Koku Alma Duyusu Nasıl Çalışır? Burundan Beyne Yolculuk
Bir bardak çayı burnuna götürdüğünde ya da bir kutuyu açıp içindeki eski kâğıdın kokusunu aldığında, saniyenin çok altında bir süre içinde beyninde bir dizi şey oluyor. Bu yazı tam olarak o zinciri anlatıyor.
Koku alma duyusu nasıl çalışır sorusunun cevabı Türkçe internette dağınık duruyor: bir kısmı ders kitabı özetlerinde, bir kısmı hastane sayfalarında, bir kısmı parfüm bloglarında. Burada hepsini tek sayfada, sağlıklı bir burnu anlatan sakin bir dille topluyoruz — moleküllerden reseptörlere, koku soğancığından hafızaya kadar.
Baştan bir not: Breva bir kozmetik ve aromaterapi ürünüdür, ilaç değildir. Anlatacağımız şey de bir ürün değil, insanın kendi koku duyusu. Ürün yalnızca tek bir bölümde geçiyor; bir de yazının sonunda, koku kaybıyla hiçbir ilgisi olmadığını belirtmek için.
Bu yazıda ne var?
Kısa cevap · Koklamanın kendisi · Yolun tamamı · Kaç reseptörümüz var? · Kombinatoryal kod · Kaç kokuyu ayırt edebiliriz? · Talamus meselesi · İki kapı: ortonazal ve retronazal · Kokuya neden alışırız? · Nazal siklus · Günlük hayatta koku · Ömür boyu yenilenen hücreler · Kokular neden anı hatırlatır? · Burnun ucunda · Bir değişiklik fark edersen · Sık sorulan sorular · Kapanış
Koku alma duyusu nasıl çalışır? Kısa cevap
Havada uçuşan uçucu moleküller nefesle burun boşluğuna girer ve boşluğun tavanındaki küçük bir alana, koku epiteline ulaşır. Buradaki koku reseptör nöronlarının kirpiklerinde reseptör proteinleri vardır; molekül uygun reseptöre bağlandığında nöron uyarılır.
Uyarılan nöronun uzantısı, kafatasının tabanındaki delikli bir kemik levhadan geçerek doğrudan beyne, koku soğanına (koku soğancığı ya da koku alma soğanı; Latincesi bulbus olfactorius, klinikte olfaktör bulbus) girer. Sinyal oradan piriform kortekse, amigdalaya ve entorinal kortekse; entorinal korteks üzerinden de hipokampusa taşınır. Yani koku, birçok duyunun aksine, işlenmeye limbik bölgenin tam ortasında başlar.
Zincirin tamamı bu kadar kısa. Aşağıda her halkasını tek tek açıyoruz.
Koku molekülü burna girdikten sonra: koklamanın kendisi
İnsanların çoğu koku almayı pasif bir şey sanır: hava girer, koku gelir. Oysa işin başında aktif bir hareket vardır.
Koku alanı burun boşluğunun tavanında, yukarıda ve arkada durur — burun deliğinin hemen içinde değil. Sakin, düzenli nefes alıp verirken havanın büyük kısmı bu alana uğramadan aşağıdaki geniş yoldan geçip gider. Kokuyu asıl oraya taşıyan şey, farkında olmadan yaptığın o kısa ve hızlı nefestir: koklamak.
Bu yüzden bir kokuyu daha iyi almak istediğinde içgüdüsel olarak yaptığın şey nefes almak değil, koklamak olur — kısa, hafif, arka arkaya birkaç koklama. Görmek için gözlerini oynatman gibi, koklamak da koku duyusunun kendi küçük hareketidir.
Nefes almak havayı akciğerine taşır. Koklamak havayı koku alanına taşır. İkisi aynı şey değil ve bu ayrım, koku duyusuyla ilgili yanlış anlaşılan çoğu şeyin başlangıcı.
Reseptörden koku soğancığına: yolun tamamı
Şimdi zinciri sırayla ve adlarıyla kuralım. Aşağıdaki şema, bir koku molekülünün burnundan beynine kadar izlediği yolu gösteriyor.
Dikkat edilecek nokta şu: koku reseptör nöronunun uzantısı beyne doğrudan gider — reseptör hücresiyle koku soğanı arasında aktarma yapan başka bir hücre yoktur. Vücutta dış dünyaya bu kadar açık duran ve beyne bu kadar kısa bir yolla bağlanan başka bir sinir hücresi grubu neredeyse yoktur.
Kaç koku reseptörümüz var? (ve 2004 Nobel'i)
İnsan genomunda toplam yaklaşık 800 koku reseptörü geni bulunuyor. Bunların yaklaşık 400'ü işlevsel; geri kalan yaklaşık 400'ü ise işlevini yitirmiş, "psödogen" denen gen kalıntıları. Genom analizinde bulunan tam sayılar 388 işlevsel gen ve 414 psödogen.
Bu, insan genomundaki en büyük gen ailesi. Tek bir duyu için ayrılmış bu kadar geniş bir genetik alan, koku duyusunun evrimsel ağırlığı hakkında tek başına fikir veriyor.
Bu reseptörlerin varlığını 1991'de yayımladıkları çığır açıcı makaleyle Linda B. Buck ve Richard Axel gösterdi. 2004 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü ikisine ortaklaşa, "koku reseptörlerine ve koku sisteminin organizasyonuna ilişkin keşifleri nedeniyle" verildi. Sık yapılan bir hata, keşfin 2004'te yapıldığını sanmak: keşif 1991'e ait, ödül 2004'te geldi.
Kokular nasıl kodlanır: kombinatoryal kod
Buradan çıkan en sezgi dışı sonuç şu: bir reseptör bir kokuya karşılık gelmiyor.
Bir koku reseptörü birden çok koku molekülünü tanıyabilir; bir koku molekülü de birden çok reseptör tarafından tanınır. Kokuları birbirinden ayıran şey, uyarılan reseptörlerin oluşturduğu kombinasyon. Buna kombinatoryal kodlama deniyor ve bu sayede yaklaşık 400 işlevsel reseptör tipiyle çok daha fazla sayıda koku ayırt edilebiliyor.
Alfabeye benzetmek mümkün: 29 harfle sayısız kelime yazılabilmesinin nedeni harflerin çokluğu değil, dizilişlerin çokluğudur.
Yanlış model
Her koku için ayrı bir reseptör vardır; nane reseptörü naneyi, limon reseptörü limonu tanır.
Doğru model
Her koku, birçok reseptörü farklı ölçülerde uyarır. Beyin bu örüntüyü bir bütün olarak okur.
Burnumuz kaç farklı kokuyu ayırt edebilir?
Bu sorunun dürüst cevabı rahatsız edici derecede kısa: bilinmiyor.
2014'te Science'ta yayımlanan bir çalışma, insanların bir trilyondan fazla koku uyaranını ayırt edebileceğini öne sürmüştü ve bu sayı hızla her yere yayıldı. 2015'te eLife'ta yayımlanan iki bağımsız eleştiri ise sayının çıkarıldığı matematiksel yöntemin hatalı olduğunu gösterdi: kullanılan formül bir alt sınır değil üst sınır veriyordu ve küçük yöntem değişiklikleriyle sonuç onlarca büyüklük mertebesi oynayabiliyordu.
İnternette sık rastlanan "insan 10.000 kokuyu ayırt edebilir" cümlesinin de sağlam bir dayanağı yok; yaygın olması onu doğru yapmıyor. Bugün elimizdeki en dürüst ifade, insanın çok sayıda kokuyu ayırt edebildiği ama bu sayının ölçülmemiş olduğu.
Bu yazıda buna benzer birkaç yerde "bilinmiyor" diyeceğiz. Bir konuda kesin sayı vermek, o sayının doğru olmasından daha kolaydır.
Koku, talamusa uğramayan tek duyu mu?
Sık tekrarlanan bir cümle: "Koku, talamusu atlayan tek duyudur." Bu cümle yarı doğru; atlanan yarısı onu yanlış yapıyor.
Doğru olan kısım: görme, işitme ve dokunma sinyalleri birincil kortekslerine ulaşmadan önce talamusta bir aktarma istasyonundan geçerken, koku sinyali birincil koku korteksine bu şekilde aktarılmaz. Bu anlamda koku gerçekten farklıdır.
Atlanan kısım: talamus koku sisteminin tamamen dışında değildir. Piriform korteksten mediodorsal talamik çekirdeğe, oradan da orbitofrontal kortekse uzanan ikincil bir yol vardır. İnsan görüntüleme çalışmaları, kişi bir kokuya bilinçli olarak dikkat yönelttiğinde bu talamokortikal bağlantının güçlendiğini gösterdi.
Yani doğru ifade şu: kokuda talamus birincil aktarma istasyonu değildir, ama kokunun bilinçli olarak fark edilmesinde ve ona dikkat yöneltilmesinde rol oynar.
Ortonazal ve retronazal koku: aynı sistemin iki kapısı
Koku alanına iki ayrı yönden hava gelir. Biri bildiğin yön: burun deliklerinden içeri, dışarıdaki dünyadan. Buna ortonazal koku alma deniyor.
Diğeri ters yönden: ağzındaki yiyecekten çıkan uçucu moleküller, çiğnerken ve yutkunurken ağzın arkasından yukarı, geniz yoluyla aynı koku alanına ulaşır. Buna retronazal koku alma deniyor.
Bunun gündelik sonucu şu: lezzet dediğimiz şeyin büyük kısmı aslında koku. Dil tatlı, tuzlu, ekşi, acı ve umamiyi bildirir; bir çorbanın "tarçınlı" ya da bir kahvenin "fındıksı" oluşunu bildiren şey burundur. Bu yüzden burun tıkalıyken yemekler tatsız değil, düz gelir — tuzu hâlâ alırsın, karakteri alamazsın.
Kokuya neden alışırız? Koku körlüğü ve koku adaptasyonu
Eve girdiğinde evinin bir kokusu olduğunu fark etmezsin; başkasının evine girdiğinde hemen fark edersin. Kendi parfümünü sabah sıkarsın, öğlen artık almazsın — yanındaki kişi almaya devam eder.
Buna koku adaptasyonu (halk dilinde koku körlüğü) deniyor ve bir arıza değil, tasarımın kendisi. Sabit yoğunluktaki bir kokuya kesintisiz maruz kaldığında, algıladığın koku şiddeti üstel biçimde azalır. Psikofizik ölçümlerde bu azalma yaklaşık 4 dakika içinde bir platoya oturuyor ve algılanan şiddet başlangıçtakinin kabaca %25-40'ı düzeyine iniyor.
Buradaki ayrıntı önemli: koku çoğu zaman tümüyle kaybolmaz, belirgin biçimde zayıflar. 15 dakikalık sürekli uyarımdan sonra bile deneklerin bir kısmında koku duyumunun tamamen yok olmadığı bildirilmiş. Adaptasyonun hızı da kokunun cinsinden çok yoğunluğuna bağlı: koku ne kadar yoğunsa uyum o kadar yavaş gelişiyor.
Bunun mantığı, sinyal-gürültü ayıklaması. Değişmeyen bir koku yeni bilgi taşımaz; sistem onu arka plana atıp değişimi yakalamaya odaklanır. Burnun sana ortamı değil, ortamdaki değişikliği bildiriyor.
Bunun günlük karşılığı şu: bir kokuyu artık almıyor olman, kokunun ortadan kalktığı anlamına gelmez. Koku hâlâ oradadır; değişen şey senin sistemindir. Uyaran bir süre ortadan kalktığında sistem duyarlılığını yeniden kazanır.
Nazal siklus: her an bir burun deliği önde
İki burun deliğin aynı anda aynı miktarda hava taşımıyor. Gün boyunca burun içindeki dokular dönüşümlü olarak bir tarafta biraz şişip diğer tarafta biraz açılıyor; hava akışının büyük kısmını bir süre bir delik, sonra diğeri üstleniyor. Buna nazal siklus deniyor ve sağlıklı bir burunda normal bir durum.
Genelde fark edilmez; iki taraf arasındaki bu değişim, gündelik nefes alışını bozacak kadar büyük değildir. Ama bir kokuyu iki burun deliğinle sırayla kokladığında ikisinin biraz farklı geldiğini hissedebilirsin. Bu bir tuhaflık değil; sadece o an hangi tarafın önde olduğuyla ilgili.
Günlük hayatta koku
Koku duyusunu buraya kadar biraz laboratuvar konusu gibi anlattık. Oysa çoğu insan onu gün içinde, hiç düşünmeden fark eder: sabah demlenen kahve, yağmurdan sonraki asfalt, kışın açılan bir dolabın kokusu, kalabalıkta yanından geçen tanıdık bir parfüm. Buraya kadar anlatılan hiçbir şey bir ürün iddiası değildi; bu bölüm, sitenin geri kalanıyla bağlantı kurduğumuz tek yer.
Breva, mentol kristalleri ve esansiyel yağlardan hazırlanmış, yanında taşınabilen bir nazal stiktir; kapağı açılıp buruna yaklaştırılarak koklanır. Kokusu hoş ve ferahlatıcıdır — iddiası bu kadardır.
Nasıl kullanıldığını kullanım rehberinde, hangi aromanın hangi ana denk geldiğini aroma rehberinde, beş karışımın içeriğini de içindekiler yazısında anlattık. Günlük düzen içinde nasıl bir işaret olarak kullanıldığını işe dönüş ve spora dönüş yazılarında, çantada nasıl taşındığını da yolculuk rehberinde bulabilirsin.
Koku hücreleri ömür boyu yenilenir
Koku reseptör nöronları sinir sisteminde sıra dışı bir konumda: dış dünyaya doğrudan açıklar. Soluduğun her şeye — toza, dumana, kimyasallara, mikroplara — birebir maruz kalırlar. Bu kadar açıkta duran hücreler yıpranır.
Sistem bunu, o hücreleri ömür boyu yenileyerek çözüyor. Epitelin tabanındaki kök hücrelerden yeni reseptör nöronları üretilir ve bu yeni nöronlar beyne kendi bağlantılarını uzatır. Sinir sisteminin çoğu yerinde görülmeyen bir şey.
Ne kadar sürede? Burada da net bir sayı vermek doğru olmaz. Kemirgenlerde klasik tahmin 30-40 gündü; daha yeni çalışmalar bu ömrün 90 güne, hatta bir yıla uzayabildiğini ve yaşlanmayla yenilenme hızının düştüğünü gösteriyor. İnsanda net bir yenilenme süresi ölçülmüş değil. "Koku hücreleri her 30 günde bir tamamen yenilenir" gibi cümlelere temkinli yaklaş.
Kokular neden anıları hatırlatır? Proust etkisi
Bir kokunun aniden çok eski bir anıyı açması, edebiyattan bilime geçmiş nadir gözlemlerden biri. Marcel Proust'un çaya batırılmış kurabiyesinden ötürü buna Proust etkisi deniyor. Peki ölçüldüğünde ne çıkıyor?
Çalışmalar, aynı anının kokuyla hatırlanmasıyla o kokunun adı ya da fotoğrafıyla hatırlanmasını doğrudan karşılaştırdı. Sonuçlar şöyle:
| Ölçülen | Bulgu |
|---|---|
| Duygusallık | Kokuyla hatırlanan otobiyografik anılar, katılımcılar tarafından belirgin biçimde daha duygusal olarak değerlendirildi. |
| "O ana dönme" hissi | Kokuyla tetiklenen anılarda insanlar, kelime veya görselle tetiklenen anılara kıyasla o ana geri dönme hissini daha güçlü bildirdi. |
| Anının ne sıklıkta düşünüldüğü | Koku ipucuyla gelen anılar, daha önce daha az düşünülmüş anılardı — yani uzun süredir akla gelmemiş olanlar. |
| Anının yaşı | Kelime ipuçlarıyla sorulduğunda anılar yaklaşık 11-25 yaş aralığında yoğunlaşır. Aynı kişilere ipucu olarak koku verildiğinde yoğunlaşma yaşamın ilk on yılına, kabaca 6-10 yaşa kayar. |
| Doğruluk | Fark bulunmadı. Kokuyla gelen anılar daha duygusaldı; daha doğru değildi. |
Son satır önemli. Koku ipucuyla anlatılan anıların içerdiği ayrıntı miktarı sözel ve görsel ipuçlarına göre daha fazla bulundu — ama burada ölçülen şey kişinin anlattığı ayrıntı miktarıdır; anlatılanların gerçekte doğru olup olmadığı sınanmamıştır. "Daha ayrıntılı anlatım" ile "daha doğru anı" aynı şey değil.
İkinci bir fren: her koku bir anı açmaz. 130 genç yetişkine 64 farklı koku sunulan bir çalışmada, kokuların yalnızca sınırlı bir bölümü kendiliğinden nitelikli bir otobiyografik anı tetikledi; çoğu durumda insanlar önce kokuyu adlandırmaya çalıştı ya da belirsiz çağrışımlar bildirdi. Koku-anı bağlantısı gerçek, ama her kokuda ve herkeste ortaya çıkmıyor.
Koku ile anı arasındaki bağ insan belleğinin genel bir özelliğidir; bir ürünün ya da uygulamanın sonucu değildir.
Bu bağın anatomik komşuluğu yukarıdaki şemada zaten görünüyordu: birincil koku korteksi amigdala ile iç içedir, hipokampusa ise entorinal korteks üzerinden bağlanır. Ama dikkat — anatomi tek başına "koku en güçlü duyudur" gibi bir sonucu doğrulamaz. Komşuluk bir ipucudur, kanıt değil.
Bir kokuyu tanıyıp adını bulamamak: "burnun ucunda"
Bir kokuyu alıp "bunu biliyorum, bu şey işte…" deyip adını bir türlü bulamamak yaygın bir durum ve psikoloji literatüründe adı var: "burnun ucunda" (tip-of-the-nose) hâli.
1977'de yapılan klasik çalışma, bu durumdaki katılımcıların kokunun niteliği hakkında bilgi verebildiğini — tatlı mı, keskin mi, yenir bir şey mi — ama adı hakkında hiçbir kısmi bilgiye ulaşamadığını gösterdi. Bu, "dilimin ucunda" hâlinden farklı: orada kelimenin ilk harfini ya da hece sayısını bilirsin. Kokuda öyle bir kısmi erişim yok. İpucu verildiğinde ise doğru ad çoğu zaman bulunabiliyordu.
Ama buradan çıkarılan yaygın sonuç yanlış: "insanlar kokuları adlandıramaz" evrensel bir insan sınırı değil. İngilizce konuşan katılımcılarla yapılan çalışmalarda tanıdık kokuların ancak yaklaşık yarısı doğru adlandırılabiliyor — oysa Malay Yarımadası'ndaki Jahai konuşurları kokuları renkler kadar kolay adlandırıyor. Zorluk büyük ölçüde dilde ve kültürde, burunda değil.
Koku alma duyunda bir değişiklik fark edersen
Koku alma duyusunun tamamen kaybı anosmi, kısmen azalması hiposmi olarak adlandırılır. Üst solunum yolu enfeksiyonları, burun ve sinüs sorunları, kafa travmaları, bazı ilaçlar ve nörolojik durumlar dahil pek çok nedeni olabilir.
Koku eğitimi (koku egzersizi) adı verilen uygulama, hekim değerlendirmesi ve yönlendirmesiyle yürütülen klinik bir yöntemdir.
Bu yazıda anlatılanların hiçbiri tanı ya da tedavi amacı taşımaz. Breva'nın koku kaybının değerlendirilmesinde veya giderilmesinde hiçbir rolü yoktur. Koku alma duyunda açıklayamadığın bir azalma ya da kayıp fark edersen, lütfen bir Kulak Burun Boğaz (KBB) hekimine başvur.
Sık sorulan sorular
Koku molekülü burna girdikten sonra ne olur?
Molekül, burun boşluğunun tavanındaki koku epiteline ulaşır ve koku reseptör nöronlarının kirpiklerindeki reseptör proteinlerine bağlanır. Uyarılan nöronun aksonu kribriform plaktan geçerek koku soğanına girer ve glomerül denen küresel yapılarda sonlanır. Sinyal oradan mitral ve tufted hücrelerle piriform kortekse, amigdalaya ve entorinal kortekse; entorinal korteks üzerinden hipokampusa taşınır.
Koku soğancığı nedir, ne işe yarar?
Koku soğancığı (bulbus olfactorius, koku alma soğanı), burun boşluğunun hemen üstünde yer alan ve koku reseptör nöronlarından gelen aksonların ilk ulaştığı beyin yapısıdır. Aynı tip reseptörden gelen lifler burada glomerül adı verilen küresel yapılarda toplanır; sinyal buradan mitral ve tufted hücrelerle koku korteksine iletilir.
Neden bir süre sonra kendi parfümümün kokusunu almıyorum?
Buna koku adaptasyonu deniyor. Sabit yoğunluktaki bir kokuya kesintisiz maruz kaldığında algılanan şiddet üstel biçimde azalır; ölçümlerde bu azalma yaklaşık 4 dakikada bir platoya oturur ve algılanan şiddet başlangıçtakinin kabaca %25-40'ı düzeyine iner. Koku genellikle tümüyle kaybolmaz, belirgin biçimde zayıflar. Yanındaki kişinin kokuyu almaya devam etmesinin nedeni de bu: adaptasyon sende gelişti, onda değil.
Kokular neden anıları ve duyguları güçlü şekilde canlandırır?
Yapılan karşılaştırmalı çalışmalarda, kokuyla hatırlanan otobiyografik anılar aynı anıların kelime ya da görselle hatırlanmasına kıyasla belirgin biçimde daha duygusal olarak değerlendirildi ve insanlar "o ana geri dönme" hissini daha güçlü bildirdi. Bunlar insan belleğinin genel özellikleridir; herhangi bir ürünün ya da uygulamanın sonucu değildir. Önemli bir sınır: bu anılar daha duygusal bulundu, daha doğru değil.
Kaç koku reseptörümüz var ve kaç kokuyu ayırt edebiliriz?
İnsan genomunda toplam yaklaşık 800 koku reseptörü geni var; bunların yaklaşık 400'ü işlevsel, yaklaşık 400'ü psödogen. Kaç kokuyu ayırt edebildiğimiz ise bilinmiyor: 2014'te öne sürülen "bir trilyon" sayısı, 2015'te yayımlanan iki bağımsız eleştiriyle yöntem hatası nedeniyle geçersiz kaldı. Yaygın olarak tekrarlanan "10.000 koku" sayısının da sağlam bir dayanağı yok.
Burnum tıkalıyken neden yemeklerin tadını alamıyorum?
Çünkü "lezzet" dediğimiz şeyin büyük kısmı tat değil, kokudur. Ağızdaki yiyecekten çıkan uçucu moleküller geniz yoluyla koku alanına ulaşır; buna retronazal koku alma denir. Bu yol kapandığında dil tatlı, tuzlu, ekşi, acı ve umamiyi bildirmeye devam eder ama yemeğin karakteri kaybolur — tatsız değil, düz gelir.
Koku gerçekten talamusa uğramadan mı beyne gider?
Kısmen. Koku, birincil korteksine talamus üzerinden aktarılmayan tek duyudur; bu anlamda diğer duyulardan farklıdır. Ancak talamus sistemin tamamen dışında değildir: piriform korteksten mediodorsal talamik çekirdeğe, oradan orbitofrontal kortekse uzanan ikincil bir yol vardır ve insan görüntüleme çalışmaları, kişi bir kokuya bilinçli olarak dikkat yönelttiğinde bu bağlantının güçlendiğini gösterdi.
Koku hücreleri gerçekten yenileniyor mu?
Evet. Koku reseptör nöronları dış dünyaya doğrudan maruz kaldıkları için yıpranır ve epitelin tabanındaki kök hücrelerden ömür boyu yenilenirler; bu, sinir sisteminin çoğu yerinde görülmeyen bir özelliktir. Ancak yenilenmenin ne kadar sürdüğü konusunda net bir sayı vermek doğru olmaz: kemirgenlerdeki klasik 30-40 günlük tahmin daha yeni çalışmalarda 90 güne, hatta bir yıla uzayabiliyor ve insanda net bir yenilenme süresi ölçülmüş değil.
Koku alma duyusu gün içinde değişir mi?
Bir miktar değişir. İki burun deliğinin taşıdığı hava miktarı gün boyunca dönüşümlü olarak değişir; buna nazal siklus deniyor ve sağlıklı bir burunda normal bir durumdur. Genelde fark edilmez, ama aynı kokuyu iki burun deliğinle sırayla kokladığında ikisi biraz farklı gelebilir. Buna bir de adaptasyon eklenir: bulunduğun ortamın kokusunu bir süre sonra çok daha zayıf alırsın, temiz havaya çıkıp döndüğünde yeniden fark edersin.
Kapanış
Zincirin tamamı tek nefeste şöyle: molekül havada, koklamayla burun boşluğunun tavanına, oradan reseptöre, aksonla kribriform plaktan geçip koku soğanına, glomerülden mitral hücreye, piriform kortekse ve komşuluğundaki amigdala ile hipokampusa. Yanında da ikinci bir hat: talamus üzerinden orbitofrontal kortekse, kokuyu bilinçli olarak fark ettiğin yere.
Bütün bunlardan geriye kalan asıl fikir belki de şu: burnun sana dünyayı olduğu gibi bildirmiyor. Sabit olanı arka plana atıyor, değişeni öne çıkarıyor, tanıdığı şeyi anıya bağlıyor ve adını bulamadığın bir kokuyu bile hiç tereddütsüz tanıyor. Çalışan bir burun pasif bir alıcı değil; sürekli eleme yapan bir editör.
Güvenli kullanım ve uyarılar
Breva bir kozmetik / aromaterapi ürünüdür. İlaç veya tıbbi cihaz değildir; hastalıkların teşhisinde, tedavisinde, önlenmesinde ya da herhangi bir vücut fonksiyonunun değiştirilmesinde kullanılmaz ve bu yönde bir etkisi bulunduğu iddia edilmez.
Kullanmadan önce doktoruna danış: hamilelik ve emzirme döneminde; 3 yaşın altındaki çocuklarda (bu yaş grubunda kullanılmaz); astım, kronik solunum yolu rahatsızlığı veya epilepsi tanısı olan kişilerde; düzenli ilaç kullanan kişilerde. Herhangi bir kronik rahatsızlığın varsa veya bir tedavi görüyorsan ürünü kullanmadan önce hekimine sor.
Kullanım şekli ve sınırları: Yalnızca haricen kullanım içindir. Kapağını açıp burnuna yaklaştırarak kokusunu koklaman yeterlidir. Burun deliğinin içine sokma, burun içine veya mukozaya sürme, derin nefesle içine çekmeye çalışma. Yutma. Göz ve çevresiyle temasından kaçın; temas ederse bol suyla yıka. Cilde sürme.
Hijyen: Kişisel kullanım ürünüdür, başkalarıyla paylaşma. Kullanmadığında kapağını kapalı tut. Çocukların göremeyeceği, erişemeyeceği yerlerde sakla. Doğrudan güneş ışığından ve yüksek sıcaklıktan uzak tut.
Kullanımı bırak ve gerekirse hekime başvur: baş dönmesi, baş ağrısı, mide bulantısı, ciltte veya gözde tahriş, nefes darlığı ya da herhangi bir rahatsızlık hissedersen kullanımı derhal sonlandır.
Koku alma duyunla ilgili bir sorun fark edersen: Koku alma duyunda açıklayamadığın bir azalma veya kayıp varsa, bu bir sağlık durumunun belirtisi olabilir. Lütfen bir Kulak Burun Boğaz (KBB) hekimine başvur. Breva'nın koku kaybının değerlendirilmesinde veya giderilmesinde hiçbir rolü yoktur.
Kaynaklar: Purves ve ark., Neuroscience (NCBI Bookshelf NBK10896, NBK11071) · Niimura & Nei, PNAS 100(21):12235-12240 (2003) · NobelPrize.org, 2004 Fizyoloji veya Tıp Ödülü · Malnic, Hirono, Sato & Buck, Cell 96:713-723 (1999) · Bushdid ve ark., Science 343:1370-1372 (2014); Meister, eLife 4 (2015); Gerkin & Castro, eLife 4 (2015) · Courtiol & Wilson, Front Neural Circuits 9 (2015); Plailly ve ark., J Neurosci 28:5257-5267 (2008) · Cometto-Muñiz & Cain, "Olfactory Adaptation", Handbook of Olfaction and Gustation (1995) · Brann & Firestein, Front Neurosci 8:182 (2014) · Herz & Schooler, Am J Psychol 115(1):21-32 (2002) · Willander & Larsson, Psychon Bull Rev 13(2):240-244 (2006) · Chu & Downes, Cognition 75:B41-B50 (2000); Mem Cognit 30(4):511-518 (2002) · Lopis, Valentin & Manetta, Acta Psychol 236:103932 (2023) · Lawless & Engen, J Exp Psychol Hum Learn Mem 3(1):52-59 (1977) · Cain, Science 203:467-470 (1979) · Majid & Burenhult, Cognition 130(2):266-270 (2014).