 5 L ve kargo uçağı 60 L, Grup III’te 60 L ve 220 L değerleri kullanıldı. Bu değerler ICAO’nun kendi tablosundan değil 49 CFR 172.101’den okundu, çünkü ecfr.gov’un güncel sürümüne erişim bir engel sayfasına yöneldi ve ICAO Tablo 3-1 açılmadı. Dolayısıyla bu sayıların ICAO karşılıkları bu yazı için teyit edilmiş değil.
Parlama noktası tarafında üç boşluk var.
- Standart metinleri: ASTM D93, D92 ve D3278’in kendi metinleri astm.org ve bir standart satıcısı üzerinde 403 verdi; yalnızca D56 kamuya açık bir kaza dosyasından birebir okunabildi ve o kopya 1993 edisyonudur.
- Açık kap ile kapalı kap arasındaki farkın sayısal büyüklüğü: hakemli bir karşılaştırma ya da standart metninde bir rakam yok; piyasada dolaşan beş ila on derecelik fark yalnızca ansiklopedi ve cihaz satıcısı sayfalarına çıkıyor. Bu yüzden bu yazıda açık kap ile kapalı kap arasına bir sayı konmadı — mekanizma anlatıldı, fark rakamlandırılmadı.
- ECHA kayıtları: ECHA’nın tüm sunucusu 403 döndüğü için d-limonen uyumlaştırılmış sınıflandırma raporu, sınıflandırma envanteri kaydı ve kâfurun ilgili eki açılmadı; ECHA’nın kendi rehberinin tam metni ise bir sanayi grubunun barındırdığı kopyadan birebir okunabildi.
Bazı ham maddeler için de belge elde yok.
- Mentha arvensis yağı: yöntem belirten resmî bir üretici güvenlik bilgi formu yok; arama sonuçlarında geçen değerler birincil belgeden okunmadığı için yazıya alınmadı — doğal mentolün ana kaynağı bu bitki olduğundan bu gerçek bir boşluktur.
- Ravintsara: özel bir güvenlik bilgi formu yok; eldeki belge Ravensara içindi ve bunlar farklı bitkilerdir, bu yüzden Ravintsara’ya hiçbir sayı atfedilmedi.
- Kış yeşili yağı: yöntem belirten bir parlama noktası yok; eldeki belgenin ilgili bölümü bozuk basıldığı için oradan sayı aktarılmadı.
- 2026 tarihli bir terpen karışımları çalışması: ölçtüğü bireysel parlama noktası değerleri yayıncı engeli nedeniyle görülmedi; o çalışmadan yalnızca yöntem adı alındı.
Doğrulanamadığı için yazıya sayı olarak girmeyenler
Bu başlıktaki kalemlerde metin ya kısmen ya da dolaylı bir nüshadan görüldü; her birinde sayının yazıya girip girmediği ayrıca yazılıdır.
- ABD Farmakopesi, ambalaj ve saklama gereklilikleri bölümü: resmî metin uspnf.com üzerindeki iki ayrı PDF’de hem komut satırı aracıyla hem getirme aracıyla 403 Forbidden döndü ve bu bağımsız olarak teyit edildi. “Serin”, “soğuk”, “kontrollü oda sıcaklığı” ve “kuru yer” için dolaşan sıcaklık aralıkları yalnızca ikincil derlemelerden geliyor; bu yazıda o sayılar verilmedi.
- Türk Farmakopesi, genel notlar: birincil metne TİTCK’nın farmakope sayfasından ulaşılmadı, bu yüzden Türk Farmakopesi’ne atfen hiçbir sıcaklık aralığı yazılmadı.
- Avrupa Farmakopesi, genel notlar: tanımlar okunabildi, ama metin EDQM’in kendi ücretli kaynağından değil bir arşiv nüshasından alındı ve güncel edisyonda aynı değerlerin durduğu teyit edilmedi; yazıda bu tanımlar anılırken bu kayıt düşüldü.
Türkiye mevzuatı tarafında iki kalem açık kaldı.
- Deniz yoluyla tehlikeli madde taşımacılığı Yönetmeliğinin (14/11/2021 tarihli ve 31659 sayılı) madde numaraları ve birebir metni yalnızca bir özetleyici üzerinden okunabildi; belge geçerlilik süreleri, denetim ücretleri ve idari para cezası aralığı olarak aktarılan Türk lirası rakamları teyit edilmediği için yazıya girmedi. Aynı gerekçeyle 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin öngördüğü idari para cezası tutarları da yazılmadı.
- Karayolu Yönetmeliğinin Geçici Madde 3’ünde öngörülen tünel kategorisi çalışmasının 31/12/2025 tarihinde tamamlanıp tamamlanmadığı teyit edilmedi; bu yazı yalnızca Yönetmeliğin öngördüğü süreyi aktarıyor, sürenin tutulduğunu ya da tutulmadığını söylemiyor.
Aynı başlık altında üç kalem araştırmanın ilk turunda açık görünüp doğrulama turunda kapandı; kaydın tamam olması için kapanma biçimi de burada yazılı olmalıdır, çünkü bir yazının “bulamadım” listesinin değeri tam olarak güncelliğindedir.
- Kozmetik Ürünler Yönetmeliğinin madde numaraları: ilk turda birebir görülememişti, ancak 8/5/2023 tarihli ve 32184 Mükerrer sayılı Resmî Gazete metni ile mevzuat.gov.tr’deki 7.5.40405 kayıtlı resmî konsolide nüsha üzerinden Madde 4, 9, 11, 22, 23, 38 ve 39 birebir okundu. Bu yüzden yazı o Yönetmeliğe madde numarası vererek atıf yapıyor; depolama ve kargo bölümlerindeki alıntılar bu okumadan geliyor.
- 2014 tarihli tehlikeli madde güvenlik danışmanı Tebliğinin yürürlük durumu: yürürlükten kaldırma 18/6/2022 tarihli Yönetmeliğin içinde arandığı için ilk turda elde yoktu; oysa kaldırma müstakil bir metinle yapılmıştır. 4/8/2022 tarihli ve 31913 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Tebliğ”, birinci maddesiyle 22/5/2014 tarihli ve 29007 sayılı Tebliği tümüyle kaldırmıştır ve Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğü onu kendi tebliğler sayfasında “Mülga” başlığı altında listeler. Dolayısıyla elli ton rakamının 4/8/2022’den beri hukuki geçerliliği yoktur ve bu yazı iki katmanın ilişkisini muğlak bırakmak zorunda değildir: yürürlükteki tek faaliyet belgesi eşiği yirmi tondur, elli ton yalnızca yürürlükteki Yönetmeliğin taşımacı filo kapasitesine ilişkin ayrık hükmünde yaşar.
- 24/4/2019 tarihli ve 30754 sayılı mülga Yönetmeliğin Resmî Gazete sayfası: ilk turda denenen adres tamamen başka bir yönetmeliğe — zorunlu mali sorumluluk sigortası tarife esaslarına — çıkmıştı; doğru sayfa doğrulama turunda bulundu ve künye kaynakçada o sayfayla birlikte veriliyor. Bu kalemin kaydı yine de anlamlıdır, çünkü yanlış sayfaya düşmek bir künyeyi eksik saymak için yeterli değildir ve ilk turda tam olarak bu olmuştur.
Ambalaj testleri tarafında ücretli standartlar bir duvar oluşturdu.
- UN Model Düzenlemelerin kendi ambalaj bölümü metni ve ADR’nin ilgili cildi unece.org’da 403 döndüğü için aynı hükümlerin uyumlaştırıldığı RID 2025 tam metni kullanıldı.
- ASTM D4169’un dağıtım döngüsü listesi, test çizelgeleri ve güvence seviyesi tanımları ücretli olduğu için açılmadı; yazıda bu standart yalnızca kendi kamuya açık kapsam maddesiyle anıldı.
- ISTA 3A’nın 2018 baskısının test bölümü de ücretli; düşürme yükseklikleri ve koşullandırma seçenekleri ancak 2004 baskısının bir kopyasından okundu ve bu yazıda bu durum işaretlendi — “ISTA 3A’da bugün şu yükseklik uygulanır” denmedi.
- ISTA 1A’nın resmî metni, ISO 2248 ve ISO 2234’ün tam metinleri hiç görülmedi; iso.org hem getirme aracına hem komut satırına 403 döndü, bu yüzden bu iki ISO standardından yazıya tek bir sayı alınmadı.
- ABD tarafındaki düşürme testi maddesi de açılmadı; düşürme yükseklikleri yalnızca ADR ve RID metninden verildi.
Olmayan veriler
Bu başlıktaki kalemlerde kapanan bir kapı yok; yayımlanmış veri yok. Aradaki fark önemlidir: erişilemeyen bir belge bir gün açılabilir, olmayan bir ölçüm ancak yapılırsa ortaya çıkar.
- Türkiye için yayımlanmış “taşıma kaynaklı kozmetik geri çekme” istatistiği yok. Bu yazının en çok istenen ama en çok eksik kalan sayısı budur: yolda yaşanan sıcaklık ya da hasarın kaç kozmetik partisinin piyasadan geri çekilmesine yol açtığını gösteren yayımlanmış bir Türkiye verisi yok.
- Türkiye’ye özgü ölçülmüş koli içi, konteyner içi ya da dağıtım aracı kasası sıcaklık profili çalışması yok — elde yalnızca meteoroloji istasyonlarının hava sıcaklıkları var ve koli içi ile hava sıcaklığı aynı şey değildir.
- Türkiye e-ticareti için yayımlanmış ortalama kargo teslim süresi ve iade oranı istatistiği yok; incelenen bir kargo şirketinin teslimat süreleri sayfası ağırlık ve desi eşiklerine göre teslim biçimini tanımlıyor ama hiçbir gün sayısı vermiyor.
Mumlu, katı, susuz bir kozmetik form için özel bir depolama ya da stabilite koşulu veren birincil belge de yok. ISO/TR 18811:2018 ürün tipine özel koşul vermiyor; mevzuat da ürün formuna göre ayrım yapmıyor. Bu arama başarısızlığı bir yerde metinsel bir sınıra dönüştü: aynı teknik raporun 5.3.3 maddesi donma-çözülme testlerinin uygulanabilirliğini açıkça sıvı ürünlerle ve emülsiyon ya da kremlerle sınırlıyor, mumlu katı bir formu hiç anmıyor. Yani belgenin susuz bir stick hakkında söylediği şey yok; bu, belgenin kapsamı hakkında bir bilgidir, ürün hakkında bir sonuç değildir.
Kozmetikte depo sıcaklık haritalaması isteyen hiçbir bağlayıcı metin elde yok; haritalama yükümlülüğü yalnızca ilaç tarafında görüldü — AB İyi Dağıtım Uygulamaları Kılavuzu 2013/C 343/01, madde 3.14 ve TİTCK’nın 2022 tarihli GDP Kılavuzu, madde 4.2.6. Kozmetik ürünlerin nakliyesi sırasında sıcaklık kaydı ya da sapma bildirimi isteyen bir hüküm de yok. Kozmetik için sayısal bir saklama sıcaklığı hükmü ise hiçbir bağlayıcı metinde geçmiyor: 1223/2009 sayılı AB Tüzüğünde “temperature” kelimesi sıfır kez, Türkiye Kozmetik Ürünler Yönetmeliğinin madde metinlerinde “°C” sıfır kez, TİTCK Kozmetik İyi Üretim Uygulamaları Kılavuzunda “°C” sıfır kez, ISO 22716:2007’de “°C” sıfır kez geçiyor. Bu bir arama başarısızlığı değil, ölçülmüş bir yokluktur — ama yalnızca AB ve Türkiye metinleri tarandı, “hiçbir ülkede yok” denemez. Bir ölçüm kapsamı düzeltmesi de burada: Türkiye Yönetmeliğinde yapılan sayım konsolide metin üzerinde yapıldı ve o metin yalnızca madde metinlerini içeriyor, ekleri içermiyor; AB tarafında saklama koşuluna değinen tek esaslı cümle ise tam olarak bir ekte duruyor. Bu yüzden Türkiye için “tam metin” değil “madde metinleri” denmesi gerekir ve bu yazı öyle diyor.
İki kalem de ihtilaflı kaldı. Deniz konteynerinde ölçülmüş olduğu söylenen 59,5 °C değerinin birincil metni açılmadı — yayıncı 403 verdi, özet yayıncı tarafından kaldırılmıştı — ve bu sayı yalnızca ikincil derleme aktarıyor; bu yazıda taşıyıcı bir sayı olarak kullanılmadı. Türkiye’nin ölçülmüş en yüksek hava sıcaklığı için ise meteoroloji kurumunun kendi sıkça sorulan sorular sayfası ile aynı kurumun verisine dayanan bir ajans duyurusu farklı değer veriyor; bu çelişki yazıda tek bir sayıya indirilmedi, iki kayıt birlikte verildi.
| Belge ya da veri | Ne oldu | Yazıya etkisi |
|---|---|---|
| IMDG Kodu (tam metin) | Hiçbir kaynaktan görüntülenemedi; verilen bağlantı Kodun metni değil bir yayın tanıtım sayfası çıktı | Deniz tarafında sayı verilmedi; karayolundaki eşdeğer hükümler ADR 5.2.1.8.1 ve Özel Hüküm 375 üzerinden anlatıldı |
| FedEx, UPS, TNT, Royal Mail resmî sayfaları | Güvenlik duvarı engeli, 403 ve 404 | Bu dört şirket hakkında birinci elden hiçbir şey yazılmadı |
| unece.org (ADR 2025, ADR 2023, değişiklik belgesi) | 403 Forbidden | ADR 2025 tam metni bir ayna nüshadan okundu; bu kayıt yazıda korundu |
| AB’nin 2025 Temmuz’undaki 100 ml değişikliği | Birincil AB metni yayımda görülmedi; duyuru adresi 404, EUR-Lex’te değiştirici tüzük yok | Yalnızca okunabilen 2024/2108 sayılı Tüzük üzerinden anlatıldı |
| ICAO Doc 9284, 2025-2026 edisyonu (Part 8 dışındaki bölümler) | Yayın satın alınır; Part 8 halka açık bir kopyadan birebir okundu, Tablo 3-1 ile ambalajlama talimatları açılmadı, icao.int üzerindeki ek 403 döndü, Addendum No.1 ve Corrigendum No.2’nin yalnızca varlığı görüldü | Tablo 8-1 madde 17 sınırları ICAO metninden verildi; Tablo 3-1 ile ambalajlama talimatlarına dayanan hiçbir sayı ICAO’ya atfen verilmedi, o numaralar 2015-2016 edisyonu kaydıyla anıldı |
| ABD Farmakopesi ambalaj ve saklama bölümü | İki resmî PDF de 403 Forbidden | Saklama sıcaklığı aralıkları yazıya girmedi |
| Türk Farmakopesi genel notları | Birincil metne ulaşılamadı | Türk Farmakopesi’ne atfen hiçbir sıcaklık aralığı yazılmadı |
| IATA DGR 66. edisyon (yayıncının kendi metni) | iata.org’un ilgili yolcu sayfası 404; bulunabilen tüm Tablo 2.3.A kopyaları havayolu ve operatör yayınıydı | Tablo 2.3.A yalnızca operatör yayınından okundu kaydıyla aktarıldı |
| Deniz Yönetmeliğinin Türk lirası rakamları | Yalnızca özetleyici üzerinden görülebildi | Hiçbir para tutarı yazılmadı |
| Geçici Madde 3 tünel kategorisi süresi | Tamamlanıp tamamlanmadığı teyit edilmedi | Yalnızca Yönetmeliğin öngördüğü süre aktarıldı |
| ISO 2248, ISO 2234, ISTA 1A, ASTM D4169 iç metinleri | iso.org 403; ASTM ve ISTA bölümleri ücretli | Bu belgelerden yazıya sayı alınmadı; ISTA 3A değerleri 2004 baskısı kaydıyla verildi |
| Türkiye için “taşıma kaynaklı kozmetik geri çekme” istatistiği | Yayımlanmış veri yok | Bu konuda hiçbir oran ya da sayı verilmedi |
| Türkiye’ye özgü koli içi sıcaklık ölçümü | Yayımlanmış çalışma yok | Türkiye bağlamı yalnızca hava sıcaklığı verisiyle kuruldu, koli içi denmedi |
| Mumlu, susuz, katı form için özel stabilite koşulu | Birincil belge yok | Bu form için bir koşul ya da sonuç yazılmadı |
Yukarıdaki tablo bu yazının araştırma oturumlarında tutulan erişim kayıtlarından derlendi; hata kodları denemenin yapıldığı andaki yanıtlardır ve zamanla değişebilir.
Son bir not: bu listenin uzunluğu bir kusur değil, bir ölçüdür. Tehlikeli madde taşımacılığının temel metinlerinin önemli bir kısmı ücretli yayındır — IMDG Kodu, ICAO Teknik Talimatlar, IATA DGR, ISO standartları, ASTM standartları, ISTA prosedürleri, farmakopeler. Yükümlülüğü doğuran metinle, o yükümlülüğü yerine getirmesi istenen kişi arasında bir ödeme duvarı vardır. Bu yazının bulamadıkları listesi, büyük ölçüde o duvarın haritasıdır.
Güvenlik ve sınırlar
Bu yazı hukuki, güvenlik ya da taşıma tavsiyesi değildir. Bunu bir çekince cümlesi olarak değil, yazının yapısı hakkında bir bilgi olarak okumak gerekir: yukarıdaki bölümlerin neredeyse tamamı yükümlülük metinlerinin aktarımıdır ve yükümlülük metni ile tavsiye birbirinin yerine geçmez. “Yönetmelik şunu şart koşuyor” cümlesi ile “şunu yapmalısınız” cümlesi arasındaki fark biçimsel değildir. Birincisi bir metnin ne dediğini söyler ve okur o metni kendi durumuna uygulayıp uygulamayacağına kendisi karar verir; ikincisi okurun durumu hakkında bilinmeyen bir şeyi bilir gibi davranır. Bu yazı boyunca birinci biçim korunmaya çalışıldı.
Aktarılan her hüküm bir yükümlülük metnidir; okura yönelik bir talimat değildir. Bu, hükümlerin kime hitap ettiğine bakıldığında daha net görünür. ADR 2025’in taşıma kategorisi, ambalaj ve işaretleme hükümleri gönderene, taşımacıya, dolduran ve boşaltana hitap eder. Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmeliğin 18/6/2022 tarihli ve 31870 sayılı metni, Madde 5(2) ile hem kendi hükümlerine hem ADR hükümlerine uyma zorunluluğunu belirli taraflara yükler; Madde 7 tehlikeli madde faaliyet belgesi eşiğini bir takvim yılı içindeki tonaja bağlar; Madde 7(8) belge alma zorunluluğu olmayan işletmelerin de taraf yükümlülüklerini sürdürdüğünü söyler. Bunların hiçbiri bir tüketiciye ne yapması gerektiğini söylemez. ISO 22716:2007 bir üretim yeri kılavuzudur ve Madde 1 ile bitmiş ürünün dağıtımını kapsamı dışında bırakır. TİTCK’nın yayımladığı Kozmetik İyi Üretim Uygulamaları Kılavuzunun 9.3 maddesi bir depo alanı hakkındadır, bir evin dolabı hakkında değil.
Tehlikeli madde taşımacılığı yetkili kişiler ve belgelendirilmiş süreçlerle yürütülür; bir blog yazısı bunun yerine geçmez. Türkiye’de bu alanın kendi eğitim ve belgelendirme rejimi var: karayolu Yönetmeliği Madde 7(9), tehlikeli madde faaliyet belgesi olup güvenlik danışmanı zorunluluğu olmayan işletmenin çalışanlarına sorumluluk vermeden önce ADR Bölüm 1.3 eğitimlerini aldırmasını ve kayıtları güncel tutmasını şart koşar; ADR 2025, Cilt I, 1.1.3.6.2, miktar eşiğinin altına düşen taşımalarda bile 8.2.3 farkındalık eğitiminin, sınıflandırmanın, ambalaj işaret ve etiketlerinin ve taşıma belgesinin yerinde kaldığını söyler. Yani bu alanda “az miktar” bile eğitimden muaf değildir. Bir yazının yapabileceği şey, hangi metnin ne dediğini göstermektir; kimin hangi süreci yürütebileceğini o metinler belirler.
Uçucu yağların yanıcılığı hakkında bu yazıda yer alan sayılar ham madde güvenlik bilgi formlarına ve standart metinlerine aittir; bir ürüne uygulanamaz. Bu kısıt teknik bir kılı kırk yarma değil, belgelerin kendi ifadesidir. REACH Ek-II’nin 9.1(h) maddesi, karışımın kendi ölçülmüş değeri yoksa en düşük parlama noktalı bileşenin değerinin yazılabileceğini söyler — yani bir güvenlik bilgi formundaki düşük sayı, o ürünün ölçülmüş değeri olmayabilir. ECHA’nın kendi rehberi, bir karışımın parlama noktasının bileşenlerinin en düşüğünden daha da düşük olabileceğini yazar; aynı rehberin resmî örneğinde bilinen üç bileşenli saf bir karışımda hesap 26 °C, ölçüm 30,0 °C çıkmıştır. ASTM D56’nın 14.2 maddesi, parlama noktasının yalnızca kendi test yöntemiyle tanımlanabileceğini söyler; aynı standardın 14.1.2 maddesi 60 °C altında laboratuvarlar arasında 4,3 °C’ye kadar farkı yöntemin kendi toleransı sayar. Ölçülmüş örnekler bunu doğruluyor: aynı CAS numaralı sedir yağı için iki dağıtıcının belgesinde yaklaşık 93,3 °C ve 104,0 °C’nin üzeri yazıyor; bir biberiye belgesi tek sayı yerine 23 °C ile 55 °C arasında 32 °C genişliğinde bir bant veriyor. Bir sayıyı ürüne taşımak, bu toleransların hepsini yok saymak olur.
Aynı ayrım saklama ve sıcaklık tarafında da geçerli. ISO/TR 18811:2018’in 5.3.2 maddesinde geçen (30 ± 2) °C’den (50 ± 2) °C’ye uzanan koşullar raf ömrü tahmini için hızlandırılmış test koşullarıdır; belgenin kendisi aşırı sıcaklıkta gözlenen değişimlerin piyasada hiç gerçekleşmeyebileceği uyarısını yapar ve kendi Kapsam maddesinde koşulları belirlemeyi amaçlamadığını söyler. ASTM D4332-22 Tablo 1’deki 60 ± 2 °C ve %15 ± 5 bağıl nemlik “Desert” koşulu bir laboratuvar koşullandırma atmosferidir; MIL-STD-810H’in A1 sınıfı için verdiği 33–71 °C aralığı standardın kendi tanımıyla bir test seviyesidir, bir saha ölçümü değil ve standart bu seviyelerin toptan uygulanmamasını ister. ADR 2025, Cilt II, 4.1.1.4’teki 55 °C bir dolum derecesi kriteridir — sıvının 55 °C’de kabı tamamen doldurmamasını ister — bir ürün dayanıklılığı ölçütü değil.
Ölçülmüş gerçek ortam sayıları ise ortam hakkındadır. Gerçek kargo kolilerinde veri kaydediciyle ölçülen en yüksek değer 49,3 °C’dir ve aynı çalışmada 72 tek yön sevkiyatın ortalaması 26,2 ± 2,3 °C, 40 °C üstünde geçen atımların ortalaması 48 dakika, en uzunu 12 saat 14 dakikadır. Soğuk taraf da ölçülmüştür: posta sevkiyatlarında en düşük yaklaşık −14,9 °C, en yüksek yaklaşık 39,1 °C ölçülmüş ve kolilerin transit süresinin ortalama %68,3’ü 20–25 °C aralığının dışında geçmiştir. Güneşte park halindeki binek araç kabininde ölçülen maksimumlar 41–76 °C aralığındadır ve bir ölçümde dış hava 22,2 °C iken kabin 47,2 °C’ye ulaşmıştır. Bu sayıların hiçbiri bir ürünün ne yaşadığını söylemez; ortamın ne olduğunu söyler. Arasındaki köprüyü kurabilecek tek şey o ürün üzerinde yapılmış bir ölçümdür ve bu yazıda öyle bir ölçüm yok.
Kişisel bir sağlık sorusu için başvurulacak yer bir blog yazısı değil bir sağlık meslek mensubudur. Bu yazının konusu taşıma hukuku, ambalaj testleri, depolama yükümlülükleri ve ölçülmüş ortam sıcaklıklarıdır; hiçbir bölümü bir sağlık sorusunun muhatabı değildir. Ürün ambalajındaki kullanım bilgisine uyulur. Bir ürünün nasıl kullanılacağı, ne kadar kullanılacağı ve nerede saklanacağı o ürünün kendi etiketinde ve kullanım bilgisinde yazar; bu yazıdaki hiçbir sayı o bilginin yerine geçmez ve onu değiştirmez.
Son olarak güvenlik konusunda bir dil kaydı: bu yazıda hiçbir yerde “güvenlidir”, “risk yoktur” ya da “taşımada sorun çıkarmaz” denmedi ve bunun nedeni ihtiyat değil, bu cümlelerin dayanağının olmamasıdır. Güvence vermek bir ölçüm iddiasıdır. Standartların kendileri bile bu güvenceyi vermiyor: ISTA, test seviyelerinin belirli bir dağıtım sistemini temsil etmeyebileceğini kendi metninde yazıyor; ADR’nin 6.1.3 bölümündeki ilk not, UN ambalaj işaretinin imalata ilişkin olduğunu, kullanıma ilişkin olmadığını ve tek başına ambalajın herhangi bir madde için kullanılabileceğini teyit etmediğini söylüyor. Kendi metninde güvence vermeyen bir standarttan bir blog yazısının güvence üretmesi mümkün değildir.
Neyi iddia etmiyoruz
Bu, yazının en önemli bölümüdür. Yukarıda çok sayıda ölçülmüş değer, madde numarası ve eşik var; bunların bir kısmı tam olarak bir ürün cümlesine dönüştürülmeye davet eder gibi durur. Davet kabul edilmedi. Aşağıdakiler, bu yazının kurmadığı cümlelerin listesidir — ve bu liste, kurulan cümleler kadar yazının bir parçasıdır.
Breva hakkında ölçülmüş hiçbir değer beyan edilmedi
Breva’nın parlama noktası, erime noktası, sucul toksisite verisi, ADR sınıfı, UN numarası, ambalajlama grubu, taşıma kategorisi, tünel kodu, UN ambalaj işareti, sızdırmazlık ya da düşürme testi sonucu, stabilite verisi ve saklama sıcaklığı bu yazıda beyan edilmedi. Nedeni basit: paylaşılacak yayımlanmış bir ölçümümüz yok ve olmayan bir ölçümün yerine cümle konmuyor. Bir ürünün ADR karşısındaki durumu hesaplanabilir bir şeydir; ama hesap için erime noktası, katılar için yanma hızı testi sonucu ve sucul toksisite kategorisi gerekir. Bu veriler olmadan hüküm zinciri anlatılabilir, sonuç beyan edilemez.
Hiçbir ürün bir rejime yerleştirilmedi
Bu yazıda hiçbir ürün — kendi ürünümüz dahil — bir sınıflandırmaya, bir muafiyete ya da bir rejime yerleştirilmedi. Özellikle şu zincirin hiçbir biçimi bir ürün cümlesine çevrilmedi: “katı, öyleyse Sınıf 3 değil, öyleyse ADR’ye tabi değil, öyleyse taşımada sorunsuz”. Zincirin ilk halkası bile ölçüm gerektirir: ADR 2025, Cilt I, 1.2.1’e göre bir maddenin katı sayılması erime noktasına bağlıdır ve bu, penetrometre ya da erime noktası ölçümüyle belirlenir. Zincirin son halkası ise hiçbir metinden çıkmaz; “ADR’ye tabi olmamak” bir taşıma sonucu güvencesi değildir.
Hiçbir sayı bir dayanıklılık yargısına çevrilmedi
Yazıda geçen hiçbir sayı — 49,3 °C, 60 °C Desert koşulu, 1,8 m düşürme yüksekliği, 5 L ve 5 kg eşiği, 0,5 L ve 2 L yolcu sınırı — bir ürün hakkında bir dayanıklılık ya da güvenlik yargısına çevrilemez. 49,3 °C bir kargo kolisinde ölçülmüş bir ortam değeridir. 60 °C bir laboratuvar koşullandırma atmosferidir. 1,8 m, ADR 2025, Cilt I, 3.5.3.1’in istisnai miktar ambalajı için istediği düşürme yüksekliğidir — aynı bölümün 3.5.3.2 numaralı paragrafı test parametresi değil, test sırasında maddenin yerine başka bir madde kullanılabilmesini düzenler. 5 L ve 5 kg, Özel Hüküm 375’in iç ambalaj eşiğidir. 0,5 L ve 2 L, ICAO Teknik Talimatlar Tablo 8-1’in yolcu beraberi sınırıdır; 0,5 L ürünün kendisine, 2 L ise maddenin saydığı ürün gruplarının kişi başına ortak toplamına bakar. Beşi de başka şeylerin ölçüsüdür.
Hiçbir üçüncü taraf hakkında uygunluk yargısı kurulmadı
Hiçbir kargo şirketi, tedarikçi ya da rakip hakkında uygunluk veya uygunsuzluk iddiası kurulmadı; yalnızca o kuruluşların kendi yayımladığı metinler aktarıldı. Bir şirketin yayımladığı listede mülga bir kanuna atıf bulunması bir gözlemdir; “listeleri güncel değil, güvenilmez” sonucu bir değerlendirmedir ve bu yazıda yapılmadı. Bir tedarikçinin belgesinde tünel kodu tutarsızlığı bulunması da bir olgudur; o tedarikçi hakkında bir uygunsuzluk iddiası değildir. Aynı ölçü kendi metinlerimize de uygulanır.
Bu yazı bir sağlık tavsiyesi değildir ve yazının hiçbir yerinde bir sağlık sonucu, etki ya da fayda iddiası yoktur. Breva bir kozmetik ürün olarak sunulur, ilaç olarak değil. Bu ayrım yazının kendi malzemesinde de belirleyici oldu: ADR 2025’in Özel Hüküm 601’i metninde açıkça kullanıma hazır farmasötik ürünlerden söz eder ve yalnızca ilaç içindir; bir kozmetik ürünü bu hükmün kapsamında göstermek hem hukuken yanlış olur hem de ürünün ilaç olduğu imasını taşır. Aynı nedenle ICAO Tablo 8-1’in ilgili satırının başlığı “tıbbi veya tuvalet malzemeleri” olduğu halde bu yazı ürünü o satırın tıbbi tarafına hiçbir biçimde yaklaştırmadı. Kategori adı bir çağrışım taşıyorsa, o çağrışım da kurulmaz.
Yazıda yer yer ilaç rejimine ait metinler anıldı: AB İyi Dağıtım Uygulamaları Kılavuzu 2013/C 343/01’in nakliye bölümü, TİTCK’nın 2022 tarihli GDP Kılavuzunun sıcaklık haritalaması maddesi, Dünya Sağlık Örgütü’nün zamana ve sıcaklığa duyarlı farmasötik ürünler için model kılavuzu, farmakope tanımları, ilaç stabilite kılavuzunun iklim bölgesi koşulları. Hepsi karşılaştırma içindir, kozmetiğe kural taşımaz. Bunun metinsel dayanağı var: AB GDP Kılavuzunun kendi giriş bölümü dayanağını beşeri tıbbi ürünler direktifinin iki maddesine bağlar ve kapsamını toptan dağıtım yetkisi sahipleriyle sınırlar; TİTCK’nın GDP Kılavuzu kapsamını ecza ticarethaneleri ve denetimle görevli personelle sınırlar ve kendi metninde “kozmetik” kelimesi hiç geçmez; Dünya Sağlık Örgütü’nün kılavuzu kapsamını zamana ve sıcaklığa duyarlı farmasötik ürünlerle sınırlar. Yani bu metinler kozmetiğe uygulanmadığını kendileri söylüyor. Aynı şekilde Avrupa Farmakopesi’nin genel notlarındaki sıcaklık terimleri o farmakopenin kendi monografları ve analitik işlemleri için tanımlanmıştır — ilgili paragraf bir analitik işlemin sıcaklığı sayı vermeden tanımlandığında diye başlar — ve kozmetik mevzuatı farmakopeye atıf yapmaz; ayrıca bu değerler birinci elden ücretli kaynaktan değil bir arşiv nüshasından okundu ve güncel edisyon doğrulanamadı.
Aynı sorular bizim için de geçerli. Bu yazıdaki her soru kendi ürünümüz için de sorulabilir: erime noktası ölçüldü mü, hangi yöntemle; bitmiş formülasyonun parlama noktası ölçüldü mü, kapalı kap mı; sucul toksisite verisi var mı; ambalaj hangi koşullandırma altında hangi yükseklikten düşürüldü; stabilite protokolü nakliye koşulunu kapsıyor mu. Bu sorulara burada cevap verilmedi, çünkü paylaşılacak yayımlanmış ölçüm yok. Ve paylaşılmayan bir ölçüm bir üstünlük sayılmaz. Bir sektör yazısının en kolay hilesi, rakibin eksiğini sayıp kendi eksiğini sessizce geçmektir; bu bölüm tam olarak o hileyi engellemek için var.
Bir kaydı daha açık bırakmak gerekir: soğuk zincirin yokluğu bir serbestlik beyanına çevrilmedi. Kozmetikte yasal bir soğuk zincir rejiminin bulunmaması ölçülmüş bir yokluktur, ama bir muafiyet değildir. 1223/2009 sayılı AB Tüzüğünün 6(4) maddesi dağıtıcıların, ürün kendi sorumlulukları altındayken depolama veya nakliye koşullarının ürünün Tüzük gerekliliklerine uygunluğunu tehlikeye atmamasını sağlamasını ister; Türkiye Kozmetik Ürünler Yönetmeliğinin dağıtıcı yükümlülükleri hükmü neredeyse birebir aynı şeyi söyler. Yani sayı yoktur ama sonuç yükümlülüğü vardır. “Rejim yok, öyleyse nasıl saklanırsa saklanır” çıkarımı bu iki hükmü yok saymak olur.
Son olarak dil üzerine bir kayıt. Bu yazıda bir ürün bağlamında “açar”, “tedavi eder”, “geçirir”, “önler”, “iyileştirir”, “performansı artırır”, “rahatlatır” ve “hafifletir” fiilleri kullanılmadı. Depolama ve sıcaklık anlatılırken “etkisini kaybeder”, “işe yaramaz hale gelir” ya da “performansı düşer” gibi dolaylı sonuç ifadeleri de kullanılmadı; bunların yerine ne olduğu söylenebilen ifadeler seçildi — bir koşulun üreticinin tanımladığı aralığın dışına çıkmış olması, bir stabilite verisinin o koşulu kapsamaması gibi. Bu bir üslup tercihi değil, ölçümsüzlüğün dilde karşılığıdır.
Breva hakkında
Breva Naturals mentol kristali ve uçucu yağlardan oluşan, susuz, plastik tüpte sunulan bir kozmetik ürün üretir. Ürün beş varyantta sunulur: Mint, Wintermint, Lavender, Tropical ve Forest Focus. Tanım burada bitiyor, çünkü ötesi ölçüm gerektirir.
Bu blogun neden böyle yazıldığına dair kısa bir açıklama yerinde olur. Bu yazı bir ürün tanıtımı değil ve ürüne dair bir sonuç üretmiyor; bir mevzuat ve ölçüm turudur. Bunun bir nedeni var: bu alanda dolaşan içeriğin büyük kısmı ikincil derlemelerin birbirinden kopyalanmasıyla oluşuyor ve bu kopyalama sırasında mülga künyeler, kaldırılmış UN numaraları, var olmayan muafiyetler ve yanlış eşikler yerleşik bilgi haline geliyor. Yukarıdaki bölümlerin bir kısmı tam olarak bunu düzeltmek için yazıldı: karayolu Yönetmeliğinin yürürlükteki künyesi 18/6/2022 tarihli ve 31870 sayılıdır, piyasada neredeyse her yerde görülen 2013 künyesi mülgadır; UN 1169 ADR 2025 Tablo A’da hiç geçmez; sınırlı miktar LQ kodları ADR’den kaldırılmıştır; Özel Hüküm 601 yalnızca ilaç içindir. Bunların her biri birincil metinden okunabilir ve okunduğunda düzeltilebilir.
Bir blogun yapabileceği şey budur: hangi metnin ne dediğini, hangi sayının nerede ölçüldüğünü ve hangi belgenin açılamadığını yazmak. Ürün hakkında ölçülmemiş bir cümle kurmak değil. Bu yazının “neyi iddia etmiyoruz” bölümü, yazının en uzun bölümlerinden biridir ve bu bir tasarım tercihidir.
Breva Naturals’ın ürünleri ve varyantları için ürünler sayfasına, bu yazının komşusu olan diğer mevzuat ve laboratuvar yazıları için blog dizinine bakabilirsiniz.
Bu yazının yanında okunabilecek yazılar: uçucu yağların oksidasyonu ve raf ömrü konusu ayrı bir yazıda ele alındı ve bu yazıda oksidasyon kimyasına hiç girilmedi; ambalaj malzemesi ile içerik arasındaki uyum ve göç konusu malzeme uyumu yazısında, etiketteki zorunlu bilgilerin ne olduğu etiket yazısında, parti ve izlenebilirlik tarafı ise üretim yazısında duruyor. Uçakta ve uzun yolda kullanım rutini, bu yazının değil o yazının konusudur; bu yazı havacılık bölümünde yalnızca mevzuatın ne dediğini aktardı, bir kullanım önerisi vermedi.
Sıkça sorulan sorular
Uçucu yağ tehlikeli madde midir?
Tek bir cevabı yok, çünkü ADR’de sınıflandırma maddenin adına değil ölçülmüş özelliklerine bakar. ADR 2025, Cilt I, 2.2.3.1.1 Sınıf 3 için maddenin sıvı olmasını şart koşar ve Sınıf 3 eşiği parlama noktasının 60 °C’yi aşmamasıdır; parlama noktası bu eşiğin üzerinde kalan bir yağ Sınıf 3 değildir. Gerçek bir nane yağı güvenlik bilgi formunda ürün, parlama noktası nedeniyle değil sucul toksisite nedeniyle UN 3082 Sınıf 9 olarak beyan edilmiştir. Buna karşılık BASF’ın l-mentol belgesi, katı mentol pulunu taşıma düzenlemelerine göre tehlikeli mal değil olarak bildirir ve UN Test N.1 sonucunu kolay alevlenir değil olarak verir. Yani aynı rafta hem Sınıf 9 olarak beyan edilen bir yağ hem tehlikeli mal sayılmayan bir ham madde bulunabilir. Belirleyici olan isim değil ölçümdür.
UN 1169 neden artık yok?
Çünkü ADR’den silindi ve yerine UN 1197 geçti. ADR 2025 Tablo A’da UN 1169 (EXTRACTS, AROMATIC, LIQUID) tek bir satır olarak bile bulunmuyor; tüm sıvı ekstreler UN 1197 “EXTRACTS, LIQUID, for flavour or aroma” adı altında birleşti. Aynı yokluk RID 2025 tam metninde de doğrulandı. Silmeyi yapan değişiklik belgesinin kendi metni okunamadı, çünkü Birleşmiş Milletler sunucusu bu yazının araştırma döneminde 403 Forbidden döndürdü; silinme olgusu iki ayrı güncel metinde UN numarasının hiç bulunmamasıyla kuruldu. Pratik sonucu şu: bir belgede UN 1169 görülüyorsa, o belgenin güncelliği ayrı bir soru haline gelir.
Parlama noktası neden her belgede farklı yazıyor?
Çünkü parlama noktası maddenin içsel bir özelliği değil, yöntemle tanımlı bir sayıdır. ASTM D56’nın 14.2 maddesi bunu birebir söyler: Tag parlama noktası yalnızca bu test yöntemiyle tanımlanabilir. Aynı standardın 14.1.2 maddesi, 60 °C altında iki laboratuvar arasındaki 4,3 °C’ye kadar farkı yöntemin kendi toleransı sayar — yani dört derecelik uyuşmazlık hata değil, beklenen sonuçtur. Buna yöntem farkı eklenir: SEA Yönetmeliği Ek-1’in 2.6.4.1 maddesi parlama noktasının tayini için kapalı kap yönteminin kullanılacağını söyler ve Tablo 2.6.3’teki sekiz yöntemin hepsi kapalı kaptır, açık kap listede hiç yoktur; buna rağmen piyasada açık kap değeri veren belgeler dolaşıyor. Son olarak karışım etkisi var: REACH Ek-II 9.1(h), karışımın kendi değeri yoksa en düşük parlama noktalı bileşenin değerinin yazılabileceğini söyler. Üç mekanizma üst üste gelince aynı yağ için üç farklı sayı görmek olağandır.
Kozmetik ürün ADR’ye tabi mi?
ADR’de “kozmetik” diye bir muafiyet kategorisi yoktur; soru ürünün ne olduğuna değil, ölçülmüş özelliklerinin hangi sınıflandırma ölçütünü karşıladığına bakılarak cevaplanır. ADR 2025, Cilt I, 2.2.3.1.1’e göre Sınıf 3 için madde sıvı olmalıdır; 1.2.1’e göre erime noktası 20 °C’nin üzerindeki bir madde katıdır. Katı bir ürün Sınıf 3’e giremez, ama bu ADR’nin tamamen düştüğü anlamına gelmez: 2.2.41.1.4’teki yanıcı katı ölçütleri ya da sucul toksisite nedeniyle çevre için tehlikeli madde girişleri hâlâ sorulmalıdır. ADR 2.2.9.1.10.5 bu son noktada dar bir liste verir — yalnızca Aquatic Acute 1, Aquatic Chronic 1 ve Aquatic Chronic 2 kategorileri sayılır; daha hafif sucul toksisite kategorileri taşımada çevre için tehlikeli madde sayılmaz. Perakende ürünü dökme yağdan ayıran hüküm de bir kozmetik muafiyeti değil, Özel Hüküm 375’tir: iç ambalaj başına 5 L ya da 5 kg ve altında ADR’nin diğer hükümleri düşer. Ama bu hüküm Sınıf 3 girişlerinde yoktur, çevre için tehlikeli madde girişlerinde vardır.
Sınırlı miktar muafiyeti evrak muafiyeti mi?
Değil. Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmeliğin 18/6/2022 tarihli ve 31870 sayılı metninin Madde 8(1)(b) hükmü, ADR Bölüm 3.4 ve 3.5 muafiyetli taşımalar dahil tüm taşımalarda ADR 5.4.1 taşıma evrakını zorunlu kılar. Sınırlı miktar rejimi başka şeyleri kaldırır: ADR 2025, Cilt I, 3.4.1’e göre bu paketler Bölüm 6’nın yalnızca 6.1.4 yapım kurallarına tabidir, performans testi ve UN işareti gerekmez ve koli brüt kütlesi 30 kg ile sınırlıdır. Sınırlı miktar ile Özel Hüküm 375 de aynı şey değildir: Özel Hüküm 375 iç ambalaj eşiğinin altında ADR’nin diğer tüm hükümlerini kaldırır, Bölüm 3.4 yalnızca bazı hükümleri kaldırır. Türkiye tarafında bir ek kayıt daha var: Yönetmelik Madde 7(2) birebir, yirmi tonluk faaliyet belgesi eşiğinin hesabında ADR Bölüm 3.3, 3.4 ve 3.5 muafiyetleri kapsamında yapılan faaliyetlerin dikkate alınmayacağını söyler.
Kargo şirketlerinin yayımladığı metinler parfüm hakkında ne diyor?
Üç farklı şey diyorlar ve farkın nerede olduğu belli: parfüm, okunabilen metinlerde mutlak yasak kalemi olarak değil, ya adıyla kısıtlı listede ya da hiç adı anılmadan nitel bir alevlenirlik hükmünün içinde geçiyor. DHL Express’in kendi metninde parfüm mutlak yasaklı listesinde değil, kısıtlı listesindedir ve yazılı bir iş gerekçesi ile şirket onayıyla kabul edilebildiği yazılıdır. İncelenen üç Türkiye şirketinin yayımlanmış metinlerinde “parfüm” kelimesi hiç geçmiyor; biri yalnızca “kolonya” yazıyor, diğerleri nitel bir alevlenirlik hükmüne dayanıyor. Bir şirketin metninde geçen “büyük miktarda ise” ifadesinin eşik değeri hiçbir yerde yayımlanmamış — bu bir veri eksikliği değil, şirketin yayımlamadığı bir eşiktir. FedEx, UPS ve TNT’nin resmî sayfalarına erişilemediği için o şirketler hakkında bu yazıda birinci elden hiçbir şey yazılmadı. Metinlerden çıkan ortak çizgi şudur: parfüm yayımlanmış listelerde mutlak yasak değil, ya önceden yazılı onaya bağlı bir kısıt ya da nitel bir alevlenirlik hükmünün kapsamında duran bir kalemdir; sayısal bir hacim eşiği ise hiçbirinde yayımlanmış değildir. Bağlayıcı olan metin de bu yüzden bellidir: gönderenin sözleşme ilişkisinde olduğu şirketin kendi güncel yasaklı ve kısıtlı ürünler metni. Soru “genel kural nedir” biçiminde sorulduğunda cevapsız kalıyor, “hangi metne bakılır” biçiminde sorulduğunda adresi var.
Posta rejimi kozmetik için ne diyor, kargodan nerede ayrılıyor?
Posta ve kargo aynı rejim değildir ve posta tarafı daha dar yazılmıştır. Dünya Posta Birliği Sözleşme Tüzüğünün 19-001 maddesi yalnızca üç tehlikeli madde sınıfını istisnai olarak kabul eder ve Sınıf 3 bu üçün içinde değildir. Türkiye tarafında 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanununun 19(3) hükmü gönderi ücretinin 500 katı idari para cezası öngörür. Dünya Posta Birliği’nin Türkiye kısıtlama satırında parfümlerin yanında “balms” kelimesi de geçiyor; bu bir kategori değerlendirmesidir, mutlak bir satış ya da taşıma yasağı değil, ve satır posta rejimine aittir, kargoya değil. PTT’nin kendi web sitesinde yayımlanmış bir yasaklı maddeler sayfası bulunamadı; elde olan tek birincil kaynak 2011 tarihli bir Yönetmeliktir ve “PTT kolonya kabul etmiyor” türü ifadelerin PTT’nin kendi yayımladığı bir metinde geçtiği doğrulanamadı. Okunabilen metinlerden çıkan tablo şudur: posta rejiminin çerçevesi kargodan dar yazılmıştır, Sınıf 3 istisna listesinde hiç yoktur, Türkiye kısıtlama satırı parfüm ve balsam kalemlerini kısıt olarak anar ve ihlalin yaptırımı kanunda gönderi ücretinin 500 katı olarak yazılıdır. Çerçeve metinden okunabiliyor; okunamayan şey operatörün kendi güncel listesidir. İki katman arasındaki fark bu soruda belirleyicidir — rejim bir şey söylerken operatörün yayımlanmış metni ondan daha dar olabilir ve posta tarafında aranacak yer o metindir.
Uçakta hangi iki rejim aynı anda işliyor ve hangi metin ne diyor?
Burada iki ayrı rejim aynı anda işliyor ve ikisi karıştırılırsa cevap yanlış olur. Tehlikeli madde tarafında ICAO Doc 9284 Teknik Talimatlar Tablo 8-1’in 17 numaralı maddesi yolcu ve mürettebatın yanında taşıdığı tıbbi veya tuvalet malzemeleri için ürün başına en çok 0,5 kg ya da 0,5 L, kişi başına toplam 2 kg ya da 2 L sınırı koyar; bu sınır kabin ve uçakaltı için aynı şekilde geçerlidir. Toplam sınırın koşulunu atlamamak gerekir: maddenin metni toplamı “all articles mentioned in 3), 10) and 13)” ifadesiyle kurar, yani 2 kg ya da 2 L yalnızca tuvalet malzemesine ait bir pay değil, tablonun saydığı o ürün gruplarıyla ortak bir toplamdır. Güvenlik taraması tarafında ise 100 ml ve bir litrelik şeffaf poşet düzeni ayrı bir rejimdir. ICAO Teknik Talimatlar’ın ilgili bölümü “izin verilmedikçe yasaktır” mantığıyla yazılmıştır: tabloda yer almayan tehlikeli madde yolcu tarafından taşınamaz. Mumlu ya da katı bir çubuğun güvenlik taraması tanımına girip girmediğini doğrudan ele alan hiçbir resmî AB, Komisyon, Avrupa Sivil Havacılık Konferansı ya da SHGM açıklaması bulunamadı; en yakın resmî kayıt bir ABD kurumunun katı deodorantı kabin bagajında kabul ettiğini belirten kalem sayfasıdır ve o sayfa nihai kararın kontrol noktası memurunda olduğunu da yazar. Özetle metinlerden okunabilen şudur: tehlikeli madde tarafındaki sınır kabin ve uçakaltı için aynıdır ve sayısı bellidir; güvenlik taraması tarafındaki 100 ml düzeni ayrı bir rejimdir, yalnızca kabin bagajına bakar ve havalimanı ile cihaz bazında değişir. Katı ya da mumlu bir formun güvenlik taraması tanımına girip girmediğini ise bugün hiçbir resmî metin yazmıyor; o noktada kararı bir hüküm değil kontrol noktası veriyor ve eldeki en yakın resmî kayıt bunu kendi sayfasında açıkça söylüyor. İki rejimin hangisinin ne hakkında olduğunu bilmek, bu soruda tek tek sayıları bilmekten daha işe yarar — çünkü yaygın hata sayıları yanlış hatırlamak değil, iki rejimi birbirine karıştırmaktır.
100 ml kuralı kozmetiğe nasıl uygulanır?
100 ml kuralı bir tehlikeli madde kuralı değildir; bir güvenlik taraması rejimidir ve bu ayrımı ICAO Teknik Talimatlar’ın kendisi kurar — devletlerin havacılık güvenliği gerekçesiyle ek kısıtlamalar uygulayabileceğini ayrı bir notla söyler. AB tarafında bu düzen 2015/1998 sayılı Tüzüğün ilgili bölümünde yer alır ve 2024/2108 sayılı Tüzük, 12.4.2.10 numaralı noktasıyla 1 Eylül 2024’ten itibaren C3 sınıfı patlayıcı tespit cihazlarında sınırı geri getirmiştir. Aynı Tüzüğün gerekçe (9) maddesine göre sınırın kalkması AB çapında tek seferlik bir işlem değil, Avrupa Sivil Havacılık Konferansı testlerinden geçen cihaz konfigürasyonları bazında ilerleyen bir süreçtir — yani havalimanı ve cihaz bazında değişir. 2025 Temmuz’unda sınırın kısmen kaldırıldığı bildirildi ama bunun birincil AB metni bulunamadı. Türkiye’de 100 ml ve bir litrelik poşet kuralının mevzuat metni de bulunamadı; kural kamuya açık yayımlanmayan bir programda düzenleniyor ve en üst doğrulanabilir Türkçe kaynak SHGM’nin yolcu duyurusudur. Kozmetiğe uygulanması bu yüzden metinden türetilemeyen bir konudur.
TMGD eşiği 20 ton mu 50 ton mu?
İkisi farklı şeylerin eşiğidir ve karıştırılmaları yaygın bir hatadır. Yürürlükteki 18/6/2022 tarihli ve 31870 sayılı Yönetmeliğin Madde 7 hükmü tehlikeli madde faaliyet belgesi eşiğini son bir takvim yılında yirmi ton ve üzeri olarak belirler; güvenlik danışmanı yükümlülüğünün asıl tetikleyicisi de bu belge sahipliğidir. “Elli ton” aynı Yönetmelikte yalnızca Madde 8(1)(a)’da, sadece taşımacı belgeli işletmenin filo kapasitesine ilişkin bir ayrık hüküm olarak yaşar. Piyasada dolaşan elli ton rakamı 2014 tarihli bir Tebliğin kapsam rakamıdır ve o Tebliğ bugün yürürlükte değildir: 4/8/2022 tarihli ve 31913 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan müstakil bir “Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Tebliğ”, birinci maddesiyle 22/5/2014 tarihli ve 29007 sayılı Tebliği tümüyle kaldırmıştır; Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğü de onu kendi tebliğler sayfasında “Mülga” başlığı altında listeler. Yani elli ton, bir kapsam eşiği olarak 4/8/2022’den beri hukuki geçerliliğe sahip değildir. Yürürlükteki metinde elli tonun tek yaşadığı yer Madde 8(1)(a)’daki taşımacı filo kapasitesi hükmüdür; faaliyet belgesi eşiği yirmi tondur. İki rakamın karıştırılmasının nedeni de burada görünüyor: biri mülga bir Tebliğin kapsamı, diğeri yürürlükteki Yönetmeliğin eşiğidir.
Kozmetikte soğuk zincir var mı?
Yasal bir soğuk zincir rejimi yok ve bu ölçülmüş bir yokluktur. 1223/2009 sayılı AB Kozmetik Tüzüğünün tam metninde “temperature” kelimesi hiç geçmiyor; Türkiye Kozmetik Ürünler Yönetmeliğinin madde metinlerinde “°C”, “soğuk zincir” ve “serin” ifadelerinin her biri sıfır kez geçiyor; TİTCK’nın yayımladığı Kozmetik İyi Üretim Uygulamaları Kılavuzunda da “soğuk zincir” sıfır kez geçiyor ve hiçbir °C değeri yok; ISO 22716:2007’nin tam metninde tek bir °C ya da bağıl nem değeri yok. Karşılaştırma için: soğuk zincir rejimi aşı ve biyolojik ürünlerde kurulmuştur — Dünya Sağlık Örgütü’nün model kılavuzu kapsamını zamana ve sıcaklığa duyarlı farmasötik ürünlerle sınırlar, Sağlık Bakanlığı’nın bilgilendirme sayfası aşı ve antiserumlar için +2 ile +8 °C aralığını verir — ve gıdada kurulmuştur: Hayvansal Gıdalar İçin Özel Hijyen Kuralları Yönetmeliği “soğuk zincir” terimini açıkça kullanır ve örneğin işleme tesisine varışta süt sıcaklığının 10 °C’yi aşamayacağını yazar. Kozmetikte bunun karşılığı yoktur. Ama sayı olmaması yükümlülük olmaması demek değildir: AB Tüzüğünün 6(4) maddesi ve Türkiye Yönetmeliğinin dağıtıcı yükümlülükleri hükmü, depolama ve nakliye koşullarının ürünün uygunluğunu tehlikeye atmamasını ister.
Kargo kolisi yolda kaç dereceye çıkıyor?
Ölçülmüş değerler var ve sayılar tek bir rakama indirgenemez. Veri kaydediciyle izlenen 72 tek yön sevkiyatta en yüksek değer 49,3 °C ölçülmüştür; aynı çalışmada ortalama 26,2 ± 2,3 °C, 40 °C üstünde geçen atımların ortalaması 48 dakika, en uzunu 12 saat 14 dakikadır. Soğuk taraf da ölçülmüştür: posta sevkiyatlarında en düşük yaklaşık −14,9 °C ve en yüksek yaklaşık 39,1 °C bulunmuş, kolilerin transit süresinin ortalama %68,3’ü 20–25 °C aralığının dışında geçmiştir — ve aynı çalışmada aralık dışında geçen süre oranı kışın yazdan yüksek çıkmıştır. Ortalamayı tek başına okumak yanıltıcıdır: aynı veri setinde ortalama 26,2 °C iken maksimum 49,3 °C’dir, yani bilgilendirici olan ortalama değil, tepe değer ile o tepede geçen süredir. Deniz konteynerinde ölçülen değerler beklenenden ılımlıdır — bir seferde 18,07 ile 35,80 °C arasında — ve en büyük kaymaların yarısı gemide değil liman beklemeleri ile karayolu bacaklarında gerçekleşmiştir. Türkiye’ye özgü ölçülmüş bir koli içi sıcaklık çalışması ise bulunamadı.
UN işaretli kutu her şey için kullanılır mı?
Kullanılmaz ve bunu ADR’nin kendisi yazıyor. ADR 2025, Cilt II, 6.1.3 bölümünün ilk notu, işaretin imalata ilişkin olduğunu, kullanıma ilişkin olmadığını ve tek başına ambalajın herhangi bir madde için kullanılabileceğini teyit etmediğini söyler. Aynı yönde bir hüküm daha var: ADR ve RID 6.1.5.8, test raporunun başka ambalajlama yöntemleri veya bileşenleri kullanılmasının raporu geçersiz kılabileceğini belirtmesini zorunlu kılar; ABD tarafındaki karşılık hüküm iç ambalaj değişikliği için yazılı eşdeğerlik dokümantasyonu ve dolgu kalınlığının korunmasını şart koşar. Test tarafında da yaygın bir yanlış var: ADR ve RID 6.1.5.6’daki üç metre, uygulanan statik yükün karşılık geldiği yığın yüksekliğidir ve paket 24 saat bu yüke maruz kalır — hiçbir şey üç metreden düşürülmez. Bir ek kayıt: ADR ve RID 6.1.5.3, plastik ambalajlar ve plastik iç ambalajlı kombinasyon ambalajlarda numune ile içeriğin düşürme testi öncesi −18 °C ya da daha aşağıya soğutulmasını zorunlu kılar; yani düşürme testi oda sıcaklığında yapılan bir test değildir.
ISTA 3A geçmek ne anlama gelir?
Belirli bir test dizisinin tamamlandığı anlamına gelir; sıcak ya da nemli koşulda sınandığı anlamına gelmez. ISTA 3A’nın 2018 baskısının kendi genel bakış metnine göre zorunlu olan yalnızca laboratuvar ortamında ön koşullandırmadır; kontrollü sıcaklık ve nem koşullandırması opsiyoneldir. Dolayısıyla “ISTA 3A geçti” ifadesi tek başına ürünün sıcakta ya da nemde test edildiği anlamına gelmez. İkinci kayıt: bu testler tehlikeli madde testlerinin yerine geçmez — ISTA kendi metninde bunu yazar, ASTM D4169 ve bir başka ASTM standardı da tehlikeli maddelerle kullanıma uygunluğun belirlenmediğini söyler. Üçüncü kayıt: bu yazıda verilen ISTA 3A düşürme yükseklikleri 2004 baskısının bir kopyasından okundu, çünkü 2018 baskısının test bölümü ücretlidir ve erişilemedi; o yüzden “ISTA 3A’da bugün şu yükseklik uygulanır” denemez. Dördüncüsü: ISTA kendi metninde test seviyelerinin belirli bir dağıtım sistemini temsil etmeyebileceğini belirtir, yani testten geçmek bir hasarsızlık güvencesi değildir.
Mentolün erime noktası kaçtır?
Tek bir sayı değil, bir aralık ve bir polimorf sorusudur. NIST katkılı ölçümlerde L-mentolün dört polimorfu sırasıyla 42,5 °C, 36,9 °C, 35,6 °C ve 31,2 °C’de erir; rasemik DL-mentol ise yaklaşık 32,6 °C’de. Yani tek bir sayı vermek 11 °C’ye varan bir hata demektir ve piyasada en sık görülen 42,5 °C değeri yalnızca kararlı polimorfa aittir. BASF’ın l-mentol belgesi erime aralığını 41-44 °C olarak verir ve aynı belge 94 °C’lik bir parlama noktası bildirir — ama mentol bu sıcaklığın çok altında eridiği için o sayı erimiş mentole aittir, katı pula değil. Bir sınır kaydı: saf mentol kristalinin erime noktası bir formülasyonun erime noktası değildir; mentol, uçucu yağ ve mum içeren bir karışımda ötektik etki erime davranışını belirgin biçimde değiştirebilir ve bu ancak ölçülerek bilinir.
Katı olmak taşıma kurallarının dışına çıkarır mı?
Otomatik olarak çıkarmaz ve bu zincirin her halkası ayrı bir ölçüm gerektirir. ADR 2025, Cilt I, 2.2.3.1.1 Sınıf 3 için maddenin sıvı olmasını şart koşar ve 1.2.1 erime noktası 20 °C’nin üzerindeki maddeyi katı sayar; buradan çıkan tek sonuç katı bir maddenin Sınıf 3’e girmediğidir. Ama ADR’nin başka kapıları var: 2.2.41.1.4 yanıcı katı tanımında toz, granül veya macun kıvamlı maddelerden söz eder ve sucul toksisite yolu da ayrıca sorulmalıdır. Havacılık tarafında ise katı olmak güvenlik taraması rejiminden çıkarmıyor: AB ve Birleşik Krallık’taki sıvı, aerosol ve jel tanımı açıkça sıvı ile katı karışımlarını kapsar ve Birleşik Krallık rehberi donmuş sıvıları el bagajında yasaklar. Bir maddenin katı olup olmadığı da beyanla değil ölçümle belirlenir — ilgili test yöntemleri bir penetrometre ya da erime noktası ölçümüne dayanır. Bu yazıda hiçbir ürün için böyle bir ölçüm yok, dolayısıyla bu soru bir ürün hakkında cevaplanmadı.
Bu yazı Breva hakkında ne söylüyor?
Ölçülmüş hiçbir şey söylemiyor ve bu bilinçli bir tercihtir. Breva’nın parlama noktası, erime noktası, ADR sınıfı, UN numarası, ambalajlama grubu, taşıma kategorisi, tünel kodu, düşürme ya da sızdırmazlık testi sonucu, stabilite verisi ve saklama sıcaklığı bu yazıda beyan edilmedi; çünkü paylaşılacak yayımlanmış bir ölçüm yok. Yazının söylediği şey, hangi metnin ne dediği ve hangi sayının nerede ölçüldüğüdür: ADR 2025’in sınıflandırma ve muafiyet hükümleri, Türkiye’nin 18/6/2022 tarihli ve 31870 sayılı karayolu Yönetmeliği, ICAO Teknik Talimatlar’ın yolcu tablosu, ISO 22716:2007’nin depolama ve sevkiyat maddeleri, ISO/TR 18811:2018’in test koşulları ve gerçek kolilerde ölçülmüş ortam sıcaklıkları. Bunların hiçbiri bir ürün hakkında bir sonuç vermez. Yazının “neyi iddia etmiyoruz” bölümü, bu sonucun neden verilmediğini kalem kalem anlatır.
Bu yazı bir sağlık tavsiyesi mi?
Değil. Bu yazı hukuki, güvenlik ya da taşıma tavsiyesi de değildir; yükümlülük metinlerinin ve ölçülmüş değerlerin aktarımıdır. Yazının hiçbir yerinde bir sağlık sonucu, etki ya da fayda iddiası yoktur ve Breva bir kozmetik ürün olarak sunulur, ilaç olarak değil. Yazıda ilaç rejimine ait metinler yer yer anıldı — iyi dağıtım uygulamaları kılavuzları, farmakope tanımları, ilaç stabilite koşulları — ve hepsi yalnızca karşılaştırma içindir; o metinler kendi kapsam maddelerinde kozmetiği kapsamadıklarını söylüyor. Kişisel bir sağlık sorusu için başvurulacak yer bir blog yazısı değil bir sağlık meslek mensubudur. Ürün ambalajındaki kullanım bilgisine uyulur ve bu yazıdaki hiçbir sayı o bilginin yerine geçmez.
Kaynaklar
Bu yazıdaki her sayı, her madde numarası ve her tarih, aşağıdaki listede künyesi verilen bir belgeden alındı. Seçim ölçütü tekti: önce o kuralı koyan metin arandı, bulunamazsa o metni birebir aktaran resmî bir derleme, o da bulunamazsa hiçbir şey yazılmadı. Yani bir yönetmelik hükmü için Resmî Gazete nüshası, bir ADR hükmü için ADR’nin kendi cildi, bir standart için standardın kendi metni esas alındı; sektör blogları, danışmanlık sayfaları ve soru-cevap siteleri yalnızca bir künyeye ulaşmanın aracı olarak kullanıldı, bir sayının kaynağı olarak kullanılmadı. Aynı belgenin birden çok bölümde geçtiği durumlarda künye bir kez verildi ve hangi maddesinin okunduğu metin içinde ayrıca söylendi.
Bir kategori için ayrı bir kayıt gerekiyor, yoksa liste olduğundan eksik görünür. Yazıda künyesiyle anılan metinlerin bir bölümü, kendi nüshası açılarak değil, onu dayanak ya da atıf olarak gösteren bir Yönetmeliğin birinci elden okunan metni üzerinden anıldı: bir Yönetmeliğin dayanak maddesinde sayılan kanunlar, ceza usulünü başka bir yönetmeliğe bağlayan atıflar, bir kurum sayfasının kendi sorumluluk cümlesinde andığı kanun numaraları. Bunların her biri aşağıda, Türkiye mevzuatı başlığının sonundaki toplu kayıtta adıyla listelendi; o kayıt, hangi metnin yalnızca bir atıf zinciri üzerinden geldiğini tek tek söylüyor. Böylece “aşağıdaki listede künyesi verilen bir belge” ifadesi, atıf üzerinden gelen metinler için de karşılığını buluyor.
Yazı boyunca yer yer “birinci elden okunamadı”, “yalnızca ikincil derleme aktarıyor” ya da “güncel edisyon doğrulanamadı” gibi kayıtlar göreceksiniz. Bunlar üslup süsü değil, açılış bölümünde tanımlanan dört kademeli kanıt derecesi ölçeğinin künyelere yansımasıdır. Ölçek burada yeniden tanımlanmıyor, yalnızca hatırlatılıyor; tanım tektir ve açılışta verilmiştir. (a) derecesi, belgenin kendi metninin elde olduğunu ve ilgili cümlenin birebir okunduğunu gösterir. (b) derecesi, metnin resmî bir özetten, bir önizleme nüshasından, bir duyurudan ya da muhafaza edilmiş bir sürümden okunduğunu, tam metnin kaynağın kendi yayınında görülemediğini gösterir. (c) derecesi, sayı ya da hükmün hakemli bir dergi veya resmî bir kurumun derlemesi üzerinden aktarıldığını, özgün belgenin görülmediğini gösterir; kamu kimyasal veri tabanlarından alınan değerler tipik olarak bu derecededir ve metinde yanlarına “yalnızca ikincil derleme aktarıyor” kaydı düşülür. (d) derecesi, bilginin yalnızca bir sektör kaynağı, bir cihaz satıcısı belgesi ya da hakemlenmemiş bir derleme tarafından söylendiğini gösterir. (c) ve (d) dereceli sayılar yazıya ya hiç girmedi ya da yanlarında bu kayıtla girdi.
Bu ölçeğe iki ayrı kayıt türü karıştırılmamalı, çünkü ikisi de aşağıda sık geçiyor ve ikisi de bir derece değil. Birincisi barındırma kaydı: bir belgenin tam metni, yayıncının kendi sunucusu engel döndürdüğü için bir ayna nüshadan ya da üçüncü bir sitenin arşivinden okunmuş olabilir. Bu bir dereceyi düşürmez — metin yine kendi lafzından birebir okunmuştur, dolayısıyla derece (a) kalır — ama nereden okunduğu künyenin yanında parantez içinde yazılır, çünkü okur aynı dosyayı yayıncının sunucusunda bulamayabilir. İkincisi edisyon kaydı: okunan nüsha belgenin yürürlükten kalkmış bir edisyonu olabilir. Bu da bir derece değil bir kapsam sınırıdır ve ilgili künyenin yanında ayrıca belirtilir. Kısacası derece neyi gördüğümüzü söyler; barındırma ve edisyon kayıtları o şeyin nereden ve hangi sürümünden geldiğini söyler.
Birkaç erişim engelinin künyelere nasıl yansıdığını açıkça söylemek gerekiyor. ADR 2025’in iki cildinin tam metni okundu ve bu yazıdaki ADR sayılarının tamamı o metinden alındı; ancak unece.org kendi sunucusundaki PDF’lere HTTP 403 döndürdüğü için dosyalar bir aynadan indirildi. İndirilen dosyaların üst bilgisi belgenin kimliğini doğruluyor: “ECE/TRANS/352 (Vol.I)”, “Copyright © United Nations, 2024”, “applicable as from 1 January 2025”, ISBN 978-92-1-003149-3, Sales No. E.25.VIII.1. Aynı şekilde iso.org, astm.org, ECHA’nın kendi sunucusu, ScienceDirect, Wiley, uspnf.com ve bazı taşıyıcıların sayfaları da 403 döndürdü; bunların her biri aşağıda ilgili künyenin yanında parantez içinde belirtildi. Kozmetik ve taşımacılık mevzuatının Türkiye tarafında durum genel olarak tersine iyi: Resmî Gazete ve mevzuat.gov.tr nüshalarının büyük bölümü doğrudan okunabildi. Ama “tamamı” demek yanlış olurdu ve bu listede üç istisna künyesinin yanında işaretli. SEA Yönetmeliğinin ekleri Bakanlık sunucusundan 0 bayt indi; 9,3 MB’lık tam kopya üçüncü bir sitenin arşivinden okundu. Posta Hizmetlerinin Sunulmasına İlişkin Yönetmeliğin metni mevzuat.gov.tr üzerindeki resmî nüshadan değil, bir sektör derneğinin barındırdığı kopyadan okundu. 24/4/2019 tarihli ve 30754 sayılı mülga Yönetmeliğin kendi Resmî Gazete sayfası ise hiç bulunamadı; o metnin varlığı ve kaldırıldığı yalnızca 2022 Yönetmeliğinin kendi kaldırma maddesinden biliniyor. Bu üçünün dışında Türkiye hükümleri birincil metinden geliyor.
Son bir not: listedeki ticari belgeler — tedarikçi güvenlik bilgi formları, kargo şirketlerinin taşıma standartları, pazar yeri satıcı dokümanları — bir hükmün kaynağı değil, piyasanın o hükmü nasıl uyguladığının kanıtıdır. Yazıda bunlara “şu firma şöyle beyan ediyor” biçiminde atıf yapıldı; bir güvenlik bilgi formundaki sınıflandırma, o ürüne ait bir ölçüm sonucudur ve başka hiçbir ürüne genellenemez.
Uluslararası taşımacılık metinleri
- UNECE, European Agreement concerning the International Carriage of Dangerous Goods by Road (ADR), applicable as from 1 January 2025, ECE/TRANS/352, Cilt I ve Cilt II, ISBN 978-92-1-003149-3, Sales No. E.25.VIII.1. Cilt I’den okunanlar: 1.1.3, 1.2.1, 2.1.2, 2.2.3, 2.2.9, 2.2.41, 3.1, 3.2 Tablo A ve Tablo B, 3.3 Özel Hükümler, 3.4, 3.5. Cilt II’den okunanlar: 4.1.1 ve Ambalajlama Talimatı P001, 5.2.1.8, 5.3.2, 6.1.5, 8.6.4. (
unece.orgher iki cilde de 403 döndürdü; tam metinler ayna nüshalardan okundu.) lerem.org — Cilt I · Cilt II - UNECE, ADR 2025 resmî dosya ve duyuru sayfası (edisyon künyesi ve yürürlük tarihi doğrulaması için). (Erişimde 403.) unece.org
- UNECE, ECE/TRANS/WP.15/256 (18 Şubat 2022) — UN 1169 girişini kaldıran ve UN 1197’nin uygun taşıma adını değiştiren değişiklik belgesi. Belgenin kendi metni okunamadı (
unece.org403); değişikliğin gerçekleştiği, ADR 2025 ve RID 2025 tam metinlerinde “1169” dizgisinin hiç bulunmamasıyla doğrulandı. - OTIF, Regulations concerning the International Carriage of Dangerous Goods by Rail (RID, COTIF Ek C), 1 Ocak 2025’ten itibaren yürürlükte — Bölüm 6.1 tam metni (ambalaj yapım ve test hükümleri) ile Bölüm 3.4, 3.5 ve Tablo A satırlarının ADR ile çapraz doğrulaması. otif.org — Bölüm 6.1 · yayın sayfası
- Birleşmiş Milletler, Recommendations on the Transport of Dangerous Goods — Model Regulations (“Turuncu Kitap”), Rev.23 ve 15 Eylül 2025’te yayımlanan Rev.24; ayrıca aynı sistemin Manual of Tests and Criteria başlıklı test kılavuzu. Yürürlükteki ADR 2025 ve RID 2025 hâlâ Rev.23’e atıfta bulunuyor. Model Düzenlemeler yerel bir kopyadan okundu,
unece.org403 döndürdüğü için URL doğrulanamadı; test kılavuzunun kendi metni ise hiç okunamadı, ilgili eşikler yalnızca ADR’nin atıf cümlelerinden aktarıldı. - ICAO, Doc 9284 Technical Instructions for the Safe Transport of Dangerous Goods by Air, 2025-2026 Edition — Part 8 Chapter 1 ve Tablo 8-1 (yolcu ve mürettebat hükümleri). (
icao.intgüncel edisyonun eklentisine 403 döndürdü; tablo bir üçüncü taraf nüshasından okundu.) website-files.com - ICAO, Doc 9284 Technical Instructions, 2015-2016 Edition — Part 4 Chapter 11 Packing Instruction Y963, Tablo 3-1 ID 8000 satırı ve Tablo 8-1 madde 10. Bu edisyon yürürlükten kalkmıştır; buradan alınan hükümler yazıda güncel edisyon doğrulanamadı kaydıyla verildi. utikad.org.tr
- ICAO, Dangerous Goods / Technical Instructions resmî program sayfası ve Annex 18 — The Safe Transport of Dangerous Goods by Air tanıtım sayfası (yürürlükteki edisyon künyesi ve sözleşme çerçevesi için). icao.int
- EASA, “Dangerous Goods in General Aviation” booklet, v2 (2021), Appendix 2 — ICAO Tablo 8-1’in birebir alıntısı. easa.europa.eu
- IATA, Dangerous Goods Regulations (DGR) resmî program sayfası — edisyon numaraları ve yürürlük tarihleri. iata.org
- IATA, DGR Introduction s. xxv, “Significant Changes and Amendments” — 68. edisyon (2027) ve 67. edisyon (2026) değişiklik özetleri. dgonline.b-cdn.net — 68. ed. · iata.org — 67. ed.
- IATA, Dangerous Goods Regulations, Table 2.3.A “Provisions for Dangerous Goods Carried by Passengers or Crew” — 66. edisyon (1 Ocak 2025, bir operatör yayınındaki birebir alıntı), 62. edisyon (IATA’nın kendi nüshası) ve 58. edisyon (1 Ocak 2017, tam tablo). dasnair.ch — 66. ed. · iata.org — 62. ed. · oneairways.com — 58. ed.
- IATA – UPU, Mail Safety Guidelines, Bölüm II (postal supply chain). iata.org
- IATA, basın açıklaması “Cargo Screening Alone Cannot Solve Undeclared Dangerous Goods Risk” (24 Eylül 2026, Budapeşte) ve Knowledge Hub yazısı “4 Ways to Transport Dangerous Goods by Air More Safely”. iata.org
- Universal Postal Union, Regulations to the Convention (Berne 2021 ve sonrası), Section V, Article 19-001 “Dangerous goods admitted exceptionally”. upu.int
- Universal Postal Union, “Country specific list of prohibited and restricted articles” — Türkiye (TR) yasak ve kısıtlama satırları, UPU IB Circular 2022.201 atfıyla; ayrıca “Keep me safe to get me there faster” Dangerous Goods Campaign broşürü ve posteri. upu.int — ülke listesi · kampanya broşürü
- IMO, International Maritime Dangerous Goods (IMDG) Code — deniz kirletici istisnası, işaret ölçüleri ve sınıflandırma ölçütleri. Kodun birincil metni hiçbir yoldan görüntülenemedi (ücretli yayın;
imo.org’da tam metin yok, bir PHMSA yorum belgesi 403 döndü). Bu nedenle yazıda IMDG’ye sayı atfedilmedi. - ABD, Code of Federal Regulations Title 49 — 172.101 Hazardous Materials Table ve 172.101(j) “Column 9: Quantity limitations” (Vol. 2, 2008 baskısı); 178.601 “Periodic retesting” (Vol. 3, 10-1-25 Edition). govinfo.gov — 172.101 · 178.601
- ABD, 14 CFR § 25.841(a) “Pressurized cabins”, Code of Federal Regulations Title 14 Vol. 1. govinfo.gov
- Avrupa Komisyonu, Commission Implementing Regulation (EU) 2015/1998, Annex, 4.0.4(a) ve 4.1.3.1 — havacılık güvenliğinde sıvı tarama kuralları (legislation.gov.uk üzerindeki 31.01.2020 tarihli AB metni). legislation.gov.uk
- Avrupa Komisyonu, Commission Implementing Regulation (EU) 2024/2108 of 29 July 2024 — Annex (4) yeni nokta 12.4.2.10, Article 2 ve Recital (9); OJ L, 31.7.2024. eur-lex.europa.eu
- Avrupa Komisyonu, Hareketlilik ve Ulaştırma Genel Müdürlüğü — 31 Temmuz 2024 tarihli haber duyurusu (bazı AB havalimanlarında sıvı taramasına geçici kısıtlama) ve “Liquids, aerosols and gels” havacılık güvenliği politika sayfası. transport.ec.europa.eu — duyuru · politika sayfası
- GOV.UK, “Hand luggage restrictions at UK airports — Liquids” ve TSA, “Liquids Rule” ile “What Can I Bring? — Deodorant (solid)” resmî sayfaları. gov.uk · tsa.gov
- FAA, PackSafe “For a safe start, check the chart.” yolcu çizelgesi (Updated: 09/29/23) — “Medical & Toiletry Articles”, “Aerosols” ve “Duty Free Perfume and Cologne” satırları. (
faa.govnüshası 403 döndürdüğü için aynı çizelgenin bir havayolu yayınındaki kopyası okundu; FAA’nın güncel çizelgesi daha yeni tarihlidir, yani okunan nüsha bir sürüm eskidir.) flywithiac.com - adr-tool.com ve adrdangerousgoods.com — ADR Tablo A satırlarının üçüncü taraf veri kayıtları; yalnızca iki satırın bağımsız teyidi için kullanıldı, sayı kaynağı olarak kullanılmadı. adr-tool.com
Kimyasal sınıflandırma
- ECHA, Guidance on the Application of the CLP Criteria, Version 6.0, Ocak 2024, ECHA-24-G-01-EN — Bölüm 2.0.4 (tanımlar), 2.6 (alevlenir sıvılar), 2.7 (alevlenir katılar) ve 2.6.7 örnekleri. ECHA’nın kendi sunucusu 403 döndürdüğü için rehberin tam PDF nüshası bir üçüncü taraf arşivinden okundu (13,5 MB, 34.379 satır). iaeg.com
- Avrupa Parlamentosu ve Konseyi, Regulation (EC) No 1272/2008 (CLP), OJ L 353, 31.12.2008 — Article 1(5)(c) ve 1(6) (kozmetik ürünlerin kapsam dışı bırakılması), Article 33 (dış, iç ve tek ambalajın etiketlenmesi), Annex I Section 4.1.3 (sucul toksisite toplama yöntemi ve M-faktörleri). legislation.gov.uk — Article 1 · reachonline.eu — Article 33 · Annex I 4.1.3
- Avrupa Komisyonu, Commission Regulation (EU) 2020/878 of 18 June 2020 amending Annex II to Regulation (EC) No 1907/2006 (REACH), OJ L 203/28, 26.6.2020 — Annex, SECTION 9 ve 9.1(h): parlama noktasının güvenlik bilgi formunda nasıl raporlanacağı. EUR-Lex doğrudan erişimde engel döndürdüğü için metin legislation.gov.uk’in muhafaza edilmiş sürümünden bağımsız olarak birebir doğrulandı. eur-lex.europa.eu
- ECHA, C&L Inventory / CLP Ek-VI Bölüm 3 kaydı (d-limonen; indeks numarası ve M-faktörü). Kaydın kendi sayfası okunamadı (ECHA sunucusu 403); sınıflandırma dizisi dört bağımsız tedarikçi güvenlik bilgi formuyla, uyumlaştırılmış kayıt ise SEA Yönetmeliği Ek-6’nın resmî Türkçe tablosundan doğrulandı. echa.europa.eu
- UNECE, Globally Harmonized System of Classification and Labelling of Chemicals (GHS), Rev. 10 — kategori tanımları. PDF 403 döndürdüğü için UN metninin kendisi okunamadı; bu nedenle yazıda “GHS” genellemesi yerine ilgili düzenleyicinin kendi metni esas alındı.
- OSHA, 29 CFR 1910.1200 Appendix B (Physical Hazard Criteria), B.6 Flammable Liquids, Table B.6.1 — ABD’de alevlenir sıvı Kategori 4 bandı. osha.gov
- PubChem (NCBI) Flash Point ve Experimental Properties kayıtları — CID 440917 (d-limonen), CID 6549 (1,8-sineol), CID 4133 (alfa-pinen), CID 1254 (mentol), CID 16666 ((−)-mentol). Bu kayıtların kendi kaynakları ILO-WHO International Chemical Safety Cards, NFPA Fire Protection Guide to Hazardous Materials (13. ve 14. edisyon), Hazardous Substances Data Bank, CAMEO Chemicals, Haz-Map, JECFA, National Toxicology Program Chemical Repository (1992) ve Sigma-Aldrich güvenlik bilgi formlarıdır; yani bu sayılar birincil ölçüm raporlarından değil, bir veri tabanı aktarımından geliyor. pubchem.ncbi.nlm.nih.gov
- ASTM D 4359-90, bir maddenin sıvı mı katı mı olduğunu belirleme test yöntemi — ADR 1.2.1 ve 2.1.2.7’nin atıfta bulunduğu standart. Standardın kendi metni bu çalışmada okunamadı; yalnızca ADR’nin atıf cümlesi aktarıldı.
- Not: CLP’nin Türkiye’deki karşılığı olan SEA Yönetmeliği ve ekleri, Türkiye mevzuatı başlığı altında listelendi; sınıflandırma ölçütlerinin Türkçe metni oradan okundu.
Türkiye mevzuatı
- Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmelik, Resmî Gazete 18/6/2022, Sayı 31870 — yürürlükteki metin; Madde 2, 3, 5, 7, 8, 10, 28, 29, 34, 35, 36, 43, 44 ve Geçici Madde 3. Konsolide nüsha mevzuat.gov.tr kaydı 7.5.39586’dır. resmigazete.gov.tr · mevzuat.gov.tr
- Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmelik, Resmî Gazete 24/4/2019, Sayı 30754 — 18/6/2022 tarihli metnin 43. maddesiyle yürürlükten kaldırılan önceki Yönetmelik. Piyasadaki pek çok “mevzuat” içeriği hâlâ bu mülga künyeyi veriyor. Bu metnin kendi Resmî Gazete sayfası bu çalışmada bulunamadı: denenen adres tamamen başka bir yönetmeliğe çıktı. Bu nedenle künye yalnızca yürürlükteki 2022 Yönetmeliğinin kaldırma maddesinde yazılı olduğu haliyle veriliyor ve buraya bir bağlantı konulmuyor.
- UHDGM, Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmelik (RG 24/10/2013, Sayı 28801) değişiklikler işlenmiş metni — Madde 8/1-b (Değişik: RG 7/10/2020-31267). uhdgm.uab.gov.tr
- Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı Hizmetleri Hakkında Yönetmelik, Resmî Gazete 18/6/2022, Sayı 31870 — Madde 1, 6 ve 27. resmigazete.gov.tr
- Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı Hakkında Tebliğ (Tebliğ No: TMKTDGM-01), Resmî Gazete 22/5/2014, Sayı 29007 — Madde 2, 13, 14-16; değişiklikler işlenmiş hali (Değişik: RG 19/4/2017-30043); ve bu Tebliğ’i yürürlükten kaldıran Tebliğ, Resmî Gazete 4/8/2022, Sayı 31913, Madde 1. resmigazete.gov.tr — 2014 · uhdgm.uab.gov.tr — işlenmiş hal · mülga eden tebliğ
- Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Tehlikeli Maddelerin Havayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmelik, Resmî Gazete 13/4/2018, Sayı 30390 — Madde 1, 2, 3, 25, 26, 27. resmigazete.gov.tr
- Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, SHT-18 Tehlikeli Maddelerin Hava Yoluyla Emniyetli Taşınması Talimatı — Madde 3, 4, 7, 11, 17, 29, 31, 54 ve EK-1 “İzne Tabi Tehlikeli Madde Sınıfları”. shgm.gov.tr
- Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, mevzuat duyuruları no. 7449 (SHT-18 yayımı) ve no. 7481 (SHT-EĞİTİM/DGR’nin yürürlükten kaldırılması); “Sıvı Kısıtlamaları ile ilgili Duyuru” ve “Kabin Bagajında ve Uçakaltında Taşınabilecek Veya Yasaklı Olan Maddeler” sayfaları. shgm.gov.tr — duyuru 7449 · kabin bagajı sayfası
- Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Sivil Havacılık Güvenliği Yönetmeliği (SHY-GÜVENLİK), Resmî Gazete 22 Mayıs 2026, Sayı 33261. resmigazete.gov.tr
- Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Tehlikeli Yüklerin Denizyoluyla Taşınması ve Yükleme Emniyeti Hakkında Yönetmelik, Resmî Gazete 14/11/2021, Sayı 31659. resmigazete.gov.tr
- Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Zararlı Maddeler ve Karışımlara İlişkin Güvenlik Bilgi Formları Hakkında Yönetmelik, Resmî Gazete 13/12/2014, Sayı 29204 — Madde 2(2)(c), Madde 5, Madde 6, Madde 9 ve Ek-1. Bu Yönetmelik 31/12/2023 itibarıyla mülgadır ve künye bir yürürlükteki metin olarak değil, yazının bu kaldırmayı anlattığı yer için veriliyor: kaldıran hüküm KKDİK’in 64 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, kaldırmanın ne zaman yürürlüğe gireceğini belirleyen hüküm ise 66 ncı maddenin birinci fıkrasının (ç) bendidir. Güvenlik bilgi formu yükümlülüğünün bugünkü dayanağı aşağıda ayrıca listelenen KKDİK’tir; bu adresten açılan metne yürürlükteki hüküm diye bakılmamalıdır. resmigazete.gov.tr
- Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Maddelerin ve Karışımların Sınıflandırılması, Etiketlenmesi ve Ambalajlanması Hakkında Yönetmelik (SEA), Resmî Gazete 11/12/2013, Sayı 28848 (Mükerrer) — Madde 2, 3 ve 35; ekler nüshasından Ek-1 Birinci Bölüm 1.4.2 ve 1.5.2.1.1, İkinci Bölüm 2.3.2.1, 2.6 (Tablo 2.6.1, 2.6.2, 2.6.3), 2.7 (Tablo 2.7.1), Ek-2 Bölüm 2.9 ve Ek-6 uyumlaştırılmış sınıflandırma tablosu. Ana metin Resmî Gazete’nin kendi HTML sayfasından okundu; ekler için Bakanlık sunucusundaki PDF 0 bayt indiği için 9,3 MB’lık tam kopya üçüncü bir sitenin arşivinden okundu ve Ek-6 hem CAS numarası hem ad üzerinden tarandı. Yani eklerin metni birebir okunmuştur, ama yayıncının kendi sunucusundan değil. resmigazete.gov.tr · ekler nüshası
- Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, İzni ve Kısıtlanması Hakkında Yönetmelik (KKDİK), Resmî Gazete 23/6/2017, Sayı 30105 (Mükerrer) — Madde 2, 27, 64, 66 ve Geçici Madde 2. mevzuat.gov.tr
- PTT, Kargo ve Kurye Gönderileri Hakkında Yönetmelik, Resmî Gazete 11/6/2011, Sayı 27961 — Madde 39/1-a. resmigazete.gov.tr
- TBMM, 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu (Kabul tarihi 9/5/2013; Resmî Gazete 23/5/2013, Sayı 28655) — Madde 19/3 ve Madde 31/1. mevzuat.gov.tr
- BTK, Posta Hizmetlerinin Sunulmasına İlişkin Yönetmelik, Resmî Gazete 3/6/2014, Sayı 29019 — Madde 18/4, 20, 21/2 ve 22. Bu Yönetmeliğin metni mevzuat.gov.tr üzerindeki resmî nüshadan değil, bir sektör derneğinin barındırdığı kopyadan okundu; aşağıdaki bağlantı o kopyaya gidiyor. Madde numaraları ve alıntılar bu ikincil barındırma kaydıyla aktarıldı. utikad.org.tr
- Ticaret Bakanlığı, Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği, Resmî Gazete 27/11/2014, Sayı 29188 (son değişiklik RG 23/8/2022) — Madde 16. resmigazete.gov.tr
- Ticaret Bakanlığı, Gümrük Özet Beyan Formu ve Kullanma Talimatı (EK 10) — kutu 26 “BM Tehlikeli eşya kodu” ve “Uygun Görülmeyen / Uygun Görülen Tanımlar” tablosu; ayrıca “Elektronik Ticaret Bilgi Sistemi (ETBİS) hizmete açıldı” duyurusu. ticaret.gov.tr — özet beyan · ETBİS duyurusu
- Tarım ve Orman Bakanlığı, Hayvansal Gıdalar İçin Özel Hijyen Kuralları Yönetmeliği, Resmî Gazete 27/12/2011 — çiğ süt, kıyma, sakatat ve su ürünleri sıcaklık hükümleri (karşılaştırma amacıyla). mevzuat.gov.tr
- Dayanak ve atıf zincirindeki metinler — yukarıdaki Yönetmeliklerin ve Tebliğlerin kendi dayanak maddelerinde, ceza hükümlerinde ya da atıflarında künyesiyle anılan, ama kendi nüshaları bu çalışmada ayrıca açılmayan metinler. Karayolu tarafında: 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu; 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 28 inci maddesi; 30/11/2005 tarihli ve 5434 sayılı, Tehlikeli Malların Karayolu ile Uluslararası Taşımacılığına İlişkin Avrupa Anlaşmasına katılmanın uygun bulunduğuna dair Kanun; ve ceza tutanağı usulünün bağlandığı 3/6/2021 tarihli ve 31500 sayılı Ulaştırma Hizmetleri Denetim Yönetmeliği. Hava yolu tarafında: 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu ve 5431 sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Kanunu. Ürün ve ticaret tarafında: bir kurum sayfasının kendi sorumluluk cümlesinde andığı 5324 ve 7223 sayılı Kanunlar. Bu metinlerin hepsi, künyesini veren metnin birinci elden okunan lafzı üzerinden aktarıldı; hiçbirinden doğrudan bir hüküm alıntılanmadı ve hiçbirinden yazıya sayı girmedi. Bir tek 6563 sayılı Kanun ayrı duruyor: o Kanun’un 12 nci maddesinin 1/7/2022 tarihli 7416 sayılı Kanunla değiştirildiği ve buna bağlı tutar aralığı, Kanun’un yürürlükteki metninden değil, bu çalışmanın kendi denetim kaydından geliyor — yazıda da bu kayıtla, yani birinci elden okunmamış olarak veriliyor.
Standartlar ve teknik kılavuzlar
- ISO 13736:2021(E), Determination of flash point — Abel closed-cup method, dördüncü edisyon 2021-03 — Clause 1 Scope ve Introduction. Önizleme nüshasından okundu; Precision maddelerinin (13.2/13.3) sayıları önizlemede yer almadığı için bu standardın tekrarlanabilirlik değerleri bulunamadı. Aynı ailenin bir diğer üyesi olan ISO 2719:2025 (Pensky-Martens kapalı kap) ise görülemedi (
iso.org403) ve yazıda ona sayı atfedilmedi. standards.iteh.ai - ASTM D 56 - 93, Standard Test Method for Flash Point by Tag Closed Tester — Introduction, Clause 1.1, 1.1.1, 1.2, 13.1, 13.3, 14.1, 14.2 ve NOTE 10. NTSB’nin kamuya açık dosyasındaki nüshadan birebir okundu; bu 1993 edisyonudur. data.ntsb.gov
- ASTM D3278 (Setaflash küçük ölçekli kapalı kap, güncel edisyon D3278-21), D92 (Cleveland açık kap) ve D93 (Pensky-Martens kapalı kap) — yalnızca kapsam özetleri okunabildi; her üç standardın kendi metni de erişim engeline takıldı (
astm.orgvestandards.iteh.ai403). Bu nedenle bu standartlardan verilen kapsam sınırları “standardın kapsam özetine göre” kaydıyla kullanıldı. astm.org — D3278 · D92 katalog kaydı - ASTM D4169-23, Standard Practice for Performance Testing of Shipping Units (madde 1.1, 1.2, 1.3, 4.1, 4.2) ve D7386-16, Standard Practice for Performance Testing of Packages for Single Parcel Delivery Systems (madde 1.1, 1.2) — kapsam özetleri üzerinden; tam metinler 403. astm.org — D4169 · D7386
- ASTM D4332-22, Standard Practice for Conditioning Containers, Packages, or Packaging Components for Testing — TABLE 1 Environmental Conditions, madde 4.2, 5.1, 5.2 ve 7.3; 1 Mayıs 2022 onaylı, DOI 10.1520/D4332-22. avadocuments.com · astm.org katalog kaydı
- ASTM D5276-19, Standard Test Method for Drop Test of Loaded Containers by Free Fall (madde 1.1, 1.2) ve D6653, Standard Test Methods for Determining the Effects of High Altitude on Packaging Systems by Vacuum Method (madde 1.1) — kapsam özetleri üzerinden. astm.org — D5276 · D6653
- ISO 2233:2000(E), Packaging — Complete, filled transport packages and unit loads — Conditioning for testing, dördüncü edisyon 2000-03 — madde 4 Atmospheric conditions, Table 1 ve madde 7.2. standards.iteh.ai
- ISO 2248:1985 (2. edisyon, Aralık 1985), düşürme testi yöntem standardı — ADR ve RID 6.1.5.3’ün dipnotta atıfta bulunduğu metin — ve ISO 2234:2000 (3. edisyon), yığınlama testi yöntem standardı (EN ISO 2234, BS EN ISO 2234, NF EN ISO 2234 olarak benimsenmiştir). Her ikisinde de yalnızca katalog özeti görülebildi, standartların tam metni görülemedi (
iso.orgve ANSI önizlemesi 403); bu nedenle bu iki standarttan hiçbir sayı alınmadı. iso.org — 2248 · 2234 - ISO 22716:2007(E), Cosmetics — Good Manufacturing Practices (GMP) — Guidelines on Good Manufacturing Practices, First edition 2007-11-15 — madde 1 Scope, 2.8, 2.35, 4.2, 4.3, 4.8, 6.2, 6.3.2, 6.6, 6.7, 7.2.6, 8.3, 8.4, 8.5. Standardın tam metni resmî olmayan bir nüshadan okundu (
iso.orgve ANSI önizlemesi 403); madde numaralandırması bağımsız bir madde listesiyle çapraz doğrulandı, standardın yaşam döngüsü kaydı ise ISO proje kaydı 22716 (proj. 36437) üzerinden bir aracı katalog sayfasından teyit edildi. irangovah.com · genorma.com — proje kaydı - ISO/TR 18811:2018(E), Cosmetics — Guidelines on the stability testing of cosmetic products — madde 1 Scope, 5.3.2 (sıcaklık ve nem koşulları), 5.3.3 (sıcaklık/nem döngüsü ve donma-çözülme testleri). standards.iteh.ai
- International Safe Transit Association, ISTA 3A 2018, “Packaged-Products for Parcel Delivery System Shipment 70 kg (150 lb) or Less”, Overview — Scope, Samples, Preface Continued, test sırası tabloları ve ekipman bölümleri; ayrıca ISTA’nın resmî test prosedürleri sayfası (seri tanımları ve prosedür adları). ista.org — 3A 2018 · prosedür listesi
- International Safe Transit Association, ISTA Procedure 3A, 2004 baskısı (yürürlükten kalktı; güncel baskı 2018) — koşullandırma tablosu ve “First Shock Test Block” düşürme tablosu. dianyuan.com
- International Safe Transit Association, ISTA Project 6-AMAZON.COM-SIOC (18-18) — test sırası tabloları (Type A–H, Sequence 1). ista.org
- ABD Savunma Bakanlığı, MIL-STD-810H — METHOD 501.7 HIGH TEMPERATURE (Table 501.7-I günlük sıcaklık döngüsü aralıkları, madde 2.1.2 (1) Aggravated solar) ve METHOD 502.7 LOW TEMPERATURE (Table 502.7-I döngü aralıkları, madde 2.3.1 iklim bölgeleri). cvgstrategy.com — 501.7 · 502.7
- Avrupa Komisyonu, Guidelines of 5 November 2013 on Good Distribution Practice of medicinal products for human use (2013/C 343/01) — Introduction, Chapter 3 (3.13, 3.14), Chapter 5 (5.23, 5.24, 5.27, 5.32), Chapter 6 (6.12), Chapter 9 (9.2, 9.8, 9.19, 9.21, 9.23). health.ec.europa.eu
- WHO, Technical Report Series No. 961 (2011), Annex 9: Model guidance for the storage and transport of time- and temperature-sensitive pharmaceutical products (Background ve Glossary) ve Technical Report Series No. 992, Annex 5, Supplement 14 “Transport route profiling qualification” (Glossary). who.int — TRS 961 Annex 9 · Supplement 14
- ICH, Harmonised Tripartite Guideline Q1A(R2), Stability Testing of New Drug Substances and Products, Step 5 (EMA/CPMP/ICH/2736/99) — madde 2.1.7 ve 2.2.7 tabloları. ema.europa.eu
- European Pharmacopoeia 7.0, 1. General notices (07/2010:10000), “Temperature” paragrafı. Karşılaştırma için bakılan Türk Farmakopesi genel notlarının birincil metni ise görülemedi; oradaki saklama sıcaklığı tanımları yalnızca ikincil derlemelerde dolaşıyor. drugfuture.com · titck.gov.tr — farmakope
- USP, General Chapter <659> Packaging and Storage Requirements ve General Chapter <1079.2> Mean Kinetic Temperature in the Evaluation of Temperature Excursions. Her ikisinin de resmî metni görülemedi:
uspnf.comveusp.orgüzerindeki PDF’ler HTTP 403 döndü. <659>’un sıcaklık tanımları yalnızca ikincil derlemelerde tutarlı görünüyor, birincil metinden okunmadı; ortalama kinetik sıcaklık formülü ve sabitleri ise hiç okunamadı. Bu nedenle bu bölümlerden yazıya sayı girmedi. uspnf.com - TİTCK İlaç Denetim Dairesi Başkanlığı, Beşeri Tıbbi Ürünler İçin İyi Dağıtım Uygulamaları (GDP) Kılavuzu, 2022 (madde 1.2 Kapsam, madde 4.2.6 ve soğuk oda bölümü) ve Etkin Maddelerin ve Bitmiş Ürünlerin Stabilite Testlerine İlişkin Kılavuz, 17.07.2017 (madde 1.2, 1.3 ve stabilite koşulları tabloları). titck.gov.tr — GDP · stabilite kılavuzu
Kozmetik mevzuatı ve kılavuzları
- Avrupa Parlamentosu ve Konseyi, Regulation (EC) No 1223/2009 of 30 November 2009 on cosmetic products — Article 6(4), 8(1)-(2), 19(1)(b)-(c)-(d) ve Annex I Part A madde 2. Avrupa Komisyonu’nun yayımladığı resmî PDF’ten okundu. health.ec.europa.eu
- Avrupa Komisyonu, Harmonised standards: Cosmetic products sayfası — EN ISO 22716:2007 satırı ve OJ C 123, 21/04/2011 atfı. single-market-economy.ec.europa.eu
- Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi (JRC), Report EUR 27284, “Implementation of Regulation (EC) No 1223/2009 on cosmetics”, 2015 — kaynakça kaydı ve EN ISO 22716:2007 atfı. publications.jrc.ec.europa.eu
- TİTCK, Kozmetik Ürünler Yönetmeliği, Resmî Gazete 8/5/2023, Sayı 32184 (Mükerrer) — Madde 4, 9, 11, 22, 23, 38, 39; resmî konsolide metin mevzuat.gov.tr kaydı 7.5.40405’tir ve metin sonundaki Resmî Gazete künye tablosu da buradan okundu. resmigazete.gov.tr · mevzuat.gov.tr
- TİTCK, Kozmetik İyi Üretim Uygulamaları Kılavuzu — madde 3 (Dayanak), 9.1, 9.3, 9.4, 9.5, 9.6, 9.9, 11.2.9 ve 11.4.1. Kılavuzun tam metni (yaklaşık 41 bin karakter) tarandı. titck.gov.tr
- TİTCK, Kozmetik Ürünlerin Stabilitesine ve Açıldıktan Sonra Kullanım Süresine İlişkin Kılavuz, Sürüm 1.0 — Madde 4 (Tanımlar), Madde 5 ve Madde 6. titck.gov.tr
- TİTCK, tüketicinin doğrudan bakabildiği resmî kayıtlar — “Kozmetik Ürün Bildirimi” faaliyet alanı sayfası ve “Kozmetik Güvensiz Ürünler Listesi” dinamik modülü. titck.gov.tr — bildirim · güvensiz ürünler listesi
- Sağlık Bakanlığı, Ürün Takip Sistemi (ÜTS) Vatandaş sorgulama uygulaması; ayrıca karşılaştırma amacıyla Aşı Portalı’nın “Aşının Yolculuğu” sayfasındaki soğuk zincir bölümü. saglik.gov.tr — ÜTS · asi.saglik.gov.tr
Hakemli literatür ve ölçüm çalışmaları
- Schallenberger M, Lovick H, Locke J, Meyer T, Juda G. “The effect of temperature exposure during shipment on a commercially available demineralized bone matrix putty.” Cell and Tissue Banking. 2016;17(4):677–687. pmc.ncbi.nlm.nih.gov
- Chowdhury DA, Jeong MS, Vyas L, Kim J, Cosler LE, Lash DJ, Barone JA, Toscani M, Volino LR. “Evaluation of temperature excursions from USP <659> recommendations during mail transit.” Journal of the American Pharmacists Association. 2023 May-Jun;63(3):847–852, doi:10.1016/j.japh.2023.02.002. Tam metin ScienceDirect’te 403 döndüğü için sayılar PubMed’deki resmî özetten birebir okundu. pubmed.ncbi.nlm.nih.gov
- Grundstein A, Meentemeyer V, Dowd J. “Maximum vehicle cabin temperatures under different meteorological conditions.” International Journal of Biometeorology. 2009 May;53(3):255–261, doi:10.1007/s00484-009-0211-x (resmî özet). pubmed.ncbi.nlm.nih.gov
- McLaren C, Null J, Quinn J. “Heat Stress From Enclosed Vehicles: Moderate Ambient Temperatures Cause Significant Temperature Rise in Enclosed Vehicles.” Pediatrics. 2005 Jul;116(1):e109–e112, doi:10.1542/peds.2004-2368. kidsandcars.org
- King K, Negus K, Vance JC. “Heat stress in motor vehicles: a problem in infancy.” Pediatrics. 1981;68:579–582 — birincil makaleye erişilemedi; değerler McLaren, Null ve Quinn’in 2005 tarihli çalışması içinde birebir aktarılarak okundu.
- Black JC, Layloff TP (US FDA Division of Drug Analysis). “Summer of 1995 Mailbox Temperature Excursions in St. Louis.” Pharmacopeial Forum. 1996;22:3305. layloff.net
- Ondrak JD, Jones ML, Fajt VR. “Temperatures of storage areas in large animal veterinary practice vehicles in the summer and comparison with drug manufacturers’ storage recommendations.” BMC Veterinary Research. 2015 Oct 1;11:248. pmc.ncbi.nlm.nih.gov
- Csavajda P, Böröcz P. “Climate Conditions in ISO Container Shipments from Hungary to South Africa and Asia.” Periodica Polytechnica Transportation Engineering. 2019;47(3):233–241, doi:10.3311/PPtr.11585 — Tablo 1, 5, 6, 7 ile bölüm 3.1 ve 4. pp.bme.hu
- Štejfa V, Bazyleva A, Fulem M, Rohlíček J, Skořepová E, Růžička K, Blokhin AV. “Polymorphism and thermophysical properties of L- and DL-menthol.” Journal of Chemical Thermodynamics. 2019 (NIST katkılı) — Table 2, L- ve DL-mentolün erime sıcaklıkları ve erime entalpileri. tsapps.nist.gov
- Matthias DM, Robertson J, Garrison MM, Newland S, Nelson C. “Freezing temperatures in the vaccine cold chain: a systematic literature review.” Vaccine. 2007 May 16;25(20):3980–3986 (resmî özet). pubmed.ncbi.nlm.nih.gov
- Singh SP ve ark., Packaging Technology and Science dergisinde yayımlanmış üç dağıtım ortamı ölçüm çalışması: “Measurement and Analysis of Vibration and Temperature Levels in Global Intermodal Container Shipments on Truck, Rail and Ship” (2012;25(3):149–160), “Measurement and analysis of temperature and pressure in high altitude air shipments” (2010, doi:10.1002/PTS.877) ve “Measurement and Analysis of Physical and Climatic Distribution Environment for Air Package Shipment” (2015, doi:10.1002/pts.2136). Üçünün de tam metni ve özeti erişilemedi (Wiley 403, yayıncı özetleri kaldırılmış); bu çalışmalardan hiçbir sayı yazıya girmedi.
- “Flash point behavior of multicomponent terpene mixtures: An experimental and modeling study”, Process Safety and Environmental Protection, Cilt 210, Nisan 2026. Tam metin ScienceDirect’te 403 döndü; yalnızca yöntem (ASTM D6450) ve model sonucu (COSMO-RS, global RMSE 0,9 K) yayıncı özetinden alındı, ölçülen bireysel parlama noktası değerleri görülemedi. sciencedirect.com
- Mendez A (Ayalytical Instruments) / eralytics GmbH, “Flash Point determination in Food, Flavors and Fragrances” uygulama notu, 2018 — “Maximum Safety” bölümü, Table 2 ve Table 3 “Flash Points of Cosmetics”. Hakemli bir yayın değil, bir cihaz üreticisinin uygulama notudur. eralytics.com
- National Research Council (US), “The Airliner Cabin Environment and the Health of Passengers and Crew”, National Academies Press, 2002, Bölüm 2 — kabin bağıl nemi aralığı. nationalacademies.org
- Building and Environment dergisindeki uçak kabini hava kalitesi ve nem ölçüm çalışmaları (ScienceDirect kayıtları S0360132311001430 ve S0360132313001455). Her iki kayıt için de HTTP 403 alındı; bildirilen nem aralıkları yalnızca arama sonucu özetlerinden geldi, dergi/cilt/yıl künyesi teyit edilemedi. Bu nedenle kabin nemi için yazıda NRC 2002’nin aralığı esas alındı. sciencedirect.com
- Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Sıkça Sorulan Sorular — sıcaklık ekstremleri sayfası ve Aylık Sıcaklık Analizi (Ağustos 2026). Ulusal rekorların bir ansiklopedik derlemedeki (“List of weather records”, DMİGM atfıyla) karşılığı yalnızca karşılaştırma amacıyla bakıldı; ikincil bir derlemedir. mgm.gov.tr · aylık analiz
- Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Meteoroloji Genel Müdürlüğü verisine dayanan duyuru — 25 Temmuz 2025’te Şırnak-Silopi’de ölçülen 50,5 °C ile tüm zamanların sıcaklık rekorunun kırıldığı bildirimi. Yazıdaki 50,5 °C değeri Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün yukarıdaki iki sayfasından değil bu duyurudan geliyor; o iki sayfa rekor serisinin kendisini ve aylık analizi veriyor. Duyurunun kalıcı adresi bu listeye alınamadı, bu nedenle değer yanında bir ikinci bağımsız teyit kaydıyla verildi — ama o ikinci kayıt bir ansiklopedik derlemedir, yani ikincil bir derlemedir ve kendi başına dayanak sayılmadı.
Ticari belgeler ve kurum sayfaları
- NHR Organic Oils (Brighton, Birleşik Krallık), güvenlik bilgi formu: Organic Peppermint Essential Oil (Mentha piperita) — Bölüm 2, 3, 9 ve 14. nhrorganicoils.com
- NHR Organic Oils, diğer güvenlik bilgi formları — Organic Lavender Essential Oil (Lavandula angustifolia, revizyon 5, 13.06.2016) ve Lavender oil High Alt (revizyon tarihi 5/2015); Eucalyptus Oil Globulus Organic (revizyon 25.12.2015); Rosemary Oil Organic (revizyon 02/07/2015); Ravensara Oil Organic; Organic Black Spruce Essential Oil (baskı 07.11.2022); Organic Wintergreen Essential Oil (baskı 28.08.2014, revizyon no. 2) — Bölüm 2, 3 ve 9. Bu künyelerdeki tarihler dosya adlarından değil belgelerin kendi metinlerinden alındı ve bu iki belgede fark açık: siyah ladin dosyasının adı 2023, lavanta dosyasının adı 2019 tarihini düşündürüyor, belgelerin lafzı ise 07.11.2022 ve 13.06.2016 diyor. Yazı boyunca kullanılan tarihler belgelerin lafzındaki tarihlerdir. nhrorganicoils.com — lavanta · biberiye · wintergreen
- BASF, güvenlik bilgi formları — L-Menthol FCC, belge no 30564715/SDS_GEN_US/EN, sürüm 6.0, revizyon 2025/09/24 (Bölüm 2, 9, 14) ve L-Menthol flakes Pharma, ID 30573640/SDS_GEN_00/EN, sürüm 3.0, revizyon 17.11.2022 (üst başlık, Bölüm 2, 9, 14). download.basf.com — FCC · flakes Pharma
- ChemSupply Australia, Safety Data Sheet D-LIMONENE, SDS no. 6J4SH8U1, sürüm 1.0, yayım tarihi 2024-05-14 — Bölüm 2, 9 ve 14. chemsupply.com.au
- Callisons, Peppermint Oil SDS, sürüm 7.0, revizyon 28 Mayıs 2020 — Bölüm 2, 9 ve 14 (Transport Information). callisons.com
- New Directions Aromatics, SDS Cedarwood Essential Oil (Virginian), sürüm 2.0, revizyon 19.03.2026 (Bölüm 9); aynı ürün için Candles & Supplies SDS sürüm 2.0, revizyon 21.04.2022; ve karşılaştırma için Biolandes, Chemical Safety Data Sheet EUCALYPTUS GLOBULUS OIL, baskı 28.03.2019 (Bölüm 9). newdirectionsaromatics.com
- Carl Roth, güvenlik bilgi formları — “Oil of Scotch pine needles, artificial” (ürün 3306) ve “Rosemary oil, artificial” (ürün 3336), sürüm 1.0, 31.03.2025, Bölüm 9. Her iki URL de denetim aşamasında HTTP 400 döndürdü, yani belgeler yeniden açılıp doğrulanamadı — birinci elden okunamadı. Bu nedenle verdikleri değerler, İskoç çamı iğnesi yağı için 45 °C ve biberiye yağı için 35 °C, parlama noktası tablosuna alınmadı. Yazıda yalnızca bu erişim kaydıyla ve iki ek sınırla anılıyorlar: hiçbiri yöntem belirtmiyor, ve her iki ürün de “artificial”, yani gerçek esansiyel yağ değil yapay rekonstrüksiyon. carlroth.com
- DHL Express, “Prohibited And Restricted Items — What You Can And Can’t Send With DHL” (Birleşik Krallık yayını, Ekim 2026’da okunan sürüm) ve “Prohibited items / Standard DHL Express Restricted Commodities” (Estonya yayını). uk.express.dhl.com · dhlexpress.ee
- DHL eCommerce Türkiye, “Operasyonel Taşıma Standartları” — “Tehlike Sınıfına Göre Taşınması Yasak Kargolar” tablosu. Doğrudan HTTP ölçümüyle
mngkargo.com.tristeklerinin bu alan adına 301 ile yönlendiği de teyit edildi. dhlecommerce.com.tr - Aras Kargo, “Operasyonel Taşıma Standartları” — TEHLİKELİ MADDELER bölümü, “Taşımadığımız Gizli Tehlikeli Maddeler” listesi ve “İçeriği Sıvı İhtiva Eden Kargolar” maddesi. araskargo.com.tr
- Sürat Kargo, “Gönderi Standartlarımız > Taşınması Yasak Kargolar” sayfası. suratkargo.com.tr
- Yurtiçi Kargo Servisi A.Ş., “Kargo/Posta Gönderisi Taşıma Sözleşmesi” — madde 4.4 ve 4.5, EK-1 “TESLİM SÜRELERİ” ve EK-2 yasak ile şartlı gönderiler listeleri. yurticikargo.com
- Kolay Gelsin / Sendeo, “Gönderi Standartları” — “Taşınması Yasak Olan ve Hiçbir Şekilde Kabul Edilmeyen Gönderiler” listesi, (k) ve (l) bentleri. kolaygelsin.com
- FedEx, UPS, TNT ve Royal Mail — resmî yasaklı ve kısıtlı ürün sayfalarının tamamı engellendi (HTTP 403, 404 ya da “Access Denied”). Bu şirketler hakkında birinci elden hiçbir ifade kurulamadı: kendi kabul kurallarına dayanan hiçbir hüküm, hiçbir hacim eşiği ve hiçbir UN numarası yazıya girmedi, ve piyasada bu şirketlerin adıyla dolaşan değerler yalnızca üçüncü taraf bloglardan geldiği için aktarılmadı. Şirketlerin adı yazıda yine de geçiyor — ama hüküm kaynağı olarak değil, bu erişim kaydının kendisinin konusu olarak, yani neyin bilinmediğini söylemek için.
- Trendyol, “Satışa Uygun Olmayan Ürünler” satıcı dokümanı — “İnternette Satışı Yasak Ürünler” ve “Kozmetik Ürünler” maddeleri. tymp.mncdn.com
- Ambalaj Sanayicileri Derneği, “ADR Sertifikaları Hakkında Önemli Bilgilendirme” duyurusu — sektörün UN onaylı ambalaj okumasını göstermek için kullanıldı, hüküm kaynağı olarak kullanılmadı. ambalaj.org.tr
- The Compliance Center, “Update on Shipping Extracts by Air” — ekstre girişlerinin hava yolu uygulamasına ilişkin sektör aktarımı. thecompliancecenter.com
- Eurofins Consumer Product Testing (“An overview of ASTM D4169 transit testing for pharma and medical devices”), Smithers (“ASTM D4169” hizmet sayfası), HQTS (“The ISTA 1A Package Testing”) ve Atlantic Packaging (“ISTA 1A & FedEx 6A Testing Protocols”) — test standartlarının uygulama pratiğine ilişkin sektör derlemeleri; ilgili prosedürlerin kendi metinleri okunmadı. eurofins.com · hqts.com
- Safety Partners LLC ve Labeline — IATA DGR edisyon yürürlük tarihleri için yayıncı ve dağıtımcı sayfaları; IATA’nın kendi program sayfasıyla dolaylı teyit edildi. safetypartnersinc.com
- Airport Industry News, TravelMole, EU Perspectives ve Business Traveller — AB havalimanlarındaki sıvı kısıtlamasının kaldırılmasına ilişkin Temmuz 2025 tarihli duyuru aktarımları. Düzenleyici metin yerine basın derlemesi oldukları için yalnızca tarih ve gelişmenin varlığı bakımından kullanıldı. airportindustry-news.com
- Anadolu Ajansı, 27 Ağustos 2025 tarihli haber — TÜİK Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması 2025 verilerinin aktarımı. TÜİK bülteninin kendisi değil, bir haber aktarımıdır. aa.com.tr
Liste burada bitiyor, ama bu yazının taşıyıcı cümlesi listelerin arkasında kalmasın: ölçülmemiş bir şey beyan edilmez, bir rejimin cevabı başka bir rejimin sorusuna verilmez, ve bir metnin söylemediği şey onun adına söylenmez. Yukarıdaki yüzlerce künyenin tek işlevi bu üç cümleyi denetlenebilir kılmak — yani okurun bize inanmak zorunda kalmaması. Her sayı bir belgeden geldi; her belgenin nereden, hangi sürümünden ve hangi engele rağmen okunduğu yazıldı; okunamayanlar da aynı listede, okunanlarla aynı ayrıntıyla duruyor. Ve hiçbiri bir ürün hakkında bir sonuç değil.
Breva'nın beş aromasını bir arada keşfet: Breva Çeşitlilik Paketi — 5'li Karma Set