Uçucu Yağlar Tükenir mi?
CITES, Nagoya Protokolü ve Bir Şişenin Arkasındaki Tedarik Zinciri

Bir aromatik yağın etiketi, şişenin içinde ne olduğunu bir bitki adıyla söyler. Kozmetikte ve aromaterapide yaygın olarak karşılaşılan kalemleri saymak kolay: lavanta, nane, biberiye, adaçayı, okaliptüs, turunçgil kabuğu, paçuli, vetiver. Soru basit görünüyor: bu adların arkasındaki bitkilerin kaçı uluslararası bir koruma listesinde?
Cevap beklenenden sıkıcı. CITES — Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme — eklerinin bitki bölümü, aile başlıkları üzerinden baştan sona tarandı. Tarama üç ailede hiçbir takson bulmuyor: ballıbabagiller (Lamiaceae), mersingiller (Myrtaceae) ve sedefotugiller (Rutaceae). Lavandula, Mentha, Rosmarinus, Salvia, Eucalyptus, Citrus, Litsea, Cinnamomum, Pogostemon ve Chrysopogon cinsleri de CITES eklerinin dışındadır. Kayıt 7 Şubat 2025 tarihli ek sürümüne aittir (a). Tarama bir ürün rafına değil aile ve cins başlıklarına bakar, sonucu da yalnızca o düzeyde okunur. Yani aromaterapinin ana akım bitki aileleri ve cinsleri, hacim olarak dünya uçucu yağ ticaretinin ezici çoğunluğuyla birlikte, CITES eklerinin dışındadır.
Kaynak: CITES Ekler I, II ve III, 7 Şubat 2025 tarihli sürüm, bitki bölümündeki aile başlıklarının tam taraması. Sürüm kaydı zorunlu ve yalnızca alıntıları değil yukarıdaki olumsuz tarama sonucunu da kapsıyor: Taraflar Konferansı’nın 20. toplantısı 5 Aralık 2025’te kapandı, kararları doksan gün sonra 2026 Mart başında yürürlüğe girdi; yürürlükteki ek metni CITES’in kendi sitesinden açılamadı (bot doğrulaması), hem alıntılar hem tarama elde olan sürümden verildi. O toplantıda yeni bitki listelemeleri de yapıldığı için, bu üç aileye ve bu cinslere sonradan takson eklenip eklenmediği doğrulanamadı: yokluk kaydı 7 Şubat 2025 tarihli sürüm bakımından birinci elden, yürürlükteki sürüm bakımından doğrulanmamış durumdadır.
Buna karşılık parfümerinin en bilinen birkaç hammaddesi listelidir: gül ağacı yağının da ud yağının da kaynağı Ek II’de kayıtlıdır (a) ve bu iki vakayı ilerleyen bir bölüm anlatıyor. Demek ki soru “uçucu yağlar tükenir mi” değil, hangi uçucu yağ, hangi zincirde, hangi rejimde sorusudur. Yakından bakıldığında daha rahatsız edici bir şey de çıkıyor: baskı ile hukuk aynı yere oturmuyor.
Hint sandalı (Santalum album) Kırmızı Liste’de Hassas kategorisindedir ama hiçbir CITES ekinde değildir. Ticarette aynı adla anılan Doğu Afrika sandalı (Osyris lanceolata) küresel olarak Asgari Endişe sayılır ve değerlendirmesi “bu türe yönelik büyük tehdit yoktur” der, ama Ek II’dedir ve üç menşe ülkeye sıfır ihracat kotası konmuştur. Ticari olarak en önemli tütsü reçinesi (olibanum) kaynağı olan Boswellia papyrifera ise hiç değerlendirilmemiştir.
Üç kayıt da sürümü ve kapsamı yazılmadan kullanılamaz. Hint sandalının kategorisi Kırmızı Liste sürüm 2026-1 (9 Temmuz 2026) itibarıyla Hassas’tır (a); eklerde bulunmaması düzenleme dışı olması demek değildir, çünkü CITES yalnızca uluslararası ticaretin tehdit oluşturup oluşturmadığına bakar ve türün yetiştiği ülkelerin orman mevzuatı yürürlükte kalır. Doğu Afrika sandalının Ek II kaydı yalnızca altı ülke popülasyonunu kapsar (a); Akdeniz ve Güney Afrika popülasyonları eklerin dışındadır, yani coğrafi kayıt olmadan “bu tür CITES’tedir” demek eksik olur. Sıfır kota satırları 18 Mart 2025, 7 Nisan 2026 ve 27 Ağustos 2026 tarihlidir (b) ve bu satırlarda birim yazılı değildir; buraya birim eklenmez. Olibanum tarafındaki boşluk da cinse yayılamaz: aynı cinste 17 tür değerlendirilmiştir ve ticari olarak en önemli ikinci kaynak olan Boswellia serrata Asgari Endişe’dir, eğilimi durağandır (a).
Kaynak: IUCN Kırmızı Liste sürüm 2026-1, 9 Temmuz 2026; takson sayfaları ve cins araması, erişim 7 Ekim 2026. Doğu Afrika sandalı sayfasının ülke listesi kendi içinde tutarsızdır; burada sayfanın altı ülkelik tablosu esas alındı.
İkinci ayrım daha da sık atlanıyor: hasat mekanizması taksona göre değişir. Kesmek, kökünden sökmek, yaralamak ve reçine almak aynı şey değildir. Odun yağı için ağaç kesilir. Doğu Afrika sandalında ihracata giren ürün olgun kök gövdesinin kök boğazıyla birlikte sökülmesiyle elde edilir ve kaynak bunun tohum kaynaklarını da ortadan kaldırdığını yazar (a). Balsam için — balsam uçucu yağdan ayrı bir ürün sınıfıdır, su içerir ve saf uçucu yağ değildir — ağaç kesilmez, kabuğu yaralanır; reçine için gövdeye kesik açılır. Biri ağacın ömrünü bitirir, biri popülasyonun yenilenmesini keser; üçüncüsü ağacı ayakta bırakır, ama bu zararsız olduğu anlamına gelmez. Tütsü reçinesi veren ağaçlarda hasat bitkiyi doğrudan öldürmez; sürdürülemez düzeyde yapıldığında ise bireye ciddi zarar verir, zararlı böcek etkinliğini artırır ve uzun vadede ağacın çiçeklenme, meyve verme ve üreme yeteneğini azaltarak yerel düşüş ve yok oluşlara yol açabilir (d). Bu kaydın tek dayanağı, metnine erişilemeyen tek bir kurumsal yönetici raporudur.
Aynı şişeye bakan beş ayrı rejim var; birbirinden bağımsız çalışırlar, biri ötekini gerektirmez ve biri bu yazıda ötekinin ölçüsü yapılmıyor. Her birinin ayrıntısı kendi bölümünde; burada yalnızca ne oldukları sayılıyor:
- IUCN Kırmızı Listesi bir durum değerlendirmesidir: yok olma riskini ölçütlere göre sınıflandırır, izin ya da yasak kurmaz — kurumun kendi metni, tehdit kategorisinin koruma önceliklerini belirlemeye zorunlu olarak yetmediğini yazar (a).
- CITES bir ticaret izni rejimidir: eklerine kaydedilmiş taksonların sınır ötesi ticaretini belgeye bağlar; koruma statüsü değerlendirmesi, izlenebilirlik sistemi ya da kalite ölçüsü değildir.
- Nagoya Protokolü ve onunla gelen erişim ile fayda paylaşımı düzeni bir çerçevedir: etkisi, kaynağın alındığı ülkenin kendi mevzuatının varlığına ve kapsamına bağlıdır.
- Gönüllü güvence bir özel sözleşmedir: taraflarını kendi şartlarıyla bağlar, güvence düzeyi zincirin hangi halkasına bakıldığına göre değişir.
- Tüketici ve tedarik zinciri hukuku — Avrupa Birliği ve Türkiye ayaklarıyla — bir markanın beyanlarını bağlayan kümedir; konusu tür değil, o tür hakkında söylenen sözdür.
Bir de yöntem kaydı gerekiyor. Bu yazıdaki her sayısal iddianın yanında parantez içinde bir harf var; harf, iddianın nereden geldiğini söylüyor:
| Kanıt gücü | Ne anlama geliyor |
|---|---|
| (a) | Birincil metin birinci elden okundu: mevzuatın ya da kurumun kendi belgesi açıldı, cümle yerinde görüldü. |
| (b) | Birincil metin ikincil kaynaktan aktarıldı: hükmün kendisine erişilemedi, içeriği başka belgeden okundu. |
| (c) | Hakemli ikincil kaynak: hakemli bir dergide yayımlanmış çalışma. |
| (d) | Doğrulanamadı ya da tek kaynak: iddia tek kanaldan geliyor, ikinci bağımsız kanal yok. |
Ölçek yalnızca burada tanımlanıyor; sonraki bölümlerde harf görünür, tanımı tekrarlanmaz. Harfin kendisi de bir bulgudur: (d) işareti iddianın yanlış olduğunu değil, denetlenemediğini söyler — ve bu metinde (d) sayısı beklenenden fazla. Nedeni, yazının en çok tekrarlanan bulgusu: o bulgu bir sayı değil, bir sayının yokluğu.
Dünyada yabani bitki toplayarak geçimine katkı sağlayan kişi sayısına dair küresel bir sayım yoktur (a); en çok dolaşan “beş kişiden biri” ifadesini kaynağı olan hükümetler arası değerlendirme bile bir toplayıcı sayımı olarak değil, gıda, beslenme çeşitliliği ve gelir bağımlılığının birlikte ölçüldüğü bir tahmin olarak sunar (a). Aynı değerlendirme, Avrupa ve Kuzey Amerika’da toplamaya katılan birey ve hanelere ilişkin tahminleri yüzde 4 ile yüzde 68 arasında verir ve kendi güven etiketi olarak “yerleşmiş ama eksik” notunu düşer (a).
Kaynak: IPBES (2022), Summary for Policymakers of the Thematic Assessment Report on the Sustainable Use of Wild Species, IPBES secretariat, Bonn, DOI 10.5281/zenodo.6425599, paragraf A.1.1 ve A.1.4.
Bir izleme kuruluşunun tahminine göre dünya ticaretindeki yaklaşık 3.000 tıbbi ve aromatik bitki türünün yalnızca yüzde 7’si yok olma riski ölçütlerine karşı değerlendirilmiş durumda (d) — kuruluş bu rakamlar için sayfasında atıf vermiyor, yani bu bir tespit değil, o kuruluşun tahmini. Değerlendirilmemiş olmanın anlamını ise Kırmızı Liste’nin kendi soru-cevap sayfası yazıyor: aranan takson sitede yoksa “değerlendirilmemiş” sayılır (a). Yani listede bulunmamak “güvende” demek değil; “bu tür hakkında hiçbir şey söylenmiyor” demek.
Aynı itiraf, ayrı kıtalardan ve ayrı kurum türlerinden beş birincil belgede tekrarlanıyor (a):
- Hükümetler arası değerlendirme kendi toplama ifadelerine “yerleşmiş ama eksik” etiketini koyuyor.
- Himalaya tıbbi bitki stoku üzerine 2004 tarihli bir çalışma o tarihe kadar ulusal envanter yapılmadığını yazıyor.
- Namibya’ya ilişkin 2003 tarihli, “taslak” ibareli bir kurum belgesi toplayıcı sayısının bilinmediğini yazıyor.
- Türkiye’nin 2020-2024 dönemini kapsayan, 2021’de yayımlanmış sektör politika belgesi hem doğadan toplanan miktarın hem — toplayıcılar için hiçbir kayıt bulunmadığı için — toplayıcı sayısının bilinmediğini yazıyor.
- Bir gönüllü güvence düzeninin etki raporu da yararlanıcı artışını iki nedene birlikte bağlıyor (raporlamanın iyileşmesi ve topluluk erişiminin genişlemesi) ve aralarında ağırlık vermiyor.
Bu yazı o yokluğu saklamıyor, omurga yapıyor: ölçülmemiş olanın yerine tahmin konmuyor ve bir rejimin bir şeyi kapsamaması ile o şeyin sorun taşımaması aynı cümle sayılmıyor.
Son olarak, bu yazının ne olmadığı. Bir satın alma rehberi değil: hangi yağın alınacağını söylemiyor, çünkü kayıtlar böyle bir sıralama taşımıyor. Bir tür listesi değil: eksiksiz bir “baskı altındaki uçucu yağ bitkileri” listesi sunmuyor, çünkü değerlendirilmemiş taksonlar o listede görünmeyeceği için liste kendi en önemli boşluğunu gizlerdi. Ve bir marka savunusu değil: bu yazıyı yayımlayan markanın hammadde kaynağı, sertifika durumu ya da tedarik zinciri izlenebilirliği hakkında burada hiçbir beyan yok, hiçbir sayı bu markaya ait bir ölçüm değil ve yazıdaki eleştirilerin tamamı bu markanın kendisi için de geçerli. Bu yazı hiçbir ürün, hammadde ya da marka için “sürdürülebilir” nitelemesi kurmuyor; hiçbir türün koruma durumu hakkında bağımsız değerlendirme de yapmıyor, yalnızca yayımlanmış kayıtları sürümüyle aktarıyor.
İçindekiler
1. Kısa cevap: baskı ile hukuk aynı yere oturmuyor · 2. Baskı yağın adında değil, zincirin halkasında · 3. Kırmızı Liste ne söyler, ne söylemez · 4. CITES bir ticaret izni rejimidir, bir koruma statüsü değil · 5. Kapsamın iki katmanı: ek ve dipnot · 6. İki vaka: gül ağacı ve ud · 7. Listede olmak ile baskı altında olmak aynı yere düşmüyor · 8. Türkiye’nin dar yayılışlı türü: sığla · 9. Türkiye’de doğadan toplama hangi kurallara tabi? · 10. Nagoya Protokolü: bitkinin kendisi değil, onunla yapılan iş · 11. Türkiye bu sistemin neresinde? · 12. Gönüllü standartlar ne ölçer, neyi ölçmez · 13. “Sürdürülebilir” demek: iki rejim bu beyanı nasıl denetliyor · 14. Kapsamda olan koku değil: AB’nin tedarik zinciri hukuku · 15. Sentetik her zaman daha mı kötü? Tek cevaplı bir soru değil · 16. Yan ürün olmak yağın değil, zincirin özelliği · 17. Zincirin ilk halkası: toplayıcının payı ve emek koşulları · 18. Breva hakkında · 19. Neyi iddia etmiyoruz · 20. Güvenlik ve sınırlar · 21. Sık sorulan sorular · 22. Kapanış · 23. İlgili yazılar · 24. Kaynaklar
Kısa cevap: baskı ile hukuk aynı yere oturmuyor
“Uçucu yağlar tükenir mi?” sorusunun tek bir cevabı yok — ve asıl bulgu sorunun kendisinden daha rahatsız edici. Bir taksonun yok olma riski için verilen kategori ile o taksonun uluslararası ticaretine konulan belge rejimi, birbirinden bağımsız iki kayıttır. Aşağıdaki dört ağaç bunu tek bir tabloda gösteriyor: her satır aynı anda hem bir koku hammaddesi hem de bir hukuki statü taşıyor.
Kısa cevap tek cümleye sığıyor: kategori ile liste birbirinden bağımsızdır ve biri ötekini gerektirmez. Bu asimetri açılışta kayıtlarıyla birlikte verildi; burada tekrarlanmıyor, yalnızca yönü kuruluyor. Bağımsızlık iki yöne de işler: eklerde bulunmak bir türün yok olmak üzere olduğunu söylemediği gibi, bulunmamak da o türün güvende olduğunu söylemez.
Kategorilerin tamamı IUCN Kırmızı Liste sürüm 2026-1 (9 Temmuz 2026) itibarıyla verilmiştir (kanıt (a)); kategori burada yalnızca sonuç olarak anılıyor, kategorilerin tanımı ve kriter mantığı kendi bölümünde duruyor. CITES satırlarının dayanağı ise tek bir kanal değil. Bir taksonun eklerde bulunup bulunmadığı, eklerin 7 Şubat 2025 tarihli sürümünün ilgili aile sayfaları — SANTALACEAE, THYMELAEACEAE (AQUILARIACEAE) ve CUPRESSACEAE — baştan sona taranarak okundu (a). Tür sayfalarının Species+ kaynaklı bölümünden gelen kalemler, yani listeleme satırının taşıdığı tarih ile kota satırları, IUCN’in kendi verisi olmadığı için (b) ile verildi. Bu ikinci kanalın kendine özgü bir tuzağı var: bölümün boş olması taksonun eklerde listeli olmadığının kanıtı değildir, çünkü boşluğun iki ayrı biçimi vardır — hiç eşleşmemek ile eşleşip kaydı bulunmamak. Bu yüzden aşağıdaki hiçbir olumsuz tespit o kanaldan çıkarılmadı.
| Takson | Ticarette anıldığı ad | Kırmızı Liste kategorisi (sürüm 2026-1) | CITES |
|---|---|---|---|
| Santalum album | Hint sandalı; yağı “sandal yağı” olarak satılır | Hassas (a) | Hiçbir ekte değil (a) |
| Osyris lanceolata | Doğu Afrika sandalı; CITES ortak adını “African sandalwood” olarak verir | Asgari Endişe (a) | Ek II, #2 dipnotuyla — yalnızca Burundi, Etiyopya, Kenya, Ruanda, Uganda ve Tanzanya popülasyonları için, başka hiçbir popülasyon eklerde değil (a); Species+ listeleme satırının tarihi 12 Haziran 2013 ve 2025-2026’da üç menşe ülkeye sıfır ihracat kotası konmuştur (b) |
| Aquilaria malaccensis | ud, agarwood | Kritik derecede tehlikede (a) | Ek II, cins düzeyinde (Aquilaria spp.) ve #14 dipnotuyla (a) |
| Juniperus virginiana | ticarette “sedir yağı” etiketi altındaki başlıca tür | Asgari Endişe (a) | Hiçbir ekte değil (a) |
Kaynak: IUCN Kırmızı Liste sürüm 2026-1 tür sayfaları — Arunkumar, A.N., Dhyani, A. ve Joshi, G. 2019, Santalum album, e.T31852A2807668; Wilson, B. 2018, Osyris lanceolata, e.T200642A2675362; Harvey-Brown, Y. 2018, Aquilaria malaccensis, e.T32056A2810130; Farjon, A. 2013, Juniperus virginiana, e.T42257A2967510 (erişim 7 Ekim 2026). CITES satırlarının eklerde bulunma ve bulunmama tespitleri CITES Ek I, II ve III’ün 7 Şubat 2025 tarihli sürümünden: SANTALACEAE satırı (Osyris lanceolata, Ek II, #2), THYMELAEACEAE (AQUILARIACEAE) satırları (Aquilaria spp., Ek II, #14) ve CUPRESSACEAE sayfası — bu ailede yalnızca Fitzroya cupressoides, Pilgerodendron uviferum ve Widdringtonia whytei listelidir, Juniperus cinsinden hiçbir tür yoktur; Santalum için bitki bölümünün tamamında yapılan ad taraması sıfır sonuç verir. Tarih ve kota kalemleri aynı tür sayfalarının Species+ (UNEP-WCMC) kaynaklı bölümlerinden; bir Species+ listeleme satırının taşıdığı tarih, yürürlükteki kaydın tarihidir ve taksonun eklere alındığı gün değildir — eklere alınma tarihleri bu çalışmada doğrulanamadı, o yüzden hiçbir satırda verilmiyor. Doğu Afrika sandalı sayfasının ülke listesi kendi içinde tutarsızdır: gerekçe metni ile kullanım ve koruma metinleri beş ülke sayar, her biri başka bir ülkeyi atlar; burada sayfanın altı ülkelik Species+ tablosu esas alındı ve eklerin SANTALACEAE satırı aynı altı ülkeyi veriyor.
Üç kayıt eklenmeden bu tablo yanlış okunur. Birincisi, açılışta düşülen kayıt burada da geçerli: CITES dışı olmak düzenleme dışı olmak değildir. İkincisi, ilk iki satır aynı ticari adı paylaşıyor — “sandal” kelimesi tek bir hukuki statüye karşılık gelmez ve botanik ad yazılmadan hiçbir şey söylenemez. Üçüncüsü, son satır bir yağın kanıtı değil: Kırmızı Liste o tür için ona özgü hiçbir tehdit saptamaz, ama yağ üretimine dair bir hacim ya da ticaret verisi de vermez — tür sayfalarının bir yağın ticareti bakımından ne kadar kaynak sayılabileceğini Kırmızı Liste bölümü kendi yerinde ele alıyor.
Bir sürüm kaydı da gerekiyor. CITES eklerinin bu çalışmada birinci elden okunabilen sürümü 7 Şubat 2025 tarihlidir; en son Taraflar Konferansı’nın kararları, Konferansın 5 Aralık 2025’te kapanmasından doksan gün sonra, 2026 Mart başında yürürlüğe girmiştir. Sözleşme’nin kendi sitesi bu çalışma boyunca açılamadığı için yürürlükteki ek metinleri ulusal aktarmalardan okunmuştur — ve iki ulusal kanal yürürlük tarihinde bile aynı günü vermemektedir.
Beş rejim, beş ayrı soru
Tablonun arkasındaki yapısal neden şu: bir uçucu yağın üzerinde aynı anda beş ayrı rejim duruyor ve bu rejimler birbirinden bağımsız çalışıyor — biri ötekini gerektirmiyor. Her biri kendi sorusunu sorar, kendi sorusunun dışında kalanı ölçmez. Aşağıdaki beş kart bir sıralama değil; her kart kendi başına okunur.
Kırmızı Liste — bir durum değerlendirmesi
Ne ölçer: bir taksonun mevcut koşullarda yok olma riskini, tanımlı ölçütler ve eşiklerle.
Ne ölçmez: ticaret iznini, hasat miktarını ya da bir hammaddenin tedarik zincirini. Listenin kendi birincil metni bunu açıkça yazar: bir tehdit kategorisi, koruma eylemi önceliklerini belirlemek için zorunlu olarak yeterli değildir (kanıt (a)). Listede bulunmamak da “güvende” anlamına gelmez; değerlendirilmemiş bir takson, kurumun kendi tanımıyla değerlendirilmemiş (Not Evaluated) sayılır.
CITES — bir ticaret izni rejimi
Ne ölçer: bir örneğin uluslararası ticaretinin türün soyunun devamına zarar verip vermediğini. Ek II’de ihracatçı devletin bilimsel mercii bu bulguyu bildirmek zorundadır (kanıt (a)).
Ne ölçmez: koruma statüsünü, iç piyasayı, hasadın niteliğini ya da sürdürülebilirliği. Hacim olarak dünya uçucu yağ ticaretinin ezici çoğunluğu eklerin dışındadır — eklerde Lamiaceae, Myrtaceae ve Rutaceae ailelerinden hiçbir takson yoktur, yani lavanta, nane, biberiye, adaçayı, okaliptüs ve turunçgil yağlarının hammaddeleri bütünüyle CITES eklerinin dışındadır.
Nagoya Protokolü ve erişim-fayda paylaşımı — bir çerçeve
Ne ölçer: bir genetik kaynağa erişimin ve o kaynak üzerinde yapılan işin, fayda paylaşımı şartlarına bağlanıp bağlanmadığını. Tetikleyici materyalin kendisi değil, onunla yapılan iştir.
Ne ölçmez: türün koruma durumunu ya da hasat hacmini. Çerçeve tek başına bir yükümlülük doğurmaz; etkisi tümüyle sağlayıcı ülkenin kendi mevzuatının varlığına bağlıdır.
Gönüllü güvence — özel bir sözleşme
Ne ölçer: bir şemanın kendi ölçütlerine uyumu ve bunun belgelenmesini. Güvence düzeyi zincirin halkasına göre değişir; zincirin her halkası aynı denetime tabi değildir.
Ne ölçmez: bir türün koruma durumunu, bir ticaret izninin varlığını ya da bir kamu hukuku yükümlülüğünün yerine getirilmiş olmasını. Bu kümedeki hiçbir şema ve hiçbir tescilli kalite işareti adı bu yazının gövdesinde anılmaz; yalnızca mekanizma tarif edilir.
Tüketici ve tedarik zinciri hukuku
Ne ölçer: bir çevre beyanının ispatlanabilirliğini ve bir tedarik zincirinde özen yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediğini. Konusu türün durumu değil, beyanın ve sürecin kendisidir.
Ne ölçmez: bir taksonun yok olma riskini, hasadın mekanizmasını ya da bir ticaret izninin varlığını. Kapsamı bir tarife ve eşik sorusudur; kapsam dışında kalmak baskının yokluğu anlamına gelmez.
Beş kartın altında tek bir ortak payda var: hiçbiri bir koku hammaddesinin yabandan ne kadar alındığını ölçmüyor. Bu yüzden “tükenir mi?” sorusu, çoğu takson için bir kaynak sorusu olarak değil bir ölçüm sorusu olarak karşılığını buluyor.
Yazının geri kalanı bu beş rejimi tek tek açıyor ve her birini kendi başına, nötr kipte anlatıyor. İlk blok mekanizmayı kuruyor: baskının yağın adında değil tedarik zincirinin halkasında durduğu, Kırmızı Liste’nin ne söyleyip ne söylemediği, CITES’in belge rejimi ve kapsamın iki katmanı — ek ve, varsa, dipnot. İkinci blok ölçülmüş vakaları alıyor: gül ağacı ile ud; listede olmakla baskı altında olmanın ayrıştığı taksonlar; Türkiye’nin dar yayılışlı türü sığla; ve Türkiye’de doğadan toplamanın tabi olduğu kurallar. Üçüncü blok hukuk katmanlarını sıralıyor: Nagoya Protokolü ve Türkiye’nin bu sistemdeki yeri, gönüllü standartların ölçtüğü ve ölçmediği, çevre beyanlarının denetimi ve Avrupa Birliği’nin tedarik zinciri hukuku. Dördüncü blok ikameleri, yan ürün mantığını ve zincirin ilk halkasındaki toplayıcının payı ile emek koşullarını ele alıyor. Her bölümde aynı iki kural geçerli: doğrulanmış bir sayı yoksa sayı yazılmıyor, ve hiçbir rejim başka bir rejimin ölçüsü yapılmıyor.
Baskı yağın adında değil, zincirin halkasında
Bir şişenin etiketinde yazan şey bir ticari addır. O ad bitkiyi söyler, bazen bitkinin yalnızca bir kısmını söyler — ama bitkinin nereden, hangi kararlar zincirinin sonunda geldiğini söylemez. “Uçucu yağlar tükenir mi?” sorusunun ad düzeyinde cevaplanamamasının nedeni budur: aynı ticari ad, birbirine hiç benzemeyen tedarik konumlarında görünebilir.
Bu konumlar şöyle adlandırılabilir. Yan ürün konumu: biyokütle başka bir ürün için işlenmiştir ve yağ o işlemin artığından alınır; hasat kararı yağ için verilmemiştir. Tarla konumu: bitki ekilmiş, bakılmış ve hasat edilmiştir; karar tarımsal bir karardır. Ağaç ve yabani konum: odun, kök, kabuk ya da reçine doğadan alınır ve hasat mekanizması taksona göre değişir — kesmek, kökünden sökmek, yaralamak ve reçine almak aynı şey değildir.
Bu üçü bir sınıflandırma değil. Yağları kalıcı olarak üç kutuya bölmüyorlar; aynı yağın geçebileceği üç konumu adlandırıyorlar. Konumu belirleyen şey yağın adı değil, tedarik zincirinin o halkasıdır.
Konum bir sınıf değil, bir soru sırasıdır
Bir yağı “yan ürün yağı” ya da “yabani yağ” diye etiketlemek, aslında bir ürün hakkında değil bir zincir hakkında konuşmaktır — ve zincir değişebilir. Aynı ticari ad bir ülkede bir işleme tesisinin artığından, başka bir ülkede doğrudan o iş için kesilmiş bitkiden gelebilir. Dolayısıyla konum, ürünün kalıcı bir özelliği değil; belirli bir sevkiyatın, belirli bir tedarikçinin, belirli bir yılın özelliğidir.
Bunun pratik sonucu şudur: konumu öğrenmek için ürünün adına değil, zincire bakmak gerekir. Aşağıdaki sorular bunun sırasını veriyor. Bu bir tüketici kontrol listesi değil; aynı sorular bu yazıyı yayımlayan markanın kendisi için de geçerlidir ve bu yazıda Breva’ya ait hiçbir ölçüm, sertifika ya da tedarik zinciri kaydı paylaşılmıyor.
| Sorulan şey | Cevabın konumu nasıl değiştirdiği |
|---|---|
| Biyokütle hangi ürün için işlendi? | Yağ bir işlemin artığından alınıyorsa hasat kararı yağ için verilmemiştir. Aynı ad altındaki başka bir zincirde ise hasat kararı doğrudan yağ için verilmiş olabilir; ad bu farkı taşımaz. |
| Bitkinin hangi kısmı kullanıldı? | Odun kullanılıyorsa ağacın kesilmesi gerekebilir; iğne, yaprak, ince dal ya da tomurcuk kullanılıyorsa gerekmeyebilir. Bazı ticari adlar kısmı doğrudan söyler, bazıları söylemez. |
| Bitki ekili alandan mı, doğadan mı geliyor? | Aynı tür bir yerde tarım ürünü olarak, başka bir yerde doğadan toplanan bir orman ürünü olarak düzenlenebilir; hangi hukuki çerçeveye düştüğü de buna göre değişir. |
| Zincirin kaçıncı halkasındayız? | Hasat, ilk işleme, damıtma ve dökme ticaret ayrı halkalardır. Bir halkada artık sayılan şey, bir sonraki halkada girdi olarak alınıp satılabilir — yani “artık” nitelemesi de konuma bağlıdır. |
Kaynak: Tablo, bu bölümde anılan kayıtlardan türetilmiş bir soru sırasıdır; tek bir belgenin kendi sınıflandırması değildir. Bir istisnası var: üçüncü satırdaki “aynı tür bir yerde tarım ürünü, başka bir yerde doğadan toplanan bir orman ürünü olarak düzenlenebilir” kaydının dayanağı bu bölümde anılan kaynaklar değil, Türkiye’nin kendi rejimidir; o kayıt künyesiyle Türkiye’de doğadan toplama bölümünde duruyor. Her sorunun ölçülmüş karşılığı sonraki bölümlerde, kendi künyesiyle duruyor.
Çerçeve bir çelişkiyle sınanır
Bu çerçeveye bir çelişki üzerinden de bakılabilir: ticarette tek bir ad altında satılan bir ağaç yağının, aynı ad altında birbirinden ayrı tedarik modellerinden gelebildiği belgelenmiştir. Yani aynı ürün adının altında, bir yerde yağ talebi ağacın kesilme sebebi değildir, başka bir yerde tam olarak odur. Bu vakanın tam anlatımı, kaynak künyesi ve kanıt gücü yan ürün bölümünde duruyor; burada yalnızca çerçeveye ait olan kayıt tutuluyor.
Bu kayıt neden bu kadar önemli? Çünkü “bu yağ atıktan geliyor” cümlesi, tek başına bir ürün hakkında doğrulanabilir bir şey söylemiyor. Doğru olabilir, yanlış olabilir, aynı anda ikisi de olabilir — hangisi olduğunu belirleyen şey ürünün adı değil, o şişenin arkasındaki belirli zincir. Bu yüzden bir “atıktan geliyor” iddiası, yalnızca hangi zincirden söz edildiği söylendiğinde anlam taşır. Burada da sınır açıkça çizilmeli: bu bölüm tek bir çerçeve kuruyor, hiçbir markanın — bu yazıyı yayımlayan marka dahil — tedarik zinciri hakkında bir tespit içermiyor.
Ticari ad bazen kısmı söyler, bazen söylemez
Aynı belirsizlik terminoloji düzeyinde de kayıtlıdır. Bir ticari ad bazen damıtılan bitki kısmını doğrudan söyler, bazen hiç söylemez: aynı ağaçtan alınan iki ayrı distilat ticarette iki ayrı kalem olabilir ve adlar bu farkı taşımayabilir. Bu ayrımın terim terim dökümü, kaynak künyesi ve ticaret hacmindeki karşılığı yan ürün bölümünde duruyor.
Bu ayrım kozmetik hammadde terminolojisinde başka adlarla da karşımıza çıkıyor: bir ağacın odunundan alınan yağ ile aynı ağacın yaprağından alınan yağ, ticarette ayrı kalemlerdir ve aynı şey değildir. Önemi şurada: hangi kısmın kullanıldığı, ağacın kesilip kesilmediğini belirler. Yaprak her mevsim yenilenir, odun yenilenmez. Dolayısıyla iki kalem arasındaki fark bir kalite nüansı değil, doğrudan bir kaynak baskısı farkıdır — ve bu fark her zaman ticari adın içinde görünmez.
Burada bir uyarı gerekiyor: yaprak yağı ile odun yağının birbirinin yerine geçtiğini söylemek, bu kayıtların söylediğinden fazlasıdır. İki yağın koku ve bileşim eşdeğerliği bu kaynaklarda gösterilmemiştir; gösterilen şey yalnızca, hangi kısmın alındığının hasat mekanizmasını değiştirdiğidir.
Kollar birbirini dışlamaz
Üç konumu üç ayrı dünya gibi okumak da hatalı olur. En net örnek tarla kolundan geliyor: ekili alandan hasat edilip damıtılan bir bitkiden sonra geride bir damıtma sapı artığı kalır ve bu artığın kendisi bir yan ürün hattı açar. Yani tarla konumundaki bir zincir, aynı zamanda yan ürün konumunda bir ikinci akım üretiyor. Bu artığın ölçülmüş büyüklüğü ve değerlendirme yolları yan ürün bölümünün konusu; burada kaydedilen şey yalnızca üç kolun geçirimli olduğu.
Ters yön de geçerli. Bir zincirde artık sayılan kalem, bir sonraki halkada ekonomik değeri olan bir girdiye dönüşür; o noktadan sonra “yalnızca atık” nitelemesi ekonomik olarak kırılgan hâle gelir. Bu, konumun ürünün kalıcı bir sıfatı olmadığını gösteren ikinci kayıt.
Son olarak çerçevenin kendisi ülkeye göre de değişiyor: aynı aromatik bitki bir yerde tarım mevzuatının, başka bir yerde doğadan toplanan orman ürünleri mevzuatının kapsamına girebilir — ve bu, baskının ölçüldüğü yeri de, izin veren makamı da değiştirir. Türkiye’nin kendi rejimi bu yazıda ayrı bir başlıkta duruyor: Türkiye’de doğadan toplama hangi kurallara tabi?
Bu bölüm neden sayı vermiyor
Bu bölümde bilerek tek bir tonaj, verim ya da alan rakamı yok. Nedeni basit: bir sayı ancak hangi zincire, hangi yıla ve hangi ülkeye ait olduğu söylendiğinde bir şey ölçer. Konum çerçevesi tam olarak bu şartı kurmak için var; sayılar da kendi bölümlerinde, kendi künyeleri ve kendi kanıt güçleriyle duruyor. Çerçeveyi bir cümleye indirmek gerekirse: bir uçucu yağın kaynak baskısı, o yağın adından değil, o şişeye giden tedarik zincirinin halkasından okunur — ve o halka hakkında hiçbir şey söylenmediğinde, baskı hakkında da hiçbir şey söylenmemiş olur.
Bu bölüm boyunca bakılan şey bir ürün değil, bir soru sırasıydı. Bir ambalaj fotoğrafı ise bu sıranın hiçbir basamağını göstermez: ne bir zincir halkası, ne bir hasat kararı, ne bir konum.

Kırmızı Liste ne söyler, ne söylemez
Bir koku hammaddesinin kaynağına dair ilk bakılan yer genellikle IUCN Kırmızı Listesi oluyor. Listenin ne olduğu konusunda iki yaygın yanlış var: kategorinin bir koruma önceliği, ya da bir ticaret kısıtı olduğu sanılıyor. İkisi de değil — ve bunu söyleyen, standardın kendi önsözü.
Belgeleri baştan ayırmak gerekiyor. Kategorileri ve kriterleri tanımlayan metnin yürürlükteki sürümü 3.1’dir; IUCN Konseyi bunu 9 Şubat 2000’de onaylamış, birinci baskı 2001, ikinci baskı 2012’dir ve ikinci baskı 2001’deki sistemi aynen korur (a); “2012 sürümü” diye bir sürüm yok. Kriterlerin uygulanmasını belirleyen kılavuz ayrı bir belge ve ayrı sürümleniyor: Guidelines for Using the IUCN Red List Categories and Criteria, Sürüm 16 (Mart 2024) (a). Listenin yürürlükteki sürümü ise 2026-1’dir, tarihi 9 Temmuz 2026 (a); aşağıdaki her kategori bu sürüm itibarıyla verildi.
Kategori bir öncelik sıralaması değil: standardın kendi önsözü
Kategorinin bir öncelik sıralaması olmadığı, “Tehditler ve öncelikler” önsöz maddesinde tek cümleyle yazılı:
“The category of threat is not necessarily sufficient to determine priorities for conservation action.” — “Tehdit kategorisi, koruma eylemi önceliklerini belirlemek için zorunlu olarak yeterli değildir.”
İkinci cümle girişte: liste en yüksek riskli taksonlara dikkat çekse de “koruma önlemleri için öncelik belirlemenin tek aracı değildir” (a). Üçüncüsü dengeyi ters yönden kuruyor: “bir takson tehdit altında listelenmese bile koruma eylemi gerektirebilir” (a). Üçü birlikte ilişkiyi kapatıyor: kategori bir ölçümdür, bir izin ya da yasak değil.
Kaynak: IUCN 2012, Version 3.1, Önsöz md. 5 ve 11, s. 6-7; Bölüm I md. 1 · IUCN SPC 2024, Guidelines v16 · Red List 2026-1 (erişim 7 Ekim 2026).
Dokuz kategori
Sistem dokuz kategoriden oluşur (a): EX yok olmuş, EW yabanda yok olmuş, CR kritik derecede tehlikede, EN tehlikede, VU hassas, NT tehdide yakın, LC asgari endişe, DD veri yetersiz, NE değerlendirilmemiş. CR, EN ve VU birlikte “tehdit altında” olarak adlandırılır ve CR olan her takson VU ile EN eşiklerini de karşılar (a).
Üç kayıt zorunlu. DD bir tehdit kategorisi değil: metin bunu tek cümleyle yazar — “Data Deficient is therefore not a category of threat” — ve DD ile NE taksonların “tehdit altında değil” gibi ele alınmaması gerektiğini söyler (a). LC de “baskı yok” demek değil: IUCN bu türlerin listede bulunma nedenini bazılarının yavaş azalmalar yaşamasına bağlar (a). Dokuz sayısı yalnızca küresel sistem için: bölgesel değerlendirmelerde iki kategori eklenir ve küresel LC bir tür bir bölgede CR olabilir (a) — “IUCN’e göre Türkiye’de tehlikede” denemez.
Beş kriter: harf neyi ölçer
Kategori bir harften gelir ve harf neyi ölçtüğünü söyler (a): A popülasyonda azalma, B coğrafi yayılış (B1 bulunuş alanı/EOO, B2 yayılış alanı/AOO), C küçük popülasyon artı süregelen azalma, D çok küçük ya da çok kısıtlı popülasyon, E niceliksel analizle hesaplanan yok olma olasılığı. Eşikler VU-EN-CR sırasıyla basamaklanır (a): A2 ile azalma %30, %50, %80; B2 ile AOO 2.000, 500, 10 km²’nin altı; C ile olgun birey 10.000, 2.500, 250’nin altı. Sistem sınırını kendi metninde kaydeder: bu değerler “resmî bir gerekçe bulunmasa dahi” uygun kabul edilen düzeylere ayarlanmıştır (a).
Sonuç şu: kategori birey sayısıyla eşitlenemez. Bir Akdeniz çalısı EN B1ab(iii,iv,v)+2ab(iii,iv,v) kategorisindedir ama sayfası 52.603 olgun birey kaydeder; kategori coğrafi yayılıştan geliyor (EOO 315 km², AOO 15 km²) (a). Ayrıca A2 geçmiş azalmayı ölçer, bugünkü eğilimi ölçmez: A2 ile EN olan bir sayfanın eğilim alanı “durağan” yazabilir.
Kaynak: IUCN 2012, Bölüm IV ve V, Önsöz md. 2, 4, 9, 14 · Red List FAQ 2026-1 · Hernández-Bermejo vd. 2011, e.T162200A5557422.
Aromatik taksonların kaydı
Tablo, bu yazıda adı geçen taksonların sürüm 2026-1 itibarıyla taşıdığı kayıtlar — hepsi uçucu yağ ya da parfümeri hammaddesi değil: aralarında ürün sınıfı başka olan, sayfasının bir Ayurveda hammaddesi olarak tanımladığı bir reçine kalemi de var ve bu yazı onu bir koku hammaddesi örneği olarak kullanmıyor. Kriter harfi ve kriter sürümü yalnızca tür sayfasından doğrulananlarda verildi; “sürüm doğrulanmadı” kaydı, kategorinin hangi kriter sürümüyle verildiğinin bu yazının kaynaklarından teyit edilemediğini gösterir. Üçüncü alandaki tire ayrı bir şeydir: o sayfanın “güncelleme gerekiyor” açıklaması taşımadığı anlamına gelir.
| Takson | Kategori | Tarih · kriter sürümü · sayfa notu · kanıt |
|---|---|---|
| Aniba rosodora | EN A2cd | 21.07.2020 · 3.1 · — · (a) |
| Aquilaria malaccensis | CR A2cd | 22.02.2018 · sürüm doğrulanmadı · — · (a) |
| Santalum album | VU A2de | 08.10.2018 · sürüm doğrulanmadı · — · (a) |
| Santalum spicatum | VU (harf yok) | 21.07.2021 · sürüm doğrulanmadı · sayfa açılamadı · (d) |
| Osyris lanceolata | LC (eğilim bilinmiyor) | 24.10.2017 · sürüm doğrulanmadı · — · (a) |
| Boswellia sacra | “Lower Risk/near threatened” | 01.01.1998 · 2.3 · güncelleme gerekiyor · (a) |
| Boswellia papyrifera | NE — değerlendirilmemiş | tarih yok · sürüm yok · cins aramasının 19 kaydında yok · (a) |
| Commiphora wightii | CR A2cd | 16.07.2014 · sürüm doğrulanmadı · güncelleme gerekiyor · (a) |
| Liquidambar orientalis | EN A2c | 01.11.2017 · sürüm doğrulanmadı · — · (a) |
| Lavandula angustifolia | LC (küresel, Avrupa, AB27) | 22.12.2021, künye 2026 · sürüm doğrulanmadı · — · (a) |
| Salvia rosmarinus / Rosmarinus officinalis | NE — değerlendirilmemiş | tarih yok · sürüm yok · arama sıfır sonuç verir · (a) |
| Salvia granatensis (sin. Rosmarinus tomentosus) | EN B1ab(iii,iv,v)+2ab(iii,iv,v) | 23.03.2011 · sürüm doğrulanmadı · güncelleme gerekiyor · (a) |
| Eucalyptus globulus | LC | 12.06.2019 · sürüm doğrulanmadı · — · (a) |
| Juniperus virginiana | LC | 09.03.2011 · sürüm doğrulanmadı · güncelleme gerekiyor · (a) |
| Pinus sylvestris · Mentha spicata | LC | 31.01.2011 ve 05.03.2013 · sürüm doğrulanmadı · güncelleme notu bildirildi, sayfalar açılamadı · (d) |
| Cinnamomum camphora · Litsea cubeba | LC | 05.04.2021 ve 14.12.2020 · sürüm doğrulanmadı · sayfalar açılamadı · (d) |
| Mentha × piperita | NE — kural gereği liste dışı | tarih yok · sürüm yok · melez; Kılavuz v16 kuralı · (d) |
| Citrus limon · C. × aurantiifolia · C. × paradisi | NE — kural gereği liste dışı | tarih yok · sürüm yok · kültür/melez taksonlar · (d) |
Tablonun iki komşu satırı birbirine karıştırılmamalı. Mutfak biberiyesi Salvia rosmarinus değerlendirilmemiş olanlar arasındadır; hemen altındaki Endangered kayıt mutfak biberiyesi değil, bugünkü adı Salvia granatensis olan ayrı bir Akdeniz çalısıdır — yukarıda “kategori birey sayısıyla eşitlenemez” örneği olarak geçen takson. Kategorisi coğrafi yayılış kriterinden gelir; sayfasının saydığı tehditler ise uçucu yağ hasadı değil arazi kullanımıdır: kentleşme, turizm, kirlilik, çöp döküm alanları ve yol inşaatı (a).
Tablonun kendisi bir bulgu: dört satırda eksik olan şey kategori değil, değerlendirilmiş bir kategori — NE bu sistemde dokuz kategoriden biridir, ölçülmüş bir tehdit durumu değil. Ve o eksiklik aynı nedenden gelmiyor.
Kaynak: Tür sayfaları, Assessment Information ve ANNOTATIONS alanları, 2026-1.
“Listede yok” iki ayrı nedenden gelir — ve biri iki ölçekte görünür
Ortak sonucu IUCN kendi sorular sayfasında yazıyor: “If a species is not on the website, it is treated as Not Evaluated.” — listede olmamak “güvende” değil, “IUCN bu tür hakkında hiçbir şey söylemiyor” demek (a). Nedenler ise iki tanedir ve aynı sepete konamaz: gerçek bir kapsama boşluğu ile kılavuzun kural gereği dışlaması. Birincisi iki ölçekte görünür — grup ölçeğinde ve takson ölçeğinde; ikincisi bir ölçüm eksiği değil, bir tanım sonucudur.
Birinci neden, birinci ölçek — grup ölçeğinde gerçek bir kapsama boşluğu. Sürüm 2026-1’de tahmini 2.121.262 tanımlı türe karşılık 175.909 tür değerlendirilmiş (yaklaşık %8); bitkilerde 424.003 tanımlıya karşılık 78.425 (yaklaşık %18) (a). IUCN, bir grubun türlerinin %80’inden azı değerlendirilmişse o grup için tehdit yüzdesi vermiyor (a) — bu yüzden bitkilerin tamamı için bir oran yok. Boşluğun yapısal nedeni kurumun öncelik programlarında: biri mahsul yabani akrabalarını, tıbbi bitkileri, kereste ağaçlarını ve palmiyeleri hedefler — aromatik bitkiler bu başlıklarda geçmez; bir diğeri her bilinen ağaç türünü hedefler (a). Tablonun deseni bu: ağaç aromatikler listede, otsu ve çalı olanların kapsamı delik deşik.
Birinci neden, ikinci ölçek — takson ölçeğinde henüz değerlendirilmemiş olmak. Bu ayrı bir neden değil, aynı kapsama boşluğunun daha küçük ölçeği: tür değerlendirilebilir, cinsinin başka türleri değerlendirilmiştir, ama kendisi sırayı bekliyor. Ticari olarak en önemli tütsü reçinesi (olibanum) kaynağı Boswellia papyrifera bu durumda; cins araması 19 kayıt döndürür, 17’si Boswellia türüdür ve bu takson aralarında yoktur (a). Mutfak biberiyesi Salvia rosmarinus da öyle (a). Yokluğu doğrulamanın pozitif bir yöntemi de var: ad Kırmızı Liste’de yoksa ve arama alanında “Catalogue of Life” başlığı altında çıkıyorsa bu genellikle taksonun henüz değerlendirilmediğini gösterir (a).
İkinci neden — kılavuzun kural gereği dışlaması. Burada veri eksikliği yok, listenin kendi kapsam kuralı var. Kılavuz Sürüm 16’nın “listeye alınamaz” listesinde aromatik taksonları ilgilendiren kalemler melezler (apomiktik bitki melezleri hariç), alt türlerin varyeteleri ile kültür çeşitleri ve evcilleştirilmiş taksonlar (a). Sorular sayfası aynı kuralı sade yazar — “Hybrids of species, domesticated taxa and micro-organisms are not included on the Red List” — ama bitki varyetelerinin değerlendirilebildiğini de söyler (a): dışlanan şey “varyeteler” değil, alt türlerin varyeteleri. Nane yağının kaynağı olan Mentha × piperita ile limon, misket limonu ve greyfurt bu nedenin kapsamında: yoklukları bir ölçüm eksiği değil, bir tanım sonucu (d).
Kaynak: IUCN 2026, Table 1a, 9 Temmuz 2026 · IUCN SPC 2024, böl. 2.1.1 · Red List FAQ ve Barometer of Life, 2026-1.
Güncelliğin kendisi bir bulgudur
Hangi sürüme göre konuşulduğunu yazmak yetmiyor; kategorinin hangi yıl ve hangi kriter sürümüyle verildiğini de yazmak gerekiyor — çünkü yürürlükteki bir kayıt, yürürlükten çıkmış bir ölçü birimiyle yapılmış olabiliyor.
En keskin örnek Boswellia sacra. Taksonun sürüm 2026-1’de yürürlükte olan kaydı 1 Ocak 1998 tarihli, kategori adı “Lower Risk/near threatened” ve Kategori/Kriter Sürüm 2.3 ile verilmiş; sayfa “güncelleme gerekiyor” açıklaması taşıyor, eğilimi “Unspecified”, gerekçe alanı boş (a). Kurumun kendi kuralı bu kaydın bugünün kategorileriyle karşılaştırılamayacağını söylüyor: IUCN, bir kategorinin önceki değerlendirmede eski bir kriter sürümü kullanılmış olması nedeniyle değişmesini “gerçek olmayan” (non-genuine) değişim sayar (a). Yani bu takson için “IUCN’e göre tehdide yakın” denemez; kurulabilecek cümle şu: yürürlükteki kaydı 1998 tarihlidir ve mülga bir kriter sürümüyle yapılmıştır.
Tuzağın asıl yeri burada: bu hata için ikincil bir kaynağa gerek yok, kurumun kendi arama arayüzü bunu telkin ediyor. Arama sonuç ızgarası bu taksonu güncel kod dizgesiyle, yalnızca bir “nt” rozetiyle gösteriyor; eski kategori adı ve kriter sürümü ancak tür sayfası açıldığında görünüyor (a). Bir kategori rozeti, arkasındaki yirmi sekiz yılı taşımıyor.
Bunu kurumun kendi kaydı olmadan bırakmak haksızlık olur: IUCN 5-10 yılda bir yeniden değerlendirmeyi hedefler ama bunu veri, koruma endişesi ve kapasiteye bağlar, “sabit bir takvim yoktur” der ve kısıtı adlandırır — çalışmanın hızı ve kapsamı mali kaynakların sınırlılığıyla ağır biçimde kısıtlanmıştır; 2021-2030 hedefi 142.000 taksonun yeniden değerlendirilmesini de içerir (a).
Kaynak: ANNOTATIONS alanları ve arama ızgarası, 2026-1 · Red List Summary Statistics, FAQ, Barometer of Life · Thulin 1998, e.T34533A9874201.
Bir veritabanı boşluğu nasıl okunur
Son kural kategoriyle değil kanıt okumayla ilgili ve iki parçası var. Birincisi: tür sayfalarının ticaret bölümünde iki ayrı boşluk biçimi vardır ve ikisi aynı şeyi söylemez. “Kayıt bulunamadı” cümlesi taksonun o veri tabanında hiç eşleşmediğini, başlıkları dolu ama satırları boş bir tablo ise taksonun eşleştiğini ama kaydı olmadığını gösterir; yalnızca ikincisinde boşluk anlamlıdır (a). Birincisinde boşluk, taksonun ticaret eklerinde listeli olmadığının kanıtı değildir — iki kurumun aynı bitkiye verdiği adın uyuşmamasından da doğabilir. Bu yüzden bu yazıda gül ağacının adı taksonomik kayıtta iki ayrı yazımla geçiyor ve ikisi de yerinde duruyor: IUCN’de kabul edilen ad Aniba rosodora, CITES’in kendi kayıtlarında tuttuğu yazım ise Aniba rosaeodora’dır — aradaki fark bu metnin bir dizgi hatası değil, iki kurum arasındaki bir ad uyuşmazlığıdır (a); üçüncü bir yazım ise yalnızca bir yayının kendi başlığında geçer ve kaynak başlıkları birebir aktarıldığı için oraya da dokunulmadı. Bu kuralın ölçülmüş vakası ilerleyen bölümlerin konusu; burada yalnızca yöntem duruyor.
İkincisi kaynağın kimliğiyle ilgili: bu bölüm IUCN’in kendi verisi değil, sayfanın kendi notuyla ayrı bir veri tabanından geliyor (a). Bu yüzden bir tür sayfasının bu dış veri bloğundan okunan bir ticaret kaydı, birincil ticaret metninin okunması sayılmaz ve (b) kanıt gücündedir. Sayfanın kendi gerekçe metni bundan ayrı bir şeydir ve ayrı değerlendirilir.
Bölümün biriktirdiği şey tek cümlede: bir koku hammaddesinin kaynak baskısını IUCN kategorisinden okumak mümkün değil. Kategori bir ölçümdür, bir izin değil; yokluğu iki ayrı nedenden gelebiliyor ve biri iki ölçekte görünüyor; yirmi sekiz yıl eski bir ölçü birimiyle verilmiş olabiliyor; bir veritabanı boşluğu ad uyuşmazlığından doğabiliyor. Buna iki tespit daha ekleniyor, her biri kendi dayanağıyla: tür sayfalarının kullanım alanları bir yağın ticaret hacmini ölçmek için kurulmamıştır — kimi sayfa yağ kullanımını yalnızca yerel ölçekte işaretler, kimi sayfa kullanım listesinde uçucu yağı hiç saymaz (a); ve değerlendirme yalnızca yabani popülasyonlara uygulanır, plantasyon ile kültür popülasyonları kapsama girmez (a). Sonraki bölüm izni veren rejime bakıyor.
Kaynak: Barstow 2021, Aniba rosodora, e.T33958A88301381 · IUCN SPC 2024, böl. 2.1.4 · Farjon 2013, e.T42257A2967510.
CITES bir ticaret izni rejimidir, bir koruma statüsü değil
Bir türün adı CITES eklerinde geçiyorsa ilk akla gelen şey o türün tükenmek üzere olduğudur. Sözleşme böyle çalışmıyor. CITES bir durum değerlendirmesi yapmaz, bir tehlike kategorisi vermez ve bir hasat yöntemini denetlemez; bir türün uluslararası ticaretini belge rejimine bağlar. Ölçtüğü şey popülasyon değil, sınır geçişidir. Bu yüzden “eklerde olmak” ile “tehlikede olmak” birbirinin yerine kullanılamaz: ikisi ayrı rejimlerin ayrı çıktılarıdır ve biri ötekini gerektirmez.
CITES, bir türün ticaretinin yasak olup olmadığını söylemez. O ticaretin hangi belgeyle yapılabileceğini söyler. Hangi belgenin gerektiği de türün hangi ekte olduğuna bağlıdır — ve üç ek bir tehlike sıralaması değil, üç ayrı belge rejimidir.
Sözleşmenin kendisi
Metin 3 Mart 1973 tarihinde Washington’da imzalanmıştır (a). İmza tek bir güne sığmaz: Madde XIX uyarınca Sözleşme “30 Nisan 1973 tarihine kadar Washington’da, daha sonra ise 31 Aralık 1974 tarihine kadar Bern’de imzaya açık” kalmıştır (a) — yirmi bir aylık, iki aşamalı bir dönem. Yürürlük mekanizması da metindedir: Madde XXII/1 uyarınca Sözleşme, “onuncu tasdik, kabul, onay veya katılım belgesinin Depoziter Hükümet’e tevdiinden 90 gün sonra” yürürlüğe girer (a); belgeler Depoziter Hükümet sıfatıyla İsviçre Konfederasyonu Hükümeti’ne tevdi edilir (a, Madde XX).
Yürürlüğe giriş tarihi için elimizde yalnızca ikincil bir kanal var: bir çok taraflı çevre anlaşmaları veri tabanı 1 Temmuz 1975 der (b); bu tarih Sözleşme metninde geçmez ve ikinci bir bağımsız kanaldan doğrulanamadı. Taraf sayısında durum daha zayıf: aynı veri tabanı yaklaşık 185 taraf gösterir (d) — sayının kendisi tek kanaldan geldiği ve Sözleşme’nin kendi taraf listesinden doğrulanamadığı için “yaklaşık” kaydıyla anılıyor. Bu toplamın içindeki 184 devlet ile bir bölgesel ekonomik bütünleşme örgütü (Avrupa Birliği) ayrımı ise o veri tabanından değil, ikinci ve ayrı bir kurumsal kaynaktan okunmuştur (d).
Üç ek, üç ayrı belge zinciri
Ekler arasındaki fark bir “tehlike derecesi” farkı değil, hangi belgenin kimden alınacağı farkıdır. Tablonun tamamı Sözleşme’nin resmî Türkçe metninden okunmuştur (a).
| Ölçüt | Ek I | Ek II | Ek III |
|---|---|---|---|
| Kapsam (Madde II) | Ticaretten etkilenen ve nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya türler; ticarete “sadece istisnai durumlarda izin verilmesi zorunludur” | (a) Ticareti sıkı mevzuata tabi tutulmazsa soyu tükenebilecek türler; (b) bunların ticaretinin etkili denetimi için mevzuata tabi tutulması gereken diğer türler | Bir tarafın kendi yetki alanında kullanımını önlemek veya kısıtlamak için düzenlemeye tabi tuttuğu ve denetim için işbirliğine ihtiyaç duyduğunu belirttiği türler |
| Bilimsel merci görüşü | Gerekli | Gerekli — ihracatın türün soyunun devamına zarar vermeyeceği bildirilmek zorunda (Madde IV/2(a)) | Aranmaz; yalnızca yasal edinim denetlenir (Madde V/2(a)) |
| İthalat izni | Gerekli ve ihracat izninin ön koşulu (Madde III/2(d)) | Gerekmez (Madde IV/4) | Gerekmez |
| Ticari amaç şartı | İthalat izni ancak “örneğin esas olarak ticari amaçlarla kullanılmayacağına kanaat getirmesi” hâlinde verilir (Madde III/3(c)) | Yok | Yok |
| İthalatta aranan belge | İthalat izni + ihracat izni ya da yeniden ihracat belgesi | Yalnızca önceden alınmış ihracat izni ya da yeniden ihracat belgesi | Kural olarak menşe şahadetnamesi; örnek türü eklettiren devletten geliyorsa ayrıca ihracat izni (Madde V/3) |
| Listeye giriş usulü | Taraflar Konferansı kararı; oy verenlerin üçte iki çoğunluğu (Madde XV/1(b)) | Aynı usul | Tek taraflı bildirim; liste iletildikten 90 gün sonra yürürlük, çıkarma 30 gün sonra (Madde XVI/2–3) |
Kaynak: Nesli Tehlikede Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme (CITES), resmî Türkçe metin — T.C. Resmî Gazete, 20 Haziran 1996, sayı 22672.
Buradaki iki yaygın hata
Birincisi: Ek II kapsamındaki bir örneğin ithali için ithalat izni gerektiği sanılır. Sözleşme düzeyinde böyle bir izin yoktur; Madde IV/4 yalnızca “önceden ihracat izni veya reeksport belgesinin alınmış olması ve bu belgenin ibrazı” şartını koyar (a). Yani Ek II’de ihracatçı ülkenin izni yeterlidir ve ihracatçı ülke, ithalatçı ülkeden habersiz izin verebilir. İkincisi: Ek I’de iki belgenin paralel yürüdüğü sanılır. Yürümez — Madde III/2(d) uyarınca ihracat izni, ihracatçı devletin Yönetim Mercii’nin “söz konusu örnek için ithalat izninin alınmış olduğuna kanaat getirmesi” şartına bağlıdır (a). Ek I’de belgeler sıralıdır: önce ithalat izni, sonra ihracat izni.
Ek II’nin asıl kilidi ise bir izin değil bir bulgudur: ihracat izni verilebilmesi için ihracatçı devletin Bilimsel Mercii’nin, ihracatın türün soyunun devamına zarar vermeyeceğini bildirmesi gerekir (a) — “zarar vermezlik bulgusu” (non-detriment finding) denen şey budur. Madde IV/3 bir adım daha atar: Bilimsel Merci ihracat belgelerini ve fiili ihracatları izlemekle, gerekirse ihracat izinlerinin sınırlandırılmasını Yönetim Mercii’ne bildirmekle yükümlüdür (a). Kota mekanizmasının hukuki temeli budur — “kota” kelimesi Sözleşme metninde geçmez, bu maddeye dayanan kararlarda ve eklerin satırlarında geçer. Ve bütün bunlar bir üst sınır değil asgari eşiktir: Madde XIV uyarınca taraflar kendi mevzuatlarıyla daha sıkı şartlar koyabilir.
“Benzeyen tür” nereden geliyor?
Aromatik ağaç cinslerinin neden tür değil cins düzeyinde listelendiğinin hukuki dayanağı çoğunlukla Madde II/2(b)’dir — ve burada bir ayrıntı var: resmî Türkçe metinde “benzeşen” sözcüğü yoktur, madde bir benzerlik şartı aramaz. Metin şöyle der: “bu fıkranın (a) bendinde bahis edilen belirli türlerin örneklerinin ticaretinin etkili şekilde denetim altına alınabilmesi için mevzuata tabi tutulması gereken diğer türleri” (a). Yani hükmün kapsamı, onu anlatmak için kullanılan doktrin teriminden daha geniştir: uygulamada bu bende dayanan listelemeler “benzeşen tür” (look-alike) adıyla anılır, ama bu terim antlaşma lafzı değil uygulama doktrininin adıdır ve benzeşme ölçütü Madde II/2(b)’de değil, Taraflar Konferansı’nın listeleme ölçütlerine ilişkin kararının ekinde yer alır. Pratik sonucu şu: bir cins listelendiğinde o cinsin ticari olarak hiç önemsiz türleri de kapsama girer — hüküm bir benzerlik şartı aramadığı için kapsam, türün ticari ağırlığına göre daralmaz.
Ek I geçirimsiz bir duvar değil
Ek I’e kayıtlı bir bitki türünde kapsamın daraltılması yolu kapalıdır, ama bu Sözleşme’nin muafiyetlerinin de kapalı olduğu anlamına gelmez; üç çıkış kapısı metinde yazılıdır (a). Madde VII/4: “Ek I kapsamındaki bir bitki türünün ticari amaçla suni yolla üretilmiş örnekleri, Ek II kapsamındaki türlerin örnekleri sayılacaktır.” Eklerin Yorum bölümü, Ek I bitkilerinden üretilmiş suni melezleri bir suni üretim belgesiyle ticarete açar; bu melezlerin tohumu, poleni, kesme çiçeği ve steril kaplarda taşınan in vitro kültürleri Sözleşme’ye hiç tabi değildir. Madde VII/3 ise zati eşya ve ev eşyası için dar bir muafiyet alanı tanır — ve CITES metinlerinde bir uçucu yağ için verilen tek nicel sınır oradadır: ilgili Taraflar Konferansı kararı, ud (agarwood) örnekleri için kişi başına 1 kg’a kadar ahşap talaşı, 24 ml’ye kadar yağ ve iki takım boncuk sınırını koyar (a). Bu bir ticari eşik değil, yolcu bagajı kuralıdır; künye elde olan sürümle veriliyor (Resolution Conf. 13.7, Rev. CoP16) ve sonraki revizyonları doğrulanamadı. Ters yönde bir sınır da var: Madde XXIII uyarınca Sözleşme hükümlerine genel çekince konulamaz (a) — “bir taraf istediği eki reddedebilir” türü bir genelleme kurulamaz.
Kaynak: CITES, Appendices I, II and III, “valid from 7 February 2025” sürümü, Yorum (Interpretation) bölümü · CITES, Resolution Conf. 13.7 (Rev. CoP16), “Control of trade in personal and household effects”.
Ekler bir sürümdür, bir liste değil
Ek I ve Ek II değişiklikleri, hazır bulunan ve oy veren tarafların üçte iki çoğunluğuyla kabul edilir; çekimser oylar bu çoğunluğun hesabına katılmaz (a). Kabul edilen değişiklikler, çekince koyan taraflar hariç, toplantıdan 90 gün sonra yürürlüğe girer (a). Not: resmî Türkçe çeviri aynı maddede bir yerde “çekimser olan Taraflar”, başka bir yerde “çekince koyan Taraflar” der; ikisi hukuken farklıdır ve bu yazıda “çekince” kullanılıyor.
Yürürlükteki sürüm, 20. Taraflar Konferansı’nın (CoP20) kararlarını içerir. Konferans 5 Aralık 2025’te kapanmıştır (a); kararlar doksan gün sonunda, 2026 Mart başında yürürlüğe girmiştir (b). Günü tek bir tarihe sabitlemiyoruz, çünkü iki ulusal aktarma kanalı aynı günü vermiyor: biri 5 Mart 2026 derken, Birleşik Krallık düzenlemesine eşlik eden resmî açıklayıcı muhtıra 6 Mart 2026 diyor. Bazı taksonlarda yürürlük 18 ay gecikmeli olup 5 Haziran 2027’de başlıyor (b); gecikme tanınanlar arasında aromatik bitki yok. Aynı konferans, listelemenin “ek değiştirmekten” fazlası olduğunu gösteren bir tekniği de kullandı: bir kozalaklı tür Ek I’den Ek II’ye indirilirken ticari amaçlı yabani örnekler için sıfır ihracat kotası konuldu (b) — yani bir türün Ek II’de olması, ticaretinin açık olduğunu tek başına söylemez.
Erişim sınırımız
Bu bölümün dürüstlük kaydı şu: Sözleşme sekretaryasının kendi sitesi bir bot doğrulama katmanının arkasındadır ve açılamamaktadır (HTTP 403). Eklerin 2026 Mart sürümünün dosyası, CoP20 değişikliklerini duyuran Taraflara Bildirim ve resmî taraf listesi bu nedenle birinci elden okunamadı. Okunabilenler: Sözleşme maddelerinin tamamı T.C. Resmî Gazete’nin 1996 tarihli nüshasındaki resmî Türkçe metinden; eklerin 7 Şubat 2025 sürümü bir ayna üzerinden; CoP20 değişikliklerinin içeriği Birleşik Krallık’ın 2026 tarihli uygulama düzenlemesi ile onun resmî açıklayıcı muhtırasından. Yani buradaki sürüm bilgisi birincil metinlere dayanıyor — ama ulusal birincil metinlere, sekretaryanın kendi yayınına değil.
Türkiye bu rejimin neresinde?
Zincirin tamamı Resmî Gazete nüshalarından birinci elden okunabilir (a). Türkiye’nin CITES’e katılması 27/9/1994 tarihli ve 4041 sayılı Kanun ile uygun bulunmuş, 27/4/1996 tarihli ve 96/8125 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanmıştır; Sözleşme 20/6/1996 tarihli ve 22672 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış ve 22/12/1996’da Türkiye’de yürürlüğe girmiştir. Ulusal uygulama metni “Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşmenin Uygulanmasına Dair Yönetmelik”tir; 27/12/2001 tarihli ve 24623 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış, 6/8/2004–25545 ve 20/7/2019–30837 sayılı Resmî Gazete’lerde yayımlanan yönetmeliklerle değiştirilmiştir (a). Bir uyarı: mevzuat veri tabanındaki konsolide metnin künye tablosu ilk yayım sayısını sehven 30837 verir — 30837 aslında 2019 değişikliğinin sayısıdır — ve 2004 değişikliğini hiç listelemez.
| Merci | Kim | Ne için |
|---|---|---|
| Bilimsel Merci | TÜBİTAK | Yönetmeliğin bilimsel görüş görevleri |
| Yönetim Mercii | Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü | Su ürünleri ve yumurtaları, deniz memelileri, karasal omurgasızlar, yumuşakçalar, iki yaşamlılar ve sularda bulunan bitkiler |
| Yönetim Mercii | Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü | Tüm canlı bitkiler |
| Yönetim Mercii | Orman Genel Müdürlüğü | Orman ürünleri |
| Yönetim Mercii | Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü | Kalan türler |
Kaynak: T.C. Resmî Gazete, 6 Ağustos 2004, sayı 25545, MADDE 2 · T.C. Resmî Gazete, 20 Temmuz 2019, sayı 30837, MADDE 1 ve MADDE 4. Kanıt gücü (a).
Bu dört mercili düzen 2019 değişikliğiyle gelmiştir; yönetmeliğin 2004 hâlinde yalnızca iki yönetim mercii vardı — 2019 öncesi bir özet güncel sanılamaz. Dikkat çeken bir boşluk da var: yetki dağılımı “tüm canlı bitkiler” der, türev demez; uçucu yağ gibi bitkisel bir türev için hangi mercinin yetkili olduğu metinde açıkça ayrılmamıştır. İlgili maddenin tam metnini aktaramıyoruz, çünkü 27/12/2001 tarihli Resmî Gazete nüshası yalnızca taranmış görüntüdür. Dolaylı olarak kesin olan şu — 2019 değişikliği maddenin dördüncü fıkrasına atıf yapar ve o fıkra, CITES kapsamındaki türlerin listeleri ile dış ticarete ilişkin uygulama düzenlemelerinin, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın uygun görüşü alınarak Ticaret Bakanlığı’nın yayımlayacağı tebliğlerle belirlendiğini söyler (a). Sonuç pratik olarak önemli: eklerin Türkiye’deki hukuki yansıması doğrudan yönetmelikte değil, dış ticaret tebliğlerindedir. O tebliğlerin ekleri okunamadığı için burada hiçbir liste kalemi ve hiçbir sayı verilmiyor.
Rejimin kendi sınırı
Bütün bu belge zincirinin söylemediği bir şey var: bir belge rejimi, belgesi olmayan ticareti görmez. Uluslararası bir kereste kuruluşunun CITES ile ortak hazırladığı bir rapora göre, yüksek değerli bir orman hammaddesinde gümrük kayıtlarında görünen ticaretin bir bölümü CITES kayıtlarında bulunmamaktadır (d) — rapora erişilemediği için hiçbir sayı verilmiyor ve kayıt tek kanallıdır. Yani kapsamda olmak izlenebilir olmak değildir; izin bir ölçüm değildir.
Rejim ne kadar yeri kaplıyor?
Yukarıdaki belge zinciri, uçucu yağ hammaddelerinin tamamını değil çok küçük bir bölümünü ilgilendiriyor. Eklerin bitki bölümünde Lamiaceae, Myrtaceae ve Rutaceae ailelerinden hiçbir takson yer almaz; Lavandula, Mentha, Rosmarinus, Salvia, Eucalyptus, Citrus, Litsea, Cinnamomum, Pogostemon ve Chrysopogon (vetiver) cinslerinin hiçbir türü listeli değildir — eklerin 7 Şubat 2025 sürümünün bitki bölümü bu aileler ve cinsler için taranmıştır (a). Yani lavanta, nane, biberiye, adaçayı, okaliptüs ve turunçgil yağlarının hammaddeleri bütünüyle CITES eklerinin dışındadır. CITES’in konusu, hammaddesi yabani ağaç ya da çalı odunu, kökü, kabuğu veya reçinesi olan niş ama yüksek değerli yağlardır.
Ve kapsamın bir ikinci katmanı var
Buraya kadar anlatılan her şey “tür hangi ekte?” sorusunun cevabıdır. Ama bir türün eklerde bulunması, o türden elde edilen yağın hukuki durumunu tek başına söylemez: eklerin satırlarının yanında “#” işaretiyle gösterilen dipnotlar vardır ve kapsamın ikinci katmanı orada kurulur. Bu katman bir sonraki bölümün konusu; burada hiç açılmıyor. Tek bir uyarı şimdiden yazılabilir: bir türün ek numarası, dipnotu okunmadan bir sonuç cümlesine çevrilemez.
Son köprü: CITES yalnızca gümrük kapısında karşımıza çıkan bir rejim değil. Avrupa Birliği’nin kurumsal özen yükümlülüğü düzenlemesinin ekinde, şirketlerin özen süreçlerinde dikkate alması gereken çevre sözleşmeleri arasında CITES de adıyla sayılır. Bu atfın kimi bağladığı tedarik zinciri hukukunu anlatan bölümde duruyor.
Kapsamın iki katmanı: ek ve dipnot
Bir taksonun CITES eklerinde bulunması, o taksondan elde edilen uçucu yağın hukuki durumunu tek başına söylemez. Kapsamın iki katmanı vardır: ekin kendisi ve — varsa — dipnot. Yaygın kısayol “kapsamı dipnotlar belirler” der. Belirlemez.
Dipnot kapsamı belirlemez; yalnızca daraltır — ve yalnızca Ek II ya da Ek III’teki bitki taksonlarında. Dipnotun yokluğu kapsamın yokluğu değil, kapsamın tam olmasıdır.
Birinci katman: ekin kendisi
Eklerin Yorum bölümü tabanı tek cümleyle kurar: bir takson Ek I, II ya da III’e alındığında “bütün, canlı ya da ölü, hayvan veya bitki her zaman kapsamdadır” (“the whole, live or dead, animal or plant is always included”). Parça ve türevlerin kapsamı ise yalnızca Ek II veya Ek III’teki bitki taksonlarında (ve Ek III’teki hayvan taksonlarında) bir “#” işareti ve bir numarayla sınırlandırılabilir (a). Yani Ek I’e kayıtlı bir bitki taksonunda dipnotla muafiyet imkânsızdır.
Bu cümle tek başına Ek I’i geçirimsiz bir duvar gibi gösterir; değildir. Kapalı olan yol dipnot yoludur, Sözleşme’nin kendi muafiyetleri değil — suni üretim, suni melezler ve zati eşya kapıları Sözleşme metnindedir ve bir önceki bölümde anıldı.
Ek II ve Ek III tarafında asıl sürpriz dipnotun bulunmadığı satırlardır: “#” taşımayan bir bitki satırında parça ve türevlerin tamamı kapsamdadır. Pelargonium cinsinden iki tür (a) Ek III’te Güney Afrika kaydıyla ve dipnotsuz yer alır; itriyatın kullandığı kültüre alınmış kokulu sardunya taksonları ise eklerde hiç değildir (a).
İkinci katman: dipnot ve iki tanım
Daraltmanın uçucu yağ bakımından kilidi, Yorum bölümündeki iki tanımdır.
Birincisi Extract (özüt) tanımıdır ve sıvı özütler arasında uçucu yağı adıyla sayar:
“liquid (e.g. solutions, tinctures, oil and essential oils)” — yani bir dipnot “extracts” diyorsa uçucu yağ o dipnotun kapsamındadır.
Tanımın tamamı daha da geniştir: “Any substance obtained directly from plant material by physical or chemical means regardless of the manufacturing process.” Üretim yöntemi — damıtma, soğuk pres, çözücü özütleme — kapsamı değiştirmez. Aynı ibare en az 2017’den (a) bu yana sözcüğü sözcüğüne aynıdır, yani bu hukuki eksen tek bir edisyona bağlı değildir.
Bu cümle tek başına yanlış sonuç üretir; iki kayıt onunla yürür. Birincisi ölçüdür: hacim olarak dünya uçucu yağ ticaretinin ezici çoğunluğu CITES eklerinin dışındadır — eklerde Lamiaceae, Myrtaceae ve Rutaceae ailelerinden hiçbir takson yoktur (a). Bu ailelerin hangi cinsleri üzerinden tarandığı ve taramanın kendi kaydı CITES bölümünde duruyor; burada tekrarlanmıyor. İkincisi muafiyettir: özüt tanımının uçucu yağı kapsaması, muafiyet bentlerini ortadan kaldırmaz.
İkinci tanım tam burada devreye girer ve muafiyetin sınırını ölçülebilir kılar: “perakende ticarete hazır ambalajlanmış nihai ürünler” ifadesi hukukta tanımlıdır — “Products, shipped singly or in bulk, requiring no further processing, packaged, labelled for final use or the retail trade in a state fit for being sold to or used by the general public” (a). Kritik ayrıntı “shipped singly or in bulk”tır: muafiyet tek bir perakende kalemi olmaya bağlı değildir.
Kaynak: CITES, Appendices I, II and III, “valid from 7 February 2025” sürümü, Yorum (Interpretation) bölümü paragraf 7 ve 8 ile GERANIACEAE satırları; konsolide Reg. (EC) 338/97 Ek’i, yorum notları; Commission Regulation (EU) 2017/160, Ek Notlar.
Dipnotlar aynı işi aynı teknikle yapmıyor
Akışın son kutusu bir metin okuma işidir. Tablo, eklerin bitki bölümündeki dipnotları yan yana koyuyor; satırlar iki ayrı kaynaktan geliyor. #2, #7, #11, #12, #14 ve #17 metinleri 7 Şubat 2025 sürümünden okunmuştur (a) ve CoP20 sonrasında değişmemiş oldukları ulusal bir aktarmadan teyitlidir (b). Son satır, #19, o sürümde hiç yoktur: CoP20’de oluşturulmuş bir dipnottur ve metni — CITES’in kendi bildirimi açılamadığı için — aşağıda künyesi verilen ulusal aktarmadan okunmuştur (b).
| Dipnot | Kapsama aldığı | Muaf tuttukları |
|---|---|---|
| #2 | Tüm parça ve türevler | Tohum ve polen; perakendeye hazır ambalajlanmış nihai ürünler |
| #7 | Tomruk, odun talaşı, toz ve özütler | Muafiyet bendi yok — özüt kapsamda |
| #11 | Tomruk, kereste, kaplama, kontrplak, toz ve özütler | Bu özütleri bileşen olarak içeren nihai ürünler — koku maddeleri (fragrances) dahil |
| #12 (Aniba rosaeodora) | Tomruk, kereste, kaplama, kontrplak ve özütler | Aynı; #11’den yalnızca “toz” kaleminin yokluğuyla ayrılır |
| #14 (Aquilaria, Gyrinops spp.) | Tüm parça ve türevler | Tohum, polen, in vitro kültür, meyve, yaprak, tükenmiş toz; perakendeye hazır ambalajlanmış nihai ürünler — ama bu muafiyet ahşap talaşı, boncuk, tespih ve oymalara uygulanmaz. Listede uçucu yağ yok |
| #17 (Pterocarpus spp., Afrika popülasyonları) | Tomruk, kereste, kaplama, kontrplak ve dönüştürülmüş odun | Özüt kalemi hiç sayılmamış — özüt kapsam dışı |
| #19 — CoP20’de oluşturuldu (b) | Özütler — reçineler, zamklar ve uçucu yağlar dahil — ve toz | Perakendeye hazır ambalajlanmış hazır tabletler, kapsüller, haplar, parfümler, kozmetikler, çözeltiler, emülsiyon ya da süspansiyonlar (infüze yağ, hidrolat, tentür) ve imal edilmiş tütsü ürünleri |
Kaynak: CITES, Appendices I, II and III, 7 Şubat 2025 sürümü, bitki bölümü dipnotları; #19 metni için The Trade in Endangered Species of Wild Fauna and Flora (Council Regulation (EC) No 338/97) (Amendment) Regulations 2026, S.I. 2026/132.
#7 ile #17 aynı cinste kuruludur. Pterocarpus spp. #17 ile listelidir ve bu satır kırmızı sandalı (Pterocarpus santalinus) metnin kendisinde dışarıda bırakır — o tür ayrı bir satırda, #7 ile Ek II’dedir (a). Sonuç terstir: #7 özütü kapsar, #17 kapsamaz. Ad tuzağı yalnızca benzeşen cins adlarında değil, aynı cinsin içinde de kuruludur; bu yüzden her takson adı ek, dipnot, sürüm tarihi ve popülasyon kaydıyla anılır.
#12’de ise bir ibarenin yokluğu belirleyicidir: muafiyeti “bu özütleri bileşen olarak içeren nihai ürünler” diye kurar ve ambalaj ya da perakende hazırlığı aramaz; o koşulun dili başka bir dipnota (#13) aittir ve #12’ye taşınamaz.
Kapsamın ölçüyle daraltıldığı bir teknik de var: #15’te muafiyetlerden biri, listeli türlerin odun ağırlığı sevkiyat başına azami 10 kg (a) olan nihai ürünlerdir. Bu ölçü paydası belirtilmeden yazılamaz — bağlayıcı yoruma göre sınır, sevkiyattaki her bir listeli türün odun payı için tek tek ölçülür; sevkiyatın toplamı da tek bir kalemin ağırlığı da değildir ve türler toplanmaz.
Aynı numara, farklı metin. Dipnot numarasının tek başına künye olmadığı en temiz biçimde #16’da görülüyor: bugün “Seeds, fruits and oils.” diyen bu dipnot, CoP17 kararlarını uygulayan metinde “Designates seeds, fruits, oil and live plants” diyordu (a). (Buradaki ürün uçucu yağ değil, bir sabit yağdır.) #15 de aynı yoldan geçmiştir: ilk hâlde 10 kg muafiyeti ticari olmayan ihracatla ve sevkiyatın toplam ağırlığıyla sınırlıydı; dolaşımdaki özetlerin bir bölümü hâlâ mülga metni aktarıyor.
Uçucu yağı adıyla anan dipnot
Tablonun son satırı bu bölümün en yeni kaydıdır: CoP20’de #19 numaralı yeni bir dipnot oluşturulmuş ve bu dipnot özütleri — reçineler, zamklar ve uçucu yağlar dahil — adıyla kapsama almıştır. Muaf tuttuğu kalemler, dipnotun kendi lafzında sayılan ürün biçimleri olarak tabloda birebir aktarıldı.
Yürürlük. CoP20 kararları, Konferansın 5 Aralık 2025’te kapanmasından doksan gün sonra, 2026 Mart başında yürürlüğe girdi. Tam günü kesinlemiyoruz: bir ulusal kanal ile Madde XV/1(c) aritmetiği 5 Mart 2026 verirken, metni okuduğumuz ulusal düzenlemenin açıklayıcı muhtırası ekler için 6 Mart 2026 diyor. O düzenlemenin kendi yürürlük tarihi 6 Mart 2026’dır (a).
Dipnotun hangi bitkiye bağlandığını yazmıyoruz ve nedeni bir ihtiyat değil, bir kanıt sorunudur. Metin, CITES’in kendi bildirimi açılamadığı için iki ulusal aktarmadan okunmuştur; metin iki kanalda aynıdır, dipnotun bağlandığı takson ise uyuşmamaktadır — hatta biri karşı kanıt üretir, çünkü o enstrümanın bitki bölümünde #19 taşıyan hiçbir tür satırı yoktur. Kanıt gücü (b). Buradan bir nedensellik çıkarmıyoruz; kayıt şudur: bir CITES eki ile onu ulusal hukuka aktaran metin her zaman birebir örtüşmeyebilir.
#19’un özgünlüğü “ilk kez” olmasında değildir: uçucu yağ ile bitmiş ürün ayrımı 2025 öncesinde de kuruluydu — #12 özütü kapsarken koku maddelerini dışarıda bırakıyordu ve #4’ün (g) bendi perakendeye hazır ambalajlanmış kozmetik ürünleri için zaten bir muafiyet içeriyordu. Özgünlüğü, uçucu yağı adıyla kapsayıp muaf tuttuğu kalemleri de adıyla saymasındaki açıklıktır.
Eklerde “kozmetik” sözcüğünün iki yerde ve ters işlevle geçtiğini de kaydetmek gerekiyor. #4’ün (g) bendi, suni üretimden gelen ve perakendeye hazır ambalajlanmış kozmetik ürünlerini muaf tutar — ama yalnızca adı sayılan beş (a) takson için ve hiçbiri uçucu yağ bitkisi değildir. #19’da ise aynı sözcük kapsam dışı bırakılan bir kalem olarak geçiyor. İki yerdeki bu ters işlev kayda geçer; ikisi birlikte okunduğunda çıkan sonuç tek yönlüdür: kozmetik, CITES’te genel bir kategori değildir — her iki yerde de kapsam dardır. (g) bendinin hangi Taraflar Konferansı’nda geldiği de doğrulanamamıştır.
Kaynak: CITES, Appendices I, II and III, “valid from 7 February 2025” sürümü — #4’ün (f) ve (g) bentleri ile orada adı sayılan beş takson, #7, #12, #15, #16 ve #17 dipnotları; S.I. 2026/132 ve resmî Açıklayıcı Muhtırası (Birleşik Krallık); ikinci ulusal aktarma kanalı: ABD Fish and Wildlife Service, Office of Law Enforcement, Notice to the Wildlife Import/Export Community, PB 26-001, 13 Ocak 2026; CITES Madde XV/1(c), resmî Türkçe metin, T.C. Resmî Gazete 20/6/1996, sayı 22672.
Doğrulanmış eksen — ve bir sentez olduğu kaydı
Tablodaki satırların paylaştığı bir eksen var: dökme özüt ve yağ içeride, perakendeye hazır bitmiş ürün dışarıda. Eksen doğrudur. Ama bunun bir sentez olduğunu açıkça yazmak zorundayız: tek bir kaynak cümlesinden gelmiyor, ayrı dipnot metinlerinin yan yana konmasından çıkıyor — ve kapsama tekniği her dipnotta farklıdır. #12 yalnızca sayma yoluyla kapsar; #2 ve #14 “tüm parça ve türevler”den başlayıp muafiyet sayar; #19 uçucu yağı adıyla kapsar. Hiçbiri ötekinin kalıbı değildir.
Epistemik kayıt da yazıya girmeli. Bu bölümdeki alıntıların çoğu — Yorum bölümünün iki tanımı ile #2, #4, #7, #11, #12, #14, #15, #16 ve #17 dipnotlarının yürürlükteki metinleri — 7 Şubat 2025 sürümünden birinci elden okunmuştur. Üç kalem bu sürümün dışından gelir: #19’un metni ulusal aktarmalardan, #15’teki 10 kg ölçüsünün bağlayıcı yorumu konsolide Reg. (EC) 338/97 Ek’inin yorum notlarından, #16’nın CoP17 dönemindeki hâli ise Commission Regulation (EU) 2017/160’tan. Yürürlükteki CoP20 sonrası sürümün kendi dosyası bu çalışmada açılamamıştır — CITES’in sitesi bir bot doğrulama katmanının arkasındadır. Alıntıların bugün de geçerli olduğu çıkarımı, CoP20’de bitki dipnotlarında yalnızca üç değişiklik yapıldığı bilgisine dayanıyor — #4(f)’de sözcük sırası, #10’un tümüyle değişmesi ve yeni #19 — ve bu bilgi tek bir ulusal kanaldan gelmektedir.
Bu bölümün tek cümlelik özeti: dipnot okunmadan hiçbir şey söylenemez. Bir takson adı, bir ek numarası ya da bir dipnot numarası, bir sevkiyatın kapsamda olup olmadığını söylemeye yetmez.
Bu bölüm boyunca okunan şey ürünler değil metinlerdi: ek satırları, Yorum bölümünün iki tanımı ve dipnot lafızları. Bir ambalaj ise bambaşka bir nesne — bir taksonun hangi ekte olduğunu, satırında dipnot bulunup bulunmadığını ya da bir sevkiyatın kapsama girip girmediğini göstermez. Yukarıdaki kapsam kayıtlarının tamamı bu yazıyı yayımlayan marka için de aynı biçimde geçerli ve bu yazıda Breva’ya ait hiçbir kapsam, ek kaydı, uyum durumu ya da tedarik zinciri bilgisi paylaşılmıyor (bkz. neyi iddia etmediğimiz).

İki vaka: gül ağacı ve ud
Rejim anlatısı soyut kalıyor; iki hammadde onu somutlaştırıyor. İkisi de yabani ağaçtan geliyor, ikisi de CITES Ek II’de, ikisinin de hasat mekanizması birincil belgelerde kayıtlı — ve tam bu yüzden birbirine benzemiyorlar. Gül ağacında yağ, ağacın kesilmesinin nedenidir; ud’da yağ, bambaşka bir ürün için kesilmiş ağaçtan artakalandır.
Bir sınır kaydı: bu bölümde önümüzde duran şey popülasyon demografisi değil. Elimizdeki kayıtlar üretim ile ihracat serileri ve verim oranları; yani kaç ağacın kaldığı değil, kaç ton yağın çıktığı ve bir kilogram için neyin harcandığı. Demografik sayım bir sonraki bölümün konusu.
Gül ağacı (Aniba rosaeodora): yağ, kesmenin nedeni
Önce ad. CITES ekleri bu türü LAURACEAE (defnegiller) başlığı altında listeler (a); ticari adındaki “gül” sözcüğüne karşın gül cinsiyle (Rosa) botanik bir ilgisi yoktur, ağaç Amazon havzasına aittir ve yağı uluslararası ticarette “rosewood oil” adıyla dolaşır. Geleneksel elde ediliş biçimi tek cümleye sığıyor: yağ gövde odunundan su buharı damıtmasıyla alınır ve bu uygulama ağacın tamamının yok edilmesini gerektirir (a). Bunu aktaran belge, CITES Sekretaryası ile AB fonlarıyla yürütülen bir proje kapsamında 2021’de Brezilya’da hazırlanmış bir danışmanlık raporu. Cümle geleneksel yöntem için doğrudur, mutlak değildir — ve bunu aynı rapor kendisi kaydeder: yaprak yağının bugün mevcut olduğunu ve odundan çıkarmaya uygun bir alternatif olabileceğini yazar, 1998’de bir kalkınma bankası finansmanıyla kurulan 30 hektarlık deneme alanını ve 10.000 ağacı anlatır (a). “Bu yağ için ağaç kesilir”, bir yöntem tarifi olarak doğru, bir tür tarifi olarak eksiktir.
Sömürünün başlangıcından bu yana yaklaşık yarım milyon Aniba rosaeodora ağacının kesildiği tahmin edilmektedir (a); başlangıç yılını vermiyoruz, çünkü aynı rapor aynı büyüklüğü iki ayrı başlangıçla verir. Sayılmış olan şey asıl olarak üretim ve ihracat serisi:
| Dönem | Kayıt | Kanıt |
|---|---|---|
| 1926 | Brezilya 16 ton rosewood yağı ihraç etti; bu, bölgenin ilk flora-kimyasal agroendüstrisidir | (a) |
| 1940’ları izleyen on yıl | İşletilen yağ miktarı en çok 599 tona, sevk edilen miktar 444 tona ulaştı | (a) |
| 1960’lar | Ticari sektör erişilebilir hammaddenin tükendiğini göstermeye başladı | (a) |
| 2016 | Yağ kilogramı 233,66 ABD doları fiyatla satıldı | (a) |
Kaynak: Soares, L.F., Historical and General Overview of Technical-Scientific Production on Rosewood Oil (Aniba rosiodora Ducke), CITES Sekretaryası / AB fonlu NIRS-ID projesi, Brasília, Haziran 2021, s. 7, 19 ve 43 (Homma 2003 ve MDIC 2016’ya atıfla). Fiyat kaydı: 2016 satırındaki kilogram fiyatı nominaldir, enflasyon düzeltmesi taşımaz; tabloda 1926 ve 1940’ları izleyen on yılın tonaj kayıtlarıyla yan yana durduğu için aradan reel bir artış ya da azalma okuması kurulmamıştır.
Tablodaki dönem adı kaynağın kendi muğlaklığını taşıyor (“izleyen on yıl”), bu yüzden “1950’lerde” diye sabitlemiyoruz; aynı raporun 2019 fiyat tahmini de litre cinsinden olduğu için seriye eklenmedi. Popülasyon tarafında elimizde bir sayı var ve o sayı bir tahmindir: Brezilya’nın tarihsel sömürü verilerinden tür için %46’lık bir popülasyon azalması tahmin edilmektedir (a). Bu rakamın üretildiği yöntemi doğrulayamadık: tahminin özgün gerekçe belgesi olan CITES öneri dosyasına erişilemedi, dolayısıyla yöntem denetlenemiyor. Ortada bir yüzde var, ama nasıl hesaplandığı kanıt zincirinde boş bir hücre. Türün Kırmızı Liste’deki kategorisi ise Tehlikede; o kayıt kriteriyle, sürümüyle ve künyesiyle Kırmızı Liste bölümünde duruyor.
Verim oranları ve linalol
Ağacı kesmeyen hasada geçişin niceliksel gerekçesi verim oranlarında aranır, ama aynı raporun verileri birbiriyle uyuşmuyor: rapor “genel” aralığı %0,7-1,2, odun yağını %1-1,2 verirken (a), kendi aktardığı yaprak ölçümleri bunun üstünde — 1971 tarihli bir çalışmada yaprakta %2,4 ve ince dalda %1,1; 2007 tarihli bir başkasında yaprakta kurak mevsimde %2,3, yağışlı mevsimde %2,1 (a). Bu bir sonuç değil, bir iç tutarsızlık; bu yüzden “yaprak daha az verimlidir” denemez. Daha önemlisi bu oranlar bir ikame kanıtı değildir: iki yağın bileşim eşdeğerliği bu kaynaklarda gösterilmemiş.
Kaynak: Soares, L.F., CITES/AB NIRS-ID raporu, Haziran 2021, s. 31 (Santana vd. 1997, Araújo vd. 1971, Lima vd. 2007 üzerinden).
Yağın ticari değeri büyük ölçüde linalol içeriğinde; linalolün sentetik olarak üretilebilmesi de anlatının kritik düğümü. Rapor, linalol ile linalil asetatın Amerikan laboratuvarlarında sentezlendiğini 1957 tarihli bir yayına atıfla aktarır — ama sentezin tarihini hiç vermez; o yıl kaynağın yayın yılıdır. Tarih verdiği tek yer, kimyasal sentezin başarısının doğal ürün çıkarımında değişikliklere yol açtığı dönem olarak gösterdiği 1970’lerdir (a). Dengeleyiciyi de aynı sayfa yazar: doğal ürün, kokusu nedeniyle yüksek değerini korumuştur. İkame burada talebi ortadan kaldırmamış, yanına bir alternatif koymuş.
Hukuk: aynı belgede iki tarih
Aniba rosaeodora, 7 Şubat 2025’ten geçerli CITES Ek II listesinde yer alır ve dipnotu #12’dir (a). Dipnotun özleri kapsayıp, bu özleri bileşen olarak içeren bitmiş ürünleri — koku maddelerini adıyla sayarak — kapsam dışında bıraktığı kaydı kapsam bölümünün konusu. Sürüm kaydı burada da zorunlu: ek ve dipnot numarası her zaman sürüm tarihiyle anılır, çünkü aynı numaralı dipnotun metni iki Taraflar Konferansı arasında değişebilir. Bu yüzden bir adım daha gerekiyor. Elimizdeki ek sürümü 7 Şubat 2025 tarihlidir; ondan sonra toplanan Taraflar Konferansı’nda bitki dipnotlarından yalnızca birkaçı değişmiştir ve #12 ile — ud bölümünde geçecek olan — #14 bu birkaçın arasında değildir, dolayısıyla ikisi de güncel metin sayılıyor. Bu çıkarımın dayanağı ise tek bir kanaldır: CITES’in kendi bildirimine erişilemediği için hangi dipnotların değiştiği tek bir ulusal aktarmadan okunmuştur (b). Yani “bu dipnot bugün de aynıdır” cümlesi bu yazıda bir aktarmaya dayanıyor, birincil metne değil.
Listelemenin yılı doğrulanamadı ve nedeni öğretici: aynı 2021 tarihli rapor, türün Ek II’ye alınma yılını bir sayfada 2011, başka bir sayfada 2001 olarak verir (a). İki tarih de birinci elden teyit edildi; hangisinin doğru olduğu belirlenemedi. Bir yılı seçip “doğrusu şudur” demiyoruz; resmî destekli tek bir belgenin içinde iki çelişkili tarihin durduğunu kaydediyoruz.
Buna bir ad uyuşmazlığı ekleniyor. Tür Ek II’de listelidir ve IUCN sayfasının kendi gerekçe metni de bunu yazar; buna karşılık aynı sayfanın CITES mevzuatı bölümü “bu tür için CITES mevzuatı bulunamadı” der (b) — çünkü iki kurum aynı ağacın adını bir harf farkıyla tutar ve eşleşme kurulamaz. Yöntemsel sonuç: bir taksonun ticaret statüsü böyle bir veritabanı bölümünün boş olmasından okunup kesinlenemez — takson hiç eşleşmediğinde çıkan boşluk ile takson eşleştiği hâlde kaydı bulunmayan boşluk aynı şey değil. Bir koku hammaddesinin ticaret denetimi, iki kurumun aynı ağaca verdiği adın tek bir harfi yüzünden görünmez olabiliyor.
Ulusal katman nispeten yoğun: tür 3 Nisan 1992’de bir idari kararla tehlike altındaki türler listesine alınmış; Ağustos 1998 tarihli bir başkası göğüs yüksekliği çapı 20 cm’den küçük ağaçların kesilmesini yasaklamış; 2004’te hasat ve damıtma alanları beş idari bölgeyle sınırlandırılmış; 2010-2011’de üreticiler ihraç edilen her 180 kg’lık varil için 80 fidan yerine koymakla yükümlü tutulmuş (hepsi a). Kayıtların tamamı 2021 tarihli rapora göredir; 2026 itibarıyla yürürlükte olup olmadıkları doğrulanamadı. Aynı rapora göre Brezilya bugün bu yağın CITES kurallarına uyan tek ihracatçı ülkesi, buna karşılık tür yedi ülkede daha bulunuyor (a); Kolombiya’da geçmişteki kullanım Kolombiya Amazonu’nun çoğu alanında — kaynağın kendi terimiyle — yerel yok oluşa yol açmış (a); bu, türün genel yok oluşu değil. Mekanizma şu: bir ülkede düzenleme sıkılaştığında ya da erişilebilir kaynak tükendiğinde baskı başka bir ülkeye, çoğu zaman başka bir takson adına geçiyor.
Kaynak: Soares, L.F., CITES/AB NIRS-ID raporu, Haziran 2021, s. 7, 19-20 ve 42-43.
Ud (Aquilaria ve Gyrinops): yağ, artakalan
İkinci vaka ilk bakışta birincinin daha sert bir hâli gibi görünür: yabani ağaç, yüksek fiyat, yoğun hasat baskısı. Oysa mekanizma tersine çalışıyor: ud’da aşırı hasat hacimden değil, arama maliyetinden doğuyor ve yağ, hasadın birincil sürücüsü değil. Temeli biyolojik: ud reçinesi Aquilaria ağacında kendiliğinden bulunmaz, yaralanma ve/veya mantar etkileşimiyle oluşur; bu etkileşim, konuyu 2000 yılında derleyen rapora göre “iyi anlaşılmamış” durumdadır ve ağacın yaşı, mevsimsel-çevresel değişkenlik ile genetik değişkenlik de rol oynayabilir (a). Yani ağacın reçine taşıyıp taşımadığı dışarıdan okunabilen bir özellik değil. Buradan üç oran ve bir yaş kaydı çıkıyor.
| Kayıt | İçerik | Kanıt |
|---|---|---|
| Reçine taşıma payı | Yabani Aquilaria türlerinin yalnızca yaklaşık %10’unun reçine ürettiği tahmin ediliyor; bir başka tahmine göre göğüs yüksekliği çapı 20 cm’den büyük olgun ağaçların onda biri | (a) |
| Ağaç başına verim | Çapı 20 cm’nin üzerinde olup ud üreten ağaçlar yaklaşık bir kilogram veriyor | (a) |
| Verim ile boyut ilişkisi | Verim, ağaç çapı veya kereste hacmiyle ilişkili değil | (a) |
| Yaş | Enfekte ağaçlar 20 yaşından itibaren üretiyor, en iyi verimin 50 yaş ve üzerinden alındığı öne sürülmüş; buna karşılık Vietnam’da kültüre alınmış ağaçlarda üç yaş gibi erken bir oluşum kimyasal analizle doğrulanmış | (a) |
Kaynak: Barden, A., Awang Anak, N., Mulliken, T. & Song, M., Heart of the Matter: Agarwood Use and Trade and CITES Implementation for Aquilaria malaccensis, TRAFFIC International, 2000, s. 2 ve 14. Veriler 2000 tarihlidir; aşılamanın bugünkü performansı doğrulanmadı.
Dört satır bir aradayken sonuç şöyle: reçine taşıyan ağaç görsel muayeneyle ayırt edilemediği ve verim boyutla ilişkili olmadığı için, bir kilogram reçine için çok sayıda ağaç muayene edilir ve kesilir. Yıkımı üreten şey talebin hacmi değil, hedefin bulunamamasıdır. Bu bir arama maliyeti tespiti, bir ticaret hacmi tespiti değil.
Yağın ticaretteki ağırlığı: on binde iki
1995-1997 arasında CITES’e bildirilen ud ticaretinin ağırlıkça biçim dağılımı şöyledir:
| Biçim | Ağırlıkça pay | Kanıt |
|---|---|---|
| Yonga | %95,95 | (a) |
| Kereste | %2,99 | (a) |
| Toz | %1,04 | (a) |
| Uçucu yağ | %0,02 | (a) |
Kaynak: Barden, A. vd., Heart of the Matter, TRAFFIC International, 2000, s. 12. Kapsam kaydı: rakamlar 1995-1997 dönemine, o dönemde eklerde listeli olan tek türe (Aquilaria malaccensis) ve yalnızca CITES’e bildirilen ticarete aittir; öteki türler 2005’e kadar listede olmadığı için verinin dışındadır ve rakamlar bugünün tüm ud ticaretine genellenemez. Aynı sayfa, bildirilen ticaretin %90’ından fazlasının yabani kökenli olduğunu da belirtir (a).
Yağın payı on binde iki ve yapısal nedeni de aynı kaynakta: büyük bir ud parçasının yalnızca %10-20’si yonga ve pul hâline getirilebilir, geri kalanı toz olarak satılır veya yağ damıtımında kullanılır; ud yağı genellikle düşük kaliteli yonga ile tozun buhar damıtmasıyla üretilir (a). Yani yağ, zincirin başında duran bir talep değil, yüksek değerli yonga ticaretinden artakalanın değerlendirilmesi — ve bu kayıt sezgisel bir cümleyi çürütüyor: “uçucu yağ talebi Aquilaria ağaçlarını tüketiyor” denemez. Hasadı sürükleyen şey yonga ve parça pazarı.
Burada hukukla ekonominin aynı yere oturmadığı bir kesişme var. Ud dipnotunun muafiyet listesinde uçucu yağ yoktur — yani dökme ud yağı Ek II kapsamında; dipnotun tekniği kapsam bölümünün konusu. Buna karşılık aynı yağın bildirilen ticaretteki ağırlık payı on binde iki. Bu bir olgu çelişkisi değil: hukuki kapsam ile ekonomik ağırlık aynı şeyi ölçmez. Kapsamı belirleyen şey ek ve varsa dipnotudur, pazar payı değil.
Hacim, fiyat ve saflık
Hacimdeki tek sağlam kayıt yirmi dokuz yıllık: 1997’de uluslararası ticarette 700 tondan fazla Aquilaria malaccensis kaynaklı ud bildirilmiş (a); yerine koyacak daha yeni bir seri bulunamadı ve bu veri “bugün” diye sunulamaz. Fiyat ise arama maliyetinin neden karşılanmaya devam ettiğini açıklıyor. 2000 yılı itibarıyla, 1998 düzeyine enflasyon düzeltmesi yapılmış rakamlarla: yonga ve parçalar kilogram başına birkaç yüz ile birkaç bin ABD doları arasında; yağ genellikle kilogram başına 5.000 ile 10.000 ABD doları arasında, çok yüksek kalitede belirgin biçimde daha fazla; toz kilogram başına yaklaşık 20-60 ABD doları (a). Bunlar bugünün fiyatları değil.
Saflık tarafı ise “bir şişenin arkasındaki tedarik zinciri” sorusunun en çıplak yanıtı. Aynı rapor şunları kaydeder (a): saf ud yağı bulmak artık “neredeyse imkânsız”dır; tağşiş edilmiş daha ucuz yağlar — belki sandal ve susam yağı karışımıyla — kilogram başına birkaç yüz dolara alınabilmektedir; tüccarların neredeyse hiçbiri yağ kalitesini veya saflığını değerlendirememektedir ve partiler arasında tutarlılık beklenmez; saflığı gaz kromatografisi ve HPLC ile test edebilen yalnızca tek bir büyük firma vardır; toz da tağşişe çok açıktır. Kayıtların tamamı 2000 tarihli; firma adı verilmedi.
Kaynak: Barden, A. vd., Heart of the Matter, TRAFFIC International, 2000, Yönetici Özeti ve s. 21-22.
Ve bu bölümün en kısa cümlesi: ud için popülasyon ölçümü hiç yoktur. Kaç ağacın kaldığını, yaş dağılımını, yenilenmenin sürüp sürmediğini söyleyen bir demografik seri bulunamadı. Oranlar var, fiyatlar var, bildirilmiş ticaret var — sayım yok.
Hukuki geçmiş iki adımdan oluşur. İlk adımda yalnızca Aquilaria malaccensis Ek II’ye alınmıştır; bu adımın yılını, toplantısını ve yürürlük tarihini vermiyoruz (d). Elimizdeki kayıt CITES’in kendi bildiriminden değil, 2000 tarihli bir kuruluş raporundan aktarmadır ve bağımsız olarak doğrulanamadı — doğrulanmamış bir listeleme tarihi vermemeyi, yanlış bir tarihi dolaşıma sokmaya yeğliyoruz. İki cinsin tamamı ise 2004’teki CoP13’te, Endonezya’nın önerisiyle Ek II’ye alınmıştır (b) — ikinci adımın yürürlük tarihini de vermiyoruz, çünkü o Konferans’ın belgelerine erişilemedi. Elimizdeki ek sürümünde, yani 7 Şubat 2025 tarihli Ek I/II/III sürümünde, her iki cins de Ek II’de ve her ikisinin dipnotu #14 (a). O sürümden sonra toplanan Taraflar Konferansı’nın kararları 2026 Mart başında yürürlüğe girdi; kesin günü yazmıyoruz, çünkü elimizdeki iki aktarma kanalı gün konusunda birbiriyle uyuşmuyor. #14’ün bu kararlarla değişmemiş sayılması, gül ağacı bölümündeki tek kanallı aktarmaya dayanıyor (b).
İki vakanın birlikte söylediği
İki şişe zincirin iki apayrı yerinde oluşuyor ve bu fark hukuki statüden okunamıyor: ikisi de Ek II’de, ikisinin de bir dipnotu var, ikisi de yabani ağaçtan geliyor.
Gül ağacı
Geleneksel yöntemde yağ gövde odunundan alınır ve bu, ağacın tamamının yok edilmesini gerektirir; yağ talebi ile kesim doğrudan bağlı. Ağacı kesmeyen bir hasat yolu raporlanmış, ama bileşim eşdeğerliği gösterilmemiş.
Ud
Yağ, yüksek değerli yonga ticaretinden artakalanın damıtılması. Kesimi sürükleyen şey yonga ve parça pazarı ile reçine taşıyan ağacın ayırt edilemeyişi. Ağırlıkça payı için bu kartta sayı tekrarlamıyoruz: elimizdeki tek dağılım yukarıdaki tabloda, kendi dönem ve kapsam kaydıyla duruyor ve bugünün ud ticaretine genellenemez.
Buradan iki yöntemsel sonuç çıkıyor. Birincisi: “bu yağ için ağaç kesiliyor mu?” sorusunun cevabı yağın adında değil, o yağın zincirin hangi halkasında oluştuğunda yazılı. İkincisi: kanıt mimarisi her iki vakada da aynı yerden çatlıyor. Gül ağacında bir popülasyon azalma tahmini var ama yöntemi doğrulanamıyor; ud’da tahmin bile yok. Sayılabilen şey ikisinde de aynı türden: üretim serileri, verim oranları ve fiyatlar — yani ağaçları değil, ağaçlardan çıkanı sayıyoruz.
Listede olmak ile baskı altında olmak aynı yere düşmüyor
Önceki bölümün iki vakası hem Kırmızı Liste’de hem CITES eklerinde kayıtlıydı. Bu bölümün üç taksonu öyle değil. İlk ayrım şu: “listede” sözcüğü iki ayrı listeyi işaret ediyor. Bir takson Kırmızı Liste’de olabilir ama hiçbir CITES ekinde olmayabilir; tersi de olur. Kırmızı Liste’de olmamanın da iki ayrı nedeni vardır: gerçek bir kapsama boşluğu ile kılavuzun kural gereği dışlaması farklı şeylerdir — kurum melezleri ve evcilleştirilmiş taksonları listeye hiç almaz, dolayısıyla nane yağının kaynağı olan kısır melezin listede bulunmaması bir veri eksikliği değil, kuralın sonucudur (a).
İkinci ayrım hasatta. “Aşırı hasat” tek bir mekanizma değil: kesmek, kökünden sökmek, yaralamak ve reçine almak farklı işlemlerdir ve farklı sonuç verirler. Bölümün sonundaki tablo bu dördünü ayırıyor.
Üç taksonda ortak olan tek şey, ticaretin güvenilir biçimde niceliklendirilmemiş olması: Doğu Afrika sandalında kaynak açık kayıt bulunmadığını yazıp bir tahmin veriyor, tütsü reçinesinde rapor küresel ticaret tahmininin güvenilir olup olmadığını kendisi sorup reddediyor, Hint sandalında eldeki tek ölçek verisi yine bir tahmin. Bu bölümün en güçlü bulgusu bir miktar değil, güvenilir ölçümün yokluğu.
Hint sandalı: Kırmızı Liste’de Hassas, hiçbir CITES ekinde değil
Santalum album Kırmızı Liste’de Hassas (VU) kategorisindedir; değerlendirme 8 Ekim 2018’de yapılmış, 2019’da yayımlanmıştır ve sürüm 2026-1 (9 Temmuz 2026) itibarıyla yürürlüktedir (a). Gerekçe, aşırı hasat ve küresel ticaret nedeniyle son üç kuşakta popülasyonun en az %30 azaldığından kuşkulandığını, küresel talebin arzı aştığını ve türün Hindistan’ın bazı bölgelerinde ve Endonezya’nın büyük kısmında ticari olarak tükendiğini yazar (a).
Bu cümle tek başına bırakılamaz; aynı sayfa tersini de söylüyor: Asya genelinde tür plantasyonlarda bulunuyor ve bu, yabani popülasyon üzerindeki baskıyı bir ölçüde azaltmıştır; özellikle 2022’den itibaren yağın kaynağı plantasyonlara kaymaktadır ve kuzey Avustralya’da 10.000 hektarın üzerinde plantasyon vardır (a). Üçüncüsü: azalmanın bağımsız bir etkeni, Hindistan’da ağaç ölümlerine yol açan bir ağaç hastalığıdır (a). Hasat tek etken değil. Sayfanın tek ölçek verisi dar: öz odun için el sanatları kaynaklı yıllık küresel talep yaklaşık 5.000-6.000 ton olarak tahmin edilmiştir (b).
Plantasyonun neden kolay bir çözüm olmadığı sayıda duruyor. Tür ticari olgunluğa 27-30 yılda ulaşır; yaklaşık 10 yaşındaki ağaçların öz odunu %0,2-2 yağ içerirken 30-50 yaş aralığındakilerin öz odunu %2,8-5,6 içerir; bir ton iyi kalite odun damıtıldığında yaklaşık 50 kg yağ verir (a). Bu veriler bir sektör dergisindeki yazıdan geliyor; yazarları üniversite araştırmacıları ama dergi hakemli değil. Buradan “plantasyon işe yaramaz” sonucu da çıkmaz; yalnızca bekleme süresinin uzunluğu çıkar.
Hukuk tarafı: 7 Şubat 2025’ten geçerli CITES Ek I, II ve III listelerinin tam metninde Santalum cinsinden hiçbir tür yoktur ve 2025 sonundaki Taraflar Konferansı da bu cinsten tür listelememiştir; Santalaceae ailesinden listelenen tek tür Osyris lanceolata’dır (a). Kırmızı Liste’de tehdit altında sayılan bir ağaç, uluslararası ticaret izni rejiminin tümüyle dışında.
Bu cümlenin iki dengeleyicisi var. Kapsam: CITES dışı olmak düzenleme dışı olmak değildir — CITES yalnızca uluslararası ticaretin tehdit oluşturup oluşturmadığına bakar. Bu tür menşe ülkelerde eyalet orman mevzuatıyla düzenlenmiştir; Avustralya sandalı Santalum spicatum için Batı Avustralya’da 2016’da yürürlüğe girip 2026 sonuna kadar geçerli olan bir alım sınırı emri vardır: alım tek bir mali yılda en çok 2.500 ton, bunun en çok 1.250 tonu canlı sandal olmak üzere sınırlıdır ve plantasyon sandalı bu sınırın dışındadır (a). Ad: ticarette “sandal” adıyla anılan Doğu Afrika sandalı CITES Ek II’dedir — “sandal” kelimesi tek bir hukuki statüye karşılık gelmiyor, botanik ad olmadan hiçbir şey söylenemez.
Kaynak: Arunkumar, Dhyani ve Joshi 2019, Santalum album, IUCN Red List e.T31852A2807668 (sürüm 2026-1, erişim 7 Ekim 2026) · CITES, Appendices I, II and III, valid from 7 February 2025, SANTALACEAE girdisi · Nageswara-Rao vd., Perfumer & Flavorist 33(10), Ekim 2008, s. 38-45 (hakemli bir dergi değildir) · DBCA, Santalum spicatum (Sandalwood) Biodiversity Management Programme, Perth, 2023.
Doğu Afrika sandalı: küresel olarak Asgari Endişe, ama Ek II’de ve üç ülkeye sıfır kota
Bu takson, “CITES’te olmak = tür yok olmak üzere” eşitlemesinin çöktüğü tek vaka. Osyris lanceolata Kırmızı Liste’de Asgari Endişe (LC) kategorisindedir; değerlendirme 24 Ekim 2017’de yapılmış, 2018’de yayımlanmıştır, sürüm 2026-1 (9 Temmuz 2026) itibarıyla yürürlüktedir ve popülasyon eğilimi “bilinmiyor” olarak kayıtlıdır (a). Sayfa “bu türe yönelik büyük tehdit yoktur” der; ardından Avrupa dışında kokulu odunu ve uçucu yağı için bazı alt popülasyonların aşırı sömürüldüğüne dair kaygılar bulunduğunu, ancak tehdidin boyutunu doğrulamak için daha fazla araştırma gerektiğini ekler (a).
Aynı tür, 7 Şubat 2025’ten geçerli CITES Ek II listesinde #2 numaralı dipnotla yer alıyor — ama listeleme yalnızca Burundi, Etiyopya, Kenya, Ruanda, Uganda ve Tanzanya popülasyonlarını kapsıyor; başka hiçbir popülasyon eklerde değil (a). Bu dipnot 2025 sonundaki Taraflar Konferansı’nın ardından da değişmemiştir; ancak bu çıkarım tek bir ulusal aktarıma dayanıyor ve dipnot numarası bu yüzden burada sürüm tarihiyle birlikte anılıyor. “Tür CITES’tedir” demek bu yüzden yanıltıcı olur. Tür sayfası aynı ülke listesini üç ayrı biçimde veriyor; esas alınan, altı ülke sayan yapısal tablo.
Statik ek kaydının yanında çok daha güncel bir olgu duruyor: üç menşe ülke için sıfır ihracat kotası ilan edilmiştir — 27 Ağustos 2026 tarihli Burundi kaydı “tümü” kapsamıyla sıfır, 7 Nisan 2026 tarihli Tanzanya kaydı yabani kökenli tüm örnekler için sıfır, 18 Mart 2025 tarihli Uganda kaydı sıfır (b). Kota satırlarında birim yazılı değil. Yani küresel olarak Asgari Endişe sayılan ve sayfasında “büyük tehdit yoktur” yazan bir tür, üç menşe ülke için fiilen ihracata kapatılmış durumda. İki rejim birbirinin ölçüsü değil; her biri kendi sorusunu soruyor.
Uluslararası ticaretin ana ürünleri uçucu yağlar, parfümler ve kozmetiklerdir; yağ kök yumruları ve gövde odunundan çıkarılıyor ve kök sökümüyle yapılan hasat yıkıcı olup gençleşmeyi doğrudan sınırlıyor (a). Onarımın neden yavaş olduğunu iki sayı anlatıyor: en iyi yağ içeriği 60 yaş üzeri ağaçlarda bulunuyor ve tohum çimlenmesi altı haftalık bir yayılımda güçlükle %50’ye ulaşıyor (a).
Bu vaka aynı zamanda yer değiştiren baskının doğrulanmış halkası. Bu türe yönelik talep, geleneksel kaynak ülkeler Avustralya ve Hindistan’dan Santalum yağı arzının azalması üzerine, ikame ya da tağşiş maddesi olarak büyümeye başlamıştır; kaynaklar güneyde azaldıkça ilgi kuzeye, Tanzanya’dan Kenya’ya kaymıştır (a). Bir türün kıtlaşması baskıyı ortadan kaldırmıyor, adresini değiştiriyor.
Ölçüm tarafı ise açık: aynı rapor, bu türün ticaretine ilişkin açık kayıt bulunmadığını yazıyor ve cümleyi şöyle kuruyor — net kayıt yoktur, ancak Afrika’dan yılda yaklaşık 1.000 tonun, çoğunlukla Doğu Afrika’dan hasat edildiği tahmin edilmektedir (a). Asıl bulgu sayı değil, sayıdan önce gelen cümle: bu kategoride sorun miktar değil, miktarın bilinmemesi.
Bu alt bölümün hukuk dışı malzemesi tek bir program raporundan geliyor; raporun yayım yılı belgede görülemedi.
Kaynak: Wilson 2018, Osyris lanceolata, IUCN Red List e.T200642A2675362 (sürüm 2026-1, erişim 7 Ekim 2026) · CITES, Appendices I, II and III, valid from 7 February 2025, SANTALACEAE girdisi ve dipnot #2 · Khayota, Mwamodenyi, Lusweti ve Kyalo, Conservation and Sustainable Management of Osyris lanceolata… Output 3.2, CITES Tree Species Programme (yayım yılı belgede görülemedi).
Tütsü reçinesi: ticari olarak en önemli tür hiç değerlendirilmemiş
Üçüncü hâl daha rahatsız edici. Ticari olarak en önemli olibanum — yani tütsü reçinesi — kaynağı olan Boswellia papyrifera, Kırmızı Liste sürüm 2026-1’de değerlendirilmemiştir: cins araması 19 sonuç döndürüyor, bunların 17’si Boswellia türü ve bu tür aralarında yok (a). Kurumun kendi kuralı gereği takson “değerlendirilmedi” sayılır; liste bu tür hakkında hiçbir şey söylemiyor, “güvende” de demiyor.
Bu bulgu tek başına “kurum bu cinsi ihmal etmiş” diye okunur, ki yanlıştır. Cinste 17 tür değerlendirilmiştir. Bunların on altısı, sürüm 2026-1 (9 Temmuz 2026) ızgarasında şöyle dağılıyor: beşi Kritik (CR), beşi Tehlikede (EN), üçü Hassas (VU), üçü Asgari Endişe (LC) kategorisinde (a). Kalan bir kayıt bugün yürürlükte olmayan bir ölçüt sürümüyle verilmiştir ve hemen aşağıda ayrıca anlatılıyor; bu yüzden aynı dökümün içine konmuyor. Daha önemlisi, cinsin ticari olarak en önemli ikinci kaynağı olan Boswellia serrata Asgari Endişe kategorisindedir ve popülasyon eğilimi durağandır (a). Boşluk cinsin tamamında değil, tek bir ticari türde.
Cinsin içinde bir sürüm tuzağı da var. Boswellia sacra’nın yürürlükteki kaydı 1 Ocak 1998 tarihlidir ve kategori, bugün yürürlükte olmayan 2.3 numaralı kriter sürümüyle verilmiştir; gerekçe alanı boş ve sayfa “güncellenmesi gerekiyor” açıklaması taşıyor (a). Kurum, eski sürümle verilmiş kategorilerin bugünün kategorileriyle karşılaştırılamayacağını kendisi yazıyor — ama kendi arama ızgarası bu taksonu güncel kodla, yalnızca küçük bir rozetle gösteriyor. Bir ad notu da buraya ait: ticarette sık görülen “Boswellia carteri” güncel taksonomik omurgalarda kabul edilmiş bir ad değil; kabul edilen ad Boswellia sacra’dır (a).
CITES tarafında kayıt net: 7 Şubat 2025’ten geçerli eklerde Boswellia cinsinden hiçbir tür yoktur ve 2025 sonundaki Taraflar Konferansı da bu cinsten tür listelememiştir (a). Bu da tek başına bırakılamaz. Cins, Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık mevzuatının izleme ekinde yer alıyor ve bir dipnotla, tohum ve polen ile perakende ticarete hazır ambalajlanmış nihai ürünler dışındaki tüm parça ve türevleri kapsıyor — bu bir CITES izni değil, ithalat bildirimi yükümlülüğüdür (b). İki düzen “AB/BK” diye de birleştirilemez: Birleşik Krallık tarihi birinci elden kesindir (6 Mart 2026), karşılık gelen Avrupa Birliği tarihi doğrulanamamıştır. Ve CITES kapsamında olmamak koruma ihtiyacının yokluğu demek değil.
Burada ölçülmüş demografi de var. Kuzey Etiyopya’da 12 popülasyonda, altısı reçine için yaralanan olmak üzere, 22,8 hektarlık alanda iki yıl boyunca 4.370 ağaç ve 2.228 fidan için hayatta kalma, büyüme ve döl verme ölçülmüştür (b). İki ayrı büyüklük projekte edilmiştir ve karıştırılamaz: “her şey aynı devam ederse” senaryosunda popülasyon büyüklüğünde 50 yıl içinde %90’lık, reçine veriminde 15 yıl içinde %50’lik düşüş (b). Yetişkin ölüm oranı yılda %6-7 ölçülmüştür ve kritik olan şu: bu oran reçine için yaralanan ve yaralanmayan popülasyonlarda aynıdır (b).
Çalışmanın sonucu bu yüzden sezgiye aykırı: hızlı düşüşün hasattan kaynaklanması muhtemel görülmüyor; muhtemel sürükleyiciler yangın, otlatma ve böcek saldırısı (b). Aynı ekibin 2019 tarihli ikinci çalışması bu noktada ayrılıyor: nedenler arasında sığır otlatması ve sık yangınların yanına dikkatsiz reçine yaralamasını da koyuyor (b). İki çalışma birlikte okunmak zorunda; biri seçilip öteki gizlenemez. İki bulgu daha var ve paragrafı dürüst kılan onlar: reçine alınan popülasyonlar, alınmayanlara göre daha yüksek çap artışı ve daha yüksek tohum verimi göstermiştir — muhtemel nedeni hasatçıların işletilecek popülasyonları rastgele seçmemesi; ve kalıcı genç bireyler yalnızca otlatmanın ve hasadın olmadığı uzak popülasyonda bulunmuştur (b). Bu kayıtlar yalnızca yayın özetinden; tam metin açılmadı.
Dolayısıyla “tütsü ve uçucu yağ talebi bu ağacı tüketiyor” cümlesi kurulamaz. Üç dayanak birlikte verilmek zorunda: yukarıdaki demografik sonuç; resmî kategori — cinsi inceleyen bir kurum raporunun tablosunda bu türün yürürlükteki değerlendirmesi “Hassas (yayımlanmamış)”, 2024 tarihli taslak değerlendirmesi yine Hassas olarak gösteriliyor (d), yani “Tehlikede” yazmak yanlış olur ve yeni değerlendirme yayımlanmış değil; ve hakemli bir 2024 makalesinin bulgusu — düşüşler hem yoğun hem asgari ticarete konu türlerde görülüyor (c).
Aynı makale cinsteki türlerin her birinin farklı koşullarla karşı karşıya olduğunu ve homojen bir bütün gibi ele alınamayacağını savunuyor; ticaret ile koruma arasındaki ilişkinin düz olmadığını, ticaretin hem olumlu hem olumsuz etkilerinin görünür olduğunu yazıyor. CITES’in ihracatçı devletlerin altyapısına dayandığını belirterek listelemeyi bu cins için uygun bir araç saymıyor, onun yerine ithalatçı ülke düzenlemesini öneriyor (c). Yazarların bir bölümü sektörel kuruluşlara bağlı; bu bir çıkar ilişkisi kaydı olarak burada yazılıdır. Kurum raporu da cins düzeyinde bir Ek II listelemesinin bu aşamada uygun olmayacağı sonucuna varıyor (d).
Aynı rapor “yer değiştiren baskı” ilkesini kuruyor: kaynaklar bazı taksonlarda tükendikçe hasat başka alanlara, devletlere ve türlere kayabilir; nadirliğin kendisi bir satış argümanına da dönüşebilir (d). Somut halka burada: dar yayılışlı bir Hint Boswellia türünün aşırı hasada maruz kalma nedenleri arasında, 2025 sonundaki Taraflar Konferansı’nda Ek II’ye alınan bir taksona ikame olarak kullanılması sayılıyor (d).
Bu alt bölümün kurumsal ayağı, bir botanik bahçesinin araştırma merkezince hazırlanan ve bir devletin gıda güvenliği ve veterinerlik dairesince finanse edilen tek bir yönetici raporudur; rapora erişilemedi, oradan gelen her kayıt bu yüzden (d) ile veriliyor. Raporun kendi yöntem değerlendirmesi bu bölümün en keskin cümlesi: küresel ticaretin tahmininin güvenilir ve ilgili olup olmadığı sorusuna yanıtı “kısa yanıtlar hayır ve hayır”.
Kaynak: IUCN Red List, Boswellia cins araması (sürüm 2026-1, erişim 7 Ekim 2026) · Thulin 1998, Boswellia sacra, e.T34533A9874201 · CITES, Appendices I, II and III, valid from 7 February 2025, BURSERACEAE girdisi · U.S. Fish and Wildlife Service, PB 26-001, 13 Ocak 2026 · Birleşik Krallık’ta muhafaza edilen Reg. 338/97, Ek D tablosu ve §4 dipnotu, S.I. 2026/132 ile değişik hâli (yürürlük 6 Mart 2026; karşılık gelen Avrupa Birliği değişikliğinin tarihi doğrulanamadı) · Groenendijk vd., Journal of Applied Ecology 49 (2012): 164-173 (yalnızca özet) · Bongers vd., Nature Sustainability 2 (2019): 602-610 (yalnızca özet) · Johnson vd., Forest Policy and Economics (2024) · Forrest vd., Conservation status, trade and threats to the genus Boswellia (frankincense): executive report, Royal Botanic Garden Edinburgh ve Federal Food Safety and Veterinary Office (Bern), 2025 (rapora erişilemedi).
Dört mekanizma: kesmek, kökünden sökmek, yaralamak, reçine almak
Tabloda yeni bir iddia yok: sayılar yukarıdaki kaynaklardan geliyor, “Ağaca ne olur?” kolonu da yukarıdaki alt bölümlerde kurulan mekanizma ayrımının özeti.
| Mekanizma | Ürün ne? | Ağaca ne olur? | Bu bölümdeki karşılığı |
|---|---|---|---|
| Kesmek | Gövdenin öz odunu; yağ odunun kendisinden damıtılır. | Ağaç yok edilir; yağ oranı yaşla arttığı için en değerli bireyler en yaşlı olanlar. | Hint sandalı: olgunlaşma 27-30 yıl; genç ağacın öz odunu %0,2-2, 30-50 yaş aralığındakinin %2,8-5,6 yağ içeriyor (a). |
| Kökünden sökmek | Kök yumruları ve gövde odunu. | Ağaç yok edilir ve gençleşme doğrudan kesilir. | Doğu Afrika sandalı: hasat kök sökümüyle yapılıyor ve yıkıcı sayılıyor; en iyi yağ içeriği 60 yaş üzeri ağaçlarda (a). |
| Yaralamak | Kabuk yaralandığında oluşan balsam; ürün su içeren bir balsam, saf uçucu yağ değil. | Ağaç kesilmez, kabuğu yaralanır; ağaç ayakta kalır. | Bu bölümde bu mekanizmaya ait bir kayıt yok; vakası sığla — sığla bölümüne bakınız. |
| Reçine almak | Gövdeye kesik açıldığında akan reçine; ürün ağacın dokusu değil salgısı. | Reçine hasadı ağacı doğrudan öldürmez, ama sürdürülemez düzeylerde yapıldığında bireysel bitkilere ciddi zarar verebilir (d). | Tütsü reçinesi: yetişkin ölüm oranı yılda %6-7 ve bu oran yaralanan ile yaralanmayan popülasyonlarda aynı (b). Alt hâl: ud’da mekanizma aynı; ayırt edici yan mekanizma değil, reçine taşıyan ağacın görsel muayeneyle ayırt edilememesidir — sayıları iki vaka bölümünde. |
Tablonun pratik sonucu şu: bir şişenin etiketindeki yağ adı, bu dört satırdan hangisine denk geldiğini söylemiyor. Aynı ticari ad altındaki iki parti farklı mekanizmadan gelebilir ve üç taksonun hiçbirinde ticaret güvenilir biçimde niceliklendirilmiş değil — eldeki büyüklükler tahmin. Bu yazıda hiçbir ürün, hammadde ya da marka için — bu yazıyı yayımlayan markanın kendi ürünleri dahil — kaynak, tedarik zinciri ya da ölçüm beyanı yok.
Türkiye’nin dar yayılışlı türü: sığla
Sığla bu dizinin en ters örneğidir. Liquidambar cinsinden hiçbir tür CITES eklerinde bulunmaz (a) — bu bölümde anlatılacak hiçbir şey bir ticaret izni rejimine bağlı değil. Buna karşılık bu türde yıl yıl kaydedilmiş iki ayrı seri var — ve ikisi aynı yöne bakmıyor. Alan serisi bir daralma ve ardından bir duruş gösteriyor, üretim serisi neredeyse bir sıfırlanma. Bölümün konusu o makas.
Eklerde bulunmama kaydı, 7 Şubat 2025 tarihli Ek I/II/III sürümünün tam metninde yapılan bir taramaya dayanır (a); yürürlükteki sürüm bundan sonrasıdır ve ek metinlerinin özgün nüshasına bu çalışmada erişilememiştir. CITES kapsamında olmamak, koruma ihtiyacının bulunmadığı anlamına da gelmez — bu bölüm tam olarak bunun örneği.
Önce bir ad karışıklığı: “günlük” hangi ağaç?
Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlük’te “sığla” maddesi Rumca kökenli bir bitki bilimi terimidir ve tanımı bir gönderme maddesidir: okuru “günlük ağacı” maddesine yönlendirir (a). O maddenin tanımı doğrudan bu türü gösterir — Muğla’da yetişen, 20 metre yüksekliğe erişebilen, çınar görünüşünde bir ağaç; Liquidambar orientalis (a). Yani sözlükte “günlük ağacı” sığladır. Bu yazının tütsü reçinesini (olibanum) anlattığı bölümdeki hammadde ise bambaşka bir cinsten, Boswellia cinsinden gelir; iki bitkinin botanik yakınlığı yoktur ve aynı Türkçe ad iki cinsi karşılayamayacağı için o bölümde yalnızca “tütsü reçinesi”, “olibanum” ve botanik ad kullanıldı. Sözlük yayılışı yalnızca Muğla ile sınırladığı için botanik bir kaynak değildir.
Yayılış iki ülkeye düşüyor
Tür yalnızca Türkiye’ye ait değildir. Kırmızı Liste tür sayfası yayılışı iki ülkeye böler: güneybatı Türkiye ve Yunanistan’ın Rodos adası (a). Türkiye’deki yayılış Aydın-Çine Çayı ile Antalya-Aksu Çayı arasındaki kıyı kesimi ve Muğla’nın güneyinde Marmaris, Köyceğiz, Gökova, Dalaman, Ortaca ve Fethiye olarak sayılır; sayfa Köyceğiz-Dalyan Özel Çevre Koruma Bölgesi’ni Türkiye’deki en büyük kesintisiz yayılış sayar. Rodos’taki varlık ise çok küçük ve çok özgüldür: adanın kuzey kesiminde, dar ve dik bir vadide 16,1 hektarlık bir akarsu kıyısı ormanı (a). Bu yüzden burada tür yalnızca Türkiye’ye özgüymüş gibi anlatılmıyor; doğru niteleme dar yayılışlıdır.
Kırmızı Liste kaydı: kategori bugünün eğilimini ölçmüyor
Kırmızı Liste sürüm 2026-1 (9 Temmuz 2026) itibarıyla Liquidambar orientalis Tehlikede (Endangered) kategorisindedir; değerlendirme 1 Kasım 2017 tarihli, 2018’de yayımlanmış, değerlendiriciler Kavak ve Wilson ve sayfa “güncellenmesi gerekiyor” açıklaması taşımıyor (a). Bu türün Kırmızı Liste sayfası, bu çalışmada birinci elden okunabilen sayfalardan biridir; aşağıdaki kriter harfi ve yapısal alan değerleri doğrudan o sayfadan alınmıştır. Kategorinin dayanağı bir alan ölçütü değil, geçmişte yaşanmış bir habitat azalmasıdır (A2c ölçütü): sayfanın yapısal alanı geçmiş değişimi “51-75” aralığında kaydeder (a).
Sayfa burada üç ayrı yerde üç ayrı şey söylüyor ve bu söylenmeden aktarılırsa okur yanıltılır: popülasyon eğilimi alanı “durağan” derken, aynı bloktaki “olgun bireylerde süregelen azalma” ve “popülasyon şiddetle parçalı” alanları “evet” der (a). Doğru okuma şu: A2 ölçütü geçmiş azalmayı ölçer, bugünkü eğilimi ölçmez. “Tehlikede” kategorisi “bugün hâlâ hızla azalıyor” demek değildir.
Sayfanın tehdit listesinde uçucu yağ ya da balsam hasadı yer almaz. Sayılan tehditler tarımsal faaliyetler, yangın, kirlilik, kirli su, yoğun turizm yatırımları ve aşırı otlatmadır; Türkiye’deki kıyı orman habitatı için geçmiş tehdit narenciye üretimi için arazi açılması ve drenaj, bugünkü tehdit ise taban suyu düzeyinin düşmesidir.
Narenciye için arazi açma tehdidinin geçmişe ait olduğu ve kalan sulak habitatın iyi korunuyor sayıldığı da aynı sayfanın kaydıdır (a). Buna karşılık iki kayıt tam örtüşmüyor: hakemli bir 2025 çalışması, bu ormanların ciddi biçimde daralma nedenleri arasında tarımsal genişleme ve kentleşmenin yanında yakacak odun ve reçine üretimi için sürdürülemez hasadı da sayar (c). Aynı çalışma tek yönlü bir çöküş anlatısı kurmaz: ılıman senaryoda habitat genişlemesi, ağır senaryoda daralma öngörür ve Toros Dağları’nın güney yamaçlarında uygun ekolojik nişlerin kalıcı olmasını bekler. Fark bu yazıda çözülmüyor; iki kayıt da aktarılıyor.
Birinci seri: alan daralmış, sonra durmuş
Muğla’daki yayılış alanı için dört yıl kaydı var ve dördü birlikte okunmak zorundadır.
| Yıl | Muğla’da yayılış alanı — kanıt (a) | Kaydın kaynağı |
|---|---|---|
| 1949 | 6.312 hektar | Huş 1949 |
| 1955 | 4.316 hektar | Berkel 1955 |
| 1987 | 1.337 hektar | İktüren ve Acar 1987 |
| 2016 | 1.416,65 hektar | Muğla Orman Bölge Müdürlüğü |
Seri, popüler aktarımlardan farklı bir şey söylüyor. Daralma 1949-1987 arasında yaşanmıştır; 1987’den 2016’ya alan daralmamış, hafifçe artmıştır. “6.300 hektardan 1.400 hektara düştü ve düşmeye devam ediyor” kurgusu bu tabloyla desteklenmez; bu yazıda “sığla ormanları hâlâ hızla daralıyor” denmiyor. Kaydın yazarları daralmayı 1950’li yıllardan sonraki insan müdahalesi ve doğal sebeplere bağlar; 2016 sonrası alan verisi doğrulanmamıştır.
İkinci seri: üretim çökmüş, ama nedeni stok değil
Üretim serisi çok daha sert iner. Ondalık ayırıcı virgüldür; değerler ton cinsinden.
| Yıl | Kayıtlı sığla yağı üretimi — kanıt (a) |
|---|---|
| 1947 | 200 ton |
| 1950 | yaklaşık 181 ton |
| 1955 | 100 ton |
| 1960 | 93 ton |
| 1968 | yaklaşık 63 ton |
| 1970 | 60 ton |
| 1975 | yaklaşık 20 ton |
| 1980 | yaklaşık 20 ton |
| 1985 | 8 ton |
| 1990 | 2 ton |
| 1995 | 4 ton |
| 1997 | 3 ton |
| 2000 | yaklaşık 3,3 ton |
| 2003 | yaklaşık 1,7 ton |
| 2005 | yaklaşık 1,2 ton |
| 2008 | 0,34 ton |
| 2009 | 0,1 ton |
| 2010 | 3 ton |
| 2011 ve 2012 | üretim yapılmamıştır |
| 2013 | yaklaşık 1,1 ton |
| 2014 ve 2015 | üretim yapılmamıştır |
| 2016 | tabloda veri yok |
İki ayrıntı bu tablonun çarpıtılmasını engelliyor. Birincisi: üretim 1990’da 2 tona indikten sonra 1995’te 4, 1997’de 3 tona çıkmıştır — monoton bir çöküş eğrisi değil. İkincisi: 2016 satırındaki boşluk “sıfır üretim” değil, “veri henüz yok” demektir. 2017 ve sonrası için üretim verisi doğrulanmamıştır; bu yazıda “bugün hiç üretilmiyor” da denmiyor.
Çöküşün nedeni sezginin aradığı yerde değil. Yazarlar şöyle sıralar: ülkedeki sığla sahalarının azalması, Amerikan sığla yağının piyasaya girmesi ve ardından sentetik ürünlerin kullanılmaya başlanması; ayrıca son yıllarda talep olmaması nedeniyle üretimin ya çok az yapıldığını ya da hiç yapılmadığını belirtirler (a). Yani üretim, hammadde tükendiği için değil, büyük ölçüde alıcı kalmadığı için yapılamaz hâle gelmiştir. İkinci bir kayıt aynı yöne işaret ediyor: Kırmızı Liste tür sayfası Türkiye’deki yıllık üretimin yaklaşık 20 tondan en çok 4 ton civarına düştüğünü aktarır ve bugünkü üretimin önemsiz düzeyde olmasının nedenini doğrudan sentetik ikameler olarak verir (b). İki kaydın birbirinden bağımsız olduğu gösterilmiş değildir: ikisinin de ardında aynı idari üretim istatistikleri bulunabilir. Tür sayfasının aktardığı “yaklaşık 20 ton” ile yukarıdaki tablonun 1975 ve 1980 satırları da aynı nicelik değildir — sayfa bir düşüşün başlangıç ve bitiş düzeyini verir, tablo ise tek tek yıllara ait kayıtlı üretim miktarlarını sıralar. Bir hammaddenin üretim serisinin sıfıra yaklaşması, kaynağının tükendiğinin kanıtı değildir.
Kaynak: Arslan, M.B. & Şahin, H.T. (2016). “Unutulan Bir Orman Ürünü Kaynağı: Anadolu Sığla Ağacı (Liquidambar orientalis Miller).” Bartın Orman Fakültesi Dergisi 18(1): 103-117 — alan serisi Tablo 1 (s. 104-105), üretim serisi Tablo 7 (s. 111) ve ardındaki paragraf.
Rejim ağacın kesilmesine değil, yaralanmasına dayanıyor
Bu bölümü gül ağacı vakasından ayıran şey hasadın mekanizmasıdır. Gül ağacında geleneksel elde ediliş biçimi ağacın tamamının yok edilmesini gerektirir; sığlada ağaç kesilmez, yaralanır. Dört hasat mekanizması arasında “yaralamak” kalemi bu yazıda tam olarak buna karşılık gelir ve bu kalemin ürünü balsamdır; ağaçta zaten oluşmuş ya da gövdeye kesik açılarak alınan reçine ayrı bir kalemdir ve bu bölümün konusu değildir. Esas yararlanma biçimi, yaralanma sonucu oluşan patolojik balsam kanallarından salgılanan yağdır — “patolojik” burada bir hastalık nitelemesi değil, kanalların ağacın normal dokusunda bulunmayıp yaraya tepki olarak oluştuğunu söyleyen bir terimdir; odun olarak kullanılması ikincildir (a). Karşılaştırmanın bir koşulu var: piyasaya arz edilen Anadolu sığla yağı bünyesinde yaklaşık %25-30 su bulundurur (a), yani saf bir uçucu yağ değil, su içeren bir balsamdır — dünya piyasalarında “Türk sitiraksı” adıyla anılır. Gül ağacı vakasında konu, gövde odunundan su buharı damıtmasıyla alınan bir uçucu yağdır. “Birinde ağaç kesiliyor, ötekinde yaralanıyor” karşıtlığı doğrudur, ama iki ürün aynı kalem değil ve biri ötekinin ikamesi olarak okunamaz.
Türkiye’de bu işlem idari olarak dozlanmıştır. Orman Genel Müdürlüğü’nün 302 sayılı Tebliği (2016) üretimi Mart ayı sonuna doğru kabuk sıyırma ile başlatır ve açılacak “damar” sayısını ağacın çapına bağlar:
| Ağaç çapı | Açılacak damar sayısı — kanıt (a) |
|---|---|
| 15-20 cm | 1 damar |
| 21-30 cm | 2 damar |
| 31-35 cm | 3 damar |
| 36-40 cm | 4 damar |
Damar 3-4 mm derinliğinde açılır (a); hakemli kayıt yaranın diri oduna (gövdenin kabuk altındaki dış, canlı odun katmanı) yaklaşık 3-4 mm girilerek 4-5 cm genişliğinde oluşturulduğunu ekler (a). Yara üzerinde biriken yağ her 15 günde bir kaşıkla sıyrılarak kıl torbalara toplanır; “sefer” denilen bu işleme Tebliğ’e göre Ekim ayı başına kadar devam edilir (a), hakemli kaydın takvimi ise seferi temmuz ortasından ekim sonuna uzatır (a) — iki metnin takvimi birebir örtüşmez. Zincirin sonunda fire bırakılmaz: presleme artığı posa “buhur” adıyla tütsü olarak satılır (a) — bu bir mevzuat kaydı, bir verimlilik övgüsü değil.
Tebliğ ağaç başına yıllık bir katsayı da koyar: 20 cm çapın üzerindeki ağaçların her biri için 0,200 kg/ağaç/yıl verimle üretim yapılacağı ve satışa konu ürün miktarının ağaç adedine göre hesaplanacağı hükme bağlanmıştır (a). Katsayının niteliği mutlaka yazılmalı: ölçülmüş bir verim değil, satışa konu miktarın hesaplanması için konulmuş idari bir varsayımdır ve yalnızca 20 cm çapın üzerindeki ağaçlar için geçerlidir. Bir şişenin arkasındaki ağaç sayısını bundan türetmek, idari bir hesap kalemini bilimsel bir ölçüme çevirmek olur. Tebliğ’in 2016 sonrasında yeni bir tebliğle değiştirilip değiştirilmediği doğrulanamamıştır.
Adı kanunda ismen geçen bir koku hammaddesi — ve ihracı yasak
6831 sayılı Orman Kanunu m.37, yıllık üretim programına alınmış orman ürünlerini sayarken reçine, çıra ve şimşirin yanında sığla yağını ismen anar (a). Bir kayıt zorunlu: adın kanunda geçmesi, o türün “en çok korunan” ya da “en çok denetlenen” tür olduğu anlamına gelmez; yalnızca mevzuatın onu tanıdığını gösterir.
Dış ticaret tarafındaki kayıt daha da kesin. Sığla (Liquidambar orientalis), 19/9/1996 tarihli ve 22762 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “İhracı Yasak ve Ön İzne Bağlı Mallara İlişkin Tebliğ (İhracat: 96/31)”in ihracı yasak mallar listesinde ismen yer alır; Tebliğ’in dayanağı 22.12.1995 tarihli ve 95/7623 sayılı İhracat Rejimi Kararı’nın 4 üncü maddesidir (a). Listedeki sıra numarası burada verilmiyor: orijinal nüshadaki sıralama, dolaşımdaki konsolide ikincil metinlerinkiyle aynı değildir. Tablo yan yana şöyle görünür: uluslararası ticaret izni rejiminin tümüyle dışında kalan bir tür, ulusal düzeyde bir teknik üretim rejimine ve bir ihraç yasağına bağlı. İki katman birbirinin ölçüsü değildir.
Korunan alanlar ve ölçülemeyen taraf
Hakemli kayıt, türün popülasyonlarının Türkiye’nin güneybatısında resmî korunan alanlar içinde — Köyceğiz-Dalyan ve Gökova Özel Çevre Koruma Bölgeleri ile Marmaris Milli Parkı dahil — tespit edildiğini belirtir (c). Kaydın sınırı da aynı kaynaktan: korunan alan içinde bulunmak orada hasat yapılmadığı anlamına gelmez ve çalışma hasat verisi vermez. Orman Genel Müdürlüğü belgelerine dayanan ikincil bir aktarıma göre Kargı Köyü Sığla Ormanı, 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu uyarınca 1987’de Bakanlık onayıyla “Tabiatı Koruma Alanı” ilan edilmiştir ve 83,82 hektardır (d); kararın numarası görülemediği için yazılmıyor, ilan tarihi ile hektar değeri de birincil belgeden doğrulanamamıştır.
Zincirin ilk halkasına dair kayıtlar bu türde sayı olmadan da çok şey söylüyor. Kırmızı Liste tür sayfası sığla ağaçlarının Türkiye’de manevi bir değer taşıdığını, kabuğunun cenazelerde, kutlamalarda ve camilerin arındırılmasında tütsü olarak kullanıldığını ve korulukların Nevruz bahar bayramının kutsal mekânları sayıldığını kaydeder (a). Ekonomik halkayı da tek cümlede verir: Kavakarası köyünde yağ üretimi, portakal ve mandalina tarımından sonra ikinci büyük gelir kaynağıdır (a). Aynı sayfa son olarak, koruyucu yasaların henüz yerel halkın desteğini taşıyan bir koruma hareketine dönüşmediğini de kaydeder (a). Bundan “sıkı yasa koruma getirmez” gibi bir genelleme çıkarılamaz: kayıt niteliksel bir gözlemdir, ölçülmüş bir oran vermez ve burada bir kurum değerlendirmesine çevrilmiyor.
Bölümün toplamı şu: alan bir dönem daralmış, sonra durmuş; üretim neredeyse sıfıra inmiş, ama kayıt bunu kaynak darlığından çok ikameye ve talebin ortadan kalkmasına bağlıyor. Ticaret izni rejimi bu türe hiç dokunmuyor; dokunan şey bir orman kanunu maddesi, bir teknik tebliğ ve bir ihraç yasağı. Hasat ağacı öldürmüyor, yaralıyor; ürün de bir uçucu yağ değil, su içeren bir balsam. Tek bir cümlede toplanamayacak kadar çok kalem var — bu da bölümün bulgusunun kendisi.
Kaynak: 6831 sayılı Orman Kanunu m.37 (Değişik: 23/9/1983 – 2896/25 md.), mevzuat.gov.tr konsolide metin · Orman Genel Müdürlüğü, 302 sayılı Odun Dışı Orman Ürünlerinin Envanter ve Planlaması ile Üretim ve Satış Esasları Tebliği, Ankara 2016, 6.2.1 ve 6.2.2 · Resmî Gazete 19 Eylül 1996, Sayı 22762, “İhracı Yasak ve Ön İzne Bağlı Mallara İlişkin Tebliğ (İhracat: 96/31)”, EK:1 · Arslan & Şahin (2016), s. 103 ve s. 109-110 · Kavak, S. & Wilson, B. 2018. Liquidambar orientalis. IUCN Red List 2018: e.T62556A42326468 (erişim 7 Ekim 2026) · Koç, D.E., Biltekin, D. & Ustaoğlu, B. (2025). BMC Plant Biology 26: 89 · CITES, Appendices I, II and III, valid from 7 February 2025 · Türk Dil Kurumu, Güncel Türkçe Sözlük, “sığla” ve “günlük ağacı” maddeleri.
Türkiye’de doğadan toplama hangi kurallara tabi?
Tek bir kural yok. Türkiye’de bir aromatik bitkinin doğadan toplanması tek bir kanunla değil, en az beş metnin kesişiminde yönetilir: 6831 sayılı Orman Kanunu toplamayı bir yasak maddesiyle anar, aynı fiilleri başka bir maddesiyle orman idaresinin izin ve müsaadesine bağlar, öncelik ve bedel düzenini kurar, yaptırımlarını üç ayrı maddeye dağıtır ve en sert ucunda kaçak toplandığını bilerek satın almayı ayrı bir suç sayar; Orman Genel Müdürlüğü’nün 302 sayılı Tebliği (2016) envanteri, planlamayı, toplama zamanını ve toplama şeklini tür tür düzenler; dış ticaret tarafında 1996 ve 2025 tarihli iki tebliğ ihraç yasaklarını ve listelerini belirler; korunan alanlarda 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu devreye girer. Tek metne bakıp “Türkiye’de kural şudur” demek mümkün değil.
Bir kayıt: buradaki mevzuat dışı rakamların tamamı tek bir idarenin kendi yayınlarından, dış ticaret rakamları ise tek bir derleme kaynağından gelir; bu bağımlılık bağımsız bir çapraz doğrulamanın yerine geçmez.
Yasak maddesi var, ama rejimin adı “izne tabi”
Çatı dayanak 6831 sayılı Orman Kanunu’dur; 31/8/1956’da kabul edilmiş, 8/9/1956 tarihli ve 9402 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır (a). Kanun’un 14 üncü maddesinin (C) bendi Devlet ormanlarında “mazı kozalağı tıbbi ve sınai nebatları veya orman tohumlarını toplayıp götürmek” fiilini yasaklar (a) — konsolide metinde virgül eksiktir, ibare olduğu gibi aktarılmıştır [sic]. Bent tek başına okunduğunda doğadan toplama tümüyle yasak görünür. Oysa 15 inci madde aynı fiilleri “muhtelif faydalar sağlamak için” yapmayı orman idaresinin izin ve müsaadesine bağlar (a). Rejimin adı yasak değil, izindir.
İznin kime verileceği de kanunda yazılı. 37 nci madde, yıllık üretim programına alınmış ürünlerin dışında kalan her nevi orman ürün ve artığının toplanmasına öncelik sırasına göre orman köylerini kalkındırma kooperatiflerine veya işyerindeki ve civarındaki köylülere, ilanen duyurulmak ve tarife bedeli ödenmek şartıyla izin verilmesini öngörür; istekli olmazlarsa aynı şartlarla diğer isteklilere izin verilebilir (a). Toplayıcı emeğinin zincirdeki yeri hukuken bu maddeyle kurulur; madde bir pay düzenlemesi değildir ve toplayıcıya ödenen bedel hakkında hiçbir şey söylemez. Ormanda yetiştirmek de izin kapısından geçer: 94 üncü maddenin birinci fıkrası 2020’de değiştirilerek “mantar ve tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliğini” orman sınırları içinde izne bağlı işler arasına almıştır (a).
Yaptırım üç maddeye dağılmıştır. İzinsiz tıbbi ve sınai bitki toplama fiilinin idari para cezası 94 üncü maddenin üçüncü fıkrasındadır ve bent ismen anılır (a); 99 uncu madde, 37 nci madde gereğince verilen izinlerde gösterilecek tedbir ve şartlara riayet etmeyenlere idari para cezası öngörür (a) — izin almak yetmiyor, şartlarına uymak da yaptırıma bağlanmış. Tutar yazılmıyor: metindeki lira rakamları 2008 tarihli değişikliğe aittir ve idari para cezaları her yıl yeniden değerleme oranıyla güncellenir.
Mevzuatın en sert ucu: bilerek satın almak
Bir şişenin arkasındaki tedarik zincirini Türk hukukunda doğrudan karşılayan hüküm 108 inci maddedir; ağırlaştırıcı nitelik de metnin içindedir: fiil orman ürünü ticaretiyle uğraşanlar ya da kâr maksadıyla aldıkları orman mallarını işleyip satanlar tarafından işlenirse ceza bir seneden yedi seneye kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına yükselir (a).
“Orman mallarının bu Kanun hükümlerine aykırı olarak kesildiğini, taşındığını veya toplandığını bildiği halde; taşıyanlar, biçenler, işleyenler, kabul edenler, kullananlar, satanlar, satın alanlar veya bulunduranlar bir seneye kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.”
Kaynak: 6831 sayılı Orman Kanunu m.108 (Değişik: 23/1/2008–5728/215 md.), mevzuat.gov.tr konsolide metin.
Maddenin kurduğu şey bir kategori sorumluluğudur: zincirin sonundaki alıcı kaynağın hukuka aykırılığını biliyorsa fiilin tarafı sayılır. Suç unsuru bilmedir; bu yazıda hiç kimse hakkında bilme iddiası kurulmuyor, hiçbir marka, firma ya da sektör aktörü hedeflenmiyor. Somut bir olayın bu madde kapsamına girip girmediği hukuki bir değerlendirmedir ve bu yazı böyle bir değerlendirme yapmaz.
302 sayılı Tebliğ: ne kadar, ne zaman, nasıl
Odun dışı orman ürünlerinin envanteri ve planlaması Orman Genel Müdürlüğü’nün 2016 tarihli 302 sayılı “Odun Dışı Orman Ürünlerinin Envanter ve Planlaması ile Üretim ve Satış Esasları” Tebliği ile düzenlenir (a). Tebliğ bu yazıda her yerde tarihiyle anılıyor: 2016 sonrasında yeni bir tebliğle değiştirilip değiştirilmediği doğrulanamadı, çünkü Orman Genel Müdürlüğü’nün mevzuat dizini erişilemez durumdaydı; metin ayrıca 2018’de kaldırılmış bir bakanlığın imzasını taşır. Tebliğ’in amaç maddesi sürdürülebilirliği adıyla ve birinci ilke olarak sayar:
“Bu tebliğin amacı; başta sürdürülebilirlik ilkesi olmak üzere ormancılık ana ilkeleri doğrultusunda orman ekosistemlerinin odun hammaddesi dışında ürettiği odun dışı orman ürünlerinden yapılacak faydalanmaya ilişkin envanter, planlama, üretim, satış usul ve esaslarını belirlemektir.”
Kaynak: OGM, 302 sayılı Odun Dışı Orman Ürünlerinin Envanter ve Planlaması ile Üretim ve Satış Esasları Tebliği, Ankara 2016, bölüm 1.1 “Amaç”.
Bir amaç maddesi bir uygulama ölçümü değildir: cümle rejimin hedefini gösterir, sahadaki sonucu göstermez. Eşikler de tür gruplarına göre ayrılmıştır. Bir yayılış alanında nadir ya da serpili olan ve örtme derecesi %5’in altında kalan türler ile ulusal mevzuat ya da taraf olunan uluslararası anlaşmalarla mutlak koruma altına alınmış türler faydalanmaya hiç konu edilemez (a) — uluslararası koruma anlaşmalarının Türk orman planlamasına girdiği hukuki kanal budur; bu yazı mekanizmayı anlatıp hangi türün hangi listede olduğunu vermiyor. İkinci eşik sayısaldır: koruma statüsü olmayan rizomlu, soğanlı ve yumrulu türler için faydalanma oranı %33’ten fazla, periyot 3 yıldan az olamaz (a). Bu eşik yalnızca o gruplar için getirilmiştir; aromatik otsu türlerde sürdürülebilirlik tek bir orana değil envantere dayalı faydalanma planına, ocaklar hâlinde rotasyonlu toplamaya ve tür bazında toplama zamanı ve şekli kurallarına bağlanmıştır — “sürdürülebilir hasat Türkiye’de sayıya bağlanmış bir idari eşiktir” genellemesi kurulamaz. Planlarda öngörülen miktarlardan ±%25 içindeki sapmalar normal karşılanır (a): bu bir raporlama toleransıdır, hasat izni marjı değildir.
Türkiye istisnası: lavanta, nane ve biberiye burada “orman ürünü”
Tebliğ odun dışı orman ürünlerini formlarına göre yedi gruba ayırır ve “Otsu Formlar” grubunun örnek türleri olarak adaçayı, kekik, biberiye, papatya ve naneyi sayar; defne “Ağaççık-Çalı Formu”, salep ve kardelen ise “Geofitler” grubundadır (a). Aynı Tebliğ’in otsu bitkiler tablosu lavantayı (Lavandula sp.) çiçekli dal uçları ve Haziran-Temmuz dönemiyle, mercanköşkü (Origanum sp.) Mayıs-Eylül dönemiyle, naneyi (Mentha sp.) toprak üstü kısmı ve bahar-yaz aylarıyla ayrı satırlarda düzenler (a).
Bu satırlardan biri bir adlandırma kaydı gerektiriyor. Tebliğ Origanum’u “mercanköşk” adıyla kekikten ayrı bir satıra koyar; oysa Türkiye kekik ticaretinin ağırlığı Origanum türlerindedir. Tutarsızlık metnin kendi içindedir: aynı Tebliğ’in ekleri Origanum onites’i “Bilyalı Kekik” olarak adlandırır ve Ek-4’teki örnek faydalanma planı kapağı doğrudan “FAYDALANMA PLANI / BİLYALI KEKİK / (Origanum onites L.)” başlığını taşır (a). Yani aynı belgenin tablosu bir cinsi kekikten ayırırken ekleri aynı cinsi kekik adıyla anıyor. Burada okunması gereken şey bir idare kusuru değil, taksonomik adlandırma kargaşasının idari metnin içine kadar girmiş olduğudur: “kekik” sözcüğü tek bir cinse karşılık gelmiyor ve hangi cinsin kastedildiği botanik ad yazılmadan saptanamıyor.
Sonuç açık: “tarla ürünü, yalnızca bir tarım sorusudur” cümlesi Türkiye için kurulamaz. Dünyanın büyük bölümünde kültüre alınmış kalemler sayılan lavanta, nane ve biberiye Türk mevzuatında aynı zamanda doğadan toplanan bir odun dışı orman ürünüdür; biberiye otsu formlar grubunda ismen sayılır, lavanta kendi satırında durur. Toplanan miktarlar da kayıtlı: Bakanlık belgesi, Orman Genel Müdürlüğü verilerine dayanarak 2019’da orman alanlarından odun dışı ürün kapsamında toplanan miktarları ürün ürün verir.
| Kalem | 2019, orman alanlarından (ton) | Form grubu | Kanıt |
|---|---|---|---|
| Defne | 32.537 | Ağaççık-Çalı | (a) |
| Kekik | 1.835 | Otsu | (a) |
| Biberiye | 284 | Otsu | (a) |
| Adaçayı | 261 | Otsu | (a) |
| Reçine | 289 | — | (a) |
Kaynak: TAGEM, Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Sektör Politika Belgesi 2020-2024, “Tablo 28. Orman alanlarında odun dışı ürün kapsamında toplanan bazı tıbbi ve aromatik bitkiler üretim miktarı (ton)” (veri kaynağı: OGM, 2020); form grupları 302 sayılı Tebliğ (2016). Belge dönemi kapanmıştır.
Her rakamın kapsamı ve paydası birlikte okunmak zorunda: bunlar yalnızca orman alanlarından, odun dışı ürün kapsamında toplanan miktarlardır. “Kekik 1.835 ton” Türkiye’nin toplam kekik üretimi değildir; aynı belge toplam kekiği yaklaşık 18 bin ton verir (a). Tablodaki “Kekik” kaleminin hangi cinsi ya da cinsleri kapsadığı da belgeden saptanamıyor: satır yalnızca Türkçe adla verilmiş, botanik ad yazılmamıştır. Veri 2019 yılına aittir; 2024-2025 için resmî üretim tablosu bulunamadı. Bunlar ayrıca kayıtlı üretim miktarlarıdır, doğadaki popülasyon baskısının ölçüsü değildir.
Kurallar tür bazında da yazılmıştır: kekik tabloda iki ayrı satırda “Thyumus sp.” [sic — doğrusu Thymus] ve “Timbra sp.” [sic — doğrusu Thymbra] olarak, toplama zamanı Mayıs-Ekim ve toplama şekli bıçakla kesilerek verilir (a). Tebliğ’in geofitler bölümü ise rizomlu ve yumrulu bitkilerin uzun yıllardan beri toplanarak ticarete konu edildiğini ve süs bitkisi olmanın yanı sıra “ilaç ve kozmetik sanayinde de değerlendirildiğini” kaydeder (a) — kozmetik sanayinin doğadan toplama talebine resmî bir Türk metninde yapılmış atıf budur.
İhracat tarafı: iki tebliğ, iki ayrı mantık
Birinci metin 1996 tarihlidir. 19/9/1996 tarihli ve 22762 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “İhracı Yasak ve Ön İzne Bağlı Mallara İlişkin Tebliğ (İhracat: 96/31)”in İhracı Yasak Mallar Listesi orijinal nüshasında 13 kalem, İhracı Ön İzne Bağlı Mallar Listesi 15 kalemdir; birincisinde “İhracatı yasak olan doğal çiçek soğanları”, yalankoz (Pterocarya carpinifolia) ve Datça hurması ismen sayılır; ceviz, dut, kiraz, porsuk ve ıhlamur gibi türlerin kütük, tomruk ve kereste olarak ihracı ise 1974 tarihli bir Karara dayanarak yasaklanmıştır (a). Sıra numarası hiçbir kalem için verilmiyor: dolaşımdaki konsolide ikincil metinlerin numaralandırması orijinal nüshayla uyuşmuyor.
İkinci metin yıllık yenilenir ve kapsamı dardır: “Doğal Çiçek Soğanlarının 2026 Yılı İhracat Listesi Hakkında Tebliğ (Tebliğ No: 2025/32)”, 12 Aralık 2025 günlü ve 33105 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış ve 1/1/2026’da yürürlüğe girmiştir (a). En sık yapılan hatayı kapsam maddesi kapatıyor: Tebliğ’in kapsamı yalnızca doğal çiçek soğanı türlerinin soğan, yumru, rizom, korm ve yeşil aksamının yıllık ihracatıdır (a). Yani kekik, adaçayı, biberiye ve defne bu Tebliğ’in kapsamında değildir; rejimleri 302 sayılı Tebliğ (2016) kapsamındaki faydalanma planlarıdır. Cümle kapsam üzerinden kuruluyor, ek içeriği üzerinden değil: Tebliğ’in Ek-1 tablosu metin katmanı olmayan taranmış bir görüntü olduğu için okunamadı.
Tebliğ’in kendi alanındaki mekanizması öğretici. Dört tür — Galanthus elwesii, Cyclamen hederifolium, Cyclamen cilicium, Eranthis hyemalis — 2026 yılı için doğadan toplamaya kapatılmıştır (a). Kapanan şey ticaret değil söküm: bu dört türde ihracatın tamamı üretimden karşılanmak zorundadır (a), yani hüküm bir ihracat yasağı değildir. Salepgiller familyası türlerinin yumru ve drogları toz, tablet ve her türlü formda ihraç edilemez (a) ve salep ihracat yasağının bugünkü kaynağı 1996 metni değil bu hükümdür. Doğa ile tarla arasındaki sınırı iki belge çizer: firmalar doğa kontenjanlarını “Menşei Belgesi”, üretim kontenjanlarını “Hasat Belgesi” karşılığında temin eder (a). Yaptırım burada da dağınıktır: izinsiz toplama için 2872 sayılı Çevre Kanunu, ihracatta gerçeğe aykırı beyan için 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu uygulanır (a).
Korunan alanlarda ayrı bir kanun
2873 sayılı Milli Parklar Kanunu 9/8/1983’te kabul edilmiş, 11/8/1983 tarihli ve 18132 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır (a). 14 üncü madde, kapsamına giren yerlerde tabii dengeyi bozacak “her türlü orman ürünleri üretimi”, avlanma ve otlatma yapılamayacağını hükme bağlar (a) — ibare odun dışı ürünleri de kapsar. 20 nci madde, Orman Kanunu’nda yasaklanan fiiller bu yerlerde işlendiğinde cezaların bir misli artırılarak hükmolunacağını düzenler (a). Burada bir sürüm tuzağı var: ceza maddesi 21, 11/3/2026 tarihli ve 7576 sayılı Kanun’la yeniden yazılmış ve değişikliklerin büyük bölümü 19/3/2026’da yürürlüğe girmiştir (a); buna karşılık 14 üncü ve 20 nci maddeler değişmemiştir (a). 2026 öncesi hiçbir aktarım ceza maddesi için güncel değildir.
Dış ticarette basamak örüntüsü
Son tam yıl olan 2025’te iki tarife pozisyonu tersi yönde durur: Türkiye kurutulmuş baharatta net ihracatçı, damıtılmış uçucu yağda net ithalatçıdır (a).
| GTİP pozisyonu | İhracat | İthalat | Konum | Kanıt |
|---|---|---|---|---|
GTİP 0910 — baharatlar (kekik, defne yaprağı vb.) | 40.727.874 kg · 174.160.025 ABD doları | 22.356.992 kg · 34.816.509 ABD doları | net ihracat | (a) |
GTİP 3301 — uçucu yağlar ve rezinoitler | 1.188.406 kg · 69.410.511 ABD doları | 2.378.261 kg · 87.089.974 ABD doları | net ithalat | (a) |
Kaynak: UN Comtrade public preview API; reporter 792, cmdCode 0910 ve 3301, dönem 2025, partner 0. Kayıtlar “isAggregate: true, isReported: false” işaretlidir: dört haneli toplamlar Türkiye’nin beyanı değil, Comtrade’in alt pozisyonlardan yaptığı toplamadır. İthalat CIF, ihracat FOB değerlidir. Ham veride ihracat miktarları ondalıklıdır; tabloda tam kilograma yuvarlanmıştır.
Örüntü tek yıllık bir dalgalanma değil: aynı veri setine göre 3301 kaleminde 2023 ve 2024’te de net ithalat vardır (2024’te 1.070.483 kg ihracata karşılık 2.197.039 kg ithalat) (a). Ama yön tarihsiz verilemez, çünkü eğilim dönmüştür: Bakanlık belgesinin TÜİK’e dayandırdığı tabloya göre aynı kalem 2019’da net ihracat fazlası vermiştir — 40,0 milyon ABD doları ihracata karşılık 32,0 milyon ABD doları ithalat (a). İki veri farklı kaynak ve yöntemden gelir ve yıl yazılmadan “Türkiye uçucu yağda ithalatçıdır” denemez. Basamak örüntüsü de bir nedensellik değil bir gözlemdir: işleme basamağı yükseldikçe konum tersine dönüyor. Yedi odun dışı orman ürününü (defne, kekik, kestane, keçiboynuzu, lavanta, adaçayı, biberiye) inceleyen hakemli bir Türk çalışması da bu ürünlerin hammadde olarak değil mamul hâle getirilerek işlenmesini önerir (c). Bu makro bir tespittir ve hiçbir firmayı hedeflemez.
Ölçülen şey izinli üretim
Bütün bunların altında rejimi kuran idarenin kendi itirafı duruyor:
“Tıbbi ve aromatik bitkiler istatistiklerinde resmi rakamlar dışında dünyada olduğu gibi Türkiye’de de doğadan toplanan miktar kesin olarak bilinmemektedir.”
Kaynak: TAGEM, Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Sektör Politika Belgesi 2020-2024, Tablo 28 öncesi metin. Belge dönemi kapanmıştır; ardıl belge bulunamadı.
Bu cümle “Türkiye’de doğadan toplama hiç ölçülmüyor” demek değildir: izinli orman alanı üretimi için ürün bazında envanter ve faydalanma planı vardır (a). Ölçülen şey izinli üretimdir; ölçülemeyen şey kayıt dışı toplama ile toplayıcının kendisidir. Beş metnin kesiştiği yerde kural bolluğu var; eksik olan kural değil, sayım.
Nagoya Protokolü: bitkinin kendisi değil, onunla yapılan iş
Üçüncü rejim ilk ikisine benzemiyor. Nagoya Protokolü ne koruma statüsü verir ne sevkiyat durdurur; sorduğu soru şudur: bu materyalle ne yapıyorsunuz? Tetikleyicisi alışveriş değil, araştırma ve geliştirmedir.
En dürüst cümle de baştan söylenmeli: uçucu yağların Protokol kapsamına girip girmediği metinsel olarak çözülmüş bir soru değil. Metinde bir boşluk var; boşluğu dolduran şey bağlayıcı bir hüküm değil bir yorum; ve yorumu yazan kurum boşluğu kendi kılavuzunda kabul ediyor.
Tanımlar 1992’de kilitlendi
Çatı, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’dir: 22 Mayıs 1992’de kabul edildi, 29 Aralık 1993’te yürürlüğe girdi; 7 Ekim 2026 itibarıyla 168 imzacı ve 196 Tarafı var (a). 1. maddesinin üçüncü amacı genetik kaynakların kullanımından doğan faydaların adil ve hakkaniyetli paylaşımıdır; rejimin dayanağı budur (a). Daralma burada başlar: madde fayda paylaşımını “genetik kaynaklar” ile sınırlar. 2. maddeye göre “genetik materyal” kalıtımın işlevsel birimlerini içeren materyaldir; “biyolojik kaynak” ise daha geniş ayrı bir kategoridir, ama Sözleşme yükümlülüğü yalnızca genetik kaynaklara bağlar (a) — yoksa her bitkisel hammadde yanlışlıkla kapsam içinde görünür. Damıtılmış bir uçucu yağ ise kalıtımın işlevsel birimlerini içermez (a). Tartışma bu cümlenin çevresinde dönüyor — ama cümle tek başına alındığı anda yanlış yere varıyor.
Çünkü aynı tartışmanın bir ikinci yarısı var. Avrupa Komisyonu’nun aşağıda ayrıntılanan kapsam kılavuzu — kendi metninde hukuken bağlayıcı olmadığını yazan bir Komisyon Bildirimi (a) — ilgili bölümünün ikinci yarısında “doğal olarak oluşan” kavramını ve kimyasal olarak değiştirilmiş bileşikleri ayrıca ele alır; ne Protokol ne Tüzük “doğal olarak oluşan”ı tanımlar, kılavuz tanım için Birliğin kimyasallar tüzüğündeki tanıma ilham amacıyla atıf yapar (a). Verdiği örnekte çiçekler öğütülüp organik çözücüyle işlenerek özüt ya da uçucu yağ elde edilir ve sonuç şudur: ortaya çıkan ürün kimyasal olarak değiştirilmemiş türevler içerir, dolayısıyla bu türevler üzerinde yapılan sonraki araştırma ve geliştirme AB erişim-fayda paylaşımı tüzüğünün kapsamına girer (a). Konvansiyonel öğütme ve çözücü özütleme, bir türevi “kimyasal olarak değiştirilmiş” hâle getirmiyor. Yani “damıtıldığı için artık genetik kaynak değil, o yüzden Nagoya bitti” kısa devresi işlemiyor: işlenmiş olmak tek başına kapsamı kapatmaz, kapsamı süreklilik belirler.
Protokolün kendisi: tetikleyici Ar-Ge’dir
Protokol 29 Ekim 2010’da Japonya’nın Nagoya kentinde kabul edildi ve ellinci onay belgesinin tevdiinden doksan gün sonra, 12 Ekim 2014’te yürürlüğe girdi; sonradan Taraf olanlar için yürürlük kendi tevdiinden doksan gün sonradır, yani onay tarihi yürürlük tarihi değildir (a). 7 Ekim 2026 itibarıyla 143 Taraf ve 92 imza kayıtlıdır (a) — sayı dinamiktir, tarih damgası olmadan anlamsızdır. Protokol kendi “genetik kaynak” tanımını da yapmaz, Sözleşme’ninkini devralır: tanım 1992’de kilitlenmiştir.
İki yeni tanım belirleyicidir. Madde 2(c) “kullanım”ı genetik kaynakların genetik ve/veya biyokimyasal bileşimi üzerinde araştırma ve geliştirme yapmak olarak tanımlar; Madde 2(e) “türev”i, genetik ifade ya da metabolizma sonucu ortaya çıkan, kalıtımın işlevsel birimlerini içermese bile doğal olarak oluşan biyokimyasal bileşik sayar (a). Bir uçucu yağ bu tanıma tam oturur; Avrupa Komisyonu’nun kılavuzu da türev örnekleri arasında uçucu yağları adıyla anar (a). Ama cümle burada bitmez: tanıma oturmak kapsama girmek değildir.
Boşluk tam olarak nerede
Kapsamı 3. madde belirler ve yalnızca “Sözleşme’nin 15. maddesi kapsamındaki genetik kaynaklar”dan söz eder; madde metninde “türev” kelimesi geçmez ve türevler Protokolde yalnızca biyoteknoloji tanımı üzerinden anılır (a). Bu bir aktarma hatası değil; Komisyon aynı tespiti yapar.
Kılavuzun kendi ifadesiyle, kapsamı nihai olarak belirleyen esas hükümlerde türevlere karşılık gelen bir atıf yoktur: “no corresponding reference is to be found in the substantive provisions of the Protocol”. Metin türevi tanımlar, kapsam maddesi susar; tek yanlı “uçucu yağ Nagoya kapsamındadır” cümlesi de, tek yanlı “değildir” cümlesi de hatalıdır.
Boşluğu dolduran test: “tespit edilebilir bir süreklilik düzeyi”
Boşluğu bir hüküm değil bir yorum doldurur. Kılavuza göre bir türev üzerindeki Ar-Ge’nin AB’nin erişim-fayda paylaşımı tüzüğü kapsamına girmesi için türev ile geldiği genetik kaynak arasında “tespit edilebilir bir süreklilik düzeyi” bulunmalıdır (a). Süreklilik üç hâlde kurulur: Ar-Ge genetik kaynağı da kapsayan bir projenin parçasıysa; türev bir araştırma işbirliği ya da hizmet sözleşmesiyle elde edilmişse; ya da üçüncü kişiden, ilgili Ar-Ge’yi kapsayan ön bilgilendirilmiş onay ve karşılıklı kabul edilen şartlarla devredilmişse (a). Türev piyasada hazır bir ürün olarak, bu izin ve şartlar olmaksızın alındığında süreklilik kurulamaz; kılavuz yağları ve diğer rafineri ürünlerini açıkça emtia örneği sayar (a).
İki örnek sınırı gösterir. Bir ülkedeki şirkete bitkiyi hasat edip belirli bir uçucu yağı üretmesi için hizmet siparişi verilmesi kapsam içidir: erişilen şey türev olsa da süreklilik sözleşmeyle kurulmuş sayılır (a). Bir aracıdan, izin ve şart olmaksızın bir parti portakal uçucu yağı alınıp bileşiminin analiz edilmesi kapsam dışıdır (a).
Ders tek cümlede: belirleyici olan materyalin türü değil, izin ve şartların Ar-Ge’yi kapsayacak biçimde devredilip devredilmemesidir (a). Kılavuz ayrıca uyarır: sağlayıcı ülkelerin kendi mevzuatı AB tüzüğünün kapsamını aşabilir ve AB tüzüğü uygulanmasa bile yürürlükte kalır (a); “AB kapsamı dışı” ile “hiçbir yükümlülük yok” aynı şey değildir.
Kozmetikte sınır çizgisi nereden geçiyor
Kılavuzun kozmetiğe değen iki örneği aynı listede yan yana durur ve biri ötekinden ayrı aktarılamaz. Birincisi kapsam dışıdır: bileşiğin özellikleri zaten biliniyorsa ve hiçbir araştırma ve geliştirme yapılmıyorsa hammaddenin tedarik ve işlenmesi “kullanım” sayılmaz; örnekler arasında gül uçucu yağlarının kozmetiğe katılmak üzere tedarik ve işlenmesi vardır (a) — iki koşul aynı cümledendir, biri düşerse istisna da düşer. İkincisi kapsam içidir: aynı liste, bir genetik kaynak üzerinde yapılan ve bir kozmetik üründe yeni bir bileşenin (etken olsun olmasın) izolasyonuna yol açan araştırmayı kullanım sayar (a). Sınır çizgisi bu ikisi arasından geçer: formüle hazır bir yağ koymak ile yeni bir bileşen keşfetmek aynı hukuki kategoride değildir. İki örnek de aynı belgeden geliyor ve o belgenin niteliği burada da geçerli: bağlayıcı metin Tüzük’tür, bu örnekler hukuken bağlayıcı olmayan bir Komisyon Bildirimi’nde yer alır ve Birlik hukukunu bağlayıcı biçimde yorumlamaya yalnızca Avrupa Birliği Adalet Divanı yetkilidir (a). Kapsam dışı örnek de bir muafiyet belgesi değil: sağlayıcı ülkenin erişim-fayda paylaşımı mevzuatı ya da düzenleyici gereklilikleri emtia olarak elde edilen türevler için bile uygulanabilir ve AB tüzüğü uygulanmasa bile yürürlükte kalır (a).
İkisi birlikte verilmezse cümle “kozmetik Nagoya’nın dışındadır” diye okunur ki yanlıştır — tersi de yanlıştır. Bu örnekler kategori düzeyinde hukuki tespitlerdir; hiçbir markanın — bu yazıyı yayımlayan marka dahil — formülü, tedarikçisi ya da uyum durumu hakkında bir tespit içermez ve bu yazıda Breva’ya ait hiçbir ölçüm paylaşılmamıştır. Bir hammaddenin doğal köken oranı da bu sorular hakkında bir şey söylemez; doğal köken endeksi bir kimyasal köken hesabıdır (b).
AB tarafı: erişim kuralı değil, kullanıcı uyumu
Protokolün 15. ve 16. maddeleri her Tarafa, kendi yetki alanında kullanılan genetik kaynaklara diğer Tarafın ulusal mevzuatına uygun biçimde erişilmiş olmasını sağlayacak “uygun, etkili ve ölçülü” tedbirleri alma yükümlülüğü getirir (a). AB’nin 16 Nisan 2014 tarihli 511/2014 sayılı Tüzüğü bu iki maddenin uygulamasıdır; AB’de bir erişim rejimi kurmaz — m.2(3) Üye Devletlerin egemenlik haklarını kullandıkları kaynaklara erişim kurallarına halel getirmediğini yazar (a). Kapsam kümülatiftir: sağlayıcı ülke Protokole Taraf olmalı ve uygulanabilir erişim tedbirleri koymuş olmalı, erişim 12 Ekim 2014’ten sonra olmalı, bir kullanım yani Ar-Ge bulunmalıdır (a). Kullanıcı yükümlülüklerini kuran 4, 7 ve 9. maddeler 12 Ekim 2015’te uygulanabilir olmuştur; geriye yürümezlik mutlaktır (a).
Devreye giren şey bir izin değil, bir kayıt disiplinidir. Madde 4(1) gerekli özeni gösterme yükümlülüğü getirir; 4(3) uyum sertifikasını ya da sayılan kayıtları aramayı ve saklamayı ister; 4(6) bu bilgilerin kullanım süresinin bitiminden sonra yirmi yıl saklanmasını zorunlu kılar (a). Beyan iki kontrol noktasındadır: genetik kaynak kullanımı içeren araştırma fonu alanlardan özen beyanı istenir; ürünün nihai geliştirme aşamasında beyan yalnızca bir kez, uygulama tüzüğünün saydığı beş olaydan en erken gerçekleşeninde verilir (a).
Fayda paylaşımının muhatabı da serbest değildir: 5(1). maddeye göre faydalar karşılıklı kabul edilen şartlarla paylaşılır ve muhatap yalnızca kaynağın orijin ülkesi olan ya da kaynağı Sözleşme’ye uygun biçimde edinmiş Taraftır (a).
Belgelenmiş iki düzen — ve bir efsane
Vaka cephesi sanıldığından zayıftır ve ortak bir kaydı vardır: belgelenmiş iki düzenin ikisi de Protokole değil, bir ülkenin kendi ulusal mevzuatına dayanır. En sağlamı 2019’da imzalanan rooibos fayda paylaşımı anlaşmasıdır: işleyicilerin çiftçilere ödediği kilogram başına çiftlik kapısı fiyatının yüzde 1,5’i oranında yıllık bir geleneksel bilgi harcı öngörür (c); dayanağı o ülkenin 2004 tarihli ulusal biyoçeşitlilik kanunu ve ona bağlı yönetmeliklerdir. Aynı anlaşma hakemli literatürde eleştirilmiştir: bir Nature yorumu, düzenin aynı bölgede yüzyıllardır hasat yapan diğer ötekileştirilmiş grupları dışarıda bıraktığını savunur (c) — bu anlaşmalar “kimi dışarıda bıraktığı” sorusunu çözmez, yeniden kurar. İkinci düzen de aynı ülkede, aynı çerçevededir: bir devlet araştırma konseyi ile bir topluluk konseyi arasında anlaşma imzalanmış, tröst tescil edilmiş, ama ürün geliştirme sonradan durduğu için fiilen akan para çok sınırlı kalmıştır (d). Sonuç: anlaşma imzalanması, topluluğa gelir akması demek değildir.
“Biyokorsanlığa karşı kazanılmış erişim-fayda paylaşımı zaferleri” diye anılan iki patent kararı, hukuken erişim-fayda paylaşımı kararı değildir. Zerdeçalın kullanımına ilişkin ABD patenti 5.401.504 28 Mart 1995’te verilmiş, 21 Nisan 1998’de yeniden inceleme sonucu bütün istemleri iptal edilmiştir; gerekçe yenilik ve önceki tekniktir (b). Neem tohumundan elde edilen bir ürüne ilişkin Avrupa patenti EP 0436257 ise 14 Eylül 1994’te verilmiş, 2000’de iptal edilmiş, temyiz 8 Mart 2005 tarihli T 0416/01 sayılı kararla reddedilmiştir; gerekçe buluş basamağının bulunmamasıdır (b). İkisi de Protokolden öncedir, hiçbiri bir fayda paylaşımı ödemesiyle sonuçlanmamıştır. Bundan “o kampanyalar boşa gitti” sonucu çıkmaz: iki vaka Sözleşme ve Protokol gündeminin siyasi tetikleyicileri arasındadır. Yükümlülüğün yargı önünde uygulandığı örnekler de var, ama onlar patent iptalleri değil ulusal mevzuatın uygulanmasıdır: Hindistan’da 21 Aralık 2018 tarihli bir yüksek mahkeme kararı, 2002 tarihli ulusal kanundaki fayda paylaşımı yükümlülüğünün yerli şirketler için de geçerli olduğuna hükmetmiştir (c).
Tek çalışan çok taraflı mekanizma dijital dizi bilgisi için kuruldu
Protokolün 10. maddesi küresel çok taraflı bir fayda paylaşım mekanizması kurmaz; yalnızca Tarafların böyle bir mekanizmaya “ihtiyacını ve usullerini değerlendirmesini” öngörür (a) — o kutu hâlâ boştur. Çok taraflı bir mekanizma 2024’te başka bir yoldan kuruldu: Taraflar Konferansı’nın 1 Kasım 2024 tarihli 16/2 sayılı kararıyla ve yalnızca dijital dizi bilgisi için (a). Kararın ekindeki gösterge listesi bu bilgiden fayda sağlayabilecek yedi sektör sayar: ilaç; nutrasötikler; kozmetik; hayvan ve bitki ıslahı; biyoteknoloji; dizileme ile ilişkili donanım, reaktif ve sarf malzemeleri; yapay zekâ dahil bilgi ve teknik hizmetler (a). Kozmetik yedi sektörden biridir ve liste gözden geçirmeye tabidir.
Oranlar en kolay yanlış aktarılan yer. Kararın ekinin 3. paragrafı dijital dizi bilgisi kullanıcılarının küresel fona katkı yapmasını öngörür; üç eşikten (toplam aktif 20 milyon ABD doları, satış 50 milyon dolar, kâr 5 milyon dolar) en az ikisini önceki üç yılın ortalamasında aşan kuruluşlar için gösterge oran kârların yüzde 1’i veya gelirlerin yüzde 0,1’idir (a). Üç kayıt zorunludur. Bir: yükümlülüğün öznesi dijital dizi bilgisi kullanıcılarıdır — ekin 5. paragrafı, listedeki sektörlerde faaliyet gösterip bu bilgiyi kullanmayan kuruluşlara hükmün uygulanmayacağını yazar; botanik hammadde satın almak ya da uçucu yağ ithal etmek bu kapsamda değildir (a). İki: oranlar kararın kendi sözüyle gösterge niteliğindedir. Üç: eşikler ve oranlar henüz kesinleşmemiştir; Taraflar Konferansı bunları 17. toplantısında belirleyecek, mekanizmanın etkinliğini 18. toplantısında gözden geçirecektir (a). “Kozmetik şirketleri gelirinin binde birini ödemek zorunda” cümlesi doğrudan yanlıştır.
Kaynak: Convention on Biological Diversity, Madde 1, 2, 15 (1992); Nagoya Protocol, Madde 2, 3, 5, 10, 15, 16, 33 (2010); UN Treaty Collection, Chapter XXVII-8 ve XXVII-8-b (erişim 7 Ekim 2026); Avrupa Komisyonu, Commission Notice C(2020) 8759 final, 14 Aralık 2020, giriş bölüm 1 (bağlayıcı olmama kaydı), bölüm 2.3.3.2 ve bölüm 2.3.4 (türev örnekleri ile “kimyasal değişiklik ve kimyasal olarak değiştirilmiş bileşikler” örnekleri), Avrupa Birliği Resmî Gazetesi (OJ) C 13, 12.1.2021 (CELEX 52021XC0112(02)); Regulation (EU) No 511/2014, Madde 2-4 (CELEX 32014R0511) ve Implementing Regulation (EU) 2015/1866, Madde 6 (CELEX 32015R1866); CBD/COP/DEC/16/2, 1 Kasım 2024, Annex para. 3-5, 29 ve Enclosure I; Schroeder, D. vd. (2020), Cambridge Quarterly of Healthcare Ethics 29(2): 285-301; Ives, S. vd. (2020), Nature 577(7790): 318; Divya Pharmacy v. Union of India, WP (M/S) No. 3437 of 2016; US Patent 5.401.504; T 0416/01, 8 Mart 2005. Durmuş ürün geliştirme nedeniyle fiilen akan paranın sınırlı kaldığı ikinci fayda paylaşımı düzeni için: CIPIT (Strathmore Üniversitesi), “The Hoodia Cactus and the Efficacy of Access and Benefit Sharing Agreements” ve Cultural Survival, “Sharing the Secrets of the Hoodia” ile bunları aktaran ikincil derlemeler — kaynak ikincil derlemedir, birincil anlaşma metnine erişilemedi. Doğal köken endeksinin ABS uyumundan bağımsız olduğu kaydı için: Nagoya Protocol, Madde 15-16 ile bu sitede daha önce yayımlanan kozmetik etiketi nasıl okunur yazısının kaydı; burada yeni bir standart okuması iddia edilmiyor.
Bu bölümden çıkan şey
CITES bir sevkiyata, Kırmızı Liste bir taksonun durumuna, Nagoya Protokolü bir işe bakar. O işin kapsama girip girmediği ise uçucu yağlar söz konusu olduğunda metinsel olarak kapatılmış değil: Protokol türevi tanımlar, kapsam maddesi türevlerden söz etmez, boşluğu dolduran test ise hukuken bağlayıcı olmayan bir kılavuzda durur. Burada ölçülemeyen şey hasat hacmi değil, kapsamın kendisidir. Üç köprü kalıyor: bu rejimin Türkiye bakımından nereye oturduğu ayrı bir bölümün konusu; gönüllü güvence araçları kendi bölümünde; bu rejimlere atıf yapan AB tedarik zinciri hukuku ise bir sonraki katmanda.
Türkiye bu sistemin neresinde?
Bir önceki bölümün çerçevesi kendiliğinden işlemez: ancak bir ülke çerçeveye taraf olduğunda ve kendi iç hukukunda erişim tedbirleri koyduğunda devreye girer. Türkiye bu sistemin çatısında var, fayda paylaşımı katında yok — ve bu ayrımı en açık biçimde idarenin kendi belgeleri yazıyor.
Nagoya Protokolü’ne Türkiye ne imza ne onayla taraftır
Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi Sekretaryası’nın ülke profilinde Türkiye’nin Protokol karşısındaki durumu “Taraf değil” olarak görünür; Birleşmiş Milletler depoziter tablosunun Türkiye satırında ise imza ve onay tarihi boştur, yani onay bir yana imza da atılmamıştır. Protokol imzaya 1 Şubat 2012’de kapandığı için bu kapı bugün zaten kapalıdır. Türkiye, Nagoya–Kuala Lumpur Ek Protokolü’ne de taraf değildir. (a)
Protokol’ün genel künyesi — kabul ve yürürlük tarihleri ile güncel Taraf sayısı — Nagoya bölümünde duruyor. Burada anlamlı olan tek satır, Türkiye’nin o listede hiç bulunmaması ve imza kapısının 2012’de kapanmış olmasıdır.
Kaynak: Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi (CBD), Nagoya Protocol — Parties / Signatories ve Country Profile – Türkiye; Birleşmiş Milletler Antlaşma Koleksiyonu, Bölüm XXVII-8-b (Nagoya Protokolü) durum tablosu; erişim 7 Ekim 2026.
Buradan “Türkiye’nin bu alanda hiçbir uluslararası bağı yok” sonucu çıkmaz. Türkiye Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ne 15 Mayıs 1997’den, Cartagena Biyogüvenlik Protokolü’ne 24 Ocak 2004’ten beri Taraftır ve Gıda ve Tarım için Bitki Genetik Kaynakları Uluslararası Antlaşması’na Âkit Taraftır (a). Sözleşme’nin iç hukuk zinciri birincil metinden teyitlidir: 29 Ağustos 1996 tarihli ve 4177 sayılı uygun bulma kanunu, 21 Kasım 1996 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ve 27 Aralık 1996 tarihli, 22860 sayılı Resmî Gazete’de yayım (a). Onay tarihi ile taraf olma tarihi iki ayrı şeydir ve aradaki fark bu zincirden değil, antlaşmanın kendi hesabından gelir: Taraf olma günü olan 15 Mayıs 1997, 14 Şubat 1997 tarihli onaydan doksan gün sonrasıdır. Türkçe ikincil kaynaklarda sık görülen 12 Mayıs 1997 tarihi bu hesapla uyuşmaz. Yani tablo bir yokluk tablosu değil, bir araç seçimi tablosudur: aynı Sözleşme’nin bir protokolüne taraf olunmuş, ötekine olunmamıştır.
Kaynak: Birleşmiş Milletler Antlaşma Koleksiyonu, Bölüm XXVII-8 (Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi), Türkiye satırı; CBD Country Profile – Türkiye, erişim 7 Ekim 2026; T.C. Resmî Gazete, 27 Aralık 1996, Sayı 22860, Bakanlar Kurulu Kararı 96/8857.
| Belge | Türkiye’nin durumu | Tarih | Kanıt |
|---|---|---|---|
| Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi | Taraf | İmza 11 Haziran 1992 · onay 14 Şubat 1997 · Taraf 15 Mayıs 1997 | (a) |
| Cartagena Biyogüvenlik Protokolü | Taraf | 24 Ocak 2004’ten beri | (a) |
| Nagoya Protokolü | Ne Taraf ne İmzacı | İmzaya açıklık 1 Şubat 2012’de kapandı | (a) |
| Nagoya–Kuala Lumpur Ek Protokolü | Taraf değil | — | (a) |
| Gıda ve Tarım için Bitki Genetik Kaynakları Uluslararası Antlaşması | Âkit Taraf | İmza 4 Kasım 2002 · 28 Ekim 2005 tarihli ve 5414 sayılı Kanun · Resmî Gazete 8 Ağustos 2006, Sayı 26253; tevdi 7 Haziran 2007 ve yürürlük 5 Eylül 2007 (d) | (a) |
Kaynak: Yukarıdaki iki kaynak satırı; T.C. Resmî Gazete, 8 Ağustos 2006, Sayı 26253 ve Bakanlar Kurulu Kararı 2006/10752. Antlaşmanın depoziteri Gıda ve Tarım Örgütü Genel Direktörüdür; tevdi ve yürürlük tarihleri birincil Âkit Taraflar listesinden teyit edilemedi.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın kendi politika belgesi aynı şeyi tek cümlede yazıyor
Bu tespiti bir dış değerlendirmeye dayandırmak da gerekmiyor. Belge 2021-2025 dönemlidir ve dönemi kapanmıştır; ardıl bir belge bulunamadığı için buradaki politika hedefleri bugünün hedefi gibi aktarılamaz. Belgenin kendisi bağımsız olarak açılamadı, kanıt gücü bu nedenle (d)’dir — ama alıntının değeri de buradan gelir: tespiti yapan idarenin kendisidir.
“Cartagena Biyogüvenlik Protokolü’ne taraf olan Türkiye Nagoya Protokolüne henüz taraf değildir.”
Kaynak: T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM), Biyolojik Çeşitlilik ve Genetik Kaynaklar Politika Belgesi 2021-2025, 2021, s. 46-47.
Taraf olmamanın en somut sonucu Avrupa Birliği tarafında görünür. AB’nin erişim ve fayda paylaşımı tüzüğü kapsamını kümülatif iki koşula bağlar: genetik kaynağın sağlayıcısı olan ülke hem Nagoya Protokolü’ne Taraf olmalı hem de o kaynağa erişim için uygulanabilir tedbirler koymuş olmalıdır. Türkiye birinci koşulu karşılamadığı için Türkiye’de erişilen genetik kaynaklar bu Tüzük’ün kapsamı dışında kalır (a). Okuma, Tüzük’ün 2. maddesinin birinci ve dördüncü fıkralarına dayanır ve Avrupa Komisyonu’nun kılavuzunda bu biçimde ifade edilir; kılavuzun hukuken bağlayıcı olmadığı kaydı önceki bölümde duruyor. Aynı nedenle Türkiye kaynaklı bir hammadde için “Nagoya uyumlu” gibi bir niteleme de kurulamaz: böyle bir nitelemenin dayanacağı bir Protokol yükümlülüğü Türkiye bakımından doğmamıştır.
Kaynak: Avrupa Komisyonu Bildirimi C(2020) 8759 final, 14.12.2020, bölüm 2.1.2; Avrupa Birliği Resmî Gazetesi (OJ) C 13, 12.1.2021.
Buradan “izin gerekmez” sonucu çıkmaz
Bu, bölümün en kolay yanlış okunan yeri: devreye girmeyen şey bir uluslararası araçtır, iç hukuk değildir. 15 Ağustos 1992 tarihli ve 21316 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bitki Genetik Kaynaklarının Toplanması Muhafazası ve Kullanılması Hakkında Yönetmelik bir izin rejimi kurar. O tarihli metnin 5. maddesinin (b) bendi açıktır: “Bakanlığın izni olmadan bitki genetik kaynakları materyali toplanamaz, yurtdışına çıkarılamaz.” Aynı metnin 20. maddesi mevcut koleksiyonların tamamının yurt dışına çıkarılmasını yasaklar ve koşula uymayan yerlere bir daha materyal gönderilmeyeceğini söyler. (a)
Bu Yönetmelik burada bilerek “yürürlükteki yönetmelik” diye nitelenmiyor: 2026 itibarıyla yürürlükte mi mülga mı olduğu doğrulanamadı. Künye bu yüzden yalnızca tarihiyle veriliyor, madde içerikleri “o tarihli metnin hükümleri” olarak aktarılıyor. Buna karşılık metnin kurmadığı şey de aynı ölçüde net: parasal fayda paylaşımı, müzakere edilen karşılıklı kabul edilen şartlar, telif ya da kilometre taşı ödemesi yoktur. Aynı tespit su ürünleri genetik kaynakları için çıkarılmış daha yeni yönetmelikler için de geçerlidir; iki alan arasındaki fark bir asimetri değil bir sıralamadır — bitki tarafındaki izin rejimi su ürünleri muadilinden yirmi yıldan fazla öncedir; bu karşılaştırmanın dayandığı su ürünleri yönetmeliklerinin künyeleri bağımsız olarak teyit edilemedi (d). Sonuç tek cümlede: eksik olan izin değil, fayda paylaşımıdır.
Kaynak: Bitki Genetik Kaynaklarının Toplanması Muhafazası ve Kullanılması Hakkında Yönetmelik, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, T.C. Resmî Gazete 15 Ağustos 1992, Sayı 21316, m. 1-5, 19 ve 20.
Türkiye’nin fiilen işleyen tek uluslararası erişim–fayda paylaşımı bağı Gıda ve Tarım için Bitki Genetik Kaynakları Uluslararası Antlaşması’dır — ve bu bağ bu yazının konusunu kapsamıyor. Antlaşmanın çok taraflı sistemi ve Standart Materyal Transfer Anlaşması yalnızca gıda ve tarım için araştırma, ıslah ve eğitim amacıyla kullanılan bitki genetik kaynaklarını kapsar; aynı materyalin kimyasal, farmasötik ya da gıda ve yem dışı amaçla kullanımı bu kapsamın dışına çıkar (a). Pratik karşılığı şudur: aromatik bir bitkiyi kozmetik araştırma ve geliştirmesi için doğadan toplamak bu araçla örtülemez. “Türkiye’nin bir erişim–fayda paylaşımı antlaşması var” cümlesi, bu kayıt konmadan kozmetik bağlamında yanıltıcı olur.
Kaynak: Avrupa Komisyonu Bildirimi C(2020) 8759 final, 14.12.2020, bölüm 5.2 ve Ek II; Avrupa Birliği Resmî Gazetesi (OJ) C 13, 12.1.2021.
Bu bölümün en güçlü kanıtı bir dış eleştiri değil, bir iç tespittir. Aynı Bakanlığın hazırladığı “Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu” taslağının gerekçesi boşluğu adıyla yazar.
“Ancak mevcut mevzuatımızda genetik kaynakların kullanımından doğan faydaların ülkemizle paylaşılmasını garanti altına alan düzenlemeler bulunmamaktadır.”
Aynı gerekçe, yürürlükteki kanunlarda genetik kaynaklara erişim, fayda paylaşımı ve biyokaçakçılıkla mücadele konularında ikincil düzenlemeye dayanak olacak açık bir hüküm bulunmadığını da söyler. (d) Üç kayıt birlikte verilmek zorunda: bu bir taslak gerekçesidir, yürürlükteki hukuk değildir; belge bağımsız olarak açılamadı; gerekçede geçen taraf ülke sayısı bugünkü sayı olmadığı için buradan yalnızca hukuki tespit alınmıştır, rakam alınmamıştır. Bütüncül bir çerçeve kanun da bu kaynaklara göre 2026 itibarıyla halen yasalaşmamıştır (d); bu bilgi yasama kayıtlarından doğrulanamadığı için ihtiyatlı kipte bırakılıyor.
Kaynak: “Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Genel Gerekçe” ve madde gerekçeleri, tarih damgası 15 Mart 2021.
Yine de “hiçbir şey yok” tablosu da yanlış olur: belgenin 2021 tarihli kaydına göre, 2 Ağustos 2019 tarihli ve 30850 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan bir Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile ulusal düzeyde bir biyolojik çeşitlilik koordinasyon kurulu kurulmuş, biyolojik çeşitlilik araştırmaları da çevrim içi bir izin sistemine bağlanmıştır (d). Kayıt 2021 itibarıyladır; kurulun ve izin sisteminin bugünkü durumu bu çalışmada doğrulanmadı. Ayrımı korumak şart: bu bir araştırma izni sistemidir, bir erişim–fayda paylaşımı izni değildir; bir fayda paylaşımı koşulu içerdiğine dair kayıt bulunamadı.
Kaynak: TAGEM, Biyolojik Çeşitlilik ve Genetik Kaynaklar Politika Belgesi 2021-2025, 2021, s. 46 ve s. 64-65.
Bir yöntem kaydı bölümü kapatıyor: politika belgesinden ve kanun taslağının gerekçesinden gelen kayıtlar — yukarıda (d) ile işaretlenenlerin büyük bölümü — tek bir idarenin kendi yayınlarına dayanır ve o belgeler bağımsız bir kanaldan açılamadı; bu kayıtlar bakımından bölüm bir bağımsız değerlendirme değil, idarenin kendi kaydının aktarımıdır. Taraf durumu ile mevzuat künyeleri ise antlaşma durum tablolarından ve Resmî Gazete nüshalarından birinci elden okunmuştur; onlar (a) ile işaretlidir. Net olan hukuki konumdur ve o da bir eksiklik ilanı olarak değil bir araç seçimi farkı olarak okunmalıdır: Türkiye bu alanda uluslararası bir fayda paylaşımı aracını değil iç hukuk izinlerini seçmiş durumdadır. İzin kapısı vardır, fayda paylaşımı kapısı yoktur. Ayrıntılar doğadan toplama bölümünde.
Gönüllü standartlar ne ölçer, neyi ölçmez
Buraya kadar anlatılan rejimlerin hepsi kamusaldı. Bu bölümün konusu başka bir şey — gönüllü güvence. Gönüllü bir şema bir hukuk rejimi değildir; özel bir güvence sözleşmesidir, ve kapsamı bir kanunun kapsamı gibi genel değil, imzalanmış bir sözleşme kadar dardır. Bunu okumanın tuhaf bir ödülü de var: bu standartlar neyi garanti etmediklerini tek tek yazıyor.
Üç bulgu bu bölümün omurgası. Birincisi, sertifikasyonun tür-özgü olması: bir şirketin sertifikası olması, bütün yabani hammaddelerinin sertifikalı olduğu anlamına gelmiyor. İkincisi, bir etikette işareti görmenin o tedarik zincirinin denetlendiğini dahi göstermeyebileceği. Üçüncüsü, bir bitkinin uçucu yağa dönüşmesinin sertifikalı yüzdenin hesabını belirsiz kıldığı. Üçü birden tek cümle veriyor: güvence düzeyi, ürünün adına değil zincirin halkasına göre değişir.
Bu bölüm hiçbir şemayı ötekiyle karşılaştırmaz, sıralamaz ve birini ötekinin ölçüsü yapmaz. Bir işaretin reklam hukuku karşısındaki durumu çevre beyanı, prim tutarları ise toplayıcının payı bölümünün konusu.
Kapsam: sertifika türe ve sahaya bağlıdır
Yabani toplamaya özgü bir şemayla başlamak gerekiyor; uçucu yağ hammaddesinin bir bölümü tam bu kategoriye düşer. Bu şemanın yürürlükteki standardı Sürüm 3.0’dır, 19 Aralık 2023 tarihinde onaylanmıştır ve 7 ilke ile 24 kriterden oluşuyor (a). Katalog sayfası aynı dosyayı “Aralık 2025’te güncellendi” etiketiyle listeler, ama bu bir yeniden yayım kaydı, yeni bir sürüm değil; 2010 tarihli önceki sürüm ise mülga (a).
Kapsamın dış sınırı net: yalnızca hayvan dışı türlerin yabani toplanması — bitkiler, mantarlar, likenler, algler; hayvansal ürünler, balmumu ve bal dahil, kapsam dışı (a). Ama en somut kayıt iç sınırıdır. Standart, sertifikasyonun tür-özgü olduğunu kendi lafzıyla — “türe özgü” ifadesini kullanarak — açıkça yazıyor: bazı kriterler işletmenin tümüne uygulanır, gerekliliklerin çoğu ise yalnızca sertifika kapsamına alınmış türler ve sahalar için geçerlidir (a). Sertifikaya tür eklemek ayrı bir işlem ve ayrı bir ücret: 100 İsviçre frangı, yıllık ücret de tür eklenmiyorsa 200, ekleniyorsa 300 frank (a). Kapsam “bu işi yapan herkes” diye değil, bir listeyle tanımlanıyor.
İkinci bir iç sınır, hangi türlerin sunulabileceğiyle ilgili. Standart, hukuken toplanabilen her türün — koruma statüsü tehdit altında olanlar dahil — sertifikasyona sunulabileceğini hükme bağlıyor (a). Tek başına yanlış okunur, çünkü metin bunu koşullara bağlıyor: popülasyon büyüklüğü ile yapısının söz konusu hasada elvermesi ve yeterince titiz bir hasat yönetim programının bulunması gerekir; ayrıca şema her tür için aşırı hasat riskini düşük, orta ya da yüksek olarak sınıflandırıyor ve bunu işletme değil standardın sahibi yapıyor (a).
Ekolojik çekirdek bir kaynak değerlendirmesi yükümlülüğü, ama titizlik düzeyi sabit değil: standart, bu emeğin türün risk sınıflandırmasına ve sahanın hassasiyetine göre değiştiğini yazar ve tek bir envanter yöntemi dayatmaz (a). Yani aynı işareti taşıyan iki zincirin ekolojik veri sıkılığı birbirinden çok farklı olabilir — bir kusur değil, bir ölçek tespiti. İşletme ayrıca ilgili otoriteden yazılı toplama izni almış olmak zorundadır; bir kriter de erişim ve fayda paylaşımının hukuka uygunluğunu arıyor (a) — o rejim Nagoya bölümünün konusu.
Aynı alanda ikinci bir gönüllü standart daha var; yürürlükteki sürümü Temmuz 2020 tarihli ve Türkiye’de temsilciliği bulunuyor (a). Orada CITES uyumu bir asgari şart düzeyinde (a) — o rejim kendi bölümünde.
Kaynak: FairWild Foundation, FairWild Standard: Version 3.0, Zürih, 2023; madde 1.1-1.2, bölüm 4 ve İlke 1 rehber metni. Ücret kalemleri için: aynı kuruluşun FairWild chain of custody and word/design mark use rules, Version 1.0: December 2025; madde 5.1. Union for Ethical BioTrade, Ethical BioTrade Standard, Temmuz 2020; künye sayfası ve kriter 2.1.1.
Güvence düzeyi: üç basamaklı bir merdiven
Bu bölümün en ağır kaydı burada. Şema, Sürüm 3.0 ile gözetim zincirini zincirin tamamına yaymış ve sertifikasyonu ticaret, işleme ve üretim şirketlerine de açmıştır (a). Sertifikalı içeriğin yasal sahipliğini alan her şirket ya sertifikalı olmak ya da şemaya kayıtlı olmak zorundadır — ve metin bir yeri özellikle sabitler: zincirdeki ilk tüzel kişi her zaman sertifikalı olmak zorundadır (a). Ama “kayıtlı” ile “sertifikalı” aynı şey değil; kurallar üç güvence düzeyi tanıyor ve yalnızca sonuncusu bağımsız denetim içeriyor (a):
| Düzey | Ne yapılıyor | Bağımsız denetim |
|---|---|---|
| Kayıt | Şirketin standarda uygunluk konusunda kendi öz-beyanı | yok |
| Doğrulama | Şemanın masa başı incelemesi | yok |
| Sertifikasyon | Üçüncü taraf denetimi ve sertifikasyon | var |
Zincirin tamamının bağımsız denetimden geçtiği izlenimi yanlış olur; tersi de yanlış olur, çünkü ilk halka her zaman sertifikalı olmak zorundadır. Doğru cümle ikisinin arasında: güvence düzeyi, zincirin hangi halkasına baktığınıza göre değişir.
Marka kullanımında iki kayıt var. Markanın bir ürün üzerinde kullanılabilmesi için ürünün sertifikalı içerik taşıması yeterli ve bu içerik metnin lafzıyla “herhangi bir yüzdede” olabilir (a). Bu tek başına markanın boş bir işaret olduğu izlenimi verir, oysa karşılığında bir zorunluluk duruyor: marka her kullanıldığında etikette zorunlu bir sertifikasyon durumu beyanı yer alır — sertifikalı içeriğin yüzdesi ve hangi içeriklerin sertifikalı olduğu (a). Ayrıca üründeki bütün yabani kaynaklı içeriklerin sertifikalı olması ya da sertifikasız olanların zincir ayrıntılarının şemayla paylaşılması gerekiyor (a).
İkinci kayıt daha ağır: marka, şirket henüz sertifikalı değilken de bir ürün üzerinde kullanılabilir. Kurallara göre şirketin ya sertifikalı içerik tedarik ediyor olması ya da tedarik zincirlerinden biri için “sertifikasyona doğru çalışıyor” olması yeterlidir; bunun asgari koşulu bir kontrol kuruluşuyla planlanmış bir denetimin bulunmasıdır (a). Sonucu düz yazmak gerekiyor: bir etikette işareti görmek, o tedarik zincirinin denetlenmiş olduğunu dahi tek başına göstermiyor. Eksik olan niyet değil, tamamlanmış bir denetim.
Son bir yapısal kayıt: gönüllü standartların kamuya açık metni ile denetimde fiilen uygulanan belge aynı değil. Kontrol noktalarının ve göstergelerin tamamının standarda eşlik eden denetim kontrol listesinde durduğunu standardın kendi kapsam maddesi yazıyor; o kontrol listesine bu çalışmada erişilemedi, dolayısıyla belgenin içeriğine dayanan hiçbir kayıt verilmiyor. İkinci standardın metni ise denetimler için bağlayıcı olanın kontrol listeleri olduğunu açıkça yazıyor (a) — ve o Temmuz 2020 kapaklı metin, yasaklı tarım ilaçları listesinin Haziran 2025 baskısına gönderme yapıyor: kapak tarihi, uygulanan eşiğin tarihi değil (a). Ritim de bir sınır: denetim yılda bir, sertifika 15 ay geçerli, yerinde denetim tipik olarak 2-3 gün (a). Ama yükümlülükler sürekli niteliktedir.
Kaynak: FairWild Foundation, FairWild chain of custody and word/design mark use rules, Version 1.0: December 2025; madde 1.2, 4.4.1, 4.4.2 ve 4.7. FairWild Standard: Version 3.0, madde 1.2-1.3; “FairWild Certification” sayfası (erişim 7/10/2026). Ethical BioTrade Standard, Temmuz 2020; “Associated documents” notu ve kriter 2.4.1.
Bir bitki uçucu yağa dönüşünce yüzde ne olur?
Uçucu yağ bu bölümün merkezine tam buradan giriyor. Etiketteki zorunlu beyan bir yüzde istiyor, ama yüzde bir hesaba dayanmak zorunda. Şemanın gözetim zinciri kuralları, ekstraksiyon süreçleri nedeniyle nihai üründeki içerik yüzdesinin tam olarak belirlenemediği durumlarda alternatif hesap yöntemlerinin ve iddia metinlerinin şemayla ayrıca kararlaştırılabileceğini kabul ediyor (a). Yüzde kural olarak nihai ürünün ağırlığı üzerinden hesaplanır; su ve üründe anlamlı miktarda kalmayan işleme yardımcıları hesaba katılmaz.
Bu kaydın yerini doğru koymak gerekiyor, çünkü iki yanlış okuma mümkün. Birincisi, yüzde beyanlarının keyfi olduğu sonucu — bu metne aykırı: metin alternatifin keyfi olmadığını, şemaya gerekçe ve önerilen nicel iddia metniyle başvurulup şema tarafından incelenmesi gerektiğini belirtiyor. İkincisi, bu kaydın bir ürünün etiketindeki bir yüzdeye bağlanması — bu bölümde böyle bir bağ hiçbir biçimde kurulmuyor; kayıt bir ürün hakkında değil bir hesap yöntemi hakkında. Kategori düzeyinde bıraktığı iz şu: bir bitkinin kaç gram yağ verdiği bir verim sorusu, nihai üründe kaç gram sertifikalı içerik saydığı ise bir yöntem sorusu.
Kaynak: FairWild Foundation, FairWild chain of custody and word/design mark use rules, Version 1.0: December 2025; madde 4.4.2 ve 4.4.3.
“Organik” bu sepete girmez: gönüllü işaret değil, bağlayıcı kamu hukuku
Yukarıdaki her şeyin ortak özelliği gönüllülüktü. “Organik” bu kümeye ait değil: bir şemanın kurduğu özel bir güvence sözleşmesi değil, bağlayıcı bir kamu mevzuatı — bu yüzden ayrı bir künye hak ediyor. Avrupa Birliği tarafında yürürlükteki temel metin, organik üretim ve organik ürünlerin etiketlenmesine ilişkin 30 Mayıs 2018 tarihli (AB) 2018/848 sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Tüzüğü’dür (b). İki hükmü önemli. Birincisi kapsam: uçucu yağlar, tüzüğün “Madde 2(1)’de atıf yapılan diğer ürünler” başlıklı Ek I listesinde adıyla yer alıyor (b). İkincisi muhatap: Madde 2(2), tüzüğün üretim, hazırlama ve dağıtımın her aşamasında yer alan her işletmeciye uygulandığını belirtir (b). Yani muhatap tek bir halka değil: yükümlülük üretimden hazırlamaya ve dağıtıma uzanan zincirin her aşamasındaki işletmeciye uygulanıyor. Yalnız bir kaydı atlamamak gerekiyor: bir uçucu yağın organik olabilmesi, o yağı içeren ürünün organik olduğu anlamına gelmez.
Yabani toplama tarafında tüzüğün Ek II’si, doğal olarak yetişen yabani bitkilerin toplanmasını iki koşulla organik üretim sayar: toplamadan önce en az üç yıl boyunca bu alanların izin verilenler dışındaki ürün veya maddelerle muamele edilmemiş olması, ve toplamanın alandaki doğal habitatın istikrarını veya türün sürdürülmesini etkilememesi (b). Madde yalnızca bu iki koşuldan oluşuyor; yabani toplamaya ilişkin kayıt yükümlülüklerinin hangi metinde düzenlendiği bu çalışmada tespit edilemedi.
Türkiye tarafında dayanak, 1/12/2004 tarihli ve 5262 sayılı Organik Tarım Kanunu’na dayanılarak çıkarılan ve T.C. Resmî Gazete 18/8/2010-27676’da yayımlanan Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik’tir; yürürlüktedir ve çok sayıda değişiklik geçirmiştir (a). Yönetmeliğin 13. maddesi, ormanlardan ve doğal alanlardan yenilebilir bitkilerin toplandığı alanın son üç yıl boyunca yönetmeliğin eklerinde yer alanlar dışındaki ürünlerle muamele edilmemiş ve son iki yıl içerisinde yangın geçirmemiş olmasını, ayrıca doğal yaşam dengesinin ve türlerin korunmasının sağlanmasını şart koşar; doğadan toplanan ürünlerde geçiş süreci uygulanmaz (a). Yani Türkiye hükmü AB’nin üç yıl kuralını taşıyor ama üstüne yangın koşulunu ekliyor — bu bir çelişki değil, Türkiye lehine bir ek koşul; iki metin için “aynı kural” denemez.
Kaynak: Regulation (EU) 2018/848 on organic production and labelling of organic products — Annex I, Article 2(2) ve Annex II Part I point 2.2; metin legislation.gov.uk üzerindeki “as adopted” nüshasından aktarıldı, Avrupa Birliği Resmî Gazetesi (OJ) nüshası okunamadı, kanıt gücü (b). Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik, madde 13, T.C. Resmî Gazete 18/8/2010-27676.
Doğal içerik indeksi: ne ölçmediğini kendi yazan standart
Son bir belge türü kaldı: doğal ve doğal köken içerik indeksleri. Serinin ilk bölümü ISO 16128-1, “Cosmetics — Guidelines on technical definitions and criteria for natural and organic cosmetic ingredients and products — Part 1: Definitions for ingredients” adını taşır, birinci baskısı 15 Şubat 2016 tarihlidir; ISO 16128-2 ise Eylül 2017 tarihli ve doğal, doğal köken, organik ve organik köken indekslerinin hesaplanmasına ilişkin yaklaşımları tanımlıyor (b).
Esas bulgu, standardın kendi kapsam maddesinde duruyor. ISO 16128-1’in 1. maddesi, serinin ürün iletişimini (örneğin iddialar ve etiketleme), insan güvenliğini, çevresel güvenliği ve adil ticaret gibi sosyo-ekonomik hususları ele almadığını açıkça yazar (a); metin “ISO 16128” dediği için dışlama tüm seriye ilişkindir ve ikinci bölümün 1. maddesi aynı dışlamayı yineliyor (b). Giriş bölümü de serinin amacını, formülasyonda daha geniş bir doğal ve organik içerik seçeneğini teşvik etmek olarak tanımlıyor (a).
Sonuç bir yorum değil, standardın kendi tarifi: doğal içerik indeksi bir sürdürülebilirlik ölçüsü değildir, çünkü çevresel ve sosyo-ekonomik boyutları kapsamından açıkça çıkarmış. Hammaddenin nereden, nasıl ve kim tarafından toplandığına dair bir ölçüt de bu yüzden standardın kapsamında yoktur — bu, kapsamdan çıkan bir sonuç; metinde böyle olumsuz bir cümle yazmıyor. Standardın durumu için de ihtiyatlı kalmak gerekiyor: yürürlükte ama revizyonda (b). Serinin hangi kısımlarının elde olduğu, hangilerinin olmadığı tek yerde — kaynak listesinde — kayıtlı. Aynı kapsam maddesine, bu sitede daha önce yayımlanan kozmetik etiketi nasıl okunur yazısında da değinilmişti.
Kaynak: ISO 16128-1:2016(E) ve ISO 16128-2:2017(E), “Cosmetics — Guidelines on technical definitions and criteria for natural and organic cosmetic ingredients and products”, ISO/TC 217; madde 1 (Scope) ve Introduction.
Bir etiket fotoğrafı neyi gösterir
Bu bölüm boyunca bakılan şey ürünler değil belgelerdi: kapsam maddeleri, gözetim zinciri kuralları, kapsam dışı listeleri. Bir etiket ise bambaşka bir nesne — fotoğrafı, arkasındaki hiçbir kaydı göstermez. Yukarıdaki kayıtların tamamı bu yazıyı yayımlayan marka için de geçerli ve bu yazıda Breva’ya ait hiçbir ölçüm ya da tedarik zinciri bilgisi paylaşılmıyor (bkz. neyi iddia etmediğimiz).

“Sürdürülebilir” demek: iki rejim bu beyanı nasıl denetliyor
Buraya kadarki bölümler bir türün durumunu, bir ticaret izninin kapsamını, bir çerçeve anlaşmanın hangi işi tetiklediğini ve gönüllü bir güvence sözleşmesinin neyi ölçtüğünü ayrı ayrı anlattı. Bu bölümün konusu bunların hiçbiri değil: bir cümle. Bir ürünün, bir hammaddenin ya da bir işletmenin yanına “sürdürülebilir” sözcüğünü koymak bir tarif değil, bir beyandır — ve beyanı denetleyen hukuk tür koruma hukuku değil, tüketici hukukudur.
Bu, yazının en pratik bölümü. Önceki rejimlerin hiçbiri bir markaya ne yazacağını söylemez: Kırmızı Liste bir durum değerlendirmesidir, ticaret izni rejimi sevkiyata bakar, çerçeve anlaşma araştırma iznini ilgilendirir, gönüllü şema ise bir özel sözleşmedir. Reklam metnine doğrudan dokunan iki rejim vardır ve ikisi de aynı soruyu sorar: bu cümle ispatlanabilir mi? Bitkinin yaşayıp yaşamadığını soran yok; sorulan şey, söylenenin arkasında bir belge bulunup bulunmadığı.
Avrupa Birliği ayağı: bir yasaklar listesi, bir gereklilikler listesi değil
Avrupa Birliği tarafı bu yazıda kasıtlı olarak negatif kuruluyor. Bunun bir nedeni var: ilgili hükümlerin bent numaraları bu çalışmada kullanılan aktarmalarda ancak kısmen birbirini teyit etti. Sürdürülebilirlik etiketi yasağı ile genel çevre beyanı yasağının numaraları aktarmalar arasında tutarlı görünüyor; buna karşılık “ürünün tamamı hakkında iddia” ve emisyon denkleştirmesine dayanan nötrlük iddiası kalemlerinde aynı yasak için farklı numaralar veriliyor. Yani tutarsızlık bütün bentlerde değil, listenin bir bölümünde. Numara yine de hiç verilmiyor: bir kısmı teyit edilemezken listeyi yarısı numaralı biçimde vermek, numaralı satırların doğrulandığı izlenimini yaratır. Pozitif bir “şunları yapmak zorundasınız” listesi de kurulmuyor. Yalnızca her koşulda haksız sayılan uygulamalar, yani kara liste yasakları aktarılıyor; ispatın nasıl yapılacağı bu metinlerden okunmadı.
Çerçeveyi kuran metin, 2005/29/AT sayılı Haksız Ticari Uygulamalar Direktifini değiştiren 28 Şubat 2024 tarihli (AB) 2024/825 sayılı Direktiftir; Avrupa Birliği Resmî Gazetesi’nde (OJ) 6 Mart 2024’te yayımlanmış, üye devletlerin ulusal hukuka aktarma tarihi 27 Mart 2026, hükümlerin işletmelere uygulanmaya başlama tarihi ise 27 Eylül 2026 olarak belirlenmiştir (b). İki tarih aynı şey değildir: birincisi üye devletin mevzuatını çıkarma tarihi, ikincisi kuralların fiilen işlemeye başladığı tarihtir. Bir ayrım daha önemli: bu bir Direktiftir, Tüzük değildir — doğrudan uygulanabilir değildir ve bağlayıcılığı üye devletlerin aktarım hükümleri üzerinden işler. Türkiye’de yapılan satışların çerçevesi bu metin değil, 6502 sayılı Kanun ve Reklam Kurulu düzenidir.
Dolaşımdaki pek çok derleme, yeşil iddia kurallarını hâlâ “gelecek düzenleme” olarak anlatır ve “Yeşil İddialar Direktifi”ni bekler. Bu doğru değil: o teklif Konsey’de tıkanmış durumdadır, Avrupa Komisyonu 20 Haziran 2025’te geri çekme niyetini açıklamış, 23 Haziran 2025’te yapılacak son müzakere turu iptal edilmiş, ancak teklif resmen geri çekilmemiş ve 2026 itibarıyla kabul edilmemiştir (b). Bugün bağlayıcı olan, bekleyen teklif değil, yukarıdaki değişikliğin ulusal hukuka aktarılmış hükümleridir.
| Kara listeye alınan uygulama | Bu yazıdaki kanıt gücü |
|---|---|
| Bir sertifikasyon şemasına dayanmayan ya da kamu otoriteleri tarafından oluşturulmamış bir sürdürülebilirlik etiketini göstermek | (b) |
| Tacirin, iddiayla ilgili “tanınmış mükemmel çevresel performans”ı gösteremediği hâlde genel bir çevresel iddiada bulunması | (b) |
| İddia gerçekte ürünün yalnızca belirli bir yönüne ya da işletmenin belirli bir faaliyetine ilişkinken, tüm ürün ya da tüm işletme hakkında çevresel iddiada bulunmak | (b) |
| İlgili ürün kategorisindeki tüm ürünler için hukuken zorunlu olan bir gerekliliği, teklifin ayırt edici bir özelliği gibi sunmak | (b) |
| Sera gazı emisyonlarının dengelenmesine dayandırılan nötrlük iddiası — ayrıntısı bu yazının tedarik zinciri hukuku bölümüne aittir, burada yalnızca anılıyor | (b) |
Kaynak: Directive (EU) 2024/825 of the European Parliament and of the Council of 28 February 2024 amending Directives 2005/29/EC and 2011/83/EU as regards empowering consumers for the green transition…, Avrupa Birliği Resmî Gazetesi (OJ) L serisi 2024/825, 6.3.2024; bu bölümdeki kalemler ikincil derlemelerden aktarıldı ve kalem numaraları kanallar arasında tutarsız olduğu için numara verilmedi.
Listedeki ikinci kalem, bu yazı için en çok iş yapan kalemdir ve iki tanıma bağlıdır. Birincisi: bir çevresel iddia, yalnızca reklam metninin gövdesinde değil, etiketlerde, marka adlarında, şirket adlarında ve ürün adlarında da bulunabilir — hukuken zorunlu olmayan, bir ürünün ya da işletmenin çevre üzerinde olumlu ya da sıfır etkisi olduğunu, başkalarından daha az zarar verdiğini ya da zaman içinde daha az zarar verir hâle geldiğini ima eden her mesaj bu kapsamdadır. İkincisi: bir iddianın “genel” sayılıp sayılmaması, iddianın somutlaştırmasının aynı mecrada açık ve göze çarpan biçimde verilip verilmediğine bağlıdır. Yani kurala uymanın yolu, somut bilgiyi başka bir sayfaya, başka bir belgeye ya da bir karekodun arkasına taşımak değil; cümlenin yanına koymaktır.
“Tanınmış mükemmel çevresel performans” ise boş bir ifade değil, dayanağı olan bir ölçüttür ve üç ayağı vardır: (AT) No 66/2010 ile uyumlu çevresel performans; üye devletlerde resmen tanınmış ulusal ya da bölgesel EN ISO 14024 Tip I ekoetiket şemaları; ya da diğer uygulanabilir Birlik hukukuna göre en üst düzey çevresel performans (b). Bu ayakların hiçbirinin adı burada yazılmıyor: gönüllü şema ve tescilli kalite işareti adları bu yazının gövdesinde geçmiyor, yalnızca kaynak künyelerinde — anılan belgenin kimliğini tanımlamak için — duruyor. Gövdede anılan şey ad değil, dayanaktır.
Son olarak bir tanım daha var ve bu, bir gönüllü şemanın hukuken geçerli sayılıp sayılmayacağını değerlendirmek için bu çalışmada bulunan tek Birlik testidir: bir “sertifikasyon şeması”, önce bir üçüncü taraf doğrulama şeması olmak ve şartları dahil koşulları kamuya açık olmak zorundadır; ardından dört ölçütü karşılaması gerekir — şartlara uyabilecek tüm tacirler için şeffaf, adil ve ayrımcı olmayan koşullarla açık olmak; gerekliliklerini ilgili uzman ve paydaşlara danışarak geliştirmek; uygunsuzluk hâlinde etiket kullanımının geri çekilmesi veya askıya alınması usullerini öngörmek; ve uygunluk izlemesinin, yeterliliği ile bağımsızlığı uluslararası, Birlik ya da ulusal standartlara dayanan bir üçüncü tarafça nesnel bir usulle yapılmasını sağlamak (b). “Sürdürülebilirlik etiketi” tanımı da buna bağlıdır: bir ürünü, süreci ya da işletmeyi çevresel veya sosyal özellikleri yoluyla öne çıkaran her gönüllü güven işareti, kalite işareti veya eşdeğeri bu tanıma girer — kamusal olanlar da, özel olanlar da — ve hukukun zorunlu kıldığı etiketler tanımın dışında kalır.
Bu testin bir sınırı var ve açıkça yazılması gerekiyor: bu yazıda hiçbir şema bu testten geçirilmiyor. Dört ölçütün hangi şema tarafından karşılandığı, bu metinlerden okunabilecek bir şey değil; bunu değerlendirmek bir hukuki yorumdur ve burada yapılmıyor.
Türkiye ayağı: ispat yükü kimde
Türkiye’de çevreci reklam beyanlarını düzenleyen hüküm, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nin “Çevreye ilişkin beyanlar içeren reklamlar” başlıklı 17. maddesidir; 10 Ocak 2015 tarihli ve 29232 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır (a). Maddenin ilk hâli dört fıkradan oluşuyordu: reklamların tüketicilerin çevre duyarlılığını ya da bu alandaki olası bilgi eksikliğini istismar edecek biçimde yapılamayacağı; çevresel işaret, sembol ve onayların tüketicileri aldatıcı şekilde kullanılamayacağı; çevresel etki konusunda yalnızca akademik kuruluşlarca kabul görmüş bilimsel çalışmalara dayalı bulgu ve teknik gösterimlerin kullanılabileceği; ve enerji etiketlemesi zorunlu mallarda enerji verimliliği sınıfının belirtilmesinin zorunlu olduğu (a).
Çevresel etki konusunda yalnızca akademik kuruluşlarca kabul görmüş bilimsel çalışmalara dayalı bulgu ve teknik gösterimlerin kullanılabileceğini söyleyen hüküm 2015’ten beri yürürlüktedir ve yalnızca reklam metinlerini değil, bu yazının kendi kaynak seçimini de ilgilendirir: aktarılan bir bulgunun dayanağının ne olduğu söylenmek zorundadır. Bu yazıda her sayısal iddianın yanında bir kanıt gücü harfi bulunmasının pratik nedeni budur.
Madde, 1 Temmuz 2026 tarihli ve 33297 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklik yönetmeliğiyle değiştirilmiş ve bu değişiklikler 1 Ağustos 2026’da yürürlüğe girmiştir (a). 2015 metni bu yüzden tek başına güncel sayılamaz; aşağıdaki dört kalem değişiklikle gelen hâlin kaydıdır.
| Değişiklikle gelen | Ne getiriyor |
|---|---|
| İbare genişlemesi | İkinci fıkradaki “aldatıcı” ibaresine “ve yanıltıcı” eklendi; işaret, sembol ve onayların yanıltıcı kullanımı da açıkça kapsama girdi. |
| İspat yükü | Çevre beyanı içeren reklamlarda belirtilen sertifika ve onayların; yetkili kurum ve kuruluşlardan, üniversitelerin ilgili bölümlerinden ya da akredite araştırma kuruluşlarından alınan belgelerle ispatlanması zorunlu kılındı. |
| Genel kavram yasağı | Genel içerikli çevre kavramlarının açıklama yapılmaksızın ya da belirsizlik oluşturacak şekilde kullanılması yasaklandı. |
| Kapsam ve yöntem açıklaması | Beyanın ürünün hangi bölümüne veya yaşam döngüsünün hangi sürecine ilişkin olduğunun açıkça belirtilmesi ve ölçüm ile değerlendirme yöntemlerine ilişkin bilgilerin tüketicilerin kolayca erişebileceği şekilde sunulması zorunlu hâle getirildi. |
Bu dört kalemin kanıt gücü (b)’dir ve nedeni açıkça kayda geçmelidir: Resmî Gazete sayfası okundu, ancak fıkra metinleri birebir değil özetlenerek alındı; fıkra numaralandırması bu çalışmada kullanılan hukuk bültenlerinde tutarlı görünüyor ama birebir teyit edilmedi. Birebir alıntı yapılacaksa Resmî Gazete metninin yeniden açılıp fıkra fıkra doğrulanması gerekir. Bu yüzden yukarıdaki satırlarda fıkra numarası verilmiyor.
Kaynak: Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği, m.17, T.C. Resmî Gazete 10/1/2015-29232; Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, T.C. Resmî Gazete 1/7/2026-33297 (yürürlük 1/8/2026).
İkisi yan yana konduğunda şu kadarı söylenebilir: iki düzenleme de genel nitelikli çevre ifadelerini açıklamasız kullanmayı yasaklıyor ve iddianın ürünün hangi yönüne ilişkin olduğunun belirtilmesini istiyor; Türkiye düzenlemesinin uygulama tarihi 1 Ağustos 2026, Birlik düzenlemesinin uygulanmaya başlama tarihi 27 Eylül 2026’dır (b). Bu bir karşılaştırmadır, iki metnin birebir aynı olduğu iddiası değildir: Türkiye düzenlemesinde, Birlik metnindeki “tanınmış mükemmel çevresel performans” eşiğine karşılık gelen bir ölçüt bu çalışmada doğrulanamadı. İki rejim birbirinin ölçüsü değil; her biri kendi yetki alanında, kendi sözüyle işliyor.
Türkiye tarafında bir belge daha var ve burada yalnızca varlığıyla anılabilir: ticari reklamlarda çevresel beyanların çerçevesi, Reklam Kurulunun 13 Aralık 2022 tarihli ve 328 sayılı toplantısında ilke kararı olarak kabul edilen bir kılavuzla da çizilmiştir (b). Bu çalışmada kılavuzun birincil metnine erişilemedi — denenen resmî adreslerin tamamı sonuç vermedi — ve kayıt tek bir kanaldan geliyor. Bu yüzden kılavuzun yayım tarihi, kapsadığı ifade listesi ve geleceğe yönelik beyanlara ilişkin kuralı hakkında burada hiçbir şey yazılmıyor.
Kaynak: Reklam Özdenetim Kurulu duyurusu (Reklam Kurulunun 13 Aralık 2022 tarihli ve 328 sayılı toplantı ilke kararı).
Bu hüküm bu yazıyı da bağlıyor
Bu bölümün en dürüst cümlesi şu: yukarıdaki iki rejim, hakkında yazılan bir metni değil, beyanda bulunan herkesi bağlar — bu yazıyı yayımlayan markayı da. Bu nedenle bu yazı hiçbir ürün, hiçbir hammadde ve hiçbir marka için “sürdürülebilir” nitelemesi kurmuyor. Gerekçe ahlaki değil, teknik: böyle bir niteleme kurmak, onu ispat etme yükünü doğurur; ispat, yetkili kurum, üniversite ya da akredite araştırma kuruluşu belgesine bağlanır; ve bu yazıda böyle bir belge paylaşılmadı.
Aynı sınır, bu yazının her satırı için geçerlidir. Yazıda geçen hiçbir sayı bu markaya ait bir ölçüm değil; bu markanın hammadde kaynağı, sertifika durumu ve tedarik zinciri izlenebilirliği hakkında bu yazıda hiçbir beyan yok. Metnin başka bölümlerinde gönüllü şemalara, ölçüm boşluklarına ve ispat zincirlerine dair ne söylendiyse, aynı sorular bu markanın kendisi için de aynı güçle geçerlidir. Bu bölümün sonucu bir tavsiye değil, bir kayıt: “sürdürülebilir” sözcüğü artık iki rejimde de serbest bir sıfat değil, arkasında belge aranan bir beyandır; beyanı kuran taraf ispat yükünü de üstlenmiş olur, kurmayan taraf üstlenmez.
Kapsamda olan koku değil: AB’nin tedarik zinciri hukuku
Bu bölümün en güçlü bulgusu bir sayı değil, bir yokluk. Avrupa Birliği’nin
ormansızlaşmayla bağlantılı ürünlere ilişkin tüzüğü — (AB) 2023/1115 — yükümlülükleri emtianın
kendisine değil, Ek I’inde Kombine Nomenklatür kodlarıyla tek tek sayılan tarife kalemlerine bağlar
(a). Ve bu Ek’te
33. fasıldan tek bir kalem yoktur: uçucu yağlar, rezinoitler, parfümeri ve kozmetik
müstahzarları faslının hiçbir alt pozisyonu listede geçmez, 3301 kodu metinde
hiç bulunmaz — ve bu, 7 Ekim 2026 itibarıyla yürürlükteki
02023R1115 — EN — 18.09.2026 — 003.001 konsolide sürümü için de geçerli; aynı metinde
“Chapter 33”, “essential oil” ve “cosmetic” aramaları sıfır sonuç verir (a).
Bu bulgu üç kayıtla verilmek zorundadır, yoksa olmadığı bir şeyi söyler. Birincisi: bu bir tarife kapsamı tespitidir, bir çevresel değerlendirme değil — 33. faslın Ek I’de bulunmaması, aromatik bitki hasadının orman ya da habitat baskısı yaratmadığı anlamına gelmez. İkincisi: aynı ürünün içindeki palmiye türevli hammaddeler ile odun ve kâğıt kökenli ambalaj kalemleri kapsama girebilir. Üçüncüsü: bu tüzüğün dışında olmak, çevresel iddia kurallarından muafiyet sağlamaz — o rejim yeşil iddia bölümünde duruyor.
Sürüm kaydı zorunlu, çünkü dolaşımdaki derlemelerin çoğu mülga metni anlatıyor: yürürlükteki konsolide metin üç değiştirici işlem listeler — (AB) 2024/3234, (AB) 2025/2650 ve 13 Temmuz 2026 tarihli Komisyon Yetki Devrine Dayanan Tüzük (AB) 2026/2102, ki sonuncusu 18 Eylül 2026’da yürürlüğe girdi (a). Aşağıdaki her kapsam cümlesi bu sürüme atıf yapar.
Kapsamda olan koku değil, taşıyıcı ve ambalaj
Kapsamdaki yedi emtiadan biri yağ palmiyesi, biri odundur
(a); bir kozmetik ürün bakımından temas noktaları bu yüzden uçucu yağ değil,
palmiye türevli yardımcı hammaddeler ile ambalajdır. Aşağıdaki tabloda kalem kodlarının başındaki
ex ön eki, o tarife pozisyonunun tamamının değil yalnızca bir kısmının kapsamda
olduğunu gösterir (a); kodların kendisi Birlik mevzuatında Kombine Nomenklatür,
Türkiye’de GTİP adıyla anılan sınıflandırmadan gelir.
| Kalem | Kapsam koşulu | Ne zamandan | Kanıt |
|---|---|---|---|
ex 2905 45 gliserol | Saflık %95 ve üzeri ve yağ palmiyesinden sentezlenmiş olmak; tıbbi ürün imalatı hariç | yürürlükte | (a) |
ex 2915 70 palmitik, stearik asit ve esterleri · ex 3823 sanayi yağ asitleri ve yağ alkolleri | Yağ palmiyesinden sentezlenmiş olmak | yürürlükte | (a) |
ex 2905 17 00 setil, stearil alkol · ex 2923 90 00 kuaterner amonyum tuzları | Yağ palmiyesinden sentezlenmiş olmak | 30 Aralık 2027 | (a) |
ex 3401 sabun · ex 3824 99 karışımlar · ex 3907 29 polieterler | Yağ palmiyesi içermek ya da kullanılarak üretilmiş olmak | 30 Aralık 2027 | (a) |
Gliserol satırındaki koşul ikilidir: %95 saflık eşiği korunmuştur ama artık tek başına
yeterli değildir — gliserolün ayrıca yağ palmiyesinden sentezlenmiş olması gerekir
(a). Yağ palmiyesi içermeyen bir doğal ürün karışımı da ex 3824 99’un
dışındadır: kapsam bir kimyasalın adına değil, kökenine bağlanmıştır. Son satırdaki
ex 3824 99 karışımlar ile ex 3907 29 polieterler için ikinci bir sınır daha
geçerli ve ikisi için de aynı: beşerî ya da veteriner tıbbi ürün imalatında kullanılanlar bu
kalemlerin dışında bırakılmıştır (a).
Bu, Ek I’in kozmetik hammadde zinciriyle teorik kesişim noktalarını gösteren kategori düzeyinde bir listedir; hiçbir markanın — bu yazıyı yayımlayan marka dahil — formülü, tedarik zinciri ya da uyum durumu hakkında bir tespit içermez. Listeden “bizde bunlar yok, o yüzden sorunumuz yok” sonucuna da geçilmez.
Ambalajın kapsam dışı olduğu da yaygın bir genellemedir ve metin bunu desteklemez: istisna yalnızca o ürünle birlikte sunulan tek kullanımlık ambalaja, tekrar kullanıma uygun ambalajda ise ancak o amaçla kullanılmaya başlandığı andan itibaren geçerli (a). Boş ya da henüz kullanılmamış tekrar kullanılabilir ambalaj, ambalaj olarak arz edildiğinde kapsam dışı değildir. Bu muafiyet çizgisi 2026’da doğmuş da değildir: Ek I’in özgün 2023 metni ahşap ambalaj sandıkları, kasalar ve paletler kaleminde benzer bir istisnayı zaten içeriyordu; 2026’da olan şey çizginin genişletilmesidir (a).
Uygulama tarihi iki kez ötelendi ve tek bir güne de inmiyor; Komisyonun kendi tüzük sayfası dört satır veriyor: büyük ve orta ölçekli operatörler için 30 Aralık 2026, mikro ve küçük operatörler için 30 Haziran 2027, daha önce eski Kereste Tüzüğü kapsamında olan mikro ve küçük operatörler için 30 Aralık 2026, kapsama yeni eklenen ürünler için 30 Aralık 2027 (b); ilk iki satır birincil metinden de teyitli (a). Bunların hiçbiri bir kesme tarihi değildir. Kesme tarihi, bir ürünün “ormansızlaşmadan arınmış” sayılabilmesinin koşuluna bağlıdır: ilgili emtianın 31 Aralık 2020’den sonra ormansızlaşmaya maruz kalmamış arazide üretilmiş, odunun ise aynı tarihten sonra orman bozulumuna yol açmadan hasat edilmiş olması gerekir — ve bu tarih hiçbir ertelemeyle değişmedi (a). Mikro ve küçük işletme statüsünün kuruluş kesme tarihi bundan ayrı bir tarihtir ve bugünkü hâli 31 Aralık 2024’tür (a); ikisi karıştırılmamalıdır.
Muhatap kim: talep sözleşme yoluyla iner, kanun yoluyla değil
Bu bölümün çapası şu: bu üç rejimin hiçbiri Avrupa Birliği’nde kurulu olmayan küçük bir markayı doğrudan bağlamaz. Tüzüğün ilgili maddesi, Birlik dışında kurulu bir kişi ürünü arz ettiğinde bu ürünleri piyasada bulunduran ilk Birlik’te yerleşik kişinin “operatör” sayılacağını söyler (a). Hukuki muhatap Birlik’teki ithalatçıdır — ama bilgi kaynağı tedarikçidir: talep sözleşme yoluyla iner, kanun yoluyla değil.
İnen talebin içeriği metinde yazılı. Operatör, emtianın üretildiği tüm arazi parsellerinin konumunu en az altı ondalık basamakla toplar; dört hektardan büyük parsellerde poligon gerekir. Üretim ülkesi mevzuatına uygunluğun “yeterince kesin ve doğrulanabilir” kanıtı da istenir ve bu kavram sekiz başlıkta tanımlıdır — arazi kullanım haklarından çalışma haklarına, serbest, önceden ve bilgilendirilmiş rıza ilkesine kadar. Parsellerde bir ormansızlaşma tespiti ise o parsellerden gelen tüm ürünleri diskalifiye eder (a).
Düşük risk bir muafiyet değil, bir hafifletme
Türkiye, Komisyonun 22 Mayıs 2025 tarihli uygulama tüzüğünün Ek’indeki düşük riskli ülkeler listesinde yer alır; listede 140 ülke bulunur, yüksek riskli ülke sayısı dörttür (a). Bir sürüm kaydı burada ayrıca gerekiyor, çünkü bölümün başındaki tarih damgası ana tüzüğün konsolide metnine ilişkindir ve ülke listesi ayrı bir enstrümandır: bu, listenin 7 Ekim 2026 itibarıyla ulaşılabilen son hâlidir; listeyi değiştiren bir işlem bulunamadı, ancak bunun böyle olduğu kesinleştirilemedi. Bu kayıt tek başına “Türkiye kaynaklı sevkiyatta yük yok” diye okunur ve yanlıştır. Düşük risk yalnızca risk değerlendirmesi ve risk azaltma yükümlülüklerini kaldırır; arzın üç maddi koşulu, özen yükümlülüğü beyanı, bilgi toplama, sistemin kurulup yılda bir gözden geçirilmesi ve belge sunma yükümlülüğü kalkmaz. Dahası bu hafifletmeyi kullanabilmek için operatörün önce kaçınma ve karıştırma riskini değerlendirmiş olması gerekir; kaçınmaya işaret eden bir bilgi edinildiğinde kaldırılan iki yükümlülük yeniden devreye girer. Asgari yıllık denetim oranı da sıfır değildir: standart riskte %3, yüksek riskte %9, düşük riskte %1. Ve statü kalıcı değil — liste gözden geçirilir, ciddi ya da tekrarlanan ihlalde ise basitleştirilmiş özen yükümlülüğünü kullanma yasağı bir yaptırımdır (a).
Gönüllü sertifikanın yeri de tanımlı: üçüncü taraf doğrulamalı şemalardan gelen bilgi yalnızca “tamamlayıcı bilgi” sayılır. İki yön birlikte yazılmalı. Bir yönde hiçbir sertifika operatörü özen yükümlülüğünden kurtarmaz; metindeki tek “uygun sayılma” karinesi (AT) No 2173/2005 sayılı Tüzük kapsamındaki kamusal bir lisanslama şemasından alınmış odun lisansına tanınmıştır — o da yalnızca yasallık ayağını, ormansızlaşma ayağını değil. Öteki yönde aynı madde, bilgi toplama gereklerini karşılaması koşuluyla böyle bir bilginin risk değerlendirmesinde dikkate alınabileceğini söyler (a). Bu bölümün gövdesinde hiçbir şemanın adı anılmıyor; anlatılan şey adlar değil, metnin kurduğu hukuki yerdir.
Kaynak: Regulation (EU) 2023/1115 (Avrupa Birliği Resmî Gazetesi — OJ — L 150, 9.6.2023, s. 206), Ek I ile m.2, m.3, m.7, m.9, m.10, m.12, m.13, m.16 ve m.25 — konsolide metin 02023R1115 — EN — 18.09.2026 — 003.001; (AB) 2026/2102, Ek, OJ L serisi 2026/2102, 17.9.2026; (AB) 2025/1093, Ek; Avrupa Komisyonu, “Regulation on deforestation-free products” sayfası.
Özen ve raporlama: eşikler yukarı, takvim ileri
İkinci rejim 13 Haziran 2024 tarihli (AB) 2024/1760 sayılı kurumsal sürdürülebilirlik özen yükümlülüğü direktifidir; 2026’da değişti. 24 Şubat 2026 tarihli (AB) 2026/470 ile kapsam eşiği “ortalama 5.000’den fazla çalışan ve 1.500.000.000 EUR’dan fazla dünya çapında net ciro” olmuş, Birlik dışı şirketler için eşik Birlik’te aynı ciroya yükselmiştir. Üç dalgalı takvim kaldırılmış, tek tarihe indirilmiştir: ulusal mevzuat 26 Temmuz 2028’e kadar kabul edilir, 26 Temmuz 2029’dan itibaren uygulanır — aktarımın raporlama tarafı için tarih 19 Mart 2027, özen tarafı için 26 Temmuz 2028’dir (a). Küçük tedarikçiyi ilgilendiren hüküm şudur: kapsam içi şirket, 5.000’den az çalışanı olan iş ortaklarından bilgi istemeyi, bilginin başka yollarla elde edilemediği hâlle sınırlamak zorundadır (a) — ama bu sınır yalnızca derinlemesine değerlendirme aşaması için geçerli.
Raporlama tarafında da eşik yükseldi: yükümlülük, net cirosu 450.000.000 EUR’u ve ortalama çalışan sayısı 1.000’i aşan işletmelere sınırlandırılmış ve 1 Ocak 2027’de veya sonrasında başlayan hesap dönemlerinden itibaren geçerli kılınmıştır. Asıl hüküm ise değer zinciri üst sınırıdır: önceki mali yılda ortalama 1.000 çalışanı aşmayan bir “korunan işletme”, gönüllü standartları aşan bilgiyi reddetme hakkına sahiptir ve aykırı sözleşme hükmü bağlayıcı değildir (a). Üç sınır birlikte yazılmalı: bu hak gönüllü paylaşımı yasaklamaz; başka hukuktan doğan, gönüllü standardı aşmayan yükümlülükleri etkilemez; ve yalnızca raporlama amacıyla yapılan bilgi toplamaya uygulanır — özen süreçlerini ve ormansızlaşma tüzüğünün bilgi taleplerini kapsamaz (a).
Raporlama standartlarının kendisi ise henüz yürürlükte değildir; bu kayıt olmadan hiçbir hüküm aktarılamaz. Sadeleştirilmiş set 3 Temmuz 2026 tarihli (AB) 2026/1563 ile kabul edilmiş, 10 Kasım 2026’da yürürlüğe girecek ve 1 Ocak 2027’de veya sonrasında başlayan hesap dönemlerine uygulanacaktır; bugün yürürlükteki set ise hâlâ 31 Temmuz 2023 tarihli tüzüğün Ek I ve Ek II’sidir — ve o metin de değişmemiş hâliyle değil, bir değiştirici tüzükle, (AB) 2025/1416 ile değişik hâliyle yürürlüktedir (a). Değiştirici metne erişilemedi: varlığı yalnızca sadeleştirme tüzüğünün kendi atfından teyitlidir ve içeriğinden bu yazıya hiçbir hüküm aktarılmadı. Bu kayıtla: 1 Ocak 2027’den itibaren uygulanacak biyoçeşitlilik standardının bir açıklama gereği, biyoçeşitlilik üzerinde önemli etkisi olan ürünlerin, bileşenlerin ve hammaddelerin değer zincirinde izlenebilirliğini destekleyen politikaların içeriğini açıklamayı ister; uygulama gerekleri ise, yine 1 Ocak 2027’den itibaren, politikaların ormansızlaşmayı ele alıp almadığının belirtilmesini ister (a). Bitkisel hammadde izlenebilirliğini bir Birlik standardına bağlayan hüküm budur.
Burada temiz bir negatif bulgu daha var: sadeleştirilmiş set içinde “CITES”, “Nagoya” ve “genetik kaynaklar” ifadeleri hiç geçmez — 509.403 karakterlik belgede sıfır eşleşme (a). Bu rejimlere atıf yalnızca özen yükümlülüğü direktifinin Ek’indedir: Ek’in II. Bölümü’nün birinci kalemi biyolojik çeşitlilik yükümlülüğünü Kartagena ve Nagoya Protokolleri’ni de içine alacak biçimde sayar, ikinci kalemi CITES eklerindeki bir örneğin izinsiz ticaretini yasaklayan kuralı kapsar; Rotterdam, Minamata ve Basel Sözleşmeleri de aynı Ek’tedir (a). İki rejimin kendi kapsamı ticaret izni ve erişim-fayda paylaşımı bölümlerinde anlatıldı; burada atıf yapılıyor.
Kaynak: Directive (EU) 2024/1760 of 13 June 2024, Ek Bölüm II, OJ L serisi 2024/1760, 5.7.2024; Directive (EU) 2026/470 of 24 February 2026, m.2, m.4 ve m.5, OJ L serisi 2026/470, 26.2.2026; Commission Delegated Regulation (EU) 2026/1563 of 3 July 2026, m.1-m.3 ve Ek I, OJ L serisi 2026/1563, 21.9.2026; Commission Delegated Regulation (EU) 2023/2772 of 31 July 2023, OJ L serisi 2023/2772, 22.12.2023; (AB) 2025/1416 — doğrudan açılamadı, varlığı yalnızca (AB) 2026/1563 içindeki atıftan teyitlidir.
Türkiye tarafı ve bir kara liste maddesi
Türkiye’nin kendi raporlama rejimi bu Birlik standartlarının kopyası değildir ve bu ayrım karıştırılmamalıdır: Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartlarının uluslararası dayanağı IFRS Vakfı bünyesindeki uluslararası sürdürülebilirlik standartları kuruludur, Avrupa Birliği’nin standart seti değildir. Standartlar, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulunun 27 Aralık 2023 tarihli ve 21634 sayılı Kararı ile kabul edilmiş ve 29 Aralık 2023 tarihli ve 32414 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır — aynı tarihli olağan sayıda bu karar yoktur. Kapsam zinciri en az üç halkadır ve orta halka atlanamaz: 27 Aralık 2023, 25 Haziran 2025 ve 13 Ocak 2026 tarihli Kararlar (a). Eşikler ise tek bir ikincil kanaldan aktarılıyor, çünkü karar metinleri taranmış görüntüdür: 2026 Ocak kararıyla ölçütler 1 milyar TL aktif toplamı, 2 milyar TL hasılat ve 500 çalışana yükselmiş görünüyor (b). Aynı kanal iki kaydı daha veriyor: ölçütlerin en az ikisinin art arda iki raporlama döneminde aşılması gerekir ve yeni eşikler 1 Ocak 2025 tarihinde veya sonrasında başlayan hesap dönemleri bakımından uygulanır (b).
Kaynak: Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu Kararları — 27/12/2023 tarih ve 21634 sayı (T.C. Resmî Gazete 29 Aralık 2023, sayı 32414 mükerrer), 25/06/2025 tarih ve 33130 sayı, 13/01/2026 tarih ve 39092 sayı; eşikler ikincil aktarımdan.
Son kalem buraya bırakılmıştı. Birlik pazarında 27 Eylül 2026’dan itibaren uygulanan kara liste, bir ürünün sera gazı bakımından nötr, azaltılmış ya da pozitif çevresel etkisi olduğunu sera gazı emisyonlarının denkleştirilmesine dayanarak iddia etmeyi her koşulda haksız ticari uygulama sayar (a). Dengeleyicisi zorunlu, çünkü madde bu genişlikte okunduğunda olmadığı bir şeyi yasaklar: yasak iddianın denkleştirmeye dayandırılmasını hedefler. Gerçek emisyon azaltımına dayanan bir nötrlük iddiası kendiliğinden yasak değil — ama üç koşulu geçmek zorundadır: somutlaştırmanın aynı mecrada açıkça yapılması; iddia ürünün tek bir yönünü ilgilendiriyorsa tüm ürüne genellenmemesi; ve yanıltıcılık denetiminden geçmesi (a). Bent numarası yazılmıyor.
Kaynak: Directive (EU) 2024/825 of the European Parliament and of the Council of 28 February 2024 amending Directives 2005/29/EC and 2011/83/EU as regards empowering consumers for the green transition, m.4(1), Ek ile 2005/29/AT sayılı Direktifin Ek I’ine eklenen hükümler ve m.1(1)(b) ile 2005/29/AT m.2’ye eklenen tanımlar, OJ L serisi 2024/825, 6.3.2024.
Üç rejim üst üste konduğunda tablo şudur. Bir uçucu yağ, tarife düzeyinde beyan rejiminin dışındadır; taşıyıcısı ve ambalajı ise kökeni yağ palmiyesine ya da odun-kâğıt zincirine bağlandığı ölçüde içindedir. Küçük bir markayı bu rejimlerin hiçbiri doğrudan bağlamaz; yükümlülük Birlik’teki ilk kişiye düşer ve aşağıya sözleşme yoluyla iner. Düşük risk bir muafiyet değil bir hafifletmedir; gönüllü bir sertifika özen yükümlülüğünün yerine geçmez. Bu bölümün cevabı bu yüzden bir rahatlama değil, bir kayıt: kapsam dışı olmak bir temize çıkma değil, yalnızca bir tarife tespitidir — ve yukarıdaki hiçbir satır bu yazıyı yayımlayan markanın hammadde kaynağı, ambalajı ya da uyum durumu hakkında bir şey söylemiyor.
Sentetik her zaman daha mı kötü? Tek cevaplı bir soru değil
Bu bölüm bir karşılaştırma yapmak üzere kuruldu ve o karşılaştırmayı yapamadı. Bunu baştan yazmak gerekiyor: bir kilogram uçucu yağ ile bir kilogram sentetik koku molekülünü enerji ya da sera gazı cinsinden yan yana koyan bir sayı bu çalışmada doğrulanamadı. Yaşam döngüsü tarafı bu yazının en zayıf alanı; biberiye yağından ligninden vanilin rotasına kadar ilgili analizlerin tamamı kapalı kaldı. 1 kg uçucu yağ için hiçbir MJ ya da kg CO₂-eşdeğeri sayısı birinci elden doğrulanamadı.
Dolaşımda bir sayı seti vardı ve elendi: bir okaliptus yağı için iki üretim yönteminin yükünü veriyor, ama aralarında mühendislik beklentisine aykırı biçimde kat kat fark gösteriyordu ve birincil makale tanımlanamadı. Doğruluğundan kuşkulanılan bir sayıyı çıkarmak, onu “elde olan tek veri” diye kullanmaktan daha dürüsttür.
Ölçü olmadığında kalan şey ayrımdır: “ikame” tek bir şey değil, üç ayrı aile. Birincisi kimyasal sentez, kokuyu taşıyan molekülün tesiste kurulması. İkincisi biyoteknolojik üretim, aynı molekülün bir mikroorganizma, mikroalg ya da bitki hücresi tarafından fermentasyonla üretilmesi. Üçüncüsü bitki kaynağını değiştirmek: aynı molekülü başka bir türden, aynı türün başka bir kısmından ya da bir tarım yan ürününden almak. Üçünün kaynak baskıları benzemiyor; soru bu yüzden tek cevaplı değil.
Sandal: bütün bir blok tek bir kaynaktan geliyor
Önce kaynağın niteliği, çünkü bu bloktaki her sayı aynı belgeden çıkıyor ve o belge hakemli bir makale değil: bir sektör dergisinde, tanıtılan molekülün üreticisinde çalışan iki yazar tarafından kendi ürünleri üzerine kaleme alınmış bir parfümör notudur. Bütün blok için geçerli kayıt şudur: bu sayılar, molekülü üreten şirketin kendi teknik yazısından gelir ve bağımsız olarak yinelenmiş ölçümler değildir. Şirket adı ve tescilli ticari adlar kullanılmıyor; molekül sınıfı adıyla yetiniliyor.
İkame talebinin neden yapısal olduğunu aynı kaynağın fiyat dizisi anlatıyor. Sandal yağı 1973’te 40 USD/kg iken bir yıl sonra 210 USD/kg’a çıkmış, 1992’de 140 USD/kg’a gerilemiş, 2007 başında yaklaşık 1.400 USD/kg düzeyine ulaşmıştır (a). Dizinin son değeri Ocak 2007’ye aittir ve bu diziden sonraki yirmi yılın fiyatı bu kaynakta yoktur. Arzın esnek olmayışının nedeni de aynı yazıda: ağaçlar genç yaşta göbek odunu oluşturmadığı için en az 20-25 yıl, en iyisi 30-50 yıl beklenmeden hasat edilmemelidir (a). Bu bir hasat önerisidir; aynı türün ticari olgunluk yaşı listede olmak ile baskı altında olmanın ayrıştığı bölümde ayrı bir kaynaktan veriliyor ve iki rakam aynı ölçü değil. Yani fiyat sinyaline arz birkaç mevsimde değil, onlarca yılda yanıt verebiliyor.
İkinci kayıt “sentetik = doğalın kopyası” basitleştirmesini kırıyor. Sandal yağı yüzden fazla kokulu bileşikten oluşur ve iki alkol — (Z)-(−)-beta-santalol ile (Z)-(+)-alfa-santalol — yağın ağırlığının yüzde 90 dolayını verir (a); makalenin gövde metni “yaklaşık”, şema künyesi “en fazla” dediği için kesinlik iddia edilemez. Kaynağın kendi sonucu nettir: doğal yağın tam koku spektrumu tek bir molekülle yeniden üretilemez, doğal profile yaklaşmak için birkaç sentetik ikamenin karışımı gerekir (a). Sentetik taraf da tek bir kimyasal aileye indirgenemez: kaynak üç kuşak sayar ve bugün en çok kullanılanlar üçüncü kuşaktır, yani alfa-kampolenik aldehit türevleridir (a). Üç kuşağın paylaştığı şey kimyasal köken değil, ortak bir yapı şablonudur ve aynı şablon doğal santalollerde de görülür (a).
“Sentetik = petrokimya” denklemi bu molekül sınıfı için çürük
En önemli bulgu budur. Bugün en çok kullanılan sandal kokulu sentetikler üçüncü kuşaktandır ve bu kuşağın — alfa-kampolenik aldehit türevlerinin — başlangıç maddesi petrol değil, çam terebentininden gelen alfa-pinendir; kaynağın bu kaydı, kuşağın tamamı için geçerlidir (a). Kaynağın cümlesi kısa: “… is prepared from turpentine obtained from pine trees.” Sentez şemasında zincir (1S)-(−)-alfa-pinen → (1R)-(+)-alfa-kampolenal → ürün olarak verilir. Yani “sentetik” sözcüğü bu sınıf için fosil köken anlamına gelmiyor. Aynı başlangıç maddesi ikinci bir zinciri de besliyor: sentetik linalole giden klasik yollardan biri de alfa-pinenden başlar (d).
Geri tepme: ikame yalnızca yerine geçmez, yeni hacim açar
Bloğun en sık çarpıtılan yeri burası. Kaynağın yazarları, yaygın bir türün (çam) kendilerinin “endangered” dediği bir türün korunmasına katkıda bulunmasını ve petrol kaynaklı olmayan bir başlangıç maddesini açıkça bir sürdürülebilirlik gerekçesi olarak sunar (a); aynı yazı yeni nesil sandal malzemelerinin o türe yönelik genel talebi ve yasadışı hasadı azaltmaya “umulur ki” yardımcı olacağını söyler (a). Zorunlu şerh: bu, sektörün kendi gerekçesidir; yayımlanmış bir yaşam döngüsü analizi sonucu ya da hasat verisiyle gösterilmiş bir etki değildir. “Umulur ki” düşürülemez — ortada ölçüm değil beklenti var. Kaynağın “endangered” nitelemesi de kendi ifadesidir; bir koruma kategorisi ya da ticaret rejimi kaydı değildir.
Çünkü aynı makale ters yönü de belgeliyor. Doğal sandal yağının kullanımı, arz kısıtları nedeniyle 2007 itibarıyla parfümeride neredeyse yalnızca ince parfümlere sıkışmıştı; sentetik ikameler ise hava tazeleyiciden çamaşır deterjanına kadar tüketici ürünlerinde kullanılabiliyordu (a). Bunun yayımlanmış, sayısal bir örneği var: makaledeki bir çamaşır deterjanı parfümü formülünde molekül 1.000 parçada 5 parça yüzde 10’luk çözelti, yani saf madde cinsinden binde 0,5 oranında geçer ve parfümün kendisi deterjanda yüzde 0,3 dozda kullanılır (a). Yani ikame, doğal yağın hiç giremediği hacimli uygulamaları açıyor ve o kokunun toplam tüketimini büyütüyor. “Sentetikler türü korudu” cümlesi bu iki kayıt yan yana durduğunda ayakta kalmıyor: bir yanda beklenti, öte yanda yayımlanmış bir formül var.
Kaynak: J. Bajgrowicz & A. Gaillard, “Perfumer’s notes: … fragrance creation with sandalwood oil substitutes”, Perfumer & Flavorist 32, Ocak 2007, s. 32-36 (PDF birinci elden okundu). Hakemli bir yayın değildir.
Aynı molekül, ayrı kaynaklar: linalol
Üçüncü aile — bitki kaynağını değiştirmek — linalolde görünür hâle geliyor, çünkü bu molekül bir türün yaprağından, aynı türün odunundan, kimyasal sentezden ve başka bir türün yağından gelebiliyor. Cinnamomum camphora’nın uçucu yağında altı ana ve dört nadir kemotip ayırt edilmiştir; kemotipin içinde bile dağılım dar değil: on üç Çin eyaletinde 35 popülasyondan toplanan 974 bireyin tarandığı çalışmada, linalol baskın olan 155 bireyde — toplamın yaklaşık yüzde 16’sında — linalolün yağ içindeki bağıl oranı yüzde 11,23 ile yüzde 96,45 arasında değişmiştir (a). Aynı çalışmanın verimleri değiştirilmiş Clevenger tipi bir laboratuvar aparatıyla taze yapraktan ölçülmüştür (a), endüstriyel verimle eşitlenemez ve makale yaprağı yalnızca analiz için kullandığı için ticari tedarik pratiği hakkında hiçbir şey göstermez. Ayrım yine de önemli: odun yağı ile yaprak yağı aynı ürün değildir ve hangi kısmın kullanıldığı ağacın kesilip kesilmediğini belirler. Ticarette “ho wood oil” odun yağına, “ho leaf oil” yaprak yağına, ikisinin karışımı “shiu oil” adına karşılık gelir (d).
Kaynak: T. Zhang ve ark., “Chemical Variation and Environmental Influence on Essential Oil of Cinnamomum camphora”, Molecules 2023, 28(3):973 (tam metin okundu).
Vanilin: “doğal” etiketi düşük baskının güvencesi değil
Bölümün en net sayısal örneği vanilindir ve yönü sezgiye aykırıdır. Doğal vanilya ekstraktı üretimi toplam vanilin üretiminin yüzde 1’inden azını oluşturur ve dünya genelinde yılda yaklaşık 50 tondur (a). Seyreltiklik de ölçülmüş: 2 kg vanilin için yaklaşık 1.000 kg vanilya kabuğu işlenir, yani 1 kg için yaklaşık 500 kg kabuk (a). Mertebe karşılaştırması anlamlı: bu serinin önceki yazılarında okaliptus için 1 kg yağ yaklaşık 100 kg yaprağa, lavanta için 1 litre yaklaşık 100 kg çiçeğe karşılık geliyordu (d) — bu iki sayı bu çalışmada yeniden doğrulanmadı — vanilin bunun yaklaşık beş katı daha seyreltik. Kabuktaki vanilin derişimi için dolaşan ikinci bir sayı bu geri kazanım oranıyla tutmadığı için burada kullanılmıyor.
Pay rakamları oynak ve oynaklık bulgunun bir parçası. Ligninden vanilin üretimi üzerine olan derlemeye göre sentetik vanilin küresel pazarın yüzde 88’ini, kabuktan doğal vanilin yüzde 1,5’ini, bitki kaynaklı vanilin yüzde 11,5’ini oluşturur (a) — paylar toplamda yüzde 101 ediyor; vanilinin biyolojik sentezi üzerine olan ikinci derleme ise sentetik payını yüzde 95 verir (a). Tonaj tarafında dolaşan üç sayı da birbirinin tahmini değil, üç farklı nicelik: 12.000 ton kimyasal sentezle endüstriyel üretim, 16.000 ton yıllık imal edilen toplam, 20.000 ton pazar talebi (a).
Atıktan kimyasal rotası da upcycling sezgisinin verimi otomatik yükseltmediğini gösteriyor. Lignin derlemesi, yıllık yaklaşık 20.000 tonluk vanilin üretiminin yüzde 15’inin ligninden elde edildiğini yazar (a); bu payda, bir önceki paragrafta geçen 20.000 tonluk pazar talebi kaleminden ayrı bir nicelik ve ayrı bir kaynaktır. Bu paydadan türetilen yaklaşık 3.000 ton ancak mertebe olarak yazılabilir. Lignosülfonattan, yani odunun sülfit hamurlaştırmasının yan ürününden vanilin üreten ve satan dünyada tek bir tesis vardır ve başlangıç maddesine göre yüzde 5-7 verim elde edilir (a): 1 kg vanilin için yaklaşık 14-20 kg lignin. Bu bir süreç verimidir ve yüzde 15’lik üretim payıyla yan yana konamaz; yayımlanmış laboratuvar rotalarının verimleri de farklı paydalarla verildiği için burada hiçbir verim aralığı yok.
Geçişi yavaşlatan şey teknik imkân değil, fiyat. Ocak 2024 itibarıyla doğal vanilinin maliyeti kilogram başına en az 1.250 USD’den 4.400 USD’ye kadar çıkarken, sentetik vanilin yaklaşık 10-20 USD/kg, ferulik asit fermentasyonuyla elde edilen yaklaşık 700 USD/kg düzeyindeydi (a) — fark 60 ile 440 kat arasında. Biyoteknolojik taraf ilerliyor: ferulik asidin biyodönüşümünde 22,30 g/L’ye varan titreler bildirilmiş ve 2022 Eylül’ünde pirinç kepeği yan ürününden türeyen doğal vanilin aromaları ticari olarak tanıtılmıştır (a) — titre bir derişimdir, yüzde cinsinden verimlerle oranlanamaz. Ama fiyat farkı sürdükçe hacmi hangi rotanın taşıdığı değişmiyor.
Kaynak: P. D’Arrigo ve ark., “From Waste to Value: Recent Insights into Producing Vanillin from Lignin”, Molecules 2024, 29(2), 442 · “A comprehensive review of eclectic approaches to the biological synthesis of vanillin and their application towards the food sector”, PMC10908958 · “Vanillin biosynthesis from sucrose ex-sugarcane: authentication of an alternative vanillin source through stable isotope data analysis”, PMC8113833 (üçü de tam metin olarak okundu) · N. J. Gallage & B. L. Møller, Molecular Plant 8 (2015) 40-57 — tam metnine erişilemedi; kabuktaki vanilin derişimi sayısı bu bölümde kullanılmamıştır. Tesis adı kaynakta verilmiştir; kullanılmıyor.
“Doğal” kelimesinin kendisi: standart ne diyor, neyi kapsamıyor
Buraya kadarki ayrımlar tek bir varsayıma yaslanıyordu: “doğal” ile “sentetik” arasında net bir çizgi olduğu varsayımına. O çizgi standart düzeyinde bile net değil. Sektörün en çok atıf yapılan doğal bileşen standardı, ISO 16128-1:2016, “doğal” terimini bir kokunun, bir rengin ya da bir tadın özelliklerini belirtmek üzere kullanmayı açıkça reddeder (a) — yani bir uçucu yağ yazısının tam merkezindeki soruyu, bir kokunun doğal olup olmadığı sorusunu, kapsamı dışında bırakıyor. Aynı madde ikinci bir şey daha yazar: ISO 9235’e göre bir aromatik doğal hammadde doğal bileşenlerden, türetilmiş doğal bileşenlerden ya da ikisinin karışımından oluşabilir — yani bir uçucu yağ otomatik olarak bütünüyle “doğal bileşen” sayılmaz (a). Fermentasyon tarafında da ikilik bulanık: doğada var olan bir tepkimeyle, doğal bir başlangıç maddesinden, doğada bulunan moleküllere varan endüstriyel fermentasyon ürünleri doğal bileşen sayılıyor (a).
| Kalem | Standardın kaydı | Kanıt |
|---|---|---|
| Bir kokunun doğallığı | Terim bu amaçla kullanılmaz — kapsam dışı | (a) |
| Endüstriyel fermentasyon ürünü | Üç koşul sağlanırsa doğal bileşen | (a) |
| Genetiği değiştirilmiş mikroorganizma ile fermentasyon | Bazı bölgelerde doğal, bazı bölgelerde türetilmiş doğal | (a) |
| Genetiği değiştirilmiş bitki kaynaklı bileşen | Bazı bölgelerde doğal sayılabilir | (a) |
| Fosil yakıt kaynaklı bileşen | Tanım dışı | (a) |
| Kültür ortamı yardımcı maddesi | Bitmiş üründeki izi proses çözücüsü gibi değerlendirilir; alternatif yoksa fosil kökenli olabilir | (a) |
Üçüncü ve dördüncü satır bölümün en çarpıcı kaydını taşıyor: aynı molekül, aynı süreç, farklı coğrafyada farklı etiket. Son iki satır bir arada okunmak zorunda, yoksa çelişir görünürler: genel tanım fosil yakıt kaynaklı bileşenleri dışlar, ama kültür ortamındaki bir yardımcı maddenin bitmiş üründeki izi proses çözücüsü gibi değerlendirilir — iki hüküm farklı kalemleri düzenliyor. Somut örnekte de koşul düşürülemez: teknik raporun ksantan gum örneğinde doğal indeks ile doğal köken indeksi 1 olarak hesaplanır, ama bu örnek açıkça genetiği değiştirilmemiş bir bakterinin fermentasyonuna dayanır (a). Şeker kamışı şekerlerinin genetiği değiştirilmiş bir maya ile fermentasyonundan geçen rotalar bildirilmektedir (d) ve böyle bir rotada tam doğal indeks garanti edilmez. Üstelik bu indeks bir hesap aracıdır, bir kaynak baskısı ölçüsü değildir.
Kaynak: ISO 16128-1:2016(E), Cosmetics — Guidelines on technical definitions and criteria for natural and organic cosmetic ingredients and products — Part 1: Definitions for ingredients, ilk baskı, 15 Şubat 2016, madde 2.1 ve notları (eklere dayalı iddia kurulmamıştır) · ISO/TR 23750:2021(E), Cosmetics — Answers to frequently asked questions on ingredients and products, ISO/TC 217, ilk baskı, Ağustos 2021, madde 4.2 ve 4.4 · ISO 9235. Bu standartların hangi maddelerinin okunabildiği, hangi kısımlarının elde olmadığı tek yerde — kaynak listesinde — kayıtlı.
Eksik olan yöntem değil, kayıt
Bir aroma molekülünün hangi rotadan geldiği laboratuvarda ayırt edilebiliyor: şeker kamışı sükrozundan fermentasyonla üretilen vanilin, üç izotopik parametreyle — δ¹³C ortalama −14,43‰ (V-PDB), δ²H ortalama −122,8‰ (SMOW), ¹⁴C aktivitesi ortalama 14,01 dpm/gC — ferulik asit, kurkumin ve öjenol rotalarından ve lignin/guaiakolden gelen sentetiklerden ayrı kümelenir (a). Yani “bu molekül hangi kaynaktan geldi” analitik olarak cevaplanabilir bir sorudur. Buradan çıkan bir ürün tavsiyesi değil, bir yapı tespiti: bu alanda eksik olan yöntem değil, kayıttır. Ayrımın tedarik zinciri boyunca tutulmuş, denetlenebilir bir kaydı olup olmadığı başka bir sorudur ve bu çalışma o kayda dair bir ölçüm bulamadı. Aynısı bu yazıyı yayımlayan marka için de geçerli: buradaki hiçbir sayı bu markaya ait bir ölçüm ya da tedarik zinciri kaydı değil ve bölümdeki soruların tamamı bu markanın kendisi için de geçerli.
Bu bölümün ölçemediği şeyler
Üç boşluğun adını koymak gerekiyor. Birincisi yukarıda: yaşam döngüsü sayısı yok, “hangisi daha az yük üretir” sorusu cevaplanmıyor. İkincisi kapsam: buradaki kayıtlar birkaç molekül etrafında kurulu ve bir molekülün rotası ötekine genellenemez. Üçüncüsü ve en önemlisi: tütsü reçinesi (olibanum) için elimizde hiçbir ikame malzemesi yok. Reçine kaynaklı kokular için bu bölümün sandalda ya da vanilinde kurduğu türden bir denge kaydı bulunamadı, dolayısıyla böyle bir denge burada vaat edilmiyor.
Araştırma hattının varlığı da bir sonuç değil, bir kayıt. Kokulu bileşen sektörünün şeffaflık listesinde üç binden fazla ticari bileşen yer alır (b) — sürümü doğrulanamadı ve bu bir envanterdir, bir kaynak baskısı değerlendirmesi değil. Sektörün gönüllü bir yeşil kimya değerlendirme aracı da var (d), ama birincil belgesi kilitli döndü; bu bir gönüllü sektör aracıdır, mevzuat değildir. Akademik tarafta iki inceleme hattı görünüyor — yenilenebilir karbona geçiş ve biyokatalitik sentez — ama ikisine de tam metin olarak erişilemediği için hiçbir sayı alınmadı (d).
Bölümün cevabı bu yüzden bir sayı değil, bir ayrım: sentetik bir molekül fosil kökenli olmak zorunda değil, fermentasyon ürünü bir molekül standart düzeyinde doğal sayılabiliyor, doğal bir kaynak bir kilogram için beş yüz kilogram bitki isteyebiliyor ve ikame bazen yerine geçtiği şeyin toplam tüketimini büyütüyor. Dört kayıt yan yana durduğunda sorunun cevabı tek bir kelimeye sığmıyor.
Yan ürün olmak yağın değil, zincirin özelliği
Bir uçucu yağın “yan ürün” olması, o yağın botanik ya da kimyasal bir özelliği değil. Zincirin bir özelliği: hammaddenin, onu işleyen işletmenin asıl ürünü mü olduğu, yoksa asıl ürün çıkarken geride kalan kütleden mi alındığı. Aynı ticari ad bile iki ayrı halkadan iki ayrı kaynak baskısı üretebilir. Bu kolun çerçevesini baskının zincirin halkasında olduğunu anlatan bölüm kurdu; burada o çerçeve yeniden kurulmuyor, kolun sayıları veriliyor.
Bir “atıktan geliyor” cümlesini ölçülebilir kılan dört kayıt var ve dördü de iddianın kendisinden önce gelir.
Hangi kalem?
Ticari ad ile damıtılan bitki kısmı aynı şey değil. Terimler ayrışmamışsa iddia hangi ürüne ait olduğunu söyleyemez.
Hangi hacim?
Bir yukarı-dönüştürme iddiası, o adın altındaki hacmin tamamına değil artıktan gelen alt kümeye bindirilebilir.
Hangi halka?
Aynı ad altında bir yerde bıçkı atığı, başka bir yerde bütün ağaç hasadı belgelenmiş olabilir. Ad değil, halka belirler.
Hangi bedel?
Yan ürün değerlendirmesi bedava değil: yükün bir kısmını üstlenir ve damıtmanın kendisi ayrı bir kaynak tüketir.
Terim, iddiadan önce gelir: “çam yağı” ile “çam iğnesi yağı”
Bir ABD orman araştırma kurumunun 2006’da yayımlanan çalışması iki terimi kesin biçimde ayırır: pine oil ağacın herhangi bir kısmından alınan distilat, pine needle oil ise yalnızca iğne, ince dal ve tomurcuktan alınan distilattır (a). Bu ayrım yapılmazsa bir yukarı-dönüştürme iddiası yanlış bir hacme bindirilmiş olur.
| Kalem | Damıtılan kısım | Ticari tanım |
|---|---|---|
| Çam yağı (pine oil) | Ağacın herhangi bir kısmı | Ticarette kalem, “ana bileşeni alfa-terpineol olan çam yağı” olarak tanımlanır (a) |
| Çam iğnesi yağı (pine needle oil) | Yalnızca iğne, ince dal, tomurcuk | Aynı çalışmanın tablosunda ponderosa çamı iğne yağında alfa-terpineol oranı yalnızca %1,4 (a) |
Sonuç aritmetik değil, tanımsal: iğneden alınan distilat, tanımı gereği o ticari kalemin ağırlığını oluşturamaz. Aynı çalışma 2003 için bir hacim de verir — ABD o yıl 600 tondan fazla çam yağı ithal etmiş, 5.000 ton ihraç etmiştir (a) — ama bu hacim yukarıdaki tanıma bağlıdır, iğne damıtığına değil. Bu sitede daha önce yayımlanan çam iğnesi yağı yazısındaki “budama artığı” çerçevesi doğru; yalnızca dar bir alt kümeyi anlatıyor ve ticari çam yağı hacmi o çerçevenin kanıtı değil.
Kaynak: V. M. Kelkar, B. W. Geils, D. R. Becker, S. T. Overby, D. G. Neary, “How to recover more value from small pine trees: Essential oils and resins”, Biomass and Bioenergy 30 (2006) 316-320, doi:10.1016/j.biombioe.2005.07.009; hacim verisi için makalenin atıf 12’si (International Trade Administration, Aralık 2003).
Narenciye: kabuk yağı meyve suyunun yanında doğar
Yan ürün kolunun en sağlam ayağı narenciye. Kabuk yağı, meyve suyu üretiminin asıl ürünü değil; suyu alınan meyvenin kabuğundan çıkıyor. Bu ayağın kaydı nitel: kabuk, suyu alınmış meyveden geriye kalan kütlenin parçasıdır ve ondan alınan yağ, işlenen meyve kütlesinin yanında zincirin küçük bir kalemi olarak kalır — sıralama bir verim oranı okunmadan da görülüyor. Türlere göre ölçülmüş verim serileri bu yazıda birinci elden doğrulanmadığı için burada hiçbir verim sayısı verilmiyor; türlere göre verim kayıtları için bu sitede daha önce yayımlanan narenciye yağı yazısına bakılabilir.
Ama “asıl ürün değil” ile “çevresel yükü sıfır” aynı şey değil; iki ayrı nedeni var.
Birinci neden — ekonomik yük paylaşımı. Yaşam döngüsü hesabında birden çok ürün çıkan bir süreçte yükün ürünler arasında nasıl dağıtıldığı (tahsis) sonucu belirler; narenciye değerlendirme çalışmalarında ekonomik tahsis yaygın biçimde kullanılıyor (d; ilgili derlemeye erişilemedi, bu yüzden buradan hiçbir yüzde aktarılmıyor). Kavramın sonucu nettir: yan ürün ekonomik olarak değerliyse yükün bir kısmını üstlenir. Uçucu yağın birim kütle değeri ana ürünün onlarca katı olabildiği için “yalnızca atık” nitelemesi tam da ekonomik tarafta kırılgan.
İkinci neden — atığın büyüklüğü bilinmiyor. Küresel narenciye işleme atığı için kaynaklar birbirinden kat kat farklı tahminler veriyor: yılda 15-32 milyon ton ile 110-120 milyon ton arasında rakamlar dolaşıyor, yani dört ile sekiz kat arası bir aralık (d; hiçbirinin tam metnine erişilemedi). Buradaki bulgu bir sayı değil, sayının yokluğu.
Kaynak: “Citrus Waste Valorisation Processes from an Environmental Sustainability Perspective: A Scoping Literature Review of Life Cycle Assessment Studies”, AgriEngineering 2025, 7(10), 335 (doğrudan sayfaya erişilemedi).
Aynı ticari ad, iki ayrı tedarik modeli
Bu kolun en öğretici vakası sayılarda değil, bir ad çakışmasında. Sedir yağı etiketi altındaki bir tedarik zincirinde iki ayrı model belgelenmiştir: bir tür için kereste bıçkı atığı kullanılıyor; Teksas’taki başka bir tür için ise ağaçlar kesilip yongalanıp damıtma ünitelerine taşınıyor — yani bütün ağaç hasadı yapılıyor. Burada bilinçli olarak hiçbir sayı verilmiyor: ilgili 1987 tarihli makalenin metnine erişilemedi, verim oranları birinci elden doğrulanmadı ve çerçevenin kendisi birinci elden okunamamış bir kaynağa dayanıyor (d).
Sayı olmadan da tez tam kuruluyor, çünkü tez bir orana değil bir yapıya dair: “bu yağ kereste artığından gelir” biçiminde bir genelleme, aynı ticari adın altında iki farklı halka bulunduğu sürece kurulamaz. Baskı yağın adında değil, o partinin çıktığı halkada. Sedir taksonlarının kendi kayıtları bu yazının konusu değil; o kayıtlar için bu sitede daha önce yayımlanan sedir ağacı yağı yazısına bakılabilir ve burada o yazının hiçbir rakamı tekrarlanmıyor.
Kaynak: Robert P. Adams, “Investigation of Juniperus Species of the United States for New Sources of Cedarwood Oil”, Economic Botany 41(1), 1987, s. 48-54 — denenen iki erişim yolu da sonuç vermedi; çerçeve ikincil aktarımdan okundu.
Orman artığı: ölçek büyük, veri ön nitelikte
Bu başlığın bütün malzemesi tek bir bölgeye (Kuzey Arizona) ve tek bir ağaç türüne ait; makalenin kendisi verilerinin ön nitelikte olduğunu ve ekonomik değerlendirmelerinin sınırsız pazar girişi varsaydığını yazıyor. Bu bloktan küresel ya da Türkiye’ye dair hiçbir sonuç çıkarılamaz, tablosundan hektar başına hiçbir hesap türetilemez.
Kozalaklı ağaçların herhangi bir kısmından buharla ya da suyla damıtılan uçucu yağların derişimi ağırlıkça %1-2 düzeyinde; en yüksek derişimler iğne, ince dal ve tomurcukta (a). Aynı ekip, bir sektör kaynağına dayanarak çam iğnesi yağı damıtmasının ürün kütlesi/girdi kütlesi verimini %0,3 ile %1,8 arasında aktarıyor ve kendi hesabında temkinli olarak %0,5 ya da altını varsayıyor (a). Aralık yazarların kendi ölçümü değil; %0,5 ise onların kendi varsayımı ve aşağıdaki hesabın tabanı.
Ölçek tarafındaki en güçlü sayı şu: Kuzey Arizona’daki 2002 hasadı en az 236.000 ton orman artığı üretecekti ve bu artık uçucu yağ geri kazanımı için kullanılabilecekken ormanda yığılıp yakıldı (a). Yani bu kalemin alternatifi değerlendirme değil, yakma. Aynı ekibin varsayımsal hesabına göre bu artığın yalnızca yarısı %0,5 verimle işlenseydi 590 ton, değirmen talaşının yarısı da işlenseydi ek 137 ton uçucu yağ elde edilebilirdi — toplam yaklaşık 727 ton (a). “Varsayımsal” sözcüğü düşürülemez: bu bir potansiyel hesabı, gerçekleşmiş üretim değil.
Mertebeyi görmek için tek ve tutarlı bir payda gerekiyor. Dünya lavanta ve lavandin uçucu yağ üretiminin toplamı yaklaşık 1.200 ton olarak bildirilmiştir (b); 727 ton bunun yarısından biraz fazla — yani tek bir orman bölgesinin bir yıllık artığı, kâğıt üzerinde, bilinen bir tarla kökenli yağ çiftinin üretim mertebesine yaklaşıyor.
Aynı makalenin iki iç tutarsızlığı da kayda geçiyor, çünkü yukarıdaki sayı bu tutarsızlıkların hemen yanında duruyor. Artık oranı makalenin gövde metninde ve tablosunda birbirinden farklı iki biçimde verilmiş; artık yoğunluğu gövde metninde yaklaşık 0,5 ton/hektar olarak verilirken tablonun toplam satırı 5,17 ton/hektar veriyor — on kat fark (a). İki sayı farklı şeyleri ölçüyor olabilir ama makale bu ayrımı yapmıyor. Bu yüzden artık oranı için burada yalnızca nitel ifade kullanılıyor: kereste üretiminde ana ürün kadar, hatta ondan fazla artık doğuyor.
Kademeli kullanımın bedeli de ölçülü: uçucu yağların damıtmayla alınması kalan biyokütlenin yanma ısısını %5-10 düşürüyor; buna karşılık yağı alınmış biyokütlenin yakılması daha az isli olabiliyor (a). Yan ürün değerlendirmesi, biyoenerji değerinden bir miktar feda ederek yapılıyor.
Kaynak: Kelkar ve ark., Biomass and Bioenergy 30 (2006) 316-320 (tam metin, Tablo 1 ve Tablo 2) · lavanta ve lavandin üretim toplamı için “Lavender- and lavandin-distilled straws: an untapped feedstock with great potential for the production of high-added value compounds and fungal enzymes”, Biotechnology for Biofuels 2018, doi:10.1186/s13068-018-1218-5 (tam metne erişilemedi).
Tarla kolu da yan ürün üretir
Yan ürün, yabani ya da ağaç kökenli zincirlerin ayrıcalığı değil. Dünya lavanta ve lavandin uçucu yağ üretimi yılda sırasıyla yaklaşık 200 ve 1.000 ton olarak bildirilirken, Fransa’da her yıl yaklaşık 20.000 ton (kuru madde) lavanta ve lavandin damıtma sapı artığı oluşuyor (b; bu kayıt birinci elden okunamadı, arama özetinden aktarıldı). Yani damıtmadan çıkan kütlenin ezici çoğunluğu yağ değil, sap.
Bu kaydın yapısal sonucu önemli: kollar birbirini dışlamıyor. Bir tarla ürünü hem tarım sorusu hem yan ürün sorusu olabiliyor. Lavanta zincirinin üretim tarafı için bu sitede daha önce yayımlanan lavanta yağı yazısı ayrıntıyı taşıyor; buradaki kalem yağın değil, geriye kalan kütlenin ölçeği.
Damıtmanın kendi kaynak baskısı
Yan ürün anlatısının dengeleyicisi burada: yağın kaynağı “artık” olsa bile damıtmanın kendisi bir kaynak tüketiyor. Bunun ölçülmüş tek örneği bir ada ülkesindeki ylang ylang zincirinden geliyor. Bir kalkınma fonunun proje kaydına göre bu uçucu yağ ülkenin ihracat gelirinin %20’sini oluşturuyor, damıtmanın %89’u derme çatma imbiklerle yapılıyor ve yılda yaklaşık 10.000 ton odun tüketiliyor (b).
Bu yükün neyi temsil ettiği konusunda iki kaynak iki ayrı ölçü kullanıyor ve bunlar tek bir aralığa birleştirilemez: proje kaydı bunu ülkedeki ormansızlaşmanın %10-15’i olarak verirken, aynı zincir üzerine yapılmış hakemli çalışma ulusal odun-enerji tüketiminin %12-15’i diyor (b). Biri arazi örtüsü kaybı payı, öteki enerji tüketimi payı; benzer görünen iki yüzde aynı şeyi ölçmüyor.
Müdahale tarafı da kipiyle birlikte veriliyor. Proje 1 Kasım 2017 ile 31 Aralık 2021 arasında yaklaşık 1.900.000 euro toplam bütçeyle yürütülmüş ve 48 ek enerji tasarruflu damıtma ünitesi dağıtılmıştır; odun-enerji tüketiminde %50-70 azalma ise projenin beklentisidir — gerçekleşmiş bir sonuç değil, yerine konulan imbiklere kıyasla birim başına kurulmuş bir hedef (b). Bu kazancın zincirin ilk halkasındaki gelire yansıdığına dair bu kaynaklarda veri yok; bloğun hakemli kaydı tek bir yazarın çalışmasına, oran kaydı tek bir proje sayfasına dayanıyor.
Genel tarafta durum daha zayıf: yayımlanmış yaşam döngüsü çalışmaları damıtma enerjisini başlıca etki kalemi olarak işaret ediyor, ama burada hiçbir oran verilmiyor çünkü hiçbiri birinci elden doğrulanamadı (d).
Kaynak: FFEM (Fransız Küresel Çevre Fonu), “Reducing the environmental impact from the essential oils distillation sector” proje sayfası (erişim 7 Ekim 2026); Johnson, P.W. (2023), “La chaîne de valeur des huiles essentielles d’ylang ylang des Comores, entre crises et développement durable”, Carnets de recherches de l’océan Indien 9/2023, DOI 10.61736/carnets-oi_0906. Yaşam döngüsü kalemi için: ilgili çalışmaların tam metinlerine erişilemedi.
“Bu yağ atıktan geliyor” bir kaynak beyanı değil, bir zincir beyanıdır: hangi işletmenin, hangi yılda, hangi kütleden aldığını söylemediği sürece denetlenemez.
Bu bölümdeki her kalem aynı yere çıkıyor: terim ayrışmadan hacim iddiası kurulamıyor, aynı ticari ad iki ayrı halkadan beslenebiliyor, artığın büyüklüğü için kaynaklar kat kat farklı sayılar veriyor ve kütle olarak küçük olan kalem değer olarak küçük olmadığı için yükün bir kısmını üstleniyor. Yan ürün olmak bir yağın adından okunabilen bir özellik değil; zincirin kendi kaydına bağlı bir tespit.
Bu bölümdeki hiçbir sayı bu markaya ait bir ölçüm, denetim ya da tedarik zinciri kaydı değil; yazı bir kategori yazısı ve buradaki soruların tamamı bu markanın kendisi için de aynı biçimde geçerli. Bu bölüme özgü sınır ayrıca yazılmalı: bu yazıda hiçbir ürünün hangi konumdan beslendiğine dair bir kayıt paylaşılmadı — ne bir zincir halkası, ne bir yan ürün konumu, ne de bir yukarı-dönüştürme kaydı.

Zincirin ilk halkası: toplayıcının payı ve emek koşulları
Buraya kadarki bütün rejimler zincirin bir yerinde bir belgeye bakıyordu: bir değerlendirme kaydı, bir ihracat izni, bir erişim sözleşmesi, bir faydalanma planı. Bu bölümün konusu belge değil, hasadı fiilen yapan kişi. Ve burada tek bir yapısal bulgu var: zincirin en kalabalık halkası, hakkında en az sayı bulunan halkadır.
İki uyarı peşin. Birincisi bir ölçek tuzağı: toplayıcı payı için verilen bir yüzde, hangi fiyata oranlandığı yazılmadıkça başka bir yüzdeyle karşılaştırılamaz. Aynı zincirde nihai tüketici fiyatı tabanına göre hesaplanan pay ile bölgesel toptancı fiyatı tabanına göre hesaplanan pay birbirinden kat kat farklı çıkar, ve bu iki sayı çelişmez — ayrı tabanları ölçerler. Literatürde dolaşan toplayıcı payı yüzdelerinin bir bölümünün birincil kaynağına erişilemediği için bu bölüm o yüzdeleri hiç vermiyor; verdiği her oranın tabanını ise açıkça yazıyor ve ağırlığı tabanı belgede yazılı mutlak kayıtlara veriyor. İkincisi: aşağıdaki sayılar pazar geneline aittir, hiçbiri bu yazıyı yayımlayan markaya ait bir ölçüm değildir ve bu bölümün sorduğu soruların tamamı aynı ölçüde o markanın kendisi için de geçerlidir.
Bu bölüm yalnızca toplayıcıya ulaşan tutarı, pazarlık gücünü ve emek koşullarını anlatır. Fayda paylaşımı vakaları ve erişim rejimi Nagoya bölümünün, gönüllü şemaların kapsamı ve güvence düzeyleri gönüllü standartlar bölümünün, Türkiye’nin toplama mevzuatı doğadan toplama bölümünün konusu. Hiçbir şirket, damıtıcı, marka ya da şema adı gövdede geçmiyor; kaynakların bir bölümü bu adları veriyor, yalnızca kaynak satırlarında duruyorlar.
Ölçünün yokluğu en keskin hâline burada geliyor
Beş ayrı birincil belge, hiçbiri ötekine atıf yapmadan, aynı boşluğu kendi alanı için yazıyor; dördü boşluğun tam olarak toplayıcıda olduğunu söylüyor. Hükümetler arası değerlendirmenin Avrupa ve Kuzey Amerika için verebildiği tek aralık, toplamaya katılan birey ve haneler için yüzde 4 ile yüzde 68 (a) — on yedi katlık bir aralık ve kendi güven etiketi “yerleşmiş ama eksik”. Himalaya tıbbi bitki stoku üzerine 2004 tarihli bir çalışma, o tarihe kadar ulusal düzeyde envanter yapılmadığını ve politika yapımının saha verisi yerine paydaş algılarına dayandığını yazıyor (a). Namibya’da tek bir yabani kök ürünü için toplayıcı sayısı bilinmiyor: tahminler 5.000 ile 8.000 arasında değişirken 2002’de on ayrı bakanlık ofisinin verdiği hasat izni sayısı yalnızca 278 (a).
Türkiye’nin resmî belgesinin cümlesi bir alt başlık aşağıda, birebir. Ve bir gönüllü güvence düzeninin etki raporu, primden yararlanan kişi sayısının bir yılda 23.000’den 36.000’in üzerine çıktığını bildirirken bunu iki nedene birlikte bağlıyor — raporlamanın iyileşmesi ve topluluk erişiminin genişlemesi — ve aralarında ağırlık vermiyor (a); artışın ne kadarının sahada, ne kadarının ölçmede olduğu atfedilemez ve bu atfedilemezliğin kendisi ölçüm sınırının beşinci ayağı.
Kaynak: IPBES (2022), Summary for Policymakers of the Thematic Assessment Report on the Sustainable Use of Wild Species, DOI 10.5281/zenodo.6425599, paragraf A.1.4. Larsen, H.O. & Smith, P.D. (2004), Mountain Research and Development 24(2):141-148, s.144. Cole, D. (2003), The Impact of Certification on the Sustainable Use of Devil’s Claw in Namibia, Gıda ve Tarım Örgütü için hazırlanmış FINAL DRAFT, bölüm 1.5.1. FairWild Foundation, Impact Report 2024, s.8, 9 ve 12.
Toplayıcı kim?
Bu sorunun en açık Türkçe cevabı, Türkiye’nin 2020-2024 dönemini kapsayan ve 2021’de yayımlanmış resmî sektör politika belgesinde duruyor:
“Toplayıcıların çoğu temel sosyal imkânlardan yoksun sosyal gruplara mensuptur. Bunlar erken ilkbahardan sonbahara kadar olan vejetasyon periyodu boyunca yabani tıbbi ve aromatik bitki toplama işi ile uğraşan çocuk, kadın, yaşlı insanlardır. Türkiye’de toplayıcılar için herhangi bir kayıt bulunmadığından toplayıcı sayısının ne kadar olduğu bilinmemektedir.” (a)
İki cümle bir arada okunduğunda bu bölümün omurgası kuruluyor: kim olduğu bilinen, kaç kişi olduğu bilinmeyen bir nüfus — ve kayıt sisteminin yokluğu, kayıt dışı kalan bir emeğin hiçbir denetimde sayılamaması anlamına da geliyor. Belgenin dönemi kapanmıştır ve ardıl belge bulunamadı; ayrıca bu bölümdeki Türkiye kayıtlarının tamamı aynı idarenin kendi yayınlarına dayanıyor.
Toplumsal cinsiyet tarafında ise tek bir genelleme kurulamıyor: hükümetler arası değerlendirme birçok ülkede kadınların toplama işinin büyük kısmını yaptığını yazıyor ama bunu geçimlik kullanım ve yerel pazar satışı için söylüyor ve ihracata yönelik ticari toplamada kadın payı için küresel bir sayı vermiyor (a). Yüksek değerli ticari toplamayı Nepal’in bir ilçesinde izleyen hakemli çalışma ise ana toplayıcıların erkekler olduğunu, kadınların katılımının izlenen dönemde yüzde 27 arttığını bildiriyor (b). Bu ikinci kayıt bir düzey bildirmiyor — artışın yüzde puanı mı göreli bir yüzde mi olduğu kaynakta belirsiz ve “kadınların payı şu düzeye çıktı” diye okunamaz; işlevi yalnızca ilk kaydın her zincirde geçerli olmadığını göstermek.
Kaynak: TAGEM (2021), Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Sektör Politika Belgesi 2020-2024, Tarım ve Orman Bakanlığı, Ankara, s.45 (BÜGEM 2018a’ya atıfla) — dönemi kapanmış politika belgesi. IPBES (2022), SPM, paragraf A.1.4. Timmermann, L. & Smith-Hall, C. (2019), “Commercial Medicinal Plant Collection Is Transforming High-altitude Livelihoods in the Himalayas”, Mountain Research and Development 39(3):R13-R21, DOI 10.1659/MRD-JOURNAL-D-18-00103.1.
Ölçülmüş pay: hangi fiyata oranlanıyor?
Toplayıcı payının uçtan uca ölçüldüğü en ayrıntılı tek belge, Namibya’daki bir yabani kök ürünü için hazırlanmış, 2003 tarihli ve kapağında “FINAL DRAFT” ibaresi taşıyan bir kurum raporu. Yılı ve taslak statüsü aşağıdaki her satır için geçerlidir ve hiçbiri “bugün böyledir” diye okunamaz. Ürün bir uçucu yağ hammaddesi de değil; kayıtların değeri, bir yabani toplama zincirinin baştan sona aynı belgede ölçülmüş olmasından geliyor.
| Kayıt | Neyin ölçüsü | Değer | Kanıt |
|---|---|---|---|
| Tipik toplayıcının hasattan kazancı | Kişi başına yıllık gelir | 10 ile 50 ABD doları | (a) |
| Menşe ülkenin yakaladığı pay | Ürünün ekstre ticaretinin değeri | En çok yüzde 1 | (a) |
| Toplayıcıların yakaladığı pay | Ürünün ekstre ticaretinin değeri | Yüzde 0,5’ten fazla değil | (a) |
| Belgenin kendi çarpanı | Eczane fiyatı / toplayıcının aldığı | Yaklaşık 40 kat | (a) |
Tabloda belgenin kendi çarpanı duruyor; farklı ürün formlarına ait iki fiyatı bölerek üretilen çok daha büyük çarpanlar bu belgenin kaydı değil.
Belge 2002 için halkaların kilogram başına aldıklarını da veriyor: organik sertifikalı üründe toplayıcı 2,50 dolar ve ihracatçı 4,20 dolar; sertifikasız üründe toplayıcı 0,45 ile 1,35 dolar, aracı 1,80 dolar ve ihracatçı 3,20 dolar (a). Bu, organik sertifikasyonun toplayıcı fiyatını yaklaşık iki katına çıkardığını gösteren elde olan tek kayıt — ama toplayıcı payı bu artışa karşın da ekstre ticaretinin değerinin yüzde 0,5’ini aşmıyor; iki kayıt çelişmiyor, farklı tabanları ölçüyor. Kaydın hangi rejime ait olduğu burada belirleyici: organik, bir gönüllü güvence şeması değil, kendi bağlayıcı mevzuatına dayanan ayrı bir rejimdir (mevzuatın kendisi gönüllü standartlar bölümünün konusu) ve bu fiyat etkisi, aşağıda anlatılan gönüllü bir şemanın prim rejiminin ölçüsü değildir — iki kayıt birbirinin yerine okunamaz.
Gelir ayrıca oynak: aynı seride toplayıcı başına ortalama yıllık gelir dört yıl içinde 32 ile 66 dolar arasında dalgalanmış ve belge bu düşüşü bir hasat tavanına değil, iki yılın özellikle düşük yağışına ve bir toplayıcı grubunun kaynağa dinlenme süresi tanıma kararına bağlamış (a). Bu bant toplam gelir değil, toplam gelirin alt sınırı: tablonun “ortalama toplayıcı başına gelir” sütunu primleri içermiyor, oysa aynı belge 2000, 2001 ve 2002 için kilogram başına 0,14, 0,58 ve 0,72 dolar prim ödendiğini de kaydediyor (1999’da prim ödenmemiş) (a). Serinin dayandığı veriler ayrıca proje kayıtlarıdır; bağımsız bir denetim değil.
Kaynak: Cole, D. (2003), The Impact of Certification on the Sustainable Use of Devil’s Claw (Harpagophytum procumbens) in Namibia, FINAL DRAFT, Mayıs 2003; s.11, s.20-21, Şekil 7 ve Şekil 8.
Emek koşulları ve çocuk emeğinin mekanizması
Bu alanın en güçlü nedensel bağı bir pay hesabı değil, bir emek mekanizması. Hint Okyanusu’ndaki bir ada ülkesinin ylang ylang zincirini 2019-2022 arasında 442 görüşmeyle inceleyen hakemli bir çalışma şunu kaydediyor: haneye bağlı toplayıcı kadınlar genellikle hiç ücret almıyor (b). Haneden olmayanlar parça başı ödeniyor; alışılmış paylaşım anahtarı, talebin güçlü olduğu dönemlerde damıtıcının üreticiye ödediği fiyatın yarısını toplayıcıya bırakıyor — kilogram başına 20 euro sent, 20 kilogram çiçek için günde en çok yaklaşık 4 euro; anahtar satış fiyatının yarısı ile dörtte biri arasında değişiyor (b).
Aynı metin emeğin maddi koşullarını da sayıyor: üreticiler toplayıcı kadınlara hiç iş kıyafeti, yağmurluk ya da sepet vermiyor; kadınlar tarlaya gidip dönmek için beş saate kadar yürüyebiliyor ve öğle molaları yok; olgun çiçeği seçmekte giderek daha iyi eğitilmelerine karşın üreticiler daha iyi kalitede toplamayı özendirecek hiçbir fiyat farkı uygulamıyor; ve toplayıcı kadınlar birkaç yıl öncesine kadar ağırlıklı olarak okuma yazma bilmiyor, topladıklarının tartısını denetleyemiyordu (b). Bu ada ülkesine ilişkin bütün malzeme tek bir çalışmadan geliyor; ikinci bir saha raporuna erişilemedi.
Son kayıt kıtalar arası bir örtüşme kuruyor: Namibya belgesinin taban çizgisinde de toplayıcılar bulabildikleri fiyata satmaya zorlanıyor, kuşkulu kredi düzenlemeleriyle mal veriyor, sıkça alkol ya da fahiş değer biçilmiş tüketim mallarıyla “ödeniyor” ve sattıkları malın gerçek ağırlığı ya da kilogram başına aldıkları fiyat hakkında hiçbir fikirleri yoktu (a) — bu bir sektör tespiti değil, proje alanlarının taban çizgisi. Fiyat döngüsünün maliyetini kimin ödediği de ölçülmüş: aynı ada ülkesinde üreticilere ödenen çiçek alım fiyatı Mart 2019’da kilogram başına 1.000-1.250 Komor frangından 2022’de ortalama 300 Komor frangına inerken toplayıcıların toplama başına gelirleri üçe ya da dörde bölünmüş (b). Kriz yalnızca en alttaki halkayı vurmadı: aynı çalışma damıtıcı başına kilogram çiçek brüt işletme fazlasının 2019’dan Ekim 2021’e, kullanılan yakıt türüne göre beş ila altı kat düştüğünü ölçüyor (b).
Türkiye tarafında fiyat rakamı yok, ama zincirdeki konum var: aynı resmî belge doğadan toplanan üç ayrı orman ürününün değer zinciri analizinde de kazancı en düşük aktörün orman köylüsü olduğunu ayrı ayrı yazıyor, toplayıcının toplamaya başlamadan önce tarife bedeli ödemek zorunda olduğunu ve bir üründe köylünün ürünü kime vereceğini tüccar ya da aracının belirlediğini kaydediyor (a). Belge hiçbir ödeme tutarı vermiyor; verdiği şey sıralamanın yönü — ve maliyetin gelirden önce doğduğu. Kapsam şerhi burada da geçerli: bu değer zinciri analizleri odun dışı orman ürünlerine ait; söz konusu ürünler uçucu yağ hammaddesi olabilir ama kayıt bir uçucu yağ zinciri ölçümü değil.
Çocuk emeğine gelince: uçucu yağ zincirlerine özgü bir küresel ölçüm yok, ölçülen şey sektör düzeyinde. Uluslararası Çalışma Örgütü ile Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu’nun ortak 2024 küresel tahminine göre dünyada 5-17 yaş arası 137,6 milyon çocuk — yaş grubunun yüzde 7,8’i — çocuk işçiliği içinde (a), ve tarım bunun en büyük payını, küresel olarak yüzde 61’ini oluşturuyor (a). Raporun kendi ifadesiyle bu emeğin çoğu aile geçimliliğinin bir parçası olarak ve küçük çiftliklerde gerçekleşiyor.
Bu bir mekanizma cümlesi: iş sözleşmeli bir istihdam değil, parça başı aile emeği olduğu için ücretsiz aile emeği çocuk işgücünü zincirde görünmez kılar; bir bordroda ya da bir tedarikçi listesinde aranacak yeri yoktur. Yukarıdaki “haneye bağlı toplayıcı kadınlar genellikle hiç ücret almıyor” kaydı, bu mekanizmanın bir uçucu yağ zincirinde ölçülmüş hâli. Yoğunlaşma da ölçülü: çalışan çocukların yüzde 61’i tarımda, çalışan yetişkinlerin yalnızca yüzde 28’i (a). Buradan daha ileri gidilemez — rapor hiçbir ürüne ya da hasat biçimine ilişkin kırılım vermiyor; Türkiye’nin belgesindeki tarifle bu tahmin arasındaki bağ da bir çıkarım değil, iki ayrı belgenin yan yana duran iki kaydı.
Tek bir koku hammaddesi zincirinde künyesi doğrulanmış tek kurumsal kayıt Mısır’dan: Uluslararası Çalışma Örgütü, yasemin toplayıcılarının ücretleri için kendi projesi kapsamında Nisan ve Mayıs 2025’te Kahire’de sosyal diyalog oturumları düzenlemiş ve 22 Temmuz 2025 tarihli duyurusunda yasemin tarımının büyük ölçüde enformel emeğe, sıkça kadın ve çocuklara dayandığını yazmıştır (b). Bu kurumun kendi proje haberidir, bağımsız bir değerlendirme değil ve ücret düzeyi vermiyor; aynı zincir hakkındaki 2024 tarihli bir gazetecilik soruşturması da sektörde yer alanlar içinde kaçının çocuk olduğunu söylemenin güç olduğunu kaydediyor (d).
Kaynak: Johnson, P.W. (2023), “La chaîne de valeur des huiles essentielles d’ylang ylang des Comores, entre crises et développement durable”, Carnets de recherches de l’océan Indien 9/2023, DOI 10.61736/carnets-oi_0906. Cole, D. (2003), FINAL DRAFT, bölüm 3.2.1, s.25. TAGEM (2021), s.50-52. ILO & UNICEF (2025), Child Labour: Global estimates 2024, trends and the road forward, s.6-7 ve s.33. ILO, “ILO study paves way for revising wages of Egypt’s jasmine pickers”, 22 Temmuz 2025. Business & Human Rights Resource Centre, 28 Mayıs 2024.
Prim ve piyasa temelli teşvikler: ölçülmüş etkinin ölçeği
Çerçeveyi hükümetler arası değerlendirmenin dört adımlı bulgusu kuruyor; sırası bozulursa ya da yalnızca sonuncusu aktarılırsa kaynak tek yanlı okutulmuş olur: piyasa temelli teşviklerin — sertifikasyon ve etiketleme gibi — etkinliği karışıktır ve çoğunlukla yüksek değerli pazarlarla sınırlı kalmıştır (yerleşmiş ama eksik); dikkatli tasarlanıp uygulandığında ekolojik, ekonomik ve daha az ölçüde sosyal sürdürülebilirliği teşvik edebilir (yerleşmiş ama eksik); faydalar büyük ölçüde büyük ölçekli operasyonlara ve yüksek talebin olduğu yerlere gitmiştir; ve bu teşvikler üreticilere genel olarak fiyat primi sağlamamıştır (iyi yerleşmiş) (a). Aynı paragraf erişim tarafını da söylüyor: sertifikasyon alma, sürekli raporlama yükümlülüklerini karşılama ve pazar faydasını gerçekleştirme maliyetleri, sertifikasyonu küçük ölçekli üreticilerin, yerli halkların ve yerel toplulukların erişemeyeceği bir yere koyuyor (yerleşmiş ama eksik) (a). Bu bir kusur yargısı değil, bir gerilim tespiti.
Tutar tarafında: yabani toplamaya özgü bir şemanın 2024 etki raporuna göre sertifikalı toplama operasyonlarına katılan toplayıcı sayısı 11.500’ün üzerinde, primden yararlanan kişi sayısı 36.000’in üzerinde ve yıl içinde yerel toplayıcı gruplarına dağıtılan primin toplamı rapordaki ifadeyle “111 bin İsviçre frangı” (a). Üç kayıt birlikte: tutar yuvarlanmıştır, prim bireysel bir ödeme değil grup fonudur ve 36.000 sayısı raporun kendi ifadesiyle yerel işçileri ve hane üyelerini de kapsar — bunlar olmadan yapılacak bir kişi başı bölme bir üst sınır tahmini bile olmaz.
Primin kendisi isteğe bağlı değil: alıcıların prim fonuna katkı yapma yükümlülüğü zorunludur; asgari bir şarta bağlanmamış olan şey katkının düzeyi. Şemanın kendi metni, toplayıcıya ödenen fiyatın aynı bölgede karşılaştırılabilir şirketlerin sertifikasız ürün için ödediğinden ortalama yüzde 5 yüksek olmasını ve primin genellikle toplayıcının satış fiyatının yüzde 10’u oranında olmasını “önerilen” düzeyler olarak niteliyor (b) — ve ikisi de toplayıcı fiyatı üzerinden hesaplanıyor, nihai perakende fiyatı üzerinden değil. Primin büyüklüğü somut örnekten anlaşılıyor: 35 üyeli bir toplayıcı derneği yıl içinde yaklaşık 4.000 dolar prim alıp bunun yüzde 60’ını toplama merkezinin etrafına tel çit yapmaya harcamış (a).
En az beklenen kayıt ise karar yetkisiyle ilgili. Primin nasıl harcanacağına toplayıcı grubu tek başına karar vermiyor: şemanın kendi metni, prim fonunun tutarının, nasıl dağıtılacağının, kimin yöneteceğinin ve hangi kullanımlara ayrılacağının her yıl üretici grubu ile alıcı arasında birlikte kararlaştırılmasını öngörüyor (b). Yani en alt halka için ayrılmış bir fonun harcama kararı da o halka ile alıcı arasında paylaşılmış. Bir fayda paylaşımı düzeninin kurulmuş olmasının paranın en alt halkaya ulaştığı anlamına gelmediği kaydı aynı yapının hukuki tarafında duruyor ve Nagoya bölümünün konusu; iki taraf aynı şeyi söylüyor — bir ödemenin varlığı, güzergâhı hakkında hiçbir şey söylemez.
Kaynak: IPBES (2022), SPM, paragraf C.1.4. FairWild Foundation, Impact Report 2024, s.8, 9, 12 ve 14-15; FAQs (erişim 7 Ekim 2026).
Bu bölümün ulaştığı yer bir ahlaki yargı değil, bir ölçüm tespiti: elimizdeki her sayı ya tek bir çalışmadan, ya onlarca yıl öncesinden, ya da raporlayanın kendi beyanından geliyor ve hiçbiri bir şişenin arkasındaki zinciri uçtan uca ölçmüyor. Lavanta, gül ve adaçayı zincirlerinde toplayıcı payı için hiçbir doğrulanmış kayıt bulunamadı ve o zincirler için burada sayı verilmiyor. Ölçülebilenlerin ortak yönü ise değişmiyor: toplayıcı, fiyat döngüsünün maliyetini en çok ödeyen ve pazarlık gücü en az olan halka — kimi yerde sattığı malın ağırlığını denetleyemeyen, kimi yerde hiç ücret almayan halka.
Breva hakkında
Bu yazının konusu bir ürün ailesi değil, bir kategori. Bu bölüm yalnızca ürünü kaydeder: ne olduğu, hangi biçimde kullanıldığı ve bileşen listelerinde hangi adların yazılı olduğu. Bunun dışında hiçbir şey eklenmiyor.
Breva nazal stick susuz ve yağ bazlı bir üründür. Buruna yaklaştırılarak koklanır; deriye sürülmez ve yutulmaz. Biçimin kendisi — neden susuz olduğu, neden yağ bazlı bir taşıyıcı kullandığı ve nasıl kullanıldığı — bu yazının konusu değil; ayrı bir yazıda duruyor: nazal stick nedir, nasıl kullanılır.
Beş formül, bileşen adları
Aşağıdaki tablo tek yönlüdür: yalnızca formül adlarını, bileşen adı sayısını ve bileşen adlarını gösterir. Bir işlev sütunu yok — hangi bileşenin ne yaptığına dair hiçbir sütun, hiçbir satır ve hiçbir ima bu tabloda bulunmuyor. Tablodaki sayılar bir ölçüm de değil; ürünün kendi bileşen listesindeki ad sayısıdır, bu yüzden yanlarında kanıt gücü işareti taşımıyorlar.
| Formül | Bileşen sayısı | Bileşen adları |
|---|---|---|
| Mint | 5 | Menthol Crystals · Eucalyptus Oil · Peppermint Oil · Spearmint Oil · Camphor Oil |
| Forest Focus | 6 | Menthol Crystals · Pine Needle Oil · Rosemary Oil · Eucalyptus Oil · Peppermint Oil · Cedarwood Oil |
| Lavender | 6 | Menthol Crystals · Lavender Oil · Peppermint Oil · Eucalyptus Oil · Grapefruit Peel Oil · Lemon Peel Oil |
| Tropical | 7 | Menthol Crystals · Peppermint Oil · Grapefruit Peel Oil · Lemon Terpenes · Lime Peel Oil · Orange Peel Oil · Litsea Cubeba (May Chang) |
| Wintermint | Bu yazıda verilmiyor | Bileşen adları ayrı yazıda duruyor |
Tablonun söylemediği şeyler de kaydedilmeye değer: bileşenlerin oranları burada yok, bileşenlerin hangi üretici ya da hangi ülkeden geldiği burada yok, bileşen listesinin uzunluğu da bir nitelik göstergesi değil. Beş adlı bir liste ile yedi adlı bir liste arasında bu tablodan okunabilecek hiçbir karşılaştırma yoktur; tablo bir sıralama değil, bir kayıttır.
Bileşen adlarının etikette nasıl yazıldığı, hangi sırayla dizildiği ve bir adın arkasında neyin durduğu ayrı bir yazının konusu: nazal stick içindekiler. Etiket satırlarını okuma yöntemi için ayrıca kozmetik etiketi nasıl okunur yazısı var.
Bu tablonun bu yazıyla ilişkisi
Tablodaki adlardan bazıları, bu yazının değindiği bitki gruplarına denk geliyor. Yukarıdaki bölümlerde kimi bitki cinsleri ve kimi ticari yağ adları, anlatılan rejimlerin örnekleri olarak geçti; o örneklerin bir bölümü aynı botanik gruplara ait. Bu denk gelme bir bağ değil, yalnızca bir ad örtüşmesidir ve o hammaddelerin kaynağı, menşei, hasat biçimi, sertifika durumu ya da tedarik zinciri hakkında hiçbir şey söylemez.
Söylenmemiş olan şeyi açıkça yazmak gerekiyor, çünkü bu yazının kendi tezi tam olarak bununla ilgili: bir hammadde adı, o hammaddenin arkasındaki zincir hakkında tek başına hiçbir kayıt taşımaz. Bu yazıda böyle bir kayıt paylaşılmadı. Burada ne bir ölçüm, ne bir denetim sonucu, ne bir menşe beyanı, ne bir sertifika durumu, ne de bir tedarik zinciri izlenebilirliği kaydı var — ne bu ürünler için, ne de başka herhangi bir ürün için.
Yazının önceki bölümlerinde anlatılan tür durumu değerlendirmesi, ticaret izni, çerçeve anlaşma ve gönüllü güvence düzenleri bir markanın kendi beyanının yerine geçmez; hiçbiri bir öz-onay aracı değildir, her biri kendi başına işleyen bağımsız bir düzendir. Bir ayrım burada açıkça yazılmalı: tüketici ve tedarik zinciri hukuku ayağı bunların dışındadır — o ayak beyanda bulunan tarafa doğrudan dokunur, bu yazıyı yayımlayan markaya da. Ayrıntısı bu yazının beyanı denetleyen iki rejim ve tedarik zinciri hukuku bölümlerinde duruyor; burada yalnızca anılıyor, tekrarlanmıyor. Aynı şey tersi yönde de geçerli: o bölümlerde kurulan soruların ve eleştirilerin tamamı bu markanın kendisi için de geçerlidir. Bu yazı, hiçbir ürün ya da hammadde için bir nitelendirme kurmuyor; neyi iddia etmediği ayrı bir başlıkta tek tek sayılıyor: neyi iddia etmiyoruz.
Bu bölümün tamamı iki kalemden oluşuyor: bir biçim tarifi ve bir ad listesi. İkisinin ötesine geçen her cümle, bu yazının elinde bulunmayan bir kayda dayanmak zorunda kalırdı; o yüzden yazılmadı.

Neyi iddia etmiyoruz
Uzun bir metnin en çok atlanan yeri, kurmadığı cümlelerin listesidir. Bu yazı boyunca mevzuat künyeleri, koruma kayıtları, üretim serileri ve ölçüm boşlukları aktarıldı; her sayının yanında nereden geldiğini söyleyen bir harf durdu. Böyle bir metnin okurda bıraktığı izlenimin, metnin gerçekten söylediğinden geniş olması kolaydır. Aşağıdaki maddelerin her biri, bu yazının kurmadığı bir iddiadır.
- Breva’nın hammaddelerinin kaynağı hakkında bu yazıda hiçbir beyan yok. Hangi bitkinin nereden geldiği, hangi halkadan alındığı, sertifika durumu, bağımsız doğrulama geçmişi ve tedarik zincirinin izlenebilirlik düzeyi hakkında burada tek bir tespit bulunmuyor. Bunların hiçbiri “yok” anlamında da yazılmadı; yazılmayan şey beyanın kendisi.
- Yazıdaki hiçbir sayı Breva’ya ait bir ölçüm değil. Tonajlar, alan ve üretim serileri, verim oranları, fiyatlar, kota satırları ve pay hesapları yayımlanmış belgelerden, kaynaklarındaki birimi, yılı ve paydasıyla aktarıldı. Hiçbiri burada üretilmiş, bu ürünler üzerinde ölçülmüş ya da bu ürünlere uyarlanmış bir veri değil.
- Yazıdaki eleştirilerin tamamı bu markanın kendisi için de geçerli. Bir rejimin neyi ölçmediği, bir kaydın hangi sürümden okunduğu, bir hacmin kimin tahmini olduğu, zincirin ilk halkasında kimin çalıştığı — aynı sorular bu ürün için de sorulabilir, ve bu yazıda o soruların cevabı paylaşılmadı.
- Bu yazı hiçbir ürün ya da hammadde için “sürdürülebilir” nitelemesi kurmuyor. Böyle bir niteleme ispat yükü doğurur; bu yükün hangi mevzuat hükmünden doğduğu ve neyin açıklanmasını gerektirdiği, beyan denetimini anlatan bölümde künyesiyle ve kanıt gücüyle duruyor. Burada böyle bir ispat paylaşılmadı; dolayısıyla niteleme de kurulmadı. Sözcük bu metinde yalnızca tartışmanın konusu olarak ya da yayımlanmış belgelerin lafzı aktarılırken geçiyor; hiçbir ürüne, hammaddeye ya da markaya niteleme olarak bağlanmıyor.
- Bu yazı hiçbir türün koruma durumu hakkında bağımsız bir değerlendirme yapmıyor. Kategoriler, ek kayıtları, dipnotlar ve kota satırları yayımlanmış belgelerden, sürümü ve tarihiyle aktarıldı. Bir kategorinin yerinde olup olmadığı, bir listelemenin yeterli olup olmadığı, bir değerlendirmenin güncellenmesi gerekip gerekmediği bu metnin konusu değil — bu yargıları yalnızca kaynakların kendileri verdiği yerde, onların kendi kipiyle görüyorsunuz.
- Bu yazı hiçbir şirketi, markayı ya da gönüllü güvence düzenini hedef almıyor. Eleştiriler kategori düzeyinde: bir rejim neyi ölçer, neyi ölçmez, nerede susar. Faal bir kurumun performansı, niyeti ya da güvenilirliği hakkında burada tespit yok; bu yüzden gövdede ad da yok, yalnızca kaynak künyesi var.
- Bu bir satın alma rehberi değil. Hiçbir yağın, hiçbir formülün ve hiçbir tedarik modelinin bir başkasından iyi olduğu söylenmiyor. Aktarılan kayıtlar böyle bir sıralamayı taşımıyor; taşıdıklarını sanmak, bu metnin en kolay yanlış okuması olurdu.
- Eksik kalan yerler var. Bazı birincil metinlere bu çalışma sırasında hiç erişilemedi: sözleşmenin kendi sitesindeki yürürlükteki ek metni, bazı tür sayfaları, ücretli standart metinleri ve ilgili yaşam döngüsü çalışmaları. Bunlar gizlenmedi; kaynaklar bölümünün “erişilemeyen kaynaklar” alt başlığında tek tek yazıldı ve o belgelere dayanması gereken yerlerde ya kanıt gücü düşürüldü ya da iddia hiç kurulmadı.
Bu listenin en önemli maddesi üçüncüsü. Bir markanın kategori eleştirisi yazması, o eleştirinin dışında kaldığı anlamına gelmez. Yukarıdaki boşlukların hiçbiri başkalarının boşluğu olarak sunulmuyor; aynı boşluklar bu metni yayımlayan tarafta da duruyor ve bu yazı onları kapatmıyor.
Bunun bir nedeni var. Yazı boyunca tekrarlanan bulgu bir sayı değil, bir sayının yokluğuydu: toplayıcı sayısı bilinmiyor, doğadan toplanan miktar kesin olarak bilinmiyor, bazı hammaddelerin küresel ticaret hacmi için elde yalnızca tahmin var, bir kurumun raporu eldeki küresel ticaret tahmininin güvenilir ve ilgili olup olmadığı sorusuna olumsuz yanıt veriyor. Bu durumda tek tutarlı tutum, aynı ölçüsüzlüğün üzerine kendi tarafı için bir güvence cümlesi kurmamaktır. Ölçülmemiş olanın yerine tahmin konmadı; bir ürünün önüne de ölçülmemiş bir sıfat konmadı.
İki yanlış okumaya karşı son iki kayıt. Birincisi: bir rejimin bir hammaddeyi kapsamaması, o hammaddenin sorun taşımadığı anlamına gelmiyor. Eklerde olmamak, bir tarife listesinde yer almamak ya da bir değerlendirmeye hiç girmemiş olmak — üçü de yalnızca o rejimin o takson hakkında hiçbir şey söylemediğini gösterir. İkincisi: bu yazıdaki rejimlerin hiçbiri bir başkasının ölçüsü olarak kullanılmadı. Bir durum değerlendirmesi, bir ticaret izni, bir erişim çerçevesi, bir özel sözleşme ve bir markanın beyanlarını bağlayan tüketici ile tedarik zinciri hukuku kümesi farklı soruları yanıtlar; birini ötekinin yerine koymak bu alandaki en yaygın hatadır ve bu metin o hatayı kendi lehine de yapmıyor.
Bu bölüm bir yasal uyarı formalitesi değil, yöntemin parçası. Her kaydın yanında kanıt gücünün durması ile bu listenin yazılması aynı nedene dayanıyor: okur, metnin nereye kadar gittiğini metnin kendisinden görebilsin. Ürünün kullanımına ilişkin sınırlar ise ayrı bir konu ve bir sonraki bölümde duruyor.
Güvenlik ve sınırlar
Burada yazılanlar ürünün kendisine ilişkin kullanım sınırlarıdır; bir kullanım talimatının yerine geçmez ve tıbbi tavsiye içermez.
İlaç değildir
Bu sitede anlatılan ürün bir kozmetik üründür. İlaç değildir ve hiçbir rahatsızlığın tedavisinde kullanılmaz. Bir belirti, bir tanı ya da bir kullanım kararı söz konusu olduğunda başvurulacak yer bir ürün etiketi değil, hekimdir.
Nasıl kullanılmaz
Aşağıdaki iki kalem bir risk sıralaması değildir; ikisi de aynı düzeyde, koşulsuz kullanım sınırıdır.
Yutulmaz
Ağız yoluyla alınmaz; ambalajın hiçbir parçası ağza alınmaz.
Göze temas ettirilmez
Göz ve göz çevresi bu ürünün kullanım alanının dışındadır.
Hekim ya da eczacı görüşü
Aşağıdaki durumlarda ürünün kullanılıp kullanılmayacağına hekime ya da eczacıya danışılarak karar verilir. Bu bir yasak listesi değil, kararı kişiye özgü bir değerlendirmeye bırakan bir hatırlatmadır: burada sayılan hâllerin hiçbirinde ürünün kullanılıp kullanılamayacağına ilişkin bir hüküm verilmiyor.
Gebelik ve emzirme dönemi
Maruziyetin yalnızca kullanan kişiyle sınırlı kalmadığı dönemler.
Üç yaş altı çocuklar
Ürünün bu yaş grubunda kullanılıp kullanılmayacağı hekimin ya da eczacının değerlendirmesine bırakılır.
Astım
Kullanılıp kullanılmayacağı hekimin ya da eczacının değerlendirmesine bırakılır.
Epilepsi
Karar, ürünün etiketinden değil kişiye ait bir değerlendirmeden çıkar.
Düzenli ilaç kullanımı
Olası etkileşimlerin değerlendirilmesi kişiye ait bir değerlendirmenin konusudur.
Tahriş ya da rahatsızlık hissinde
Alerjik cilt yapısına sahip olanlar kullanmadan önce içindekiler listesini inceler. Kullanım sırasında ciltte veya solunum yolunda kızarıklık, kaşıntı, tahriş ya da rahatsızlık gibi bir belirti görülürse kullanım derhal bırakılır. Bu bir eşik ya da bir ölçüm değil, bir davranış tarifidir; belirtinin şiddetine göre bir ayrım yapılmaz.
Saklama
Ürün serin ve kuru bir yerde, kapağı kapalı olarak saklanır ve çocukların ulaşamayacağı bir yerde tutulur. Bu üç kayıt birlikte okunur: saklama koşulu ile erişilebilirlik koşulu birbirinin yerine geçmez.
Sık sorulan sorular
Aşağıdaki cevaplar yalnızca yukarıda anılan kayıtları toparlar; hiçbirinde yeni bir iddia yok. Bir sorunun cevabı tek cümleyle kapanmıyorsa bu, cevabın içinde açıkça yazılıdır — bu alanın en sık rastlanan hatası, cevabı belirsiz olan bir soruya kesin bir cevap vermektir. Sayıların yanındaki harfler yazının başında tanımlanan kanıt gücünü gösterir.
Uçucu yağlar tükenir mi?
Tek bir cevabı yok, çünkü “uçucu yağ” tek bir şey değil. Bu yazıda aktarılan ölçülmüş baskı, hammaddesi yabani ağaç odunu, kökü, kabuğu ya da reçinesi olan niş ama yüksek değerli yağlarda görülüyor; lavanta, nane, biberiye, okaliptüs ve turunçgil yağlarının hammaddeleri için bu yazıda böyle bir ölçüm yok. Ortak payda bir tükenme eğrisi değil, ölçümün yokluğu: bu kategorideki birkaç hammadde için ticaretin hacmine ilişkin güvenilir bir kaydın bulunmadığını kaynakların kendisi yazıyor.
Kırmızı Liste’de olmak ticareti yasaklar mı?
Hayır. Kırmızı Liste bir durum değerlendirmesidir, bir izin ya da yasak rejimi değil; kurumun kendi birincil metni tehdit kategorisinin koruma önceliklerini belirlemek için zorunlu olarak yeterli olmadığını ve listenin öncelik belirlemenin tek aracı olmadığını yazar (a). Uluslararası ticaretin belgeye bağlanması ayrı bir sözleşmenin konusudur; iki sistem birbirinin yerine geçmez.
Bir tür Kırmızı Liste’de yoksa güvende midir?
Hayır — ve yokluğun iki ayrı nedeni var. Kurum, listede bulunmayan bir taksonun “değerlendirilmemiş” sayıldığını kendi sorular sayfasında yazar; bazı taksonlar gerçekten değerlendirilmemiştir, melez ve evcilleştirilmiş taksonlar ise uygulama kılavuzunun kuralı gereği listeye hiç alınmaz (a). İkisinde de sonuç aynıdır: liste o tür hakkında bir şey söylemiyor. Ölçeği de yazmak gerekir: bitkilerde tahmini 424.003 tanımlı türe karşılık 78.425 tür değerlendirilmiştir (a, Kırmızı Liste sürüm 2026-1, 9 Temmuz 2026).
CITES bir koruma listesi mi, bir ticaret rejimi mi?
Ticaret rejimi. Sözleşme 3 Mart 1973’te Washington’da imzalanmış, Türkiye’de 22 Aralık 1996’da yürürlüğe girmiştir (a) ve yalnızca uluslararası ticaretin bir tür için tehdit oluşturup oluşturmadığına bakar. Belge rejimi eke göre değişir: Ek II’de ihracatçı ülkenin izni yeterlidir ve Sözleşme düzeyinde ithalat izni aranmaz, Ek I’de ise ithalat izni ihracat izninin ön koşuludur — iki belge sıralıdır, paralel değil (a). Taraflar kendi mevzuatıyla daha sıkı şartlar koyabilir; Sözleşme kuralı bir asgari eşiktir.
Bir uçucu yağın CITES kapsamında olup olmadığını nasıl anlarım?
İki katmana bakılır: önce ek, sonra varsa dipnot. Ek I’e kayıtlı bir bitkide canlı ve ölü bütün bitki her zaman kapsamdadır ve dipnotla muafiyet mümkün değildir; Ek II ya da III’teki bir bitkide dipnot kapsamı yalnızca daraltabilir ve dipnot yoksa parça ile türevlerin tamamı kapsamdadır (a). Yani dipnotun yokluğu kapsamın yokluğu değil, kapsamın tam olmasıdır. Dipnot okunmadan hiçbir şey söylenemez — ve dipnot her zaman numarası ve sürüm tarihiyle birlikte anılmalıdır, çünkü aynı numaralı dipnotun metni iki Taraflar Konferansı arasında değişebilir: bir dipnot bir dönem “tohum, meyve, yağ ve canlı bitkiler” derken bugün “tohumlar, meyveler ve yağlar” demektedir (a).
Dipnotlar uçucu yağı adıyla kapsıyor mu?
Eklerin Yorum bölümü “özüt” (Extract) terimini tanımlarken sıvı özütler arasında “oil and essential oils” ifadesini sayar; bir dipnot “extracts” diyorsa uçucu yağ o dipnotun kapsamındadır ve damıtma, soğuk pres ya da çözücü ayrımı bunu değiştirmez (a). Bunun ölçeği yanlış anlaşılmamalı: hacim olarak dünya uçucu yağ ticaretinin ezici çoğunluğu CITES’in dışında kalır; sözleşmenin konusu, hammaddesi yabani ağaç ya da çalı odunu, kökü, kabuğu veya reçinesi olan niş ama yüksek değerli yağlardır. Tanımın genişliği muafiyet bentlerini ortadan kaldırmaz: aynı dipnotlar perakende ticarete hazır ambalajlanmış nihai ürünleri dışarıda bırakır ve bu ifade hukukta tanımlıdır — tanım “tek tek ya da dökme sevk edilen, başka işlem gerektirmeyen, ambalajlanmış, nihai kullanım için etiketlenmiş ürünler” der, yani muafiyet tek bir perakende kalemi olmaya bağlı değildir (a). Ortak olan şey yalnızca “dökme içeride, perakendeye hazır bitmiş ürün dışarıda” eksenidir; bu bir sentezdir ve kapsama tekniği her dipnotta farklıdır.
Kaynak: CITES, Ekler I, II ve III, 7 Şubat 2025 tarihli sürüm ve Eklerin “Yorum” bölümü; CoP20 kararları Konferansın 5 Aralık 2025’te kapanmasından doksan gün sonra, 2026 Mart başında yürürlüğe girdi.
Lavanta ya da nane tehlike altında mı?
İkisi için de bu yazıda böyle bir kayıt yok, ama nedenleri farklı. Lavanta türlerinden biri küresel, Avrupa ve AB27 değerlendirmelerinin üçünde de Asgari Endişe kategorisindedir ve sayfası, yabani toplamanın önemli bir azalmaya yol açtığının düşünülmediğini, çünkü türün yaygın biçimde kültüre alındığını yazar (a). Nanede ise soru takson düzeyinde sorulmak zorunda: listede bulunmayan şey nane yağının kaynağı olan melez taksondur (d, doğrulanamadı) ve yokluğunun nedeni bir veri eksikliği değil kuraldır — kaynak kültüre alınmış bir melezdir ve uygulama kılavuzu melezleri Kırmızı Liste’ye hiç almaz (a). Cinsin kendisi için aynı cümle kurulamaz: cinsin başka bir türü değerlendirilmiş ve Asgari Endişe kategorisinde kayıtlıdır (d). Bu yağların hammaddeleri de CITES eklerinin dışındadır — Lamiaceae, Myrtaceae ve Rutaceae ailelerinden hiçbir takson listeli değildir; eklerin hangi cinsler için tarandığının tam dökümü CITES bölümünde duruyor (a).
Gül ağacı yağı için ağaç kesilmek zorunda mı?
Geleneksel yöntem için öyle: yağ gövde odunundan damıtılır ve bu uygulama ağacın tamamının yok edilmesini gerektirir (a). Ama mutlak değil — aynı kayıtlar yapraktan yağ alma uygulamalarını anlatır ve bir menşe ülkeden ihracatın artık odundan değil yapraklardan ve bitkinin diğer kısımlarından damıtılan yağ olduğunu, bu yöntemle elde edilen yağın bugün mevcut olup odundan çıkarmaya uygun bir alternatif olabileceğini yazar (a). Bir sınır var: iki yağın bileşim olarak eşdeğer olduğu bu kaynaklarda gösterilmemiştir. Veri ağacı kesmeyen hasada geçişin niceliksel gerekçesi olarak okunabilir, bir ikame kanıtı olarak okunamaz.
Ud (agarwood) yağı talebi ağaçları tüketiyor mu?
Eldeki tek ayrıntılı biçim dağılımı bunu desteklemiyor: 1995-1997 arasında bildirilen ticarette ağırlıkça yonga %95,95, kereste %2,99, toz %1,04, yağ ise %0,02’dir (a) ve yağ genellikle yüksek değerli yongadan artakalan malzemeden damıtılır. Yıkımın mekanizması hacim değil arama maliyetidir: reçine ağaçta seyrek oluşur, taşıyan ağaç görünüşünden ayırt edilemez, olgun ağaçların yalnızca onda biri üretir, üretken bir ağaç ağaç başına yaklaşık bir kilogram verir ve verim ağacın çapıyla ya da kereste hacmiyle ilişkili değildir (a, 2000 tarihli rapor). Veri 1995-1997 dönemine ve o tarihte listedeki tek türe aittir; bugünün tüm ticaretine genellenemez.
Hint sandalı CITES korumasında mı?
Hayır — CITES eklerinde Santalum cinsinden hiçbir tür yoktur (a). Bu “sandal serbesttir” demek değildir. Tür Kırmızı Liste’de Hassas kategorisindedir (a, sürüm 2026-1); menşe ülkelerin kendi hasat ve ihracat kuralları vardır — Hint sandalı menşe ülkelerde eyalet orman mevzuatıyla, Avustralya sandalı Santalum spicatum ise Batı Avustralya’da mali yıl başına bir alım sınırı emriyle düzenlenmiştir; emrin tonajları, süresi ve plantasyon sandalını dışarıda bırakan kapsamı listede olmak ile baskı altında olmak bölümünde duruyor (a). Ticarette “sandal” adıyla anılan Doğu Afrika sandalı Osyris lanceolata ise CITES Ek II’dedir ve listeleme altı ülkenin popülasyonlarını kapsar (a). “Sandal” kelimesi tek bir hukuki statüye karşılık gelmez; botanik ad olmadan bir şey söylenemez.
Plantasyon bir çözüm mü?
Bu yazıdaki kayıtlar tek bir cevap vermiyor; üç ayrı şey söylüyorlar. Yön: Hint sandalında tür Asya genelinde plantasyonlarda bulunuyor, bu yabani popülasyon üzerindeki baskıyı bir ölçüde azaltmıştır ve özellikle 2022’den itibaren yağın kaynağı plantasyonlara kaymaktadır — kuzey Avustralya’da 10.000 hektarın üzerinde plantasyon vardır (a). Bekleme süresi: aynı tür ticari olgunluğa 27-30 yılda ulaşıyor, yaklaşık 10 yaşındaki ağaçların öz odunu %0,2-2 yağ içerirken 30-50 yaş aralığındakilerin öz odunu %2,8-5,6 içeriyor ve bir ton iyi kalite odun damıtıldığında yaklaşık 50 kg yağ veriyor (a); bu veriler hakemli olmayan bir sektör dergisinden geliyor. Buradan “plantasyon işe yaramaz” sonucu çıkmaz, yalnızca bekleme süresinin uzunluğu çıkar. Ölçüm: Kırmızı Liste değerlendirmesi yalnızca yabani popülasyonlara uygulanıyor, plantasyon ile kültür popülasyonları kapsama girmiyor (a) — yani plantasyona geçiş bir kategoriyi değiştirmiyor. Hukuk tarafında da ayrı sayılıyor: Avustralya sandalı için yürürlükteki alım sınırının dışında plantasyon sandalı duruyor (a). Bu yazıda bir plantasyonun ekolojik ya da sosyal etkisini ölçen hiçbir kayıt yok; soru bu yüzden kapanmıyor.
Tütsü reçinesi hasadı ağacı öldürür mü?
Kaynağın ifadesi koşulludur ve tam olarak aktarılması gerekir: reçine hasadı ağaçları doğrudan öldürmez, ama sürdürülemez düzeylerde yapıldığında bireysel bitkilere ciddi zarar verebilir (d, künyesine erişilemeyen tek bir rapor). Kuzey Etiyopya’da ölçülen yetişkin ölüm oranı — yılda %6-7 — reçine için yaralanan ve yaralanmayan popülasyonlarda aynıdır (b). En kapsamlı demografik çalışma düşüşün hasattan kaynaklanmasını muhtemel görmez ve muhtemel sürücüler olarak yangın, otlatma ve böcek saldırısını gösterir; aynı ekibin sonraki çalışması nedenler arasında dikkatsiz yaralamayı da sayar (b). Düşüşün ölçüldüğü takson — ticari olarak en önemli tütsü reçinesi kaynağı olan tür — yayımlanmış Kırmızı Liste sürüm 2026-1 (9 Temmuz 2026) itibarıyla değerlendirilmemiştir (NE) (a). “Hassas” nitelemesi yalnızca cinsi inceleyen bir kurum raporunun tablosunda, yayımlanmamış bir değerlendirme olarak görünür (d). Dengeleyicisi zorunlu: cinsin ikinci ticari türü değerlendirilmiştir, Asgari Endişe kategorisindedir ve popülasyon eğilimi durağandır — yani boşluk cinsin tamamında değil, tek bir ticari türdedir (a).
Sığla yağı için ağaç kesiliyor mu?
Hayır, yaralanıyor. 302 sayılı Tebliğ (2016) üretimi kabuk sıyırma ve ağaç çapına göre açılan damarlar üzerinden düzenler: damar 3-4 mm derinliğinde açılır, damar sayısı 15-20 cm çapta bir, 36-40 cm çapta dörttür ve yaralar temmuz ortasından ekim sonuna kadar yaklaşık on beş günde bir sıyrılır (a). Ürün sınıfı kaydı şart: piyasaya arz edilen Anadolu sığla yağı bünyesinde yaklaşık %25-30 su bulundurur, yani saf uçucu yağ değil bir balsamdır (a) — gül ağacıyla kurulan hiçbir karşılaştırma bu kayıt olmadan yapılamaz. “Kesilmiyorsa sorun yok” sonucu da çıkmaz: hakemli bir çalışma reçine üretimi için sürdürülemez hasadı türün daralma etkenleri arasında sayar (c).
Türkiye’de doğadan kekik toplamak serbest mi?
Serbest değil, izne tabi. 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 14/C bendi Devlet ormanlarında tıbbi ve sınai bitkileri toplayıp götürmeyi yasaklar; 15 inci madde aynı fiilleri orman idaresinin izin ve müsaadesine bağlar; 37 nci madde toplama iznini öncelikle orman köylerini kalkındırma kooperatiflerine ve civar köylülere, ilanen duyurulmak ve tarife bedeli ödenmek şartıyla verir (a). Rejimin işleyen çerçevesi 302 sayılı Tebliğ (2016) kapsamındaki envantere dayalı faydalanma planlarıdır. Doğal çiçek soğanlarına ilişkin tebliğin kapsamı ise yalnızca soğan, yumru, rizom, korm ve yeşil aksamdır; aromatik bitkiler o tebliğin kapsamında değildir ve orada onlar için bir kota da yoktur (a).
Kaynak: 6831 sayılı Orman Kanunu, konsolide metin; Orman Genel Müdürlüğü, 302 sayılı Tebliğ (2016); Doğal Çiçek Soğanlarının 2026 Yılı İhracat Listesi Hakkında Tebliğ (2025/32), MADDE 1(2).
Türkiye’de doğadan ne kadar bitki toplandığı biliniyor mu?
Tam olarak hayır. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2020-2024 dönemini kapsayan sektör politika belgesi, resmî rakamlar dışında doğadan toplanan miktarın Türkiye’de de dünyada olduğu gibi kesin olarak bilinmediğini kendisi yazar ve toplayıcılar için herhangi bir kayıt bulunmadığından toplayıcı sayısının da bilinmediğini kaydeder (a). Ölçülen şey izinli orman alanı üretimidir; ölçülemeyen şey kayıt dışı toplama ile toplayıcının kendisidir. Türkiye’ye ilişkin rakamların büyük bölümü aynı idarenin kendi yayınlarından gelir ve belge dönemiyle birlikte anılmalıdır.
Nagoya Protokolü bir uçucu yağ satın alırken devreye girer mi?
Tetikleyici ticaret değil, genetik kaynağın genetik ve/veya biyokimyasal bileşimi üzerinde araştırma ve geliştirme yapmaktır (a, m.2(c)); emtia olarak alınıp satılan bir yağ, üzerinde böyle bir çalışma yapılmadığı sürece bu tanıma girmez. Buna karşılık Protokolün türev tanımı bir uçucu yağa oturur ve Avrupa Komisyonu’nun kılavuzu türev örnekleri arasında uçucu yağı adıyla sayar — ama kapsamı nihai olarak belirleyen esas hükümler türevlere karşılık gelen bir atıf içermez ve Komisyon bunu kendi kılavuzunda yazılı olarak kabul eder (a). Boşluğu dolduran “tespit edilebilir süreklilik düzeyi” testi tüzük metninde değil, kendi sözüyle hukuken bağlayıcı olmayan bir Komisyon Bildirimi’ndedir (a). Sınır çizgisini aynı kılavuzun iki örneği birlikte çizer: gül uçucu yağlarının kozmetiğe katılmak üzere tedarik ve işlenmesi kapsam dışı sayılırken, bir genetik kaynak üzerinde yapılan ve kozmetik üründe yeni bir bileşenin izolasyonuna yol açan araştırma kapsam içi sayılır. Tek kelimelik bir cevap yoktur; ayrıca sağlayıcı ülkenin kendi mevzuatı, AB tüzüğü uygulanmasa da yürürlükte kalır.
Türkiye Nagoya Protokolü’ne taraf mı?
Değil — ne imza ne onayla; Birleşmiş Milletler depoziter tablosunda Türkiye yer almaz ve bunu Tarım ve Orman Bakanlığı’nın kendi politika belgesi de yazılı olarak teyit eder (a). Türkiye Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ne 15 Mayıs 1997’den, Kartagena Biyogüvenlik Protokolü’ne 24 Ocak 2004’ten beri Taraftır (a); Protokolün 7 Ekim 2026 itibarıyla 143 Tarafı ve 92 imzası kayıtlıdır (a). Bu “izin gerekmez” demek değildir: 15 Ağustos 1992 tarihli ve 21316 sayılı Yönetmeliğin 5(b) maddesi bitki genetik kaynakları materyalinin Bakanlık izni olmadan toplanmasını ve yurt dışına çıkarılmasını yasaklar (a, o tarihli metnin hükmü). Eksik olan izin değil, fayda paylaşımıdır; bu bir araç seçimi farkıdır, bir hukuki boşluk değil.
Kaynak: Nagoya Protokolü, m.2; Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi taraflar ve imzacılar listesi (erişim 7 Ekim 2026); 15 Ağustos 1992 tarihli ve 21316 sayılı Yönetmelik; T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı TAGEM, Biyolojik Çeşitlilik ve Genetik Kaynaklar Politika Belgesi 2021-2025.
Sertifikalı bir ürün almak yeterli mi?
Gönüllü güvence bir kamu denetimi değil, özel bir sözleşmedir ve güvence düzeyi zincirin halkasına göre değişir. Yabani toplamaya özgü bir şemada zincirdeki ilk tüzel kişi her zaman sertifikalı olmak zorundadır — yani hasadın yapıldığı halka üçüncü taraf denetimine tabidir — buna karşılık marka, şirket henüz sertifikalı değilken de, bir kontrol kuruluşuyla planlanmış bir denetim bulunması koşuluyla kullanılabilir (a). Sertifikasyon tür ve saha özgüdür: bazı kriterler işletmenin tümüne uygulanır, gerekliliklerin çoğu ise yalnızca kapsama alınmış türler ve sahalar için geçerlidir (a). Ölçülmüş etkiye gelince, bu yazının aktardığı hükümetler arası değerlendirme piyasa temelli teşviklerin — sertifikasyon ve etiketleme gibi — etkinliğini karışık bulur, çoğunlukla yüksek değerli pazarlarla sınırlı kaldığını, faydaların büyük ölçüde büyük ölçekli operasyonlara gittiğini ve bu teşviklerin üreticilere genel olarak fiyat primi sağlamadığını yazar (a). Yabani bitki toplamada sertifikasyonun çevresel etkisini ölçen bir sonuç bu yazıda yok: eldeki kayıt bir etki ölçümü değil, kapsamın ve güvence düzeyinin tespiti.
Tehdit altındaki bir tür sertifikalanabilir mi?
Yabani toplamaya özgü şemanın standardı, hukuken toplanabilen her türün — koruma statüsü tehdit altında olanlar dahil — sertifikasyona sunulabileceğini yazar (a). Bu üç koşula bağlıdır: yerel popülasyon büyüklüğü ve yapısının hasada elvermesi, yeterince titiz bir hasat yönetim programının bulunması ve şemanın her tür için aşırı hasat riskini düşük, orta ya da yüksek olarak sınıflandırması; yüksek riskli türlerde ek göstergelerin uygulanması gerekebilir (a).
“Sürdürülebilir” demek hukuken neyi gerektiriyor?
Türkiye’de Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nin 17 nci maddesi 1 Temmuz 2026 tarihli ve 33297 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle genişletilmiş ve 1 Ağustos 2026’da yürürlüğe girmiştir (a). Üç yükümlülük getirir: genel içerikli çevre kavramlarının açıklama yapılmaksızın kullanılması yasaktır; beyanda belirtilen sertifika ve onayların yetkili kurumlardan, üniversitelerin ilgili bölümlerinden ya da akredite araştırma kuruluşlarından alınan belgelerle ispatlanması zorunludur; beyanın ürünün hangi bölümüne ve yaşam döngüsünün hangi sürecine ilişkin olduğu ile ölçüm yöntemleri açıklanmak zorundadır. AB tarafında da genel nitelikli çevre ifadeleri, işletme iddiayla ilgili tanınmış üstün çevresel performansı gösteremiyorsa yasaklanmıştır ve hükümler 27 Eylül 2026’da uygulanmaya başlar (b). Bu hüküm yazının kendisini de bağlar: burada hiçbir ürün, hammadde ya da marka için böyle bir niteleme kurulmuyor.
Kaynak: Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği m.17, T.C. Resmî Gazete 1/7/2026-33297 ile değişik, yürürlük 1/8/2026.
Uçucu yağlar ormansızlaşma tüzüğü kapsamında mı?
Hayır. Yükümlülükler Ek I’de tek tek sayılan tarife kalemlerine bağlıdır ve 33. fasıldan tek bir kalem listelenmemiştir; “3301” kodu Ek I’de hiç geçmez (a, 18 Eylül 2026 tarihli konsolide sürüm). Bu bir tarife kapsamı tespitidir, bir değerlendirme değil: aromatik bitki hasadının orman ya da habitat baskısı yaratmadığı anlamına gelmez, aynı ürünün içindeki yağ palmiyesi türevli taşıyıcılar ile odun ve kâğıt kökenli ambalaj kalemleri kapsama girebilir ve kapsam dışı olmak çevresel beyan kurallarından muafiyet sağlamaz (a). Uygulama büyük ve orta ölçekli operatörler için 30 Aralık 2026’da, mikro ve küçük operatörler için 30 Haziran 2027’de başlar (a). Türkiye düşük risk listesindedir, ama bu yalnızca risk değerlendirmesi ve risk azaltma yükümlülüklerini kaldırır; asgari %1 denetim oranı kalır ve statü kalıcı değildir (a).
Kaynak: (AB) 2023/1115, 18 Eylül 2026 tarihli konsolide sürüm ve Ek I; Komisyon Uygulama Tüzüğü (AB) 2025/1093, Ek.
Sentetik koku doğaldan daha mı iyi?
Bu soru bir sayıyla cevaplanamıyor, çünkü karşılaştırmanın gerektirdiği yaşam döngüsü verisi elde yok: bu çalışmada 1 kg uçucu yağ için hiçbir enerji ya da sera gazı eşdeğeri değeri birinci elden doğrulanamadı ve bu bir boşluktur. İki kolay denklem de çürük. “Sentetik eşittir petrokimya” bu molekül sınıfı için yanlıştır — en çok kullanılan sandal kokulu sentetiklerin başlangıç maddesi çam terebentininden gelen alfa-pinendir (a) — ve “doğal eşittir düşük baskı” da yanlıştır: en çok tüketilen aroma molekülünün bitkisel kaynağı toplam üretimin yüzde birini doldurmaz ve bir kilogramı için yaklaşık 500 kg bitkisel hammadde işlenir (a). Geri tepme yönü de kayıtlıdır: ikame, doğal yağın hiç giremediği hacimli uygulamaları açar ve o kokunun toplam tüketimini büyütür. Buradaki alfa-pinen kaydı, molekülü üreten şirketin kendi teknik yazısından okunmuştur ve bağımsız olarak yinelenmiş bir ölçüm değildir.
Narenciye yağı gerçekten atıktan mı çıkıyor?
Kabuk yağı meyve suyu üretiminin yan akımından gelir ve bu, yazıdaki en sağlam yan ürün koludur; ama “yan ürün” olmak yağın değil zincirin özelliğidir ve “atıktan geliyorsa çevresel yükü sıfırdır” cümlesi yaşam döngüsü hesabında doğru değildir: ekonomik olarak değerli bir yan ürün yükün bir kısmını üstlenir ve uçucu yağın birim kütle değeri ana ürünün onlarca katı olabilir (d). Bedava da değildir — yağı alınan biyokütlenin yanma ısısı %5-10 düşer (a). Bir yan ürün iddiasının yanlış hacme nasıl bindirildiğini gösteren temiz örnek şu: “çam yağı” ile “çam iğnesi yağı” aynı şey değildir. Biri ağacın herhangi bir kısmından alınan distilat, öteki yalnızca iğne, ince dal ve tomurcuktan alınandır; ticarette hacmi büyük olan kalem tanım gereği ana bileşeni alfa-terpineol olan yağdır ve aynı çalışmanın tablosunda iğne yağında alfa-terpineol yalnızca %1,4’tür (a).
Toplayıcı bir şişenin fiyatının ne kadarını alıyor?
Bu sorunun tek bir cevabı yok ve dolaşan yüzdeler birbirine çevrilemez, çünkü her biri farklı bir fiyat tabanına göre hesaplanmıştır: biri nihai tüketici fiyatına, biri bölgesel toptancı fiyatına, biri ülke içi katma değere. Taban yazılmadan verilen bir pay oranı okuru kaçınılmaz olarak yanıltır; bu yüzden burada oran verilmiyor. Metinde doğrulanabilen kayıt mutlak kazanç cinsindendir: bir ada ülkesinin çiçek zincirinde haneye bağlı toplayıcı kadınlar genellikle hiç ücret almıyor, haneden olmayanlar damıtıcının üreticiye ödediği fiyatın yarısı ile dörtte biri arasında, talebin güçlü olduğu dönemde kilogram başına 20 euro sent ve 20 kg çiçek için günde en çok yaklaşık 4 euro alıyor (b, tek bir çalışma). Emek koşulu tarafında ölçülen şey zincire değil sektöre aittir: çocuk işçiliğinin %61’i tarımdadır ve raporun kendi ifadesiyle bu emeğin çoğu aile geçimliliğinin bir parçası olarak gerçekleşir (a, 2024 küresel tahmini).
Bu yazıdaki sayılar ve eleştiriler Breva için de geçerli mi?
Geçerli. Bu bir kategori yazısıdır: burada Breva’nın hammadde kaynağı, sertifika durumu, denetim kaydı ya da tedarik zinciri izlenebilirliği hakkında hiçbir beyan yoktur ve yazıdaki hiçbir sayı Breva’ya ait bir ölçüm değildir. Yazıda sıralanan sorular ve sınırlar bu markanın kendisi için de aynen geçerlidir. Yazı ayrıca hiçbir türün koruma statüsü hakkında bağımsız bir değerlendirme yapmaz, yalnızca yayımlanmış kayıtları aktarır; bir satın alma ya da kullanım tavsiyesi de vermez.
Kapanış
Bu metinde en çok tekrarlanan şey bir bulgu değil, bir boşluktu. Bir taksonun hiç değerlendirilmemiş olması. Bir ülkede yabandan toplanan miktarın kesin olarak bilinmemesi. Toplayıcıların sayısının, kayıt tutulmadığı için yazılamaması. Bir ticaret hacmi için elde yalnızca tahmin bulunması ve tahmini yapan kuruluşun kendi tahmininin güvenilir olmadığını yazması. Bir yağın yaşam döngüsü için tek bir doğrulanmış sayının birinci elden bulunamaması. Bunlar birbirinden bağımsız alanlardan, ayrı kıtalardan ve ayrı kurum türlerinden geldi; ortak noktaları konu değil, aynı cümlenin tekrarıydı: ölçülmedi.
Bu yüzden bu yazı bir cevap değil. Bir harita. Hangi sorunun hangi rejime ait olduğunu, o rejimin o soruyu hangi belgeyle yanıtladığını ve hangi sorunun henüz hiçbir rejimde cevabı olmadığını gösteriyor. Haritanın bir yargı taşımaması rastlantı değil: beş rejim birbirinden bağımsız çalıştığı ve biri ötekini gerektirmediği için, aralarında bir sıralama kurmak haritanın kendisini bozardı.
| Soru | Hangi rejimin konusu | Cevabın durumu |
|---|---|---|
| Bu taksonun yok olma riski nedir? | Durum değerlendirmesi | Değerlendirilmiş taksonlarda kategori, sürümü ve tarihiyle okunabiliyor. Değerlendirilmemiş olanlarda cevap yok — ve yokluk, kategorinin yerine geçmiyor. |
| Bu örnek sınırdan belgeyle mi geçer? | Ticaret izni | Ek kaydı ve varsa dipnot birlikte okunduğunda yanıtlanıyor. Kapsamın dışındaki taksonlar için rejim soruyu hiç sormuyor. |
| Bu kaynağa erişim fayda paylaşımı şartına bağlı mı? | Erişim ve fayda paylaşımı çerçevesi | Cevap materyalin kendisine değil, onunla yapılan işe ve sağlayıcı ülkenin mevzuatına bağlı. Sınırı açıklayan kılavuzların bir bölümü, kendi sözüyle hukuken bağlayıcı değil. |
| Bu halkada ne denetlendi? | Özel güvence sözleşmesi | Şemanın kendi yayımladığı belgeden okunabiliyor; güvence düzeyi zincirin hangi halkasına bakıldığına göre değişiyor. |
| Bu beyan ispatlanabilir mi? | Tüketici ve tedarik zinciri hukuku | Yanıt beyanın kendisine ait. Bu rejimin konusu tür değil, o tür hakkında söylenen söz. |
| Geçen yıl yabandan kayıt dışı ne kadar alındı, onu kim topladı? | Hiçbiri | Cevap yok. İzinli üretim için ürün bazında envanter ve faydalanma planı kaydı var; bir gönüllü güvence düzeni de yararlanıcı sayısını yalnızca kendi sertifikalı zincirinde sayıyor. Sorunun bu iki kaydın dışına düşen kısmının hiçbir rejimde karşılığı yok. |
Tablonun son satırı ötekilerle aynı türden bir satır değil. İlk beşinde cevap bir belgede duruyor; okunabilir, sürümü yazılabilir, yanlışsa düzeltilebilir. Altıncısında okunacak bir belge yok. Bu, rejimlerin kusuru olarak da okunamaz: hiçbiri o soruyu ölçmek üzere kurulmamıştı. Durum tespiti şu kadar: ölçülen şey izinli üretimdir — doğadan toplama bölümünde görüldüğü gibi, izinli orman alanı üretimi ürün bazında envantere ve faydalanma planına bağlanmış durumdadır; ölçülemeyen şey bir koku hammaddesinin yabandan kayıt dışı ne kadar alındığı ile onu toplayanın kendisidir.
Haritanın iki yanlış okuması var ve ikisi de aynı kısa devreden geliyor. Birincisi, bir rejimin susmasını güvence saymak: bir takson hiçbir ekte değilse, hiçbir tarife listesinde görünmüyorsa ya da hiç değerlendirilmemişse, bu üç durumun hiçbiri o takson hakkında olumlu bir şey söylemiyor — yalnızca o rejimin o takson hakkında hiçbir şey söylemediğini gösteriyor. İkincisi, bir rejimin konuşmasını başka bir rejimin cevabı saymak: bir listede bulunmak bir koruma değerlendirmesi değil, bir kategori bir hasat kaydı değil, bir denetim bir kamu hukuku yükümlülüğünün yerine getirilmiş olması değil.
Son olarak açılıştaki soruya dönmek gerekiyor. Soru orada şu biçimde duruyordu: açılışta sayılan sekiz kalemin kaçı uluslararası bir koruma listesinde? Cevap, yazıda fiilen taranmış olan kapsam bakımından sıfır: ballıbabagiller (Lamiaceae), mersingiller (Myrtaceae) ve sedefotugiller (Rutaceae) aileleri ile CITES bölümünde sayılan on cins için tarama hiçbir takson bulmuyor. Sorunun kendisi de yol boyunca düzeltildi: söz konusu olan bir koruma listesi değil, bir ticaret izni rejiminin ek kayıtlarıdır. Ve sıfırın nedeni o kalemlere özgü bir şey değil, rejimin kendi kapsamı: o rejimin konusu, hammaddesi yabani ağaç ya da çalı odunu, kökü, kabuğu veya reçinesi olan niş ama yüksek değerli yağlardır; aromaterapinin ana akım bitki aileleri, hacim olarak dünya uçucu yağ ticaretinin ezici çoğunluğuyla birlikte, yapısal olarak o kapsamın dışında kalır. Yani sıfır bir sonuç değil, bir kapsam kaydıdır.
Ve o sıfır şunları garanti etmiyor: o bitkilerin bol olduğunu, hasatlarının ölçüldüğünü, toplayıcılarının kayıtlı olduğunu, o kalemler için bir yaşam döngüsü hesabı bulunduğunu ya da haklarında bilinmesi gereken bir şeyin kalmadığını. Tek söylediği şey, bir rejimin o adlar hakkında susması. Haritanın kenarındaki boşluk, haritanın bittiği yer değil; henüz kimsenin ölçmediği yer.
İlgili yazılar
Esansiyel Yağ Nedir, Nasıl Elde Edilir?
Damıtma, soğuk sıkım, kemotip ve tağşiş.
Sedir Ağacı Yağı Nereden Gelir?
Botanik kaynak ve ticari ad ile tür ayrışması.
Çam İğnesi Yağı Nereden Gelir?
İğne ve budama artığından damıtma; ticari çam yağından ayrı bir kalem.
Kabuk yağının meyve suyu zincirindeki yeri.
Tek ad altında üç ayrı bitki ve lavandin melezi.
Cinsin büyüklüğü ve yaprak tedarik biçimleri.
Mentol kristalinin bitkisel ve sentetik kaynakları.
Uçucu Yağ Analizi Nasıl Yapılır?
Bileşimin ölçülmesi ve yüzde alanın bir kütle yüzdesi olmaması.
Kozmetik Etiketi Nasıl Okunur?
Etikette zorunlu bilgiler ve içindekiler listesinin sırası.
Parlama noktası ve tehlikeli madde taşıma kuralları.
Formüllerin bileşen listeleri.
Nazal Stick Nedir, Nasıl Kullanılır?
Ürünün ne olduğu ve nasıl kullanıldığı.
Kaynaklar
Gövdede atıf yapılan metinlerin yanı sıra, yalnızca künyesi kayda geçirilip bulguları kullanılmayan metinler de bu listede yer alıyor; hepsi altı kümede toplandı ve ikinci türden olan kalemlerin yanına bu nitelik düşüldü. Mevzuatta ve standartlarda hangi sürümün okunduğu da yazıldı, çünkü aynı numarayı taşıyan bir ek, bir dipnot ya da bir standart metni iki edisyon arasında değişebiliyor. Çevrim içi kaynaklarda erişim tarihi 7 Ekim 2026’dır. Bir belgenin burada anılması içeriğinin onaylandığı ya da bir ürüne, hammaddeye veya markaya nitelik yüklendiği anlamına gelmez; gövdede jenerik karşılıklarıyla anılan gönüllü güvence şemalarının ve kalite işaretlerinin kendi adları burada yalnızca kaynak kimliği olarak geçiyor. Kanıt harfleri açılış bölümünde tanımlandı; bu listede harf yalnızca bir künyenin erişim durumu için kullanılıyor.
Uluslararası sözleşmeler, protokoller ve taraflar konferansı kararları
- Nesli Tehlikede Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme (CITES), resmî Türkçe metin. T.C. Resmî Gazete, 20 Haziran 1996, sayı 22672; md. II, III, IV, V, VII, XIV, XV, XVI, XIX, XX, XXII, XXIII.
- CITES, Appendices I, II and III, “valid from 7 February 2025” sürümü: bitki bölümü aile başlıkları, LAURACEAE / THYMELAEACEAE (AQUILARIACEAE) / SANTALACEAE / CUPRESSACEAE / BURSERACEAE / LEGUMINOSAE (FABACEAE) girdileri, “Notes on interpretation” ve #2, #4, #7, #11, #12, #14, #15, #16, #17 dipnotları. 20. Taraflar Konferansı 5 Aralık 2025’te kapandı, kararları 2026 Mart başında yürürlüğe girdi (b); alıntılar bu nedenle değişmemişlik kaydıyla verildi.
- CITES, Resolution Conf. 13.7 (Rev. CoP16), “Control of trade in personal and household effects”. Elde olan sürüm CoP16 revizyonudur; sonrakiler doğrulanamadı (d).
- Birleşmiş Milletler, Convention on Biological Diversity, Rio de Janeiro, 5 Haziran 1992 (yürürlük 29 Aralık 1993); md. 1, 2, 15.
- Birleşmiş Milletler, Nagoya Protocol on Access to Genetic Resources and the Fair and Equitable Sharing of Benefits Arising from their Utilization, 29 Ekim 2010 (yürürlük 12 Ekim 2014); md. 1-7, 10, 12, 15-20, 33 ve Ek.
- International Treaty on Plant Genetic Resources for Food and Agriculture, Roma, 3 Kasım 2001 (yürürlük 29 Haziran 2004).
- CBD/COP/DEC/16/2, 16. Taraflar Konferansı kararı (Cali, 21 Ekim – 1 Kasım 2024), 1 Kasım 2024; Ek paragraf 3-5, 9, 15, 16, 21-23, 29 ve Enclosure I.
- United Nations Treaty Collection, Chapter XXVII-8 ve XXVII-8-b depoziter durum tabloları.
- Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi Sekretaryası: List of Parties; Nagoya Protocol — Signatories and Parties; Türkiye ve Madagaskar ülke profilleri. Erişim ve Fayda Paylaşımı Takas Merkezi, Countries panosu ve Madagaskar profili.
- Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi, “Case Study 7. The Commercial Development of Hoodia”, ABS çalışma grubu 6. toplantı bilgi belgesi (abswg-06-cs-07-en), 2008 — künyesi yalnızca kayda geçirildi, bulguları gövdede kullanılmadı.
- UNEP InforMEA, CITES antlaşma ve taraflar sayfaları. Taraf sayısı yalnızca bu kanaldan geldi (d).
Avrupa Birliği mevzuatı
Avrupa Birliği Resmî Gazetesi her künyede tam adıyla yazıldı; aynı listede T.C. Resmî Gazete de geçtiği için kısaltma kullanılmadı.
- Council Regulation (EC) No 338/97, konsolide Ek’i ve “Notes on interpretation of Annexes A, B, C and D”; ayrıca Commission Regulation (EU) 2017/160 (#15 ve #16 dipnotlarının önceki edisyonları). İki metin de Avrupa Birliği Resmî Gazetesi nüshasından değil, Birleşik Krallık’ta muhafaza edilen hâlinden okundu (b).
- Regulation (EU) No 511/2014 of 16 April 2014 (Nagoya Protokolü uyum tedbirleri). Avrupa Birliği Resmî Gazetesi L 150, 20.5.2014, s. 59; CELEX 32014R0511.
- Commission Implementing Regulation (EU) 2015/1866 of 13 October 2015. Avrupa Birliği Resmî Gazetesi L 275, 20.10.2015, s. 4; CELEX 32015R1866.
- Avrupa Komisyonu, Commission Notice C(2020) 8759 final, 14 Aralık 2020. Avrupa Birliği Resmî Gazetesi C 13, 12.1.2021, s. 1; CELEX 52021XC0112(02). Belge kendi metninde hukuken bağlayıcı olmadığını yazar.
- Council Decision 2014/283/EU of 14 April 2014.
- Regulation (EU) 2023/1115 of 31 May 2023 (ormansızlaşmaya yol açmayan ürünler). Avrupa Birliği Resmî Gazetesi L 150, 9.6.2023, s. 206. Kullanılan sürüm: konsolide metin 02023R1115 — EN — 18.09.2026 — 003.001; Ek I bu sürümden tarandı.
- Regulation (EU) 2024/3234 of 19 December 2024, Avrupa Birliği Resmî Gazetesi L serisi 2024/3234, 23.12.2024; Regulation (EU) 2025/2650 of 19 December 2025, L serisi 2025/2650, 23.12.2025; Commission Delegated Regulation (EU) 2026/2102 of 13 July 2026 (ilgili ürünler listesi), L serisi 2026/2102, 17.9.2026.
- Commission Implementing Regulation (EU) 2025/1093 of 22 May 2025 (ülke risk listesi). Avrupa Birliği Resmî Gazetesi L serisi 2025/1093, 23.5.2025.
- Directive (EU) 2024/1760 of 13 June 2024 (kurumsal sürdürülebilirlik özeni), Ek’i dahil. Avrupa Birliği Resmî Gazetesi L serisi 2024/1760, 5.7.2024.
- Directive (EU) 2025/794 of 14 April 2025, Avrupa Birliği Resmî Gazetesi L serisi 2025/794, 16.4.2025; Directive (EU) 2026/470 of 24 February 2026, L serisi 2026/470, 26.2.2026.
- Commission Delegated Regulation (EU) 2023/2772 of 31 July 2023 (raporlama standartları). Avrupa Birliği Resmî Gazetesi L serisi 2023/2772, 22.12.2023.
- Commission Delegated Regulation (EU) 2026/1563 of 3 July 2026. Avrupa Birliği Resmî Gazetesi L serisi 2026/1563, 21.9.2026. Sadeleştirilmiş set 1 Ocak 2027’den itibaren uygulanacaktır.
- Directive (EU) 2024/825 of 28 February 2024, Avrupa Birliği Resmî Gazetesi L serisi 2024/825, 6.3.2024; ve onunla değişik Directive 2005/29/EC of 11 May 2005, md. 2 ve Ek I. Değiştiren direktifin birincil metni Avrupa Birliği Resmî Gazetesi nüshasından okundu (a); Ek I’e eklenen kalemlerin numaraları kanallar arasında tutarsız olduğu için gövdede verilmedi.
- Regulation (EU) 2018/848 of 30 May 2018 (organik üretim), md. 2, Ek I, Ek II Kısım I md. 2.2. Avrupa Birliği Resmî Gazetesi nüshası açılamadı; metin kabul edildiği hâliyle muhafaza edilmiş bir nüshadan okundu (b).
- Avrupa Komisyonu, yeşil iddiaların kanıtlanmasına ilişkin direktif önerisi COM(2023)166, Mart 2023; 2026 itibarıyla kabul edilmemiştir (d). Avrupa Parlamentosu, Legislative Train Schedule, “Substantiating and communicating green claims”; Avrupa Komisyonu, “Regulation on deforestation-free products” bilgi sayfası.
- Birleşik Krallık’ta muhafaza edilen uygulama metinleri: S.I. 2026/132, yapılış 12 Şubat 2026, ekler bakımından yürürlük 6 Mart 2026, resmî Açıklayıcı Muhtıra paragraf 6.3 ile birlikte; S.I. 2023/106, yürürlük 23 Şubat 2023, md. 3(b)(iv).
Türkiye mevzuatı ve resmî belgeleri
- 6831 sayılı Orman Kanunu. Kabul 31/8/1956; T.C. Resmî Gazete 8/9/1956, sayı 9402; md. 14/C, 15, 16, 37, Ek 12, 91, 94, 99, 108.
- 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu. Kabul 9/8/1983; T.C. Resmî Gazete 11/8/1983, sayı 18132; md. 2, 14, 20, 21. Değişiklik: 11/3/2026 tarihli ve 7576 sayılı Kanun, büyük bölümü 19/3/2026’da yürürlükte.
- Orman Genel Müdürlüğü, 302 sayılı Odun Dışı Orman Ürünlerinin Envanter ve Planlaması ile Üretim ve Satış Esasları Tebliği, Ankara, 2016; bölüm 1.1, 1.3, 1.4, 2.6, 2.7.1, 2.7.2, 2.8, 4.7, 6.2.1, 6.2.2, 6.4, 6.12, 6.26, 6.27.1, 8.1-8.4, EK-1, EK-4. Yürürlük durumunun kurum dizininden teyidi alınamadı.
- Doğal Çiçek Soğanlarının 2026 Yılı İhracat Listesi Hakkında Tebliğ (2025/32). T.C. Resmî Gazete 12 Aralık 2025, sayı 33105; md. 1(2), 3(1)(c), 3(1)(ğ), 3(1)(h), 4(1)(a)-(e), 5(1), 6(1), 7(1)-(2), 8(1), 9(1). Dayanağı: Doğal Çiçek Soğanlarının Doğadan Toplanması, Üretimi ve İhracatına İlişkin Yönetmelik, T.C. Resmî Gazete 21/3/2017, sayı 30014, md. 8.
- İhracı Yasak ve Ön İzne Bağlı Mallara İlişkin Tebliğ (İhracat: 96/31). T.C. Resmî Gazete 19 Eylül 1996, sayı 22762, s. 42-44; EK:1 ve EK:2. Dayanak: 95/7623 sayılı İhracat Rejimi Kararı md. 4. Kalem sıraları özgün nüshadan okundu.
- Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşmenin Uygulanmasına Dair Yönetmelik. İlk yayım T.C. Resmî Gazete 27 Aralık 2001, sayı 24623; değişiklikler T.C. Resmî Gazete 6 Ağustos 2004, sayı 25545 ve 20 Temmuz 2019, sayı 30837. Sözleşmenin Türkiye’de yürürlüğe giriş tarihi 22/12/1996.
- Bitki Genetik Kaynaklarının Toplanması Muhafazası ve Kullanılması Hakkında Yönetmelik. T.C. Resmî Gazete 15 Ağustos 1992, sayı 21316; md. 5, 19, 20; dayanak 441 sayılı Kanun Hükmünde Kararname md. 3. Yürürlük durumu doğrulanamadı (d).
- T.C. Resmî Gazete 27 Aralık 1996, sayı 22860: 96/8857 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, 4177 sayılı Kanunla uygun bulunan Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin onaylanması. T.C. Resmî Gazete 8 Ağustos 2006, sayı 26253: Gıda ve Tarım için Bitki Genetik Kaynakları Uluslararası Antlaşması ve 2006/10752 sayılı Karar.
- Su Ürünleri Genetik Kaynaklarının Araştırma Amaçlı Kullanılması ve Yurt İçine Girişi İle Yurt Dışına Çıkarılması Hakkında Yönetmelik, T.C. Resmî Gazete 9 Haziran 2015, sayı 29381, ve 2019/15 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi, T.C. Resmî Gazete 2 Ağustos 2019, sayı 30850. İki metne de erişilemedi (d).
- Tohumculuk Sektöründe Yetkilendirme ve Denetleme Yönetmeliği md. 15. T.C. Resmî Gazete 15/5/2009, sayı 27229; dayanak 5553 sayılı Kanun.
- Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği md. 17. T.C. Resmî Gazete 10 Ocak 2015, sayı 29232. Değişiklik: T.C. Resmî Gazete 1 Temmuz 2026, sayı 33297, yürürlük 1 Ağustos 2026; fıkraların birebir lafzı teyit edilemediği için gövdede fıkra numarası verilmedi (b).
- 5262 sayılı Organik Tarım Kanunu, 1 Aralık 2004; Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik md. 13, T.C. Resmî Gazete 18 Ağustos 2010, sayı 27676.
- Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu kararları: 27/12/2023 tarih ve 75935942-050.01.04-[01/21634] sayı, T.C. Resmî Gazete 29 Aralık 2023, sayı 32414 (mükerrer); 25/06/2025 tarih ve [01/33130] sayı, T.C. Resmî Gazete 16 Temmuz 2025, sayı 32957; 13/01/2026 tarih ve [01/39092] sayı, T.C. Resmî Gazete 16 Ocak 2026, sayı 33139. 2023 ve 2026 kararlarının nüshaları taranmış görüntüdür; eşikler aktarma yoluyla okundu (b).
- T.C. Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu, Çevreye İlişkin Beyanlar İçeren Reklamlar Hakkında Kılavuz; Kurul’un 13 Aralık 2022 tarihli ve 328 sayılı toplantısında kabul edilen ilke kararı. Birincil nüshaya erişilemedi (b).
- T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü, Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Sektör Politika Belgesi 2020-2024, Ankara, 2021; Tablo 28, 29, 31, 33, 35, Grafik 4 ve 5; iç veri kaynakları Türkiye İstatistik Kurumu ve Orman Genel Müdürlüğü 2020 serileri. Belgenin dönemi kapanmıştır, ardıl belge bulunamadı.
- Aynı kurum, Biyolojik Çeşitlilik ve Genetik Kaynaklar Politika Belgesi 2021-2025, Ankara, 2021; s. 15-16, 46-47 ve Ekler. Belgenin dönemi kapanmıştır ve kendisi bağımsız bir kanaldan açılamadı; metin idarenin kendi yayını üzerinden okundu ve buna dayanan kayıtlar bu nedenle (d) ile verildi. Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Genel Gerekçe (taslak), tarih damgası 15 Mart 2021; aynı biçimde bağımsız olarak açılamadı, idarenin kendi yayını üzerinden okundu (d) ve yürürlükteki hukuk değil bir taslak gerekçesidir.
- Türk Tarım ve Orman Dergisi, “Doğal ortamda yetişen bitkilerin toplanması izne tabi”. Yalnızca izin çerçevesi için anıldı.
Kaynak: Türkiye kümesindeki üretim, ihracat ve toplama rakamlarının tamamı tek bir bakanlık belgesinden gelir; belge doğadan toplanan miktarın kesin olarak bilinmediğini ve aynı sayıyı takson, tür ve çeşit birimleriyle ayrı ayrı verdiğini kendisi kaydeder.
Kurum raporları, değerlendirmeler ve standart metinleri
Kırmızı Liste tarafında kategorileri tanımlayan metin ile onu uygulayan kılavuz ayrı belgelerdir ve ayrı sürümlenir.
- IUCN, IUCN Red List Categories and Criteria: Version 3.1, ikinci baskı, Gland ve Cambridge, 2012, iv+32 s., ISBN 978-2-8317-1435-6. Yürürlükteki sürüm numarası 3.1’dir; 2012 yalnızca ikinci baskıdır.
- IUCN Standards and Petitions Committee, Guidelines for Using the IUCN Red List Categories and Criteria, Version 16, Mart 2024.
- IUCN, The IUCN Red List version 2026-1: Table 1a, son güncelleme 9 Temmuz 2026; ayrıca Kırmızı Liste sürüm 2026-1 ile Frequently Asked Questions, Summary Statistics ve Barometer of Life sayfaları.
Tek tek anılan takson değerlendirmeleri; künyedeki yıl değerlendirme yılıdır, yürürlükteki liste sürümü 2026-1’dir.
- Barstow, M. 2021. Aniba rosodora. IUCN Red List 2021: e.T33958A88301381.
- Arunkumar, A.N., Dhyani, A., Joshi, G. 2019. Santalum album. IUCN Red List 2019: e.T31852A2807668.
- Gowland, K. 2021. Santalum spicatum. IUCN Red List 2021: e.T172724199A172724334 — sayfa açılamadı; buna dayanan kayıtlar (d).
- Wilson, B. 2018. Osyris lanceolata. IUCN Red List 2018: e.T200642A2675362.
- Thulin, M. 1998. Boswellia sacra. IUCN Red List 1998: e.T34533A9874201 — kayıt Kategori ve Ölçüt Sürüm 2.3 ile yapılmıştır, sayfa güncelleme ihtiyacı açıklaması taşır.
- Harvey-Brown, Y. 2018. Aquilaria malaccensis. IUCN Red List 2018: e.T32056A2810130.
- Ved, D. ve ark. 2015. Commiphora wightii. IUCN Red List 2015: e.T31231A50131117.
- Kavak, S., Wilson, B. 2018. Liquidambar orientalis. IUCN Red List 2018: e.T62556A42326468.
- Farjon, A. 2013. Juniperus virginiana. IUCN Red List 2013: e.T42257A2967510.
- Fensham, R., Collingwood, T., Laffineur, B. 2019. Eucalyptus globulus. IUCN Red List 2019: e.T61912929A61912931.
- Khela, S., Meredith, C.R. 2026. Lavandula angustifolia. IUCN Red List 2026: e.T288654917A88325190; değerlendirme tarihi 22 Aralık 2021.
- Hernández-Bermejo, J.E. ve ark. 2011. Rosmarinus tomentosus (sayfa başlığı Salvia granatensis). IUCN Red List 2011: e.T162200A5557422.
- Gardner, M. 2013. Cedrus libani. IUCN Red List 2013: e.T46191675A46192926 — bu yazıda yalnızca genel bir ilke için, sayı verilmeden anıldı.
- de Kok, R. 2021. Cinnamomum camphora. IUCN Red List 2021: e.T15441072A15441116 — sayfa açılamadı.
- de Kok, R. 2021. Litsea cubeba. IUCN Red List 2021: e.T150217538A150219934 — sayfa açılamadı.
- Gardner, M. 2013. Pinus sylvestris. IUCN Red List 2013: e.T42418A2978732 — sayfa açılamadı.
- Lansdown, R.V. 2014. Mentha spicata. IUCN Red List 2014: e.T164464A42395980 — sayfa açılamadı.
Ticaret, hasat ve geçim tarafındaki kurum raporları:
- CITES Tree Species Programme, Rapid Field Identification of Dalbergia Woods and Rosewood Oil by NIRS; içinde Soares, L.F., Historical and General Overview of Technical-Scientific Production on Rosewood Oil (Aniba rosiodora Ducke) [sic], proje no. S1-32QTL-000018, LPF-SFB / AQQUA-UnB / FUNTEC-DF, Brasília, Haziran 2021.
- Khayota, B., Mwamodenyi, J., Lusweti, A.M., Kyalo, S., Conservation and Sustainable Management of Osyris lanceolata, for Economic Development in East Africa, Output 3.2 nihai raporu, National Museums of Kenya / Kenya Forest Service / Kenya Wildlife Service, CITES Tree Species Programme; yayım yılı belgede görülemedi.
- Barden, A., Awang Anak, N., Mulliken, T., Song, M., Heart of the Matter: Agarwood Use and Trade and CITES Implementation for Aquilaria malaccensis, TRAFFIC International, 2000; biçim ve fiyat verileri 1995-2000 dönemine aittir.
- TRAFFIC, “Wild plants” ve “Jatamansi trade from Nepal” sayfaları; iki sayfa da verdikleri rakamlar için atıf göstermez.
- ITTO, “CITES COP examines agarwood after release of ITTO–CITES report”, 22 Kasım 2022; raporun adı bültende Exploited, Endangered and Expensive olarak verilir, rapora erişilemedi (d).
- U.S. Fish and Wildlife Service, Office of Law Enforcement, Notice to the Wildlife Import/Export Community — CITES CoP20 Amendments to Appendices I and II, PB 26-001, 13 Ocak 2026; CITES Sekretaryası’nın 9 Ocak 2026 tarihli ve 2026/005 sayılı bildirimine atıfla.
- Department of Biodiversity, Conservation and Attractions, Santalum spicatum (Sandalwood) Biodiversity Management Programme, Perth, 2023. Alım sınırını kuran emir bugün mülga bir kanun altında yapılmıştır, bir geçiş hükmüyle yürürlüktedir ve 31 Aralık 2026’ya kadar geçerlidir.
- Forrest, A., Rutherford, C., Stott, G., Olander, S., Neale, S., Conservation status, trade and threats to the genus Boswellia (frankincense): executive report, Centre for Middle Eastern Plants, Royal Botanic Garden Edinburgh ve İsviçre Federal Gıda Güvenliği ve Veterinerlik Dairesi, Bern, 2025 — rapora erişilemedi (d).
- IPBES, Summary for Policymakers of the Thematic Assessment Report on the Sustainable Use of Wild Species, IPBES secretariat, Bonn, 2022, ISBN 978-3-947851-30-0, DOI 10.5281/zenodo.6425599; atıf nihai nüshanın kendi önerdiği künyeyle verildi.
- ILO ve UNICEF, Child Labour: Global estimates 2024, trends and the road forward, Cenevre ve New York, 2025, ILO ISBN 978-92-2-042248-9.
- ILO, “ILO study paves way for revising wages of Egypt’s jasmine pickers”, 22 Temmuz 2025; Business and Human Rights Resource Centre, “Luxury perfume supply chains linked to child labour in Egypt”, 28 Mayıs 2024 (bir gazetecilik soruşturmasının kurum özeti).
- Cole, D., The Impact of Certification on the Sustainable Use of Devil’s Claw (Harpagophytum procumbens) in Namibia, FAO Non-Wood Forest Products Programme için nihai taslak, Mayıs 2003; belge kendi künyesinde taslaktır.
- Doswald, N., Murat, S., Prowse, M., Effectiveness of certification and land tenure interventions to conserve forests: A systematic review, IEU Learning Paper 08/2025, Green Climate Fund Independent Evaluation Unit, Songdo, 2025.
- United States Department of Agriculture, Foreign Agricultural Service, GAIN raporu E42026-0041, 7 Mayıs 2026; Komisyon’un kendi gözden geçirme raporunun belge numarası bulunamadığı için ilgili kayıtlar bu kanaldan aktarıldı (b).
- Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Multi-Partner Trust Fund Office ve Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi Sekretaryası duyuruları, fayda paylaşımı fonunun açılışı, Şubat 2025; iki kaynak farklı gün verdiği için tarih yalnızca ay olarak kaydedildi. Künyeleri yalnızca kayda geçirildi, fonun açılışı gövdede anılmadı.
- Mbenywe, M., “UN fund for sharing biodiversity benefits struggles for attention — and money”, Mongabay, 1 Eylül 2026; Yıldırım, A.E., “Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu 4. kez Meclis’e gelecek”, tarimdunyasi.net, 19 Mart 2021. İkisi de gazetecilik kaynağıdır ve künyeleri yalnızca kayda geçirildi; bulguları gövdede kullanılmadı.
- Güney Afrika Orman, Balıkçılık ve Çevre Bakanlığı, rooibos fayda paylaşımı ödemesine ilişkin basın açıklaması, 14 Temmuz 2022; ilgili sektör konseyinin kendi duyurusu da aynı niteliktedir.
- Fransız Küresel Çevre Fonu, uçucu yağ damıtma sektörünün çevresel etkisinin azaltılmasına ilişkin proje sayfası.
Gönüllü güvence şemalarının ve kalite işaretlerinin kendi belgeleri; adlar yalnızca belgeyi tanımlamak için yazılıdır:
- FairWild Foundation, FairWild Standard: Version 3.0, Zürih, onay tarihi 19 Aralık 2023; FairWild chain of custody and word/design mark use rules, Version 1.0, Aralık 2025; Impact Report 2024; 4 Temmuz 2025 tarihli duyurusu; “FairWild Certification”, “Approved control bodies”, “Knowledge hub — tools”, “FAQs” ve “FairWild-certified Operators” sayfaları.
- Union for Ethical BioTrade, Ethical BioTrade Standard, Temmuz 2020; “Standard”, “Certification” ve “Impact dashboard” sayfaları.
- Ecocert Environnement SAS, Fair for Life — Certification standard for Fair Trade and responsible supply-chains, Mayıs 2022 sürümü, 1 Haziran 2022’den geçerli; 1 Nisan 2026 etiketli dosyanın kapağında da aynı 2022 sürümü görünür, 2026 sürümünün metni elde yoktur.
- Fairtrade International, Fairtrade Trader Standard, 30.06.2026 tarihli sürüm 3.0; ISEAL Alliance, “Our membership” ve “Community members” sayfaları.
- ISO 16128-1:2016(E), Cosmetics — Guidelines on technical definitions and criteria for natural and organic cosmetic ingredients and products — Part 1: Definitions for ingredients, ISO/TC 217, ilk baskı, 15 Şubat 2016 — md. 1 (Kapsam), Giriş, md. 2.1 ve notları okundu; ekler (A-D) elde yoktur. ISO 16128-2:2017(E), aynı dizinin ikinci bölümü — tam metne erişilemedi.
- ISO/TR 23750:2021(E), Cosmetics — Answers to frequently asked questions on ingredients and products, ISO/TC 217, ilk baskı, Ağustos 2021 — elde olan nüsha bir önizlemedir. ISO 9235, Aromatic natural raw materials — Vocabulary — ISO 16128-1’in üçüncü notu üzerinden anıldı.
Hakemli literatür
- Groenendijk, P., Abeje Eshete, Sterck, F.J., Zuidema, P.A., Bongers, F., “Limitations to sustainable frankincense production: blocked regeneration, high adult mortality and declining populations”, Journal of Applied Ecology 49(1), 2012: 164-173, 10.1111/j.1365-2664.2011.02078.x — yalnızca yayın özeti okundu, kayıtlar (b).
- Bongers, F. ve ark., “Frankincense in peril”, Nature Sustainability 2, 2019: 602-610, 10.1038/s41893-019-0322-2 — tam metne erişilemedi, bu çalışmadan hiçbir sayı aktarılmadı. İlgili yorum yazısı: “Frankincense facing extinction”, aynı dergi 2: 665-666, 10.1038/s41893-019-0355-6.
- Johnson, S., Canney Davison, S., Ablard, K., Bongers, F., Cunningham, A.B., DeCarlo, A., Van Wyk, B.-E., “Good intentions meet complex realities: CITES listing of diverse frankincense (Boswellia species) might do more harm than good”, Forest Policy and Economics, 2024, 10.1016/j.forpol.2024.103207 — yazarların bir bölümü sektörel kuruluşlara bağlıdır; özet dışındaki kayıtlar (b).
- Koç, D.E., Biltekin, D., Ustaoğlu, B., “Assessing climate-driven shifts in Liquidambar orientalis using ensemble species distribution models in the Eastern Mediterranean Region”, BMC Plant Biology 26, 2025: 89, 10.1186/s12870-025-07872-1.
- Arslan, M.B., Şahin, H.T., “Unutulan Bir Orman Ürünü Kaynağı: Anadolu Sığla Ağacı (Liquidambar orientalis Miller)”, Bartın Orman Fakültesi Dergisi 18(1), 2016: 103-117. Ürker, O., Çevre etiği bağlamında Anadolu sığla ormanları, Ankara Üniversitesi, 2014 — yalnızca bu makale üzerinden atıf.
- Sancaktaroğlu, S., Bayram, E., “Farklı Kökenli İstanbul Kekiği (Origanum vulgare subsp. hirtum L.) Populasyonlarında Verim ve Kalite Özelliklerinin Belirlenmesi Üzerine Araştırmalar”, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi 48(3), 2011: 265-276; veri 2009-2011 dönemine aittir.
- Balcı, B., Köse, M., “Türkiye’de bazı odun dışı orman ürünlerinin üretim, ithalat ve ihracat durumlarına ilişkin bilgiler”, Ağaç ve Orman 5(1), 2024: 1-12, 10.59751/agacorman.1360839.
- Wolff, S., Schweinle, J., “Effectiveness and Economic Viability of Forest Certification: A Systematic Review”, Forests 13(5), 2022: 798, 10.3390/f13050798.
- Traldi, R., “Progress and pitfalls: A systematic review of the evidence for agricultural sustainability standards”, Ecological Indicators 125, 2021: 107490, 10.1016/j.ecolind.2021.107490 — tam metne erişilemedi, bu çalışmadan hiçbir sayı aktarılmadı.
- Matias, G., Cagnacci, F., Rosalino, L.M., “FSC forest certification effects on biodiversity: A global review and meta-analysis”, Science of the Total Environment 908, 2024: 168296, 10.1016/j.scitotenv.2023.168296 — özet okundu, gövde okunamadı; bu çalışmadan hiçbir sayı aktarılmadı.
- Schroeder, D. ve ark., “The Rooibos Benefit Sharing Agreement — Breaking New Ground with Respect, Honesty, Fairness, and Care”, Cambridge Quarterly of Healthcare Ethics 29(2), 2020: 285-301, 10.1017/S0963180119001075 — tam metne erişilemedi.
- Ives, S., Wynberg, R., Dutfield, G., “Rooibos settlement omits other marginalized people”, Nature 577(7790), 16 Ocak 2020: 318, 10.1038/d41586-020-00056-x.
- Wynberg, R., “Biopiracy: Crying wolf or a lever for equity and conservation?”, Research Policy 52(2), 2023: 104674, 10.1016/j.respol.2022.104674 — künye teyitlidir, tam metne erişilemediği için bulguları aktarılmadı.
- Jefferson, D.J., Robinson, D.F., “Biopiracy and beauty brands? Patent trends of cosmetics and skin care companies”, The Journal of World Intellectual Property 28(2), 2025: 640-664, 10.1111/jwip.12348 — künye ve özet teyitlidir, incelenen tür listesi okunamadı.
- Chen, J., “There’s No Such Thing as Biopiracy… and It’s a Good Thing Too”, McGeorge Law Review 37(1), 2006: 1 — künyesi yalnızca kayda geçirildi, bulguları gövdede kullanılmadı.
- Nomani, Z.M., “Divya Pharmacy v. Union of India — High Court of Uttarakhand, India; 2018 SCC Online Utt. 1035”, Biotechnology Law Report 39(2), 2020: 122-128, 10.1089/blr.2020.29161.zmn.
- Larsen, H.O., Smith, P.D., “Stakeholder Perspectives on Commercial Medicinal Plant Collection in Nepal”, Mountain Research and Development 24(2), 2004: 141-148, 10.1659/0276-4741(2004)024[0141:SPOCMP]2.0.CO;2.
- Timmermann, L., Smith-Hall, C., “Commercial Medicinal Plant Collection Is Transforming High-altitude Livelihoods in the Himalayas”, Mountain Research and Development 39(3), 2019: R13-R21, 10.1659/MRD-JOURNAL-D-18-00103.1.
- Johnson, P.W., “La chaîne de valeur des huiles essentielles d’ylang ylang des Comores, entre crises et développement durable”, Carnets de recherches de l’océan Indien 9, 2023, 10.61736/carnets-oi_0906 — katma değer dağılımı tabloları metin olarak okunamadığı için o tablolardan hiçbir pay yüzdesi aktarılmadı.
- Oyebode, O., Kandala, N.-B., Chilton, P.J., Lilford, R.J., “Use of traditional medicine in middle-income countries: a WHO-SAGE study”, Health Policy and Planning 31(8), 2016: 984-991 — künyesi yalnızca kayda geçirildi, bulguları gövdede kullanılmadı.
- Zhang, T. ve ark., “Chemical Variation and Environmental Influence on Essential Oil of Cinnamomum camphora”, Molecules 28(3), 2023: 973, 10.3390/molecules28030973.
- D’Arrigo, P., Rossato, L.A.M., Strini, A., Serra, S., “From Waste to Value: Recent Insights into Producing Vanillin from Lignin”, Molecules 29(2), 2024: 442, 10.3390/molecules29020442; ayrıca vanilin biyosentezine ilişkin iki derleme, Europe PMC kayıtları PMC10908958 ve PMC8113833.
- Gallage, N.J., Møller, B.L., “Vanillin — Bioconversion and Bioengineering of the Most Popular Plant Flavor and Its De Novo Biosynthesis in the Vanilla Orchid”, Molecular Plant 8, 2015: 40-57 — tam metne erişilemedi, ilgili kayıt (b).
- Kelkar, V.M., Geils, B.W., Becker, D.R., Overby, S.T., Neary, D.G. (USDA Forest Service, Rocky Mountain Research Station), “How to recover more value from small pine trees: Essential oils and resins”, Biomass and Bioenergy 30, 2006: 316-320, 10.1016/j.biombioe.2005.07.009.
- Adams, R.P., “Investigation of Juniperus Species of the United States for New Sources of Cedarwood Oil”, Economic Botany 41(1), 1987: 48-54 — tam metne erişilemedi (d), verim sayıları gövdede verilmedi.
- Barbieri, C., Borsotto, P., “Essential Oils: Market and Legislation”, içinde Potential of Essential Oils, ed. H.A. El-Shemy, IntechOpen, 2018, 10.5772/intechopen.77725 — yayıncının hakem süreci literatürde tartışmalı olduğu için derleme hakemli bir ikincil kaynak sayılmadı; künyesi yalnızca kayda geçirildi, bulguları gövdede kullanılmadı.
- Tam metnine erişilemeyen koku kimyası ve yaşam döngüsü çalışmaları: Elterlein, F. ve ark., “Sniffing Out the Sustainable Future: The Renewability Revolution in Fragrance Chemistry”, Chemistry — A European Journal 30(19), 2024: e202400006, 10.1002/chem.202400006 (yalnızca özet); “Biocatalytic approaches for a more sustainable synthesis of sandalwood fragrances”, Green Chemistry 26(10), 2024: 6150; “Lavender- and lavandin-distilled straws…”, Biotechnology for Biofuels, 2018, 10.1186/s13068-018-1218-5; “Citrus Waste Valorisation Processes from an Environmental Sustainability Perspective…”, AgriEngineering 7(10), 2025: 335; “Vanillin derived from lignin liquefaction: a sustainability evaluation”, International Journal of Life Cycle Assessment, 10.1007/s11367-017-1401-0.
- Düzce Üniversitesi Süs ve Tıbbi Bitkiler Botanik Bahçesi Dergisi, “‘Devlet Ormanı’ Sayılan Yerlerde Tıbbi ve Aromatik Bitki ve Odun Dışı Orman Ürünleri Tarımının Sorunları”, makale no 1402881 — erişilemedi (d).
Hakemli olmayan iki sektör yayını ile patent, temyiz ve yargı kayıtları ayrı tutuldu:
- Bajgrowicz, J., Gaillard, A., “Perfumer’s notes: Javanol — Fragrance creation with sandalwood oil substitutes”, Perfumer & Flavorist 32, Ocak 2007: 32-36 — hakemli bir yayın değildir; molekülün üreticisinde çalışan iki yazarın parfümör notudur.
- Nageswara-Rao, M., Padmini, S., Ganeshaiah, K.N., Uma Shaanker, R., Soneji, J.R., “Indian Sandalwood Crisis”, Perfumer & Flavorist 33(10), Ekim 2008: 38-45 — hakemli bir dergi değildir.
- US Patent 5.401.504 ve yeniden inceleme belgesi US5401504B1, 21 Nisan 1998; Avrupa Patent Ofisi Temyiz Kurulu kararı T 0416/01, 8 Mart 2005 (EP 0436257, başvuru EP90250319) ile EP 0436257 B1 künye verileri, veriliş 14 Eylül 1994; Divya Pharmacy v. Union of India, High Court of Uttarakhand, WP (M/S) No. 3437 of 2016, 21 Aralık 2018.
- Bir kimya üreticisinin basın bülteni: BASF, P-23-129, 7 Mart 2023; gövdede şirket adı kullanılmadı, künye belgeyi tanımlamak için burada verildi.
Sözlük ve veri tabanları
- Türk Dil Kurumu, Güncel Türkçe Sözlük; anılan maddeler: sürdürülebilir (madde no 95533), sürdürülebilirlik (95535), biyoçeşitlilik (82095), endemik (25099), sığla (62343), günlük ağacı, uçucu yağ (97551), kekik, defne. Sözlükte “günlük ağacı” maddesinin karşılığı Liquidambar orientalis’tir; tütsü reçinesi veren Boswellia cinsi bu yüzden hiçbir yerde o Türkçe adla anılmadı. “Sığla yağı” maddesi kullanılmamıştır.
- GBIF taksonomik omurgası ve GBIF’in barındırdığı IUCN Kırmızı Liste veri kümesi sorguları; kabul edilen ad ile sinonim ayrımları bu omurgadan okundu.
- UN Comtrade public preview arayüzü: raportör 792 (Türkiye); emtia kodları 0910, 1211, 1302, 3301; dönem 2023, 2024, 2025; ithalat ve ihracat; partner 0 (dünya). Kayıtlar toplulaştırılmış ve raporlanmamış olarak işaretlidir, ithalat CIF ve ihracat FOB değerlidir; bu seri Türkiye İstatistik Kurumu kaynağı olarak anılmaz.
- Species+ ve UNEP-WCMC CITES kontrol listesi: bir taksonun ek kaydı için en doğrudan kanaldır, arayüz oturum ya da anahtar istediği için kullanılamadı ve listeleme tarihleri bu nedenle verilmedi. Kanalın kendi ad eşleşmesi tuzağı da vardır: aynı ağaç iki kurumda tek harf farkıyla iki ayrı adla tutulduğunda kayıt boş görünebiliyor.
- Künye ve özet doğrulama kanalları: Crossref, Europe PMC, Semantic Scholar. Birlik mevzuatının özgün metinleri için Avrupa Birliği Yayın Dairesi’nin makine okunur erişim ucu; patent künyeleri için Google Patents.
Erişilemeyen kaynaklar
Aşağıda yalnızca gerçekten açılamayan metinler var. Gövdede madde madde alıntılanan belgeler bu listede yer almaz: Birlik erişim ve fayda paylaşımı tüzüklerinin ve kapsam kılavuzunun özgün metinleri, 22860 ve 21316 sayılı Resmî Gazete nüshaları, ormansızlaşma tüzüğünün konsolide metinleri, 302 sayılı Tebliğ ile 6831 ve 2873 sayılı Kanunlar birinci elden okundu.
- Sözleşme sekretaryasının kendi alan adının tamamı — eklerin yürürlükteki Mart 2026 sürümü, 2026/005 sayılı Taraflara Bildirim, ulusal ihracat kotaları sayfası, taraf listesi, tür sayıları, Resolution Conf. 13.7’nin CoP16 sonrası revizyonları, üç listeleme önerisi, kereste kılavuzu ve geçim konulu bilgi notu: site bir bot doğrulama katmanının arkasındadır ve denenen her yol HTTP 403 döndü.
- Kırmızı Liste tür sayfalarının bir bölümü — Santalum spicatum, Cedrus atlantica, Cinnamomum camphora, Litsea cubeba, Pinus sylvestris ve Mentha spicata sayfaları açılmadı, kurumun uygulama arayüzü geçerli bir anahtar istedi ve istatistik sayfasındaki etkileşimli tablolar yüklenmedi.
- Ücretli standart metinleri — ISO 16128-1:2016’nın ekleri, ISO 16128-2:2017’nin tamamı ve ISO/TR 23750:2021’in doğal köken indeksi bölümü satın alma gerektirir, elde olan nüshalar önizlemedir; aynı kümede bir adil ticaret bitki ürün standardının ilgili sürümleri, yabani toplamaya özgü şemanın denetim kontrol listesi ile 2025 etki raporunun kendi dosyası ve bir üyelik kuruluşunun şema sayfası da indirme bağlantısı çözümlenemediği ya da HTTP 403/404 döndüğü için okunamadı.
- İlgili yaşam döngüsü makaleleri — biberiye uçucu yağı ve bir süs bitkisi tedarik zinciri analizleri, ligninden vanilin değerlendirmesi ve narenciye atığı derlemesi yayıncı tarafında HTTP 403 döndü ya da kimlik doğrulamaya yöneltti; sonuç açıkça yazılmalı: 1 kg uçucu yağ için hiçbir enerji ya da sera gazı sayısı birinci elden doğrulanamadı (d).
- Bir reklam kılavuzunun birincil nüshası — çevreye ilişkin beyanlar içeren reklamlara dair kılavuzun kendi dosyası denenen üç resmî adreste de HTTP 404 döndü, yalnızca dayanağı olan ilke kararı bir özdenetim kuruluşunun duyurusundan teyit edilebildi (b).
- Tütsü reçinesi cinsine ilişkin yönetici raporu — künyede hiçbir erişim yolu verilmemiştir ve dört ayrı yoldan arandığında kurum adresleri, ilgili devlet dairesinin sayfası ve sekretarya sitesi bağlantı kurulamadı ya da HTTP 403/404 döndü.
- Hakemli makalelerin tam metinleri — tütsü reçinesi üretimine ilişkin iki çalışma, sertifikasyon etkisine dair iki sistematik derleme, fayda paylaşımına ilişkin dört makale, sedir yağı verim çalışması ve sandal kimyası derlemesi yayıncı tarafında HTTP 403 ya da kimlik doğrulama döndü, yalnızca özetler okunabildi.
- Metin katmanı olmayan resmî nüshalar — 24623 sayılı Resmî Gazete nüshası, 2025/32 sayılı Tebliğ’in Ek-1 tablosu ve iki kurul kararının dosyaları taranmış görüntüdür, metin çıkarımı sıfır karakter verdi ve ortamda optik karakter tanıma aracı yoktu.
- Kurumsal veri ve politika belgeleri — 2024-2025 odun dışı ürün üretim tabloları, bir koruma alanının ilan belgesi ve sit kararı, dinamik dış ticaret sorgusu, Avrupa Patent Ofisi sicil kayıtları, Avrupa kimyasal maddeler kurumunun madde bilgisi, koku bileşeni güvenlik değerlendirmeleri, gıda ve tarım örgütünün istatistik servisi, Komisyon’un Mayıs 2026 tarihli gözden geçirme raporu ile tüzüğün koleksiyon ve en iyi uygulama kayıtlarının tümü HTTP 401/403/404 döndü ya da yetkilendirme istedi.
- Bir fayda paylaşımı anlaşmasının metni ile takas merkezinin uyum belgesi sorgusu — metin bulunamadı, sorgu sıfır kayıt döndürdü, bu yüzden oran ve tarih yazılmadı.
Kaynak: Bu başlıktaki her kayıt, ilgili belgenin yukarıdaki künyesiyle birlikte okunmalıdır; bir metnin burada anılması içeriğinin yanlış olduğunu değil, bu yazıda doğrulanamadığını gösterir.
Breva'nın beş aromasını bir arada keşfet: Breva Çeşitlilik Paketi — 5'li Karma Set