500 TL ÜZERİ SİPARİŞLERDE ÜCRETSİZ KARGO

3'LÜ PAKETLERDE ÖZEL İNDİRİM

Kozmetik Etiketi Nasıl Okunur? Zorunlu Bilgiler, INCI, Semboller ve İddialar

Kozmetik Etiketi Nasıl Okunur? Zorunlu Bilgiler, INCI, Semboller ve İddialar

Bir kozmetik ürünü eline aldın. Ön yüzde marka var, bir isim var, belki bir iddia var. Sonra ürünü çeviriyorsun ve arkada minik puntolarla yazılmış, yarısı Latince görünen bir metin çıkıyor.

O metnin tamamı tesadüf değil. Her satırın bir hukuki karşılığı var — hangi bilginin yazılacağı, hangi dilde yazılacağı, hangi sırayla dizileceği, hangi sembolün ne anlama geldiği ve markanın hangi cümleyi kuramayacağı tek tek düzenlenmiş durumda. Bir kozmetik etiketi, pazarlama malzemesi olduğu kadar bir beyan belgesidir.

Bu yazı o belgeyi satır satır okuyor. Sonunda eline aldığın herhangi bir kozmetik ürünün arkasına bakıp şunları söyleyebiliyor olacaksın: bu ürünün arkasında hukuken kim var, bu liste hangi kurala göre sıralanmış, bu sembol ne söylüyor, bu iddia serbest mi — ve en önemlisi, etiketin sana söylemediği şeyler neler.

Bu bir mevzuat ve okuma rehberidir; bir ürün tanıtımı değil. Breva'dan söz ettiğimiz yerler sayılıdır ve hepsinde ürünün ne olduğunu, ne olmadığını söylemekle yetiniyoruz. Yazıda hiçbir sonuç, fayda ya da performans vaadi yok — neyi iddia etmediğimizi ayrıca ve açıkça yazdık. Burada anlatılanlar genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık değildir; bir ürünü piyasaya arz ediyorsan yükümlülüklerini yürürlükteki mevzuat metninden ve yetkili kurumdan teyit et.

Bu yazıda ne var?

Kısa cevap · Etiketin hukuki zemini · "Silinemez, kolayca okunabilir ve görülebili… · Sorumlu kişi · Menşe ülke yalnızca ithal üründe zorunludur · Nominal içerik ve 5 g / 5 ml muafiyeti · Parti numarası · Ürünün işlevi ne zaman yazılır · Bilgi etikete sığmazsa ne olur · Etiketin hangi kısmı Türkçe olmak zorunda · Kim neyden sorumlu · Aynı etiket, iki metin · Kozmetik ürün tanımı · Türkiye mevzuatı AB'nin birebir çevirisi değ… · Ürün bilgi dosyası ve güvenlilik değerlendir… · Bildirim, izin değildir · Etikette QR kod zorunlu bilginin yerine geçe… · Listenin başındaki kelime · INCI'yi kim yönetiyor · Azalan ağırlık sırası ve yüzde 1 kuralı · Listeden çıkaramayacağın dört şey · Uçucu yağlar listede nasıl yazılır · INCI adı kalite göstergesi değildir · Bir bileşenin listede olması, ne iş yaptığın… · Listede hiç görünmeyenler · Renklendiriciler, CI numaraları ve makyajdak… · "Parfüm" tek kelimesi neyi gizler, neyi gizl… · Listenin genişlemesi · İki eşik · Uçucu yağın kendisi alerjen kalemi olabilir · Peroksit koşulu olan maddeler · "Doğal" olmak bir maddeyi bu yükümlülükten ç… · "Alerjen yazıyor" ile "bu ürün alerji yapar"… · Türkiye tarafı · Mevzuatın tanıdığı üç sembol · 30 ay eşiği · Açık kavanozun bulunmaması her zaman eksikli… · "℮" işareti bir kalite işareti değildir · Kozmetikte CE işareti yoktur · Yeşil Nokta geri dönüşümü garanti etmez · Möbius şeridi ve malzeme kodları · Tavşan sembolleri AB'de ne kadar ayırt edici · Sembolleri tüketici gerçekte tanıyor mu · Altı ortak kriter · "Yetkili otorite onaylıdır" neden doğrudan y… · ISO 16128 tuzağı · Su "doğal" sayılıyor · Türkiye'nin sayısal eşikleri ve kategori tab… · "Paraben içermez" neden kabul edilmiyor · Türkiye'ye özgü sert kural · "Dermatolojik olarak test edilmiştir" ne kan… · "Klinik olarak test edilmiştir" ile "klinik… · "Hipoalerjenik" iddiası için aranan koşullar · Bir ürünü kozmetikten çıkaran şey · "Kullanım şartları ve uyarılar" bendi neyi k… · Eklerde yer alan maddelerin getirdiği zorunl… · Uçucu yağ içeren kozmetiklerde etikette ne b… · Çocuklara dair uyarılar hangi ürün sınıfında… · Aynı görünümdeki iki ürün neden farklı sınıf… · Etiketteki uyarı bir güvenlik garantisi deği… · Etiketi kim okuyor — ölçülmüş oranlar, örnek… · Punto sorunu · "Kimyasal içermez" algısı — kemofobi üzerine… · Bir ürünü nasıl sorgularsın — kamu kaydı, ha… · Denetim gerçek ve sayısal · "Uygunsuz" ile "güvensiz" aynı şey değildir · İnternetten satışta hangi bilgiler satın alm… · Sahte ya da kaçak üründe etiketten yakalanab… · Bir sorun yaşarsan nereye bildirirsin — kozm… · Altmış saniyede bir etiket nasıl okunur · Bu yazının Breva ile ilgisi · Neyi iddia etmiyoruz · Sık sorulan sorular · Kapanış · İlgili yazılar · Güvenli kullanım ve uyarılar

Kısa cevap: Bir kozmetik etiketinde ne aranır?

Üç şey aynı anda doğrudur ve etiketle ilgili yanlış bilgilerin çoğu bu üçünün karıştırılmasından doğuyor.

1. Liste kapalıdır

Etikete ne yazılacağı serbest değil. Kozmetik Ürünler Yönetmeliğinin 22 nci maddesi zorunlu bilgileri bentler hâlinde sayar ve bunların iç ve dış ambalajda silinemez, kolayca okunabilir ve görülebilir olmasını şart koşar. Üçü ayrı ayrı şarttır.

2. Etiketin tamamı Türkçe değildir

Türkçe zorunluluğu sayılı bentlerle sınırlıdır. Bileşen listesi bu kapsamın dışındadır ve ortak bileşen adları sözlüğüyle, yani INCI adlarıyla yazılır. "İçerik listesi Türkçe olmalı" demek, mevzuatın istediğinin tersini istemektir.

3. Etiket bir onay belgesi değildir

Kozmetikte ruhsat ya da izin sistemi yoktur; piyasaya arz öncesi yapılan şey bildirimdir. Ambalajda "Bakanlık onaylıdır" yazması bir üstünlük değil, mevzuata aykırı bir iddiadır.

Bu yazının geri kalanı bu üç cümlenin altını dolduruyor: hangi bilgi hangi bentten geliyor, hangi sembol hangi mevzuattan çıkıyor, hangi iddia serbest, hangisi değil — ve etiketin sana hiçbir zaman söylemeyeceği şeyler.

MARKA Nasal Stick · Tropical 1 Örnek Kozmetik San. Tic. A.Ş. Örnek Mah. 1. Sk. No:1, İstanbul 2 Menşe ülke: Türkiye 3 Net: 1 g 4 Açıldıktan sonra 12 ay içinde kullanın 5 Yalnızca haricen kullanım içindir. Gözle temasından kaçının. 6 Parti no: 2026-014 7 Kokulu kozmetik ürün 8 Ingredients: Menthol, Mentha Piperita Oil, Limonene… 1 Sorumlu kişinin adı ve adresi Ürünün arkasında hukuken kim var? 2 Menşe ülke AB dışından ithal ürünlerde zorunlu. 3 Nominal içerik Ambalajlama anındaki ağırlık ya da hacim. 4 Tarih ya da PAO 30 aydan dayanıklıysa açık kavanoz, değilse tarih. 5 Kullanım şartları ve uyarılar Mevzuatın istediği uyarılar da buraya girer. 6 Parti numarası Sorun çıkarsa üretim izini sürmenin tek yolu. 7 Ürünün işlevi Sunumundan zaten anlaşılıyorsa aranmaz. 8 İçerik listesi Ortak adlarla, azalan ağırlık sırasına göre.
Bir kozmetik ambalajında aranan sekiz bilgi. Sekizi de zorunludur; yeri değil, bulunması ve okunabilir olması şarttır.

Etiketin hukuki zemini: bir kanun, bir yönetmelik

Elinde tuttuğun kutunun üzerindeki her zorunlu satırın arkasında iki metin var. Biri kanun, diğeri yönetmelik. İkisini birbirine karıştırmamak, etiket hakkında okuduğun bilginin doğru olup olmadığını anlamanın en hızlı yolu.

Kanun, 5324 sayılı Kozmetik Kanunu. 24/3/2005'te kabul edilmiş, 30/3/2005 tarihli ve 25771 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış ve 9 uncu maddesi uyarınca yayımı tarihinde, yani aynı gün yürürlüğe girmiş. Kanunun 8 inci maddesi, 1994 tarihli 3977 sayılı Kozmetik Kanunu'nu yürürlükten kaldırmış. Bugün hâlâ 3977'ye atıf yapan bir metin görürsen, yürürlükten kaldırılmış bir kanunu okuyorsun demektir.

Şimdi kritik nokta: 5324 sayılı Kanun sana etikette ne yazacağını söylemez. Etiket konusunda tek bir cümlesi vardır. 4 üncü maddesinin (f) bendi şöyle der: kozmetik ürünlerin ambalaj ve etiket bilgilerinin yönetmelikte belirtilen esaslara uygun olması zorunludur. Hepsi bu. Ayrıntıyı 7 nci madde uyarınca çıkarılacak yönetmeliğe bırakır. Dolayısıyla "Kozmetik Kanunu şu bilgiyi etikette şart koşuyor" diye başlayan cümleler neredeyse her zaman yanlıştır: kanunda öyle bir liste yoktur.

Liste yönetmelikte. Yürürlükteki metin, Kozmetik Ürünler Yönetmeliği. 8/5/2023 tarihli ve 32184 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış; 39 uncu maddesi uyarınca yayımından altı ay sonra, 8 Kasım 2023'te yürürlüğe girmiş. Yayımlandığı hâliyle 40 madde ve bir geçici maddeden oluşuyor; metne 5/3/2024 tarihli ve 32480 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikle ayrıca bir ek madde (Ek Madde 1 - Kılavuzlar) eklenmiş. Yayım tarihi ile yürürlük tarihinin farklı olması küçük bir ayrıntı değil: birçok kaynak, kurum sayfaları dâhil, 8 Mayıs 2023'ü yürürlük tarihi gibi aktarır. Yürürlük için doğru dayanak 39 uncu maddedir.

Etiketleme, bu Yönetmeliğin 22 nci maddesidir. Maddenin birinci fıkrası zorunlu bilgileri (a)'dan (ı)'ya tam 11 bent hâlinde sayar. Eski, mülga 2005 tarihli Kozmetik Yönetmeliği'nde (R.G. 23/5/2005 - 25823) aynı konu 10 uncu maddedeydi.

"Madde 10" diyen içerik eski metni okuyor

2023 sonrası yayımlanmış bir yazı etiket kurallarını "10 uncu madde" diye anlatıyorsa, yürürlükten kalkmış bir yönetmeliğe atıf yapıyor. Geçici 1 inci maddenin birinci fıkrası, eski Yönetmeliğe uygun olarak piyasaya arz edilmiş ürünlerin yalnızca 2 yıl piyasada bulundurulabileceğini söylüyordu; bu süre 8 Kasım 2025'te doldu. Aynı geçici maddenin güvenlilik değerlendirmesi ve ürün bilgi dosyası için öngördüğü altı aylık süre ise daha da erken, 8 Mayıs 2024'te bitmişti.

Son bir tuhaflık: Kanunun 5 inci maddesindeki idari para cezası kataloğu 3 üncü maddenin birinci fıkrasını ve 4 üncü maddenin (a), (b), (c), (d), (e) ve (g) bentlerini sayar. Ambalaj ve etikete ilişkin (f) bendi bu katalogda hiç yoktur. Bunun pratikte ne anlama geldiğine son bölümde döneceğim.

"Silinemez, kolayca okunabilir ve görülebilir" - üç ayrı şart

22 nci maddenin birinci fıkrasının giriş cümlesi şudur: kozmetik ürünler ancak iç ve dış ambalajlarında bulunan aşağıdaki bilgilerin silinemez, kolayca okunabilir ve görülebilir olması hâlinde piyasada bulundurulabilir.

Bu cümleyi hızlı okuyup "yani okunaklı olsun" diye özetlemek yaygın bir hata. Cümlede üç ayrı nitelik var ve üçü birlikte aranıyor.

Silinemez

Bilgi ambalajdan yok olmamalı. Parmakla ovunca dağılan mürekkep, nemde akan baskı ya da kolayca sökülüp düşen bir etiket, diğer iki şart sağlansa bile tek başına uygunsuzluk sebebidir.

Kolayca okunabilir

Yazının kendisi okunabilir olmalı. Gümüş zemin üzerine gümüş baskı ya da katlanınca kaybolan bir yazı bu şartı zorlar.

Görülebilir

Bilgi, bulunması için ambalajı sökmeyi gerektirmemeli. Görünür olmayan bir bilgi, yazılmış olsa bile fıkranın aradığı şartı karşılamaz.

Silinmezliğin ayrı bir şart olarak yazılması tesadüf değil. Etiketin işlevi satın alma anıyla sınırlı olsaydı okunabilirlik yeterdi. Oysa etiket, ürün rafta beklerken, banyoda ıslanırken, yarı boşken ve bir sorun çıktığında geriye dönük olarak da okunmak zorunda. Bir bilginin bugün okunabilir olması yetmez; ürünün ömrü boyunca yerinde durması gerekir.

Aynı üçlü Avrupa Birliği metninde de aynen var. (AT) 1223/2009 sayılı Tüzüğün 19 uncu maddesinin birinci fıkrası "indelible, easily legible and visible lettering" der. Yani Türk metni burada özgün bir sertlik getirmiyor, ortak bir standardı taşıyor.

Dikkat edilecek ikinci ayrıntı, şartın nereye bağlandığı. Fıkra "bu bilgiler yazılır" demiyor; "ancak ... olması hâlinde piyasada bulundurulabilir" diyor. Şart, ürünün piyasada bulundurulabilmesinin koşulu. Bilginin eksikliği kadar, bilginin okunamaz ya da silinebilir hâli de aynı sonucu doğurur.

Bir de kapsam var: fıkra iç ve dış ambalajı birlikte anıyor. Bilgilerin tamamının tek bir yüzeyde toplanması beklenmiyor, ama ambalaj katmanları arasında bilgi kaybolmuyor. Bileşen listesi gibi bazı bentlerin özel olarak dış ambalaja bağlandığını bir sonraki bölümlerde göreceksin.

Sorumlu kişi: etiketteki ad genellikle üretici değildir

Kutunun arkasında bir şirket adı ve adres okuyorsun. İçgüdüsel olarak "bunu üreten yer" diye düşünüyorsun. Çoğu zaman değil.

Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrası şöyle: kozmetik ürünler yalnızca, yurt içinde yerleşik bir gerçek veya tüzel kişinin sorumlu kişi olarak atanması şartıyla piyasaya arz edilir. Yani her kozmetik ürünün Türkiye'de muhatap alınabilecek bir adresi olmak zorunda. Aynı maddenin dördüncü fıkrası ithal ürünlerde bunu doğrudan çözer: ithal edilen kozmetik ürünler için sorumlu kişi ithalatçıdır. Yurt dışında üretilmiş bir kremin kutusunda okuduğun ad, büyük olasılıkla üretim tesisi değil, Türkiye'deki ithalatçı şirkettir.

5/3/2024 tarihli ve 32480 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklik, yurt içi imalat tarafında da bir esneklik getirdi: imalatçı, yurt içinde yerleşik bir gerçek veya tüzel kişiyi yazılı mutabakat ile yetkilendirerek sorumlu kişi olarak atayabilir. Yani yerli üründe bile etiketteki ad, ürünü fiilen dolduran tesis olmayabilir.

Etikette bu bilgiyi zorunlu kılan bent, 22 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi: sorumlu kişinin adı veya kayıtlı unvanı ve adresi. Bent, birden fazla adres yazılması hâlinde hangisinin belirtileceğini de söyler: sorumlu kişinin ürün bilgi dosyasını hazır bulundurduğu adres.

Etiketteki adres bir posta bilgisi değil, denetim adresidir.

Bunun sebebi 14 üncü maddede. Sorumlu kişi ürün bilgi dosyasını, son parti veya serinin piyasaya arz edilmesini takip eden on yıl boyunca saklar; dosyayı etikette belirtilen adresinde, Kurumun talebi hâlinde sunulmak üzere hazır bulundurur; dosya Türkçe veya İngilizce hazırlanır. Etikette gördüğün adres, denetçinin kapısını çalacağı yerdir. Ambalajda iki adres varsa, mevzuatın seçtiği adres budur.

Türkiye'ye özgü bir kurum daha var: sorumlu teknik eleman. Yönetmeliğin 7 nci maddesi, sorumlu kişinin sorumlu teknik eleman istihdam etmesini şart koşar ve bu görevi yapabilecekleri yedi meslekle sınırlar: kimyager, biyokimyager, kimya mühendisi, biyomedikal mühendisi, biyolog, mikrobiyolog ve eczacı. Avrupa Birliği Tüzüğünde "responsible person" vardır, ama ayrı bir teknik eleman istihdam yükümlülüğü yoktur. Bu yüzden doğrudan AB mevzuatından çeviri yapan içerikler bu maddeyi atlar; Türkiye'de faaliyet gösteren bir sorumlu kişi için ise atlanabilir bir madde değildir.

Etikette ad ve adres görmek, ürünün bir onaydan geçtiği anlamına gelmez. Sorumlu kişi, mevzuata uygunluğun muhatabıdır; bir belge sahibi değil.

Menşe ülke yalnızca ithal üründe zorunludur

22 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi, sorumlu kişinin ad ve adresinden sonra tek cümle daha ekler: ithal kozmetik ürünlerin menşei belirtilir.

Cümlenin öznesi net. Şart, ithal ürünler için getirilmiş. Yurt içinde imal edilen bir üründe ambalajda "Türkiye'de üretilmiştir" ya da "Made in Türkiye" yazmamak etiket ihlali değildir. Yurt içinde üretilen bir üründe bu ibarenin bulunması ticari bir tercihtir, mevzuatın 22 nci maddeden doğan bir zorunluluğu değil.

Tersi de doğru: ithal bir üründe menşein yazılmaması eksikliktir. Menşe bilgisi ayrıca piyasaya arz öncesi bildirimin de bir kalemidir. Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin birinci fıkrası, sorumlu kişinin ürünü piyasaya arz etmeden önce ulusal elektronik veri tabanı üzerinden altı başlıkta bilgi bildirmesini ister; ithal üründe menşe bu başlıklar arasındadır. Aynı maddenin ikinci fıkrası, ürünün orijinal etiketinin, orijinal etikette Türkçe bilgi yoksa ilave olarak Türkçe etiketinin ve ürün ambalaj görselinin okunabilir şekilde sunulmasını şart koşar. Dördüncü fıkra ise bilgiler değişirse gecikmeksizin güncellenmesini ister.

Buradan Türkiye'deki en yaygın etiket yanlış bilgisine geçelim. Bildirim bir onay süreci değildir. 16 ncı madde hiçbir yerde Kurumun dosyayı inceleyip izin vereceğinden söz etmez; yalnızca bilgi verilmesini ve güncellenmesini ister. TİTCK kendi sık sorulan sorular sayfasında bunu açıkça yazar: 5324 sayılı Kozmetik Kanunu gereğince 30.03.2005 tarihinden itibaren kozmetik ürünler için herhangi bir izin ve onay belgesi düzenlenmemektedir; ambalajda "Sağlık Bakanlığı onaylıdır/izni vardır" gibi ibarelere itibar edilmemesi gerekmektedir. Aynı sayfa, yapılan bildirimin onay anlamına gelmediğini de ayrıca söyler.

Yani bir ambalajda "Sağlık Bakanlığı onaylı" ifadesi görüyorsan, bu ifade ürünü güvenceye almaz; 2005'ten bu yana düzenlenmeyen bir belgeye atıf yapar.

Bildirimin okur tarafındaki karşılığı Ürün Takip Sistemi. ÜTS'nin kozmetik ürün yönetimi işlevleri 2 Mart 2016'da kullanıma açıldı. TİTCK'nın ÜTS sayfasına göre Ürün Takip Sistemi Mobil Uygulaması, tıbbi cihaz, kozmetik ve biyosidal ürün bilgilerinin sorgulanabildiği bir uygulamadır; sorgulama kamera ile barkod taranarak veya ürün numarası elle girilerek yapılabilir.

Sonucu doğru okumak gerekir. Bir ürünün sistemde görünmesi onun onaylandığı anlamına gelmez, yalnızca beyan edilmiş olduğunu gösterir. Görünmemesi de tek başına ürünün sahte olduğunu kanıtlamaz; bildirim eksikliği, barkod hatası ya da güncellenmemiş kayıt da aynı sonucu verir.

Nominal içerik ve 5 g / 5 ml muafiyeti

22 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi, ambalajlama anındaki nominal içeriğin ağırlık ya da hacim cinsinden yazılmasını ister. "Ambalajlama anındaki" ifadesi önemlidir: beyan edilen miktar dolum anına aittir.

Bendin asıl ilginç yanı istisnası. Metin şu üç hâli hariç tutar: beş gram veya beş mililitrenin altındaki ambalajlar, bedelsiz numuneler ve tek dozluk ürünler. Bir gram kremin bulunduğu numune poşetinde ya da tek kullanımlık bir dozluk üründe miktarın yazılmaması, mevzuata aykırılık değildir.

Burada devreye en sinsi yanlış anlamalardan biri giriyor. İnsanlar "5 gramın altı muaf" cümlesini duyunca küçük ambalajların etiket kurallarından topluca kurtulduğunu sanıyor. Öyle değil. Muafiyet, cümlenin yapısı gereği yalnızca nominal içerik bilgisine bağlanmış. Diğer bentlerde böyle bir istisna yok.

5 g / 5 ml muafiyeti bir bilgiyi kaldırır, etiketi kaldırmaz.

Yani beş mililitrelik bir şişede de sorumlu kişinin adı ve adresi, parti numarası, varsa özel uyarılar ve bileşen listesi aranmaya devam eder. Küçük ambalajın bu bilgileri nasıl taşıyacağı ayrı bir sorudur ve mevzuatın buna verdiği cevap "yazmayabilirsin" değil, "başka bir yüzeye ya da ekli bir taşıyıcıya yazarsın"dır. Bunun kuralları 22 nci maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarındadır; ilgili bölümde ayrıntılandırıyorum.

Bir de tarih tarafı var, çünkü nominal içerikle birlikte ambalajın en çok bakılan iki sayısını oluşturuyorlar. (c) bendinin 3 numaralı alt bendi şunu söyler: minimum dayanma süresi otuz ayı geçen kozmetik ürünlerde tarih belirtilmesi zorunlu değildir; ancak bu ürünlerde ürünün açılmasından itibaren güvenli olacağı ve tüketiciye zarar vermeksizin kullanılabileceği süre belirtilir. Bu süre, açıldıktan sonra dayanıklılık kavramının aranmadığı ürünler hariç olmak üzere, Ek VII'nin ikinci maddesinde verilen sembolü takiben ay ve/veya yıl olarak yazılır.

Otuz ayı aşmayan üründe ise tarihin kendisi gerekir. (c) bendinin 1 ve 2 numaralı alt bentlerine göre tarihin önüne Ek VII'nin üçüncü maddesindeki sembol veya "tarihinden önce kullanılmalıdır" ifadesi gelir; tarih açıkça ve sırasıyla "ay, yıl" ya da "gün, ay, yıl" olarak belirtilir.

Kozmetikte gıdadaki gibi bir "son tüketim tarihi" kavramı yoktur. Mevzuatın terimi minimum dayanma tarihidir ve açık kavanoz sembolü ile tarihin etikette aynı anda bulunması zorunlu değildir.

Parti numarası: geri çağırmanın tek adresi

Etiketin en sık görmezden gelinen satırı, çoğu zaman kutunun dibine küçük puntoyla basılmış harf-rakam dizisidir. 22 nci maddenin birinci fıkrasının (d) bendi bu diziyi zorunlu kılar: kozmetik ürünün tanımlanması için imalat parti veya seri numarası ile varsa imalatçının verdiği referans numarası belirtilir.

Aynı bent küçük ürünler için tek bir esneklik tanır: kozmetik ürünün çok küçük olması nedeniyle bunun uygulanmasının imkânsız olması hâlinde bu bilgiler dış ambalajın üzerinde bulunur. Yani bilgi taşınabilir, ama silinemez.

Buradaki asıl ayrım şu: parti numarası, 22 nci maddenin ikinci fıkrasındaki broşür ve sembol esnekliğinin kapsamına girmez. O fıkra yalnızca (ç), (f), (g), (ğ), (h) ve (ı) bentlerini sayar. (d) bendi listede yoktur. Yani bileşen listesini ambalaja ekli bir karta taşıyabilirsin, parti numarasını taşıyamazsın; o ya ambalajın kendisinde olacak ya da ürün çok küçükse dış ambalajda.

Neden bu kadar katı? Çünkü parti numarası, bir sorun ortaya çıktığında hangi ürünlerin geri çağrılacağını belirleyen tek bilgidir. Ürün adı tüm ürünleri kapsar, barkod bir ürün tipini tanımlar; ama belirli bir ham madde partisinden, belirli bir dolum gününden, belirli bir tesisten çıkan kutuları ayırt eden tek işaret parti ya da seri numarasıdır. Geri çağırma duyuruları da bu numara üzerinden yazılır.

Bu numara aynı zamanda ürün bilgi dosyasıyla kurulan bağdır. Sorumlu kişi dosyayı son parti veya serinin piyasaya arzından itibaren on yıl saklar. "Son parti" ifadesi, saklama süresinin ürün tipine değil, partiye bağlandığını gösterir. Elindeki kutunun parti numarası olmadan, o kutunun hangi dosyaya ve hangi on yıllık pencereye ait olduğunu kimse söyleyemez.

Barkod

Ürün tipini tanımlar. Bildirimde ve ÜTS sorgusunda kullanılır. Aynı üründen üretilmiş her kutuda aynıdır.

Parti / seri numarası

Belirli bir üretim grubunu tanımlar. Geri çağırma bunun üzerinden yapılır. Kutudan kutuya değişir.

Referans numarası

İmalatçı vermişse ayrıca belirtilir; bendin metni "varsa" der, yani her üründe aranmaz.

Pratik sonuç: bir üründe parti numarasını bulamıyorsan, bu yalnızca eksik bir satır değil. Ürünü zincirin geri kalanına bağlayan halka kopmuş demektir.

Ürünün işlevi ne zaman yazılır

"Ürünün ne işe yaradığı her etikette yazmak zorunda" cümlesi yaygın, ama mevzuat böyle demiyor. 22 nci maddenin birinci fıkrasının (e) bendi tek cümledir: ürünün sunum şekli itibariyle açıkça belli olmadığı takdirde, ambalaj üzerinde ürünün fonksiyonu belirtilir.

Şart koşullu. Bir ruj, bir şampuan şişesi ya da bir diş macunu tüpü ne olduğunu zaten sunumuyla söyler; bu ürünlerde ayrıca fonksiyon beyanı aranmaz. Bent, sunumu kendini açıklamayan ürünler için devreye girer: alışılmadık formdaki, kategorisi bakışla anlaşılmayan, ambalajından ne yapacağı çıkarılamayan ürünler.

Bent devreye girdiğinde ise gevşek değildir. (e) bendi, 22 nci maddenin beşinci fıkrasındaki Türkçe zorunluluğu kapsamındadır. Yani fonksiyon yazılması gereken bir üründe fonksiyon Türkçe yazılır.

Burada fonksiyon beyanı ile iddia arasındaki sınıra dikkat etmek gerekir, çünkü ikisi aynı cümlede buluşur. Yönetmeliğin 23 üncü maddesinin birinci fıkrası şunu yasaklar: kozmetik ürünlerin etiketlemesinde, piyasada bulundurulmasında, tanıtımında ve reklamlarında, bu ürünlerin sahip olmadığı özellikler veya fonksiyonların bulunduğunu ima eden metinler, adlar, ticari markalar, tescilli ticari markalar, resimler ve figüratif veya diğer işaretler kullanılamaz.

Yasağın kapsamı sandığından geniş. Yalnızca yazıyı değil, ürün adını, markayı ve görseli de kapsar. Ambalajdaki bir figürün, sembolün ya da ürün adının ürüne ait olmayan bir etki ima etmesi de bu madde kapsamındadır. Aynı maddenin ikinci fıkrası, Kurumun kozmetik ürünlerde kullanılabilecek iddialara ilişkin Komisyonun yayımladığı ortak kriterleri referans alarak ulusal ortak kriterler listesi oluşturmasını öngörür.

Genel ilke şudur: bir ürünü kozmetik olmaktan çıkaran şey, hastalık iddiası ve tedavi edici bir işlev sunumudur. Etikete "kozmetik ürün" yazmak bu değerlendirmeyi değiştirmez; TİTCK'nın sınır ürünlere ilişkin kılavuzu bu savunmayı açıkça reddeder ve nihai kararın ürünün tüm özellikleri, özellikle iddiaları ve sunumu dikkate alınarak verileceğini söyler.

Okur tarafında bunun karşılığı basit bir refleks: bir ambalajda bir rahatsızlığın adını ve ona yönelik bir sonuç vaadini okuyorsan, kozmetik iddia sınırlarının dışına çıkılmış demektir. Fonksiyon beyanı ürünün ne olduğunu söyler; iddia ise ürünün ne yapacağını söyler ve mevzuat ikincisini sıkı denetler.

Bilgi etikete sığmazsa ne olur

Küçük bir şişeye on bir bent bilgi sığmayabilir. Mevzuat bunu görmüş ve sınırlı bir esneklik tanımış. Ama esnekliğin sınırlarını bilmek, esnekliğin kendisinden daha önemli.

22 nci maddenin ikinci fıkrası şöyle kurulmuş: (ç), (f), (g), (ğ), (h) ve (ı) bentlerinde belirtilen bilgilerin etikete eklenmesinin uygulamada mümkün olmaması hâlinde, bilgiler kozmetik ürüne ekli ya da ilişiğe konmuş bir broşür, etiket, kâğıt şerit, fiş ya da kart üzerinde verilir. Ambalaj üzerinde ise bu bilgilere atıf yapılır; atıf kısaltmalarla ya da Ek VII'nin birinci maddesinde verilen sembol ile yapılabilir.

Üç şeye dikkat et. Birincisi, esneklik bir tercih değil: fıkra "uygulamada mümkün olmaması" şartına bağlı. İkincisi, listede (a), (b), (c) ve (d) bentleri yok; sorumlu kişi bilgisi, nominal içerik, tarih ve parti numarası bu yolla taşınamaz. Üçüncüsü, ekli broşür ya da kart üzerindeki bilgiler de beşinci fıkra gereği Türkçe sunulur; taşımak dil yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

Üçüncü fıkra bir adım daha ileri gider, ama kapsamı açıkça daraltır: (f), (g), (ğ), (h) ve (ı) bentlerindeki bilgilerin bulunmasının uygulamada imkânsız olduğu sabun, banyo topları ve diğer küçük ürünler söz konusu olduğunda, bu bilgiler ürünün satışa sunulduğu ambalajın hemen yakınında bulunan bir notta verilir.

Bu istisna sabun ve banyo topu gibi küçük ürünler için tanınmıştır. Ambalajlı ama küçük hacimli sıradan bir kozmetikte rafın yanına konmuş bir not, etiket yükümlülüğünü karşılamaz. Buradaki mantık şu: sabun ya da banyo topu gibi ürünlerde bilgiyi taşıyacak bir yüzey fiilen bulunmayabilir; kapaklı bir şişede ise bulunur.

Dördüncü fıkra ayrı bir durumu düzenler: satış yerinde müşterinin isteğiyle ambalajlanan ürünlerde bilgiler bir bilgi kartı ile nihai kullanıcıya sunulur. Dökme satılan ve kasada doldurulan ürünlerin karşılığı budur.

BentZorunlu bilgiNereye yazılırİstisnası var mı
(a)Sorumlu kişinin adı veya kayıtlı unvanı ve adresi; ithal üründe menşeİç ve dış ambalajHayır. Birden fazla adres varsa ürün bilgi dosyasının bulunduğu adres yazılır; menşe yalnızca ithal üründe aranır
(b)Ambalajlama anındaki nominal içerik (ağırlık veya hacim)İç ve dış ambalajEvet. 5 g / 5 ml altı ambalajlar, bedelsiz numuneler ve tek dozluk ürünler muaf
(c)Minimum dayanma tarihi veya açıldıktan sonra kullanım süresiİç ve dış ambalajEvet. 30 ayı geçen üründe tarih zorunlu değil, bunun yerine açıldıktan sonraki süre yazılır; açıldıktan sonra dayanıklılık kavramı aranmayan üründe Ek VII/2 sembolü aranmaz
(ç)Özel kullanım şartları ve uyarılarİç ve dış ambalajEvet. Sığmıyorsa 22(2) uyarınca broşür, etiket, kâğıt şerit, fiş ya da karta taşınır; ambalajda kısaltma veya Ek VII/1 sembolü ile atıf yapılır
(d)İmalat parti veya seri numarası, varsa imalatçı referans numarasıİç ve dış ambalaj; ürün çok küçükse dış ambalajBroşür esnekliği YOK. Tek esneklik çok küçük üründe dış ambalaja taşımaktır
(e)Ürünün fonksiyonuAmbalaj üzerindeKoşullu bent. Yalnızca ürünün sunum şekli itibariyle açıkça belli olmadığı takdirde yazılır
(f)Bileşen listesi, başında "ürün bileşenleri" ya da aynı anlama gelen Türkçe veya İngilizce ifadeDış ambalajEvet. 22(2) broşür/kart; 22(3) sabun, banyo topu ve diğer küçük ürünlerde raf yanı not; 22(4) satış yerinde ambalajlananda bilgi kartı
(g)"Parfüm" ya da "aroma" terimi; Ek III'ün "diğer" sütununa göre belirtilmesi gereken maddeler ayrıcaBileşen listesi içindeEvet, (f) bendiyle aynı esneklikler
(ğ)Azalan ağırlık sıralamasıBileşen listesi içindeEvet. %1'in altındaki bileşenler, %1'in üzerindekiler sıralandıktan sonra herhangi bir sırayla yazılabilir
(h)Nanomateryal şeklindeki bileşenlerin yanına parantez içinde "nano"Bileşen listesi içindeEvet, (f) bendiyle aynı esneklikler
(ı)Bileşen listesine ilişkin son bentBileşen listesi içindeEvet. 22(2), 22(3) ve 22(4) esneklikleri bu bendi de kapsar

(ı) bendinin metni burada tırnak içinde aktarılmıyor; bent, bileşen listesine ilişkin bentler grubunda yer alır ve 22 nci maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarındaki esneklikler bu bendi de kapsar.

Etiketin hangi kısmı Türkçe olmak zorunda

Türkiye'de kozmetik etiketi hakkındaki en yaygın yanlış bilgi şudur: "etiketin tamamı Türkçe olmalı." Değil. Mevzuat Türkçe zorunluluğunu adlı adınca sayar ve sayı azdır.

22 nci maddenin beşinci fıkrası tek cümledir: birinci fıkranın (b), (c), (ç) ve (e) bentlerinde ve iki ila dördüncü fıkralarda belirtilen bilgiler Türkçe sunulur.

(b) Nominal içerik

Ağırlık ya da hacim bilgisi Türkçe sunulur.

(c) Minimum dayanma tarihi

Tarih ve ona ilişkin ifadeler Türkçe sunulur.

(ç) Özel uyarılar

Kullanım şartları ve uyarılar Türkçe sunulur.

(e) Ürünün fonksiyonu

Yazılması gereken hâllerde Türkçe sunulur.

Buna iki ila dördüncü fıkralardaki bilgiler eklenir: ekli broşür ya da karta taşınan bilgiler, sabun ve küçük ürünlerde raf yanına konan not, satış yerinde ambalajlanan üründe verilen bilgi kartı. Bilgiyi ambalajdan çıkarıp bir taşıyıcıya koymak, onu Türkçe olma yükümlülüğünden kurtarmaz.

Listede ne yok? Bileşen listesi bentleri. Ve bu bir boşluk değil, bilinçli bir tercih. 22 nci maddenin altıncı fıkrası bu bentlerdeki bilgilerin, 33 üncü maddede atıfta bulunulan ortak bileşen adlarına yönelik sözlük kullanılarak yazılmasını emreder. Yani içerik listesini Türkçeleştirmek mevzuata uygunluk değil, aykırılık olurdu.

"Aqua" yazması bir eksiklik değil; "su" yazması bir sorun olurdu.

Burada bir nüansı atlamamak gerekir. Mevzuat doğrudan "INCI zorunludur" demez. 33 üncü maddenin birinci fıkrası, Kurumun INCI'yi içeren uluslararası tanınan isimlendirmeleri dikkate alarak bir sözlük yayımlamasını öngörür ve aynı fıkra şunu da ekler: bu sözlük, kozmetik ürünlerde kullanımına izin verilen bileşenler listesi olarak değerlendirilmez. Yani sözlükte bir adın bulunması, o bileşenin kullanımının serbest olduğunu göstermez.

Bileşen listesinin başlığı da sanıldığı kadar katı değil. (f) bendi, listenin başına "ürün bileşenleri" ifadesinin veya aynı anlama gelen Türkçe ya da İngilizce bir ifadenin yazılmasını ister. Yani "Ingredients" yazmak bent metnince açıkça serbesttir; başlığın mutlaka Türkçe olması gerektiği yorumu metinle çelişir.

Bu kapsam Avrupa Birliği ile birebir aynı. (AT) 1223/2009 sayılı Tüzüğün 19 uncu maddesinin beşinci fıkrası dil belirleme yetkisini üye devletlere bırakırken kapsamı birinci fıkranın (b), (c), (d) ve (f) bentleriyle sınırlar. Bunlar sırasıyla Türk Yönetmeliğindeki (b), (c), (ç) ve (e) bentlerinin tam karşılığıdır. Bent harflerinin farklı olması gerçek bir farklılık sanılır; oysa AB metni içerik listesini tek bir bentte toplarken Türk metni aynı içeriği beş bende bölmüştür. Harf farkı içerik farkı değildir.

Son olarak, bu kapsamın sabit olmadığını da bilmek gerekir. Mülga 2005 tarihli Kozmetik Yönetmeliği koşulsuz Türkçe şartını yalnızca üç kaleme bağlıyordu: nominal miktar, özel tedbir ve uyarılar, ürünün fonksiyonu. Minimum dayanma tarihine ilişkin bent ise sadece ürünün dayanıklılığının hangi şartlarda garanti altına alındığına dair ek bilgi verilmesi gerektiğinde Türkçe şartına tabiydi. 2023 Yönetmeliğinin 22 nci maddesinin beşinci fıkrası kapsamı genişletti: minimum dayanma tarihini koşulsuz biçimde, ikinci ila dördüncü fıkralardaki bilgileri de ayrıca dâhil etti. Yani Türkçe kapsamı sınırlıdır, ama 2005'e göre genişlemiştir.

Kim neyden sorumlu: sorumlu kişi mi, dağıtıcı mı

Raftaki bir üründe etiket eksikse muhatap kim? Cevap tek bir isim değil. Yönetmelik yükümlülüğü zincirin halkaları arasında paylaştırmış ve payları tek tek saymış.

8 inci maddenin birinci fıkrası sorumlu kişinin uygunluğunu sağlayacağı maddeleri sayarken 22 nci maddeyi bütün olarak değil, parça parça anar: 22 nci maddenin birinci, ikinci ve beşinci fıkraları. Üçüncü ve dördüncü fıkralar, yani sabun ve küçük ürünlerde raf yanı not ile satış yerinde ambalajlanan üründe bilgi kartı, bu listede yoktur.

Neden yok? Çünkü o iki fıkradaki işi yapan sorumlu kişi değil, satış yeri. Bunu 9 uncu maddenin ikinci fıkrası açıkça yazar: dağıtıcı, ürünü piyasada bulundurmadan önce 22 nci maddenin birinci fıkrasının (a), (d), (f), (g), (ğ), (h) ve (ı) bentleri ile üçüncü ve dördüncü fıkraları uyarınca etiketleme bilgilerinin mevcut olduğunu, 22 nci maddenin beşinci fıkrasındaki dil gerekliliğinin karşılandığını ve minimum dayanma tarihinin geçilmediğini doğrular.

Bu, "sorumlu kişi her şeyden sorumludur" varsayımını bozar. Rafta tarihi geçmiş bir ürün duruyorsa, kontrol yükümlülüğü açıkça dağıtıcıya verilmiştir.

Sorumlu kişi

22(1), 22(2) ve 22(5)'e uygunluğu sağlar. Ürün bilgi dosyasını on yıl saklar ve etiketteki adreste hazır bulundurur.

Dağıtıcı

Piyasada bulundurmadan önce sayılan bentlerin mevcudiyetini, dil gerekliliğini ve minimum dayanma tarihini doğrular. 22(3) ve 22(4) yükümlülükleri satış yerine düşer.

Kurum

25 inci madde uyarınca piyasa gözetimi ve denetimini TİTCK yürütür; ürün bilgi dosyası üzerinden, uygun ölçekte fiziksel kontrollerle ve gerektiğinde laboratuvar testleriyle.

Denetim soyut değil, sayısal. 25 inci maddenin dördüncü fıkrası Kurumun bu faaliyetleri yıllık temelde gözden geçirmesini ve incelemenin kamunun erişimine sunulmasını öngörür. TİTCK'nın 10 Nisan 2025 tarihli duyurusuna göre 1 Ocak - 31 Mart 2025 döneminde denetlenen 257 kozmetik üründen 107'si uygun, 150'si uygunsuz bulunmuş; uygunsuzların 8'i risk taşıyan ürün, 142'si teknik düzenlemeye aykırı ürün olarak sınıflandırılmış ve toplam 2.875.730 TL idari para cezası uygulanmıştır.

Bu rakamların içindeki ayrım, haber başlıklarında genellikle kaybolur: uygunsuz ile güvensiz aynı şey değildir. 150 uygunsuz üründen yalnızca 8'i risk taşıyan üründür; 142'si etiket ve belge gibi teknik düzenlemeye aykırılıklardır. Aynı duyuruda ayrıca 4.605 adet sahte veya kaçak parfümün güvensiz ürün kapsamına alındığı ve imha kararı verildiği yazar; bu rakam 257'lik denetim havuzunun dışındadır, yan yana konarsa yanlış okunur.

Ceza tarafında ilginç bir boşluk var. 5324 sayılı Kanunun 5 inci maddesindeki idari para cezası kataloğu, ambalaj ve etikete ilişkin 4(f) bendini saymaz. Köprüyü Yönetmeliğin 35 inci maddesinin birinci fıkrası kurar: Yönetmeliğe uymayanlar hakkında fiilin mahiyeti ve niteliğine göre 5324 sayılı Kanun, 7223 sayılı Kanun ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.

Pratikte etiket uygunsuzlukları 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanununun 20 nci maddesi üzerinden işlem görür. Kozmetik etiketi gibi teknik düzenlemenin ürün güvenliği dışındaki hükümlerine aykırılık, 20 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındadır. Bu bende karşılık gelen ceza, 31/12/2025 tarihli ve 33124 (4. mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2026/13 sayılı Tebliğ ile yüzde 25,49 yeniden değerleme oranında artırılmış hâliyle, 1/1/2026 - 31/12/2026 döneminde 173.801 TL ile 1.738.022 TL arasındadır. Aynı maddenin sekizinci fıkrasına göre aynı uygunsuzluğun iki yıl içinde tekrarı hâlinde her tekrar için bir önceki cezanın iki katı uygulanır.

Bu tutarlar her yıl 1 Ocak'ta değişir; 2026/13 sayılı Tebliğ yalnızca 2026 yılı için geçerlidir. Tarihsiz aktarılan her ceza rakamı kısa sürede yanlış hâle gelir. Aynı şey 5324 sayılı Kanunun metnindeki 10.000, 15.000, 20.000 ve 50.000 TL'lik nominal tutarlar için de geçerlidir: bunlar 2008 yılı değerleridir ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17 nci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca her yıl yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Kanun metnini olduğu gibi aktaran yazılar, on sekiz yıl eski rakam verir.

Aynı etiket, iki metin: (AT) 1223/2009 Madde 19 ile Türkiye'nin 22 nci maddesi

Elindeki ürünün etiketi tek bir yüzey. Ama o yüzeyi belirleyen iki ayrı metin var: Avrupa Birliği'nde Regulation (EC) No 1223/2009 ve Türkiye'de 8 Mayıs 2023 tarihli, 32184 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kozmetik Ürünler Yönetmeliği. İkinci metin, 23 Mayıs 2005 tarihli ve 25823 sayılı Kozmetik Yönetmeliği'nin yerini aldı. Bu ayrıntı önemli, çünkü Türkçe kaynakların çoğu hâlâ 2005 tarihli metne ve onun madde numaralarına atıf yapıyor. O metin yürürlükte değil ve numaralandırma tümüyle değişti. Bir blog yazısında bir madde numarasına atıf görürsen, önce hangi yönetmelikten söz edildiğine bak.

İlk fark saymakta. AB metninde Article 19(1), kap ve ambalaj üzerinde silinemez, kolayca okunabilir ve görülebilir harflerle bulunması gereken bilgileri (a)'dan (g)'ye kadar, yani yedi bent hâlinde sayar: sorumlu kişi, nominal içerik, minimum dayanma tarihi, uyarılar, parti numarası, ürünün fonksiyonu ve bileşen listesi. Türkiye'de aynı işi MADDE 22(1) yapar; ama orada bentler a, b, c, ç, d, e, f, g, ğ, h, ı olmak üzere on bir tanedir.

Aynı etiket kuralı AB'de yedi bende, Türkiye'de on bir bende bölünmüştür; kural sayısı değil, bölme biçimi farklıdır.

Aradaki fark yeni yükümlülük değil, farklı bölümleme. AB'nin tek bir (g) bendi altında topladığı bileşen listesi kuralları, Türkiye metninde (f), (g), (ğ), (h) ve (ı) olmak üzere beş ayrı bende dağıtılmış. Aritmetiği basit: AB'nin yedi bendinden (g) çıkarılır, yerine Türkiye'nin beş bendi konur, 6 artı 5 eder 11. Türkçe alfabeyi Latin alfabesi gibi sayan bir okuyucu "ç" ile "ğ" harflerini atlar ve dokuz bulur. Bu, mevzuat yazılarında sık rastlanan bir sayım hatasıdır.

İkinci fark, bent harflerinin kaymasında. İki metni yan yana koyup "AB'nin (d) bendi Türkiye'nin (d) bendidir" diye okursan yanılırsın. AB'nin (d) bendi uyarılardır; Türkiye'de bu (ç) bendidir. AB'nin (e) bendi parti numarasıdır; Türkiye'de (d)'dir. AB'nin (f) bendi ürünün fonksiyonudur; Türkiye'de (e)'dir. Yani ilk üç bentten sonra numaralandırma bir harf kayar. Bir ürün dosyasında ya da denetim yazışmasında yanlış bendi göstermek, doğru kuralı yanlış yere bağlamak demektir.

Küçük ama işe yarar bir ayrıntı: tüzük metni "iç ve dış ambalaj" demez, "kap ve ambalaj" (container and packaging) der. Türkçe aktarımlarda bu iki kavram sık sık birbirine karışır.

Bir de ortada dolaşan üçüncü bir sayı var: "Article 19'un sekiz zorunlu alanı". Danışmanlık sayfalarında sıkça görülür, ama AB metninde bentler (a)'dan (g)'ye, yani yedidir. Sekiz sayısının kaynağı büyük olasılıkla Britanya'nın Brexit sonrası kendi hukukunda tuttuğu metindir; orada ek bir (ab) bendi bulunur. Bu bent AB metninde yoktur. Bir kaynak "sekiz alan" diyorsa, hangi ülkenin metnine baktığını sormak gerekir.

Bileşen listesinin başlığında da fark var. AB'de Article 19(1)(g), listenin ambalajda tek başına gösterilebileceğini söyler ve başına "ingredients" teriminin konulmasını ister. Türkiye'de MADDE 22(1)(f) listenin dış ambalajda belirtilmesini şart koşar, iç ambalajda da belirtilmesine izin verir ve listenin başına "ürün bileşenleri" ifadesinin ya da aynı anlama gelen Türkçe veya İngilizce bir ifadenin yazılmasını ister. Buradan çıkan sonuç, yaygın kanının tersidir: Türkiye'de "Ingredients" başlığı kabul edilebilirdir, çünkü metin İngilizce eşdeğere açıkça izin verir. Buna karşılık MADDE 22(5), nominal içerik, tarih, uyarılar ve fonksiyon bilgisinin Türkçe sunulmasını zorunlu tutar.

Kozmetik ürün tanımı: iki kapalı liste

Etiketi doğru okumak için önce şunu bilmek gerekir: bir ürünün kozmetik sayılması bir tercih değil, bir tanıma girme meselesidir. Regulation (EC) No 1223/2009 Article 2(1)(a) kozmetik ürünü iki kapalı liste üzerine kurar. Birincisi, ürünün temas ettirilmek üzere hazırlandığı yerler: insan vücudunun beş dış kısmı — epiderma, kıl sistemi, tırnaklar, dudaklar ve dış genital organlar — ile dişler ve ağız boşluğu. İkincisi, amaçlar listesidir.

Amaç listesi tam olarak altı kalemdir ve tamamı şudur: temizlemek, koku vermek, görünümü değiştirmek, korumak, iyi durumda tutmak, vücut kokularını düzeltmek. Başka bir amaç bu listede yoktur. Ürün "yalnızca veya esasen" bu amaçlardan birine yönelik olmalıdır.

Liste kapalıdır

Her iki liste de sayılı ve sınırlıdır. Bir ürün "vücuda sürülüyor" diye kozmetik olmaz; hem yer hem amaç bakımından tanıma girmesi gerekir.

İkisi birden aranır

Amaç listesindeki bir işlevi taşımak tek başına yetmez; tanımın yer unsuru da sağlanmalıdır. Tersi de geçerlidir.

Etiketteki söz belirleyici değil

AB Sınır Ürünler El Kitabı, bir ürün tüm özellikleri itibarıyla kozmetik tanımına girmiyorsa, etiketinde veya ambalajında "kozmetiktir" yazmasının bunu değiştirmediğini söyler.

Tereddüt tek yöne çözülür

Directive 2001/83/EC Article 2(2): şüphe hâlinde, ürün hem ilaç tanımına hem başka bir Birlik mevzuatının kapsamına girebiliyorsa ilaç direktifi hükümleri uygulanır.

Peki bir ürünü kozmetik olmaktan çıkaran şey nedir? Genel ilke, hastalık iddiası ve tedavi edici işlev sunumudur. Directive 2001/83/EC Article 1(2), ilacı iki ayrı testle tanımlar. Birincisi sunum kriteridir: insanlarda hastalığı tedavi etme veya önleme özelliklerine sahip olarak sunulan madde ya da madde bileşimi. İkincisi işlev kriteridir: farmakolojik, immünolojik ya da metabolik etki göstererek fizyolojik fonksiyonları geri kazandırmak, düzeltmek veya değiştirmek amacıyla ya da tıbbi teşhis koymak amacıyla insanlarda kullanılabilecek veya insanlara uygulanabilecek madde ya da madde bileşimi.

Bu iki testin ayrı ayrı çalışması, etiket okuyan biri için en önemli bilgidir. Sunum kriteri tek başına yeterlidir. Yani hiçbir farmakolojik etkisi olmayan bir ürün, sadece etiketinde veya reklamında bir hastalığı tedavi ettiği ya da önlediği ima edildiği için ilaç kapsamına çekilebilir. Yaygın kanı bunun tersidir; "etki göstermiyorsa iddia da masumdur" diye düşünülür. Hukuk bu yönde çalışmaz.

Sınır ürünlere ilişkin AB Sınır Ürünler El Kitabı'nın hukuki ağırlığını da doğru yerleştirmek gerekir. El kitabı kendi kapak notunda bir Avrupa Komisyonu belgesi olmadığını ve içindeki görüşlerin hukuken bağlayıcı olmadığını açıkça yazar. Bağlayıcı olan, tüzüğün ve direktifin kendi metnidir; el kitabı üye devlet denetimlerinde başvurulan bir yorum kaynağıdır. Yürürlükteki sürümü 5.5'tir ve Haziran 2025 tarihlidir. Bu tür belgelerde sürüm numarası ve paragraf numarası sık değişir; bir yazı el kitabına atıf yapıyorsa, sürümü kapak sayfasından doğrulanmadan ciddiye alınmamalıdır.

Türkiye mevzuatı AB'nin birebir çevirisi değildir

Türkiye'nin 2023 tarihli Kozmetik Ürünler Yönetmeliği, 1223/2009 ile aynı mimariyi kurar ama birebir çeviri değildir. Üç fark yapısaldır ve etiketi okuyan birinin bilmesi işine yarar.

Birincisi, sorumlu teknik eleman. MADDE 7(1) sorumlu kişinin bir sorumlu teknik eleman istihdam etmesini şart koşar. MADDE 7(3), bu görevi üstlenebilecek meslekleri sayar: kimyager, biyokimyager, kimya mühendisi, biyomedikal mühendisi, biyolog, mikrobiyolog ve eczacı — yedi meslek. MADDE 7(4) uyarınca sorumlu kişi bu şartları taşıyorsa görevi kendisi üstlenebilir. AB Tüzüğünde bu göreve karşılık gelen hiçbir hüküm yoktur. Sık yapılan karışıklık, bu kişiyi AB'deki güvenlilik değerlendiricisiyle bir tutmaktır; bunlar farklı görevlerdir. Değerlendiricinin niteliği Türkiye'de ayrıca MADDE 13(4)'te ve AB Article 10(2) ile aynı şekilde düzenlenmiştir.

İkincisi, bildirim altyapısı. AB'de bildirim Komisyona yapılır. Türkiye'de MADDE 16(1) uyarınca bildirim, Kurumun ulusal elektronik veri tabanı aracılığıyla Kuruma yapılır. "Türkiye CPNP'ye bildirim yapıyor" cümlesi yanlıştır. Bentler Türk alfabesine göre a, b, c, ç, d, e, f olmak üzere yedidir ve (a) bendi doğrudan "ürünün barkodu ve Ek IX'da yer alan kategorisi ve ad(lar)ı" der. Barkod ve ulusal kategori şartı AB'de yoktur. MADDE 16(2) ayrıca ürünün orijinal etiketini, orijinal etikette Türkçe bilgi yer almadığı durumlarda ilave olarak Türkçe etiketini ve ürün ambalaj görselini ister. Burada dikkatli olmak gerekir: AB'de de Article 13(2) uyarınca orijinal etiketleme ve makul ölçüde okunabiliyorsa ambalajın fotoğrafı bildirilir. AB'de olmayan şey etiket görseli değil, Türkçe etiket görselidir.

Üçüncüsü, iddia kuralları. AB'de Commission Regulation (EU) No 655/2013 bir Komisyon tüzüğüdür; tüm üye devletlerde doğrudan uygulanır ve bağlayıcıdır. Türkiye'de MADDE 23(2) farklı bir yol izler: Kurum, "Komisyonun yayımladığı ortak kriterleri referans alarak ulusal ortak kriterler listesi oluşturur". Yani Türkiye'de hukuken uygulanan, TİTCK'nin çıkardığı ulusal kılavuzdur. Bu kılavuz KÜD-KLVZ-11 doküman numarasını taşır; yürürlükteki hâli 6. revizyondur ve 08.10.2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir (ilk versiyon 07.04.2014).

Buradan "AB'de kural var, Türkiye'de belirsiz" sonucu çıkarmak yanlış olur. Kılavuzun 5. revizyon gerekçesi birebir şöyle der: tüm kılavuz AB'nin Technical document on cosmetic claims kılavuzu ile uyumlu hâle getirilmiştir ve Ek-3 İçermez İddiaları eklenmiştir. 6. revizyon gerekçesi ise Ek-3'ün yasal ilkeler, doğruluk ve dürüstlük satırlarının güncellendiğini söyler. Kılavuzda ayrıca hipoalerjenik iddiasına ilişkin Ek-4 bulunur. Sonuç pratikte aynıdır: AB'nin içermez ve hipoalerjenik yorumları Türkiye'de otomatik olarak değil, ulusal kılavuz yoluyla fiilen yürürlüktedir. Türkiye'nin ayrıca kozmetik ürünlerle sınır teşkil eden ürünlere ilişkin kendi kılavuzu da vardır.

KonuABTürkiye
Etiket bendi sayısıArticle 19(1), yedi bent (a)-(g)MADDE 22(1), on bir bent (a)-(ı)
Bileşen listesi başlığı"ingredients" terimi; liste ambalajda tek başına gösterilebilir"ürün bileşenleri" ya da aynı anlama gelen Türkçe veya İngilizce ifade; dış ambalajda zorunlu
Dil kuralı(b), (c), (d), (f) bentleri üye devlet hukukuna bırakılır; bileşen listesi ortak bileşen adlarıyla yazılırMADDE 22(5): (b), (c), (ç) ve (e) bentleri Türkçe sunulur
Bildirim yeri ve kapsamıArticle 13(1): Komisyona elektronik yolla, sekiz kalem (a)-(h)MADDE 16(1): Kurumun ulusal elektronik veri tabanına, yedi bent (a)-(f)
Barkod ve ulusal kategoriBildirimde aranmazMADDE 16(1)(a): barkod ve Ek IX kategorisi zorunlu
Sorumlu teknik elemanKarşılık gelen hüküm yokMADDE 7: zorunlu; yedi meslekle sınırlı
Güvenlilik değerlendiricisiArticle 10(2): eczacılık, toksikoloji, tıp veya benzer disiplinde üniversite diplomasıMADDE 13(4): aynı nitelik şartı
İddia kriterleri655/2013, doğrudan uygulanabilir ve bağlayıcı tüzükMADDE 23(2): Kurumun ulusal ortak kriterler listesi (KÜD-KLVZ-11, REV.06)
İzlenebilirlik süresiArticle 7: partinin dağıtıcıya sunulmasından itibaren üç yılMADDE 10(1): aynı başlangıçla üç yıl
Ambalajsız/dökme satışArticle 19(4): ayrıntılı kuralları üye devletler belirlerMADDE 22(4): bilgilerin yer aldığı bir bilgi kartı ile sunulur

Ürün bilgi dosyası ve güvenlilik değerlendirmesi: etiketin arkasındaki görünmeyen dosya

Etikette gördüğün her satırın arkasında, görmediğin bir dosya var. AB'de adı ürün bilgi dosyasıdır ve Article 11 ile düzenlenir. Bu dosya raflarda durmaz, tüketiciye açık değildir, ama denetimde istenir.

Saklama süresi Article 11(1)'de yazılıdır: ürünün son partisinin piyasaya arz edildiği tarihi izleyen on yıl. Buradaki başlangıç anı çok yanlış aktarılır. Süre üretim tarihinden ya da ilk satıştan değil, son partinin piyasaya arzından başlar. Bir ürün on yıl boyunca üretilmişse, ilk parti bakımından fiilî saklama yükümlülüğü çok daha uzun sürer.

Article 11(2) dosyanın içermesi gereken kalemleri sayar; tam beş tanedir: ürünün tanımı, kozmetik ürün güvenlilik raporu, imalat yöntemi ve iyi imalat uygulamalarına uygunluk beyanı, iddia edilen etkinin kanıtı ve hayvan testlerine ilişkin veriler. Dördüncü kalem için sık yapılan bir abartıyı düzeltmek gerekir: metin koşulludur. Etki kanıtı her dosyada değil, ürünün niteliği veya etkisi haklı kıldığında istenir.

Güvenlilik değerlendirmesini kim yapabilir? Article 10(2) buna kesin bir cevap verir: eczacılık, toksikoloji, tıp veya benzer bir disiplinde teorik ve pratik üniversite eğitimini tamamladığını gösteren diploma ya da resmî yeterlilik belgesi sahibi kişiler. Türkiye'de aynı nitelik şartı MADDE 13(4)'te birebir yer alır. Yani bu değerlendirme, isteyen herkesin yapabileceği bir işlem değildir.

Bir başka yaygın yanlış, güvenlilik raporunu "laboratuvar test raporu" sanmaktır. Article 10(1)(b) bunun tersini söyler: mevcut tüm kaynaklardan gelen verilerin uygun bir kanıt ağırlığı yaklaşımıyla gözden geçirilmesini ister. Yani bu bir uzman değerlendirmesidir, tek bir test çıktısı değil. Bir üreticinin "test edildi" demesi ile güvenlilik değerlendirmesinin yapılmış olması aynı şey değildir.

Dosyanın arkasındaki temel kural Article 3'tedir: piyasada bulundurulan kozmetik ürün, normal veya makul öngörülebilir kullanım koşullarında insan sağlığı bakımından güvenli olmalıdır. Madde, değerlendirmede özellikle dört unsurun dikkate alınacağını sayar: gıda taklidi ürünlere ilişkin 87/357/EEC sayılı Direktife uygunluk dâhil olmak üzere sunum, etiketleme, kullanım ve imha talimatları ve sorumlu kişinin sağladığı diğer her türlü belirti veya bilgi.

Uyarı yazmak, güvenliği sağlamaz

Article 3'ün son cümlesi açıktır: uyarıların verilmiş olması, ilgili kişileri Tüzükte öngörülen diğer gerekliliklere uymaktan muaf tutmaz. Yani etikete uyarı eklemek, güvensiz bir formülasyonu meşrulaştırmaz. Etiketteki uyarı bir bilgilendirmedir, bir muafiyet değil.

Bu yapı, etiket okurken bakış açını değiştirir. Etiket, arkasındaki dosyanın vitrinidir. Vitrinde yazan fonksiyon, uyarı ve bileşen listesi, dosyadaki değerlendirmeyle tutarlı olmak zorundadır. Tutarsızlık denetimde etiketten değil, dosyadan çıkar.

Bildirim, izin değildir

Kozmetik ürünler için ne AB'de ne Türkiye'de piyasaya çıkmadan önce alınan bir ruhsat vardır. Olan şey bildirimdir; bu ikisi hukuken farklı işlemlerdir ve karıştırılmaları etiket okurken ciddi bir hataya yol açar.

AB'de Article 13(1), sorumlu kişinin ürünü piyasaya arz etmeden önce Komisyona elektronik yolla sekiz bilgi kalemini bildirmesini şart koşar: (a) kategori ve ad, (b) sorumlu kişinin adı ve ürün bilgi dosyasının erişilebilir olduğu adres, (c) ithalatta menşe ülke, (d) piyasaya arz edilecek üye devlet, (e) acil durumda iletişim kurulacak gerçek kişi, (f) nanomateryal varlığı ile IUPAC kimyasal adı ve öngörülebilir maruziyet koşulları, (g) kategori 1A veya 1B KMÜT maddelerin adı ile CAS ya da EC numarası, (h) çerçeve formülasyon. Türkiye'de karşılığı MADDE 16(1)'dir ve yedi benttir.

Bildirimin niteliğini görmek için tek bir soruyu sormak yeter: bu işlemde bir inceleme ve onay aşaması var mı? Yok. Bildirim, sorumlu kişinin tek taraflı beyanıdır. Otorite ürünü önceden incelemez ve uygunluk kararı vermez. Bu yüzden bir ambalajda "onaylı", "ruhsatlı" ya da "kayıtlıdır, güvenlidir" anlamına gelecek bir ibare görürsen, o ibare bildirim sisteminin işleyişine aykırı bir izlenim üretiyor demektir.

655/2013'ün ortak kriterleri bu noktada doğrudan devreye girer. Tüzük altı ortak kriter belirler — yasal uygunluk, doğruluk, kanıtla destekleme, dürüstlük, adalet ve bilinçli karar verme — ve bu altı kriter Ek'te toplam 21 alt bent hâlinde ayrıntılandırılır. Kriter 1(1) birebir şunu söyler: ürünün Birlik içindeki yetkili bir otorite tarafından yetkilendirildiğini veya onaylandığını belirten iddialara izin verilmez. "Sağlık Bakanlığı onaylı" ya da "Kurum ruhsatlı" türü ibareler tam olarak buraya girer.

Sık yapılan bir eşleştirme hatası: "dermatolojik olarak onaylanmıştır" ifadesi kriter 1(1) kapsamına girmez. O bent yalnızca yetkili otorite onayı imasını yasaklar. Dermatolog testine ilişkin iddialar kanıtla destekleme kriteri altında değerlendirilir.

Kriter 1(3) ikinci bir tuzağı kapatır: bir faydanın aslında yalnızca asgari yasal gerekliliklere uymaktan ibaret olduğu hâllerde, bunu özel bir fayda gibi sunan iddialara izin verilmez. Zaten yasaklı bir maddeyi içermemek bir üstünlük değildir; kuralın kendisidir.

Bildirim yükümlülüğünün tek katmanlı olmadığını da eklemek gerekir. Article 16(3), nanomateryal içeren kozmetik ürünlerin Article 13 kapsamındaki bildirime ek olarak, piyasaya arzdan altı ay önce ayrıca Komisyona bildirilmesini zorunlu kılar. Bu ek bildirimin istisnaları vardır: Article 16(2) uyarınca, aksi açıkça belirtilmedikçe, Article 14 kapsamında düzenlenen boyar madde, UV filtresi veya koruyucu olarak kullanılan nanomateryallere uygulanmaz; Article 16(3)'ün üçüncü alt paragrafı ise Annex III gerekliliklerine uygun nanomateryal içeren ürünleri bu bildirimden muaf tutar.

Özet: bildirim bir kayıt işlemidir, bir izin değil. Sorumluluk bildirimi yapanda kalır. Etiketteki hiçbir ibare bu sorumluluğu bir otoriteye devretmiş gibi gösteremez.

Etikette QR kod zorunlu bilginin yerine geçer mi?

Kısa cevap: hayır. Tüzüğün yürürlükteki metninde — 18.05.2026 tarihli konsolide sürüm — QR kodun Article 19(1)'deki zorunlu etiket bilgilerinden herhangi birinin yerine geçmesine izin veren bir hüküm yoktur. Metinde QR kod ya da dijital etiket hiç anılmaz. Article 19(1), bilgilerin kap ve ambalaj üzerinde silinemez, kolayca okunabilir ve görülebilir harflerle bulunmasını şart koşmaya devam eder.

Bu, "etikete QR koyup ayrıntıları oraya taşıyalım" fikrinin neden çalışmadığını açıklar. QR kod bir ek olabilir; yerine geçme değil. Ambalajda yer darlığı varsa, tüzüğün kendi öngördüğü çözüm bellidir ve dijital değildir.

Article 19(2), (d) ve (g) bentlerindeki bilgilerin — yani uyarılar ile bileşen listesinin — ambalaja sığmaması hâlinde ekli veya iliştirilmiş bir broşür, etiket, kâğıt şerit, fiş ya da kart üzerinde verilmesine izin verir; uygulanabilir olmadığı durumlar dışında, ambalajda bu bilgiye kısaltılmış bir bilgiyle ya da Annex VII'nin 1. maddesindeki sembolle atıf yapılır. Bu esneklik yalnızca iki bent içindir. Sorumlu kişi, nominal içerik, tarih, parti numarası ve fonksiyon bilgisi broşüre kaydırılamaz.

Article 19(3) daha dar bir hâli düzenler: sabun, banyo topları ve diğer küçük ürünlerde (g) bendindeki bilginin etiket, fiş, şerit, kart ya da ekli broşürde yer alması uygulamada imkânsızsa, bu bilgi ürünün satışa sunulduğu kabın hemen yakınındaki bir notta gösterilir. Bu bir muafiyet değildir; bilginin yeri değişir, yükümlülük durmaz. Ve yalnızca bileşen listesi içindir, uyarılar için değil.

Ambalajdaki sembollerin sayısı da sanıldığından azdır. Annex VII yalnızca üç sembol tanımlar: ekli veya iliştirilmiş bilgiye atıf, açıldıktan sonra kullanım süresi ve minimum dayanma tarihi. Ambalajlarda gördüğün Yeşil Nokta, geri dönüşüm üçgeni, e-işareti ya da tavşan logoları bu listeye ait değildir; hiçbiri 1223/2009 kaynaklı zorunlu kozmetik sembolü değildir. QR kod da bu listede yer almaz.

QR kod, zorunlu etiket bilgisinin yerine geçmez; onun yanında durabilecek bir ektir.

Peki tartışma tamamen kapalı mı? Hayır. Avrupa Komisyonu, Kozmetik Tüzüğünün gözden geçirilmesine yönelik bir değerlendirme süreci yürütmektedir; bu sürecin kanıt çağrısı için görüş süresi 5 Mayıs 2025 ile 28 Temmuz 2025 arasında açık tutulmuştur. Süreç sonuçlanmamıştır ve yürürlükteki etiket yükümlülüklerinde hiçbir değişiklik yapmamıştır. Bu konuda dolaşan, başka tarihler ve "sadeleştirme taslağı" künyeleriyle aktarılan bilgiler birincil kaynaktan doğrulanamamıştır; bu tür aktarımlara temkinli yaklaşmakta yarar var.

Pratik sonuç şudur: bir ürünün ambalajında QR kod varsa, o kod zorunlu bilgilerin yerini almaz. Zorunlu bilgiler fiziksel olarak ambalajda olmak zorundadır; kodun arkasındaki sayfa ancak ek bilgi taşır. Ayrıca Article 20(1), metin, ad, ticari marka, resim ve figüratif ya da diğer işaretlerin, ürünün sahip olmadığı özellik veya fonksiyonlara sahip olduğunu ima edecek şekilde kullanılmasını etiketlemede, piyasada bulundurmada ve reklamda yasaklar. Türkiye'de aynı hüküm MADDE 23(1)'de, "tescilli ticari markalar" ibaresi de eklenerek yer alır. Yani iddia denetimi yalnızca reklam metnini değil, ürün adını ve ambalaj görselini de kapsar.

Bir nazal stick tüpünün etiketi yakın çekimde; içindekiler satırı okunuyor
İçerik listesi etiketin en kalabalık ve en az okunan satırıdır. Sıralaması kurala bağlıdır, ama sana yüzde vermez.

Listenin başındaki kelime: "İçindekiler" mi, "Ingredients" mi?

Kutuyu eline alıyorsun, çeviriyorsun, en küçük puntolu bloğu buluyorsun. Blokun tepesinde ya "İçindekiler" yazıyor ya da "Ingredients". Sonra aklına şu soru geliyor: hangisi doğru, hangisi kaçamak? Cevap can sıkacak kadar basit — ikisi de doğru.

Türkiye'de kozmetik etiketinin dayanağı, 8 Mayıs 2023 tarihli ve 32184 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kozmetik Ürünler Yönetmeliği'dir. Yönetmelik, yayımından altı ay sonra, 8 Kasım 2023'te yürürlüğe girdi; 23 Mayıs 2005 tarihli ve 25823 sayılı eski Kozmetik Yönetmeliği'ni ise MADDE 38 ile açıkça yürürlükten kaldırdı. Bu ayrıntıyı boş yere vermiyorum: internetteki Türkçe etiket rehberlerinin büyük kısmı hâlâ 2005 yönetmeliğinin 10 uncu maddesine atıf yapıyor. O madde artık yok. Etiketleme bugün MADDE 22'de.

MADDE 22'nin birinci fıkrasının (f) bendi, listenin başına ne yazılacağını birebir şöyle söylüyor: "ürün bileşenleri" ifadesi veya aynı anlama gelen Türkçe ya da İngilizce bir ifade. Yani mevzuat, İngilizce eşdeğeri kendisi kabul ediyor. "Ingredients" yazan bir etiket, Türkçe yazmaktan kaçtığı için değil, yönetmeliğin izin verdiği ifadeyi kullandığı için öyle yazıyor.

Avrupa Birliği tarafında metin daha dar. 1223/2009 sayılı Tüzüğün 19(1)(g) maddesi tek bir şey diyor: liste "ingredients" terimiyle başlar. Türkiye'nin bu noktada AB'den daha esnek olması, yönetmeliğin genel olarak AB metninin yakın bir çevirisi olduğu düşünülürse dikkate değer bir fark.

Peki bileşen adlarının kendisi Türkçeye çevrilmeli mi? Hayır. MADDE 22'nin beşinci fıkrası Türkçe zorunluluğunu sayılı bentlere bağlıyor: birinci fıkranın (b), (c), (ç) ve (e) bentleri ile ikinci ilâ dördüncü fıkralar. Bileşen listesini düzenleyen (f), (g), (ğ), (h) ve (ı) bentleri bu zorunluluğun dışında. Altıncı fıkra ise bu bentlerdeki bilgilerin, 33 üncü maddede atıfta bulunulan ortak bileşen adları sözlüğü kullanılarak yazılmasını emrediyor. Kısacası liste çevrilmez; çevrilmediği için de aynı ürünün etiketi Ankara'da da Lizbon'da da aynı okunur.

Bileşen listesinin Türkçe olmaması bir eksiklik değil, kuralın kendisidir.

Bir ayrıntı daha var ve küçük ambalajlarda sık sorun çıkarır. MADDE 22/1-(f) birebir şöyle kuruyor: liste dış ambalajda belirtilir, buna ek olarak iç ambalajda da belirtilebilir. Zorunlu olan dış ambalaj. Kutuyu attıysan ve elinde yalnız şişe kaldıysa, listeyi ürünün kendisinin üzerinde bulamaman mevzuata aykırı bir durum değil. AB metni aynı sonucu izin verici bir dille kuruyor ("bu bilgi yalnızca ambalajda belirtilebilir"), Türkçe metin emredici kuruyor. Pratikte sonuç aynı, ama Türkçe hüküm daha net.

INCI'yi kim yönetiyor: devlet değil, bir sektör komitesi

Etikette gördüğün "Aqua", "Menthol", "Mentha Piperita (Peppermint) Oil" gibi adların ortak dili INCI'dir: International Nomenclature of Cosmetic Ingredients. Çoğu insan bunun bir devletin ya da AB'nin kurduğu resmî bir sistem olduğunu sanır. Değil.

INCI adlarını, ABD merkezli bir sektör birliği olan Personal Care Products Council (PCPC) bünyesindeki International Nomenclature Committee (INC) atar. Komite, kurumun kendi sayfasındaki ifadeyle yılda beş kez, ikişer günlük oturumlarla toplanır; yeni ad başvurularını ve mevcut adların değiştirilmesi taleplerini bu oturumlarda karara bağlar. Yani sistemin kaynağı kamu otoritesi değil, sanayinin kendi kurduğu bir isimlendirme komitesidir.

Hukuki bağlayıcılık başka bir yerden geliyor. AB'de zorunlu olan şey "INCI" değil, 1223/2009 sayılı Tüzüğün 33 üncü maddesi uyarınca Komisyon'un derlediği ortak bileşen adları sözlüğüdür. Madde 19(6) birebir şunu söyler: bileşen listesindeki bilgiler, 33 üncü maddede öngörülen sözlükte yer alan ortak bileşen adı kullanılarak ifade edilir. Madde 33 ise Komisyon'un bu sözlüğü hazırlarken INCI dahil uluslararası kabul görmüş isimlendirmeleri "dikkate alacağını" söyler — ve hemen ardından kritik cümleyi ekler: bu sözlük, kozmetik üründe kullanımına izin verilen maddelerin listesi değildir.

Türkiye'de yapı birebir aynı: Kozmetik Ürünler Yönetmeliği'nin 22 nci maddesinin altıncı fıkrası ile 33 üncü maddesi. Dolayısıyla "AB INCI'yi zorunlu kılıyor" cümlesi teknik olarak yanlıştır. Zorunlu olan Komisyon sözlüğüdür; INCI, o sözlüğün beslendiği uluslararası kaynaktır.

Yürürlükteki karara gelince. Avrupa Komisyonu'nun CosIng sözlük sayfasına göre güncel metin, 16 Haziran 2025 tarihli (AB) 2025/1175 sayılı Komisyon Uygulama Kararı'dır. Sektör kaynaklarına göre bu karar (AB) 2022/677'yi yürürlükten kaldırmış, 30 Temmuz 2025'te yürürlüğe girmiş ve 30 Temmuz 2026'dan bu yana uygulanmaktadır. Bu bilgileri Komisyon kendi sayfasında tekrarlamıyor; ikincil kaynaktan geliyorlar, o yüzden kesin veri gibi değil, "bildirilen takvim" olarak okumak doğru olur. Sözlüğün kaç giriş içerdiğine dair dolaşan rakamları ise hiç vermiyorum: tek bir ticari haber sitesine dayanıyorlar ve birincil metinden doğrulanamadı.

Sözlüğün kendisi de kapalı bir liste değil. Komisyon birebir şunu yazıyor: sözlüğün mevcut sürümü kapsayıcı (exhaustive) bir bileşen listesi oluşturmaz ve güncellemeye tabidir. Sözlükte karşılığı bulunmayan bir bileşen için INCI dahil uluslararası isimlendirme kullanılabilir.

Tarihsel not olarak: AB'de INCI adlarını etikete sokan ilk hukuki metin, kozmetik ürünlerde kullanılan bileşenlerin envanterini ve ortak isimlendirmesini oluşturan 8 Mayıs 1996 tarihli 96/335/EC sayılı Komisyon Kararı'ydı. Bu karar bugün yürürlükte değil; hâlâ güncelmiş gibi kaynak gösterildiğini çok göreceksin.

"CosIng'de var, demek ki AB onaylı"

Bu cümle yanlış. Avrupa Komisyonu CosIng hakkında birebir şunu yazıyor: veri tabanının bilgilendirme amacı vardır ve hukuki değeri yoktur; hukuken bağlayıcı olmayan bir bilgi veri tabanıdır. Ve devam ediyor: CosIng'in envanter bölümünde INCI adı verilmiş bir bileşenin görünmesi, o bileşenin kozmetik üründe kullanılacağı ya da bu kullanım için onaylandığı anlamına gelmez. PCPC de aynı şeyi kendi tarafından söylüyor: bir bileşenin INCI adı olması, o bileşenin kozmetik için onaylandığı anlamına gelmez; adın atanması bileşenin güvenli olduğunu ya da kullanımının mevzuata uygun olduğunu da ima etmez. İzin ve kısıtlama yalnızca mevzuatın eklerinden okunur.

Aynı uyarı ISO 22715 için de geçerli. "Cosmetics — Packaging and labelling" başlıklı bu standart 2006'da yayımlandı ve İngilizce baskısı topu topu 5 sayfa. Kapsam metni, standardın kozmetik ürünleri "ulusal mevzuata veya uygulamalara göre tanımlandığı şekilde" ele aldığını söylüyor — yani hangi ürünün kozmetik sayılacağını standart belirlemiyor, ulusal mevzuata bırakıyor. Gönüllü bir standart; hukuken bağlayıcı değil. Etikette ortak bileşen adı kullanma zorunluluğunun kaynağı da ISO değil, AB'de 1223/2009'un 19(6) ve 33 üncü maddeleri, Türkiye'de Kozmetik Ürünler Yönetmeliği'nin 22/6 ve 33 üncü maddeleridir.

Bir ürünü kozmetik kapsamının dışına çıkaran şey de etiketteki adlandırma ayrıntıları değildir: hastalık iddiası kurmak ve tedavi edici bir işlev sunmaktır. Türkiye'de MADDE 23'ün birinci fıkrası bunun etiket tarafındaki karşılığını koyar — ürünün sahip olmadığı özellik veya fonksiyonların bulunduğunu ima eden metin, ad, marka, resim ve işaretler kullanılamaz.

Son bir küçük gözlem: aynı su AB ve Türkiye etiketinde sözlük adıyla "Aqua", ABD etiketinde ise FDA'nın "yaygın veya olağan ad" kuralı gereği "Water" olarak yazılır. FDA, INCI adlarını bu kuralın yerine geçen bir alternatif olarak kabul etmediğini açıkça belirtir ama parantezli kullanıma itiraz etmez; kendi sayfasındaki örnek birebir "Water (Aqua)"dır. İki pazara birden satan üreticilerin neden bu ikili biçimi kullandığının cevabı budur. Süsleme değil, iki ayrı hukuk düzenine aynı anda uyma çabası.

Azalan ağırlık sırası ve yüzde 1 kuralı

İçerik listesi rastgele dizilmez. Kozmetik Ürünler Yönetmeliği MADDE 22/1-(ğ) bendi birebir şöyle: ürün bileşenleri listesi, kozmetik ürüne eklendikleri zamandaki ağırlıkları baz alınarak azalan ağırlık sıralaması şeklinde verilir. Yüzde 1'den az konsantrasyonlarda bulunan bileşenler ise, yüzde 1'den yüksek konsantrasyondakiler sıralandıktan sonra herhangi bir sıralamayla verilebilir. AB'deki karşılığı 19(1)(g) maddesi ve aynı şeyi söylüyor.

İki cümle. Ama ikinci cümle, birincisinin sana vaat ettiği her şeyi geri alıyor.

Çünkü etikette bu eşiğin listenin neresinde bittiği işaretlenmez. Ne Kozmetik Ürünler Yönetmeliği'nin 22 nci maddesinin herhangi bir fıkrasında, ne de 1223/2009'un 19 uncu maddesinin herhangi bir paragrafında, yüzde 1 sınırının listede gösterilmesine dair bir hüküm var. Yani listeye bakıp "buradan sonrası yüzde 1'in altı" diyebileceğin bir çizgi yok. Çizginin nerede olduğunu bilmediğin için de sıradan konsantrasyon okuyamazsın.

Bunun üç somut sonucu var.

Sonuncu, "en az" demek değil

Listenin son sırasındaki bileşen, sondan ikincinin yarısı kadar da olabilir, iki katı kadar da. Yüzde 1'in altındaki bütün bileşenler serbest sıradadır; aralarında hiçbir miktar ilişkisi kurulamaz.

Sıra, formülasyon anındaki ağırlığa göredir

Metin "ürüne eklendikleri zamandaki ağırlık" diyor. Bitmiş üründeki oran değil, katıldığı andaki oran. Üretim sırasında uçan, buharlaşan ya da tepkimeye giren bir madde için bu ikisi aynı şey olmayabilir.

Baştaki sıralama da yüzde vermez

İlk bileşenin ikincinin iki katı mı, yirmi katı mı olduğunu liste söylemez. Yalnızca "daha çok" der. Aradaki farkın büyüklüğü hakkında tek kelime etmez.

Buradan, internette en çok dolaşan yanlışa geliyoruz: "listenin ilk beş bileşeni ürünün yüzde 80'ini oluşturur" türü kestirme kurallar. Bu tür oranların mevzuatta hiçbir karşılığı yok. Ne yönetmelikte ne tüzükte böyle bir varsayım var; uydurulmuş bir kural ve ürünün türüne göre tamamen yanlış çıkabilir. Aynı şekilde "listenin son sıralarındakiler eser miktardır" cümlesi de temelsizdir — son sıralardakilerin hepsi yüzde 1'in üstünde de olabilir, çünkü serbest sıra hükmü ancak yüzde 1'in altına inildiğinde devreye girer ve listeye bakan kişi o noktanın nerede olduğunu göremez.

Peki üreticiden yüzdeleri isteyebilir misin? Kısmen. 1223/2009'un 21 inci maddesi, sorumlu kişinin ürünün nitel ve nicel bileşimini halkın erişimine kolayca açmasını şart koşar. Ama aynı maddenin son cümlesi kapsamı daraltır: kamuya açılması gereken nicel bilgi, 1272/2008 (CLP) Tüzüğünün 3 üncü maddesi uyarınca tehlikeli sayılan maddelerle sınırlıdır. Parfüm ve aromatik bileşimler içinse yalnızca bileşimin adı, kod numarası ve tedarikçinin kimliği açıklanır. Yani "bana bütün yüzdeleri verin" talebinin karşılanması zorunlu değildir.

Listeden çıkaramayacağın dört şey: yüzde, kalite, menşe, tağşiş

İçerik listesi bir kimlik belgesidir. Üründe hangi maddelerin kasıtlı olarak kullanıldığını söyler. Bunun ötesine geçtiğinde, listenin taşımadığı bir yükü ona yüklemiş olursun. Dört başlıkta toplanabilir.

Yüzde. Yukarıda gördün: sıralama var, eşik işareti yok, kamuya açılması zorunlu nicel bilgi yalnızca CLP'ye göre tehlikeli maddelerle sınırlı. Gıda etiketlerindeki QUID kuralının — yani vurgulanan bir bileşenin yüzdesinin beyan edilmesi zorunluluğunun — kozmetikte bir karşılığı yok. İçerik listesini besin değeri tablosu gibi okumaya çalışmak, olmayan bir sütunu aramaktır.

Kalite. Bir bileşenin listede olması ya da olmaması, tek başına ürünün kalitesinin veya güvenliğinin göstergesi değildir. Bu, bir yorum değil, düzenleyicinin kendi konumu. AB'nin 655/2013 sayılı ortak kriterler Tüzüğü ve buna ilişkin Komisyon teknik dokümanının "Free from claims" başlıklı III. Eki, yasal olarak izin verilen bileşenleri kötüleyen "…içermez" iddialarını tam bu gerekçeyle sınırlar. Doküman, "adalet" kriteri altında birebir şunu söyler: "…içermez" iddiaları, özellikle bir bileşenin ya da bileşen grubunun güvenliğine dair varsayılan olumsuz bir algıya dayandığında ve kötüleyici bir mesaj taşıdığında kabul edilmemelidir. Somut örnek de veriyor: belirli parabenler 1223/2009'a uygun kullanıldığında güvenlidir, dolayısıyla "paraben içermez" iddiası tüm paraben grubunu kötülediği için kabul edilmemelidir. Fenoksietanol ve triklosan için de aynı gerekçe tekrarlanır. Türkiye tarafında MADDE 23/2, Kurumun Komisyonun yayımladığı ortak kriterleri referans alarak ulusal ortak kriterler listesi oluşturmasını öngörür.

Menşe. Etiket sana "Mentha Piperita (Peppermint) Oil" der. Bu yağın hangi ülkede yetişen bitkiden, hangi hasat yılında, hangi damıtma koşullarıyla elde edildiğini söylemez. Menşe bilgisi içerik listesinin konusu değildir; listede böyle bir alan yoktur.

Tağşiş. Bu en sinsisi. İçerik listesi, o adın karşılığındaki maddenin gerçekten iddia edilen şey olduğunu belgelemez. INCI adı bir kimlik bildirir; saflığı, otantikliği ya da başka bir şeyle seyreltilmemiş olduğunu belgelemez. Bir sonraki başlıkta bunun sayısal karşılığını göreceksin.

Bu dördü, listenin kusuru değil kapsamıdır. Liste, yapması istenen işi yapar; ondan fazlasını yapmadığı için kusurlu sayılmaz.

Uçucu yağlar listede nasıl yazılır

Bitkisel bileşenlerin adlandırılması ayrı bir mantıkla kurulur ve bir kez öğrendiğinde etiketin yarısını okumuş olursun. PCPC'nin Şubat 2021 tarihli INCI Nomenclature Conventions belgesi, Botanicals başlığı altında 29a numaralı konvansiyonda birebir şunu söyler: bitkisel bileşenlerin INCI adları Linné sistemine, yani Latince ikili adlandırmaya dayanır ve bitkinin cinsi ile türü kullanılır. Aynı bölüm adın kurulumunu da tarif eder: cins ve tür, varsa bitki kısmı ve hazırlığın tipi.

Yani ad üç parçadan oluşur:

Latince cins + tür

Mentha Piperita, Eucalyptus Globulus. Hangi bitki olduğunu bu belirler; yaygın adlar ülkeden ülkeye değiştiği için Latince ad kullanılır.

Bitki kısmı

Leaf, Flower, Seed, Root, Fruit. Aynı bitkinin yaprağı ile kökü aynı madde değildir; kısım belirtilmediğinde ad genellikle bütün için kurulur.

Materyal tipi

Oil, Extract, Water, Powder, Ferment. Yağ mı, ekstre mi, su mu — hazırlık biçimi adın son kelimesinde durur.

Bir de biçimsel ayrıntı var ve botanikten gelen refleksleri bozar: INCI adlarında Latince ad italik yazılmaz ve tür adı da büyük harfle başlar. Botanik yazımında Mentha piperita italiktir ve tür adı küçük harftir; INCI'de "Mentha Piperita (Peppermint) Oil" olarak, düz ve iki kelimesi de büyük harfle yazılır. PCPC'nin konvansiyon belgesindeki örnekler de bu biçimdedir: "Prunus Persica (Peach) Leaf Extract", "Mucor Circinelloides Oil". Parantez içindeki İngilizce yaygın ad, okuru rahatlatmak için eklenen yardımcı bilgidir — adın hukuki çekirdeği değil. Okaliptüs yaprağı yağı ise "Eucalyptus Globulus Leaf Oil" biçiminde görünür; burada parantezli yaygın ad yoktur ama bitki kısmı vardır.

Şimdi buradan çıkan en yaygın yanlış anlamaya gelelim: Latince ad görünce "bitkisel, demek ki daha güvenli" çıkarımı yapmak. INCI adı yalnızca ne olduğunu söyler. Ne kadar olduğunu, hangi kalitede olduğunu ya da güvenli olup olmadığını söylemez. Dahası, doğal kaynaklı olmak bir maddeyi alerjen listelerinin dışında tutmaz.

Bunun mevzuattaki karşılığı çok net. Türkiye'de TİTCK'nın yayımladığı, 11 Haziran 2026 ilk yürürlük tarihli KÜD-KLVZ-57 sayılı "Kozmetik Ürünlerde Kullanılan Parfüm Alerjenlerinin Etiketlenmesine İlişkin Kılavuz", 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında alerjenlerin "kaynağına bakılmaksızın" etiketleneceğini söyler. Doğal mı sentetik mi sorusu kuralı değiştirmez. Kılavuzun 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası, bir uçucu yağın birden fazla alerjen içerebileceğini, her birinin ayrı ayrı değerlendirileceğini ve eşiği aşanların tamamının doğal kompleks maddeyle birlikte listeleneceğini düzenler. Sekizinci maddenin yedinci fıkrası ise doğal hammaddedeki alerjen oranının mevsime göre değiştiğini kabul eder ve en yüksek konsantrasyonun esas alınmasını ister.

Uygulamada bu şu demek: etikette "Mentha Piperita (Peppermint) Oil" yazan bir ürünün listesinde, o yağın içinden gelen alerjen adlarını da ayrıca görebilirsin. Bu bir çelişki ya da fazladan kimyasal işareti değil; yağın doğal bileşiminin beyan edilmesidir.

AB tarafında liste 26 Temmuz 2023 tarihli (AB) 2023/1545 sayılı Komisyon Tüzüğü ile genişletildi: Ek III'e 56 yeni parfüm alerjeni eklendi. Avrupa Komisyonu'nun bildirdiğine göre 31 Temmuz 2026'dan bu yana yeni etiketleme kurallarına uymayan ürünler AB pazarına arz edilemiyor; bu tarihten önce arz edilmiş ürünler ise 31 Temmuz 2028'e kadar piyasada bulundurulmaya devam edebiliyor. Türkiye bu uyumu kendi takvimiyle tamamladı: 5 Mart 2024 tarihli ve 32480 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kozmetik Ürünler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, Ek III'e 326 numaralı satırdan sonra yeni alerjen satırları ekledi ve yayımı tarihinde yürürlüğe girdi.

Dikkat: "alerjen sayısı" konusunda kaynaklarda 24, 25, 26, 80, 81, 82 gibi birbiriyle çelişen rakamlar dolaşıyor. Avrupa Komisyonu kendi sayfasında hiçbir toplam sayı vermiyor, yalnızca "56 ek madde" diyor. Bu yüzden burada da toplam bir sayı vermiyorum — verilen her toplam, kaynağını açıklamadığı sürece şüpheyle karşılanmalı.

Son olarak, doğallık refleksini kıran somut bir örnek: mentol. Doğal kaynaklı, tanıdık, gündelik bir madde. Buna rağmen AB düzenleyicisi onu bilimsel komite görüşü (SCCS/1459/11) temelinde bireysel beyan gerektiren parfüm alerjenleri arasına almıştır ve 2023/1545 ile eklenen 56 maddeden biridir. Durulanmayan ürünlerde eşik yüzde 0,001, durulanan ürünlerde yüzde 0,01'dir. Türkiye kılavuzu ise bir adım daha ileri gider: KÜD-KLVZ-57'nin 8 inci maddesinin altıncı fıkrası, alerjenin doğrudan kozmetik bileşen olarak kullanılması durumunda, Ek III listesindeki özel hükümden öncelikli olarak konsantrasyonuna bakılmaksızın varlığının etiketlenmesi gerektiğini söyler. Yani bir alerjen maddeyi doğrudan bileşen olarak kullanan bir üründe eşik tartışması hiç devreye girmez; ad listede görünür.

INCI adı kalite göstergesi değildir: nane yağı örneği

Buraya kadar "INCI adı kaliteyi göstermez" cümlesini birkaç kez okudun. Şimdi bunun sayısını vereceğim, çünkü bu iddia soyut kaldığında kimseyi ikna etmiyor.

2024 yılında Journal of Chromatography B dergisinde hakemli bir çalışma yayımlandı: Wang M, Lee J, Zhao J, Chatterjee S, Chittiboyina AG, Ali Z, Khan IA, "Comprehensive quality assessment of peppermint oils and commercial products: An integrated approach involving conventional and chiral GC/MS coupled with chemometrics", J Chromatogr B Analyt Technol Biomed Life Sci, 2024, cilt 1232, makale 123953, DOI 10.1016/j.jchromb.2023.123953.

Ekip, otantikliği bilinen 22 nane uçucu yağını referans olarak aldı ve piyasadan toplanan 36 ticari ürünle karşılaştırdı. Karşılaştırmayı konvansiyonel ve kiral GC/MS ile, kemometrik analiz eşliğinde yaptı. Kiral analiz burada önemli: aynı molekülün birbirinin ayna görüntüsü olan iki biçimi vardır ve bitkinin ürettiği yağdaki oranları belirli bir aralıkta durur. Sentetik ya da karıştırılmış malzemede bu oran kayar.

Sonuçlar şöyle:

BulguSayı
İncelenen otantik nane uçucu yağı22
İncelenen ticari ürün36
Enantiyomerik bileşimi otantik referansların aralığının dışında çıkan ticari ürün27
Bu 27 ürün içinde ISO standardını karşılayan8
Seçilen ticari ürünler içinde ISO spesifikasyonlarını karşılamayanların oranı%53

Bu son satırı iki kez oku. Çalışmanın incelediği ticari ürünlerin yarısından fazlası, nane yağı için tanımlanmış ISO spesifikasyonlarını karşılamıyordu. Ve bu ürünlerin hepsinin etiketinde, tahmin edebileceğin gibi, aynı INCI adı yazıyordu.

Aynı ad, aynı etiket satırı, aynı yazım — ama kutunun içindekiler aynı değil.

Burada tek bir çalışmadan genel bir sonuç çıkarmamak gerekir: bu, belirli bir zamanda, belirli bir piyasadan toplanan belirli bir örneklemin sonucudur; her nane yağı ürününün yarısı böyledir demek değildir. Ama iddiayı kanıtlamaya fazlasıyla yeter: etiketteki ad, içindekinin ne olduğunu belgelemez.

Peki kalite nerede tanımlanıyor? INCI'de değil, ayrı ISO standartlarında. Nane yağı için ISO 856:2006 "Oil of peppermint (Mentha x piperita L.)" — 2006'da yayımlanmış, 12 sayfalık bir metin ve kapsamı birebir "yağın kalitesinin değerlendirilmesini kolaylaştırmak amacıyla belirli özellikleri belirler" diyor. Okaliptüs yağı için ISO 770:2002 "Crude or rectified oils of Eucalyptus globulus (Eucalyptus globulus Labill.)" — 2002'de yayımlanmış, 8 sayfa.

Bu standartların adı etikette hiç geçmez. Geçmesi de zorunlu değildir. Bir yağın hangi spesifikasyona uyduğu ancak üreticinin analiz sertifikasından öğrenilir; içerik listesinden okunamaz. Dolayısıyla "INCI adı doğru yazılmış" demek, "hammadde spesifikasyona uygun" demek değildir. İlki etiketçilik, ikincisi tedarik zinciri işidir ve tüketici yalnızca ilkini görür.

Bir bileşenin listede olması, ne iş yaptığını söylemez

İçerik listesi bileşen başına açıklama içermez. Adın yanında "koruyucu", "emülgatör", "viskozite düzenleyici" gibi bir etiket yoktur. Yönetmelik bunu istemez. İstediği şey ürünün fonksiyonunun — bileşenin değil, ürünün — etikette belirtilmesidir; MADDE 22'nin birinci fıkrasının (e) bendi bunu düzenler ve beşinci fıkra bu bilginin Türkçe sunulmasını şart koşar.

Bu ayrım neden önemli? Çünkü aynı madde, farklı formülasyonlarda farklı işler için kullanılabilir. Bir bileşen bir üründe çözücü, bir başkasında taşıyıcı, bir üçüncüsünde yapıyı dengeleyen unsur olabilir. Listede yalnızca adı görürsün; rolünü göremezsin. Dolayısıyla "bu bileşen X içindir, öyleyse bu ürün X yapar" biçimindeki akıl yürütme baştan kurulamaz.

İkinci bir tuzak daha var: bir maddenin listede olmasından o maddenin onaylandığı sonucunu çıkarmak. PCPC bunu kendi sayfasında açıkça reddediyor — bir bileşenin INCI adının bulunması, o bileşenin kozmetik için onaylandığı anlamına gelmez; adın atanması, bileşenin güvenli olduğunu ya da kullanımının ABD'nin veya başka bölgelerin mevzuatına uygun olduğunu da ima etmez. İzin, kısıtlama ve eşikler yalnızca mevzuatın eklerinden okunur: yasaklı maddeler, kısıtlamalı maddeler, renklendiriciler, koruyucular ve UV filtreleri ayrı eklerde düzenlenir. İçerik listesi bu eklerin bir özeti değildir.

Üçüncüsü de adlandırma katmanlarının karışması. Kozmetik etiketinde aradığın ad, aynı maddenin ilaç mevzuatındaki adı olmayabilir. Somut örnek: mentol kristalinin içerik listesindeki karşılığı "Menthol"dür. "Levomenthol" ayrı bir INCI adı değildir; o ad ilaç isimlendirmesinden gelir — PubChem bu adı "Levomentholum [INN-Latin]" olarak, yani uluslararası jenerik ilaç adı biçiminde listeler. Dahası l-mentol (CAS 2216-51-5) ile rasemik mentol (CAS 89-78-1) kozmetik etiketinde aynı tek adla, "Menthol" olarak görünür. Yani etikette "Levomenthol" aramak sonuçsuz kalır ve bulunmaması bileşenin farklı bir madde olduğu anlamına gelmez.

Aynı mantık CAS ve EC numaraları için de geçerli. Bu numaralar veri tabanlarında maddeyi tekilleştirmeye yarar; etikette yer almazlar ve tüketicinin okuması için tasarlanmamışlardır. İnternette dolaşan bileşen kimlik numaralarının önemli bir kısmı ikincil sitelerden kopyalanmıştır ve birincil kayıttan doğrulanması zordur — bu yazıda da doğrulanamayan numaraları vermedim.

Liste bir kimlik kartıdır. Ne iş yaptığını değil, kim olduğunu yazar.

Listede hiç görünmeyenler: safsızlıklar, yardımcı teknik maddeler, "parfüm"

İçerik listesinin üründeki her molekülü gösterdiğini sanmak, listeyi yanlış okumanın en temel biçimidir. Mevzuat "bileşen"i tanımlarken kimin dışarıda kaldığını da açıkça sayar.

MADDE 22/1-(f) birebir şöyle: bu maddenin amaçları doğrultusunda ürün bileşeni, imalat sürecinde kozmetik ürün içerisinde kasıtlı olarak kullanılan her türlü madde veya karışım anlamına gelir. Ancak aşağıdakiler ürün bileşeni olarak değerlendirilmez: (1) kullanılan ham maddedeki safsızlıklar, (2) karışımda kullanılan ancak bitmiş üründe bulunmayan yardımcı teknik maddeler. AB'nin 19(1) maddesi aynı iki istisnayı aynı sırayla sayar.

İki kavramı ayıralım.

Safsızlık

Hammaddenin içinde istenmeden bulunan, kasıtlı olarak katılmamış madde. Tanım gereği bileşen sayılmadığı için listede yer almaz. Bu, denetimsiz olduğu anlamına gelmez — güvenlilik değerlendirmesi ve ekler bu maddeler için eşikler koyar; ama içerik listesi onları göstermez.

Yardımcı teknik madde

Üretim sırasında işlevi olan, ama bitmiş üründe bulunmayan madde. İşini yapıp ortamdan çıkar. Bitmiş üründe bulunmadığı için listede de bulunmaz.

Buradaki mantık tutarlı: liste, "üründe kasıtlı olarak kullanılanları" bildirir. Ne istemeden gelenleri, ne de üretim sırasında kullanılıp sonra üründe kalmayanları.

Listede görünmeyenlerin üçüncü ve en görünür biçimi ise tek bir kelimenin arkasına saklanmış olanlardır. MADDE 22/1-(g) birebir şöyle: parfümler, aromatik bileşikler ve bunların ham maddeleri "parfüm" ya da "aroma" terimleri ile ifade edilir. Yani onlarca ayrı madde, listede tek bir satır olarak görünebilir. AB metni de aynı yapıdadır.

Bunun tek istisnası var ve önemli: aynı bent devam eder — Ek III'ün "diğer" sütununa göre belirtilmesi gereken maddelerin varlığı, ürün bileşenleri listesinde parfüm veya aroma terimlerine ek olarak belirtilir. Yani "Parfum" yazan bir listede ayrıca birkaç alerjen adı görüyorsan, bu bir tutarsızlık değil; kuralın tam olarak işlemesidir.

Türkçe Ek III'te bir çeviri kayması var

Türkçe Ek III'ün "diğer" sütunundaki standart metin, içerik listesi için "Kozmetik Ürünler Yönetmeliği Madde 22 (1)(g)" der. Bu, AB metnindeki "Article 19(1)(g)" ifadesinin doğrudan çevrilmesinden kaynaklanan bir kaymadır: Türkiye'de içerik listesini düzenleyen bent 22/1-(f) bendidir; (g) bendi parfüm ve aroma bendidir. Ek III'ten alıntı yapan bir metin okuyorsan ve orada (g) bendi içerik listesi bendi gibi gösteriliyorsa, kaynağın bu kaymayı tekrarladığını bilerek oku.

Son olarak "Parfum" hakkındaki en yaygın yanlış anlama: bu kelimenin tek bir sentetik maddeyi işaret ettiği sanılır. Etmez. Tek kelimenin ardında onlarca bileşen olabilir ve bunların yalnızca alerjen listesinde yer alanları ayrıca açıklanır. "Parfum" görmek ne sentetik olduğunu ne de doğal olduğunu söyler; yalnızca kokuyu oluşturan bileşenlerin bir grup olarak beyan edildiğini söyler.

Renklendiriciler, CI numaraları ve makyajdaki "+/-" kuralı

Renklendiriciler listenin genel sıralama mantığının dışında tutulur. MADDE 22/1-(ı) birebir şöyle: saçların, kılların ve tüylerin boyanması amacıyla kullanılanlar dışındaki boyar maddeler, diğer kozmetik bileşenlerinin ardından herhangi bir sıralamayla listelenebilir. Devamında: çeşitli renk tonlarında piyasaya arz edilen dekoratif kozmetik ürünler için renk çeşitleri içinde bulunan boyar maddeler, "içerebilir" ifadesi ya da "+/-" sembolü koyulması kaydıyla listelenebilir. Ve son cümle: uygulanabildiği hallerde, Renk İndeksi (CI) kullanılır. AB'nin 19(1)(g) maddesi aynı düzeni "may contain" veya "+/-" biçimiyle kurar.

Bu üç cümlenin pratikteki karşılığı şu: bir ruj, far ya da fondöten kutusunun içerik listesinin sonunda "+/-" işaretiyle başlayan bir CI numaraları kuyruğu görürsen, o kuyruktaki bütün boyaların o kutunun içinde olduğunu düşünme. Sembol, o serinin tamamında kullanılan boyaların ortak listelendiğini gösterir. Senin aldığın tonda bunların bir kısmı hiç bulunmuyor olabilir. Üretici, her ton için ayrı ambalaj basmak zorunda kalmasın diye mevzuat bu esnekliği tanır.

CI numarasının kendisi nedir? Colour Index International sisteminden gelen bir jenerik kimlik numarasıdır. Sistem, SDC Enterprises ile AATCC'nin ortaklaşa yürüttüğü bir yapıdır; 13.000 Colour Index jenerik adı altında 27.000'den fazla ürün kaydı içerir. Numaralar kimyasal yapıya göre sayısal aralıklara gruplanmış 5 haneli — 1997'den itibaren 6 haneli — sayılardır.

Bu rakamlar, sistemin kendi kurum sayfalarına doğrudan erişilemediği için ikincil bir derlemeden alınmıştır; "13.000'den fazla jenerik ad" biçiminde değil, "13.000 jenerik ad altında 27.000'den fazla ürün kaydı" biçiminde okunmalıdır.

Buradaki kritik nokta şu: CI numarası bir güvenlik ya da onay numarası değildir. Yalnızca renklendiricinin kimliğini verir. Bir boyar maddenin kozmetikte kullanımına izin verilip verilmediği, hangi ürün tipinde ve hangi koşullarda kullanılabileceği CI numarasından değil, mevzuatın renklendiricilere ayrılmış ekinden okunur. "CI numarası var" ile "kullanımına izin verilmiş" aynı şey değildir.

Aynı bölümde bir başka sembol daha karşına çıkar: parantez içindeki "(nano)". MADDE 22/1-(h) birebir şöyle: nanomateryal şeklinde bulunan bütün bileşenler, ürün bileşenleri listesinde açıkça belirtilir; bu bileşenlerin yanına parantez içinde "nano" ifadesi yazılır. AB 19(1)(g) aynı hükmü taşır. Tanım da iki metinde örtüşür: Türkiye'de MADDE 4/1-(s), boyutları 1 ilâ 100 nm arasında olan, bir veya daha fazla dış boyuta ya da bir iç yapıya sahip, çözünmeyen veya biyopersistan yapıda olacak şekilde imal edilmiş materyal; AB'de Madde 2(1)(k) aynı ifadelerle.

"(nano)" görmek kendiliğinden bir tehlike işareti değildir. Partikül boyutuna ilişkin zorunlu bir beyandır ve nanomateryaller zaten ayrıca bildirim ve güvenlilik değerlendirmesine tabidir. Türkiye'de MADDE 19/3, nanomateryal içeren ürünlerin 16 ncı madde kapsamındaki bildirime ek olarak, piyasaya arz edilmeden altı ay önce sorumlu kişi tarafından ulusal elektronik veri tabanı aracılığıyla Kuruma bildirilmesini öngörür. Bu yükümlülüğün iki istisnası vardır ve genellikle atlanır: 17 nci madde kapsamında boyar madde, UV filtresi veya koruyucu olarak kullanılan nanomateryaller ile Ek III'teki gereklilikleri karşılayan nanomateryalleri içeren ürünler bu fıkranın dışındadır.

Bölümün özeti tek tabloya sığıyor:

Etikette gördüğünNe demekNe demek DEĞİL
"Ingredients" ya da "İçindekiler"MADDE 22/1-(f) uyarınca listenin başına konan ifade; Türkçe ya da İngilizce eşdeğeri kabul edilirİngilizce yazılmış olması bir eksiklik ya da Türkçe zorunluluğunun ihlali değildir
AquaSuyun ortak bileşen adları sözlüğündeki adıPazarlama amaçlı bir süsleme değildir; ABD'de aynı madde "Water" yazılır
Parfum / AromaParfümler, aromatik bileşikler ve ham maddeleri için tek terimle beyanTek bir madde olduğu anlamına gelmez; ardında onlarca bileşen olabilir
Mentha Piperita (Peppermint) OilLatince cins+tür, varsa bitki kısmı ve materyal tipiyle kurulmuş kimlikSaflık, kalite, menşe ya da tağşiş edilmemişlik belgesi değildir
Parfum satırının yanındaki alerjen adlarıEk III'ün "diğer" sütunu uyarınca ayrıca beyan edilen maddelerÜrüne sonradan eklenmiş "fazladan kimyasal" değildir; doğal bileşimden de gelebilir
Listenin son sıralarıYüzde 1'in altındakiler kendi aralarında serbest sırada olabilirÇoktan aza doğru bir sıralama değildir; sonuncu "en az" demek değildir
(nano)MADDE 22/1-(h) uyarınca partikül boyutuna ilişkin zorunlu beyanKendiliğinden bir tehlike işareti değildir
CI ile başlayan numaralarColour Index International jenerik kimlik numarasıGüvenlik ya da onay numarası değildir; izin mevzuatın ekinden okunur
"+/-" veya "içerebilir"Seri genelinde kullanılan boyar maddelerin ortak listesiListelenen boyaların hepsinin o kutuda bulunduğu anlamına gelmez

"Parfüm" tek kelimesi neyi gizler, neyi gizleyemez

Bileşen listesinin sonuna doğru tek bir kelime görüyorsun: "Parfum". Ya da "Aroma". Arkasında onlarca madde olabilir. Bu bir açık değil, kuralın kendisi: koku bileşiklerinin tek tek yazılması istenmez, hepsi tek bir terimle ifade edilir. Türkiye'de bu hüküm Kozmetik Ürünler Yönetmeliği'nin 22 nci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde, AB'de 1223/2009 sayılı Tüzüğün 19(1)(g) maddesindedir.

Ama aynı bent cümlenin ikinci yarısını da taşır. Parfüm terimiyle örtülen karışımın içinde Ek III listesinin "diğer" sütununda özel olarak anılan bir madde varsa ve o madde belirli bir orana ulaşıyorsa, o maddenin adı listeye ayrıca yazılır. Yani "parfüm" kelimesi kompozisyonu gizler, listedeki alerjen kalemleri gizleyemez. Etiketinde "Parfum, Linalool, Limonene" yazan bir ürünün tuhaf bir tercihi yoktur; listelenen maddeler için eşik aşılmıştır, yazmak zorunludur.

Bir de bunun tersi vardır ve daha az bilinir. Bir alerjen kalemi ürüne parfüm yoluyla değil, doğrudan kozmetik bileşen olarak konmuşsa eşik tartışması hiç açılmaz. TİTCK'nin konuya özgü kılavuzu bunu açıkça yazar: alerjen doğrudan bileşen olarak kullanılmışsa, Yönetmeliğin 22 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereği Ek III'teki özel hükümden öncelikli olarak, konsantrasyonuna bakılmaksızın etikette yer alır. Mentolü aktif bileşen olarak koyup "eşiğin altında kalıyorum" demek bu yüzden işlemez. Bileşen listesi zaten kasıtlı olarak konan her maddeyi kapsar.

Bu iki bendi karıştırmamak lazım, çünkü ikisi ayrı şeyleri söyler. (f) bendi ürün bileşenleri listesinin kendisidir: imalat sürecinde kasıtlı olarak kullanılan her madde oraya yazılır. (g) bendi ise parfüm/aroma istisnasını ve Ek III kaynaklı ek beyan yükümlülüğünü kurar. Eşik kuralı (g)'den, "doğrudan bileşense her hâlükârda yazılır" kuralı (f)'den doğar.

"Parfüm" kelimesi kompozisyonu gizler; Ek III'te adı geçen ve eşiği aşan kalemleri gizleyemez.

Pratik okuma şu: bileşen listesinde parfüm kelimesinden sonra gelen İngilizce kimyasal ve bitki adlarını bir "ekstra bilgi" değil, zorunlu beyan olarak gör. Oradaki her ad, ya listede adı geçen bir maddenin eşiği aştığını ya da o maddenin ürüne doğrudan bileşen olarak konduğunu söyler. Hiçbiri üreticinin gönüllü şeffaflığı değildir.

Bir ürünün "parfümsüz" denmesi, Ek III kalemlerinin hiç bulunmadığı anlamına gelmez. Aynı maddeler koku amacıyla değil, başka bir işlev için de ürüne girmiş olabilir; o zaman da bileşen listesine yazılırlar.

Listenin genişlemesi: kaç maddeden kaça, hangi tüzükle, hangi tarihlerle

Genişlemeyi getiren düzenleme 26 Temmuz 2023 tarihli (AB) 2023/1545 sayılı Komisyon Tüzüğü'dür; AB Resmî Gazetesi'nin 27.7.2023 tarihli L 188 sayısının 1 inci sayfasında yayımlandı. Bağımsız bir kozmetik tüzüğü değildir: Madde 1 yalnızca "1223/2009 sayılı Tüzüğün Ek III'ü ekteki şekilde değiştirilmiştir" der. Yani baştan sona bir tadil metnidir. 11.11.2025 tarihli bir de düzeltmesi vardır (OJ L serisi, 2025/90876); künye verirken bu atlanmamalı.

Tüzüğün kendi sayıları şunlar. Gerekçe (5): değişiklikten önce bireysel olarak etiketlenmesi gereken parfüm alerjeni sayısı 24'tür ve bunlar Ek III'ün 45 inci sırası ile 67-92 arası sıralarında yer alır. Gerekçe (6): SCCS'in 26-27 Haziran 2012 tarihli genel kurulunda kabul ettiği görüş, bireysel etiketleme yükümlülüğü bulunmayan 56 ilave parfüm alerjeni tespit etmiştir.

Türkçe kaynakların çoğu hâlâ "26 alerjen" der. 26, 2003 rejiminin rakamıdır. Aradaki fark aritmetiktir: 45 artı 67-92 arası 26 numara eder 27 sıra; bunlardan 68 inci sıra boştur, 79 uncu sıra (HICC) ve 83 üncü sıra (Butylphenyl Methylpropional, Lilial) silinmiştir. Geriye 24 kalır. İki silmenin gerekçesi de aynı değil: HICC, (AB) 2017/1410 ile alerji gerekçesiyle Ek II'ye (yasaklılar, sıra 1380) taşındı; Lilial ise (AB) 2021/1902 ile Ek II'nin 1666 ncı sırasına, alerji nedeniyle değil CMR 1B, yani üreme toksisitesi sınıflandırması nedeniyle girdi ve 1 Mart 2022'den itibaren uygulandı.

Sektörde dolaşan "82" sayısı tüzükte yoktur

"AB 82 alerjen ilan etti" cümlesi bir mevzuat iddiası gibi sunuluyor. Tüzüğün tam metninde 82 diye bir adet geçmez; metinde rastlanan "82" dizilerinin tamamı CAS veya EC numaralarının içindedir (örneğin Pinus mugo'nun CAS numarası 90082-72-7, nane yağının CAS numarası 84082-70-2). 82 rakamı tüzüğün değil, dayanak bilimsel görüş SCCS/1459/11'in rakamıdır: yalnızca klinik deneyime dayanarak 82 madde insanlarda kanıtlanmış temas alerjeni sayılır, 54 tekil kimyasal ve 28 doğal ekstre. Tüzüğün kendi sayıları 24 ve 56'dır.

İkinci bir yaygın hata da "Ek III'e 56 yeni satır eklendi" demek. Eklenen satır sayısı 45'tir: yeni satırlar 327 Acetyl Cedrene ile başlar, 371 Pinene ile biter, aralık kesintisizdir. 56 madde sayısıdır. Fark, gerekçe (8)'de anlatılan gruplamadan gelir: benzer maddeler tek satırda toplanmıştır. 360 ıncı sıra üç Lavandula türünü, 366 ncı sıra yedi Rosa türünü, 354 üncü sıra üç Cymbopogon türünü tek satıra sığdırır. Tüzük ayrıca 17 satırı değiştirdi (45, 46, 70, 73, 86, 88, 109, 114, 122, 124, 131, 133, 154, 157, 175, 196, 324) ve 10 satırı yürürlükten kaldırdı (125, 126, 158, 160-163, 165, 167, 168).

Tarihler konusunda dikkatli ol. Tüzüğün 2 nci maddesi yalnızca "yayımını izleyen yirminci gün" der; bu da 16 Ağustos 2023'e karşılık gelir ve o maddede hiçbir geçiş tarihi yoktur. Danışmanlık yazılarının çoğunun Madde 2'ye bağladığı 31 Temmuz 2026 ve 31 Temmuz 2028 tarihleri, Ek'in dipnotlarındadır: (*1), (*2) ve (*4). (*4) dipnotu 327-371 arası yeni girişlerin tamamına iliştirilmiştir. İki tarih aynı şeyi söylemez: uyumsuz ürün 31 Temmuz 2026'ya kadar piyasaya arz edilebilir, 31 Temmuz 2028'e kadar piyasada bulundurulabilir. "2026'dan sonra raftakiler toplatılacak" okuması yanlıştır. (*2) dipnotu ise diğer ikisinden farklıdır: geçişten yararlanmak için ürünün 15 Ağustos 2023'te geçerli olan sınırlamalara uygun olması şartını ayrıca arar.

Gerekçe (11) bu iki süreyi 3 yıl ve 5 yıl diye anar. Ama bağlayıcı olan yuvarlanmış süre değil, dipnottaki sabit takvim tarihidir.

Silinen 167 ve 168 inci satırlar limonen izomerleriydi ve iptal edilmediler; 88 inci satırda birleştirildiler. "Limonen listeden çıktı" okuması yanlıştır. Ek III'ün 129 uncu sırası bugün hâlâ silinmiş 167 ve 168 inci sıralara atıf yapıyor; 2025 düzeltmesi bu kusuru gidermedi.

İki eşik: durulanmayan ve durulanan üründe yüzdeler

Sayılar ikidir ve aralarında on kat fark vardır. Bir alerjen kalemi, durulanmayan üründe %0,001'i, durulanan üründe %0,01'i aşarsa bileşen listesinde adıyla yer alır. Durulanmayan ürün, uygulandığı yerde kalan üründür: krem, losyon, makyaj, parfüm. Durulanan ürün ise suyla giden üründür: şampuan, duş jeli, saç kremi.

Bu eşikler bağımsız bir madde metninde durmaz ve bu detay önemli. Eşik cümlesi Ek III tablosunun "diğer" sütunundadır ve 327-371 arası her satırda ayrı ayrı tekrarlanır: "Maddenin varlığı, konsantrasyonu şu değerleri aştığında Madde 19(1)(g)'de anılan bileşen listesinde belirtilir: durulanmayan üründe %0,001, durulanan üründe %0,01." Madde 19(1)(g) yalnızca Ek III'ün o sütununa atıf yapar; sayıyı vermez. Türk karşılığında hüküm Yönetmeliğin 22 nci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendidir.

Eşikler 2023'ün yeniliği de değil. %0,001 ve %0,01, 26 parfüm maddesiyle birlikte Kozmetik Direktifi'nin 2003/15/AT sayılı tadiliyle geldi (OJ L 66, 11.3.2003, s. 26; Madde 1(10)). Konsolide 76/768/EEC metninde Ek III'ün 67-92 arası sıraları bu tadilin işaretini taşır ve eşik cümlesi o tarihte 6(1)(g) maddesine atıfla yazılmıştır; bugünkü 19(1)(g)'nin selefi odur. Yani "AB ilk kez 2023'te parfüm alerjeni beyanı zorunlu kıldı" cümlesi yanlıştır. Zorunluluk yaklaşık yirmi yıldır var; 2023'te genişleyen şey kapsamdır.

Eşik hesabında üç ayrıntı çoğu okuru şaşırtır.

Ortalama değil, en yüksek değer

Doğal hammaddedeki alerjen oranı toplanma zamanına, çevresel faktörlere ve mevsime göre değişir. TİTCK kılavuzu, etikete yazılıp yazılmayacağına karar verilirken bu farklı durumlardaki en yüksek konsantrasyonun dikkate alınmasını ister. Analiz sertifikasındaki ortalamayla hesap yapmak yeterli değildir.

Kaynaklar toplanır

Aynı madde hem parfüm karışımından hem doğrudan bileşenden gelebilir. Kılavuzun örneğinde geraniol parfümde %0,002, bileşen olarak %0,007, toplam %0,009'dur; eşiğin altındadır ama doğrudan bileşen olduğu için 22 nci madde gereği yine etikete yazılır.

Eşiği aşan yağ, içindekini otomatik getirmez

Kılavuzun ters örneği: durulanan üründe Lavandula oil/extract %0,013 ile eşiği aşıyorsa yalnızca yağın grup adı yazılır; %0,0058'de kalan linalool yazılmaz. Her kalem kendi eşiğiyle değerlendirilir.

Aynı tablonun diğer yönü de var. Bitmiş üründe %1,3 Lavandula hybrida yağı varsa ve yağın %45'i linaloolse, linalool bitmiş üründe %0,585'e çıkar. Bu durumda etikete hem "Lavandula oil/extract" hem "Linalool" yazılır. Aritmetik açıktır: 1,3 çarpı 0,45 eşittir 0,585.

Ürün sınıfı belirsizse eşik de belirsiz kalmaz; kararı ürünün kullanım biçimi verir. Aynı formül durulanan bir üründe eşiği aşmazken, ciltte kalan bir üründe on kat düşük eşikle karşılaşır.

Uçucu yağın kendisi alerjen kalemi olabilir

2023 değişikliğinin en çok gözden kaçan tarafı bu: listeye giren kalemlerin bir kısmı tekil kimyasal değil, doğrudan bitkisel yağın kendisidir. Okaliptüs yağı Ek III'ün yeni 355 inci sırasındadır; satır "Eucalyptus globulus oil" başlığını taşır, Eucalyptus Globulus Leaf Oil ve Eucalyptus Globulus Leaf/Twig Oil adlarını kapsar ve etikete grup adı olarak "Eucalyptus Globulus Oil" yazılır.

Lavanta 360 ıncı sıradadır. Bu tek satır Lavandula hybrida, Lavandula intermedia ve Lavandula angustifolia yağ ve ekstrelerini birlikte kapsar. Etikete tekil tür adı değil, grup adı yazılır: "Lavandula Oil/Extract". Etikete "Lavandula Angustifolia Oil" yazmak grup kuralını karşılamaz. Narenciye tarafında dört ayrı satır vardır: 350 (Citrus aurantium amara ve dulcis çiçek yağı), 351 (aynı türlerin kabuk yağı, grup adı "Citrus Aurantium Peel Oil"), 352 (bergamot yağı) ve 353 (Citrus limon yağı). Nane tarafında 361 (Mentha piperita oil) ve 362 (Mentha spicata oil, INCI adıyla Mentha Viridis Leaf Oil) yer alır.

Listede olmayanlar en az olanlar kadar önemli. Tüzüğün tam metninde çay ağacı (Melaleuca), biberiye (Rosmarinus), Eucalyptus radiata, Mentha arvensis, ökaliptol/1,8-sineol ve timol hiç geçmez. Greyfurt (Citrus paradisi) ile mandalina (Citrus reticulata / Citrus nobilis) da 327-371 aralığında yoktur. 327-371 aralığındaki tek okaliptüs türü Eucalyptus globulus'tur.

Alerjen kalemi (Ek III sırası)Hangi doğal kaynaktaBeyan eşiği
Eucalyptus globulus oil (355)Yalnızca Eucalyptus globulus yaprak ve yaprak/dal yağı; diğer okaliptüs türleri kapsam dışıDurulanmayan %0,001 / durulanan %0,01; etikete grup adı "Eucalyptus Globulus Oil"
Lavandula oil/extract (360)Lavandula hybrida, intermedia ve angustifolia yağ/ekstreleriAynı eşikler; etikete grup adı "Lavandula Oil/Extract"
Citrus aurantium flower oil (350) ve peel oil (351)Citrus aurantium amara ve dulcis çiçek ile kabuk yağlarıAynı eşikler; 351 için grup adı "Citrus Aurantium Peel Oil"
Citrus aurantium bergamia oil (352)Bergamot yağıAynı eşikler
Citrus limon oil (353)Limon yağıAynı eşikler
Mentha piperita oil (361)Nane yağıAynı eşikler
Mentha spicata oil (362)Mentha spicata; INCI adı Mentha Viridis Leaf OilAynı eşikler
Tekil kimyasal kalem (Ek III sırası)Doğal kaynakla bağıBeyan eşiği ve ek koşul
Linalool (84)Lavanta ve okaliptüs yağlarında bulunur; TİTCK örneğinde Lavandula hybrida yağının yaklaşık %45'iDurulanmayan %0,001 / durulanan %0,01
Linalyl Acetate (337)Kılavuzun örneğinde bergamot yağı üzerinden hesaplanırAynı eşikler
Menthol; dl-, l-, d-mentol (338)Nane yağıyla aynı satırda değildir; ayrı kalemdir, dört CAS numarasını kapsarAynı eşikler
Camphor (331)Tüzük kimyasal kalem olarak listeler, bitki kaynağı eşlemesi vermezAynı eşikler
Terpineol (343)Tüzük kimyasal kalem olarak listeler, bitki kaynağı eşlemesi vermezAynı eşikler
Limonene (88)Eski 167 ve 168 inci sıralardaki izomerler bu satırda birleştirildiAynı eşikler; ayrıca peroksit değeri 20 mmol/L'nin altında olmalı
Pinene (371)Alfa ve beta izomerleri dâhil dört CAS numarasıAynı eşikler; ayrıca peroksit değeri 10 mmol/L'nin altında olmalı

Bir ayrıntı daha: kılavuz, satır kapsamının bitki kısmına göre daraldığı durumlara da açıklık getiriyor. 348 inci satırın etiketleme yükümlülüğü yalnızca Cinnamomum cassia yaprak yağı içindir; kabuk, kabuk tozu ve ekstreler kapsam dışıdır. Ama bitki kısmını belirtmeyen düz "Cinnamomum cassia yağı" ibaresi, yapraktan elde edilmiş olma ihtimali dışlanamadığı için kapsam içinde sayılır.

Kılavuzun iki eki bu noktada birbiriyle çelişiyor: EK-1, 334 ila 371 aralığının tamamını tekil/bağımsız alerjen sayarken EK-2 bu aralıktan 347, 350, 351, 354, 355, 356, 357, 358, 360, 363 ve 366'yı gruplandırılmış olarak listeliyor. Çelişki AB tüzüğünde yok, kılavuza özgü.

Peroksit koşulu olan maddeler: limonen ve pinen

Ek III'ün bazı satırlarında beyan eşiğinin yanında ikinci bir cümle daha durur. Limonen için 88 inci sırada: her maddenin peroksit değeri 20 mmol/L'nin altında olmalıdır. Pinen için yeni 371 inci sırada: peroksit değeri 10 mmol/L'nin altında olmalıdır. İki sınır aynı değil; sık sık aynı sanılıyor.

Bu cümlenin niteliği farklıdır ve karıştırmamak lazım. Beyan eşiği bir yazma yükümlülüğü doğurur: aşarsan etikete yazarsın, iş biter. Peroksit değeri ise bir sınırlamadır. Aşılırsa ürün "etiketlenecek" hâle gelmez, mevzuata uygunsuz hâle gelir. Yani biri bilgi verme kuralı, diğeri piyasaya çıkabilme kuralıdır.

Neden böyle bir sınır var? Tüzüğün 7 numaralı gerekçesi açıklıyor: hava oksidasyonu veya biyoaktivasyon yoluyla bilinen temas alerjenlerine dönüşebilen prehapten ve prohapten niteliğindeki koku maddeleri, alerjenlere eşdeğer sayılır ve aynı sınırlama ile düzenleyici gerekliliklere tabi tutulur. Taze limonen ile uzun süre havayla temas etmiş limonen aynı madde değildir; peroksit değeri tam olarak bu farkı ölçer.

Buradan çıkan sonuç, "bu madde taze hâlde alerjen değildir" savunmasının mevzuat açısından anlamsız olduğudur. Doğru olabilir; ama peroksit sınırlarının varlık sebebi zaten maddenin taze hâli değil, oksitlenmiş hâlidir. Sınır 88 inci ve 371 inci sıraya özgü de değil: 109, 114, 122, 124, 131 ve 133 üncü sıralarda da 10 mmol/L sınırı vardır.

Pinen satırında ek bir dipnot daha var. (*5) dipnotu, pinenin bir monoterpen olması nedeniyle Ek III'ün 130 uncu sırasındaki peroksit sınırlamasına da ayrıca tabi olduğunu belirtir. 128, 129 ve 130 uncu sıralar etiket beyanı satırı değildir; yalnızca peroksit sınırı koyarlar. 130 uncu sıra "terpenler ve terpenoidler" başlığıyla 10 mmol/L sınırını getirir, etiketleme hükmü içermez.

Peroksit değeri etikette görünmez; ürünün piyasada bulunup bulunamayacağını belirler.

Okur açısından pratik sonuç şu: etikette "Limonene" ya da "Pinene" görmek, o üründe peroksit sınırının aşıldığını göstermez. Tam tersine, bu iki kalem için mevzuat iki ayrı yükümlülük koyar ve etikete yazmak bunlardan yalnızca biridir. Sınırın tutup tutmadığı ürün güvenlik dosyasında ve hammadde spesifikasyonunda kalır; bileşen listesinden okunamaz. Bu, etiketin okunabildiği yerin sınırını da gösteriyor: etiket bir varlık beyanıdır, bir kalite ölçümü değil.

"Doğal" olmak bir maddeyi bu yükümlülükten çıkarmaz

Ek III'ün yeni satırlarına bak: 355 okaliptüs yağı, 360 lavanta, 350-353 narenciye, 361-362 nane. Hepsi bitkisel. Listeye "sentetik" olduğu için girmiş bir kalemle "doğal" olduğu için girmemiş bir kalem ayrımı yok. Mevzuat maddenin kökenine değil, insanlarda temas alerjeni olarak davranıp davranmadığına bakıyor.

Kılavuz bunu işletme düzeyinde de kuruyor. Uçucu yağ gibi doğal kompleks maddeler birden fazla alerjen içerebilir; her bir alerjenin bireysel konsantrasyonu ayrı ayrı değerlendirilir ve sınırı aşanların hepsi doğal kompleks maddeyle birlikte etikete yazılır. Yani bir yağ hem kendi adıyla hem içindeki kalemlerle etikete girebilir. Nane yağı kullanan bir ürün, yağın içindeki mentol de eşiği aşıyorsa iki ayrı satırla karşılaşır: 338 mentoldür, 361 nane yağıdır.

Ters yöndeki genelleme de aynı ölçüde yanlış ve bunu söylemek gerekiyor: "doğal uçucu yağ kullanıyorsan alerjen beyanı şart" cümlesi doğru değildir. Yükümlülük yağın doğal olmasından doğmaz. İki yoldan doğar. Birincisi, yağın adının Ek III'te geçmesi ve eşiği aşması. İkincisi, yağın adı listede olmasa bile içerdiği tekil bir alerjenin eşiği aşması. Çay ağacı yağı tüzük metninde hiç geçmez; ama bu, o yağı taşıyan her ürünün beyan dışı olduğu anlamına gelmez, çünkü ikinci yol açıktır.

"Yağım listede yok, beyan gerekmez" akıl yürütmesi bu yüzden hatalıdır. Doğru soru "bu yağ listede mi" değil, "bu üründe Ek III'te adı geçen hangi kalemler var ve hangileri eşiği aşıyor" sorusudur. Bergamot yağı üzerinden kurulan kılavuz örneği bunu net gösteriyor: yağın kendisi %0,0086 ile eşiğin altında kalsa bile, içindeki linalil asetat parfümden gelen payla toplanıp %0,016'ya çıkıyorsa her ikisi de etikete yazılır.

Bir de hesap disiplini var. Doğal hammaddede alerjen oranı sabit değildir; toplanma zamanı, çevresel faktörler ve mevsimsel değişiklik oranı oynatır. Kılavuz, karar verilirken bu farklı durumlardaki en yüksek konsantrasyonun esas alınmasını ister. "Doğal olduğu için oran değişken" savunması yükümlülüğü hafifletmez; tersine, hesabı en yüksek değere sabitler.

Bir ürünü kozmetik olmaktan çıkaran şey, içindeki maddenin doğal olup olmaması değildir. Ayrımı yapan şey, üründe hastalık iddiası kurulması ve ürünün tedavi edici bir işlevle sunulmasıdır. Bu sınır aşıldığında artık kozmetik etiketleme kuralları değil, başka bir mevzuat rejimi konuşulur.

"Alerjen yazıyor" ile "bu ürün alerji yapar" aynı şey değildir

Bu bölümün en çok işe yarayacak kısmı burası. Etikette "Linalool" ya da "Limonene" görmek, ürünün tehlikeli olduğunu göstermez. Tüzük bunu kendi gerekçesinde açıkça kuruyor ve mantığı iki katmanlı.

Gerekçe (3) iki farklı koruma türünü ayırır: tüm nüfusu parfüm alerjisi edinmekten korumak birincil korumadır, zaten duyarlanmış kişileri belirti geliştirmekten korumak ikincil korumadır. Gerekçe (4) de bu ikisini farklı araçlara bağlar: birincil koruma için maddeye sınırlama koymak yeterli olabilir; ancak duyarlanmış kişiler izin verilen azami düzeylerden daha düşük konsantrasyonlarda da belirti geliştirebilir. Bu yüzden, ikincil koruma önlemi olarak, bireysel parfüm alerjenlerinin varlığı hakkında bilgi vermek önemlidir — böylece duyarlanmış kişiler alerjik oldukları maddeyle temastan kaçınabilir.

Yani bileşen listesindeki alerjen adı bir uyarı işareti değil, bir adres bilgisidir. Hedef kitlesi herkes değil: daha önce belirli bir maddeye tepki gösterdiğini bilen kişidir. Tüzük, AB nüfusunun parfüm alerjenlerine alerjik olan kısmını %1 ile %9 arasında tahmin ediyor ve bunu kesin bir prevalans olarak değil, bir aralık tahmini olarak veriyor. "Her on kişiden biri" diye yuvarlamak metnin söylediği şey değil.

İkinci katman risk eşitsizliği. Listedeki kalemlerin hepsi aynı ağırlıkta değil. SCCS/1459/11 görüşü, 82 maddenin içinden 12 kimyasal ile 8 doğal ekstreyi bildirilen vaka sayısının yüksekliği nedeniyle yüksek duyarlılaştırma riski taşıyan grup olarak ayırıyor; ölçüt belirsiz değil, sayısal: en az 100 bildirilmiş vaka. Yani 82 maddenin yalnızca 20'si o gruptadır. Aynı görüşte 33 tekil kimyasal ve 14 doğal ekstre için pozitif yama testi bulunduğu ama insan kanıtının sınırlı olduğu, 18 maddenin yama testinde pozitif vermediği, sık kullanılan 39 kimyasal içinse hiç klinik kanıt bulunmadığı belirtiliyor. Tek bir bileşen öne çıkıyor: HICC, 1999 görüşünden bu yana 1.500'den fazla bildirilmiş vakanın kaynağı. O madde de bugün etiketlenecek bir kalem değil; yasaklı listesine taşındı.

Etiketteki alerjen adı bir tehlike işareti değil, duyarlanmış kişi için bir kaçınma bilgisidir.

Pratik okuma şu şekilde kurulur. Daha önce bir maddeye tepki gösterdiğini biliyorsan, o adı bileşen listesinde arar ve varsa kaçınırsın; grup adı kuralı nedeniyle aradığın ad bazen tekil tür değil, "Lavandula Oil/Extract" gibi bir grup başlığı olur. Böyle bir geçmişin yoksa listedeki alerjen sayısı ürünün güvenliği hakkında sıralama yapmanı sağlamaz. Uzun alerjen listesi olan bir ürün, kısa listesi olandan daha riskli değildir; çoğu zaman yalnızca daha fazla doğal karışım içerdiğini gösterir.

Türkiye tarafı: yönetmelik, kılavuz ve tarihler

Türkiye'de dayanak düzenleme 8/5/2023 tarihli ve 32184 Mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kozmetik Ürünler Yönetmeliği'dir. 39 uncu maddesi uyarınca yayımından altı ay sonra yürürlüğe girdi; 38 inci maddesiyle de 23/5/2005 tarihli ve 25823 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan eski Kozmetik Yönetmeliği yürürlükten kaldırıldı. Metni hâlâ eski adıyla anan kaynaklar var; artık geçerli olan bu değil.

AB'nin 2023 tarihli Ek III değişikliği Türkiye'ye 5/3/2024 tarihli ve 32480 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklik yönetmeliğiyle aktarıldı. MADDE 5 aynı sıra numaralarını kullanıyor: 125, 126, 158, 160, 161, 162, 163, 165, 167, 168 numaralı satırlar yürürlükten kaldırılmış; 45, 46, 70, 73, 86, 88, 109, 114, 122, 124, 131, 133, 154, 157, 175, 196, 324 numaralı satırlar değiştirilmiş; 326 numaralı satırdan sonra gelmek üzere yeni satırlar eklenmiştir. "Türk Ek III'ü farklı numaralandırma kullanır" sanısı yanlış. Ama bir nüans var: aktarım 5/3/2024 tarihlidir, AB tarafındaki 11.11.2025 düzeltmesi ise 157, 364 ve 365 numaralı satırlarda ad düzeltmeleri yaptı. Yani bugün iki metin bu üç satırda ayrışmış durumda.

Aynı değişiklik yönetmeliği yalnızca Ek III'ü değiştirmedi. MADDE 4 Ek II'de değişiklik yaptı; MADDE 2 ise Yönetmeliğe EK MADDE 1'i ekleyerek Kurumca uygulama kılavuzları yayımlanmasının yolunu açtı. TİTCK'nin parfüm alerjenlerine özgü kılavuzunu mümkün kılan hüküm budur.

Kılavuzun künyesi şöyle: doküman numarası KÜD-KLVZ-57, ilk yayın ve yürürlük tarihi 11.06.2026, revizyon numarası 0, 10 sayfa. TİTCK sitesindeki bağlantının dosya adında 24.06.2026 yazıyor; o yükleme tarihidir, belgenin kendi ilk yayın tarihi 11.06.2026'dır. Kılavuz bağlayıcı bir mevzuat metni değildir: dayanağını Yönetmeliğin 22 nci maddesinde gösterir ve 10 uncu maddesi uyarınca Kurum Başkanı onayıyla yürürlüğe girer. Amaç maddesi ise 5/3/2024 tarihli değişiklik yönetmeliğiyle Ek III'e giren alerjenlerin etiketlenmesinde sorumlu kişilere yol göstermek olarak tarif edilmiştir.

Eşikler tarafında sürpriz yok. Kılavuzun 8 inci maddesinin birinci fıkrası AB ile birebir aynı sayıları benimsiyor: durulanmayan ürünlerde %0,001, durulanan ürünlerde %0,01. Türkiye'nin daha gevşek ya da daha sıkı bir eşiği yok. Kılavuzun asıl katkısı operasyonel hükümlerde: 8(4) doğal kompleks maddedeki her alerjenin ayrı ayrı değerlendirilmesini, 8(6) doğrudan bileşen olarak konan alerjenin konsantrasyona bakılmaksızın yazılmasını, 8(7) en yüksek konsantrasyonun esas alınmasını istiyor. 7 nci maddesi de kapsam belirlenirken Ek III'ün kimyasal ad sütununun belirleyici olduğunu söylüyor.

Türkiye için geçiş tarihleri birincil metinden teyit edilemedi

AB tarafındaki 31/7/2026 ve 31/7/2028 tarihlerinin Türkiye için de geçerli olduğu danışmanlık kaynaklarınca aktarılıyor. Bu aktarım bu çalışmada birincil metinden doğrulanamadı ve nedeni somut: Resmî Gazete'nin ek dosyası taranmış görüntüdür, makinece okunabilir metin içermez; mevzuat.gov.tr'deki konsolide metin yalnızca madde metnini kapsar, ekler ayrı bağlantıdadır; kılavuzun 10 sayfasında hiçbir geçiş tarihi ya da geçiş hükmü yoktur. Türk değişiklik yönetmeliğinin 6 ncı maddesi de yalnızca "yayımı tarihinde yürürlüğe girer" der. Bu yüzden bu iki tarih Türkiye için "Resmî Gazete'de şu maddede yazıyor" diye sunulmamalı.

Son bir uyarı, kılavuzun kendi iç tutarsızlığı hakkında. EK-1, 334 ila 371 aralığındaki alerjenleri tekil/bağımsız sayarken EK-2, aynı aralıktan 347, 350, 351, 354, 355, 356, 357, 358, 360, 363 ve 366'yı gruplandırılmış alerjen olarak listeliyor. İki ek bu noktada çelişiyor. Etiketi okurken grup adıyla tekil ad arasında gidip gelen ifadelere rastlarsan, tuhaflığın kaynağı ürün değil, metin olabilir.

12M Açık kavanoz Açıldıktan sonra kullanım süresi Kum saati Minimum dayanma tarihi El kitabı Bilgi ambalajda değil, ekindedir e "e" işareti Miktar beyanı uygunluk işareti Möbius şeridi Geri dönüşüm malzeme işareti Beşinden yalnızca ikisi kozmetik mevzuatının doğrudan konusudur.
Ambalajda sık görülen semboller. Hepsi aynı mevzuattan gelmez ve hiçbiri tek başına kalite göstergesi değildir.

Mevzuatın tanıdığı üç sembol

Bir kozmetik ambalajını eline alıyorsun ve arka yüzde bir dizi küçük işaret görüyorsun. Bunların çoğu kozmetik mevzuatından gelmiyor. Kozmetik etiket kuralının tanıdığı sembol sayısı tam olarak üçtür.

Türkiye tarafında yürürlükteki metin, 8 Mayıs 2023 tarihli ve 32184 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kozmetik Ürünler Yönetmeliği'dir. Etiketleme kuralları Madde 22'de toplanmıştır. Yönetmelik Madde 39 uyarınca yayımından altı ay sonra, yani 8 Kasım 2023'te yürürlüğe girmiştir; yayım tarihi ile yürürlük tarihi aynı şey değildir. Geçici Madde 1'in birinci fıkrası uyarınca, bu tarihten önce mülga Kozmetik Yönetmeliğine uygun olarak piyasaya arz edilmiş ürünler, yürürlük tarihinden itibaren 2 yıl süreyle piyasada bulundurulabilmiştir. Yani koruma "eski etiketli ürün" için değil, "yürürlükten önce piyasaya arz edilmiş ürün" içindi.

Türkçe içeriklerdeki en yaygın tuzak

İnternette kozmetik etiketi anlatan Türkçe metinlerin büyük kısmı hâlâ 23/5/2005 tarihli ve 25823 sayılı Kozmetik Yönetmeliği'ne atıf yapıyor. O yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır: yeni Yönetmeliğin Madde 38 birinci fıkrası bunu açıkça yazar, ikinci fıkra da mülga metne yapılan atıfları yeni Yönetmeliğe yapılmış sayar. Bir yazıda 2005 tarihli yönetmeliğe atıf görüyorsan, o metin güncel değildir.

Sembollerin listesi Ek VII'dedir. Adı "Ek-7" değil, yönetmeliğin kendi yazımıyla "Ek VII"dir; mevzuatta arama yaparken bu fark işine yarar. AB tarafında karşılığı (AT) 1223/2009 sayılı Tüzüğün Annex VII'sidir: "SYMBOLS USED ON PACKAGING/CONTAINER" başlığı altında tam olarak üç kalem vardır ve Yönetmelik Madde 22 aynı numaralandırmaya atıf yapar.

Ek VII, birinci madde

İlişikteki bilgiye atıf. Yerleşik okunuşuyla el ve açık kitap. Madde 22'nin ikinci fıkrasında anılır.

Ek VII, ikinci madde

Açılma sonrası kullanım süresi. Yerleşik okunuşuyla açık kavanoz. Madde 22 birinci fıkra (c) bendinin 3 numaralı alt bendinde anılır.

Ek VII, üçüncü madde

Minimum dayanma tarihi. Yerleşik okunuşuyla kum saati. Madde 22 birinci fıkra (c) bendinin 1 numaralı alt bendinde anılır.

Burada dikkat etmen gereken bir incelik var. Ne AB Tüzüğü ne de Yönetmelik bu sembolleri sözle tarif eder; ekte yalnızca başlık ve görsel bulunur. "El ve açık kitap", "açık kavanoz", "kum saati" adlandırmaları sektörde yerleşmiş okunuşlardır, mevzuat lafzı değildir. Bir metin sana "yönetmelik kum saatini şöyle tanımlar" diyorsa, o tanım mevzuattan gelmiyor demektir.

Birinci sembolün ne işe yaradığı çoğu zaman yanlış anlatılır. Madde 22'nin ikinci fıkrası uyarınca bu sembol, birinci fıkranın (ç), (f), (g), (ğ), (h) ve (ı) bentlerindeki bilgilerin — yani kullanımda dikkate alınması gereken özel uyarılar ile ürün bileşenleri listesinin — etikete eklenmesi uygulamada mümkün olmadığı hâllerde kullanılır. Bu bilgiler ürüne ekli ya da ilişiğe konmuş bir broşür, etiket, kâğıt şerit, fiş ya da kart üzerinde verilir; sembol de okuru oraya yönlendirir. AB metni aynı fıkrada yalnızca (d) ve (g) bentlerini sayar; Türkçe alfabenin bent sıralaması farklı olduğu için numaralar kayar, içerik aynı kalır.

Bu sembol "kullanma talimatına bakın" demez, "ilişikteki bilgiye bakın" der; tıbbi cihazlardaki ISO 7000-1641 kullanım kılavuzu sembolüyle aynı şey değildir.

Açık kavanozun geçmişi de sanıldığından eskidir. Sembol AB mevzuatına 27 Şubat 2003 tarihli 2003/15/AT sayılı Direktifle Ek VIIIa olarak eklendi; Direktifin 1 inci maddesinin 11 numaralı bendi "açık bir krem kavanozunu temsil eden bir sembol" eklenmesini öngörüyordu ve sembolün kendisi 5 Eylül 2003 tarihli 2003/80/AT sayılı Komisyon Direktifiyle belirlendi. Direktifin 4 üncü maddesi uyarınca uygunluk 11 Mart 2005'ten itibaren arandı. Yani sembolü 1223/2009 icat etmedi; yalnızca Ek VIIIa'dan Ek VII'ye taşıdı.

Bu üçü dışında ambalajda gördüğün her simge — "℮", CE, Yeşil Nokta, Möbius şeridi, üçgen içindeki rakamlar, tavşan logoları — kozmetik mevzuatından gelmez. Başka mevzuattan, başka bir standarttan ya da tamamen gönüllü bir programdan gelir. Aşağıdaki bölümler tek tek bunları ayırıyor.

30 ay eşiği: kum saati mi, açık kavanoz mu

Etiketteki en çok yanlış anlaşılan sayı 30 aydır. Yaygın inanış şudur: "ürün açıldıktan sonra 30 ay dayanır." Bu yanlıştır. 30 ay, açılmamış ambalajdaki ürünün minimum dayanma süresidir ve bir sınıflandırma eşiğidir.

Madde 22 birinci fıkra (c) bendinin 3 numaralı alt bendi şunu diyor: minimum dayanma süresi otuz ayı geçen kozmetik ürünlerde tarih belirtilmesi zorunlu değildir; ancak bu ürünlerde ürünün açılmasından itibaren güvenli olacağı ve tüketiciye zarar vermeksizin kullanılabileceği süre belirtilir. Açıldıktan sonra dayanıklılık kavramının aranmadığı ürünler hariç olmak üzere, Ek VII'nin ikinci maddesindeki sembolü takiben kullanım süresi ay ve/veya yıl olarak yazılır.

Eşiğin diğer tarafı da aynı bendin 1 ve 2 numaralı alt bentlerinde. Minimum dayanma süresi 30 ay veya daha azsa tarih yazılır; tarihten ya da tarihin ambalaj üzerinde bulunduğu yere ilişkin detaylardan önce Ek VII'nin üçüncü maddesindeki sembol veya "tarihinden önce kullanılmalıdır" ifadesi gelir. Tarih açıkça ve sırasıyla "ay, yıl" ya da "gün, ay, yıl" olarak belirtilir. AB tarafında Art. 19(1)(c) birebir aynı yapıyı kurar.

Yani ambalajda ikisinden hangisini gördüğün, ürünün raf ömrü hakkında sana bir bilgi verir:

Kum saati + tarih görüyorsan

Üretici açılmamış ürünün minimum dayanma süresini 30 ay veya daha kısa saymıştır. Tarih bir sınırdır.

Açık kavanoz + süre görüyorsan

Açılmamış ürünün minimum dayanma süresi 30 ayı aşıyor; bu yüzden tarih zorunluluğu kalkmış, yerine açılma sonrası kullanım süresi gelmiştir.

Süre biçimi konusunda da bir yanlış bilgi dolaşıyor: "12M" yazımının zorunlu olduğu. Değil. Mevzuat süreyi "ay ve/veya yıl" olarak istiyor; Komisyon'un 2004 tarihli rehberi de bir rakamın ardından "month" kelimesinin tamamının ya da örneğin "M" kısaltmasının gelebileceğini söylüyor. "12 ay" yazan bir etiket de kurala uygundur.

Peki ikisini aynı ambalajda birlikte görürsen? Bu bir ihlal değildir, ama mevzuatın istediği bir kombinasyon da değildir. Bazı ikincil kaynaklar iki sembolün "aynı üründe bir arada bulunamayacağını" yazıyor; birincil metinlerde böyle açık bir yasak yok. Yapı şudur: 30 ayı aşan üründe tarih yazma zorunluluğu kalkar, tarih yazmak yasaklanmaz. Dolayısıyla üretici zorunlu açık kavanozun yanına gönüllü olarak bir tarih de basabilir. Sonuç, tüketici açısından hangisinin geçerli olduğu belirsiz kalan bir etikettir.

Terminoloji notu: yönetmeliğin resmî terimi "asgari dayanma" değil, "minimum dayanma tarihi/süresi"dir. AB metni de aynı ifadeyi kullanır: "date of minimum durability".

Açık kavanoz kullanan bir üründe sürenin yalnızca kutuda olması yeterli sayılmaz. Hem Komisyon'un 2004 tarihli rehberi hem Colipa rehberi, açılma sonrası kullanım süresinin birincil ve ikincil ambalajda, yani hem ürünün kendi kabında hem dış kutusunda bulunması gerektiğini söyler. Kutuyu attıktan sonra elinde kalan kapta süre görünmüyorsa, bu somut bir uygunluk sorusudur.

Son olarak dil: Madde 22'nin beşinci fıkrası, birinci fıkranın (b), (c), (ç) ve (e) bentlerindeki bilgilerin — nominal içerik, minimum dayanma tarihi, özel uyarılar ve ürünün fonksiyonu — ve ikinci ila dördüncü fıkralardaki bilgilerin Türkçe sunulmasını istiyor. Semboller dilden bağımsızdır; ama üretici kum saati yerine yazıyla "tarihinden önce kullanılmalıdır" demeyi seçmişse, o ifadenin Türkçe olması gerekir.

Açık kavanozun bulunmaması her zaman eksiklik değildir

Bir üründe ne tarih ne açık kavanoz görüyorsan ilk refleksin "etiket eksik" olmasın. Mevzuatın kendi içinde bir muafiyet var ve cümlenin tamamını okumak gerekiyor: açılma sonrası kullanım süresi, "açıldıktan sonra dayanıklılık kavramının aranmadığı" ürünlerde belirtilmez.

Bu ifadenin kapsamını Avrupa Komisyonu'nun 2004 tarihli rehberi (04/ENTR/COS/28) açıyor. Belge üç durumu sayıyor: ürünün fiziksel olarak açılmadığı hâller, yani kaptaki ürün ile dış ortam arasında temas imkânı bulunmayan ambalajlar — belgenin verdiği örnek sızdırmaz basınçlı kaplardır; yalnızca bir kez kullanılmak üzere tasarlanmış tek kullanımlık ürünler; ve tüketiciye zarar riski bulunmayan, yani insan sağlığına zarar verebilecek bir bozulma riski taşımayan ürünler.

"Spreyler muaftır" yanlışı

Bu muafiyet sıkça "spreyler" diye aktarılıyor. Komisyon belgesinin lafzı "sealed pressurised containers", yani sızdırmaz basınçlı kaplardır. Pompalı sprey ambalajlar bu istisnaya girmez; belge pompalı ambalajları yalnızca daha düşük kontaminasyon riski bağlamında anar, muaf saymaz. Ayrıca belgenin kendi ifadesiyle bu rehberdeki görüşler hukuken bağlayıcı değildir.

Sektör rehberi de benzer bir yerde duruyor ama daha dar bir şey söylüyor. Colipa'nın (bugünkü Cosmetics Europe) 26 Mayıs 2004 tarihli rehberi, Komisyon'un muafiyet listesini aktardıktan sonra kendi bölümünde bazı ürünlerin mikroorganizma üremesine doğal olarak elverişsiz olduğunu belirtiyor: yüksek alkol içeren ürünler (örnek olarak parfümler), susuz ürünler (örnek olarak rujlar) ve çok yüksek ya da çok düşük pH'lı ürünler. Bu hâllerde mikrobiyal stabilite incelemesine gerek olmadığını söylüyor. Dikkat et: "incelemeye gerek yok" demek, "açık kavanozdan muaf" demek değildir. İkisi sık sık birbirine karıştırılıyor.

Rehberin ekinde ihmal edilebilir mikrobiyal risk için verilen eşikler şunlar: pH 1,5'in altında veya 11'in üstünde, su aktivitesi 0,6 ve altında, etanol oranı yüzde 20'nin üstünde.

Aynı konuda sık atıf yapılan bir standart daha var: ISO 29621:2017, mikrobiyolojik olarak düşük riskli kozmetik ürünlerin risk değerlendirmesi ve belirlenmesi için kılavuz. Standardın adı ve kapsamı doğrulanabiliyor; su aktivitesi, alkol içeriği ve pH gibi ölçütleri kullandığı da öyle. Ancak internetteki yazıların tekrarladığı sayılar — su aktivitesi 0,75 ve altı, alkol yüzde 20 ve üstü, pH 3 ve altı veya 10 ve üstü — standardın ücretli tam metninden teyit edilemedi; bu değerler yalnızca ikincil aktarımlarda görünüyor ve aktarımlar kendi aralarında bile tutarlı değil. Karşılaştırma yapmak istersen: aynı konudaki tek birincil belge olan Colipa eki, yukarıdaki daha muhafazakâr eşikleri veriyor. Yani bu rakamlar literatürde tek ve tartışmasız değil.

Buradan çıkan pratik sonuç şu: açık kavanozun bulunmaması tek başına bir kural ihlali değildir, ürünün muafiyet kapsamında olup olmadığına bakmak gerekir. Ama bu, etiket yokluğunu peşinen aklamak anlamına da gelmez. Düşük risk sınıflandırması otomatik değildir; gerekçesi ürün bilgi dosyasında gerekçelendirilmiş veriye dayanmak zorundadır. Etikette görünmeyen şey, dosyada kanıtlanmış olmalıdır.

Bir de rejim farkı var. ABD'de kozmetiklerin son kullanma tarihi ya da açılma sonrası kullanım süresi taşıması zorunlu değil. FDA kendi sayfasında bunu açıkça yazıyor: ABD'de kozmetiklerin belirli raf ömürlerine sahip olmasını ya da etiketlerinde son kullanma tarihi bulunmasını gerektiren bir yasa veya düzenleme yok; raf ömrünü belirlemek imalatçının sorumluluğu. ABD menşeli bir üründe açık kavanoz görmemen bir ihlal değil, farklı bir mevzuat rejiminin sonucudur. Ancak aynı ürün Türkiye'de piyasaya arz edilirken Madde 22 kuralları uygulanır.

"℮" işareti bir kalite işareti değildir

Nominal miktarın yanındaki küçük "℮" harfini çoğu kişi bir Avrupa kalite ya da uygunluk damgası sanır. Değildir. Bu bir metroloji, yani ölçü ve dolum işaretidir ve kozmetik mevzuatından gelmez.

Dayanağı 76/211/AET sayılı Konsey Direktifidir. Ek I'in 3.3 maddesi işareti şöyle tarif eder: nominal ağırlık veya nominal hacim beyanıyla aynı görüş alanına yerleştirilmiş, en az 3 mm yüksekliğinde küçük bir "e". Aynı madde işareti, dolum işletmecisi veya ithalatçı tarafından hazır ambalajın Direktifin gerekliliklerini karşıladığına dair verilen bir garanti olarak tanımlar.

Peki tam olarak neyi garanti eder? Ek I'in birinci bölümü üç şart koyar. Partideki ortalama gerçek içerik nominal miktarın altında olamaz. Tolere edilebilir eksi hatanın iki katından fazla eksik dolu hiçbir hazır ambalaj "℮" işareti taşıyamaz. Tolerans da miktara göre değişir: 5 ile 50 g/ml aralığındaki ambalajlarda tolere edilebilir eksi hata nominal miktarın yüzde 9'udur.

"℮" işareti her ambalajda tam olarak yazan miktarın bulunduğunu garanti etmez; istatistiksel bir ortalama dolum sistemi beyanıdır.

Türkiye tarafında da güncel metne dikkat etmek gerekiyor, çünkü bu konuda dolaşan atıfların çoğu mülga. Yürürlükteki düzenleme, 4/6/2015 tarihli ve 29376 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Hazır Ambalajlı Mamullerin Ağırlık ve Hacim Esasına Göre Net Miktar Tespitine Dair Yönetmelik'tir (76/211/AT). Bu Yönetmeliğin 11 inci maddesi, 10/4/2002 tarihli ve 24722 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan aynı adlı yönetmeliği yürürlükten kaldırmıştır. Bir kaynak sana hâlâ 2002 tarihli metni gösteriyorsa güncel değildir.

Güncel metnin iki hükmü işine yarar. Madde 2 kapsamı çiziyor: nominal dolum miktarı 5 g veya 5 ml'den az, 10 kg veya 10 litreden fazla olmayan hazır ambalajlar. Madde 6'nın birinci fıkrası ise Ek I madde 3.3'te öngörülen "℮" işaretinin "yerleştirilebileceğini" söylüyor. Yani işaret ihtiyaridir, zorunlu değildir. AB tarafında da 76/211'in 3 üncü maddesinin birinci fıkrası aynı isteğe bağlılığı kurar.

Bu iki bilgiyi birleştirince ortaya şu çıkıyor: ambalajında "℮" olmayan bir ürün kusurlu değildir, üretici yalnızca ihtiyari bir işareti koymamıştır. "℮" olan bir ürün de rakibinden daha kaliteli değildir; yalnızca ortalama dolum sisteminin tuttuğunu beyan etmektedir.

Miktar beyanının kendisi ise kozmetikte ayrı bir kuraldır. Madde 22 birinci fıkra (b) bendi, ağırlık ya da hacim cinsinden ambalajlama anındaki nominal içeriğin belirtilmesini ister; beş gram veya beş mililitrenin altındaki ambalajlar, bedelsiz numuneler ve tek dozluk ürünler bu zorunluluğun dışındadır. Bent ayrıca çok birimli ambalajlarda birim sayısının yazılması hâlinde iç birimlere miktar yazılmayabileceği istisnasını da içerir. Küçük bir numunede gramaj görmemen, bu yüzden, tek başına bir eksiklik değildir.

Kozmetikte CE işareti yoktur

Bir kozmetik ambalajında CE işareti görüyorsan, bu bir uygunluk göstergesi değil, tam tersine bir uyumsuzluk işaretidir. Cümle sert görünüyor ama kaynağı doğrudan Avrupa Komisyonu'nun kendi sayfasıdır.

Komisyon şunu yazıyor: bütün ürünlerin CE işareti taşıması gerekmez; CE yalnızca Yeni Yaklaşım direktifleri kapsamındaki ürünlerin çoğu için zorunludur ve diğer ürünlere CE işareti iliştirilmesi yasaktır. Kozmetikleri düzenleyen (AT) 1223/2009 sayılı Tüzük ise herhangi bir CE yükümlülüğü öngörmez; tüzüğün tam metninde CE işaretine ilişkin hiçbir hüküm yoktur.

Yani kozmetikte CE işareti diye bir şey mevzuat düzeyinde mevcut değildir. Ambalajda göründüğünde iki olasılık vardır: ya işaret yanlışlıkla ve yersiz olarak konmuştur, ya da ürün gerçekte kozmetik değil başka bir rejime tabi bir üründür ve o rejimin işaretini taşımaktadır. İkisi de "bu ürün kozmetik olarak onaylanmış" anlamına gelmez.

CE, güvenlik onayı anlamına da gelmez

Komisyon aynı sayfada ikinci bir yanlışı da düzeltiyor: CE işareti, ürünün AB tarafından ya da başka bir otorite tarafından güvenli olduğu onaylanmış demek değildir. Kapsamına giren ürünlerde bile CE, üreticinin ilgili mevzuata uygunluk beyanıdır; bir kurumun güvenlik onayı değildir.

Bir de "℮" ile CE karışıklığı var ve gözle ayırt etmesi kolaydır: "℮" küçük harf tek bir harftir ve daima nominal miktarın hemen yanında, aynı görüş alanında durur. CE ise iki büyük harften oluşan ayrı bir işarettir ve miktarla ilgisi yoktur. Birini diğerinin kısaltması sanma; ikisi farklı mevzuat ailelerinden gelir ve aralarında hiçbir bağ yoktur.

Pratik okuma şu: bir kozmetik ambalajında CE görürsen, o işaret sana ürün hakkında olumlu hiçbir bilgi vermiyor. Bakman gereken yer başka: üründe minimum dayanma tarihi veya açılma sonrası kullanım süresi var mı, imalat parti numarası yazıyor mu, bileşen listesi okunabiliyor mu. Bunlar mevzuatın gerçekten aradığı unsurlar.

İmalat parti numarası da sık karıştırılır: Madde 22 birinci fıkra (d) bendi uyarınca ürünün tanımlanması için zorunludur, ama bir üretim tarihi değildir ve tüketiciye tarih bilgisi vermez. Binlerce ürünün ortak numarasıdır; geri çağırma ve izlenebilirlik içindir. Ürünün çok küçük olması nedeniyle yazılması imkânsızsa bu bilgi yalnızca dış ambalajda yer alabilir.

Yeşil Nokta geri dönüşümü garanti etmez

Birbirini kovalayan iki oktan oluşan daire — Yeşil Nokta — muhtemelen ambalaj sembolleri içinde en çok yanlış anlaşılanı. Çoğu kişi bunu "bu ambalaj geri dönüştürülebilir" ya da "bu ambalaj geri dönüştürülecek" diye okuyor. İkisi de doğru değil ve bunu söyleyen, sembolü eleştiren biri değil, sembolün lisans sahibi.

Markanın sahibi PRO EUROPE kendi resmî sayfasında şunu yazıyor: Yeşil Nokta bir finansman sembolüdür, bir çevre sembolü değildir. Sembol yalnızca, ambalajı piyasaya sürenin ulusal yetkilendirilmiş bir geri alım sistemine mali katkı ödediğini gösterir. Aynı sayfa markanın yaklaşık 170 ülkede tescilli olduğunu da belirtiyor.

Yeşil Nokta ambalajın ne yapıldığını değil, ambalajı piyasaya sürenin bir sisteme para ödediğini gösterir.

Bu karışıklık öyle bir noktaya vardı ki bir ülke sembolü fiilen yasakladı. Fransa'da, AGEC kanunu çerçevesinde çıkarılan 30 Kasım 2020 tarihli arrêté, atıkların ayrıştırılması veya bertarafı kurallarında tüketicide karışıklığa yol açabilecek işaretleri yasakladı; Yeşil Nokta bu kapsamda kullanılamaz hâle geldi. Meslek birliklerinin ve marka hakkı sahibinin başvurusu üzerine uygulama önce 2021'de askıya alındı — ilk aşamada acele yargılama yoluyla — ve Conseil d'État Haziran 2023'te verdiği kararla 30 Kasım 2020 tarihli metni iptal etti.

Buradan iki ayrı yanlış bilgi doğdu ve ikisi de hâlâ dolaşıyor. Birincisi: "Yeşil Nokta Fransa'da yasak." Artık değil; iptal kararından sonra yasak yürürlükte kalmadı. İkincisi, aktarımlarda iptal edilen metnin başka bir düzenlemeyle karıştırılması: iptal edilen, 30 Kasım 2020 tarihli arrêté'dir. Kararın Conseil d'État tarafından verildiği gün bu yazının dayandığı kaynaklardan teyit edilemediği için burada gün verilmiyor; yıl ve ay güvenilir biçimde doğrulanabiliyor.

Bir kozmetik ambalajında Yeşil Nokta görürsen çıkarabileceğin tek sonuç şu: bu ambalajı piyasaya süren taraf, ilgili ülkedeki geri kazanım sistemine mali katkı ödemiş. Ambalajın hangi malzemeden yapıldığını, o malzemenin senin yaşadığın yerde toplanıp toplanmadığını ya da geri dönüştürülüp dönüştürülmeyeceğini bu sembolden öğrenemezsin. Onun için ambalajın malzeme bilgisine bakman gerekir — ki bir sonraki bölümün konusu tam olarak bu.

Möbius şeridi ve malzeme kodları

Üçgen biçiminde kıvrılmış üç ok ve bazen içindeki bir rakam ya da yüzde. Möbius şeridi, Yeşil Nokta'dan farklı bir şey söyler ama o da tek başına bir geri dönüşüm garantisi değildir.

Sembolün çerçevesi ISO 14021:2016'dır — kendi beyan ettiğin çevresel iddiaları düzenleyen, Tip II çevresel etiketleme standardı. Standardın içindekiler listesinde sembol 5.10.2 "The Mobius loop" maddesinde, "geri dönüştürülebilir" iddiası 7.7 "Recyclable" maddesinde, geri dönüştürülmüş içerik iddiası ise 7.8 "Recycled content" maddesinde ele alınıyor. Yerleşik uygulamada şeridin içinde bir yüzde rakamı varsa geri dönüştürülmüş malzeme oranı, yüzdesiz kullanıldığında ise geri dönüştürülebilirlik iddia edilir; standart, geri dönüştürülebilirlik iddiası için toplama ve işleme altyapısının alıcıların makul bir kısmı için erişilebilir olmasını arar. Standardın tam metni ücretli olduğu için bu madde içeriklerinin birebir lafzı doğrudan teyit edilemedi; bu yüzden burada standardın lafzı olarak değil, yerleşik uygulaması olarak aktarılıyor.

Üçgen içindeki 1'den 7'ye kadar olan rakamlar ise ayrı bir sistemdir ve bir "geri dönüşüm derecesi" değildir. Plastik reçine kodlarını yöneten ASTM D7611/D7611M-21 standardı bu konuda açık: kodlar yalnızca üründe kullanılan plastik reçineyi tanımlamak içindir, "geri dönüşüm kodu" değildir; kullanılmaları ürünün geri dönüştürüldüğü ya da onu işleyecek sistemlerin mevcut olduğu anlamına gelmez. Standart ayrıca "recyclable" gibi çevresel ifadelerin kodun yakınına yerleştirilemeyeceğini söyler. Yani üçgen içindeki bir rakam diğerinden daha iyi değildir; sadece farklı bir reçineyi gösterir.

Türkiye'de malzeme kodu zorunlu mu

Hayır. Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği'nin (RG 26/6/2021-31523) 14 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, plastik poşetler ve depozito yönetim sistemine dâhil edilen ambalajlar başta olmak üzere Bakanlıkça belirlenen özel düzenlemeler haricinde yapılacak işaretlemeler gönüllülük esasına dayanır. Üçüncü fıkra da zorunlu işaretlemelerin Bakanlıkça ayrıca belirleneceğini söyler. İşaretlemeyi tercih eden üreticiler Ek-2'deki Ambalaj İşaretleme Sistemine göre kısaltma ve malzeme numarasını, Ek-3'teki sembolle birlikte kullanır. Bir kozmetik ambalajında malzeme kodunun bulunmaması Türkiye'de tek başına kural ihlali değildir.

AB tarafında da tablo bugün itibarıyla benzer, ama değişiyor. Malzeme numaralandırması 28 Ocak 1997 tarihli 97/129/AT sayılı Komisyon Kararıyla belirlenmiştir ve Kararın 3 üncü maddesi kullanımın gönüllü olduğunu açıkça yazar. PPWR olarak bilinen (AB) 2025/40 sayılı Tüzük bu sistemin yerine uyumlaştırılmış ve zorunlu bir etiket getiriyor. Tüzüğün 12 nci maddesi tarihi tek bir güne sabitlemiyor: yükümlülük 12 Ağustos 2028'den ya da ilgili uygulama tasarruflarının yürürlüğe girmesinden 24 ay sonrasından — hangisi daha geç ise o tarihten — itibaren uygulanacak. 97/129/AT Kararı da 12 Ağustos 2028 itibarıyla yürürlükten kaldırılıyor. Tüzüğün genel uygulama tarihi 12 Ağustos 2026, yürürlük tarihi ise 11 Şubat 2025'tir.

Bugün elindeki ambalajda gördüğün kod, bu yüzden, bir zorunluluğun sonucu değil bir tercihin sonucudur ve sana yalnızca malzemenin ne olduğunu söyler. Ne yapılacağını söylemez.

Tavşan sembolleri AB'de ne kadar ayırt edici

Ambalajdaki tavşan logosu, alıcıların bir kısmı için doğrudan bir tercih sebebi. Ama AB ve Türkiye pazarında bu sembolün ne kadar ayırt edici olduğunu anlamak için önce yasağın kendisine bakmak gerekiyor.

(AT) 1223/2009 sayılı Tüzüğün 18 inci maddesi kademeli bir takvim kurar. Bitmiş kozmetik ürünlerde hayvan testi yasağı 11 Eylül 2004'ten, bileşenler ve bileşen kombinasyonlarında test yasağı 11 Mart 2009'dan itibaren uygulanır. Pazarlama yasağı ise ikiye ayrılır: tekrarlı doz toksisitesi, üreme toksisitesi ve toksikokinetik dışındaki bütün insan sağlığı etkileri bakımından 11 Mart 2009'dan, bu üç uç nokta bakımından ise 11 Mart 2013'ten itibaren yürürlüktedir. Bu tarihleri tek bir tarihe indiren aktarımlar eksiktir.

Buradan sık sık şu mutlak cümle türetiliyor: "AB pazarındaki hiçbir kozmetik hayvan üzerinde test edilmiş olamaz." Bu cümle fazla kesindir. Madde 18 yasağı, Tüzüğün gerekliliklerini karşılamak üzere yapılan testlere ilişkindir. Kimyasallar mevzuatı kapsamında işçi veya çevre güvenliği için test edilmiş bileşenler tartışmalı bir alandır ve AB dışında kozmetik dışı amaçlarla test edilmiş bileşenler de bu kapsamın dışında kalabilir. Dolayısıyla doğru ifade şudur: yasak geniştir ve tavşan logosunun AB içinde ayırt edici gücünü büyük ölçüde azaltır; ama "imkânsız" demek doğru değildir.

Beyanın kendisi de kurala tabidir. Komisyon'un 655/2013 sayılı Tüzüğüyle belirlenen ortak kriterlerde, "Mevzuata uygunluk" başlıklı birinci kriterin üçüncü bendi, bir faydanın yalnızca asgari yasal gerekliliklere uyumdan ibaret olduğu hâllerde ürünün özel bir fayda sağladığı izlenimini veren beyanlara izin verilmediğini söyler. "Dürüstlük" kriteri de benzer ürünlerin aynı özelliği taşıdığı durumlarda bir özelliğin ürüne özgüymüş gibi sunulmasını yasaklar. Tüzük metninde "hayvanlar üzerinde test edilmemiştir" beyanı örnek olarak adıyla anılmaz; bu örnek Komisyon'un Kozmetik İddialarına İlişkin Teknik Dokümanında ele alınır.

Türkiye'de durum aynı değil

AB'nin bu yaklaşımını Türkiye'ye doğrudan aktarmak yanlış olur. Kozmetik Ürünler Yönetmeliği'nde hayvan testi yasakları Madde 21'dedir ve AB'deki gibi kademeli geçiş tarihleri içermez; yasak doğrudan düzenlenmiştir. Ürün iddialarını düzenleyen Madde 23'ün üçüncü fıkrası ise hayvan testi yapılmadığı ifadesinin hangi koşullarda kullanılabileceğini belirler ve bu beyana açıkça izin verir. Yani Türkiye'de bu ibare, koşulları sağlanıyorsa, yasaklı değil düzenlenmiş bir beyandır. Madde 23'ün ikinci fıkrası da Kurum'un Komisyon'un ortak kriterlerini referans alarak ulusal bir liste oluşturacağını söyler.

Peki iki farklı tavşan logosu arasında fark var mı? Var, ve fark denetimde. Leaping Bunny'nin Corporate Standard of Compassion for Animals belgesi markadan üç şey ister: kendi belirlediği ve tüm ürün yelpazesine bugün ve gelecekte uygulanacak sabit bir kesim tarihi saptamasını, tedarikçi ve fason üreticilerden uygunluk beyanları toplayan bir tedarikçi izleme sistemi kurmasını ve her yıl yeniden taahhüt vermesini. Ayrıca yıllık cirosu 10 milyon doların altındaki şirketler CCIC'in görevlendirdiği akredite bir denetim firmasıyla denetimi kabul etmek, bu tutarın üstündeki şirketler ise CCIC'in sunduğu akredite bir firmayla denetim yaptırmak zorundadır.

PETA'nın Beauty Without Bunnies programı ise kendi sıkça sorulan sorular sayfasında belirttiği üzere kısa bir soru formu doldurulmasına ve imzalı bir taahhütnameye dayanır; bağımsız üçüncü taraf denetimi içermez.

Sık tekrarlanan bir ayrıntı düzeltmesi: Leaping Bunny standardında 11 Mart 2013 gibi önerilen sabit bir kesim tarihi yer almaz. Bu tarih AB'nin pazarlama yasağı takviminden devşirilmiş görünüyor; standartta kesim tarihini şirketin kendisi belirler. Ayrıca "cruelty free" ifadesi Türkiye ve AB mevzuatında tanımlı, korunmuş bir terim değildir.

Sembolleri tüketici gerçekte tanıyor mu

Buraya kadar okuduğun kuralların hepsi, sembolün okunduğunu varsayıyor. Elimizdeki sayılar bu varsayımı desteklemiyor.

İrlanda'nın ilaç ve sağlık ürünleri düzenleyicisi HPRA, Ağustos 2025'te Coyne Research'e 1.000 kişilik bir anket yaptırdı. Sonuçlar şöyle: katılımcıların yalnızca yüzde 41'i açık kavanoz sembolünü bildiğini söyledi. Etiketteki açılma sonrası kullanım süresini ya da tavsiye edilen tüketim tarihini kontrol edenlerin oranı yüzde 23'te kaldı. Buna karşılık yüzde 60'ı ürünleri bu sürelerin ötesinde kullandığını belirtti. Aynı ankette katılımcıların yüzde 35'i bir kozmetik ürüne bağlı yan etki bildirdiğini, yüzde 28'i ise sahte bir ürün satın almış olabileceğinden şüphelendiğini söyledi.

Bu bir İrlanda verisidir ve Türkiye'ye doğrudan genellenemez. Türkiye için karşılaştırılabilir bir kamu anketi bu yazının dayandığı kaynaklar arasında yok. Ama sayıların anlattığı şey yerel değil: mevzuatın zorunlu kıldığı bir sembol, hedef kitlesinin yarısından azı tarafından tanınıyorsa, etiketin bilgilendirme işlevi kâğıt üzerinde kalıyor demektir.

Sürelerin neden var olduğuna dair hakemli bir veri de mevcut. Bashir ve Lambert'in Journal of Applied Microbiology'de 2020'de yayımlanan çalışmasında (128(2):598-605) kullanılmış kozmetik ürünlerin yaklaşık yüzde 79 ila 90'ı bakteriyel olarak kontamineydi. Bakteri yükü çoğu üründe mililitrede 10 üzeri 2 ile 10 üzeri 3 koloni oluşturan birim aralığındayken, makyaj süngerlerinde ortalama 10 üzeri 6'yı aşıyordu. Süngerlerin yüzde 93'ü hiç temizlenmemişti, yüzde 64'ü ise yere düşürüldükten sonra kullanılmaya devam edilmişti.

Bu çalışmanın sınırını da yazmak gerekiyor: incelenen kategoriler ruj, dudak parlatıcısı, eyeliner, maskara ve makyaj süngeriydi. Sonuçlar bu beş kategoriye aittir ve farklı formülasyon ailelerine, örneğin susuz ürünlere doğrudan genellenemez. Bir veriyi olduğundan geniş göstermek, sembolü hiç okumamak kadar yanıltıcıdır.

Aşağıdaki tablo, yazı boyunca ayrıştırdığımız sembolleri tek bir yerde topluyor. Sağdaki iki sütun, sembolün söylediği ile söylemediğini yan yana koyuyor; etiket okurken asıl işine yarayacak ayrım bu.

SembolHangi mevzuattanNe söylerNe söylemez
El ve açık kitapKozmetik Ürünler Yönetmeliği Ek VII, birinci madde; AB Annex VII, 1Özel uyarılar ve bileşen listesi etikete sığmadığı için ilişikteki broşür, etiket, kâğıt şerit, fiş ya da kartta veriliyor"Kullanma talimatına bak" demez; tıbbi cihaz kullanım kılavuzu sembolü değildir
Açık kavanozEk VII, ikinci madde; AB Annex VII, 2Açılmamış ürünün minimum dayanma süresi 30 ayı aşıyor; açılma sonrası kullanım süresi ay ve/veya yıl olarak veriliyorÜrünün ne zaman üretildiğini söylemez; sürenin her kullanım koşulunda geçerli olduğunu garanti etmez
Kum saatiEk VII, üçüncü madde; AB Annex VII, 3Minimum dayanma süresi 30 ay veya daha az; yanındaki tarih ay-yıl ya da gün-ay-yıl biçiminde bir sınırAçıldıktan sonraki ömrü söylemez; tıbbi cihazlardaki benzer görünümlü sembolle aynı rejimden gelmez
76/211/AET Ek I md. 3.3; Türkiye'de RG 4/6/2015-29376 sayılı Yönetmelik, Madde 6Partide ortalama dolum miktarının nominal miktarın altına düşmediğini; işaretin ihtiyari olduğunuKalite, güvenlik ya da AB uygunluğu göstermez; her ambalajda yazan miktarın birebir bulunduğunu garanti etmez
CEKozmetik mevzuatında yoktur; Yeni Yaklaşım direktifleri kapsamındaki ürünlere aittirKozmetikte hiçbir şey söylemez; iliştirilmesi yasaktırKozmetik uygunluğu göstermez; kapsamındaki ürünlerde bile bir kurumun güvenlik onayı anlamına gelmez
Yeşil NoktaGönüllü lisans programı; lisans sahibi PRO EUROPEAmbalajı piyasaya sürenin ulusal geri alım sistemine mali katkı ödediğiniAmbalajın geri dönüştürülebilir olduğunu ya da geri dönüştürüleceğini söylemez
Möbius şeridiISO 14021:2016 (5.10.2, 7.7, 7.8); Türkiye'de işaretleme gönüllüYüzdeliyse geri dönüştürülmüş içerik oranını, yüzdesizse geri dönüştürülebilirlik iddiasınıAmbalajın senin bulunduğun yerde toplanıp işleneceğini söylemez
Üçgen içinde 1-7ASTM D7611/D7611M-21 reçine tanımlama kodlarıYalnızca kullanılan plastik reçinenin türünüGeri dönüşüm derecesi değildir; ürünün geri dönüştürüldüğü ya da işleyecek sistem bulunduğu anlamına gelmez
Tavşan logolarıKozmetik mevzuatından değil; Leaping Bunny ve PETA gibi gönüllü programlardanProgramın kendi şartlarının kabul edildiğini; Leaping Bunny'de sabit kesim tarihi, tedarikçi izleme ve bağımsız denetim"Cruelty free" hukuken korunmuş bir terim değildir; AB'de zaten yürürlükte olan yasak karşısında tek başına bir üstünlük göstermez
Farklı varyantlara ait nazal stick tüpleri yan yana; her birinin içindekiler listesi ayrı ayrı okunuyor
Aynı ürün ailesinde bile listeler birbirinden farklıdır. Etiketi okumak, iki ürünü karşılaştırmanın en ucuz yoludur.

Altı ortak kriter: etikette ne anlama geliyor

Etiketi eline aldığında okuduğun her cümle, keyfî bir pazarlama tercihinin değil, altı başlıkta toplanmış bir kurallar setinin süzgecinden geçmek zorunda. Bu altı kriter Avrupa Birliği'nde 10 Temmuz 2013 tarihli 655/2013 sayılı Komisyon Tüzüğü ile belirlendi ve 11 Temmuz 2013'ten itibaren uygulanıyor: yasal uyumluluk, doğruluk, destekleyici kanıtlar, dürüstlük, adalet ve bilgiye dayalı karar verme.

Burada sık yapılan bir hata var. 655/2013 bir tavsiye metni değil, doğrudan uygulanabilir bir tüzük. "Kılavuz niteliğinde" diye geçiştirilmesi yanlış. Buna karşılık bu kriterleri örneklerle açıklayan 2017 tarihli teknik belge bağlayıcı değil; kendi kapak sayfasında görüşlerin hukuken bağlayıcı olmadığını ve belgenin bir Avrupa Komisyonu dokümanı olmadığını yazıyor. İkisi sürekli birbirine karıştırılıyor.

Yasal uyumluluk

Zaten herkes için zorunlu olan bir şeyi fayda gibi sunamazsın. Mevzuata uymak asgari koşuldur, üstünlük değil.

Doğruluk

"Nemlendirici aloe vera içerir" cümlesi, ürünün kendisi nemlendirmiyorsa kurulamaz. Bileşeni ön plana çıkaran görsel de aynı kurala tabidir.

Destekleyici kanıtlar

Bir bileşenin özelliğini bitmiş ürüne taşıyan iddia, yeterli ve doğrulanabilir kanıt ister; bileşenin etkin konsantrasyonda bulunduğunun gösterilmesi bunun tipik yoludur.

Dürüstlük

Ürünün yapısı gereği zaten içermediği bir bileşen üzerinden iddia kurulamaz; verilemeyecek bir garanti ima edilemez.

Adalet

Rakipleri de, yasal olarak kullanılan bileşenleri de karalayamazsın. "Zararlı kimyasallar yerine doğal içerik" cümlesi bu kriteri ihlal eder.

Bilgiye dayalı karar verme

İddia, ortalama son kullanıcının bilinçli bir seçim yapmasına gerçekten hizmet etmeli; süslemek değil, seçtirmek zorunda.

Türkiye'de aynı altı kriter var ama hukuki taşıyıcısı farklı. Burada kriterler doğrudan yürürlükte bir tüzükle değil, TİTCK'nın Kozmetik Ürünlerin İddialarına İlişkin Kılavuzu ile uygulanıyor (Doküman No KÜD-KLVZ-11, Rev.06, yürürlük 08.10.2024). Kılavuzun 3 üncü maddesi dayanağını 30/03/2005 tarihli ve 5324 sayılı Kozmetik Kanunu'nun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ile 08/05/2023 tarihli ve 32184 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kozmetik Ürünler Yönetmeliği'nin 23 üncü maddesi olarak gösteriyor.

Aktarım da dolaylı. Yönetmeliğin 23 üncü maddesinin ikinci fıkrası, Kurumun "Komisyonun yayımladığı ortak kriterleri referans alarak" ulusal bir ortak kriterler listesi oluşturacağını söylüyor. Yani 655/2013 Türkiye'de doğrudan yürürlükte değil; içeriği referans alınarak kılavuz düzeyinde karşılığı üretiliyor. Pratikte kriterler aynı, hiyerarşi farklı.

Temel yasak ise iki tarafta da neredeyse aynı cümle. 1223/2009 sayılı AB Tüzüğü'nün 20(1) maddesi ile Kozmetik Ürünler Yönetmeliği'nin 23(1) maddesi, etiketlemede, piyasada bulundurulmada, tanıtımda ve reklamlarda ürünün sahip olmadığı özellik veya fonksiyonların bulunduğunu ima eden metin, ad, ticari marka, tescilli ticari marka, resim ve figüratif işaretlerin kullanılamayacağını söylüyor. Dikkat et: yasak sadece cümlelere değil, görsele ve ticari markanın kendisine de uygulanıyor. Ürünün adı tek başına yasadışı bir iddia olabilir.

Etikette yazan her kelime bir iddiadır; ürünün adı da buna dahildir.

"Yetkili otorite onaylıdır" neden doğrudan yasak

Ambalajda "Sağlık Bakanlığından onaylıdır" ya da "Bakanlık onaylı kozmetik" ibaresi görürsen, elindeki ürünün güvenilirliği hakkında bir şey öğrenmiş olmuyorsun. Öğrendiğin şey şu: bu etiket mevzuata aykırı.

Gerekçe yasal uyumluluk kriterinde. TİTCK İddialar Kılavuzu'nun Ek I'indeki "Yasal uyumluluk" satırı bunu örnekleriyle yazıyor: "Ürün Sağlık Bakanlığından onaylıdır." iddiasına izin verilmez. Aynı satır iki örnek daha veriyor: piyasaya arz edilen tüm kozmetik ürünlerin kozmetik mevzuatına uygun olması zaten yasal bir gereklilik olduğu için "Ürünümüz Kozmetik Mevzuatına uygundur." ve "ÜTS bildirimi vardır" iddialarına da izin verilmiyor. 655/2013'ün Eki de aynı mantığı kuruyor: kurum onayı iddiası ve asgari yasal gerekliliğin bir fayda gibi sunulması yasak.

Buradaki asıl bilgi teknik: kozmetik ürün piyasaya arz için bir kurumdan onay almaz. Sistem onay değil bildirim üzerine kurulu. Sorumlu kişi ürünü bildirir, güvenlilik değerlendirmesini ve ürün bilgi dosyasını hazır tutar; hiçbir aşamada ürüne "onaylandı" damgası vurulmaz. Dolayısıyla "onaylı" kelimesi teknik olarak karşılığı olmayan bir şeye atıf yapıyor — doğruluk kriterini de aynı anda çiğniyor.

İkinci katman rekabetle ilgili. Herkesin uymak zorunda olduğu bir kuralı kendi üstünlüğün gibi sunmak, uyan diğer herkese haksızlık. Bu ilke sadece kozmetik mevzuatında değil. Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu'nun Çevreye İlişkin Beyanlar İçeren Reklamlar Hakkında Kılavuzu'nun 5 inci maddesinin altıncı fıkrası da, ilgili mevzuat gereği zaten uyulması gereken yasal süreç ve standartlara ya da hâlihazırda kullanılmayan süreç ve bileşenlerin kullanılmamasına ilişkin beyanların, ürünü rakip ve muadillerinden farklı ya da daha üstün gösterecek biçimde kullanılamayacağını söylüyor. İki ayrı mevzuat, aynı ilkeyi iki ayrı yerden kuruyor.

Aynı yasağın bir akrabası da şu: mevzuatça zaten yasaklanmış bir maddeyi içermediğini söylemek. AB teknik belgesi bunu "kortikosteroid içermez" ve "hidrokinon içermez" örnekleriyle reddediyor; TİTCK kılavuzu Ek I'de aynı hidrokinon örneğini kullanıyor ve gerekçesini açıkça yazıyor — çünkü hidrokinon isimli bileşen Yönetmelik tarafından zaten yasaklanmış. Hidrokinonun tek istisnası 1223/2009 Ek III'ün 14 numaralı kaydında: yalnızca profesyonel kullanıma özgü suni tırnak sistemlerinde, karıştırıldıktan sonra %0,02'ye kadar.

Tersten okuma alışkanlığı

"Bakanlık onaylı", "mevzuata uygun", "ÜTS kayıtlı" gibi ibareler bir kalite göstergesi değil, kural ihlali göstergesidir. Bu cümleleri gördüğünde ürünü değil, etiketi hazırlayan kişinin mevzuat bilgisini ölçüyorsun.

Bir de yasağın dışında kalan alan var: ortalama son kullanıcının kelimesi kelimesine almayacağı açık abartılar ve soyut ifadeler kanıt gerektirmiyor. AB belgesinin verdiği örnek net — "bu parfüm sana kanat takar" iddiası abartıdır, çünkü kimse gerçekten kanat çıkmasını beklemez. Ama istisna dar yorumlanıyor: "48 saat nemlendirme" ölçülebilir bir iddiadır ve eldeki kanıt daha kısa bir süreyi destekliyorsa kullanılamaz.

ISO 16128 tuzağı: hesap yöntemi, iddia izni değil

Etikette "ISO 16128'e göre %92 doğal" ifadesini gördüğünde çoğu insan bunu bir sertifika sanıyor. Değil. Bu yazının en büyük tuzağı burada.

ISO 16128-1:2016'nın 1 inci maddesindeki Kapsam hükmü açık: standart, ürün iletişimini — açıkça "iddialar ve etiketleme" örneğiyle — insan güvenliğini, çevresel güvenliği, adil ticaret gibi sosyo-ekonomik hususları, ambalaj malzemesi özelliklerini ve kozmetikler için geçerli mevzuat gerekliliklerini ele almıyor. ISO 16128-2:2017'nin 1 inci maddesi aynı cümleyi tekrar ediyor ve kapsam dışılığı iki parçaya birden teşmil ediyor: ne ISO 16128-1 ne de bu doküman ürün iletişimini ele alır.

Yani standardın kendisi, "bu rakamı etikette nasıl kullanacağın beni ilgilendirmiyor" diyor. Hesapladığın yüzdenin ambalajda nasıl iletileceği hâlâ 655/2013'ün altı kriterine tabi.

İkinci nokta eşik. ISO 16128 bir ürünün "doğal" sayılması için gereken asgari doğal içerik yüzdesini tanımlamıyor. Kabul edilen ya da edilmeyen bileşen listesi getirmiyor; NATRUE'nun standardı karşılaştıran bilgi notu, ISO 16128 sütununda hukuken zorunlu olanlar dışında hiçbir kısıtlama ya da yasak bulunmadığını, petrokimyasal ya da GDO kaynaklı bileşenlere izin verildiğini yazıyor. Aynı not, ürünlerin bu standarda göre sertifikalandırılamayacağını — yalnızca hesaplanan içeriğin belgelenebileceğini, onun da zorunlu olmadığını — ve ambalajda ISO logosunun kullanılamayacağını açıkça söylüyor.

"ISO 16128 sertifikalı doğal kozmetik" diye bir şey yok; standart bir sertifikasyon şeması değil.

Bu ifadeyi taşıyan bir ambalaj iki kuralı birden zorluyor: hem teknik olarak var olmayan bir sertifikaya atıf yapıyor, hem de 655/2013'ün doğruluk kriterini çiğniyor.

Standardın gerçekte ne yaptığını bilmek, gördüğün yüzdeyi doğru okumanı sağlıyor. ISO 16128-1:2016'nın 2.1 maddesine göre doğal bileşenler yalnızca bitki, hayvan, mikroorganizma veya minerallerden elde edilebiliyor; üç yol sayılıyor — öğütme, kurutma, damıtma gibi fiziksel işlemler; doğada gerçekleşen ve doğada bulunan moleküllere götüren fermentasyon reaksiyonları; ve çözücüyle ekstraksiyon gibi, kasıtlı kimyasal değişiklik içermeyen geleneksel olanlar dahil diğer hazırlama yöntemleri. Aynı madde fosil yakıtlardan elde edilen bileşenleri tanım dışında bırakıyor. Buna karşılık maddenin 1 numaralı notu, genetiği değiştirilmiş bitkilerden gelen bileşenlerin dünyanın bazı bölgelerinde doğal sayılabileceğini söylüyor.

Bir de "doğal" ile "doğal kökenli" farkı var ve etikette bu iki kelime birbirinin yerine kullanılıyor. ISO 16128-1:2016'nın 3.1 maddesine göre doğal kökenli türev bileşen, moleküler ağırlık, yenilenebilir karbon içeriği ya da ilgili başka bir yöntem bakımından %50'den fazlası doğal kökenli olan, kimyasal değişiklik amacıyla tanımlı kimyasal ve/veya biyolojik süreçlerden geçmiş bileşen. ISO 16128-2:2017'nin 4.3.2 maddesi de hesaplanan doğal köken indeksi 0,5 veya altında kalanları 0 sayıyor. Yani %51 doğal kökenli, neredeyse yarısı kimyasal olarak dönüştürülmüş bir molekül de "doğal kökenli" sayılıyor ve hesaba 1 ile değil kendi oranıyla giriyor.

Su "doğal" sayılıyor: aynı üründen iki ayrı yüzde

Şimdi yüzdenin nereden geldiğine bak. ISO 16128-2:2017'nin 4.3.1 maddesine göre yapısal suyun, rekonstitüsyon suyunun, ekstraksiyon suyunun ve formülasyon suyunun doğallık indeksi 1 kabul ediliyor. ISO 16128-1:2016'nın 2.4 maddesi de tek cümleyle söylüyor: su doğal sayılır. Aynı maddeye göre yukarıda ayrıca tanımlanmamış su, formülasyon suyu olarak adlandırılıyor — yani formüle eklediğin saf su, hesapta %100 doğal içerik olarak geçiyor.

Bunun pratik sonucu şu: su bazlı bir üründe "%95 doğal" rakamının büyük kısmı sudan geliyor olabilir. Rakam teknik olarak doğru, tüketici açısından yanıltıcı. 655/2013'ün bilgiye dayalı karar verme kriteri tam burada devreye giriyor.

Asıl mesele ise hesap tabanının seçilebilir olması. ISO 16128-2:2017, doğal içerik hesabı için iki ayrı yöntem tanımlıyor: 5.1.2 maddesi formülasyon suyunu dahil ederek, 5.1.3 maddesi hariç tutarak hesaplıyor. Aynı ikili yapı 5.2, 5.3 ve 5.4 maddelerinde doğal kökenli, organik ve organik kökenli içerik için birebir tekrarlanıyor. Standart hangisinin kullanılacağını dayatmıyor.

Yani tek bir üründen, hiçbir kural çiğnenmeden, birbirinden çok farklı iki "%X doğal" rakamı çıkabiliyor. Suyu dahil eden hesapla yüksek, hariç tutan hesapla düşük. Etikette hangisinin kullanıldığı yazmıyorsa, rakamı doğrulaman mümkün değil.

Etikette yüzde görüyorsan aradığın ikinci bilgi şu: bu yüzde hangi hesap tabanıyla çıkarıldı, su dahil mi hariç mi? Bu belirtilmemişse rakam karşılaştırılabilir değildir.

Organik tarafta tablo tersine dönüyor. ISO 16128-2:2017'nin 4.4.1 maddesi, ekstraksiyon suyunun ve formülasyon suyunun organik indeksinin 0 olduğunu söylüyor. Yapısal su ve rekonstitüsyon suyu bu kuralın istisnası — onların organik indeksi 1. ISO 16128-1:2016'nın 2.3 maddesi de suyu, yapısal su hariç olmak üzere, minerallerle birlikte organik tarım kapsamı dışında bırakıyor. Sonuç: formüle eklediğin su ürünün "doğal" yüzdesini yukarı çekerken "organik" yüzdesine katkı vermiyor.

"%98 doğal, %2 organik" gibi ilk bakışta çelişkili görünen tablolar işte bu kuraldan doğuyor. Çelişki değil; iki rakam farklı hesap tabanlarına oturuyor. Bunu bildiğinde ambalajdaki iki sayıyı yan yana koyup birbiriyle kıyaslama refleksinden kurtuluyorsun.

Türkiye'nin sayısal eşikleri ve kategori tablosu

AB mevzuatında "doğal" için bağlayıcı bir sayısal eşik yok. Türkiye'de ise sayı veren bir metin var: TİTCK'nın Organik ve Doğal Kozmetik Ürün İddialarına İlişkin Kılavuzu.

Bu kılavuzun 4 üncü maddesinin (b) bendi doğal kozmetik ürünü, bileşiminin en az yüzde 95'inin doğal içerikli olduğu, bu içeriğin doğal olma gerekliliklerini sağladığını kanıtlayan ancak organik olması gerekmeyen kozmetik ürün olarak tanımlıyor. 7 nci maddesi, kozmetik üründe organik bileşen olarak kullanılacak doğal madde ve karışımlarının ağırlıkça en az %95'inin organik üretimle elde edilmiş olmasını istiyor. 5 inci maddesi ise organik bileşen yüzdesi hesaplanırken su ve minerallerin hesaplamaya dahil edilmemesi gerektiğini söylüyor.

Önce bir uyarıyı kaydet, sonra tabloya bak.

Bu kılavuzun yürürlük durumu net değil

Kılavuzun 3 üncü maddesi dayanağını 23/05/2005 tarihli ve 25823 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kozmetik Yönetmeliği'nin 6 ncı ve 10 uncu maddeleri olarak gösteriyor; bu yönetmelik mülga. Kılavuz 2023 tarihli yeni Kozmetik Ürünler Yönetmeliği sonrasında güncellenmemiş ve TİTCK'nın güncel kozmetik mevzuatı sayfasındaki kılavuz listesinde yer almıyor. Belgenin sürüm kimliği de belirsiz: kullanılan metinde sürüm numarası yok, Kurumun eski kılavuz duyurusunda ise benzer ama farklı adlı bir belge listeleniyor. Aşağıdaki rakamlara dayanmadan önce güncel yürürlük durumunu Kurumdan teyit et.

Kılavuzun 7 nci maddesine bağlı Tablo 2, bitmiş üründe kategori bazında asgari organik bileşen yüzdesi belirliyor:

Ürün kategorisiBitmiş üründe asgari organik bileşen
Yağlar, susuz temizleme ve bakım ürünleri%90
Parfüm, EDP, EDT%60
Cilt bakım emülsiyonları (s/y)%30
Cilt bakımı için emülsiyon (y/s) ve jeller%20
Deodorantlar ve antiperspiranlar%20
Saç bakım ürünleri%20
Yüzey aktif madde içeren temizleme ürünleri%20
Diş ve ağız bakım ürünleri%20
Sabun%20
Kozmetik amaçlı sular%20

Tablodaki değerin altında kalan bir ürün, kılavuzun 8 inci maddesi uyarınca organik olduğuna dair iddia ve ibareleri kullanamıyor; aynı madde ticari adda kullanımı da kapsıyor. Yani "organic" kelimesini marka adının içine gizleyerek kural aşılamıyor.

Aynı kılavuzun 8 inci maddesi "%100 doğal" veya "%100 organik" ifadelerinin ve bunları belirten görsellerin, gerekli ve yeterli koşullar belgelerle sağlanmadıkça kullanılmamasını söylüyor. 9 uncu maddesi de organik ya da doğal beyanlarını, bunlara ilişkin görselleri veya ima eden ifade ve şekilleri kullanabilmek için üreticilerin gereklilikleri sağladıklarını kanıtlayan belgelere sahip olmasını şart koşuyor. Pratikte içinde su, koruyucu ya da sentetik emülgatör bulunan bir ürünün "%100 doğal" olması zor; kılavuzun 5 inci maddesi esanslar, antioksidanlar, silikon yağları, etoksillenmiş ham maddeler ve UV filtreleri gibi sentetik maddelerin kullanılmasını önermiyor ve genetiği değiştirilmiş mikroorganizmalardan elde edilen bileşenleri yasaklıyor. Not: bu yasak mikroorganizma kaynaklı bileşenler için; GDO'lu bitki kaynaklı bileşenler için kılavuzda açık bir yasak yok.

"Paraben içermez" neden kabul edilmiyor

Türkiye'de hâlâ çok sayıda ambalajda "paraben içermez" yazıyor. Bu ifadenin varlığı ürünün daha güvenli olduğunu göstermiyor; etiketin kurala aykırı olduğunu gösteriyor. Okumayı tam tersine çevirmen gereken yer burası.

Gerekçe, çoğu insanın sandığının aksine güvenlik değil. AB teknik belgesinin Ek III'ündeki "Fairness" satırı ve TİTCK İddialar Kılavuzu Ek III'ündeki "Adalet-Rekabet" satırı aynı mantığı kuruyor: belirli parabenler 1223/2009 sayılı Tüzük'e uygun kullanıldığında güvenli, dolayısıyla "paraben içermez" iddiası tüm paraben grubunu karaladığı için kabul edilmiyor. Aynı gerekçeyle "fenoksietanol içermez" ve "triklosan içermez" iddiaları da reddediliyor — bu maddeler de kozmetik mevzuatına uygun kullanıldığında güvenli.

Paraben kullanımı zaten sınırlandırılmış durumda: 1004/2014 sayılı Komisyon Tüzüğü (18.09.2014), butilparaben ve propilparaben için tek tek ve toplam konsantrasyonlarda asit olarak %0,14, tüm parabenler toplamı için %0,8 sınırı getiriyor ve üç yaş altı çocukların bez bölgesine uygulanan durulanmayan ürünlerde kullanımı yasaklıyor.

Adalet kriteri yalnızca rakip markaları değil rakip bileşenleri de koruyor. AB belgesi Ek I'deki iki örnek bunu net gösteriyor: "koruyucu içermediği için düşük alerjenli" ifadesi, tüm koruyucuların alerjen olduğunu varsaydığı için reddediliyor; "mineral yağ içermediği için iyi tolere edilir" ifadesi de eşit derecede iyi tolere edilen diğer ürünlere haksızlık ettiği için kabul edilmiyor.

"İçermez" iddialarının tamamı yasak değil. AB teknik belgesinin Ek III'ü bu iddiaları altı ortak kriterin tamamına ayrı ayrı bağlıyor ve tipik olarak dört durumu dışarıda bırakıyor: zaten yasaklı bir maddeyi içermediğini söylemek, ürünün yapısı gereği zaten kullanılmayan bir bileşen için iddiada bulunmak, bileşen yokluğuna dayanarak verilemeyecek bir garanti ima etmek ve yasal olarak kullanılan bir bileşeni ya da bileşen grubunu karalamak.

Serbest olan alan ise bilgiye dayalı karar verme kriterinden geliyor. AB belgesi Ek III'te üç örnek veriyor: aile ürünü olarak tasarlanmış bir gargarada "alkol içermez", veganlara yönelik üründe "hayvansal kaynaklı madde içermez", kokusundan kaçınmak isteyen kullanıcılar için ojede "aseton içermez". TİTCK kılavuzunun aynı satırında dördüncü bir örnek var ve AB metninde bulunmuyor: dini hassasiyeti olanlara bilinçli seçim sağlamak amacıyla "domuz yağı içermez".

Serbestlik koşullu. TİTCK metni "diğer ortak kriterleri de sağlamaları halinde" diyor. Bir üründe "alkol içermez" doğruysa serbest; ama aynı ürün alkolü koruyucu olarak kullanıyorsa "koruyucu içermez" diyemez.

İki özel yasak daha ezberlenmeye değer. "Alerjen/duyarlandırıcı madde içermez" iddiası açıkça yasak, çünkü alerjik reaksiyon riskinin tamamen yokluğu garanti edilemez. Ve formaldehit salıcı bir bileşen — örneğin diazolidinil üre — içeren bir ürün "formaldehit içermez" diyemez.

Türkiye'ye özgü sert kural: analiz raporu şartı

AB ile Türkiye arasındaki en somut fark burada. AB'de bir iddianın arkasındaki "yeterli ve doğrulanabilir kanıt" ürün bilgi dosyasında tutulur; denetim geldiğinde gösterilir. Türkiye'de ise "içermez" iddiaları için kanıt bildirim aşamasında sisteme yüklenir.

TİTCK İddialar Kılavuzu'nun Ek III'ünün giriş paragrafı bunu tek cümlede kuruyor: aşağıda yer alan koşulları sağlaması şartıyla kozmetik ürün ambalajında kullanılabilecek "içermez" iddiaları için bildirim işlemi sırasında, TSE ISO IEC 17025 standartlarına haiz laboratuvardan alınacak, söz konusu maddeyi ya da maddeleri içermediğine dair analiz raporunun Ürün Takip Sistemi'ne yüklenmesi gerekli.

AB teknik belgesinin Ek III'ünde böyle bir bildirim ön koşulu yok; oradaki karşılık gelen satır yalnızca bileşen yokluğunun yeterli ve doğrulanabilir kanıtla gösterilmesini istiyor. Yani Türkiye, aynı iddia için akredite laboratuvar raporunu peşin şart hâline getiriyor.

Bunun anlamı: Türkiye'de ambalajında kurala uygun bir "içermez" iddiası taşıyan bir ürünün, bildirim dosyasında akredite bir laboratuvardan alınmış analiz raporu bulunmak zorunda. İddia var ama rapor yoksa, iddia baştan usulsüz.

TİTCK kılavuzu iki iddiaya daha AB metninde bulunmayan ek sınırlar getiriyor. Birincisi Ek III'ün "Doğruluk" satırında: bir ürünün SLS/SLES içermemesi, çok geniş bir bileşen grubunu ifade etmesi sebebiyle "sülfat içermez" iddiasının kullanımı için yeterli değil. İkincisi "Dürüstlük" satırında: "parfüm içermez" iddiası ancak ürünün kokmadığına dair analiz yapılması ve bu analiz raporunun bildirim aşamasında sunulması hâlinde kullanılabiliyor.

Burada bir ayrımı korumak gerek. "Parfüm içermez" iddiasının, üründeki diğer işlevlerine bakılmaksızın ürüne koku sağlayan bir bileşen varsa kullanılamayacağı kuralı Türkiye'ye özgü değil — AB teknik belgesinin Ek III "Honesty" satırında zaten var. Türkiye'ye özgü olan, ürünün kokmadığına dair analiz raporunun bildirim aşamasında sunulması ön koşulu.

Pratik sonucu şu: uçucu yağ içeren bir ürün, o yağı başka bir işlev için koymuş olsa bile "parfümsüz" diyemiyor. Kural bileşenin niyetine değil, üründe koku sağlayıp sağlamadığına bakıyor.

Üçüncü bir örnek de aynı ekte: "boyar madde içermez" iddiası için ürünün Yönetmeliğin Ek-4'ünde yer alan tüm boyar maddeleri içermemesi gerekiyor. Yani iddia tek bir maddeye değil, listenin tamamına karşı veriliyor.

"Dermatolojik olarak test edilmiştir" ne kanıtlar, ne kanıtlamaz

Bu ifade muhtemelen etiketlerde en çok yanlış okunan cümle. Çoğu kişi bundan ürünün etkili olduğunu ya da herkes için güvenli olduğunu anlıyor. İfadenin mevzuattaki karşılığı çok daha dar.

AB teknik belgesinin Ek II'si şunu söylüyor: "dermatolojik olarak test edilmiştir" iddiası, ürünün bir dermatoloji uzmanı gözetiminde insanlar üzerinde test edildiğini ima eder; iddianın sunumuna bağlı olarak ürünün belirli bir etkisine veya toleransına atıfta bulunabilir. TİTCK İddialar Kılavuzu Ek II'de bunun Türkçe karşılığı var ve bir cümle ekliyor: aynı durum başka herhangi bir tıbbi disipline atıfta bulunan bir iddia için de geçerli.

Dikkat edilecek nokta "sunuma bağlı olarak" ifadesi. İfade tek başına neyin test edildiğini söylemiyor. Tolerans mı ölçüldü, etkinlik mi? Ambalaj bunu belirtmiyorsa, cümle sana hiçbir performans bilgisi vermiyor.

AB belgesi bir sınır daha koyuyor: tüketici öz-algı çalışmaları bu iddiayı desteklemek için uygun değil. Yani "katılımcıların çoğu cildini daha yumuşak hissetti" tipi anketler bu iddianın arkasını dolduramıyor. Bu cümlenin TİTCK kılavuzunun Ek II'sindeki Türkçe karşılıkta yer almadığını da bilmekte fayda var — belgede öz-algı çalışmalarına ilişkin bu ifade geçmiyor. Dolayısıyla bunu Türkiye kuralı diye sunmak yanlış olur; AB teknik belgesinin koyduğu bir sınır.

Asgari denek sayısı meselesi daha da çarpıcı. Ne AB teknik belgesi ne TİTCK kılavuzu bu iddia için zorunlu bir asgari denek sayısı belirliyor. İkisi de yalnızca çalışmanın tasarımında ve analizinde istatistiksel ilkelere dayanılmasını — AB metni bunu "örneğin denek sayısı, test örnekleri vb." diye örnekliyor — çalışma protokolünün hazırlanıp valide edilmesini ve raporun çalışmadan sorumlu kişinin imzasını taşımasını istiyor. Küçük bir çeviri ayrıntısı: TİTCK metni aynı yerde "denek sayısı" değil "deney sayısı" diyor.

"X kişide test edildi" rakamı ambalajda yazmıyorsa, o sayı 20 de olabilir 200 de.

Sektörde yaygın olarak kullanılan tekrarlı tahriş yama testi protokolleri tipik olarak 50-100 ve üzeri gönüllüyle yürütülüyor; ama bu bir mevzuat eşiği değil, sektör uygulaması. Kimse seni çok daha küçük bir çalışmayla da aynı cümleyi yazmaktan alıkoymuyor.

İfadenin hukuki statüsünü belirleyen karar ise eski. Avrupa Birliği Adalet Divanı, 24 Ekim 2002 tarihli C-99/01 sayılı Linhart ve Biffl kararında, "dermatolojik olarak test edilmiştir" ifadesinin makul ölçüde bilgili, dikkatli ve tedbirli ortalama tüketiciye, ürünün cilt üzerindeki etkilerini incelemeye yönelik testlerden geçtiğinden başka bir şey ifade edemeyeceğini tespit etti (par. 35) ve bu nedenle ifadenin ürüne sahip olmadığı nitelikleri atfederek tüketiciyi yanıltamayacağına hükmetti (par. 36).

Ama karar ifadeyi koşulsuz serbest bırakmıyor. AB teknik belgesinin bu karara atıf yapan dipnotu, testlerin sonuçlarının olumlu olduğunu ve ürünün iyi tolere edildiğini gösterdiğini de kapsama alıyor. Yani ifade koşullu serbest: test yapılmamışsa ya da sonuç olumsuzsa, aynı cümle doğrudan aldatıcı reklam hâline geliyor.

"Klinik olarak test edilmiştir" ile "klinik olarak kanıtlanmıştır"

Bu iki ifade arasındaki fark tek bir kelime gibi görünüyor ama hukuken bambaşka iki iddia. Etiket okurken kazanabileceğin en kullanışlı reflekslerden biri bu farkı görmek.

AB teknik belgesinin Ek II'si "klinik olarak test edilmiştir" iddiasını şöyle tanımlıyor: bu iddia, testlerin yürütüldüğü uzmanlığa, sürece veya koşullara atıf yapar. İfade, ürünün tıbbi yeterliliği olan bir profesyonel ya da başka bir bilimsel yeterliliğe sahip profesyonel gözetiminde, bir klinik protokole göre veya klinik ortamda insanlar üzerinde test edildiği anlamına geliyor. TİTCK İddialar Kılavuzu Ek II'deki karşılığı da aynı yönde: iddia, ürünün klinik araştırma kapsamında ilgili profesyonel gözetiminde tüm gereklilikler yerine getirilerek test edildiği anlamını taşıyor.

Tanımı bir kez daha oku ve içinde olmayan şeye dikkat et: sonuç yok. İfade neyin ölçüldüğünü söylemiyor, ölçümün nasıl bir ortamda yapıldığını söylüyor. Uzmanlık, süreç, koşullar. Test edilmiş olmak bir etkinlik beyanı değil.

"Klinik olarak test edilmiştir"

Sürece ve koşula atıf. Testin bir klinik protokole göre, yeterliliği olan bir profesyonel gözetiminde yapıldığını söyler. Sonucun ne çıktığına dair bilgi vermez.

"Klinik olarak kanıtlanmıştır"

Tanımın ötesine geçer; bir etkinlik iddiasıdır. 655/2013'ün destekleyici kanıtlar kriteri uyarınca o spesifik etkiyi gösteren, iyi tasarlanmış ve istatistiksel olarak anlamlı bir çalışmayla ayrıca kanıtlanmak zorundadır.

Aradaki geçiş etiketlerde çoğu zaman sessizce yapılıyor. Cümle "klinik olarak test edilmiş formül" diye başlıyor, hemen yanında ölçülebilir bir sonuç duruyor. Bu ikisi yan yana geldiğinde artık ortada bir süreç beyanı değil, kanıtlanması gereken bir etkinlik iddiası var.

Aynı mantık bileşen düzeyinde de işliyor. Bir bileşenin adını yazmak serbest. O bileşene atfedilen bir etkiyi ürüne bağlamak ise, o etkiyi ürünün etkisi olarak kanıtlamayı gerektiriyor. 655/2013'ün Eki bunu açıkça söylüyor: bir bileşenin özelliklerini açıkça ya da örtülü olarak bitmiş ürüne taşıyan iddia, bileşenin etkin konsantrasyonda bulunduğunun gösterilmesi gibi yeterli ve doğrulanabilir kanıtla desteklenmeli. Doğruluk satırındaki örnek de aynı yere çıkıyor: ürünün kendisinin nemlendirici etkisi yoksa, "nemlendirici aloe vera içerir" denemez ve aloe vera görseli öne çıkarılamaz.

Kısacası bileşen literatürü ürün kanıtı yerine geçmiyor. Bir bitki özünün yüzlerce makalede incelenmiş olması, elindeki üründe ne kadar bulunduğu ve o miktarın ne yaptığı sorusunu cevaplamıyor. Etikette bir bileşen adının yanında bir sonuç cümlesi görüyorsan, aradaki bağın kurulup kurulmadığını sorman gereken yerdesin.

"Hipoalerjenik" iddiası için aranan koşullar

"Hipoalerjenik" kelimesi günlük dilde "alerji yapmaz" diye okunuyor. Mevzuattaki karşılığı bu değil ve aradaki fark, ifadenin kendi kural metninde açıkça yazıyor.

AB teknik belgesinin Ek IV'ü şöyle başlıyor: "hipoalerjenik" iddiası yalnızca kozmetik ürün alerji potansiyelini en aza indirecek şekilde tasarlanmışsa kullanılabilir. Bu ek, Ek III ile birlikte 3 Temmuz 2017'de eklendi ve Kozmetik Ürünler Çalışma Grubu üyeleri içerdiği yeni unsurların 1 Temmuz 2019'dan itibaren uygulanması konusunda anlaştı. TİTCK İddialar Kılavuzu'nun Ek IV'ünde de hem tasarım şartı hem kapanış cümlesi Türkçe olarak yer alıyor.

Tasarım şartının içi altı kategoriyle dolduruluyor. Ürün şu maddelerden tamamen kaçınmak zorunda:

1. SCCS ve öncülleri

Tüketici Güvenliği Bilimsel Komitesi ya da onun öncesindeki komitelerce duyarlandırıcı sayılan maddeler.

2. Diğer resmî komiteler

Diğer resmî risk değerlendirme komitelerince cilt duyarlandırıcısı sayılan maddeler.

3. CLP sınıflandırması

CLP Tüzüğü'ne göre cilt duyarlandırıcısı Kategori 1, alt kategori 1A veya 1B olarak sınıflandırılanlar.

4. Firmanın kendi verisi

Firmanın tüketici şikâyetlerinden duyarlandırıcı olduğunu tespit ettiği maddeler.

5. Bilimsel literatür

Bilimsel literatürde genel kabulle duyarlandırıcı sayılan maddeler.

6. Verisi olmayanlar

Duyarlandırma potansiyeli hakkında ilgili verisi bulunmayan maddeler. Bilinmiyorsa kullanılamaz.

Altıncı kategori en az bilineni ama en öğreticisi: veri eksikliği de dışlama sebebi. "Zararlı olduğuna dair kanıt yok" argümanı burada işlemiyor; kural, duyarlandırma potansiyeline dair veri yoksa maddeyi kapsam dışına atıyor. Ek IV'ün atıfları da bu çerçeveyi tamamlıyor — SCCS'in 15 Aralık 2015 tarihli SCCS/1567/15 sayılı belgesi ve 286/2011 sayılı Komisyon Tüzüğü'nün 3.4.2.2 maddesi.

Ekin kapanış cümlesi ise iddianın sınırını çiziyor: "hipoalerjenik" iddiasının kullanılması alerjik reaksiyon riskinin tamamen yokluğunu garanti etmez ve ürün böyle bir izlenim vermemelidir. Yani hipoalerjenik, alerji yapmaz demek değil. Alerji potansiyelini en aza indirmeye yönelik bir tasarım tercihinin adı.

Bir de doğallıkla kurulan yanlış denklem var. "Doğal" ile "alerjen içermez" birbirinin karşıtı olabiliyor. 2023/1545 sayılı Komisyon Tüzüğü, bireysel olarak beyan edilmesi gereken parfüm alerjeni sayısını artırdı: tüzüğün kendi gerekçesine göre mevcut 24 alerjene, SCCS'in tespit ettiği 56 yeni alerjen eklendi ve sayı yaklaşık 80'e çıktı. Yeni kurallara uymayan ürünler 31 Temmuz 2026'ya kadar piyasaya arz edilebiliyor, bu tarihten önce arz edilmiş olanlar ise 31 Temmuz 2028'e kadar piyasada bulundurulabiliyor. Türkiye tarafında TİTCK'nın 24.06.2026 tarihli Kozmetik Ürünlerde Kullanılan Parfüm Alerjenlerinin Etiketlenmesine İlişkin Kılavuzu var.

Burada bilmen gereken şu: limonen, linalool, sitronellol, geraniol gibi zorunlu beyan edilen alerjenlerin çoğu doğal uçucu yağların doğal bileşenleri. İçindekiler listesinde bu isimleri görmek ürünün sentetik olduğu anlamına gelmiyor.

İddiaSerbest miHangi koşulla
"Sağlık Bakanlığından onaylıdır"HayırKoşulsuz yasak. Kozmetikte kurum onayı yok, bildirim var.
"Kozmetik mevzuatına uygundur", "ÜTS bildirimi vardır"HayırAsgari yasal gereklilik fayda gibi sunulamaz.
"Hidrokinon içermez", "kortikosteroid içermez"HayırZaten yasaklı maddeler için iddia kurulamaz.
"Paraben içermez", "fenoksietanol içermez", "triklosan içermez"HayırAdalet-rekabet kriteri: yasal olarak kullanılan bileşen grubunu karalıyor.
"Alerjen/duyarlandırıcı madde içermez"HayırRiskin tamamen yokluğu garanti edilemez.
"Formaldehit içermez"KoşulluÜründe formaldehit salıcı bir bileşen (ör. diazolidinil üre) varsa kullanılamaz.
"Alkol içermez", "hayvansal kaynaklı madde içermez", "aseton içermez"EvetHedef gruba bilinçli seçim sağlıyorsa ve diğer ortak kriterleri de karşılıyorsa. Türkiye'de ayrıca akredite laboratuvar analiz raporu bildirime yüklenir.
"Domuz yağı içermez"EvetTİTCK kılavuzunda dini hassasiyet gerekçesiyle örneklenmiş; analiz raporu şartı geçerli.
"Parfüm içermez"KoşulluÜründe koku sağlayan hiçbir bileşen bulunmamalı; Türkiye'de ayrıca ürünün kokmadığına dair analiz raporu bildirimde sunulmalı.
"Sülfat içermez"KoşulluYalnızca SLS/SLES içermemek yeterli değil; sülfat çok geniş bir bileşen grubunu ifade ediyor.
"Boyar madde içermez"KoşulluÜrün, Yönetmeliğin Ek-4'ündeki tüm boyar maddeleri içermemeli.
"%100 doğal", "%100 organik"KoşulluGerekli ve yeterli koşullar belgelerle sağlanmadıkça kullanılamaz.
"ISO 16128 sertifikalı"HayırStandart sertifikasyon şeması değil; ambalajda ISO logosu kullanılamaz.
"Dermatolojik olarak test edilmiştir"EvetDermatoloji uzmanı gözetiminde insanlar üzerinde test yapılmış ve sonuç olumlu olmalı. Öz-algı anketi bu iddiayı desteklemez.
"Klinik olarak test edilmiştir"EvetYeterliliği olan profesyonel gözetiminde, klinik protokole göre veya klinik ortamda test yapılmış olmalı. Etkinlik beyanı değildir.
"Klinik olarak kanıtlanmıştır"KoşulluBir etkinlik iddiasıdır; o spesifik etkiyi gösteren, iyi tasarlanmış ve istatistiksel olarak anlamlı çalışma gerekir.
"Hipoalerjenik"KoşulluÜrün alerji potansiyelini en aza indirecek şekilde tasarlanmış ve altı kategorideki maddelerden tamamen kaçınmış olmalı.
"Bu parfüm sana kanat takar"EvetOrtalama son kullanıcının kelimesi kelimesine almayacağı açık abartı; kanıt gerektirmez.
"48 saat nemlendirme"KoşulluAbartı değil ölçülebilir iddia; kanıt daha kısa bir süreyi destekliyorsa kullanılamaz.

Bir ürünü kozmetikten çıkaran şey: hastalık iddiası ve tedavi edici işlev

Buraya kadar okuduğun kuralların hepsi bir kozmetik ürünün etiketi için geçerli. Peki bir ürün ne zaman kozmetik olmaktan çıkar? Cevap içeriğinde değil, cümlelerinde.

TİTCK'nın Kozmetik Ürünler ile Sınır Teşkil Eden Ürünlere İlişkin Kılavuzu (Doküman No KÜD-KLVZ-06, Rev.03, yürürlük 11.10.2024) bunu 9 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında dört bentle kuruyor. Bir kozmetik ürünün iddiası:

(a) Hastalık iddiası

Herhangi bir hastalığı tedavi etmek veya önlemek, teşhis etmek ya da bir fizyolojik fonksiyonu düzeltmek, düzenlemek veya değiştirmeye yönelik olmamalı.

(b) Tedavi edici işlev

Farmakolojik, immünolojik veya metabolik etkilerin sonucunda fizyolojik fonksiyonları yenilediğini, düzelttiğini veya değiştirdiğini iddia ya da ima edici olmamalı.

(c) İlaç etkisine atıf

Beşeri tıbbi ürün etkisine atıfta bulunmamalı.

(ç) Sağlık beyanı

Sağlık beyanı içermemeli.

İki ölçüt var ve ikisi de metne bakıyor: hastalığa dönük bir iddia kuruluyor mu, ve ürün tedavi edici bir işlev sunuyor mu. Bunların hiçbiri ürünün bileşen listesiyle ilgili değil. Aynı formül, iki farklı ambalajla iki farklı hukuki kategoriye düşebilir.

Kılavuzun 1 numaralı örneği bunu somutlaştırıyor: kas ve eklem ağrılarını hafifletmeyi amaçlayan, ima eden iddia veya görsel kullanan ve benzer tedavilerde ilaç etken maddesi olarak kullanılan bileşenleri ön plana çıkaran ürünler kozmetik mevzuatı kapsamında değerlendirilmiyor. Cümlenin yapısına dikkat et: hem bir sonuç iddiası ya da o sonucu ima eden bir görsel var, hem de ilaç etken maddesinin ambalajda öne çıkarılması. İkisi bir araya geldiğinde ürün kozmetik olarak değerlendirilmiyor.

Görsel meselesi burada da geçerli. Yönetmeliğin 23(1) maddesi gibi bu kural da resmi ve figürü metinle aynı düzleme koyuyor. Ambalajın üzerindeki bir çizim, ürünün sahip olmadığı bir işlevi ima ediyorsa, tek kelime yazmasan bile iddia kurulmuş sayılıyor.

Karar tek bir unsura bakılarak verilmiyor. Kılavuzun 6 ncı maddesi, ürünlerin bileşimi, kullanım amacı, sunumu, etki mekanizması, iddiaları ve diğer bütün ilgili unsurların bir arada değerlendirileceğini söylüyor. Yani içerik tamamen kozmetik olsa bile, sunumdaki tek bir cümle ürünü sınırın öbür tarafına itebilir. Tersi de doğru: bir bileşenin geçmişte ilaç olarak kullanılmış olması ürünü otomatik olarak ilaç yapmıyor.

Bir uyarı daha: kozmetik iddia kuralları tek başına işlemiyor. AB'de 2024/825 sayılı Direktif üye devletlerce 27 Mart 2026'ya kadar iç hukuka aktarıldı ve 27 Eylül 2026'dan itibaren uygulanmaya başlıyor; kanıtsız genel nitelikli çevresel beyanları yasaklıyor. Türkiye'de Reklam Kurulu'nun çevre kılavuzunun 5 inci maddesinin dördüncü fıkrası "yeşil", "sürdürülebilir", "eko", "doğa dostu", "çevre dostu" gibi genel kavramların açıklama yapılmadan ya da belirsizliğe yol açacak şekilde kullanılmasını yasaklıyor. Bu rejimler kozmetik mevzuatının yerine geçmiyor, üstüne ekleniyor.

Yaptırım tarafı da soyut değil. 6502 sayılı Kanun kapsamındaki idari para cezaları 1 Ocak 2026'dan itibaren %25,49 oranında artırıldı ve Reklam Kurulu'nun uygulayabileceği ceza aralığı 2026 yılı için 99.339 TL ile 39.916.524 TL arasına çıktı. Tutar, ihlalin gerçekleştiği mecraya göre belirleniyor; ulusal bir mecradaki cümle ile yerel bir broşürdeki aynı cümle çok farklı sonuç doğuruyor. Kozmetikte TİTCK'nın 5324 sayılı Kanun kapsamındaki ayrı yaptırım yetkisi de paralel işliyor.

Etikette bir ürünü kozmetik olmaktan çıkaran şey içindekiler listesi değil, kurulan cümledir.

"Kullanım şartları ve uyarılar" bendi neyi kapsar

Etiketin arkasını çevirdiğinde küçük puntoyla yazılmış bir uyarı bloğu görüyorsun. Bu blok tek bir hükümden doğuyor. Avrupa Birliği'nde 1223/2009 sayılı Kozmetik Tüzüğü'nün 19(1)(d) bendi, Türkiye'de 8/5/2023 tarihli ve 32184 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kozmetik Ürünler Yönetmeliği'nin 22 nci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi. Türkçe metin şöyle: "Kullanımda dikkate alınması gereken özel uyarılar ve en azından Ek III ila VI'da listelenen tedbirler ve profesyonel kullanım amaçlı kozmetik ürünler ile ilgili bütün özel ihtiyati bilgiler belirtilir."

Cümlenin en önemli kelimesi "en azından". Bu iki kelime, eklerde sayılan tedbirlerin bir taban olduğunu söylüyor; tavan değil. Yani eklerde adı hiç geçmeyen bir uyarı da, ürünün güvenlilik değerlendirmesinden çıkıyorsa etikete yazılmak zorunda. Aynı ifade İngilizce metinde de var: "particular precautions to be observed in use, and at least those listed in Annexes III to VI".

Etiketteki uyarılar iki ayrı musluktan geliyor: biri mevzuatın eklerinden, diğeri o ürüne özel güvenlilik değerlendirmesinden.

Buradan pratik bir ayrım çıkıyor. Bir kutunun üstündeki uyarıları okurken üç gruba ayırabilirsin.

Eklerden gelen zorunlu metinler

Ek III ila VI'da bir madde için açıkça yazılmış tedbir cümleleri. Bunların lafzı mevzuatta belirlidir; üretici yeniden yazamaz, yumuşatamaz.

Güvenlilik değerlendiricisinin belirlediği uyarılar

Tüzüğün Ek I Bölüm B'sinin 2 nci maddesi, 19(1)(d) bendi uyarınca hangi özel uyarı ve kullanım talimatının etikete konacağına dair bir beyanı zorunlu tutar. Yani metni mevzuat değil, değerlendirici gerekçelendirir.

Markanın kendi eklediği uyarılar

Ne ekten ne değerlendirmeden gelen, ticari tercihle konmuş cümleler. Hukuken serbesttir ama hiçbir doğrulama süzgecinden geçmemiştir. Etikete bakarak bunları ayırt etmek çoğu zaman mümkün değildir.

Türkiye'nin AB'den ayrıştığı somut bir nokta var: dil. Yönetmeliğin 22 nci maddesinin beşinci fıkrası "Birinci fıkranın (b), (c), (ç) ve (e) bentlerinde ve iki ila dördüncü fıkralarda belirtilen bilgiler Türkçe sunulur." diyor. Uyarılar bu dört kalemden biri. AB Tüzüğü'nün 19(5) maddesi ise aynı dört bendin dilini üye devlet hukukuna bırakıyor. Yani Türkiye'de satılan bir üründe uyarının Türkçe olması doğrudan yönetmelik emri.

Tek istisna bileşen listesi. Yönetmeliğin 22 nci maddesinin altıncı fıkrası bileşen adlarını ortak bileşen adları sözlüğüne bağlıyor; AB'de karşılığı 19(6). Bu yüzden uyarı Türkçe, INCI adları İngilizce görünüyor. Bu bir tutarsızlık değil, kuralın kendisi.

Not: AB Tüzüğü 19(1) maddesi zorunlu etiket bilgilerini yedi bent (a-g) hâlinde sayarken, Türkiye Yönetmeliği aynı içeriği 22 nci maddenin birinci fıkrasında on bir bent (a, b, c, ç, d, e, f, g, ğ, h, ı) hâlinde düzenler. Bent sayısı farkı içerik farkı değildir; Türkçe metin AB'nin bileşen listesi bendini beş ayrı bende bölmüştür. Sıralama da birebir aynı değil: AB'de parti numarası (e), ürün işlevi (f) iken Türkiye'de (d) ve (e) bentleridir.

Eklerde yer alan maddelerin getirdiği zorunlu metinler

Şimdi somut bir örneğe bakalım, çünkü burada yaygın bir yanlış anlama var. 26 Temmuz 2023 tarihli ve 2023/1545 sayılı Komisyon Tüzüğü, kozmetik ürünlerde parfüm alerjenlerinin etiketlenmesine ilişkin olarak 1223/2009 sayılı Tüzüğü değiştirdi ve Ek III'e çok sayıda yeni kayıt ekledi. Bu kayıtların arasında şunlar da var.

Ek III kayıt noMaddeGetirilen yükümlülük
331Bornan-2-one (INCI: Camphor), CAS 76-22-2 dâhil dört CASBileşen listesinde ayrıca beyan
338Menthol; dl-menthol; l-menthol; d-mentholBileşen listesinde ayrıca beyan
355Eucalyptus globulus oilBileşen listesinde ayrıca beyan
361Mentha piperita oilBileşen listesinde ayrıca beyan

Dördünün de kısıtlama sütununda tek bir cümle var: madde, durulanmayan üründe %0,001'i, durulanan üründe %0,01'i aşan derişimde bulunuyorsa 19(1)(g) bendindeki bileşen listesinde belirtilecek. Azami konsantrasyon sütunu boş. Yani bu kayıtlar bir miktar sınırı getirmiyor.

Ek III'e girmek "kısıtlandı" demek değil

"Mentol Ek III'e girdi" cümlesi internette sık sık "mentole konsantrasyon sınırı geldi" diye aktarılıyor. Kayıt metni bunu söylemiyor. Aynı şey kâfur için de geçerli: kâfurun Ek III'e girmesi "kozmetikte kâfur kısıtlandı" değil, "kâfur artık parfüm alerjeni olarak bileşen listesinde ayrıca yazılacak" anlamına geliyor.

Dikkat etmen gereken ikinci nokta daha da ince. Bu dört kayıt bir uyarı cümlesi üretmiyor; bir beyan yükümlülüğü üretiyor. Yani etiketin uyarı bloğunda değil, bileşen listesinde iz bırakıyor. "Ek III'te olan madde etikette uyarıyla anılır" beklentisi bu maddeler için yanlış. Eklerdeki her kayıt aynı türde bir yükümlülük getirmiyor; kimi tedbir metni, kimi derişim sınırı, kimi de yalnızca beyan istiyor.

Geçiş süreleri de karıştırılıyor. Bu kayıtların taşıdığı (*4) dipnotu aynen şöyle: uyumsuz ürünler Birlik pazarına 31 Temmuz 2026'ya kadar arz edilebilir, piyasada 31 Temmuz 2028'e kadar bulundurulabilir. İki tarih iki ayrı şey: birincisi piyasaya arz, ikincisi piyasada bulundurma son tarihi. Bugün itibarıyla ilk tarih geçmiş durumda.

Türkiye tarafında bu rejimin dayanağı AB Tüzüğü'nün doğrudan kendisi değil. Parfüm alerjenleri Türkiye Ek III'üne 05.03.2024 tarihli ve 32480 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kozmetik Ürünler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile girdi. TİTCK ayrıca KÜD-KLVZ-57 kodlu "Kozmetik Ürünlerde Kullanılan Parfüm Alerjenlerinin Etiketlenmesine İlişkin Kılavuz"u revizyon no 0 ile 11.06.2026 yürürlük tarihiyle yayımladı.

Burada dürüst olmak gerekiyor: Türkiye Ek III'ündeki kayıt numaralarının AB'nin 331, 338, 355 ve 361 numaralarıyla birebir örtüştüğü bu çalışmada doğrulanamadı. Türkiye için geçerli kayıt numaraları ve geçiş süreleri, TİTCK'nın yayımladığı Ek III tablosundan teyit edilmeli. AB tarihlerini Türkiye'ye taşıyarak varsaymak doğru değil.

Uçucu yağ içeren kozmetiklerde etikette ne beklemelisin

Uçucu yağ içeren bir kozmetiğin arkasında sık sık şu türden cümleler görüyorsun: "Uçucu yağ içerir", "Gözle temasından kaçınınız", "Hassas ciltlerde ön test yapınız". Bunların mevzuattan gelen hazır metinler olduğunu sanmak kolay. Değiller.

Mevzuatta uçucu yağ içeren kozmetikler için hazır ve standart bir uyarı metni yok. Hangi uyarının yazılacağını Tüzüğün Ek I Bölüm B'sinin 2 nci maddesi belirliyor: "Labelled warnings and instructions of use — Statement on the need to label any particular warnings and instructions of use in accordance with Article 19(1), point (d)". Yani metni mevzuat yazmıyor; güvenlilik değerlendiricisi, 19(1)(d) bendine göre gerekli gördüğü uyarıyı gerekçelendiriyor. Türkiye'de karşılığı Yönetmeliğin 13 üncü maddesi ve Ek I/B.

Bunun sonucu şu: aynı uçucu yağı benzer oranda içeren iki ürün, farklı uyarı metinleriyle raftaki yerini alabilir ve ikisi de mevzuata uygun olabilir. Çünkü uyarı ürüne özgü değerlendirmeden çıkıyor, tek tip bir şablondan değil.

Etiketteki uyarı cümlesini mevzuat dikte etmiyor; o ürünün güvenlilik dosyası belirliyor.

Kurumsal kaynaklı, yazılı bir genel ilke de var. TİTCK'nın KÜD-KLVZ-06 kodlu "Kozmetik Ürünler ile Sınır Teşkil Eden Ürünlere İlişkin Kılavuz"u (revizyon no 03, yürürlük 11.10.2024) uçucu yağları düzenleyen 41 numaralı maddesinde "seyreltilmemiş uçucu yağların insan vücuduna direk uygulanmaması gerekmektedir" diyor. Bu bir kılavuz hükmü; etikete birebir konacak zorunlu metin değil, ama kurumun uçucu yağlara nasıl baktığını gösteren bir çıpa.

Bir de şunu bilmen faydalı: kozmetik güvenlilik raporunun maruz kalma bölümü, doğrudan uygulamadan kaynaklanmayan ikincil maruziyet yollarının da düşünülmesi gerektiğini söylüyor. Ek I Bölüm A'nın 6 ncı maddesi bunu "should" ile ifade ediyor, "shall" ile değil — yani mutlak bir emir değil, beklenen bir değerlendirme başlığı. Etikette bu değerlendirmenin izini göremezsin; o iz ürün bilgi dosyasında kalıyor.

Uyarı bloğunda gördüğün şeyi okurken sorman gereken soru şu: bu cümle bir ek kaydından mı geliyor, bir değerlendirmeden mi, yoksa markanın kendi tercihinden mi? Etiket sana bu ayrımı vermiyor. Vermek zorunda da değil.

Çocuklara dair uyarılar hangi ürün sınıfında düzenlenir

Bu başlık, kozmetik etiketi okurken en çok yanlış bilgiyle karşılaşacağın yer. İnternette sık sık şuna benzer cümleler dolaşıyor: "AB kâfuru ve mentolü çocuk ürünlerinde yasakladı." Bu cümlenin kaynağı kozmetik mevzuatı değil, ilaç mevzuatı ve söylediği şey de bu değil.

Gerçek şu: Avrupa İlaç Ajansı'nın "terpenic derivatives" sevk işlemi, 2001/83/AT sayılı Direktif'in 31 inci madde usulüyle yürütüldü. CHMP görüşü 17 Kasım 2011, Avrupa Komisyonu kararı 20 Ocak 2012 tarihli. Karar kâfur, sineol, terpineol, terpin, sitral, mentol ile çam iğnesi, okaliptus, niyaouli, kekik ve terebentin yağlarını kapsıyor. Ama yalnızca tek bir farmasötik formda: supozituvarlarda. Kontrendikasyonlar 30 aydan küçük çocuklar, epilepsi veya febril konvülziyon öyküsü olanlar ve yakın zamanda anorektal lezyon öyküsü olan çocuklar.

EMA'nın kendi metni ayrıca şunu söylüyor: bu türevlerin başka formları mevcut ruhsat koşullarıyla kullanılmaya devam edebilir. Yani bu bir ilaç ruhsatı düzenlemesi. Kozmetik ürünleri kapsamıyor, kozmetik etiketine bir zorunluluk getirmiyor.

İlaç kuralını kozmetik kuralı sanma

Bir maddeyle ilgili kısıtlama duyduğunda ilk sorman gereken soru "hangi ürün sınıfında?" olmalı. Aynı molekül ilaç mevzuatında bir formda kontrendike, kozmetik mevzuatında ise yalnızca bileşen listesinde beyan yükümlülüğü taşıyor olabilir. İki rejim ayrı ayrı işler ve birinin kuralı diğerine kendiliğinden taşınmaz.

Kozmetik tarafında çocuklara dair hüküm başka bir yerde: Tüzüğün Ek I Bölüm B'sinin 3 üncü maddesinde, "Reasoning" başlığı altında. Bu madde, üç yaşın altındaki çocuklarda kullanılması amaçlanan kozmetik ürünler için ayrı ve özel bir değerlendirme yapılmasını zorunlu tutuyor. Aynı hüküm, yalnızca dış mahrem hijyen için tasarlanan ürünler için de ayrı bir özel değerlendirme istiyor.

Dikkat: bu bir yaş yasağı değil. Üç yaş altına yönelik ürün için ek bir değerlendirme yükümlülüğü. Ürün üç yaş altına yönelik değilse hüküm doğrudan uygulanmıyor. "Kozmetik mevzuatı üç yaş altını yasaklıyor" cümlesi yanlış; doğrusu "üç yaş altına yönelik ürün için güvenlilik raporunda ayrı bir değerlendirme bölümü zorunlu".

Buna karşılık etiketlerde sık gördüğün "çocukların ulaşamayacağı yerde saklayınız" tipi ifadeler bir ek kaydından değil, ürünün kendi güvenlilik değerlendirmesinden ya da markanın ihtiyatından gelir. Kâfur için sık anılan bir üst sınır ise bu çalışmada doğrulanamadı; bir ABD düzenlemesine dayandığı söyleniyor, AB veya Türkiye kozmetik mevzuatında böyle bir sınır gösterilemedi.

Aynı görünümdeki iki ürün neden farklı sınıfta olabilir

Rafta yan yana duran, aynı kutuda, aynı hacimde, hatta benzer bileşen listesine sahip iki ürün düşün. Biri kozmetik, diğeri beşeri tıbbi ürün olabilir. Bu tuhaf değil; mevzuatın kurgusu böyle.

Beşeri tıbbi ürün tanımı iki ayrı koldan kuruluyor. Birincisi sunum kolu: "insanlardaki hastalığı tedavi edici veya önleyici özelliklere sahip olarak sunulan". İkincisi işlev kolu: "farmakolojik, immünolojik veya metabolik etki göstererek fizyolojik fonksiyonları düzeltmek, iyileştirmek, değiştirmek veya tıbbi tanı amacıyla insanlarda kullanılan". Türkiye'de bu tanım 11/12/2021 tarihli ve 31686 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Beşeri Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliği'nin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, AB'de 2001/83/AT sayılı Direktif'in 1(2)(a) ve (b) maddelerinde.

Kritik nokta: bu iki koldan yalnızca birinin gerçekleşmesi yeterli. "Ürünümde farmakolojik etki gösteren madde yok, o hâlde ilaç değilim" savunması eksik. Sunum kolu tek başına bir ürünü ilaç hâline getirebilir. Yani ürünü sınıfından çıkaran şey çoğu zaman formülü değil, hakkında söylenen cümledir.

Bir ürünü kozmetikten çıkaran şey hastalık iddiası ve tedavi edici işlev sunumudur.

Kozmetik tanımı ise ürünü belirli bir amaç kümesine bağlıyor: temizlemek, koku vermek, görünümünü değiştirmek, korumak, iyi bir durumda tutmak veya vücut kokularını düzeltmek. Bu küme hastalık tedavisini içermiyor. Bir iddia bu kümenin dışına taştığı anda ürün başka bir rejimin kapsamına doğru kayıyor.

Tıbbi cihaz tarafı da ayrı bir ölçüt kullanıyor. 2017/745 sayılı Tüzüğün 2(1) maddesinin son cümlesi, cihazın asıl amaçlanan etkisini farmakolojik, immünolojik veya metabolik yollarla elde etmemesini, ancak bu yollarla desteklenebilmesini şart koşuyor. Türkiye'deki karşılığı 2/6/2021 tarihli ve 31499 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Tıbbi Cihaz Yönetmeliği. Ama tıbbi cihaz olabilmek için önce tanımdaki tıbbi amaçlardan birinin iddia edilmiş olması gerekiyor; iddia yoksa bu kapı da açılmıyor.

Tereddüt hâlinde ne olur? İlaç mevzuatı üstün gelir. Beşeri Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliği'nin 2 nci maddesinin üçüncü fıkrası aynen şöyle: "Tüm özellikleri dikkate alındığında, bir ürünün beşeri tıbbi ürün tanımına ve ilgili diğer mevzuat kapsamındaki bir ürün tanımına girebileceği konusunda şüphe olması durumunda, bu Yönetmeliğin hükümleri geçerlidir." AB'de karşılığı 2001/83/AT m.2(2).

Ama bu kural otomatik değil. "Tüm özellikleri dikkate alındığında" kaydı hem AB hem Türkiye metninde var. Yani her kozmetiği kendiliğinden ilaç saydıran bir hüküm değil; gerçek bir tereddüt şartına bağlı.

Son olarak, etiketin kendi beyanı sınıflandırmayı belirlemiyor. Avrupa Birliği Adalet Divanı'nın 3 Eylül 2015 tarihli Colena AG kararının (C-321/14, ECLI:EU:C:2015:540) 25 numaralı paragrafı, 1223/2009 sayılı Tüzüğün 2(1)(a) maddesindeki tanımın ürünlerin "sunumuna" göre belirlenen bir kozmetik ürün kategorisi içermediğini, dolayısıyla bir ürünün yalnızca kozmetik olarak sunulduğu için hukuken kozmetik sayılamayacağını söylüyor.

Etiketteki uyarı bir güvenlik garantisi değildir

Bölümü bitirirken en önemli cümleyi yazalım: uyarı bloğunun varlığı ürünün güvenli olduğunu, yokluğu da riskin bulunmadığını kanıtlamaz.

Neden? Çünkü uyarı metni bir değerlendirmenin çıktısı, değerlendirmenin kendisi değil. Gerekçe ürün bilgi dosyasında duruyor ve o dosya kamuya açık değil. Yönetmeliğin 14 üncü maddesinin birinci fıkrası sorumlu kişinin ürün bilgi dosyasını, ürünün son partisinin piyasaya arz edilmesini takip eden on yıl boyunca saklamasını istiyor; AB karşılığı 1223/2009 m.11(1). Yani belge var, ama sen etikete bakarak o belgeyi göremiyorsun.

İkinci sebep: etikette uyarı olmaması bazen kuralın o ürüne uygulanmamasından, bazen de geçiş sürelerinden kaynaklanır. Kozmetik Ürünler Yönetmeliği yayımından altı ay sonra, 8 Kasım 2023'te yürürlüğe girdi. Geçici Madde 1'in birinci fıkrası, mülga yönetmeliğe göre piyasaya arz edilmiş ürünlere yürürlükten itibaren iki yıllık bir piyasada bulundurma süresi tanıdı; üçüncü fıkrası ise güvenlilik değerlendirmesi ve ürün bilgi dosyasının altı ay içinde tamamlanmasını istedi. Bu iki süre sık karıştırılıyor. Sonuç şu: aynı raftaki iki kutu, farklı dönemlerin kurallarına göre etiketlenmiş olabilir ve ikisi de hukuka uygun olabilir.

Uyarı yoksa risk yok mu?

Hayır. Uyarı yükümlülüğü, o maddenin eklerde tedbir metni taşımasına veya değerlendiricinin gerekli görmesine bağlı. İkisi de yoksa etiket sessiz kalır.

Uyarı varsa ürün riskli mi?

Zorunlu olarak değil. Bazı uyarılar tedbir amaçlıdır, bazıları bir ek kaydından gelir, bazıları markanın ihtiyatıdır.

Denetim kim tarafından yapılır?

Sınıflandırma ve uygunluk kararını ulusal yetkili otoriteler ve ulusal mahkemeler verir. Etiket bu kararı önceden vermiş sayılmaz.

Üçüncü sebep, etiketin bütününün denetlenmesi. Yönetmeliğin 23 üncü maddesinin birinci fıkrası şöyle: "Kozmetik ürünlerin etiketlemesinde, piyasada bulundurulmasında, tanıtımında ve reklamlarında, bu ürünlerin sahip olmadığı özellikler veya fonksiyonların bulunduğunu ima eden metinler, adlar, ticari markalar, tescilli ticari markalar, resimler ve figüratif veya diğer işaretler kullanılamaz." Yasak yalnızca metni değil; adı, markayı, resmi, figüratif işareti de kapsıyor ve yalnızca etiketle sınırlı değil, tanıtım ve reklamı da içine alıyor. Yani ürün sayfası ve sosyal medya metni de aynı kuralın altında.

Bu yasağın yanında bir de iddiaların gerekçelendirilmesine ilişkin ortak kriterler var; onları ayrı bir bölümde tek tek ele alıyoruz.

Etiket bir karar değil, bir beyandır. Kararı veren merci başkadır.

Son bir çekince. Kozmetik ile diğer ürün sınıfları arasındaki sınır tartışılırken sık anılan bir belge var: AB Komisyonu Kozmetik Ürünler Çalışma Grubu'nun Sınır Ürünler El Kitabı. Bu el kitabı hukuken bağlayıcı değil. Belgenin kendi kapak sayfası bunu büyük harflerle yazıyor: bir Avrupa Komisyonu belgesi olmadığını, yalnızca Avrupa Birliği Adalet Divanı'nın Birlik hukukuna otoriter yorum getirebileceğini ve hangi düzenleyici çerçevenin uygulanacağına her ürün için vaka bazında ulusal yetkili otoritelerin ve ulusal mahkemelerin karar vereceğini söylüyor. Giriş bölümünün 5 ve 6 numaralı paragrafları da aynı çekinceyi tekrar ediyor. Danışmanlık sitelerinde bu el kitabı sık sık "AB Komisyonu kararı" gibi sunuluyor; belgenin kendisi bunu reddediyor.

Elinde nazal stick tutan bir kişi, gözleri kapalı
Satın alma anında etiketi okuyanların oranı, ölçüldüğünde çoğu kişinin sandığından düşük çıkıyor.

Etiketi kim okuyor — ölçülmüş oranlar, örneklem sayılarıyla

"Herkes etiket okur" da "kimse etiket okumaz" da ölçülmüş bir şey değil. Ölçülmüş olan şu: insanlar etiket okuduklarını söylüyor, ama söyledikleri ile bildikleri arasında geniş bir boşluk var.

En yakın veri Türkiye'den geliyor. Ocak–Mayıs 2024 arasında 700 kişiyle yürütülen ve Toxics dergisinde 2026'da yayımlanan hakemli bir ankette, katılımcıların 595'i (%85) satın almadan önce raf ömrünü, son kullanma tarihini ve ürün içeriğini düzenli olarak kontrol ettiğini beyan etti. Bu rakamı okurken iki şeyi aklında tut. Birincisi, bu beyan edilen davranıştır; kimse kimseyi raf başında izlemedi. İkincisi, örneklem Türkiye'yi temsil etmiyor: katılımcıların 484'ü (%69,2) yüksek lisans veya doktora mezunu, 593'ü (%84,7) kadın ve anket Google Forms üzerinden, yani kendi kendini seçen bir internet örneklemiyle toplandı. Türkiye'nin en okur-yazar dilimini ölçtün bile diyebilirsin.

Aynı örneklemde ilginç olan ikinci sayı: katılımcıların %83,4'ü "kozmetovijilans" terimini hiç duymamıştı. Yani etiketi okuduğunu söyleyen bu yüksek eğitimli grup, bir sorun çıktığında nereye bildirileceğini adlandıramıyordu bile.

Okumak ile anlamak aynı şey değil. Sri Lanka'da beş devlet üniversitesinden 421 öğrenciyle yapılan kesitsel çalışmada (Frontiers in Public Health, 2024) içerik etiketini "her zaman" okuyanlar %40,4, "sık sık" okuyanlar %37,8 idi; toplam %78,2. Aynı örneklemin %50,8'i genel kozmetik bilgisi bakımından "zayıf" kategorisine düştü. Aynı çalışmada üretim ve son kullanma tarihini "her zaman" kontrol edenler %56,5 iken, ürünün ruhsat ya da üretim lisansı bilgisini "her zaman" kontrol edenler yalnızca %24,7'ydi. Tarihe bakmayı öğrendik; ürünün kayıtlı olup olmadığına bakmayı öğrenmedik.

Üçüncü veri seti tabloyu tamamlıyor. Suudi Arabistan'da Nisan 2024 – Mart 2025 arasında 1.149 kadınla yapılan çalışmada katılımcıların %72'si ürünle gelen kitapçığı okumadığını söyledi; ürünü içerik bileşimine bakarak seçtiğini söyleyenler ise 98 kişi, yani %8,5'ti. Aynı örneklemde satın alma kararını en çok etkileyen unsur %45,6 ile satıcı promosyonuydu. İçerik listesi, promosyondan beş kat daha az ağırlık taşıyordu.

ÇalışmaÖrneklemEtiket/içerik okumaAynı örneklemde zayıf nokta
Toxics, 2026 (Türkiye)700595 kişi (%85) düzenli kontrol beyanı%83,4 "kozmetovijilans" terimini hiç duymamış
Frontiers in Public Health, 2024 (Sri Lanka)421%78,2 her zaman veya sık sık okuyor%50,8 bilgi düzeyi "zayıf"; ruhsatı kontrol %24,7
Int. J. Women's Dermatology, 2025 (Suudi Arabistan)1.149%8,5 ürünü içeriğine bakarak seçiyor%72 kitapçığı okumuyor; %45,6 promosyondan etkileniyor

Üç çalışma da farklı ülkelerde, farklı yöntemlerle yapıldı; birbirinin tekrarı değil, birbirinin tamamlayıcısı olarak okunmalı.

Punto sorunu: okunabilirlik ölçümleri

Etiketi okumuyor olmanın bir kısmı senin tercihin değil. Yazı fiziksel olarak küçük.

Burada önce yaygın bir yanlışı temizleyelim. İnternette sık tekrarlanan "kozmetik etiketinde asgari bir milimetre ölçüsü vardır" bilgisi yanlıştır. AB Kozmetik Tüzüğü 1223/2009 Madde 19, etiket bilgilerinin "silinmez, kolayca okunabilir ve görünür" harflerle yazılmasını ister, ama hiçbir fıkrasında punto, harf yüksekliği ya da milimetre ölçüsü yoktur. Türkiye tarafı da aynı yaklaşımı benimser: Kozmetik Ürünler Yönetmeliği'nin (Resmî Gazete 08.05.2023, 32184 Mükerrer) "Etiketleme" başlıklı 22 nci maddesi, bilgilerin "silinemez, kolayca okunabilir ve görülebilir" olmasını şart koşar; tam metinde "punto" ve "milimetre" kelimeleri sıfır kez geçer.

Milimetre cinsinden ölçü koyan mevzuat gıda mevzuatıdır ve kozmetiği kapsamaz: (AB) 1169/2011 Madde 13(2) x-yüksekliğini en az 1,2 mm, Madde 13(3) ise en geniş yüzeyi 80 cm²'den küçük ambalajlarda en az 0,9 mm olarak belirler. Dolaşımdaki "0,8 mm" rakamının kaynağı büyük olasılıkla başka bir yer: ABD'de 21 CFR 701.3(b) uyarınca bileşen beyanı harfleri en az 1/16 inç (1,59 mm) olmalıdır; etiketlenebilir toplam yüzey 12 inç kareden küçükse 21 CFR 701.3(p) bu ölçüyü 1/32 inçe (0,79 mm) indirir. Yani 0,8 mm, ABD'nin küçük ambalaj kuralının yuvarlanmış metrik karşılığı. Efsane muhtemelen buradan doğup AB'ye taşınmış.

Kozmetikte asgari harf yüksekliği kuralı yok; olan tek ölçüt "kolayca okunabilir" olması.

Ölçü olmaması "her boy yazı serbest" demek değil. "Kolayca okunabilir" ölçütü denetimde yoruma açık bir yükümlülüktür; okunamayan bir etiket mevzuata aykırı sayılabilir. Ama pratikte bu, üretici ile denetçi arasında tartışılan bir konu, senin elinde bir cetvel varken savunabileceğin bir hak değil.

Okuma süresinin kendisi de ölçüldü. ABD'de yapılan bir göz izleme deneyinde 47 kişi kaydedildi, veri kalitesi nedeniyle 6 kişi dışlandı ve ortalamalar 41 katılımcı üzerinden hesaplandı. Mevcut düzenlemeye uygun etiketin arka yüzündeki bileşen alanına ortalama bakış süresi 3,48 saniyeydi; standart sapma 7,53. Standart sapmanın ortalamanın iki katından büyük olması önemli: süreler katılımcılar arasında son derece dağınık, yani "ortalama bir okur" diye bir şey yok. Kimi hiç bakmıyor, kimi uzun uzun bakıyor. Not düşelim: bu deney kozmetik değil, ABD'de reçetesiz ilaç olarak düzenlenen güneş koruyucu etiketi üzerineydi. Yine de içerik listesine ayrılan sürenin saniyelerle ölçüldüğü bulgusu, kozmetik etiketi tartışması için yol gösterici.

Mevzuat bu fiziksel sıkışıklığı bir ölçüde tanıyor. Türkiye'de Madde 22'nin ikinci fıkrası, birinci fıkranın (ç), (f), (g), (ğ), (h) ve (ı) bentlerindeki bilgilerin — yani özel uyarılar ve bileşen listesi ailesinin — ürüne ekli ya da ilişiğe konmuş bir broşür, etiket, kâğıt şerit, fiş ya da kart üzerinde verilebileceğini söyler; bu durumda ambalajda Ek VII'nin birinci maddesindeki "el ve kitapçık" sembolüyle o bilgiye atıf yapılır. Üçüncü fıkra ise sabun, banyo topu gibi küçük ürünler için ayrı bir istisna getirir: bilgiler ürünün hemen yakınındaki bir notta verilebilir. Ambalajda içerik listesi göremediğin her durum kuralsızlık değil; önce el ve kitapçık sembolünü ara.

"Kimyasal içermez" algısı — kemofobi üzerine hakemli sayılar

Etiket okuma kültürünün en büyük yanlış pusulası "kimyasal" kelimesi. Bu, bireysel bir garipliğin değil, ölçülmüş bir tutumun adı: kemofobi.

Sekiz Avrupa ülkesinde — Avusturya, Fransa, Almanya, İtalya, Polonya, İsveç, İsviçre ve Birleşik Krallık — 5.631 kişiyle yapılan bir ankette katılımcıların %39'u "kimyasal maddelerin olmadığı bir dünyada yaşamak isterdim" ifadesine katıldığını, %40'ı ise günlük yaşamda kimyasal maddelerle temastan kaçınmak için elinden geleni yaptığını belirtti. Sonuçlar Siegrist ve Bearth tarafından Nature Chemistry'de (2019, 11:1071–1072) aktarıldı. Dürüst bir künye notu: bu yayın tam bir araştırma makalesi değil, iki sayfalık bir yorum yazısıdır; "sekiz Avrupa ülkesinde 5.631 kişiyle yapılan bir anket" demek doğru, "hakemli araştırma makalesi" demek fazla olur. Aynı çalışmaya atfedilen ve internette çok dolaşan iki ek oran daha var; bunlar tek bir ikincil kaynağa dayandığı ve birincil metinden teyit edilemediği için bu yazıda verilmiyor.

Rakamın anlamı basit: her on kişiden dördü, bir maddenin riskini kaynağına göre değerlendiriyor. Oysa bir maddenin riski doğal ya da sentetik olmasına değil, dozuna ve maruziyetine bağlıdır. Su da bir kimyasaldır. Uçucu yağ da bir kimyasal karışımdır — hem de etikette tek kelimeye toplanabilen, onlarca bileşenden oluşan bir karışım.

Düzenleyici taraf bu algıyı besleyen etiket dilini açıkça sınırlamış. (AB) 655/2013 sayılı Komisyon Tüzüğü'nün Eki, kozmetik iddialarında altı ortak kriter sayar: yasal uygunluk, doğruluk, kanıt desteği, dürüstlük, adillik ve bilinçli karar verme. Bu kriterleri açan teknik doküman — Claims alt çalışma grubunun 3 Temmuz 2017 tarihli sürümü; Ek III ve Ek IV 1 Temmuz 2019'dan itibaren uygulanıyor — "adillik" başlığı altında şunu yazar: bazı parabenler mevzuata uygun kullanıldığında güvenlidir, dolayısıyla "parabensiz" iddiası kabul edilmemelidir, çünkü tüm paraben grubunu karalar. Hemen ardından aynı gerekçeyle fenoksietanol ve triklosan için de "içermez" iddialarının kabul edilmemesi gerektiği söylenir.

Aynı dokümanın Ek III'ü bir adım daha gider: "alerjen/duyarlandırıcı madde içermez" iddiasına hiç izin verilmez, çünkü alerjik reaksiyon riskinin tamamen yokluğu garanti edilemez. Ek IV ise "hipoalerjenik" ifadesinin alerjik reaksiyon riskinin tamamen bulunmadığını garanti etmediğini ve ürünün böyle bir izlenim vermemesi gerektiğini belirtir; iddia yalnızca alerjik potansiyeli en aza indirecek şekilde tasarlanmış ürünlerde kullanılabilir. Yani "hipoalerjenik", "benim için güvenli" demek değil.

Bu dokümanın hukuki ağırlığı nedir?

Teknik doküman kendi kapağında hukuken bağlayıcı olmadığını ve Avrupa Komisyonu'nun resmî görüşünü yansıtmadığını yazar; hatta "bu bir Avrupa Komisyonu dokümanı değildir" ibaresini taşır. Doğru atıf Claims alt çalışma grubunadır. Bağlayıcı olmaması onu değersiz kılmaz: üye devlet otoriteleri için ortak uygulama referansıdır. Ama etikette "parabensiz" gören biri, o ürünün mevzuata aykırı olduğunu tek başına iddia edemez.

Bir ürünü nasıl sorgularsın — kamu kaydı, hangi uygulama, adım adım

Burada Türkiye tüketicisinin somut bir avantajı var ve bu avantajın sınırlarını da bilmen gerekiyor.

Önce sistemin mantığı. Kozmetik Ürünler Yönetmeliği'nin 16 ncı maddesi uyarınca sorumlu kişi, bir kozmetik ürün piyasaya arz edilmeden önce ulusal elektronik veri tabanı aracılığıyla Kuruma bildirim yapar. Aynı maddenin ikinci fıkrası, bildirim sırasında ürünün orijinal etiketinin, orijinal etikette Türkçe bilgiler yoksa ilave olarak Türkçe etiketin ve ürün ambalaj görselinin okunabilir şekilde sunulmasını ister. Yönetmelik metni "ÜTS" adını geçirmez, "ulusal elektronik veri tabanı" der; bunun Ürün Takip Sistemi olduğunu TİTCK'nin kendi bildirim sayfası yazar.

Adım adım sorgulama şöyle işliyor. ÜTS Vatandaş Sorgulama ekranına gidiyorsun (utsuygulama.saglik.gov.tr/UTS/vatandas). Kozmetik listeleme ekranında iki arama alanı var: "Piyasaya Arz İsmi" ve "Barkod Numarası". Ürünün üzerindeki barkodu yazıyorsun; ya da ÜTS Mobil uygulamasıyla barkodu kamerayla okutuyorsun. Sonuç tablosu sana barkod, marka adı, piyasaya arz ismi, firma unvanı ve ürün tipi sütunlarını gösteriyor. Ekran kimlik doğrulama istemiyor, herkese açık.

Şimdi sınırlar. Ekranın en üstünde kırmızı bir uyarı var: bu sorgulama 1 Mart 2016 tarihinden sonra piyasaya ilk kez arz edilen ürünler için geçerlidir. Bu tek cümle, sorgulamanın kanıt gücünü ciddi biçimde daraltır. Daha eski bir ürünün boş dönmesi hiçbir şey göstermez.

İkinci ve daha önemli sınır: ÜTS kaydı bir ruhsat ya da onay değildir. Sorumlu kişinin tek taraflı beyanına dayanan bir bildirimdir. TİTCK bunu kendi cümlesiyle söylüyor: yapılan kozmetik ürün bildirimlerine istinaden bildirimin kayda alındığına dair herhangi bir yazı veya belge düzenlenmemektedir. "ÜTS'de kayıtlı" ifadesi, ürünün güvenliğinin devletçe test edildiği anlamına gelmez.

Bunun etiket diline yansıması da net. Kozmetik iddiaları teknik dokümanının Ek I'i, ürünün yetkili otorite tarafından onaylandığı ya da izin verildiği izlenimi veren iddialara izin verilmemesi gerektiğini söyler; çünkü kozmetik ürün, piyasaya arz için devlet onayı gerektirmez. Aynı yerde kozmetik ürüne CE işareti konulmaması gerektiği de belirtilir — tek istisna, aynı anda hem kozmetik hem oyuncak mevzuatına giren ürünlerdir. Yani "devlet onaylı kozmetik" diye pazarlanan bir şey gördüğünde, o ibarenin kendisi bir uyarı işaretidir.

Sorgu sonucuKanıtladığıKanıtlamadığı
Kayıt bulunduSorumlu kişinin ürünü Kuruma bildirdiğiniÜrünün test edildiğini, onaylandığını ya da güvenli bulunduğunu
Kayıt bulunamadıHiçbir şeyi kesin olarakÜrünün sahte olduğunu; barkod yanlış okunmuş, ürün 1 Mart 2016 öncesine ait ya da kayıt yeni yapılmış olabilir

Karşılaştırma için: AB'de eşdeğer bir tüketici sorgusu yok. Kozmetik bildirimlerinin tutulduğu CPNP veri tabanı halka açık değildir; erişim yetkili otoriteler, zehir danışma merkezleri, sorumlu kişiler ve dağıtıcılarla sınırlıdır. Bir AB tüketicisi ürünün bildirilip bildirilmediğini kamu kaydından doğrulayamaz. "Avrupa'da kayıtlıdır, isterseniz sorgulayın" cümlesi bu yüzden yanlıştır.

Denetim gerçek ve sayısal

Kozmetikte devlet onayı yok, ama denetim var. İkisi farklı şeyler ve bu fark bu yazının belkemiği.

Denetimin kamuya açılan yüzü GÜBİS, yani Ticaret Bakanlığı koordinasyonundaki Güvensiz Ürün Bilgi Sistemi. Portal (guvensizurun.ticaret.gov.tr) açık erişimli; "Hızlı Arama" ve "Detaylı Arama" sekmeleri var. Son bildirimler listesi her satırda şu alanları gösteriyor: bildirim numarası, tarih, bildirimi yapan kurum, ürün grubu, marka, model veya seri numarası, ürün tanımı, alınan önlem ve güvensizlik nedeni. Yani bir ürün güvensiz bulunduğunda, hangi kurumun hangi gerekçeyle hangi önlemi aldığını okuyabiliyorsun.

Burada dürüst olmak gerekiyor: bu yazı için Türkiye'nin yıllık kozmetik denetim sayılarını — kaç ürün denetlendi, kaçı uygunsuz bulundu, kaçı toplatıldı — birincil kaynaktan doğrulayamadık. Doğrulanmamış bir denetim tablosu vermektense boş bırakmayı tercih ediyoruz. Elimizdeki tek somut gözlem şu: portala erişildiği anda listelenen son on bildirimin tamamı oyuncak, kırtasiye ve bebek giyim ürünleriydi; kozmetik yoktu. Bu, kozmetik bildirimi yapılmadığı anlamına gelmez — arama yapman gerekir. Ama ön sayfaya bakıp "kozmetikte sorun yok" diye bir sonuç çıkarmanın neden yanlış olduğunu gösterir.

Portalın en kritik özelliği bir eksiklik: bir ürünün GÜBİS'te bulunmaması, o ürünün güvenli olduğunu göstermez. Sistem yalnızca denetimde tespit edilip bildirilmiş ürünleri listeler. Hiç denetlenmemiş bir ürün de listede yoktur, temiz çıkmış bir ürün de. İkisi aynı şekilde görünür.

GÜBİS'te olmamak temiz olmak değildir; sadece henüz yakalanmamış olmak da olabilir.

Denetimin ikinci ayağı, ürün piyasadayken işleyen bildirim zinciri. Kozmetik Ürünler Yönetmeliği'nin 26 ncı maddesinin üçüncü fıkrası şunu düzenler: Kurum, dağıtıcı, nihai kullanıcı veya sağlık profesyoneli tarafından ciddi istenmeyen etki bildirimi yapıldığında, ilgili bilgileri sorumlu kişiye ve Ticaret Bakanlığı aracılığıyla AB üyesi ülkelerin yetkili otoritelerine iletir. Yani senin yaptığın tek bir bildirim, teorik olarak sınır ötesine taşınabilen bir zincirin ilk halkası.

Üretici tarafında bir süre kuralı da var, ama nereden geldiğine dikkat et: TİTCK'nin kozmetovijilans sayfası, üreticinin nedensellik değerlendirmesini alınan önlemlerle birlikte gecikmeden 15 iş günü içinde Kuruma raporlamaktan sorumlu olduğunu yazar. Yönetmeliğin kendisinde "15 iş günü" ifadesi hiç geçmez; Madde 26'nın birinci fıkrası "derhal bildirir" der. Bu ayrım önemli: 15 iş günü bir yönetmelik hükmü değil, Kurumun uygulama beklentisidir.

"Uygunsuz" ile "güvensiz" aynı şey değildir

Bir denetim raporunda ya da bir haber başlığında "uygunsuz bulundu" ifadesini gördüğünde beynin otomatik olarak "zararlı" diye çeviriyor. Bu çeviri çoğu zaman yanlış.

Uygunsuzluk, ürünün mevzuatın biçimsel bir şartını karşılamamasıdır. Örnekler mevzuatın kendisinden çıkarılabilir. Kozmetik Ürünler Yönetmeliği Madde 22'nin beşinci fıkrası, birinci fıkranın (b), (c), (ç) ve (e) bentlerinde ve iki ila dördüncü fıkralarda belirtilen bilgilerin Türkçe sunulmasını ister; yani nominal içerik, minimum dayanma tarihi veya açıldıktan sonraki kullanım süresi, kullanımda dikkate alınması gereken özel uyarılar ve ürünün fonksiyonu Türkçe olmak zorundadır. Bunlardan biri eksikse ürün uygunsuzdur. İçindeki formülasyon dünyanın en güvenli formülasyonu olsa bile uygunsuzdur.

Aynı maddenin altıncı fıkrası, (f) ila (ı) bentlerindeki bilgilerin 33 üncü maddede anılan ortak bileşen adları sözlüğü kullanılarak yazılmasını emreder. Yani INCI adlarının Türkçeye çevrilmemesi sadece serbest değil, zorunludur. Bileşen listesi Türkçe zorunluluğunun dışındadır.

Güvensizlik ise başka bir kategori. GÜBİS kayıtlarında bu, "güvensizlik nedeni" alanında ayrıca yazılır ve yanında "alınan önlem" bilgisi bulunur. Yani sistem, bir ürünün listeye biçimsel bir eksiklikten mi yoksa somut bir riskten mi girdiğini gösterecek şekilde kurulmuştur.

Burada da dürüst olalım: "aynı dönemde tespit edilen uygunsuzlukların yüzde kaçı biçimsel, yüzde kaçı güvenlik kaynaklıydı" sorusunun sayısal cevabını bu yazı için birincil kaynaktan doğrulayamadık. Dolayısıyla bir kırılım yüzdesi vermiyoruz. Veremediğimiz bir sayıyı tahminle doldurmak, bu yazının tüm mantığına aykırı olurdu.

Pratik sonuç yine de net. Etikette gördüğün bir eksiklik sana iki farklı şey söyleyebilir:

Biçimsel eksiklik

Türkçe uyarı yok, ürünün fonksiyonu Türkçe yazılmamış, nominal içerik eksik. Mevzuata aykırıdır ve bildirilmeye değer. Ürünün seni etkileyip etkilemeyeceği hakkında tek başına bir şey söylemez.

İçerik listesi İngilizce

Uygunsuzluk değildir. INCI uluslararası nomenklatürdür ve Türkçeleştirilmez. "İçindekiler İngilizce, demek ki kaçak" çıkarımı yanlıştır.

Tarih görünmüyor

Minimum dayanma süresi otuz ayı geçen ürünlerde tarih belirtilmesi zorunlu değildir. Bunun yerine açılmış kap sembolüyle açıldıktan sonraki süre gösterilir. Tarihsizlik tek başına kuralsızlık değildir.

Güvensizlik kaydı

Ürün GÜBİS'te "güvensizlik nedeni" ve "alınan önlem" bilgisiyle listelenmişse kategori değişir. Burada artık biçim değil, tespit edilmiş bir risk konuşuluyordur.

Otuz ayı geçen ürünlerde tarih koymak yasak değil, zorunlu değildir. Firma isterse yine de tarih basabilir; tarih taşıyan uzun ömürlü bir ürün kuralsız değildir.

İnternetten satışta hangi bilgiler satın alma öncesi gösterilmek zorunda

Bu sorunun cevabı rahatsız edici: kozmetiğe özgü bir kural yok.

Kozmetik Ürünler Yönetmeliği'nin tam metni tarandığında "internet", "mesafeli", "elektronik ticaret" ve "uzaktan" kelimeleri sıfır kez geçiyor. Yönetmelik ambalajın üzerinde ne yazacağını düzenler; ekranda ne yazacağını düzenlemez.

Devreye giren mevzuat Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği (Resmî Gazete 27.11.2014, 29188; dayanağı 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun). Madde 5'in birinci fıkrasının (a) bendi, tüketicinin sözleşme kurulmadan önce "sözleşme konusu mal veya hizmetin temel nitelikleri" konusunda bilgilendirilmesini ister. Bileşen listesini açıkça saymaz. Yani "e-ticaret sitesi INCI listesini göstermek zorundadır" cümlesinin doğrudan bir dayanağı yoktur; yükümlülük ancak dolaylı olarak, "temel nitelikler" ölçütü ve Kozmetik Ürünler Yönetmeliği'nin kamunun bilgilendirilmesini düzenleyen 24 üncü maddesi üzerinden kurulabilir.

Madde 24'ün kendisi de sandığından dar. Sorumlu kişi, ticari sır ve fikrî mülkiyet hakları saklı kalmak kaydıyla ürünün nitel ve nicel bileşimini ve istenmeyen etkilere ilişkin mevcut verileri kamunun erişimine açar. Ama aynı maddenin ikinci fıkrası nicel bilgiyi sınırlar: kamunun erişimine sunulması gereken nicel bilgi, Maddelerin ve Karışımların Sınıflandırılması, Etiketlenmesi ve Ambalajlanması Hakkında Yönetmeliğin 5 inci maddesinin kapsadığı zararlı maddelerle sınırlıdır. AB tarafında da aynı yapı var: 1223/2009 Madde 21, nicel bilgiyi 1272/2008 sayılı CLP Tüzüğü Madde 3 anlamındaki tehlikeli maddelerle sınırlar. Yani "firmadan tam formülasyon yüzdelerini talep edebilirim" doğru değildir.

Cayma hakkı sandığın güvence olmayabilir

Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği Madde 9 cayma hakkını on dört gün olarak düzenler. Ama aynı yönetmeliğin 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi, tesliminden sonra ambalaj, bant, mühür, paket gibi koruyucu unsurları açılmış olan mallardan iadesi sağlık ve hijyen açısından uygun olmayanları cayma hakkının dışında tutar. Açılmış bir kozmetik ürün tipik olarak bu istisnaya girer. Yani on dört günlük cayma hakkın, ürünü açmadığın sürece işler. Açtıktan sonra çoğu durumda dayanağını kaybeder.

Pratik sonuç şu: satın almadan önce içerik listesini göremediğin bir üründe, ürünü açtıktan sonra "iade ederim" diye düşünmek zayıf bir plandır. Doğru sıra tersidir. Satıcıdan içerik listesini satın almadan önce iste; vermiyorsa, bu bilgi eksikliği kararın bir parçası olsun. Etikete ulaşamadığın bir ürünü, etiketini okuyabildiğin bir ürünle aynı kefeye koyma.

Sahte ya da kaçak üründe etiketten yakalanabilecek işaretler

Taklit kozmetik ölçülmüş bir sorun. EUIPO'nun 2018–2021 yıllık ortalamalarına dayanan ve 15 Ocak 2024'te yayımlanan çalışmasına göre AB'de taklit nedeniyle kaybedilen kozmetik satışı 3 milyar avro, yani toplam satışların %4,8'i olarak tahmin ediliyor; AB kozmetik sektöründe kaybedilen istihdam yaklaşık 32.000 kişi. Karşılaştırma için aynı çalışmada giyim 12 milyar avro (%5,2, 160.000 kişi), oyuncak 1 milyar avro (%8,7, 3.600 kişi) olarak veriliyor.

Bu rakamların ne ölçtüğüne dikkat et: ekonomik kaybı ölçüyorlar, senin bir taklitle karşılaşma olasılığını değil. Aynı raporla birlikte dolaşan ülke bazlı oranlar ve el konulan taklit ürünler içindeki kozmetik payına ilişkin bir figür daha var; ikisi de doğrulanamadığı için bu yazıda verilmiyor.

Etiketten yakalayabileceğin işaretlere geçelim. Sadece kurum kaynaklı olanları sayıyoruz:

İşaretDayanakNe kadar güçlü
Özel uyarılar ve ürünün fonksiyonu Türkçe değilKozmetik Ürünler Yönetmeliği Madde 22/5Gerçek bir uyarı işareti; mevzuata aykırılıktır
Nominal içerik ya da dayanma tarihi bilgisi Türkçe değilAynı fıkra, (b) ve (c) bentleriAynı şekilde mevzuata aykırılık
Barkod ÜTS Vatandaş Sorgulama'da bulunamıyorMadde 16 (piyasaya arzdan önce bildirim) ve ÜTS ekranıUyarı işareti, ama 1 Mart 2016 öncesi ürünler için geçersiz
Ürün GÜBİS'te güvensizlik nedeniyle listelenmişGüvensiz Ürün Bilgi Sistemi kaydıEn güçlü işaret; kurum tarafından tespit edilmiş
Etikette "yetkili otorite onaylıdır" benzeri ibare ya da CE işaretiKozmetik iddiaları teknik dokümanı, Ek IKozmetikte bu iddia kullanılamaz; oyuncak mevzuatına da giren ürünler istisnadır

Şimdi işaret olmayan şeyler. Bileşen listesinin İngilizce olması bir işaret değildir; INCI adları uluslararası nomenklatürdür ve Türkçeleştirilmesi zaten mevzuata aykırı olur. Ambalajın üstünde son kullanma tarihi olmaması da tek başına bir işaret değildir; minimum dayanma süresi otuz ayı geçen ürünlerde tarih zorunlu değildir, onun yerine açılmış kap sembolü ile açıldıktan sonraki süre gösterilir. Bu sembolün yanındaki "12M" gibi ibare kapalı ambalajın raf ömrü değil, açıldıktan sonraki süredir. Ambalajda içerik listesi hiç görünmemesi de tek başına işaret değildir: Madde 22'nin ikinci fıkrası bu bilgilerin ekli bir broşür, kâğıt şerit ya da kart üzerinde verilmesine ve ambalajda el-kitapçık sembolüyle atıf yapılmasına izin verir.

Ve en önemlisi: ÜTS sorgusunun boş dönmesi tek başına "bu sahte" demek değildir. Barkod yanlış okunmuş olabilir, ürün yurt dışından kişisel kullanım için gelmiş olabilir, kayıt yeni yapılmış olabilir ya da ürün 1 Mart 2016 öncesine ait olabilir. Ama Türkiye'de raftan satın aldığın, yeni bir ürünün ÜTS'de hiç bulunmaması ciddiye alınması gereken bir sinyaldir.

Bir sorun yaşarsan nereye bildirirsin — kozmetovijilans

Kozmetovijilans, kozmetik ürünlerin istenmeyen etkilerinin izlenmesi sisteminin adı. Türkiye'de 700 kişilik ankette katılımcıların %83,4'ü bu kelimeyi hiç duymamıştı — hem de örneklemin %69,2'si lisansüstü mezunuyken.

Sistem var ve çalışıyor. Kozmetik Ürünler Yönetmeliği Madde 26'nın üçüncü fıkrası, ciddi istenmeyen etki bildiriminin dağıtıcı, nihai kullanıcı veya sağlık profesyoneli tarafından yapılabileceğini açıkça düzenler. Yani sen, hiçbir aracıya ihtiyaç duymadan doğrudan bildirebilirsin.

TİTCK'nin kozmetovijilans sayfasına göre bildirimler ÜTS ve ÜTS Mobil üzerinden yapılır ve her taraf için ayrı form vardır: nihai kullanıcılar "İstenmeyen Etki Bildirim Formu"nu, sağlık mesleği mensupları "Sağlık Mesleği Mensubu İstenmeyen Etki Bildirim Formu"nu, üreticiler "Üretici CİE Bildirim Formu"nu doldurur. Bir not: ÜTS Vatandaş Sorgulama ekranının altında ayrı bir şikâyet bağlantısı yoktur; bildirim ekranı ve sorgulama ekranı farklı yerlerdir.

Bildirimin sonrası da düzenlenmiş. Madde 26'nın üçüncü fıkrası uyarınca Kurum, bildirim üzerine ilgili bilgileri sorumlu kişiye ve Ticaret Bakanlığı aracılığıyla AB üyesi ülkelerin yetkili otoritelerine iletir. Üretici tarafında TİTCK, nedensellik değerlendirmesinin alınan önlemlerle birlikte gecikmeden 15 iş günü içinde raporlanmasını bekler; yönetmelik metni ise Madde 26'nın birinci fıkrasında "derhal bildirir" der.

Şimdi sistemin gerçek zayıf noktası: bildirim yapılmıyor. Türkiye çalışmasında "istenmeyen etki yaşadığınızda doktora ya da eczaneye gittiniz mi?" sorusunu yanıtlayan 508 kişiden 365'i (%71,9) hiçbirine başvurmadığını söyledi; 85 kişi yalnızca hekime, 37 kişi yalnızca eczacıya, 21 kişi her ikisine gitti. Paydayı açıkça yazıyoruz, çünkü makalenin kendi metninde istenmeyen etki bildiren katılımcı sayısı 333 olarak veriliyor; bu tablo o sayıyla uyuşmuyor ve oran, soruyu yanıtlayanlar üzerinden okunmalı.

Suudi çalışmasında da aynı örüntü var. 1.149 kadının %83'ü (954 kişi) yan etki ortaya çıktıktan sonra ürünü tekrar kullanmadığını, yalnızca %11,7'si (134 kişi) reaksiyon için özel bir tedaviye başvurduğunu söyledi. Bu oranlar yan etki yaşayan alt gruba değil, örneklemin tamamına aittir — ham sayıların toplamı her iki satırda da 1.149'dur.

Ürünü çöpe atmak bir bildirim değildir; o ürün rafta kalmaya devam eder.

Kozmetovijilans literatüründe buna eksik bildirim deniyor ve sonucu şu: resmî istatistikler gerçeği olduğundan düşük gösteriyor. Sen bir etki yaşayıp hiçbir yere söylemediğinde, o ürünün dosyasında hiçbir şey değişmiyor.

Altmış saniyede bir etiket nasıl okunur

Bu yazının tamamını her ürün için uygulayamazsın. Rafta duran birine altmış saniye yetecek bir sıralama gerekiyor. Aşağıdaki altı adımın hepsi yukarıda dayanağı verilen kurallara bağlı; hiçbiri sana ürün hakkında bir sonuç vaat etmiyor, sadece etiketin sana ne söyleyip ne söylemediğini ayırmanı sağlıyor.

1. Türkçeyi kontrol et (10 saniye)

Nominal içerik, dayanma tarihi ya da açıldıktan sonraki süre, özel uyarılar ve ürünün fonksiyonu Türkçe mi? Madde 22/5 bu dördünü Türkçe şart koşar. Bileşen listesinin İngilizce olması normaldir, aranan Türkçe bunlar değildir.

2. Tarih yerine sembole bak (5 saniye)

Tarih göremiyorsan açılmış kap sembolünü ara. Otuz ayı geçen dayanma süresinde tarih zorunlu değildir. Semboldeki "12M" ibaresi kapalı ambalajın raf ömrü değil, açıldıktan sonraki süredir.

3. El ve kitapçık sembolünü ara (5 saniye)

Ambalajda içerik listesi yoksa panik yok. Madde 22/2, bu bilgilerin ekli broşür, kâğıt şerit, fiş ya da kart üzerinde verilmesine izin verir; ambalajda Ek VII'nin birinci maddesindeki sembolle atıf yapılır.

4. Sıralamayı fazla yorumlama (10 saniye)

Bileşenler ağırlıkça azalan sırayla yazılır, ama %1'in altındaki bileşenler %1'in üstündekilerden sonra herhangi bir sırada listelenebilir. Eşiğin altında sıralama miktar bilgisi taşımaz. "Parfüm" ya da "aroma" tek bir madde değil, tek kelimeye toplanmış bir bileşimdir.

5. İddia dilini tara (15 saniye)

"Parabensiz", "alerjen içermez", "hipoalerjenik", "yetkili otorite onaylı" ya da kozmetikte CE işareti gördüysen dur. Teknik dokümana göre bunların ilk ikisi kabul edilmemeli, üçüncüsü risk yokluğu garantisi vermez, son ikisi kozmetikte kullanılamaz.

6. Barkodu sorgula (15 saniye)

ÜTS Vatandaş Sorgulama ekranından barkodu yaz ya da ÜTS Mobil ile okut. Kayıt bulunması ürünün bildirildiğini gösterir, onaylandığını değil. Bulunamaması tek başına sahtelik kanıtı değildir; sorgulama 1 Mart 2016'dan sonra piyasaya ilk kez arz edilen ürünler için geçerlidir.

Altı adımın hiçbiri ürünün sana uygun olup olmadığını söylemez. Söylediği tek şey, etiketin kendi yasal ödevini yapıp yapmadığıdır — ve bu, elindeki tek bağımsız bilgidir.

Beş nazal stick varyantı, her biri kendi desenli zemininde
Beş ayrı formül, beş ayrı içerik listesi. Hangisinin sana uyduğunu söyleyen şey iddia değil, listedir.

Bu yazının Breva ile ilgisi

Breva Nasal Stick mentol kristali ve uçucu yağlardan oluşan kokulu bir kozmetik üründür. Bu yazıda anlatılan kuralların hiçbiri ürüne özgü değil — bir şampuan, bir el kremi ve bir parfüm şişesi için de aynen geçerli.

Bu yazıdan ürüne dair çıkan üç şey var ve üçü de mevzuat ya da etiket bilgisine dayanıyor; hiçbiri bir fayda vaadi değil:

Kozmetik tanımının içindeyiz

Kozmetik ürün tanımı sayılı amaçlarla sınırlıdır ve bu listede tedavi edici, bilişsel ya da nörolojik hiçbir işlev yoktur. Breva bu tanımın içinde kalan kokulu bir üründür; bu yüzden blog yazılarımızda sonuç fiili kullanmıyoruz.

Etiketteki isimler kaynak adıdır

Tüpün üzerinde "mentol kristalleri", "nane yağı", "okaliptüs yağı" yazar. Bunlar birer kaynak adıdır — ne yaptığını değil, ne olduğunu söyler. Hangi formülde hangi yağın geçtiğini içindekiler yazısında tek tek açtık.

Bir şey iddia etmiyorsan kanıt da istenmez

İddia kuralları basittir: her iddianın delili istenir. Sonuç vaat etmeyen bir etiket bu yükün dışında kalır. Bizim tercihimiz bu — vaat etmek yerine ne koyduğumuzu yazmak.

Neyi iddia etmiyoruz

Bu bir mevzuat ve etiket okuma yazısıdır. Aşağıdakilerin hiçbirini iddia etmiyoruz ve bu yazıdan böyle bir sonuç çıkarılamaz.

Bir sağlık etkisi

Breva kozmetik bir üründür; ilaç ya da tıbbi cihaz değildir. Hiçbir hastalığın teşhisinde, tedavisinde ya da önlenmesinde kullanılmaz ve hiçbir vücut fonksiyonunu değiştirmez.

Etiketin kalite göstergesi olduğu

Mevzuata uygun bir etiket ürünün iyi olduğunu göstermez; bilgilerin beyan edildiğini gösterir. İki ürünün etiketi aynı kurallara uyar, kalitesi taban tabana zıt olabilir.

Bileşen listesinden kalite okunabildiği

Liste sana yüzdeleri, hammaddenin menşeini, saflığını ya da tağşiş olup olmadığını söylemez. Ne olduğunu söyler, ne kadar ve ne kalitede olduğunu değil.

"Doğal"ın daha güvenli demek olduğu

Doğal kökenli olmak bir maddeyi alerjen beyanı yükümlülüğünün dışına çıkarmaz. Kaynağın doğal olması güvenlilik hakkında tek başına bir şey söylemez.

Hukuki danışmanlık

Buradaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır. Yürürlükteki metin, madde numarası ve geçiş tarihleri değişebilir; bağlayıcı olan kurumun yayımladığı güncel metindir.

Doğrulanamayan sayılar

Doğrulanabilir birincil kaynağa ulaşamadığımız hiçbir madde numarası, eşik ya da tarih için sayı vermedik; böyle yerlerde bunu açıkça yazdık.

Sık sorulan sorular

Kozmetik etiketinde hangi bilgiler zorunlu?

Kozmetik Ürünler Yönetmeliği'nin 22 nci maddesinin birinci fıkrası zorunlu bilgileri (a)'dan (ı)'ya on bir bent hâlinde sayar: sorumlu kişinin adı veya kayıtlı unvanı ile adresi, nominal içerik, minimum dayanma tarihi, kullanımda dikkate alınması gereken özel uyarılar, imalat parti veya seri numarası, ürünün fonksiyonu ve bileşen listesine ilişkin beş ayrı bent. Fıkranın giriş cümlesi üç şartı birlikte arar: bu bilgilerin iç ve dış ambalajda silinemez, kolayca okunabilir ve görülebilir olması. Üçü birden sağlanmadıkça ürün piyasada bulundurulamaz. Yönetmelik 8/5/2023 tarihli ve 32184 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış, 39 uncu maddesi uyarınca yayımından altı ay sonra, 8 Kasım 2023'te yürürlüğe girmiştir.

Etiket kuralları hangi mevzuattan geliyor?

Zincirin başında 5324 sayılı Kozmetik Kanunu var: 24/3/2005'te kabul edilmiş, 30/3/2005 tarihli ve 25771 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiştir. Kanunun 4 üncü maddesinin (f) bendi tek cümleyle "kozmetik ürünlerin ambalaj ve etiket bilgilerinin yönetmelikte belirtilen esaslara uygun olması zorunludur" der; hangi bilgilerin yazılacağına dair liste kanunda yoktur, ayrıntıyı 7 nci madde uyarınca çıkarılan yönetmeliğe bırakır. Yürürlükteki yönetmelik 8/5/2023 tarihli Kozmetik Ürünler Yönetmeliği'dir. İnternette hâlâ dolaşan "madde 10" atıfları 2005 tarihli mülga yönetmeliğe aittir; etiketleme artık 22 nci maddededir.

Etiketin tamamı Türkçe olmak zorunda mı?

Hayır. Yönetmeliğin 22 nci maddesinin beşinci fıkrası Türkçe zorunluluğunu sayılı kalemlerle sınırlar: birinci fıkranın (b), (c), (ç) ve (e) bentleri — yani nominal içerik, minimum dayanma tarihi, özel uyarılar ve ürünün fonksiyonu — ile iki ila dördüncü fıkralarda belirtilen bilgiler Türkçe sunulur. Bileşen listesini düzenleyen (f), (g), (ğ), (h) ve (ı) bentleri bu listenin dışındadır; aynı maddenin altıncı fıkrası bu bilgilerin 33 üncü maddedeki ortak bileşen adları sözlüğü kullanılarak yazılmasını ister. Yani içerik listesinin İngilizce/Latince görünmesi kural dışı değil, kuralın kendisidir. Buna karşılık uyarıların Türkçe olmaması gerçek bir uygunsuzluktur.

Etiketteki firma ürünü üreten firma mı?

Şart değil. 22 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi sorumlu kişinin adı veya kayıtlı unvanı ile adresini zorunlu kılar; birden fazla adres yazılırsa ürün bilgi dosyasının hazır bulundurulduğu adresin belirtilmesini ister ve ithal ürünlerde menşein yazılmasını arar. Yönetmeliğin 6 ncı maddesine göre kozmetik ürün ancak yurt içinde yerleşik bir sorumlu kişi atanmışsa piyasaya arz edilebilir; ithal üründe sorumlu kişi ithalatçıdır. Etikette gördüğün adres bir posta bilgisi değil denetim adresidir: 14 üncü madde sorumlu kişiye ürün bilgi dosyasını bu adreste hazır tutma ve son partinin arzından sonra on yıl saklama yükümlülüğü getirir.

Küçük ambalajlarda neden miktar yazmıyor?

Çünkü muafiyet var. 22 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi ambalajlama anındaki nominal içeriğin ağırlık ya da hacim cinsinden yazılmasını ister, ancak beş gram veya beş mililitrenin altındaki ambalajları, bedelsiz numuneleri ve tek dozluk ürünleri bu yükümlülükten açıkça çıkarır. Dikkat edilmesi gereken nokta, muafiyetin kapsamıdır: yalnızca nominal içerik bilgisine ilişkindir. Küçük ambalaj sorumlu kişi, parti numarası, uyarılar ve bileşen listesi bakımından muaf değildir. Aynı sınır Avrupa Birliği tarafında da geçerlidir; (AT) 1223/2009 sayılı Tüzüğün 19(1)(b) bendi aynı beş gram/beş mililitre eşiğini kullanır.

Parti numarası ne işe yarar?

22 nci maddenin birinci fıkrasının (d) bendi, ürünün tanımlanması için imalat parti veya seri numarası ile varsa imalatçının verdiği referans numarasının etikette bulunmasını zorunlu kılar; ürünün çok küçük olması nedeniyle bu mümkün değilse bilgi dış ambalajda yer alır. Bu numara bir üretim tarihi değildir ve tek bir ürüne değil, ürünün içinden çıktığı partiye aittir. İşlevi izlenebilirliktir: 10 uncu madde, bir partinin dağıtıcıya sunulduğu tarihten itibaren üç yıl boyunca tedarik zincirinin belgelenmesini ister. Bir geri çağırma söz konusu olduğunda hangi ürünlerin kapsama girdiği bu numaradan okunur.

Ürünün ne işe yaradığı etikette yazmak zorunda mı?

Her zaman değil. 22 nci maddenin birinci fıkrasının (e) bendi ürünün fonksiyonunun ambalajda belirtilmesini yalnızca "ürünün sunum şekli itibariyle açıkça belli olmadığı takdirde" ister. Şampuan ya da ruj gibi sunumu kendini açıklayan ürünlerde bent devreye girmez. Buna karşılık alışılmadık formdaki bir üründe fonksiyon yazılmak zorundadır ve aynı maddenin beşinci fıkrası uyarınca Türkçe sunulur. Fonksiyon ifadesinin sınırını ise 23 üncü maddenin birinci fıkrası çizer: ürünün sahip olmadığı özellikleri ya da fonksiyonları ima eden metinler, adlar, ticari markalar, resimler ve figüratif işaretler kullanılamaz.

Etiketteki uyarılar nereden geliyor?

Tek bir bentten. 22 nci maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi, "kullanımda dikkate alınması gereken özel uyarılar ve en azından Ek III ila VI'da listelenen tedbirler" ile profesyonel kullanım amaçlı ürünlere ilişkin özel ihtiyati bilgileri zorunlu kılar. Buradaki "en azından" kelimesi belirleyicidir: eklerde yazmayan ama güvenlilik değerlendirmesinden çıkan uyarıların da etikete yazılması gerekir. Yönetmeliğin Ek I'inin B bölümü, hangi uyarının gerekli olduğunu güvenlilik değerlendiricisinin gerekçelendirdiği beyana bağlar. Yani mevzuatta her bileşen için hazır, standart bir uyarı metni yoktur; uyarılar ürüne özgüdür ve 22 nci maddenin beşinci fıkrası uyarınca Türkçe sunulur.

INCI nedir?

INCI, "International Nomenclature of Cosmetic Ingredients"in kısaltmasıdır. Adları bir devlet kurumu değil, ABD merkezli sektör birliği Personal Care Products Council bünyesindeki International Nomenclature Committee atar; komite yılda beş kez, ikişer günlük oturumlarla toplanır. Hukuken zorunlu olan ise doğrudan INCI değil, Yönetmeliğin 33 üncü maddesi uyarınca yayımlanan ortak bileşen adları sözlüğüdür; 22 nci maddenin altıncı fıkrası bileşen listesinin bu sözlükle yazılmasını emreder ve sözlük INCI dâhil uluslararası isimlendirmeleri dikkate alarak hazırlanır. Aynı fıkra bir kaydı da düşer: bu sözlük, kozmetikte kullanımına izin verilen bileşenler listesi değildir.

İçindekiler neden Türkçe değil?

Çünkü çevrilmemesi gerekiyor. 22 nci maddenin beşinci fıkrasındaki Türkçe zorunluluğu bileşen listesini kapsamaz; altıncı fıkra ise listeyi ortak bileşen adları sözlüğüne bağlar. Amaç, alerjisi olan bir tüketicinin aynı maddeyi her ülkede aynı adla tanıyabilmesidir. Bu yüzden su etikette "Aqua" olarak görünür; aynı ürün ABD'ye satılıyorsa orada FDA'nın "yaygın veya olağan ad" kuralı gereği "Water" yazılır ve iki pazara birden satan üreticiler "Water (Aqua)" biçimini kullanır. İçerik listesinin İngilizce olması ürünün kaçak olduğunu göstermez; uyarıların ya da ürün fonksiyonunun Türkçe olmaması ise 22 nci maddeye aykırıdır.

Listenin başında "Ingredients" yazması sorun mu?

Hayır. 22 nci maddenin birinci fıkrasının (f) bendi listenin başına "ürün bileşenleri" ifadesinin veya aynı anlama gelen Türkçe ya da İngilizce bir ifadenin yazılmasını ister; dolayısıyla "İçindekiler" de "Ingredients" de mevzuata uygundur. Aynı bent listenin yerini de belirler: bileşen listesi dış ambalajda belirtilir, buna ek olarak iç ambalajda da belirtilebilir. Bu, Avrupa Birliği metninden ayrıldığı noktalardan biridir; (AT) 1223/2009 sayılı Tüzüğün 19(1)(g) bendi listenin başına yalnızca "ingredients" teriminin konulacağını söyler ve Türkçe eşdeğerine yer vermez.

İçerik listesindeki sıralama ne anlama gelir?

Sandığından azını. 22 nci maddenin birinci fıkrasının (ğ) bendi, bileşenlerin ürüne eklendikleri andaki ağırlıkları esas alınarak azalan sırayla yazılmasını ister; ancak yüzde 1'den az konsantrasyondaki bileşenler, yüzde 1'in üzerindekiler sıralandıktan sonra herhangi bir sırayla verilebilir. Etikette bu yüzde 1 eşiğinin listenin neresinde bittiği işaretlenmez. Bu yüzden listenin kuyruğundaki iki bileşen arasında miktar ilişkisi kuramaz, hiçbir bileşenin yüzdesini listeden çıkaramazsın. Yüzde bilgisi talebi de sınırlıdır: 24 üncü madde, kamuya açılması gereken nicel bilgiyi zararlı olarak sınıflandırılan maddelerle sınırlar.

İçerik listesi üründeki her şeyi gösterir mi?

Göstermez. 22 nci maddenin birinci fıkrasının (f) bendi ürün bileşenini "imalat sürecinde kozmetik ürün içerisinde kasıtlı olarak kullanılan her türlü madde veya karışım" olarak tanımlar ve iki kalemi bu tanımın dışında bırakır: kullanılan ham maddedeki safsızlıklar ile karışımda kullanılan ancak bitmiş üründe bulunmayan yardımcı teknik maddeler. Bunlar tanım gereği listede görünmez. Aynı fıkranın (g) bendi de parfüm ve aromatik bileşiklerin tek bir "parfüm" ya da "aroma" terimiyle gösterilmesine izin verir; o tek kelimenin ardında birden fazla bileşen bulunabilir. Liste bir kimlik dökümüdür, tam bir molekül envanteri değil.

INCI adı ürünün kalitesini gösterir mi?

Hayır, yalnızca kimliğini gösterir. Personal Care Products Council kendi sayfasında, bir maddenin INCI adının bulunmasının o maddenin kozmetikte kullanım için onaylandığı ya da güvenli olduğu anlamına gelmediğini yazar; Avrupa Komisyonu da CosIng veri tabanını "hukuken bağlayıcı olmayan bir bilgi veri tabanı" olarak tanımlar. Ad, saflığı da belgelemez: 2024'te yayımlanan hakemli bir çalışmada 22 otantik nane yağı ile 36 ticari ürün karşılaştırılmış, 27 ticari ürünün enantiyomerik bileşimi otantik referansların dışında çıkmış ve bu 27 üründen yalnızca 8'i ISO standardını karşılamıştır. Uçucu yağların kalite tarifi INCI'de değil, ISO 856:2006 gibi ayrı standartlardadır ve bu bilgi etiketten okunamaz.

Etiketteki "Limonene, Linalool" gibi isimler ne?

Bunlar ayrıca beyanı zorunlu parfüm alerjenleridir. 22 nci maddenin birinci fıkrasının (g) bendi, parfüm ve aroma terimlerine ek olarak, Ek III'ün "diğer" sütununa göre belirtilmesi gereken maddelerin listede tek tek yazılmasını ister. Eşikler TİTCK'nın 11.06.2026 yürürlük tarihli KÜD-KLVZ-57 sayılı kılavuzunun 8 inci maddesinde tekrarlanır: durulanmayan ürünlerde yüzde 0,001, durulanan ürünlerde yüzde 0,01. Avrupa Birliği tarafında liste (AB) 2023/1545 sayılı Komisyon Tüzüğü ile genişletilmiştir; tüzüğün 5 numaralı gerekçesi o güne dek bireysel etiketlenen alerjen sayısını 24 olarak verir, 6 numaralı gerekçesi ise bilimsel komitenin 56 ilave parfüm alerjeni tespit ettiğini yazar.

Türkiye'de alerjen etiketleme kuralı ne?

Türkiye listeyi 5/3/2024 tarihli ve 32480 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kozmetik Ürünler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile güncellemiştir. Değişikliğin 5 inci maddesi Ek III'ün on satırını yürürlükten kaldırmış, on yedi satırını değiştirmiş ve 326 numaralı satırdan sonra yeni satırlar eklemiştir; 6 ncı maddesi uyarınca yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. Uygulamayı gösteren belge ise TİTCK'nın KÜD-KLVZ-57 sayılı, 11.06.2026 ilk yayın tarihli, revizyon numarası 0 olan on sayfalık kılavuzudur. Kılavuz bağlayıcı bir mevzuat metni değildir; 10 uncu maddesi uyarınca Kurum Başkanı onayıyla yürürlüğe girer ve 22 nci maddenin nasıl uygulanacağını gösterir.

Doğal uçucu yağ alerjen içermez mi?

İçerebilir ve mevzuat bunu ayrıca düzenler. KÜD-KLVZ-57 sayılı kılavuzun 6 ncı maddesi, Ek III listesindeki alerjen maddelerin varlığı hâlinde "kaynağına bakılmaksızın" etiketlenmesini ister; yani doğal-sentetik ayrımı yapılmaz. 8 inci maddenin dördüncü fıkrası, uçucu yağ gibi doğal kompleks maddelerin birden fazla alerjen içerebileceğini kabul eder ve her alerjenin bireysel konsantrasyonunun ayrı ayrı değerlendirilmesini, eşiği aşanların doğal kompleks maddeyle birlikte etikette yer almasını şart koşar. Yedinci fıkra ise toplanma zamanı ve mevsimsel değişkenlik nedeniyle en yüksek konsantrasyonun esas alınmasını ister. Bu yüzden etikette hem yağın hem içindeki bir alerjenin görünmesi hata değildir.

Etikette alerjen adı görmek ne anlama gelir?

Bir risk beyanı değil, bir bilgi kalemidir. (AB) 2023/1545 sayılı Tüzüğün 3 ve 4 numaralı gerekçeleri bu beyanın amacını açıkça yazar: herkesi alerji edinmekten koruma işini sınırlamalar üstlenir, bireysel beyan ise "ikincil koruma" aracıdır — zaten duyarlanmış kişilerin alerjik olduğu maddeyle temastan kaçınabilmesini sağlar. Aynı tüzüğün 2 numaralı gerekçesi Birlik nüfusunun parfüm alerjenlerine alerjik olan kısmını yüzde 1 ile yüzde 9 arasında tahmin eder ve bunu kesin bir yaygınlık değil, bir aralık tahmini olarak verir. Yani listedeki bir ad, kaçınma imkânı sunan bir bilgidir.

Neden bazı yağlar tek bir grup adıyla yazılıyor?

Çünkü Ek III benzer maddeleri tek satırda gruplandırır. (AB) 2023/1545 sayılı Tüzüğün 8 numaralı gerekçesi bunu açıkça söyler; bu yüzden eklenen 56 alerjen 45 satıra sığmıştır. Örneğin 355 numaralı satır okaliptüs yağını kapsar ve etikete grup adı olarak "Eucalyptus Globulus Oil" yazılmasını ister; 360 numaralı satır üç ayrı lavanta türünü birlikte kapsar ve eşik aşıldığında yazılacak ad tekil tür adı değil, "Lavandula Oil/Extract" grup adıdır. Bir ayrıntı daha var: KÜD-KLVZ-57 sayılı kılavuzun 8 inci maddesinin altıncı fıkrasına göre alerjen doğrudan bileşen olarak kullanılmışsa konsantrasyonuna bakılmaksızın etikette yer alır.

Açık kavanoz sembolü ne demek?

Açıldıktan sonra güvenle kullanılabileceği süreyi gösterir. 22 nci maddenin birinci fıkrasının (c) bendinin 3 numaralı alt bendi, minimum dayanma süresi otuz ayı geçen ürünlerde tarih belirtilmesini zorunlu tutmaz; bunun yerine ürünün açılmasından itibaren güvenli olacağı sürenin, Ek VII'nin ikinci maddesindeki sembolü takiben ay ve/veya yıl olarak yazılmasını ister. "12M" ibaresi kapalı ambalajın raf ömrü değil, açıldıktan sonraki süredir. Süre ay ve/veya yıl olarak verilebildiği için "M" harfi zorunlu bir biçim değildir. Aynı alt bent bir istisna da tanır: açıldıktan sonra dayanıklılık kavramının aranmadığı ürünlerde bu sembol aranmaz.

Kum saati sembolü ve tarih nasıl yazılır?

Minimum dayanma süresi otuz ayı aşmayan ürünlerde tarihin kendisi zorunludur. 22 nci maddenin birinci fıkrasının (c) bendinin 1 numaralı alt bendine göre tarihten ya da tarihin ambalajda bulunduğu yere ilişkin detaydan önce Ek VII'nin üçüncü maddesindeki sembol veya "tarihinden önce kullanılmalıdır" ifadesi gelir; 2 numaralı alt bende göre tarih açıkça ve sırasıyla "ay, yıl" ya da "gün, ay, yıl" olarak yazılır. Terim ayrıntısı önemlidir: mevzuatın kavramı gıdadaki gibi "son tüketim tarihi" değil, "minimum dayanma tarihi"dir. Bu bilgi, 22 nci maddenin beşinci fıkrası uyarınca Türkçe sunulması gereken kalemlerden biridir.

Üründe son kullanma tarihi yoksa kaçak mıdır?

Hayır. Otuz ay eşiği çift yönlü çalışır: minimum dayanma süresi otuz ayı geçen bir üründe tarih belirtilmesi 22 nci maddenin birinci fıkrasının (c) bendinin 3 numaralı alt bendi uyarınca zorunlu değildir, bunun yerine açıldıktan sonraki kullanım süresi istenir. Tarih yazmak yasak da değildir; yalnızca zorunlu değildir, dolayısıyla üzerinde hem tarih hem açık kavanoz bulunan bir ürün de kural dışı sayılmaz. Gerçek uyarı işareti başka yerdedir: parti numarasının, sorumlu kişinin ya da Türkçe uyarıların bulunmaması 22 nci maddeye doğrudan aykırılıktır.

El ve açık kitap sembolü neyi anlatır?

"İlişikteki bilgiye bak" demektir. 22 nci maddenin ikinci fıkrası, birinci fıkranın (ç), (f), (g), (ğ), (h) ve (ı) bentlerindeki bilgilerin — yani özel uyarılar ile bileşen listesi ailesinin — etikete eklenmesi uygulamada mümkün değilse, bu bilgilerin ürüne ekli ya da ilişiğe konmuş bir broşür, etiket, kâğıt şerit, fiş ya da kart üzerinde verilmesine izin verir; ambalajda ise kısaltmalarla ya da Ek VII'nin birinci maddesindeki sembolle bu bilgilere atıf yapılır. Esneklik keyfî değildir, "uygulamada mümkün olmaması" şartına bağlıdır ve broşürdeki bilgiler beşinci fıkra gereği yine Türkçe sunulur.

Kozmetikte CE işareti olur mu?

Olmaz. Avrupa Komisyonu CE işaretinin yalnızca Yeni Yaklaşım direktifleri kapsamındaki ürünler için zorunlu olduğunu, diğer ürünlere iliştirilmesinin yasak olduğunu yazar; (AT) 1223/2009 sayılı Kozmetik Tüzüğü hiçbir CE yükümlülüğü öngörmez. Komisyon aynı sayfada CE işaretinin ürünün Birlik ya da başka bir otorite tarafından güvenli olarak onaylandığı anlamına gelmediğini de belirtir. Bunu sıklıkla karıştırılan "℮" işaretiyle de karıştırma: o bir metroloji işaretidir, 76/211/AET sayılı Direktifin Ek I'inin 3.3 maddesi uyarınca en az 3 mm yüksekliğinde ve nominal miktarla aynı görüş alanında bulunur; anlamı, partideki ortalama dolum miktarının nominal miktardan az olmadığıdır.

Yeşil Nokta geri dönüşüm demek mi?

Değil. Markanın lisans sahibi PRO Europe kendi sayfasında sembolü "bir finansman sembolüdür, bir çevre sembolü değildir" diye tanımlar; yalnızca ulusal geri kazanım sistemine mali katkı ödendiğini gösterir, ambalajın geri dönüştürülebilir olduğunu ya da geri dönüştürüleceğini göstermez. Marka yaklaşık 170 ülkede tescillidir. Kozmetik mevzuatının kendi sembolleri ise üçtür: Ek VII yalnızca ilişikteki bilgiye atıf, açıldıktan sonra kullanım süresi ve minimum dayanma tarihi sembollerini tanımlar. Malzeme kodlarına gelince, Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği'nin (R.G. 26/6/2021-31523) 14 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca işaretleme, Bakanlıkça belirlenen özel düzenlemeler dışında gönüllülük esasına dayanır.

"%100 doğal" ne demek?

Tanımlanmış bir doğallık eşiğine karşılık gelmez. Sık atıf yapılan ISO 16128-1:2016 ve ISO 16128-2:2017, kapsam maddelerinde ürün iletişimini — yani iddiaları ve etiketlemeyi — açıkça kapsam dışı bırakır; bir ürünün "doğal" sayılması için asgari yüzde belirlemez, kabul edilen bileşen listesi getirmez ve sertifikasyon şeması değildir. Dahası ISO 16128-2'nin 4.3.1 maddesine göre formülasyon suyunun doğallık indeksi 1'dir; yani su hesaba doğal içerik olarak girer. Aynı standart 5.1.2 ve 5.1.3 maddelerinde suyu dâhil eden ve hariç tutan iki ayrı hesap yöntemi tanımlar, hangisinin kullanılacağını dayatmaz. Rakam verilmişse hesap yönteminin belirtilip belirtilmediğine bak.

"Paraben içermez" yazabilir mi?

Kural olarak hayır. Avrupa'daki iddialar teknik dokümanının III. Eki, parabenlerin mevzuata uygun kullanıldığında güvenli olduğunu belirterek "paraben içermez" iddiasının kabul edilmemesi gerektiğini söyler; gerekçe güvenlik değil, tüm paraben grubunun kötülenmesidir. Aynı satır fenoksietanol ve triklosan için de aynı sonuca varır. TİTCK'nın KÜD-KLVZ-11 sayılı, 6 ncı revizyonu 08.10.2024'te yürürlüğe giren İddialar Kılavuzu'nun Ek III'ü aynı üç maddeyi aynı gerekçeyle sayar. Türkiye'ye özgü ek bir şart da vardır: ambalajda kullanılacak "içermez" iddiaları için bildirim sırasında TSE ISO IEC 17025 standartlarına haiz bir laboratuvardan alınan analiz raporunun Ürün Takip Sistemi'ne yüklenmesi gerekir.

"Dermatolojik olarak test edilmiştir" ne demek?

Yalnızca ürünün bir dermatoloji uzmanı gözetiminde insanlar üzerinde test edildiğini gösterir; sunumuna bağlı olarak ürünün belirli bir etkisine ya da cilt toleransına atıfta bulunabilir. Ne Avrupa'daki teknik doküman ne de TİTCK kılavuzu zorunlu bir asgari denek sayısı belirler; ikisi de çalışmanın denek sayısı dâhil istatistiksel ilkelere dayanmasını, protokolün onaylanmasını ve raporun çalışma sorumlusunca imzalanmasını ister. Avrupa Birliği Adalet Divanı 24 Ekim 2002 tarihli C-99/01 sayılı kararında bu ifadenin tek başına ortalama tüketiciyi yanıltmadığını, tüketicinin bundan cildi üzerindeki etkileri inceleyen testlerden geçildiğini anladığını tespit etmiştir.

"Sağlık Bakanlığı onaylı" diye bir kozmetik var mı?

Yok. TİTCK kendi sık sorulan sorular sayfasında, 5324 sayılı Kanun gereğince 30.03.2005 tarihinden itibaren kozmetik ürünler için izin ve onay belgesi düzenlenmediğini ve ambalajdaki "Sağlık Bakanlığı onaylıdır" türü ibarelere itibar edilmemesi gerektiğini yazar. Kurumun İddialar Kılavuzu aynı mantıkla "Ürünümüz Kozmetik Mevzuatına uygundur" ve "ÜTS bildirimi vardır" ifadelerine de izin vermez; çünkü asgari yasal gerekliliğe uymak bir üstünlük olarak sunulamaz. Bu ilke, 11 Temmuz 2013'ten beri uygulanan (AB) 655/2013 sayılı Tüzüğün altı ortak kriterinden birincisinde, yasal uyumluluk başlığı altında yer alır.

"Hipoalerjenik" ne anlama gelir?

Kozmetik iddialarına ilişkin teknik dokümana 3 Temmuz 2017'de eklenen ve 1 Temmuz 2019'dan itibaren uygulanan IV. Ek, "hipoalerjenik" iddiasının yalnızca ürün alerjen potansiyelini asgariye indirecek şekilde tasarlandıysa kullanılabileceğini söyler ve altı kategorideki maddelerden tamamen kaçınılmasını şart koşar; son kategori, duyarlılaştırma potansiyeline dair verisi eksik olan maddelerdir. Aynı ekin kapanış cümlesi nettir: bu iddia alerjik reaksiyon riskinin tamamen yokluğunu garanti etmez ve ürün böyle bir izlenim vermemelidir. "Alerjen/duyarlılaştırıcı madde içermez" iddiasına ise aynı gerekçeyle hiç izin verilmez.

Ürünün kayıtlı olup olmadığını nasıl sorgularım?

Ürün Takip Sistemi'nin vatandaş sorgulama ekranından, barkod numarasıyla ya da piyasaya arz ismiyle sorgulayabilirsin; barkod ÜTS Mobil uygulamasıyla kamerayla da okutulabilir. Ekranın başındaki uyarıya dikkat et: bu sorgulama yalnızca 1 Mart 2016'dan sonra piyasaya ilk kez arz edilen ürünler için geçerlidir. Sonucun boş dönmesi tek başına ürünün sahte olduğunu kanıtlamaz. Daha önemlisi, kaydın kendisi bir onay değildir: Yönetmeliğin 16 ncı maddesi piyasaya arz öncesi yalnızca bildirim öngörür ve TİTCK bildirimin kayda alındığına dair bir yazı ya da belge düzenlemediğini açıkça belirtir.

İnternetten alırken içerik listesini göremiyorum, hakkım var mı?

Kozmetiğe özgü bir kural yok. Kozmetik Ürünler Yönetmeliği'nin tam metninde "internet", "mesafeli" ve "elektronik ticaret" ifadeleri hiç geçmez; Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği'nin (R.G. 27/11/2014-29188) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ise satın alma öncesi yalnızca "sözleşme konusu mal veya hizmetin temel nitelikleri"nin bildirilmesini ister, bileşen listesini açıkça saymaz. Aynı yönetmeliğin 9 uncu maddesi on dört günlük cayma hakkı tanır; ancak 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi, koruyucu unsurları açılmış olan ve iadesi sağlık ve hijyen açısından uygun olmayan malları bu hakkın dışında bırakır. Yani içerik listesini ürünü açmadan sormak daha güvenlidir.

Breva bir ilaç mıdır?

Hayır. Kozmetik ürün tanımı Türkiye ve AB mevzuatında sayılı amaçlarla sınırlıdır - temizlemek, koku vermek, görünümü değiştirmek, korumak, iyi bir durumda tutmak, vücut kokularını düzeltmek - ve bu listede tedavi edici, bilişsel ya da nörolojik hiçbir işlev yoktur. Breva bu tanımın içinde kalan kokulu bir kozmetik üründür; ilaç veya tıbbi cihaz değildir. Bir ürünü kozmetikten çıkaran şey uygulama biçimi değil, hakkında kurulan cümledir: hastalık iddiası ve tedavi edici işlev sunumu. Bu yazıda ve diğer yazılarımızda hiçbir sonuç, fayda ya da performans vaadi bulunmaz.

Kapanış: Etiket bir vaat değil, bir beyandır

Bu yazının başında ürünü çevirip arkadaki minik yazıya baktığın an vardı. Şimdi o yazının ne olduğunu daha net söyleyebiliriz.

O metin bir pazarlama alanı değil. Her satırı ayrı bir bende dayanıyor, her sembolü ayrı bir mevzuattan geliyor ve tamamı tek bir işe yarıyor: ürünün arkasında kimin durduğunu, içinde neyin bulunduğunu ve ne zamana kadar geçerli olduğunu beyan etmek. Beyan, vaat değildir. Bir etiket ürünün iyi olduğunu söylemez; söylediklerinin arkasında durulduğunu söyler.

Bu ayrımı kavradığında etiket okumak kolaylaşıyor, çünkü doğru soru değişiyor. "Bu ürün iyi mi?" sorusunun cevabı etikette yok. Ama "bu ürünün arkasında hukuken kim var, bu liste hangi kurala göre dizilmiş, bu iddia için delil istenir mi, bu sembol neyi garanti etmiyor?" sorularının cevabı orada — ve bunları okumak birkaç saniye sürüyor.

Bir de etiketin söylemediklerini bilmek gerekiyor. Bileşen listesi yüzde vermez. Sıralama, yüzde 1 eşiğinin altında anlamını yitirir. Bir bileşenin adı o bileşenin saf ya da kaliteli olduğunu göstermez. Alerjen beyanı ürünün alerji yapacağını söylemez, yalnızca belirli bir maddenin eşiği aştığını söyler. Bunların hiçbiri etiketin kusuru değil; etiketin işi bu değil.

İyi bir etiket az şey vaat eder ve vaat ettiği her şeyi kanıtlayabilir. Kötü bir etiket çok şey vaat eder ve okuyanın bunu sormayacağını varsayar.

Mint Wintermint Tropical Forest Focus Lavender

Beş karışımın bileşen listesi ürün sayfalarında tek tek yazılı. Etiketi okumanın en iyi yolu, okumadan önce nerede ne yazdığını bilmek.

Mint Wintermint Tropical Forest Focus Lavender

İlgili yazılar

Nazal stick içindekiler: beş formülün yağ listesi · Esansiyel yağ nedir, nasıl elde edilir? · Kokuları neden tarif edemiyoruz? · Kokular mevsime göre neden değişir? · Mentol nereden gelir? · Okaliptüs yağı nereden gelir? · Lavanta yağı nereden gelir? · Biberiye yağı nereden gelir? · Narenciye yağı nereden gelir? · Sedir ağacı yağı nereden gelir? · Nazal stick nedir, nasıl kullanılır? · Hangi Breva aroması sana uygun?

Güvenli kullanım ve uyarılar

Breva bir kozmetik üründür. İlaç veya tıbbi cihaz değildir; hastalıkların teşhisinde, tedavisinde, önlenmesinde ya da herhangi bir vücut fonksiyonunun değiştirilmesinde kullanılmaz ve bu yönde bir etkisi bulunduğu iddia edilmez.

Bu yazı hukuki danışmanlık değildir. Mevzuat değişir; burada anılan madde numaraları, tarihler ve eşikler yazının yayımlandığı tarihte erişilebilen metinlere dayanır. Bir ürünü piyasaya arz ediyorsan yükümlülüklerini yürürlükteki metinden ve yetkili kurumdan teyit et.

Etiket bir güvenlik garantisi değildir. Mevzuata uygun bir etiket, ürünün senin için uygun olduğunu göstermez; yalnızca bilgilerin beyan edildiğini gösterir. Bileşen listesini okumak bir alerji testinin yerini tutmaz.

Koku herkes için nötr değildir. Migren öyküsü, koku hassasiyeti ya da kokuyla tetiklenen baş ağrısı öyküsü olan biriysen güçlü kokulu ürünlerden uzak dur.

Ürün 3 yaşın altındaki çocuklarda kullanılmaz. Kullanmadan önce doktoruna danış: hamilelik ve emzirme döneminde; astım, kronik solunum yolu rahatsızlığı veya epilepsi tanısı olan kişilerde; düzenli ilaç kullanan kişilerde.

Kullanım şekli ve sınırları: Yalnızca haricen kullanım içindir. Kapağını açıp burnuna yaklaştırarak kokla. Bundan fazlası önerilmez: burun deliğinin içine sokma, burun içine sürme, derin nefesle içine çekmeye çalışma. Ürünü yutma. Göz ve çevresiyle temasından kaçın; temas ederse bol suyla yıka. Cilde sürme.

Alerji ve hassasiyet: Koku bileşenlerine karşı kontakt alerji seyrek ama gerçektir. Alerjen beyanları etikette yer alır ve "doğal" olması bir bileşeni bu yükümlülüğün dışına çıkarmaz — linalool, limonen ve geraniol gibi maddeler lavanta, narenciye ve gül yağlarında doğal olarak bulunur ve mevzuatta bildirilmesi gereken alerjenler arasındadır. Hassasiyet şüphesinde yama testi için dermatoloğa başvur.

Saklama: Ürünü doğrudan güneş ışığından ve yüksek sıcaklıktan uzak tut; yazın araç içinde, torpido gözünde ya da ön konsolda bırakma. Kullanmadığında kapağını kapalı tut. Etiketteki saklama koşulu bir öneri değil, beyan edilen dayanıklılığın şartıdır.

Bir sorun yaşarsan: Kozmetik ürün kullanımı sonrası istenmeyen bir etki gördüğünde kullanımı bırak ve gerekiyorsa hekime başvur. İstenmeyen etki bildirimleri için ürünün sorumlu kişisine ve yetkili kuruma başvurabilirsin.

Kaynaklar: 5324 sayılı Kozmetik Kanunu, madde 4 ve 5, R.G. 30/3/2005 - 25771 · Kozmetik Ürünler Yönetmeliği, madde 2, 4, 8, 9, 13, 14, 16, 22, 23, 24, 25, 26 ve 33 ile Ek VII, R.G. 8/5/2023 - 32184 (Mükerrer) · Kozmetik Ürünler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, madde 2 ve 5, R.G. 5/3/2024 - 32480 · Kozmetik Yönetmeliği (mülga), madde 10, R.G. 23/5/2005 - 25823 · 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu, madde 20, konsolide metin (mevzuat.gov.tr) ve 2026 yılı tutarları için Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/13 sayılı Tebliğ, R.G. 31/12/2025 - 33124 (4. Mükerrer) · Hazır Ambalajlı Mamullerin Ağırlık ve Hacim Esasına Göre Net Miktar Tespitine Dair Yönetmelik (76/211/AT), madde 2, 6 ve 11, R.G. 4/6/2015 - 29376 · Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği, madde 14 ile Ek-2 ve Ek-3, R.G. 26/6/2021 - 31523 · Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği, madde 5, 9 ve 15, R.G. 27/11/2014 - 29188 · Beşeri Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliği, madde 2 ve 4, R.G. 11/12/2021 - 31686 · TİTCK, Kozmetik Ürünlerin İddialarına İlişkin Kılavuz, KÜD-KLVZ-11, Rev. 06, yürürlük 08.10.2024, Ek I, Ek II, Ek III ve Ek IV · TİTCK, Kozmetik Ürünler ile Sınır Teşkil Eden Ürünlere İlişkin Kılavuz, KÜD-KLVZ-06, Rev. 03, yürürlük 11.10.2024, madde 6 ve madde 9 · TİTCK, Kozmetik Ürünlerde Kullanılan Parfüm Alerjenlerinin Etiketlenmesine İlişkin Kılavuz, KÜD-KLVZ-57, Rev. 0, ilk yayın 11.06.2026, madde 5, 6 ve 8 ile Ek-1, Ek-2 ve Ek-3 · Regulation (EC) No 1223/2009, madde 2, 3, 7, 10, 11, 13, 19, 20, 21 ve 33 ile Ek I, Ek III ve Ek VII, OJ L 342, 22.12.2009, s. 59 (konsolide metin CELEX 02009R1223-20260518) · Commission Regulation (EU) No 655/2013, madde 3 ve Ek, OJ L 190, 11.7.2013, s. 31 · Commission Regulation (EU) 2023/1545, gerekçe 2-11 ve Ek, OJ L 188, 27.7.2023, s. 1 · Commission Regulation (EU) 2021/1902, Ek II sıra 1666 ve madde 2, OJ L 387, 3.11.2021, s. 120 · Directive 2003/15/EC, madde 1, OJ L 66, 11.3.2003, s. 26 · Directive 2001/83/EC, madde 1(2) ve 2(2) (2004/27/EC ile değişik), OJ L 311, 28.11.2001, s. 67, konsolide metin CELEX 02001L0083-20220101 · Council Directive 76/211/EEC, Ek I bölüm 1 ile madde 2.4 ve 3.3 · Commission Decision 97/129/EC, madde 3, OJ L 50, 20.2.1997 · Regulation (EU) 2025/40 (PPWR), madde 12 · Commission Implementing Decision (EU) 2025/1175, 16.6.2025 (künye Avrupa Komisyonu CosIng sayfasından aktarılmıştır) · Technical document on cosmetic claims, Sub-Working Group on Claims tarafından kabul edilen 3 Temmuz 2017 sürümü, Ek I, Ek II, Ek III ve Ek IV · European Commission, "Practical implementation of Article 6(1)(c) of Cosmetics Directive 76/768/EEC: labelling of product durability — period of time after opening", 04/ENTR/COS/28, 2004 · Colipa, "Guidelines for compliance with the period after opening labelling requirement", 26.05.2004 · SCCS, Opinion on fragrance allergens in cosmetic products, SCCS/1459/11, 26-27 Haziran 2012 · ABAD, C-99/01, Gottfried Linhart ve Hans Biffl, 24.10.2002, ECR 2002 I-9375, paragraf 35-37 · ISO 22715:2006 Cosmetics — Packaging and labelling; ISO 856:2006 Oil of peppermint (Mentha x piperita L.); ISO 770:2002 Crude or rectified oils of Eucalyptus globulus; ISO 29621:2017 Cosmetics — Microbiology — Guidelines for the risk assessment and identification of microbiologically low-risk products (dördünün künyesi ISO katalog kayıtlarını aktaran ikincil kaynaklardan alınmıştır) · ISO 14021:2016 Environmental labels and declarations — Self-declared environmental claims (Type II), madde 5.10.2, 7.7 ve 7.8 · ASTM D7611/D7611M-21 Standard Practice for Coding Plastic Manufactured Articles for Resin Identification · Wang M., Lee J., Zhao J., Chatterjee S., Chittiboyina A.G., Ali Z., Khan I.A. (2024), Comprehensive quality assessment of peppermint oils and commercial products: An integrated approach involving conventional and chiral GC/MS coupled with chemometrics, Journal of Chromatography B 1232:123953, doi:10.1016/j.jchromb.2023.123953 · Bashir A., Lambert P. (2020), Microbiological study of used cosmetic products: highlighting possible impact on consumer health, Journal of Applied Microbiology 128(2):598-605, doi:10.1111/jam.14479 · Yazar S., Çorba B.Ş., Ertuğrul H., Başaran A.N. (2026), An Exploratory Survey of Knowledge, Attitudes, and Behaviors Toward Cosmetic Products, Toxics 14(1):68, doi:10.3390/toxics14010068 · Siegrist M., Bearth A. (2019), Chemophobia in Europe and reasons for biased risk perceptions, Nature Chemistry 11:1071-1072, doi:10.1038/s41557-019-0377-8 · Knowledge, perceptions, and consumption behaviour of cosmetics among undergraduates of Sri Lanka: a descriptive cross-sectional study (2024), Frontiers in Public Health 11:1184398, doi:10.3389/fpubh.2023.1184398 (yazar adları kaynak kaydında yer almamaktadır) · Cosmetic products and health concerns: insights from 1149 Saudi women (2025), International Journal of Women's Dermatology 11(4):e232, doi:10.1097/JW9.0000000000000232 (yazar adları kaynak kaydında yer almamaktadır) · Consumers pay attention to ingredients on the front of a label: an eye tracking study (2023), Translational Behavioral Medicine, doi:10.1093/tbm/ibad038 (yazar adları kaynak kaydında yer almamaktadır) · TİTCK, "Kozmetik - Sık Sorulan Sorular", "Ürün Takip Sistemi (ÜTS) Kozmetik Ürün Yönetimi İşlevleri Hakkında Duyuru", "Ürün Takip Sistemi (ÜTS)", "Bildirim", "Kozmetovijilans" ve "Kozmetik Mevzuatı", titck.gov.tr (erişim: Eylül 2026) · TİTCK, "Kozmetik Ürünlere İlişkin 2025 Yılı Birinci Üç Aylık Dönem Denetim Verileri (01/01/2025 - 31/03/2025)", 10.04.2025, titck.gov.tr (erişim: Eylül 2026) · T.C. Sağlık Bakanlığı, "Ürün Takip Sistemi Vatandaş Sorgulama", utsuygulama.saglik.gov.tr (erişim: Eylül 2026) · T.C. Ticaret Bakanlığı, "Güvensiz Ürün Bilgi Sistemi (GÜBİS)", guvensizurun.ticaret.gov.tr (erişim: Eylül 2026) · Avrupa Komisyonu, "Cosmetic ingredient database (CosIng)", "CosIng – Glossary of ingredients", "Fragrance allergens labelling", "CE marking" ve "Cosmetic Product Notification Portal", single-market-economy.ec.europa.eu (erişim: Eylül 2026) · Personal Care Products Council, "INCI" ve "International Cosmetic Ingredient Nomenclature Committee (INC)", personalcarecouncil.org (erişim: Eylül 2026) · Personal Care Products Council, "INCI Nomenclature Conventions", Şubat 2021, personalcarecouncil.org (erişim: Eylül 2026) · U.S. Food and Drug Administration, "Cosmetics Labeling Guide", "Cosmetic Ingredient Names" ve "Shelf Life and Expiration Dating of Cosmetics", fda.gov (erişim: Eylül 2026) · PRO EUROPE, "The Green Dot Trademark", pro-e.org (erişim: Eylül 2026) · Health Products Regulatory Authority (HPRA), "Six in ten Irish adults use cosmetics beyond their expiry or recommended shelf life", hpra.ie (erişim: Eylül 2026) · EUIPO, "Economic impact of counterfeiting in the clothing, cosmetics and toy sectors in the EU" (2024), euipo.europa.eu (erişim: Eylül 2026).

Ürünleri Keşfet ← Bloga Dön